KÜLTÜR SANAT
12. Uluslararası İstanbulensis Şiir Festivali başladı 07 Mayıs 2026 Perşembe - 12:18:51 Sultanbeyli Belediyesi tarafından bu yıl 12’ncisi düzenlenen Uluslararası İstanbulensis Şiir Festivali, Aydos Kalesi’nde gerçekleştirilen açılış programıyla başladı. Özellikle çocukların, gençlerin şiirle, sanatla, edebiyatla hemhal olmasını önemsediklerini belirten Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, "Şiir Festivalimiz kapsamında bugüne kadar 60 farklı ülkeden 130 yabancı şairi, Türkiye’den ise 170 şairimizi Sultanbeyli’mizde misafir ettik. Bu yıl da yerli ve yabancı olmak üzere 30’un üzerinde şairimize ev sahipliği yapıyoruz" dedi. 12. Uluslararası İstanbulensis Şiir Festivali’nin açılış programı, Sultanbeyli’nin tarihî ve kültürel miraslarından Aydos Kalesi’nde gerçekleştirildi. Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş’ın ev sahipliğinde düzenlenen programa; İstanbul Vali Yardımcısı Okan Leblebicier, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin, şairler, yazarlar ve çok sayıda şiirsever katıldı. 8 Mayıs’a kadar sürecek festival kapsamında şiir konserleri, söyleşiler ve konserler düzenlenecek. "Yerli ve yabancı şairler katılıyor" İstanbulensis Şiir Festivali’yle şairlerin buluşma adresi olduklarını belirten Tombaş, "Şiirin birleştiren, yakınlaştıran ve insanın kalbine dokunan güçlü bir dili olduğuna inanıyoruz. Sultanbeyli’den yükselen bu sesin; dostluğa, kardeşliğe ve ortak insanlık duygusuna katkı sunmasını önemsiyoruz. Şiir Festivalimiz her yıl daha yoğun, daha kapsayıcı bir şekilde devam ediyor. Bugüne kadar 60 farklı ülkeden 130 yabancı şairi, Türkiye’den ise 170 şairimizi Sultanbeyli’mizde misafir ettik. Bu yıl da yerli ve yabancı olmak üzere 30’un üzerinde şairimize ev sahipliği yapıyoruz" dedi. 300’e yakın başvuru geldi Festivalimiz kapsamında bir şiir yarışması düzenlediklerini söyleyen Tombaş, "Ortaokul, lise ve yetişkin olmak üzere 3 farklı kategoride düzenlediğimiz yarışmaya 300’e yakın katılım oldu. Jüri heyetimiz zorlu bir değerlendirme sürecinin ardından kazananları belirledi. 7 Mayıs’ta ödüllerini takdim edeceğiz. Ayrıca yarışmaya sunulan tüm şiirleri bir kitapta topladık. Öğrencilerimize ve şiirseverlere hediye edeceğiz" ifadelerini kullandı. İstanbul Vali Yardımcısı Okan Leblebicier de festivalin kültür ve edebiyat hayatına sunduğu katkıya dikkat çekti. Şiirin, insan ruhunun inceliğini kelimelere döken özel bir sanat olduğunu ifade eden Leblebicier, programda okunan şiirlerde herkesin kendinden bir parça bulduğunu belirtti. Bu tür festivallerin şiire, edebiyata ve kültür hayatına önemli katkılar sunduğunu vurgulayan Leblebicier, İstanbulensis Şiir Festivali’nin önümüzdeki yıllarda da artarak devam etmesi temennisinde bulundu. Şairlerden festivale övgü Festivale Filistin’den katılan şair Semir Mahmud Atiye, Türkiye ile Filistin arasında güçlü bir kardeşlik bağı bulunduğunu belirterek, Sultanbeyli’de Filistinli şairleri temsil etmekten onur duyduğunu ifade etti. Tataristanlı şair Gülnaz Cihan, İstanbulensis Şiir Yarışması’nın çocuklar ve gençler için değerli bir fırsat olduğunu söyleyerek, gençlerin şairlerle aynı ortamda bulunmasının onlara ilham vereceğini dile getirdi. Şair-yazar Celal Fedai ise İstanbulensis Şiir Festivali’nin Sultanbeyli’den Anadolu’ya ve dünyaya yayılan güçlü bir kültür hareketine dönüştüğünü belirtti.
