KÜLTÜR SANAT
Bakan Bak ve Bakan Memişoğlu Ankara Rize Günleri açılış programında 07 Mayıs 2026 Perşembe - 17:55:50 Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ankara Rize Günleri açılış programına katıldı. Bakan Memişoğlu, "Rize Dernekleri’nin böyle sağlıkla ilgili hassasiyetinden de gurur duyuyorum. Bırakalım sigarayı, içelim Rize çayı diyorum. Size, bize, hepimize Rize" dedi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ankara Rize Dernekler Federasyonu (RİDEF) tarafından, Rize Valiliği ve Rize Belediyesi’nin himayelerinde 7-10 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek Ankara Rize Günleri açılış programına katıldı. Bakan Bak ve Bakan Memişoğlu, ‘Spor Kenti Rize’ temasıyla Başkent Millet Bahçesinde gerçekleştirilecek ‘EtapRize Bisiklet Turu’nda bisiklet sürdü. 2 Bakan, bisiklet sürüşünün ardından fuar alanında düzenlenecek etkinliklere iştirak etti. "Türkiye’nin dört bir yanında pek çok yatırım yaptık" Rize’nin bütün ilçelerinde spor salonları, futbol salonları gibi pek çok yatırım gerçekleştirdiklerini ve yapmaya da devam ettiklerini ifade eden Bakan Bak, "İlçelerde çocuklarımız spora ulaşsın diye yatırımlar yapıyoruz. Şu anda Rize’ye Türkiye’nin en modern çok kullanışlı spor salonunu yapıyoruz. İnşaatı devam ediyor. Yakında bitecek. Orada onu da hep beraber göreceğiz. Yine İkiz Dere’nin, Kalkan Dere’nin ve İyi Dere’nin birleştiği yere yarı olimpik yüzme havuzu yapıyoruz. Yine merkezde bir yurt yapıyoruz. Bir tanesinin inşaatı devam ediyor. Yenisine başlayacağız. Yine bütün ilçelerdeki yönetmeliği yerine getirmeye çalışıyoruz. Fındıklı’ya yeni bir spor salonu kazandıracağız. Yeni bir yatırımı da oraya kazandıracağız. Dolayısıyla Rize’nin her tarafında pek çok yatırım yapıyoruz. Rize spor şehri olmaya aday. Burada pek çok organizasyonu yapıyoruz. Sizler de takip ettiniz. Kaçkar Dağlarını tanıtmak için UTMB yani ultra maraton yapıldı. Hepiniz takip ettiniz. Eylül ayının sonundaydı. Kaçkarlar’da 2 bine yakın yabancı koşucu geldi. Turizm açısından önemli bir organizasyonu gerçekleştirdik. Yine Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nı yaptık. Çayeli’nde motosiklet yarışması yaptık. Off-road yarışmaları yaptık. Yani Rize’nin her tarafında spor turizmiyle ilgili yatırımlar var. Heyecanlar var, coşku var. Türkiye’nin dört bir yanında pek çok yatırım yaptık. Cumhurbaşkanımızın sporun içinden gelmesi, spor vizyonu, Türkiye’deki spor vizyonu, gençlik yatırımları, Türkiye’nin en güzel gençlik kampı Fındıklı’da. Yeni bir gençlik kampını da yine Ardeşen’e kazandıracağız. Bölgemizdeki yatırımlar devam ediyor. İkizdere’ye Yüzme Federasyonu’nun da olimpik çalışmaları yapacağı yeni bir tesisi kazandıracağız. Yani Rize’nin her tarafına tesisi kazandırıyoruz" diye konuştu. "Türkiye bir spor ülkesi, başarılarla dolu bir süreci yaşıyor" Türkiye’nin dört bir yanında da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla 880 bin tane yurt yapıldığını ve 1 milyona yakın öğrencinin konakladığını belirten Bakan Bak, "Bu öğrencilerimiz yurtlarımızda sadece bin liraya kalıyor. Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği ücretsiz. Yatırımlar böyle. Onlara burs da sağlanıyor. Cumhurbaşkanımızın gençlere verdiği önem de burada. Yine Türkiye hepiniz takip ettiniz. Önemli uluslararası organizasyonları gerçekleştiriyor. Yanımızda, kuzeyimizde Rusya-İngiliz savaşı varken İran-İsrail, Amerika savaşı varken Türkiye’ye Cumhurbaşkanımızın önderliğinde onun siyasi tecrübesiyle, güveniyle Formula 1 organizasyonunu getirdik. 2027 yılından itibaren 5 yıl olunca dünyanın en büyük spor organizasyonu Formula 1 İstanbul’da yapılacak. Yine 2027 Avrupa Oyunları İstanbul’da yapılacak. 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası Türkiye’de yapılacak. 20 Mayıs’ta da UEFA Avrupa Ligi finali İstanbul’da yapılacak. Cumhurbaşkanımızın spor için göndermesi, sporcuya destek vermesiyle Türkiye bir spor ülkesi, başarılarla dolu bir süreci yaşıyor. Büyüyen, gelişen, güçlü Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Bırakalım sigarayı, içelim Rize çayı" Bakan Memişoğlu ise, "Dumansız hava sahası, organ bağışı, hareket ve toplumun geleceğine katma değer oluşturulacak birçok şeyi bir araya getirip böyle bir toplantıda bunları dile getirip icra etmek bir Rizeli’ye, 53. Sağlık Bakanı olarak bana nasip olduğu için çok mutluyum. Arkadaşlarım bu şekilde hassasiyet gösterdiği için Rizeli olarak gurur duyuyorum. Çünkü sağlıklı toplum umutlu toplumdur. Sağlıklı toplum, güçlü toplumdur. Önce sağlığımızın değerini bilmeliyiz ve sağlıklı olmamız gerekir. Rize Dernekleri’nin böyle sağlıkla ilgili hassasiyetinden de gurur duyuyorum. Bırakalım sigarayı, içelim Rize çayı diyorum. Size, bize, hepimize Rize" ifadelerine yer verdi. "‘Dünya beşten büyüktür’ söyleminin insanlık kazanımı ve değerleri bakımından ne kadar önemli olduğunu yeni yeni anlayamadık" Programa katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı ise konuşmasında, şu ifadelere yer verdi: "Türk milleti olarak örf adetlerimiz, geleneklerimiz ve bunları ifade ettiğimiz değerlerimiz var. Bizim millet haline getiren, devletimizi güçlü hale getiren, bizim ilişkilerimizi daha güvenceli, daha inanılır, daha takip edilebilir şekle dönüştüren müthiş bir değerler malzemesine sahibiz ve bu değerleri koruyup kollamak hepimizin görevi. Bu çağda bu zamanda özellikle kitle iletişim araçlarının çeşitliliği ve dünyada bu anlamda da mesafe itibariyle düşürdüğü bir zaman diliminde ahlakı korumak, tek cümleyle insanın sahip olması gerektiği değerleri korumak, gençlerimizi korumak, aileyi korumak ve elbette ailelerin oluşturduğu devletin etik alanlarını korumak çok büyük bir performans. İşte bu anlamda Rizeli hemşerimiz Türkiye Hükümeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde bu anlamda çok iyi, önemli, sonuç alıcı projeleri hayata geçirilmiş. Fakat Cumhurbaşkanımız kaç yıl önce ‘Dünya beşten büyüktür’ dediğinde sonuçları anlamıyoruz. Ama bu yılın dünyasında şu Orta Doğu’da çevremizde olup bitenler; ABD, İsrail ikilisiyle İran arasında devam eden bu durumları dikkate aldığımızda, Gazze’de kaç yıldır devam eden soykırım görüntüsünü izlettiğimizde birisi ‘Dünya beşten büyüktür’ söyleminin insanlık kazanımı ve değerleri bakımından ne kadar önemli olduğunu yeni yeni anlayamadık."
