KÜLTÜR SANAT
Özel çocuklar, anneleriyle birlikte çamuru sanata dönüştü 09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:33:18 Adana’nın Kozan ilçesinde Anneler Günü dolayısıyla düzenlenen seramik atölyesinde özel çocuklar, anneleriyle birlikte çamuru sanata dönüştürdü. Kozan Belediyesi Kültür ve Sanat Evi tarafından düzenlenen etkinlikte özel çocuklar ve anneleri hem birlikte vakit geçirdi hem de seramik çalışmaları yaparak unutulmaz bir gün yaşadı. Etkinlikte anneler ve çocukları pasta keserek Anneler Günü’nü kutladı. Seramik sanatçısı Nermin Elmalı, özel çocuklar ve anneleri için farkındalık oluşturmak istediklerini belirterek, "Özel bireyler bizim kırmızı çizgimiz. Anneler Günü’nü sanatla iç içe bir etkinlikle kutlamak istedik. Anneler için kalıcı bir hatıra olsun, çocuklarıyla birlikte özel bir anıyı paylaşsınlar istedik. Çamur, anneler ve özel çocukların ellerinde sanata dönüştü" diye konuştu. Rehabilitasyon merkezi yetkililerinden Tuğba Koç da etkinliğe ev sahipliği yapan Kozan Belediyesi’ne teşekkür ederek tüm annelerin ve çocukların özel olduğunu ifade etti. "Annelerin aklında hep çocukları vardır" Down sendromlu 10 yaşındaki kızıyla etkinliğe katılan anne Zeynep Kaplan ise özel çocuk annesi olmanın büyük fedakarlık ve kaygı gerektirdiğini anlatarak, "Annelik ömür boyu sürüyor. Uyurken bile onları düşünüyoruz. Annelerin aklında hep çocukları vardır" ifadelerini kullandı. Öğrencilerden Betül Ulutaş ise annesini çok sevdiğini belirterek, "Cennet annelerin ayakları altındadır" dedi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:15 Gazeteci Ali Atalar’ın "Anadolu’nun Yüzleri" sergisi ilgi görüyor Gazeteci Ali Atalar’ın ’Anadolu’nun Yüzleri’ sergisi Kahraman Emmioğlu Sanat Merkezi’nde açıldı. 25 Mayıs’a kadar açık kalacak sergide Ali Atalar koleksiyonundan seçilen Anadolu kadın ve çocuk temalarından oluşan fotoğraflar yer alıyor. Kahraman Emmioğlu Sanat Merkezi Sergi Salonu’nda yapılan sergi açılışına Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Zehra Ünal, Kültür Sanat ve Bilim Daire Başkanı Hüseyin Ateş, Eğitim Gençlik ve Spor Daire Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdal ve ziyaretçiler katıldı. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan yardımcısı Zehra Ünal yaptığı açılış konuşmasında Gaziantep’i bir kültür ve sanat şehri yapma yolunda önemli adımlar attıklarını belirterek, "Gaziantep’in kültür ve sanat şehri olması için elimizden gelen tüm imkânları seferber ederek hizmet etmeye çalışıyoruz. Kahraman Emmioğlu Sanat merkezimizde yıl boyu yüzlerce sergi açmaktayız. Buradaki sergimizde Anadolu yaşamının geçmiş dönemdeki durumuna vurgu yapan kartpostallardan oluşan bir serginin açılışındayız. Koleksiyoner Ali Atalar’a emeklerinden dolayı teşekkür ederiz. Tüm halkımızı sergiye davet ediyorum" dedi. Açılış töreninde konuşan koleksiyoner Ali Atalar yaptığı konuşmasında, "1970’li yıllarda başlayan biriktirme ve koleksiyon maceramın ilk ayağı bu kartpostallardır. Kartpostal biriktirmeye başladığımda yalnızca Anadolu yaşamını anlatan kartlar topladım. Çocuklar ve kadınların ağırlıkta olduğu koleksiyonda Anadolu’nun çileli yaşamı anlatılmaktadır. Anneler günü öncesi açılmasının ayrı bir önemi de bulunmaktadır. Katkıda bulunanlara teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Kahraman Emmioğlu Sanat Merkezi’nde açılan serginin 25 Mayıs tarihine kadar ziyaretçilere açık olacağı ifade edildi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:15 İzmir’de dokunan el halıları Türkiye ve Avrupa’daki sarayları süslüyor İzmir’de geleneksel yöntemler ve doğal kök boyalar kullanılarak büyük bir el işçiliğiyle üretilen asırlık motifli halılar, sınırları aşarak dünya çapında büyük bir değer görüyor. Büyük bir titizlikle dokunan bu özel eserler, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Çankaya Köşkü başta olmak üzere Avrupa’daki devlet başkanlarının saraylarını ve tarihi binaları süslüyor. Usta ellerde şekillenen ve makineleşmeye karşı geleneksel mirasın korunduğu halı üretim tesisinde, nesilden nesile aktarılan metotlar uygulanıyor. Üretim sürecinde, Konya Karapınar’da