"Anadoludakiler: Kapıların Ardındaki Hazineler" Sergisi New York’ta açıldı
26 Eylül 2025 Cuma - 15:37 "Anadoludakiler: Kapıların Ardındaki Hazineler" Sergisi New York’ta açıldı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen "Anadoludakiler Projesi" kapsamında hazırlanan "Anadoludakiler: Kapıların Ardındaki Hazineler" sergisi, ABD’nin New York kentindeki Türkevi’nde ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Serginin açılışına Emine Erdoğan ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır katıldı. Açılışta Emine Erdoğan ve Bakan Kacır, sergiyi gezerek eserler hakkında bilgi aldı. Türkiye’nin dört bir yanından özenle seçilen geleneksel el sanatları ve kültürel miras ürünlerinin yer aldığı sergide Tokat Baskı, Adana’dan Sarı Pamuk, Denizli’den Buldan Kumaşı, Bayburt’tan Ehram Dokuma, Ankara’dan Sof Kumaşı, Bursa’dan İpek, Mersin’den Muz Lifi Ayakkabı, Samsun’dan Kenevir Kumaşı, Elazığ’dan Sekiz Köşe Kasket, Hatay’dan Cimem, Van’dan Kilim, Konya’dan Gelin Aynası, Kilis’ten Yorgancılık, Tekirdağ’dan Dimi Dokuma, Mardin’den Telkari, Kahramanmaraş’tan Ceviz Sandık, Edirne’den Edirnekari ve Kütahya’dan Çini gibi eserler yer aldı. Türkiye’nin kültürel çeşitliliğinin dünyaya tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük önem taşıyan sergi, Türkiye’nin zengin kültürel mirasının uluslararası alanda tanıtılmasına katkı sunarken, yerel değerlerin çağdaş tasarımlarla yeniden yorumlanarak evrensel bir kimlik kazanmasına da vesile oldu. Sekiz Köşe Kasket New York’ta büyük ilgi gördü Sergide Elazığ’a özgü Sekiz Köşe Kasket de yer aldı. Fırat Kalkınma Ajansı koordinasyonunda sergilenen kasket, geleneksel motifleri modern dokunuşlarla bir araya getirerek ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Elazığ’ın ve bölgenin kültürel mirasını temsil eden kasket, Türk el sanatlarının uluslararası alanda tanıtımına önemli katkı sağladı.
Mahir Ünal’dan Kocaeli’nin kültür ve sanat hayatına övgü: "Ciddi ilerleme var"
26 Eylül 2025 Cuma - 14:38 Mahir Ünal’dan Kocaeli’nin kültür ve sanat hayatına övgü: "Ciddi ilerleme var" Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde düzenlenen "Hareket Dergisi ve Nurettin Topçu Sempozyumu" başladı. Sempozyumun onur konuğu AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal, "Kocaeli’de ciddi bir şekilde kültür ve sanat anlamında ilerleme var" dedi. Gölcük Belediyesi tarafından düzenlenen "Hareket Dergisi ve Nurettin Topçu Sempozyumu", Kazıklı Kervansarayı’nda başladı. Akademisyenleri ve düşünce insanlarını bir araya getiren sempozyumun onur konuğu ise AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal oldu. "Amacımız geçmişi anmak değil, geleceğe ışık tutacak fikirleri yeniden gündeme taşımak" Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, açılış konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajını okudu. Dergilerin, Cemil Meriç’in ifadesiyle "hür tefekkürün kaleleri" olduğunu belirten Sezer, "Her büyük fikir ve kültürel hareketin arkasında muhakkak bir dergi bulunmaktadır. Bizde ülkemizin kültürel hafızasında derin izler bırakan dergileri merkeze alarak bir sempozyumlar serisi düzenledik. Amacımız geçmişi anmak değil, geleceğe ışık tutacak fikirleri yeniden gündeme taşımak ve bunların görüşülmesini sağlamaktır" dedi. "Sanat üzerine yoğunlaşabilmek ruhumuza iyi gelir" AK Parti Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu da fikir ve sanatın toplumun önemli bir ihtiyacı olduğuna dikkat çekerek, "Kendimde yaşıyorum. Bu ihtiyacı dünyevi dediğimiz; elbiseydi, ayakkabıydı, marka