07 Mayıs 2026 Perşembe - 17:42 Pursaklar anneler için unutulmaz bir güne hazırlanıyor Birbiri ardına sosyal ve kültürel programlarla ön plana çıkan Pursaklar Belediyesi, 10 Mayıs Anneler Günü münasebetiyle Anneler Günü Matinesi düzenliyor. Pursaklar Belediyesi, Anneler Günü dolayısıyla ilçede yaşayan anneler için özel bir "Anneler Günü Matinesi" düzenliyor. Toplumsal hayatın temel taşı olan annelerin önemine dikkat çekmek ve onların bu özel gününü birlikte kutlamak amacıyla gerçekleştirilecek program, renkli etkinliklere sahne olacak. Düzenlenecek matinede müzik dinletileri, çeşitli gösteriler ve sürpriz etkinliklerle annelere keyifli bir gün yaşatılması hedefleniyor. Katılımcılar, hem eğlenceli vakit geçirecek hem de Anneler Günü’nün manevi atmosferini hep birlikte paylaşma imkânı bulacak. "Tüm annelerimizi düzenleyeceğimiz Anneler Günü Matinesi’ne davet ediyorum" Tüm anneleri programa davet eden Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Hayatımızın her anında sevgisiyle, fedakarlığıyla ve sabrıyla yanımızda olan kıymetli annelerimizin Anneler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum. Onların emeğini ve değerini anlatmaya kelimeler yetmez. Bizler de Pursaklar Belediyesi olarak bu özel günde annelerimize küçük bir teşekkür sunmak, onların yüzünde bir tebessüm oluşturmak istedik. Tüm annelerimizi ve ailelerimizi düzenleyeceğimiz Anneler Günü Matinesi’ne davet ediyorum. Gelin, bu güzel günü birlikte paylaşalım" dedi. Pursaklar Belediyesi tarafından Şehr-i Tebessüm Nikah Salonunda ücretsiz olarak düzenlenecek olan Anneler Günü Matinesi, tüm kadınların katılımına açık olarak gerçekleştirilecek.
Balıkesirli sanatçı hat işlemeli kabakları fuarda sergileyecek
25 Eylül 2025 Perşembe - 13:06 Balıkesirli sanatçı hat işlemeli kabakları fuarda sergileyecek Burhaniye ilçesinde, memur emeklisi Mahmut Ertan, Türkiye de su kabağına hat sanatını işleyen ilk sanatkar olurken, eserlerini Craft İstanbul 6.Uluslararası El Sanatları ve Tasarım Fuarında sergileyecek. Şanlıurfa Devlet Su İşleri Müdürlüğü Genel Hizmetler Şefliğinden emekli olan Ertan, fuara 50 eserle katılacağını söyledi. Burhaniye’de oturan 75 yaşındaki Mahmut Ertan, Burhaniye Halk Eğitimi Merkezinde su kabağı işleme kurslarına katılarak sertifika aldı. Şanlıurfa’da gençliğinde hat eğitimi alan ve hattat Behçet Arabi’den de ders alan 5 çocuk ve 20 torun sahibi Mahut Ertan’ın, Bahçelievler Mahallesindeki mütevazi atölyesinde hat sanatını işlediği su kabakları ilgi gördü. Kurslar da veren Mahmut Ertan, sanatını daha çok insana öğretmek istediğini söyledi. İşini severek yaptığını kaydeden Mahmut Ertan, " 2019 yılından beri su kabağı işleme sanatı ile uğraşıyorum. 1960’lı yıllarda hattatlık eğitimi gördüm.4 yıllık bir eğitimim var. Bu hat eğitimimi bu güne kadar herhangi bir şeye yansıtamadım. Sadece dostların mezar taşlarını yazdım. Onu da hiç bir zaman ücret karşılığı yazmadım. Şimdi ben bu hat sanatını su kabağına uygulamak istedim. Ve uzun bir zaman çalışmam neticesinde başardığımı zannediyorum. Türkiye de, benden başka da akıcı bir şekilde hat sanatını su kabağına işleyen başka kimsenin olmadığına inanıyorum. Ve kendimle bu konuda iftar ediyorum. Ve hat sanatı ile ilgili arkadaşların su kabağına bu sanatı işleme konusunu öğrenmeye davet ediyorum. Bu ayrı bir teknikle yazılıyor. Normal kağıt ve masa üzerine veya duvar üzerine yazı yazmak gibi değil. Çünkü, kabağın açıları farklı olduğu için harflerinde yerine oturması için ayrı bir teknik gerekiyor. Aynı zamanda kabağın buna uygun olması gerekiyor. Bu işlerimin yanında öğrenciler yetiştiriyorum. Yakın tarihte 2 Ekim ile 5 Ekim arası İstanbul da Craft Fuarcılığın hazırlamış olduğu fuara katılacağım. Hemen hemen 40-50 eserimle beraber orada bir derece alacağımı da tahmin ediyorum inşallah. Ve bu şekilde devam edeceğim. Gönüllü arkadaşlara, bu sanatı öğrenmek isteyen arkadaşlara her konuda yardımcı olacağım. Kabakları da kendim yetiştiriyorum. Çünkü benim istediğim kabaklar piyasada pek bulunmuyor. Ve yahut da 3-4 bin kabağın içinde ancak 3-4 tane çıkıyor. O da benim gidiş masrafıma değmiyor. Dolayısı ile ben bulunduğum yörede kendimde çiftçi olduğum için kabakları kendim ekiyorum. Kendim hazırlıyorum. Ve kendim işliyorum. Bu şekilde devam ediyorum" dedi.
