KÜLTÜR SANAT - 26 Eylül 2025 Cuma 12:13

Anadolu’nun hazineleri New York’ta sergilendi

A
A
A
Anadolu’nun hazineleri New York’ta sergilendi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda hayata geçirilen "Anadoludakiler Projesi" kapsamında, "Anadoludakiler: Kapıların Ardındaki Hazineler" sergisi New York Türkevi’nde gerçekleştirildi.


Emine Erdoğan Hanımefendi ve lider eşlerinin katılımıyla açılışı yapılan sergide, Anadolu’nun eşsiz ustalık geleneği dünyaya tanıtıldı, Anadolu’nun mirasını dünyayla buluştu. Sergide Türkiye’nin dört bir yanından değerli kültürel miras ürünleri, el sanatları ile Anadolu lezzetleri ve mutfak bilgelikleri tanıtıldı.



OKA koordinasyonunda bölgeden ürünler sergilendi


Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) koordinasyonunda Orta Karadeniz Bölgesi illerine özgü kültürel miras ürünleri de New York Türkevi’nde sergilendi. Sergide, bölgenin tarih, kültür ve üretim geleneğini yansıtan özgün örnekler dünyaya tanıtıldı. Amasya’dan Gediksaray ve Yassıçal çuha dokuması, Samsun’dan kenevir kumaşı dokuması, kenevir çanta ve tasarım elbise ile Vezirköprü Susuz bezi, Tokat’tan ise dive dokuması ve tahta baskı sanatı Orta Karadeniz’in üretim gücünü, ustalık geleneğini ve sürdürülebilir zanaat kültürünü temsil ederek uluslararası vitrine taşındı.



Bölge köklü dokuma geleneğine sahip


Geçmişi yüzyıllara uzanan Gediksaray dokuması ve Yassıçal çuha dokuması, Amasya’nın dokumaya dayalı ekonomisinde ve kültüründe önemli bir yer tutuyor. Canlı renkleri ve geleneksel teknikleriyle üretilen bu dokumalar, günümüzde giyimden ev tekstiline kadar pek çok alanda değerlendiriliyor.


Vezirköprü Susuz bezi, el dokuması geleneğinin günümüzde de yaşatıldığı örneklerden biridir. Düz dokuma tekniği ve gelep, çıkrık, çözgü dolabı, tarak, mekikli dokuma tezgâhı, mekik, masura, cımbar malzeme ve araçları ile dokunur. Renkli motifleri ve geleneksel kullanım alanlarıyla Samsun’un kültürel mirasını temsil eden bu değerli ürün, geçmişle günümüz arasında köprü kuruyor.


Tokat’ın Dive dokuması ise Günevi köyünde yapılan geleneksel bir dokuma türüdür. Genellikle pamuk ipliği, nadiren keten de kullanılarak dokunan Dive, bezayağı dokuma tekniğine benzer bir teknikle çözgü ve atkı ipliklerinin tesadüfi olmayan bir düzende geçirilmesiyle şekillendirilir. Geometrik desenleri ve renkli iplik kullanımıyla öne çıkan Dive, Tokat’ın üretim kültürünün zengin çeşitliliğini yansıtıyor.



Kenevir kumaşıyla sürdürülebilir üretim örneği sergilendi


Kenevir kumaşı, Samsun’un Vezirköprü ilçesinde yetiştirilen kenevirlerden, Samsun Kenevir ve İpek Dokuma Atölyesi’nde kadınlar tarafından dokunuyor. Kimyasal katkı maddesi içermeyen, dayanıklı ve sağlıklı yapısıyla bilinen kenevir kumaşı, ev tekstili, çanta ve tasarım elbise örnekleriyle sergide büyük ilgi gördü.