ürünlerdi derken bir takım şeylerle bu açlığı gidermeye çalışırız ama esas ruhumuzun maneviyatımızın ihtiyacı olan; düşünmek, güzel ahlakla yaşayabilmek, bir sanat üzerine yoğunlaşabilmek ruhumuza iyi gelecek olan şeylerdir" diye konuştu. Katırcıoğlu, sempozyumu düzenleyen Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer’e ve emeği geçenlere teşekkür etti. "Kocaeli’de ciddi bir şekilde kültür ve sanat anlamında ilerleme var" AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal ise Kocaeli’de kültür ve sanat alanında ciddi bir ilerleme kaydedildiğini ifade etti. Ünal, "Etkinliklerinizi uzunca bir zamandır izliyordum ama katılmaktan büyük onur duydum. Sadece Gölcük Belediyesi değil, Kocaeli’de ciddi bir şekilde kültür sanat anlamında ilerleme var. Kocaeli Kitap Fuarı da bu kapsamda çok önemli ve kıymetli. Neyi kıymetlendirdiğimiz çok önemli" şeklinde konuştu. "Kendi kıymetinizi keşfedin" Gençlere tavsiyelerde bulunan Ünal, şunları kaydetti: "Fikir, değerlendirmeye tabiidir. Bir fikri değerlendiremiyorsan o fikir ve düşünce donmuş göle döner. Cumhuriyet, kazanımlarıyla ve değerlerle berrak bir şekilde akan yeni bir nehir ama bunun bu şekilde akışını sürdürebilmesi değerlendirmeye tabiidir. Neyi korumanız gerektiği fikrine ilk çarptığımda neye uğradığımı şaşırmıştım. ’Bilgi toplumu, tarım toplumu, sanayi toplumu’ dediler. Sonra bir anda pandemyle beraber dijital çağa düştük. Şimdi siber dünyadan bahsediliyor, yapay zekadan bahsediliyor. Toplam 5 saniye içerisinde bir sürü cevap alabildiğiniz yerler oluyor Chat Gpt gibi. Büyük medeniyet mirasını aktarabilmek için verilen mücadeleyi hep birlikte görüyoruz. Bugün her zamankinden daha önemli olan şey, her birinizin kendi kıymetini keşfetmeniz, kendi bilginize ulaşmanız. Düşünce tarihinde karşımıza çıkan bir cümle var; ’Kendini tanı’. Bugün her zamankinden daha çok bu öne çıkıyor. Kendiliğimizin bilgisinin kıymeti öne çıkıyor. Bütün konuştuğumuz kişilerin her birinin bize söyleyeceği deneyimleri var. Biz sadece onların deneyimlerinden istifade edebiliriz. Onlar bize kendimizle ilgili kendi deneyimlerini ve yol hikayelerini anlatabilirler, bu yüzden çok kıymetli"
Diyarbakır’da 5 ve 11 bin yıllık 6 mezar bulundu
26 Eylül 2025 Cuma - 14:04 Diyarbakır’da 5 ve 11 bin yıllık 6 mezar bulundu Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde Çayönü Tepesi kazılarında 5 ve 11 bin yıllık Tunç Çağı ve Neolitik döneme ait 6 mezar bulundu. Dünya uygarlık tarihine ışık tutan, göçebelikten yerleşik yaşama, avcılık ve toplayıcılıktan üreticiliğe geçilip tarıma ilk başlanılan yerler arasında bulunan Çayönü Tepesi’ndeki kazılar, 1964’ten bu yana devam ediyor. Tarihi eserlerin gün yüzüne çıkarılması için Çanakkale Uygulamalı Bilimler Fakültesi Müzecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında yürütülen arkeolojik kazılarda bu yıl 5’i 5 bin, 1’i 11 bin yıllık 6 adet mezar bulundu. Kazı Başkanı Sarıaltun, bu yılki kazı çalışmalarına mayıs ayında başladıklarını, 5 aylık kazı sezonunda çok sayıda buluntu ve veriyi açığa çıkarttıklarını söyledi. Bu sene bu anlamda şanslı olduklarını belirten Sarıaltun, bugün de ilk Tunç Çağı mezarlarını kazdıklarını kaydetti. ’’Bireylerin yanına kap kacak hediye olarak gömülmüş’’ Sarıaltun, daha önce tespit ettikleri mezarların da olduğuna değinerek, "Ama bu sene için mezar sayısı 6. 6 mezar kazdık, 3 tanesi şu an kaldırıldı. 