Güvenç Özel’in ‘Neuroflux’ı Contemporary Istanbul’da sergileniyor
25 Eylül 2025 Perşembe - 13:05 Güvenç Özel’in ‘Neuroflux’ı Contemporary Istanbul’da sergileniyor Mimar, teknolojist ve akademisyen Güvenç Özel’in "Neuroflux" enstalasyonu bu yıl 20’ncisi düzenlenen Contemporary Istanbul’da sanatseverlerin beğenisini kazandı. Bu yıl da partner olarak destek verdiği Contemporary Istanbul’un 20. edisyonunda Trendyol Sanat’ın katkılarıyla sergilenen eser, 28 Eylül’e kadar ziyaret edilebilecek. Trendyol Sanat, Contemporary Istanbul’da önemli bir iş birliğine imza attı. Bu yıl bir kez daha Contemporary Istanbul’un partnerleri arasında yer alan Trendyol Sanat, fuarın 20. yılına özel olarak dikkat çeken bir iş birliği gerçekleştirdi. Ödüllü mimar, teknolojist ve akademisyen Güvenç Özel’in daha önce Coachella’da büyük ilgi gören enstalasyonu "Holoflux", İstanbul’da "Neuroflux" adıyla yeniden yorumlanarak sanatseverlerle buluştu. Işık, projeksiyon ve algoritmik imgelerin birleşimiyle sürekli dönüşen bir "hipermedya" nesnesi olarak kurgulanan bu enstalasyon, izleyiciyi bireysel algı ile kolektif varoluşun dijital temsili üzerine düşünmeye davet ediyor. 24-28 Eylül tarihlerinde Contemporary Istanbul süresince Tersane İstanbul’da sergilenecek eser, deniz hattından da izlenebilecek. Sinan Cem Şahin: "Toplumda pozitif etki oluşturabilmeyi amaçlıyoruz" Trendyol Grubu Başkan Yardımcısı Sinan Cem Şahin sanatı herkes için erişilebilir kılma hedefiyle önemli iş birliklerine imza attıklarını ifade ederek, "Trendyol Sanat, Trendyol’un toplumda pozitif etki oluşturabilme amacıyla hayata geçirdiği bir platform. Hedefimiz, sanatı daha geniş kitlelerle buluşturmak ve genç sanatçıların eserlerini milyonlarca kişiye ulaştırmalarına aracılık etmek. Trendyol Sanat ile bugün 150’den fazla sanatçının bine yakın eserinin geniş kitlelere ulaşmasına destek olduk. Ayrıca dünyaca tanınan ve kendi alanlarında önemli işler ortaya koymuş sanatçılarımızı Türkiye’de sanatseverlerle buluşturmayı da misyon edindik. 20. yılını kutlayan Contemporary Istanbul bünyesinde gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği nedeniyle Güvenç Özel’e teşekkür ediyoruz" dedi. Güvenç Özel: "Neuroflux sanatseverleri ‘yeni sorgulamalara’ davet ediyor" Güvenç Özel’in 2023’te Coachella’da sergilenen ve rekor ilgiyle karşılanan "Holoflux" enstalasyonunun yeni bir yorumu olan eser, Trendyol Sanat desteği ve GLOBART küratörlüğünde sergileniyor. Güvenç Özel, ’Neuroflux’ enstalasyonunun ziyaretçileri makine ile insan üreticiliği arasındaki sınırlar üzerinde düşünmeye davet ettiğini belirterek, şöyle konuştu: "Trendyol Sanat’ın katkılarıyla gerçekleşen bu çalışma; mimarlık, dijital sanat ve teknolojiyi bir araya getirerek günümüzün en temel meselelerinden biri olan insanın üretici kapasitesi ile makinelerin üretim gücü arasındaki sınırları sorguluyor. Bu sorgulamanın insan varoluş kodlarıyla ve geleceği arasında köprü görevi üstleneceğine inanıyorum. Contemporary Istanbul’da özellikle yapay zekanın sanatsal üretimdeki rolünü tartışmaya açan eserlerin, gelecekte kültürel hafızamızı ve estetik değerlerimizi nasıl dönüştürebileceğini bir kez daha deneyimleme fırsatı bulduk." Işık ve mimari Neuroflux’ta bir araya geliyor Neuroflux, mimarlığı yaşayan ve sürekli evrilen bir hipermedya nesnesi olarak tanımlıyor. Işık, projeksiyon ve algoritmik imgelerin birleşimiyle farklı kimlikler ve renk düzenleri arasında dönüşen eser; fiziksel ile dijitalin kesiştiği noktada izleyiciyi bireysel algı ile kolektif varoluşun dijital temsili üzerine düşünmeye davet ediyor. Uzaktan bakıldığında gizemli bir nesne gibi görünen 8 metrelik enstalasyon, yaklaşıldıkça mimari bir yapıya dönüşüyor. Ziyaretçiler yapıyı 360 derece deneyimleyebiliyor; yüzeyindeki ışıltılı ve renk değiştiren yansımalar ise üç boyut algısıyla optik bir oyun kurarak her adımda farklı bir deneyim oluşturuyor. Artırılmış gerçeklik sayesinde eser paralel bir dijital evrende, çok daha büyük, hareketli formlardan oluşan sanal bir ekosistemin parçası gibi görünüyor. Fiziksel ile dijital arasında sürekli genişleyen bir bağ kuran "Neuroflux", ziyaretçilerini çok katmanlı bir deneyime davet ediyor. Trendyol Sanat, Contemporary Istanbul partnerliği kapsamında geçtiğimiz yıllarda uluslararası alanda ödüllü sanatçı Memo Akten’in Deep Meditations ve Candaş Şişman’ın Synphon adlı eserlerini de sanatseverlerle buluşturmuştu.