bulunan ağıllardan elde edilen koyun yünleri ile sağlamlık ve parlaklık katması amacıyla Ankara keçisi yünleri harmanlanıyor. Özenle yıkanıp taranan ve sümek haline getirilen yünler, yöredeki kadınlar tarafından çıkrık veya kirmanda eğrilerek el ipine dönüştürülüyor. Elde edilen ipler, sentetik madde kullanılmadan çeşitli kök, ot ve minerallerin bakır kazanlarda kaynatılmasıyla yüzde 100 doğal bitki bazlı pigmentlerle renklendiriliyor. Bu meşakkatli sürecin ardından tezgahlara alınan ipler, aylar süren el emeğiyle ilmek ilmek dokunarak uluslararası çapta talep gören eşsiz sanat eserlerine dönüşüyor. "En iyi arkadaşım halı" İşletme sahibi Osman Can, babasının 1968 yılında kurduğu halı dükkanında büyüdüğünü belirterek, "7-8 yaşlarıma geldiğimde en iyi arkadaşım halılardı. Sürekli babamın dükkanında zaman geçiriyordum. 1985 ve 1986 yıllarında halı üretimi vardı ancak azalmaya ve niteliğini kaybetmeye başlamıştı. Daha çok kimyasal boyalar ve tabak yünleri kullanılıyordu. 14, 15 ve 18’inci yüzyıllarda üretilen o güzel sanat eserleri artık üretilmiyordu. Benim yaşama amacım çok güzel halılar üretip onları gelecek yüzyıllara bırakmak. Herkes işin kolayına kaçtığı için bunu yapan kimse yok. Halıların yünlerini Konya Karapınar’da 2 büyük ağıldan kırkılan yünlerden alıyoruz. İçine de Ankara keçisi yünlerini karıştırıyoruz çünkü Ankara keçisinin yünü halıya hem sağlamlık hem de parlaklık veriyor. Bunları güzelce yıkatıp tarattıktan sonra sümek haline getiriyoruz. Ardından 25-30 teyzemize dağıtıyoruz. Onlar da çıkrıkta veya kirmanda el ipi haline getiriyorlar. El ipi haline geldikten sonra burada tamamen doğal boyalarla boyama aşamasına geçiyoruz. Hangi halıyı üreteceksek onun iplerini tamamen doğal yöntemlerle hazırlıyoruz" ifadelerini kullandı. Üretim ortalama 2 ay sürüyor 3 metrekarelik bir el halısının üretiminin ortalama 2 ay sürdüğünü vurgulayan Can, "Makine halısından 1 saatte 1000 adet üretilebilirken, aynısını bir daha üretemeyeceğiniz el halısının yapımı çok uzun sürüyor. Aynı kişi aynı yünlerle dokusa bile birebir aynısı çıkmaz, ancak yüzde 90 benzerlik olur. Son zamanlarda kaliteli malzemelerle dokunan çok güzel makine halıları da var. Ancak bizim kullandığımız malzeme tamamen elde eğirme ipi ve yüzde 100 doğal boya olduğu için çok daha sağlıklı ve organik. Ben her halıyı belirli sayılarda üretiyorum, yüzlerce veya binlerce imalat yapmıyorum. Bu nedenle 50 veya 100 yıl sonra bu halıların hepsi toplanacak ve koleksiyoncular tarafından bir araya getirilecek. Üretimimi tamamen bu amaca yönelik gerçekleştiriyorum" şeklinde konuştu. "Eserlerimiz gelecek yüzyıllara taşınacak" Eski halıların özlerine sadık kalarak yeni üretimler gerçekleştirdiklerini dile getiren Can, "Ürettiğimiz halılar sanatseverler tarafından çok beğenildi ve aradaki malzeme, model, dokuma farkı hemen anlaşıldı. Eskileri çok incelediğim için normal bir imalattan ziyade, klonlama gibi titiz bir süreç yöneterek aslına sadık eserler ürettik. Bu süreçte dikkat çektik ve insanlar bizden özel halılar talep etmeye başladı. Çankaya Köşkü’nün ve İstanbul’daki birçok yalının halılarını ürettik. Eski Türkiye İhracatçılar Meclis Başkanı İsmail Gülle bizden büyük bir halı alarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne hediye etti. Yurt dışında ise Budapeşte Başkanlık Sarayı ve parlamento binalarının içindeki 120, 140 ve 160 metrekarelik o muhteşem halıların hepsini biz ortaya çıkardık. Tarihi değere sahip olacak bu eserler gelecek yüzyıllara taşınacak. Bunların dışında Amerika, Almanya, Fransa ve Türkiye’de değerli büyük halılar üretmeye devam ediyoruz. Şu an Türkiye’de 120 ile 150 metrekare büyüklüğünde tezgahı olan ve bu ebatlarda üretim yapabilen tek tesis sanırım biziz. Büyük halı üretmek oldukça zor bir iş. Son olarak Macaristan eski Başbakanı Viktor Orban’ın konutuna 140 metrekarelik bir halı yaptık. 8 dokumacımız bu halıyı 16 ayda tamamladı. Boyaların, ipin ve modellerin hazırlanmasıyla birlikte başından sonuna kadar yaklaşık 2 buçuk yıllık bir emek harcandı. Gelecek yüzyıllara kalacak eserler bırakmak benim hayatta aldığım en büyük zevk" dedi.