3’ünde yoğun bir şekilde çalışmalar devam ediyor. İlk Tunç Çağı verileri için önemli. Çünkü Neolitiğin başından beri yerleşik yaşama geçmiş Çayönü ahalisi ya da toplumunun en azından ilk Tunç Çağı ilk aşamasına kadar geldiklerini ve birçok mimari veriyle de mezarları, ölü kültürleri, ritüelleriyle burayı yaşam olarak edindiklerini biliyoruz. MÖ. 10 bin yılından MÖ. 3 bin yılına kadar yaklaşık 7 bin yıllık bir süreçte birçok veriye sahibiz. Bu da bunlardan bir tanesi. Bu sene 6 mezar tespit ettik" dedi. Bu mezarların 2 tanesinin basit gömü olduğunu bildiren Sarıaltıun, ’’Yani toprağa bir çukur kazıp içine bireyleri gömmüşler. Onların mezar hediyeleri yoktu. Bir tanesi de çok tahrip olmuş küp mezar. Tahrip olmasının sebebi yüzeye çok yakın olması. Arkamda görmüş olduğunuz sandık tipi mezarlarda yoğun bir buluntu da var. Bireylerin yanına kap kacaklar hediye olarak konmuş. Bununla beraber çevresinde iki tane bildiğimiz bir hediye çukuru da var. Bunlar içinde mezar olmayan, sadece gömü hediye konulan mezar görünümlü çukurlardır. Hem tüm kaplar açısından hem de iskeletlerin verisi açısından bu sene biraz daha şanslıyız" diye konuştu. Tam 11 bin yıl öncesine ait mezar bulundu İskeletlerin verisinin çok önemli olduğunu aktaran Sarıaltun, konuşmasını şöyle tamamladı: "Bireylerin mekanlarını buluyoruz. Ama hangi bireyler ne yemiş, nasıl bir hastalığa sahip olmuşlar, nasıl ölmüşler, bunları anlamamız için de iskeletleri buluyor olmamız önemlidir. Bu açıdan bu sene hem mekanları bulmamız hem de onların buluntularıyla birlikte iskeletleri bulmamız, topluluğu anlamak için çok daha nitelikli veriler sağlıyor. Şu anda kazı yaptığımız mezarlar günümüzden 5 bin yıl önce, 6 mezarın 5’i ilk Tunç Çağı’na ait. 1 tane mezar ise Neolitik döneme, 11 bin yıl önceye ait." Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümünden Ömür Dilek Erdal ise, 6 mezarın gün ışığına çıkartıldığını ifade etti. Bunlardan bir tanesinin Neolitik dönem, diğerlerinin Erken Tunç Çağı mezarları olduğunu anlatan Erdal, "Erken Tunç Çağı mezarları hemen yanda gördüğünüz gibi taş sanduka şeklinde yapılıyor ve üzerine bir blok taşla kapatılıyor. Burada gördüğünüz mezar, basit bir çukur kazılmış. Çukur kazıldıktan sonra ölü sağ tarafına yan yatırılmış. Üzerine hediyeleri bırakıldıktan sonra killi bir tabaka örtülmüş ve onun üzerine iki tane ağır blok taş kapatılmış. Bizim için ilginç mezar oldu. Şimdilik 6 tane kabıyla birlikte gömülmüş" şeklinde konuştu. Cinsiyeti hakkında erkek olabileceği yönünde tahmin yürüttüklerini belirten Erdal, "Çünkü hepsi daha açığa çıkmadı. İskeletler, analiz için Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Laboratuvarı’na götürülüyor. Orada ne yediler, ne içtiler, nasıl yaşadılar, yaşam biçimleri nasıldı. Bunlarla ilgili genel bilgiler elde edilmekle birlikte DNA’ları da çalışılıyor. Şimdiye kadar 600’ün üzerinde iskelet çıkartıldı. Bunların büyük bir çoğunluğu Neolitik döneme ait olmakla birlikte Erken Tunç Çağı iskeletlerini de içeriyor. Neolitik dönemi iskeletlerinin ise hem antropolojik açıdan hem de DNA molekülleri açısından analizleri devam ediyor. Biten analizler bize şunu gösteriyor; Neolitik dönem insanı hem Mezopotamya hem İran, Irak ve Kafkasya ile iletişim halinde bir topluluk. Burada heterojen bir kültür oluşturmuşlar. Bu kültürü de Erken Tunç Çağı’yla birlikte devam ettirerek Anadolu’ya aktarmışlar. Dolayısıyla Çayönü, heterojen yapısının bize gösterdiği önemli bir merkez olmasıdır. Uzun süreli kazılar aslında ileride de devam ettiği takdirde nasıl bir değişimin olduğuna işaret edecektir. İskeletlerin analizleri şimdiye kadar bunların tarımcı olduklarını ve ağır işler ile yoğun aktiviteler yaptıklarını işaret ediyor’’ dedi.