Bursa’da gastronomi festivali başlıyor
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:44 Bursa’da gastronomi festivali başlıyor Bursa’nın geçmişten günümüze uzanan benzersiz mutfak mirası, Büyükşehir Belediyesi tarafından 26-27-28 Eylül tarihlerinde düzenlenecek olan Uluslararası 4. Bursa Gastronomi Festivali’yle dünyaya tanıtılacak. ‘Rota Yeniden Oluşturuluyor’ temasıyla hazırlanan festivalde, ulusal ve uluslararası konukların katılımıyla dünya gastronomisinin trendleri konuşulacak. Asırlık lezzetler dünyaya tanıtılacak Bursa’nın sahip olduğu zengin mutfak kültürünü turizme kazandırmak ve dünyaya tanıtmak amacıyla düzenlenen ‘Gastronomi Festivali’nin dördüncüsü, 26 Eylül Cuma günü Saat 14.00’da Merinos Parkı B Kafe önünden kortej yürüyüşü, dostluk çorbası ikramı ve protokol töreniyle başlayarak 3 gün boyunca her yaştan lezzet tutkununu Merinos Parkı’nda bir araya getirecek. Bursa’ya özgü ürünlerin, tatların ve Bursa’ya özgü ürünlerle üretilen yenilikçi lezzetlerin öne çıkacağı festivalde asırlık lezzetlerin sunum ve tadım etkinlikleri yer alacak. Atölyeler, yarışmalar, tadım programları Gastro ekonomi ve tarım, sosyal gastronomi, kültür-sanat ve gastro turizm ekseninde gerçekleşecek olan festival; Mudanya’dan Karacabey’e, İznik’ten Orhaneli’ye kadar tüm ilçelere yayılacak. Yerel şeflerle birlikte ulusal ve uluslararası konukların de katılacağı festivalde, atölyeler, yarışmalar, tadım ve tanıtım programları, söyleşi ve paneller, şef buluşmaları, üretici ziyaretleri ve kültürel etkinlikler düzenlenecek. Ünlü şeflerin Bursa esnafıyla da buluşacağı festivalde, gastronominin kültürde, sinemada ve anlatıda da iz bıraktığını ortaya koyan film, açık hava gösterimleri ve yönetmen-yapımcı katılımlı sohbetler de yer alacak. Bursa’nın yaşam kültürünü yansıtan gezek programı da bu yıl festivale eşlik edecek. Geçen yıl uluslararası niteliğe bürünen festivalde Moldova, KKTC, Çin, Bulgaristan, Ukrayna, Belarus ve Tataristan’dan da uzman isimler yer alacak. Festival programı https://www.bursa.bel.tr/etkinlik/uluslararasi-4-bursa-gastronomi-festivali-1324 adresinden takip edilebilecek. Bu yıl Bursa’da, gastronomi yalnızca damakta değil; kültürde, sinemada ve anlatıda da iz bırakacak. Yerli ve yabancı şeflerin gastro sahneleri ve Bursa’ya özgü ürünlerle oluşturulan lezzetlerin sunumu, üç gün boyunca ziyaretçilerin beğenisine sunulacak. Maria Ekmekçioğlu, Cüneyt Asan, Yunus Emre Akkor, Rafet İnce, Doğa Çitçi, Yaren Çarpar, Memet Özer, Ömer Bozyap, Asuman Kerkez, Murat Özipek, Gökhan Çilak ve Eyüp Kemal Sevinç gibi tanınan birçok şef, Bursalı şeflerle birlikte sahne alarak; ‘Keles Kuzusu’ndan ‘Kestane Şekeri’ne, ‘Gürsu Bamyası’ndan ‘Gedelek Turşusu’na, ‘İnegöl Köftesi’nden ‘Tahinli Pide’ ve ‘Cevizli Lokum’a kadar birçok lezzeti sahnede hazırlayacak. "Tüm halkımızı davet ediyorum" 8500 yıllık geçmişiyle Bursa’nın ekonomisi, tarihi, kültürü ve turizmi kadar zengin mutfak mirası ve gastronomisiyle de öne çıkan bir kent olduğunu belirten Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, "Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Bursa Gastronomi Festivali’nde binlerce lezzet tutkununu ve profesyonelleri kentimizde ağırlayacağız. Sahip olduğumuz zengin mutfak kültürünü bir kez daha dünyaya tanıtacağız. 26-27-28 Eylül tarihlerinde ‘Rota Yeniden Oluşturuluyor’ temasıyla hazırlanan festivalimize tüm halkımızı davet ediyorum" dedi.
"29 harflik alfabe kelime varlığımızı yok etti"
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:12 "29 harflik alfabe kelime varlığımızı yok etti" Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş "Dil Bayramı" münasebetiyle yaptığı açıklamada 29 harflik Türkiye Türkçesi alfabesinin Türkçenin zengin ses ve kelime varlığını ifade etmede yetersiz olduğunu söyledi. TDED Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş açıklamasına şöyle devam etti. "Güncel Türkçe Sözlük 2 ciltten oluşurken Tarama ve Derleme sözlüklerimiz 11, 12 cilt olabilecek sayıda... Bu ne demek? 29 harflik güncel alfabemizde olmayan harfler yüzünden Türk milletinin çoğu kadim kelimesini yazamıyoruz, harf eksik. Meselâ Anadolu’nun çok sevdiği "kara he, hırıltılı he" dediğimiz harf neden alfabemizde yok? Azerbaycan’da bu harf X ile gösterilmektedir. Sadece bu harfin bile olması mezara gömdüğümüz nice kelimemizi diriltecek, güncelleyecek. Yazı diline almadığımız kelimelerin zamanla ölmesi kaçınılmazdır. Halk ağzı dediğimiz nedir Allah aşkına? Halkın kullandığı Türkçe, mağara Türkçesi mi? Anadolu’da halkın dilindeki kelimelerin hemen tamamı Türk dünyasında güncel kullanılmaktadır. Halkın dili, binlerce yıllık Türk kültür ve irfanının, diyalektik ve estetiğinin dilidir. Türkiye’de ‘yerel/bölgesel ağız’ diye nitelendirilip TDK’nin Güncel Türkçe Sözlüğü’ne almadığı kelimeler Anadolu’da, Kafkasya’da ve Türkistan’da kullanılıyor. Bu nasıl yerellik ve bölgesellik ki koca bir kıta dilinde var ama resmî Türkiye Türkçesinde yok. 29 harflik alfabemizde olmayan 1)açık e, 2)hırıltılı(sızıcı) he, 3)art damak (k)q, 4)damak(nazal) n’si bir an evvel alfabemize eklenmeli ve alfabemiz 33 harfe çıkarılmalıdır. Böylelikle ölü kelimeler dirilmelidir. Kendi dilimizin katili olmaktan kurtulduğumuzda bayram o bayram olur, dil bayramı daha anlam kazanır. Konunun daha iyi anlaşılması için Türkçe kelime ve ses varlığımızla ilgili yapılan çalışmalardan örnek veriyorum. Takdiri konunun uzmanlarının ve kamuoyunun takdirine bırakıyorum: Güncel Türkçe Sözlük (TDK) - 2 cilt, Derleme Sözlüğü (TDK) - 12 cilt (1963), Derleme Sözlüğü (Ankara Ünv.) - 11 cilt (1993), Tarama Sözlüğü (Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu) - 8 cilt (1965), Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü (TDK) - 6 cilt (1932) Türkçe, Balkanlardan Sibirya’ya konuşulan büyük bir medeniyet dilidir. Dilimiz kimliğimizdir. Türk dünyasının 34 harflik ortak alfabe çalışmasını da desteklediğimizi vurgulayarak büyük Türk milletinin Dil Bayramı’nı kutluyorum"