Dünya liderlerinin eşleri Tokat’ın kültürel mirasını deneyimledi


Sergide tanıtılan değerlerden biri de Tokat’ta 16. yüzyıldan bu yana sürdürülen tahta baskı sanatı oldu. Ihlamur ağacından kalıplara işlenen motiflerle elvan baskı yöntemiyle uygulanan bu teknik, Tokat’ta tekstil ürünlerinin üretiminde başlıca unsur olarak öne çıkıyor. Anadoludakiler logosundaki semboller de Tokat’ta ıhlamur kalıplara oyuldu, Samsun’da dokunan kenevir kumaşlara baskıları yapılarak sergiye hazırlandı. Sergide konuklara kumaşların dokuma teknikleri ve sembolik anlamları aktarıldı. İnteraktif alanlarda geleneksel zanaatlar deneyimlendi. Emine Erdoğan eşliğinde bazı lider eşleri Tokat tahta baskı tezgâhında kendi desenlerini basarak bu kültürel mirası deneyimledi.



Kültürel mirasın uluslararası tanıtımı için önemli adım


Orta Karadeniz’in köklü dokuma geleneği ve zanaatkârlık kültürü, New York Türkevi’nde sergilenerek Anadolu’nun kültürel çeşitliliğini dünyaya tanıttı. Bölge illerinin özgün değerlerinin uluslararası bir platformda yer alması, kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük önem taşıyor.



Anadolu’nun hazineleri New York’ta sergilendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Yüzlerce kişiye mezar olan Rönesans Rezidans’ın enkazından sağ kurtulan kadın yaşadıklarını unutamıyor Hatay’da Rönesans Rezidans, depremin ilk saniyelerinde yerle bir olup yüzlerce insana mezar oldu. Rezidansın enkazından 2 gün sonra kurtarılan Cemile İncili, yaşadıklarını unutamadığını belirterek, aynı enkazda kaybolan ablasından ve yeğeninden gelecek haberi umutla beklediğini söyledi. Asrın felaketinde büyük yıkıma uğrayan Hatay’da yaklaşık 25 bin insan hayatını kaybetmişti. Depreme Antakya ilçesi Ekinci Mahallesi’nde bulunan bine yakın insanın hayatını kaybettiği Rönesans Rezidans’ta yakalanan 59 yaşındaki Cemile İncili, enkazdan ikinci günde kurtarıldı. Tedavi olup iyileştikten sonra hayata yeniden başlayan İncili, aynı enkazda birlikte olduğu ablası Mevlüde ve yeğeni Mehmet Şükrü İncili’nin cesetlerinin bulunmaması üzerine cenazelerinden gelecek haberi 3 yıldır umutla bekliyor. Rönesans Rezidans’ın depremin ilk anlarında yıkıldığını ifade eden Cemile İncili, enkaz altında çığlık çığlığa kalmanın zor olduğunu anlatarak, "Depreme Rönesans’ta yakalanmıştık. Ablam Mevlüde Yıldız ve yeğenim Mehmet Şükrü İncili, üçümüz aynı odaya toplanmıştık. Rönesans binası çok kısa sürede yıkılıp enkazın altında kaldık. Enkaz altındayken o acıyı yaşamak, çığlık çığlığa kalmak çok zordu. Sesimizi duyan kimse yok mu diye enkazın içinde çok bağırdık ama duyan olmadı. Depremden 2 gün sonra ben kurtarıldım. Ben kurtarıldıktan sonra ablam ve yeğenimden hiç haber alamadım. O sırada ben ameliyatlar geçirdim. Tedaviden 3 ay sonra ben sevdiklerimi aramaya başladım. Çünkü o süreç boyunca kendilerinden herhangi bir ipucu bulamadık. Bu süre boyunca gitmediğim kurum ve yetkili kalmadı. Amacım sadece sevdiklerimi bulmaktı. Yeğenimin, ’hala nefes alamıyorum, yardım edin’ demesi, ablamın sürekli acı çekip inlemesine ve o kadar sıkıştım ki molozların altında öleceğimi hissettim" dedi. Depremde sonra yeğeni ve ablasının bedenini bulamadığını söyleyen İncili, "Ablam bana, ’hakkını helal et’ dedi. Ablam canım benim ve ona o kadar zor şartlarda ’helal olsun’ dedim. Çünkü biz o enkazın içinde halen birbirimizi düşünüyorduk ve birbirimizin kurtulmasını istiyorduk ama çok çaresizdik. Depremden 3 yıl sonra iyileştim. Ben her gittiğim yerde kimse yok mu, yardım edin diye bağırıyorum" ifadelerini kullandı.