Prof. Dr. Varlı ’Müziğin Sessiz Siyaseti’ni anlattı
26 Eylül 2025 Cuma - 13:35 Prof. Dr. Varlı ’Müziğin Sessiz Siyaseti’ni anlattı Nilüfer Belediyesi’nin Tematik Buluşmalar söyleşisinde "Müzik, bazen iktidarın sesi olur, bazen de sessizlerin çığlığı" diyen Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, müziğin toplumsal normları ve sessizliği bile siyasete dönüştüren gücüne dikkat çekti. Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Tematik Buluşmalar" söyleşisine konuk olan Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Türk Müziği Anasanat Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, müziğin sadece bir sanat formu olmadığını, aynı zamanda toplumsal normları, kimlikleri ve iktidar ilişkilerini şekillendiren politik bir araç olduğunu söyledi. Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen "Tematik Buluşmalar" söyleşilerinin bu ayki konuğu BUÜ Türk Müziği Anasanat Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı oldu. Nazım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen "Müziğin Sessiz Siyaseti" başlıklı söyleşiye, sanatseverler ve akademisyenlerin yanı sıra Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin ve Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Demirhan Aslan da katıldı. Prof. Dr. Varlı söyleşide, müziğin duyulmayan yönlerini ve toplumsal etkilerini anlattı. "Müziğin salt ses sanatı olarak görülmesi, onun toplumsal etkisini gölgede bırakıyor" diyen Prof. Dr. Varlı, müziğin tarih boyunca politik bir araç olduğunu belirtti. Varlı, müziğin toplumsal norm oluşturma, kültürel hafızayı taşıma ve kimlik inşasında kritik bir rol oynadığını dile getirdi. Müziğin sadece bireysel bir ifade biçimi olmadığını söyleyen Prof. Dr. Varlı, "Müzik, bir toplumun düşünce biçimini, değerlerini, hatta iktidar ilişkilerini şekillendiren bir güce sahiptir. Bir ezgi, farkında olmadan bizi belirli bir düşünceye yaklaştırabilir. Bu nedenle müzik, toplumsal normların üretimi, dolaşımı ve meşrulaştırılmasında güçlü bir araçtır" dedi. Söyleşide sessizlik kavramına da değinen Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, sessizliğin hem olumlu hem olumsuz yönlerine dikkat çekti. "Sessizlik, insanın kendinin farkına varması gibi olumlu durumları içerirken, Gazze’de yaşananlara sessiz kalınması gibi durumlarda suç haline dönüşebiliyor" diyen Varlı, sessizliğin bazen güçsüzlere dayatılan bir konuşma eksikliği, bazen de tahakküme karşı bir direniş biçimi olabileceğini ifade etti. Müziğin hegomanya üretmesi konusuna Gramsci, Adorno gibi düşünürlerin bu konudaki çalışmalarına atıfta bulunarak açıklamalarda bulunan Varlı, yerli ve yabancı parçalarla müzikle üretilen toplumsal normları açıkladı. Prof. Dr. Varlı, müziğin toplumsal dinamiklerle olan ilişkisi hakkında ise şunları söyledi: "Müzik, sesin sanatıdır ama bazen en derin anlam sessizlikte saklıdır. Toplumda da tıpkı müzikte olduğu gibi ses ve sessizlik yan yanadır. Bazı sesler duyulur, bazıları bastırılır. Bu durum rastgele değildir. Her sessizlik bir politik tercihin, iktidar ilişkisinin sonucudur. Müzik ise bu sessizlikle bazen uzlaşır, bazen çatışır, bazen de onu fark ettirmeden deşifre eder." Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’ya söyleşinin sonunda Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin günün anısına hediye verdi.