İş Sanat’ta yeni sezon başlıyor
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:09 İş Sanat’ta yeni sezon başlıyor İş Sanat’ın yeni sezon programı, Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin terasında gerçekleştirilen bir basın toplantısıyla duyuruldu. 4 Kasım’da başlayacak sezonun biletleri 29 Eylül’de satışta olacak. İş Sanat, yeni sezon programına çellist Pablo Ferrandez ve Tekfen Filarmoni Orkestrası’nın 4 Kasım Salı akşamı vereceği konserle başlıyor. Bu sezonda cazın efsanesi Stanley Clarke’dan opera dünyasının başarılı ismi Elena Stikhina’ya, Grammy ödüllü Kremerata Baltica’dan Türkiye’yi yurtdışında başarıyla temsil eden Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’na dünyaca ünlü, ödüllü sanatçı ve orkestraların yanı sıra Rita Payes gibi yeni keşifler ile Radyo Günleri ve B’aşka Şarkılar gibi özgün yerli projeler İş Sanat sahnesinde sanatseverlerle buluşacak. Basın toplantısında konuşan Sanat Yönetmeni Defne Turaç, yeni sezon programını paylaşmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, "Yeni sezon programımızda her sene olduğu gibi yine izleyicilerimize çeşitliliği ve derinliği birlikte sunmaya çalıştık. Sezon boyunca klasik müziğin yanı sıra caz ve dünya müziğinden seçkin isimler, Grammy ödüllü müzisyenler, Parlayan Yıldızlarımız ve İş Sanat için özel tasarlanan yerli prodüksiyonlarla dolu bir programı sanatseverlerle buluşturacağız" dedi. Sezon boyunca sürpriz konserleri duyurmaya devam edeceklerini de müjdeleyen Turaç, sözlerini "Tüm sanatseverleri İş Kuleleri Salonu’nda buluşmaya davet ediyoruz" diye sürdürdü. Pablo Ferrández’e Tekfen Filarmoni Orkestrası eşlik edecek Dünyanın en prestijli klasik müzik yarışmalarından XV. Uluslararası Çaykovski Yarışması’nda ödül kazanmasıyla dikkatleri üzerine çeken Pablo Ferrández, 4 Kasım Salı 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda düzenlenecek açılış konserinde İş Sanat’ın konuğu olacak. Tekniği, ifade gücü ve sahne hâkimiyetiyle "yeni çello dehası" olarak nitelenen İspanyol yıldıza, şef Aziz Shokhakimov yönetimindeki Tekfen Filarmoni Orkestrası eşlik edecek. Empresyonist döneme damgasını vuran Fransız besteci Maurice Ravel’in 150. doğum yılı kutlamalarından ilhamla hazırlanan programda Ravel eserlerinin yanı sıra Georges Bizet’nin Carmen operası dans süitleri ile Camille Saint-Saëns’in virtüözitesi yüksek eserlerinden Viyolonsel Konçertosu No.1, Op. 33 de seslendirilecek. Beş Grammy ödüllü Stanley Clarke İş Sanat’ta Caz dünyasının yaşayan efsanesi olarak kabul edilen basçı Stanley Clarke İş Sanat’ta. 1970’lerde Chick Corea’nın kurduğu caz füzyon grubu Return to Forever ile dünya çapında tanınan Clarke’ın 1976 tarihli solo albümü School Days, basçılar için dünya çapında bir marş olmayı sürdürüyor. Akustik ve elektrik basgitarı öne çıkaran Clarke’ın teknik ve üretici sınırları zorlayan müziği beş Grammy ile ödüllendirildi. Clarke, Cameron Graves (piyano ve tuşlular) ve Jeremiah Collier (davul) ile 21 Kasım Cuma 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda seyircisiyle buluşacak. Ana Moura ile Fado akşamı Portekiz ve Afrika müzikleriyle çevrili bir çocukluk geçiren fadista Ana Moura, şarkı söylemenin ‘kaderinde’ olduğunu belirtiyor. Ünlü fado gitaristi Antonio Parreria ile tanışmasının ise hayatının dönüm noktası olduğunu söyleyen Moura, dokunaklı vokali ve dinamik sahne performansıyla günümüzün en yenilikçi fado sanatçıları arasında sayılıyor. The Rolling Stones ve Prince gibi efsanelerle iş birliği yaparak fadoyu küresel bir izleyici kitlesine ulaştıran Ana Moura, 18 Aralık Perşembe 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda vereceği konserde Portekiz’in ruhunu taşıyan şarkılarını seslendirecek. Yeni yıl konserinin yıldızı Elena Stikhina İş Sanat’ın heyecanla beklenen yeni yıl konserinin solisti, opera dünyasının başarılı sopranolarından Elena Stikhina olacak. Operalia ve Competizione dell’Opera gibi prestijli yarışmalardaki başarısıyla opera dünyasının dikkatini çeken Stikhina kısa sürede, New York Metropolitan Opera başta olmak üzere dünyanın saygın opera sahnelerinde sahnelenen önemli eserlerin aranılan ismi oldu. 2024 yılında, İş Bankası’nın 100. Yıl Gala konserinde Placido Domingo ve Murat Karahan ile birlikte sahneye çıkan Stikhina, kusursuz performansıyla seyircinin yoğun ilgisini ve beğenisini toplamıştı. 6 Ocak Salı 20.30’da AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda düzenlenecek konserde Stiktina’ya İtalyan şef Carlo Tenan yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşlik edecek. Grammy ödüllü Kremerata Baltica, genç piyanist Lucas Debargue ile sahnede Keman virtüözü Gidon Kremer tarafından Baltık ülkelerinin en yetkin müzisyenlerinden kurulan Kremerata Baltica oda orkestrası, bugüne dek verdiği 1000’in üzerinde konserle Avrupa’nın önde gelen müzik topluluklarından biri. Ana akımın ötesine geçen zengin bir repertuvara sahip orkestra After Mozart albümüyle "En İyi Oda Müziği/Küçük Topluluk Performansı" kategorisinde Grammy Ödülü’nün de sahibi. Daimi konuk sanatçısı olan başarılı Fransız piyanist Lucas Debargue ile 19 Şubat Perşembe 20.30’da İş Sanat’ın konuğu olacak topluluk, Bach, Magin, Mozart, Arvo Pärt ve Jancevskis’in eserlerini seslendirecek. Jakub Józef Orliński ve Il Pomo d’Oro ile İtalyan Barok Dönemi’ne yolculuk Günümüzün en etkileyici vokallerinden kontr-tenor Jakub Józef Orliński, erken dönem barok operalarında olduğu kadar çağdaş eserlerdeki virtüöz performansıyla da tanınıyor. Vokal tekniğini, dans geçmişinden gelen fiziksel performans yeteneğiyle birleştirmesiyle bir fenomene dönüşen Orliński iki kez Grammy ödülüne aday gösterildi. Barok ve klasik dönem operaları ile enstrümantal eserleri orijinallerine bağlı kalarak yorumlayan ödüllü orkestra Il Pomo d’Oro ile kaydettiği Beyond albümünün dünya turnesi kapsamında 13 Mart Cuma akşamı İş Kuleleri Salonu’nda konser verecek sanatçının repertuvarında İtalyan Barok Dönemi’nden eserler yer alacak. Usta kemancı Gilles Apap, Camerata Zürich ile İş Sanat’ta Teknik ustalığını doğaçlama ruhuyla bir araya getiren kemancı Gilles Apap, klasik bestecileri folk, dans ve dünya müziği ile harmanlayan bir solist olarak tanınıyor. Birlikte pek çok başarılı projeye imza attığı Camerata Zürich ise kurulduğu 1957 yılından bu yana nadiren icra edilen klasik ve romantik eserlerin yanı sıra çağdaş eserleri repertuvarının merkezine koyuyor. 2 Nisan Çarşamba 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda bir araya gelecek Apap ve Camerata Zürich, Barok dönemden 20. yüzyıla uzanacak; Bartók, Vivaldi ve Tartini gibi bestecilerin eserlerini İş Sanat’ta müzikseverlerle buluşturacak. Ivan "Melon" Lewis ile The Cuban Swing Express Kendi kuşağının en yetenekli müzisyenlerinden olan Küba doğumlu İspanyol piyanist Ivan ‘Melon’ Lewis, The Cuban Swing Express ile İş Sanat’a konuk oluyor. Avrupa’da yaşayan Kübalı müzisyenlerin bir araya geldiği grup Herbie Hancock, Michael Jackson ve Rolling Stones şarkılarının yeni düzenlemeleri ile Lewis’in bestelerini, keyifli bir repertuvarda birleştiriyor. Konser, 16 Nisan Perşembe 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda yapılacak. Canan Başkaya ile "Radyo Günleri"ne dönüş Türk Halk Müziği’nin güçlü seslerinden Canan Başkaya’nın solistliğinde düzenlenecek "Radyo Günleri" konseri dinleyicileri geçmişte bir yolculuğa çıkartmaya hazırlanıyor. 27 Kasım Perşembe 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda, tiyatro sanatçısı Çağıl Taşbaşı’nın anlatımıyla düzenlenecek konserde sevilen Anadolu ve Rumeli türküleri radyodan dinlercesine sıcak bir atmosferde yeniden hayat bulacak. Cem Adrian’dan İş Sanat’a özel bir konser Vokal performansı, besteleri ve şarkı sözleriyle kısa sürede kendine has bir hayran kitlesi oluşturan Cem Adrian bu kez İş Sanat sahnesinde. Adrian, 11 Aralık Perşembe 20.30’daki konserinde zengin müzikal birikimini İş Sanat seyircileriyle paylaşacak. Göksel’den B’Aşka Şarkılar Sade ve içten tarzı, güçlü performansıyla pop müziğin en sevilen isimlerinden Göksel, yeni sezonda İş Sanat’a özel bir repertuvar ile dinleyicilerin karşısında olacak. 21 Ocak Çarşamba 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda vereceği B’Aşka Şarkılar konserinde, Türk sanat müziğinin beğenilen eserlerini ve kendi parçalarının sanat müziği düzenlemelerini seslendirecek. Sanatsever çocuklar için sürprizler İş Sanat’ın iki sezon boyunca büyük bir ilgiyle takip edilen müzikli çocuk oyunu "Pat Pat Patara", kaçıranlar için 15 Kasım Cumartesi ve 16 Kasım Pazar tarihlerindeki son iki temsiliyle sahnede olacak. Antik dünyanın gizemli atmosferinde bir yolculuğa çıkaran Pat Pat Patara’nın ardından İş Sanat’ın yeni çocuk oyunu küçük sanatseverlerle buluşacak. Genç yetenekler İş Sanat’ın kariyerlerinin başındaki müzisyenlere sahne deneyimi kazandırmak ve genç yetenekleri müzikseverlerle buluşturmak amacıyla 2002 yılından bu yana düzenlediği Parlayan Yıldızlar konserleri 26. sezonda da seyircisiyle buluşmaya devam edecek. Bugüne kadar 150’den fazla genç müzisyene sahne imkânı sunan Parlayan Yıldızlar’da yeni sezon konserleri Kasım ayından itibaren İş Kuleleri Salonu’nda ücretsiz olarak izlenebilecek. Şiir ve hikâye dinletileri sürüyor İş Sanat seyircilerinin ilgiyle takip ettiği şiir ve hikâye dinletileri 26. sezonda da Türk edebiyatının usta isimlerinin eserlerini müzikle buluşturuyor. Sezonun ilk etkinliği, 11 Kasım Salı günü Sait Faik Hikâye Dinletisi olacak. Metinlerini Atilla Birkiye’nin hazırladığı, müzik direktörlüğünü Serdar Yalçın’ın, sahne uygulamasını ise Mehmet Birkiye’nin üstlendiği dinletiler sezon boyunca İş Kuleleri Salonu’nda ücretsiz olarak izlenecek.