Ahi Evran’ın emaneti tehlikede: Camide bakımsızlık alarm veriyor
26 Eylül 2025 Cuma - 13:27 Ahi Evran’ın emaneti tehlikede: Camide bakımsızlık alarm veriyor Kırşehir’de 38. Ahilik Haftası kutlanırken Ahi Evran’ın kabrinin bulunduğu camide dökülen sıvalar ve rutubet izleri vatandaşın tepkisini çekti. Ahilik Haftası etkinlikleri çerçevesinde binlerce kişi Ahi Evran Veli’yi anmak üzere şehre akın ederken, Ahi Evran’ın türbesinin de bulunduğu Ahi Evran Camii’ndeki bakımsızlık görenleri hayrete çevirdi. Cumhuriyet tarihinin ilk külliye alanı içerisinde yer alan camide dökülen sıvalar, rutubetin etkisiyle duvarlardan akan boyalar ve alçılar ile süslemelerin bozulmuş hali dikkat çekiyor. Caminin iç kısmında ciddi oranda dökülme ve yıpranma olduğunu belirten vatandaşlardan Nuri Tekin, her geçen yıl sıvaların döküldüğünü ifade ederek yetkililere çağrıda bulundu. Tekin; "Yıllardır buraya gelirim. Her gelişimde caminin duvarlarının biraz daha döküldüğünü görüyorum. Hiçbir bakım yok. Ahi Evran’ın adını yaşatıyoruz diyoruz ama cami sıvaları dökülüyor. Yetkililerden bu tarihi mekana sahip çıkmalarını istiyoruz" dedi. Tarihi ve kültürel açıdan büyük öneme sahip olan caminin restore edilerek koruma altına alınması gerektiği gün yüzüne çıkarken; Ahilik Haftası etkinlikleri kapsamında Ahi Evran Külliyesi’nde düzenlenen törenlere çok sayıda yerli ve yabancı turistin katılım sağladığı gözlemlendi. Ahi Evran Veli; Anadolu’da Ahilik teşkilatının kurucusu olarak bilinir. Hem bir mutasavvıf, hem bilgin, hem de zanaatkarlar piri olarak tanınır. Özellikle esnaf ahlakı, dayanışma ve sosyal adalet üzerine kurulu ’Ahilik Felsefesi’, onun liderliğinde şekillenir.
Edebiyat etkinliğine "İlk Dersim Filistin"li açılış
26 Eylül 2025 Cuma - 12:41 Edebiyat etkinliğine "İlk Dersim Filistin"li açılış Sinop’ta düzenlenen ve geleneksel hâle getirilen "Edebiyat, Tarih ve Müzik Akşamları" etkinlik serisinin 2. sezonu, "İlk Dersim Filistin" temasıyla başladı. Meydankapı Genç Ofis’te, Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Adem Orakçı’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen programda, konuşmacı olarak İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rabia Mert ve İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Karaağaç yer aldı. Konuşmasında Filistin’in tarihsel arka planını anlatan Doç. Dr. Rabia Mert, Osmanlı döneminden günümüze uzanan süreçte Filistin’in karşı karşıya kaldığı siyasi, dini ve kültürel değişimleri değerlendirdi. Mert, Kudüs’ün üç semavi din açısından taşıdığı önemi vurgulayarak, bugün yaşanan trajedilerin yalnızca bölgesel değil, küresel bir sorumluluk meselesi olduğunu ifade etti. Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Karaağaç ise konuşmasında, Filistin direnişinin dini motivasyonlarını, İslami ilimler ve tarih perspektifinden değerlendirdi. Karaağaç, yaşanan zulmün sadece siyasi değil, aynı zamanda inanç ve kültür üzerinden şekillenen çok boyutlu bir işgal olduğunu belirterek, toplumların bu konuda bilinçlendirilmesinin önemine değindi. Etkinlik, İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi İsmail Işık ve İlahiyat Fakültesi öğrencileri tarafından "Özgür Filistin ve Özgür Kudüs İçin" başlığıyla seslendirilen şiir ve ezgi dinleti ile devam etti. Seslendirilen eserler, katılımcılar tarafından büyük bir beğeniyle dinlendi. Etkinliğin sonunda, konuşmacılara ve dinletiye katkı sağlayan öğrencilere katılım ve teşekkür belgeleri takdim edildi. Ardından okunan Kur’an-ı Kerim tilaveti ile program sona erdi.