Bu müze iletişimin serüvenine tanıklık ediyor
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:50 Bu müze iletişimin serüvenine tanıklık ediyor Çankırı’da eski iletişim araçlarının sergilendiği Ferit Akalın Radyo ve İletişim Müzesi, iletişimin serüvenine tanıklık ediyor. Çankırı Belediyesi tarafından 2000’li yıllarda Karataş Mahallesi’nde bulunan tarihi Sarıkadı Konağı restore edilerek müzeye dönüştürüldü. Müze, Çankırı’da "Radyocu Ferit" olarak tanınan Ferit Akalın’ın 1923 ile 1970 yılları arasında biriktirdiği yaklaşık 90 radyonun yanı sıra, geçmişten günümüze kullanılan telgraf, radyo, eski televizyon ve gazeteler gibi yüzlerce iletişim aracına ev sahipliği yapıyor. Farklı dönemlere ait iletişim araçlarının yer aldığı müze, ziyaretçilerini geçmişte yolculuğa çıkartıyor. "Bu müzede, iletişimin ilk aşamaları, insanların ilk zamanlarda nasıl iletişim kurdukları görülmektedir" Müzenin, iletişimin serüvenini anlattığını söyleyen müze rehberi Nezire Yıldız Günaçtı, "2000’li yıllarda belediyemiz tarafından sahiplenen bu yapı 2016 yılında yapılan restorasyon ile 2018 yılında Ferit Akalın Radyo ve İletişim Müzesi olarak hizmete girmiştir. Ferit Akalın bey, kendi koleksiyonu olan 90 adet radyoyu belediyemize bağışlamıştır. Belediyemiz ise radyolara sahip çıkmak ve yaşatmak için bu müzede sergilemektedir. Müzemiz iki kattan oluşmaktadır. İletişimin serüveninden başlayan odalar, Ferit Akalın’a ait olan odaya ilerlemektedir. Hemen yanında ise telefon ve mektup odası bulunmaktadır. Televizyon köşesi ve yanında ise telgraf odası vardır. Yine hemen yanında ise Nikola Tesla ve akustik ses odası ve teremin odası bulunmaktadır. Müzede birbirinden güzel çeşitli eserler yer almaktadır. Müzemiz, kenti ziyaret eden turist misafirlerimiz tarafından da yoğun ilgi görmektedir. Çok sayıda misafiri müzemizde ağırlamaktayız. Bu müzede, iletişimin ilk aşamaları, insanların ilk zamanlarda nasıl iletişim kurdukları görülmektedir. Bu müze ile iletişimin ilk aşamalar gün yüzüne çıkıyor. Ziyaretçilerimiz bu müzeyi gezip tarihe tanıklık ediyorlar" diye konuştu.
Türk mutfağının geleneksel tadı tarhana, cazibesini kaybetmedi
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:49 Türk mutfağının geleneksel tadı tarhana, cazibesini kaybetmedi Türk mutfağının asırlardır süregelen gelenekleri arasında yer alan ve Orta Asya’dan bu yana sevilerek tüketilen tarhana geleneği Aydın’da devam ediyor. Merkezi Aydın’da bulunan ve ülke genelinde 100’ün üzerinde şubesi olan Tuğba Kuruyemiş’te tarhana sezonu başladı. Geleneksel tadından taviz verilmeden modern şartlarda tonlarca tarhana üreten Tuğba Kuruyemiş, bu yıl da kış hazırlıkları kapsamında tarhana üretimine ağırlık verdi. Çeşitli hastalık ve virüslere karşı vücut direncini arttırması ile de bilinen tarhanaya her yıl talebin arttığı belirtildi. Gerek çalışma hayatının getirdiği yoğunluk gerekse apartman yaşantısındaki kısıtlı imkanlar nedeniyle tarhana yapma imkanı bulamayan aileler için geleneksel tarhana üretimini sürdürdüklerini belirten Tuğba Kuruyemiş Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tonkul, "Orta Asya’dan bu yana süre gelen geleneksel tarhanayı asırlar öncesinde olduğu gibi özelliklerini koruyarak üretiyoruz. Vitamin ve mineral açısından oldukça zengin olan tarhana çorbasının gerek içerisindeki maddeler gerekse kullanılan baharatlar nedeniyle oldukça besleyici ve çeşitli hastalık ve virüslere karşı koruyucu özelliğe sahiptir. Mayalanma yani fermantasyon sonucu elde edilen tarhana her yaş grubu tarafından rahatlıkla tüketilebilecek bir besin olduğu gibi bol miktarda A, B ve özellikle C vitamini, bol fosfor, iyot, silis, kükürt gibi vücuda çok faydalı maddeler içerir. Tarhana; Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, nefes borusunu temizler, damar tıkanıklığı ve daralmasını önler. Doğal tokluk hissi verdiğinden dolayı adeta zayıflama ilacı gibidir. Kansere karşı da ciddi koruma sağlayan besindir" diyerek Türkiye’de tarhana tüketiminin her yıl artarak devam ettiğini söyledi. "Yaşam koşulları değiştiği için evlerde yapımı zorlaştı" Anadolu’da hemen hemen her yörede kış için hazırlanan yiyecekler arasında ilk sıralarda yer alan tarhananın sevilerek tüketilmesine rağmen artık evlerde üretiminin zorlaştığını belirten Tonkul, halktan gelen talepler doğrultusunda her yıl tarhana üretiminin artarak devam ettiğini söyledi. Aynı zamanda yemek olarak hazırlanması oldukça pratik olan tarhananın Türk mutfağında yerinin çok önemli olduğunu kaydeden Tuğba Kuruyemiş Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tonkul, "Geleneksel gıdalarımızın pek çoğu zamana ya da çeşitli yeniliklere yenik düştü. Ancak tarhana asırlardır cazibesinden bir şey kaybetmedi. Genç kuşaklar tarafından da sevilerek tüketiliyor" dedi.