Salihli’de Ahilik 20. kez kutlandı
26 Eylül 2025 Cuma - 12:39 Salihli’de Ahilik 20. kez kutlandı Manisa’nın Salihli ilçesindeki Madeni Eşya Sanatkarları Esnaf Odası tarafından her yıl düzenlenerek geleneksel hale getirilen Ahilik Kültürü Haftası’nın 20’ncisi düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Törende Yılın Ahi Beratı ödülü 70 yıllık bisiklet tamircisi Orhan Tıraşcı’ya verildi. Tıraşcı’ya Kaymakam Ali Güldoğan ve MESOB Başkanı Hasan Geriter tarafından şed kuşatıldı. Eski sanayi sitesi ile yeni sanayi sitesi arasında gerçekleştirilen tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Törende konuşan Salihli Madeni Eşya Sanatkarları Esnaf Odası Başkanı Yüksel Hisar yaptı. Hisar "Ahilik, 13. yüzyılda Ahi Evran tarafından kurulan ve esnaf teşkilatlarını bir araya getiren sistemdir. Ahilik bir meslek teşkilatı değil, aynı zamanda toplumsal dayanışma, hoşgörü, paylaşma ve kardeşlik kültürünü simgelemektedir. Ahilik esnafın hem ticaret hem de ahlaki sorumluluklarını yerini getirmesini sağlayarak toplumda güven ve huzur ortamı oluşturmayı amaçlamıştır. Sonuç olarak toplumdaki değerlerin yaşatılması ve esnaf kültürünün güçlendirilmesi adına önemli bir fırsattır. Hem geçmişin değerlerini yaşatmak, hem de geleceğe sağlam bir temel bırakmak için ahilik her zaman modern toplumun vazgeçilmez bir parçasıdır" diye konuştu. "Ahilik, dürüstlüğün, kardeşliğin, dayanışmanın meslek ahlakının simgesi olan bir hayat felsefesidir" diyen MESOB Başkanı Hasan Geriter "Toplumun sosyal, ekonomik dokusu ile son derece uyumlu olan esnaf ve sanatkarın varlığını koruyacak tedbirler almak zorundayız. O nedenle bizler de esnaf ve sanatkar camiası olarak işyerlerimizde çalışanımızla ve teşkilatımızla kendimizi yeni süreçlere ve gelişmelere de uyarlamak zorundayız." dedi. Ahiliğin bir mesleki ahlak duruşu olduğunu ifade eden Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu "Ahilik aynı zamanda bir esnaf dayanışmasıdır, kültürümüzdür. Bu ahiliği yaşatıp, devam ettiren esnaflarımıza şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. Esnaf ve sanatkârların toplumdaki yeri ve ahilik kültürünün önemi vurgu yapan Salihli Kaymakamı Ali Güldoğan, Ahilik geleneğinin birlik, beraberlik, dürüstlük ve paylaşma kültürünü yaşattığını belirterek, esnaf ve sanatkârlara bereketli ve bol olmasını diledi. Konuşmaların ardından 70 yıllık bisiklet tamir ustası Orhan Tıraşçı’ya Kaymakam Ali Güldoğan ve MESOB Başkanı Hasan Geriter tarafından şed kuşatıldı. Tıraşçı’ya ayrıca ahi beratı verildi. Meslekte 40 yılını dolduran esnaflara plaket verilirken, program yapılan dua ve Ahilik pilavı hayrı ile son buldu. Programa Kaymakam Ali Güldoğan, MESOB Başkanı Hasan Geriter, Belediye Başkanı Mazlum Nurlu, İlçe Emniyet Müdürü Burhan Demirkıran, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Doğukan Karaaslan, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Yüksel, Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, kooperatif başkanları, daire müdürleri, siyasi parti temsilcileri, esnaf odası başkanları ve çok sayıda davetli katıldı.