Ankara’nın ilk camisi Sultan Alaaddin’de Selçuklu mirası yaşıyor
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:46 Ankara’nın ilk camisi Sultan Alaaddin’de Selçuklu mirası yaşıyor Ankara Kalesi’nin 1073’te fethedilmesinden sonra şehirde yapılan ilk cami olan Sultan Alaaddin Camii, Selçuklu döneminden kalan tarihi minberi ve külliyesi ile hizmet vermeye devam ediyor. Ankara Kalesi’nde bulunan ve ilk fetih camisi olarak bilinen Sultan Alaaddin Camii, Selçuklu döneminden günümüze kalan minberi ve külliye yapısıyla tarih meraklılarının ilgisini çekiyor. Camide yaklaşık 16 yıldır görev yapan imam Mustafa Kavlak, İhlas Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, "Burası Ankara’mızın ilk fetih camisi. 1070’te Malazgirt’te Muhammed Alparslan, Anadolu’ya Türklerin kapısını açınca 2 sene sonra Sivas, Ankara ve İzmir kalelerini fethetmiş. İlk fetih camisinin mihrabı da bahçemizde. Daha sonra da Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan’ın oğlu Mesud burayı ulu camiye çevirmiş. 7-8 bin kapasiteli bir cami hizmet vermiş. Zaten Selçuklu’da yapılan camiler genelde çok amaçlı yapılmış, külliye şeklinde. Bu sac ayağı üzerinde Müslümanların birliğini ve beraberliğini sağlama hususunda ulu cami yapılmış. Normalde bu cami 7-8 bin kapasiteli bir camiymiş. Esas caminin temelleri zindan kapısının yanından başlıyor geriye kadar. Geriden de surlara kadar uzanan 7-8 bin kişinin rahatça cuma günü burada namazlarını eda ettiği ve bir araya geldiği, meşveret yeri olarak kullanıldığı bir alan olarak, bir cami olarak burada asırlarca hizmet vermiş" dedi. Kavlak, "2010 yılında geldiğimde buraya gelen ziyaretçiler vardı. O zamanki ziyaretçilerden halveti dervişleri vardı. Onlarla sohbet ettiğimde ’Hocam, biz de senin gibi merak ediyorduk bu zatı’ dediler. Arşivlerden araştırdık, Vakıflar Genel Müdürlüğünden, Bölge Müdürlüğünden, Kültür Bakanlığından çıkmadı ismi. Bu zatın görevi şöyle; Selçuklu ordularının başında gelen komutanların manevi rehberi, hocası, yol göstericisi, yani ilim erbabı mübarek Allah dostu bir zat olduğu düşünülüyor. Ulu caminin aynı zamanda şifahanesi, misafirhanesi, aşevi, kütüphanesi, han, hamam, medresesi olan bir külliye şeklinde yapılmış bir eser burası. Bunlar ne olmuş? 1200’lerde Moğol istilasına uğramış burası. Taş üzerinde taş bırakmamışlar Moğollar, binlerce şehit vermişiz. O şehit kabirleri, şu surların arkasında park var. Olduğu gibi oralar hep şehitlik. Bir tane mezar taşı dahi yok" diye konuştu. Kavlak, cami içerisindeki minberin Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan’ın oğlu II. Mesud tarafından yaptırıldığını ifade ederek, üzerindeki kitabede "Selçuklu Devleti Sultanı, Rum ve Yunan mülkünün efendisi, İslam dininin ihyacısı Kılıç Arslanoğlu Muhyiddin Mesud döneminde, Arabi aylardan Safer ayında’ bilgisinin yer aldığını belirtti. Kavlak ayrıca, saldırı sırasında minberde meydana gelen top atışına ait yanık izlerinin hala görülebildiğini aktardı.
Ankara’nın ilk fetih camii Sultan Alaaddin’de Selçuklu mirası yaşıyor
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:44 Ankara’nın ilk fetih camii Sultan Alaaddin’de Selçuklu mirası yaşıyor Ankara’nın ilk fetih camii Sultan Alaaddin Camii, Selçuklu döneminden kalan tarihi minberi ve külliyesi ile hizmet vermeye devam ediyor. Ankara Kalesi’nde bulunan ve ilk fetih camisi olarak bilinen Sultan Alaaddin Camii, Selçuklu döneminden günümüze kalan minberi ve külliye yapısıyla tarih meraklılarının ilgisini çekiyor. Asırlar boyunca ibadet ve toplumsal buluşma merkezi olarak hizmet veren camiyi, Cami İmamı Mustafa Kavlak İhlas Haber Ajansı muhabirine anlattı. Yaklaşık 16 yıldır Sultan Alaaddin Camii İmamı Mustafa Kavlak, "Burası Ankara’mızın ilk fetih camisi. 1070’te Malazgirt, Muhammed Alparslan, Anadolu’ya Türklerin kapısını açınca aradan 2 sene sonra Sivas, Ankara ve İzmir kalelerini fethetmiş. İlk fetih caminin mihrabı da bahçemizde. Daha sonra da Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan’ın oğlu Mesud burayı ulu camiye çevirmiş. 7-8 bin kapasiteli bir cami hizmete vermiş burayı. Zaten Selçuklu’da yapılan camiler genelde çok amaçlı yapılmış, külliye şeklinde. Bu sac ayağı üzerinde Müslümanların birliğini ve beraberliğini sağlama hususunda ulu cami yapılmış. Normalde bu cami 7-8 bin kapasiteli bir camiymiş. Esas caminin temelleri zindan kapısının yanından başlıyor geriye kadar. Geriden de surlara kadar uzanan 7-8 bin kişinin rahatça cuma günü burada namazlarını eda ettiği ve bir araya geldiği meşveret yeri olarak kullanıldığı bir alan olarak, bir cami olarak burada asırlarca hizmet vermiş" dedi. "Ben buraya 2010 yılında geldiğimde buraya gelen ziyaretçiler vardı. O ziyaretçilerde şöyle caminin o zamanki işte buraya ziyaretçilerden halveti dervişleri vardı. Onlarla sohbet ettiğimde hocam dediler biz de senin gibi merak ediyorduk bu zatı dediler. Arşivlerden biz araştırdık, Vakıflar Genel müdürlüğünden, Bölge Müdürlüğünden, Kültür Bakanlığından çıkmadı ismi. Bu zat görevi şöyle. Selçuklu ordularının başında gelen komutanların manevi rehberi, hocası, yol göstericisi, yani ilim erbabı mübarek Allah dostu bir zat olduğu düşünülüyor. Ulu Cami’nin aynı zamanda şifahanesi, misafirhanesi, aşevi, kütüphanesi, han, hamam, medresesi olan bir külliye şeklinde yapılmış bir eser burası. Bunlar ne olmuş? 1200’lerde Moğol istilasına uğramış burası. Taş üzerinde taş bırakmamışlar Moğollar, binlerce şehit vermişiz. O şehit kabirleri, şu surların arkasında park var. Olduğu gibi oralar hep şehitlik. Bir tane mezar taşı dahi yok." Kavlak, cami içerisindeki minberin Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan’ın oğlu II. Mesud tarafından yaptırıldığını ifade ederek, üzerindeki kitabede minberin ‘Selçuklu Devleti Sultanı, Rum ve Yunan mülkünün efendisi, İslam dininin ihyacısı Kılıç Arslanoğlu Muhyiddin Mesud döneminde, Arabi aylardan Safer ayında’ bilgisinin yer aldığını belirtti. Kavlak ayrıca, saldırı sırasında minberde meydana gelen top atışına ait yanık izlerinin hala görülebildiğini aktardı.