Anadolu’nun hazineleri New York’ta sergilendi
26 Eylül 2025 Cuma - 12:13 Anadolu’nun hazineleri New York’ta sergilendi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda hayata geçirilen "Anadoludakiler Projesi" kapsamında, "Anadoludakiler: Kapıların Ardındaki Hazineler" sergisi New York Türkevi’nde gerçekleştirildi. Emine Erdoğan Hanımefendi ve lider eşlerinin katılımıyla açılışı yapılan sergide, Anadolu’nun eşsiz ustalık geleneği dünyaya tanıtıldı, Anadolu’nun mirasını dünyayla buluştu. Sergide Türkiye’nin dört bir yanından değerli kültürel miras ürünleri, el sanatları ile Anadolu lezzetleri ve mutfak bilgelikleri tanıtıldı. OKA koordinasyonunda bölgeden ürünler sergilendi Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) koordinasyonunda Orta Karadeniz Bölgesi illerine özgü kültürel miras ürünleri de New York Türkevi’nde sergilendi. Sergide, bölgenin tarih, kültür ve üretim geleneğini yansıtan özgün örnekler dünyaya tanıtıldı. Amasya’dan Gediksaray ve Yassıçal çuha dokuması, Samsun’dan kenevir kumaşı dokuması, kenevir çanta ve tasarım elbise ile Vezirköprü Susuz bezi, Tokat’tan ise dive dokuması ve tahta baskı sanatı Orta Karadeniz’in üretim gücünü, ustalık geleneğini ve sürdürülebilir zanaat kültürünü temsil ederek uluslararası vitrine taşındı. Bölge köklü dokuma geleneğine sahip Geçmişi yüzyıllara uzanan Gediksaray dokuması ve Yassıçal çuha dokuması, Amasya’nın dokumaya dayalı ekonomisinde ve kültüründe önemli bir yer tutuyor. Canlı renkleri ve geleneksel teknikleriyle üretilen bu dokumalar, günümüzde giyimden ev tekstiline kadar pek çok alanda değerlendiriliyor. Vezirköprü Susuz bezi, el dokuması geleneğinin günümüzde de yaşatıldığı örneklerden biridir. Düz dokuma tekniği ve gelep, çıkrık, çözgü dolabı, tarak, mekikli dokuma tezgâhı, mekik, masura, cımbar malzeme ve araçları ile dokunur. Renkli motifleri ve geleneksel kullanım alanlarıyla Samsun’un kültürel mirasını temsil eden bu değerli ürün, geçmişle günümüz arasında köprü kuruyor. Tokat’ın Dive dokuması ise Günevi köyünde yapılan geleneksel bir dokuma türüdür. Genellikle pamuk ipliği, nadiren keten de kullanılarak dokunan Dive, bezayağı dokuma tekniğine benzer bir teknikle çözgü ve atkı ipliklerinin tesadüfi olmayan bir düzende geçirilmesiyle şekillendirilir. Geometrik desenleri ve renkli iplik kullanımıyla öne çıkan Dive, Tokat’ın üretim kültürünün zengin çeşitliliğini yansıtıyor. Kenevir kumaşıyla sürdürülebilir üretim örneği sergilendi Kenevir kumaşı, Samsun’un Vezirköprü ilçesinde yetiştirilen kenevirlerden, Samsun Kenevir ve İpek Dokuma Atölyesi’nde kadınlar tarafından dokunuyor. Kimyasal katkı maddesi içermeyen, dayanıklı ve sağlıklı yapısıyla bilinen kenevir kumaşı, ev tekstili, çanta ve tasarım elbise örnekleriyle sergide büyük ilgi gördü. Dünya liderlerinin eşleri Tokat’ın kültürel mirasını deneyimledi Sergide tanıtılan değerlerden biri de Tokat’ta 16. yüzyıldan bu yana sürdürülen tahta baskı sanatı oldu. Ihlamur ağacından kalıplara işlenen motiflerle elvan baskı yöntemiyle uygulanan bu teknik, Tokat’ta tekstil ürünlerinin üretiminde başlıca unsur olarak öne çıkıyor. Anadoludakiler logosundaki semboller de Tokat’ta ıhlamur kalıplara oyuldu, Samsun’da dokunan kenevir kumaşlara baskıları yapılarak sergiye hazırlandı. Sergide konuklara kumaşların dokuma teknikleri ve sembolik anlamları aktarıldı. İnteraktif alanlarda geleneksel zanaatlar deneyimlendi. Emine Erdoğan eşliğinde bazı lider eşleri Tokat tahta baskı tezgâhında kendi desenlerini basarak bu kültürel mirası deneyimledi. Kültürel mirasın uluslararası tanıtımı için önemli adım Orta Karadeniz’in köklü dokuma geleneği ve zanaatkârlık kültürü, New York Türkevi’nde sergilenerek Anadolu’nun kültürel çeşitliliğini dünyaya tanıttı. Bölge illerinin özgün değerlerinin uluslararası bir platformda yer alması, kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük önem taşıyor.