At nalı şeklindeki eşsiz tabya: Kars turizmine kazandırılmayı bekliyor
23 Eylül 2025 Salı - 14:50 At nalı şeklindeki eşsiz tabya: Kars turizmine kazandırılmayı bekliyor Kars’ta, at nalı şeklinde inşa edilmiş ender bir mimari eser olan tabya, turizme kazandırılmayı bekliyor. Hilal’ ve ‘Nal’a benzeyen Türkiye’de neredeyse bir örneği olmayan, Osmanlı döneminde kadın hapishanesi olarak kullanılan yaklaşık 200 yıllık Gemli Tabya, gözler önünde yok oluyor. Restore edilmesi için birçok proje yapılan ve ancak yapılan projelerin bir türlü hayata geçirilmemesi dolayısıyla kendi geleceğine terk edilen Gemli Tabya, her geçen gün biraz daha yıkılıyor. 1854 yılında Kerim Paşa tarafından yaptırılan ve 1855 Osmanlı-Rus Savaşı, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, 1918-1920 Osmanlı-Ermeni Savaşı’nda kullanılan ve günümüze kadar ayakta kalan Gemli Tabya turizmcileri de harekete geçirdi. Kars Kültür ve Turizm Uzmanı Mehmet Duman, Gemli Tabya’nın turizme kazandırılmasının kentte önemli katkı sağlayacağını belirtti. Kültür ve Turizm Uzmanı Mehmet Duman, "Kars kültür turizmi kaynakları açısından en önemli şehirlerden biridir. Kendi içinde barındırmış olduğu 49 tabya Türkiye’de bir ilk olarak özellik taşımaktadır. Bu tabyalardan Harp Müzesi ve Peynir Müzesi olarak restore edilmiş şuan uluslararası turizme hitap eden bir özelliğe sahip, müzelerimiz mevcuttur. Gemli Tabya kendi özelliği ve lokasyonu açısından tarihle iç içe adeta ve bulunduğu konumla gerçekten dışarıdan gelen konuklarımızı keyifli bir geziye hitap edecek bir konuma sahip, bu açıdan gemli tabyanın çok kısa sürede restore edilip gerek sanatsal anlamda, mimari açıdan Kars’ın özellikle Baltık mimarisi açıcından özelliği de çok iyi, mimarlık üzerine de bir proje yapılabilir. Ya da farklı bir şekilde turizme kazandırılabilir" dedi. "Tarihin göz kamaştıran mirası" Öte yandan Kars, tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve bu medeniyetlerden kalma pek çok mimari eserle doludur. At nalı şeklindeki bu tabya da, Kars’ın askeri mimari mirasındaki en nadide örneklerden biri. 19. yüzyılda Osmanlılar tarafından, Rus işgaline karşı savunma amacıyla inşa edilen bu tabya, sadece bir askeri yapı olmanın ötesinde, döneminin mühendislik ve mimari anlayışını gözler önüne seriyor. Bu özgün tasarımıyla benzerlerinden ayrılan tabya, yıllardır ilgisizlik ve bakımsızlık nedeniyle yıpranmış durumda. Duvarları yıkılmış, iç kısımları harabeye dönmüş olan yapı, acil bir restorasyon projesine ihtiyaç duyuyor. "Turizm için yeni bir fırsat" Kars, özellikle Kış Turizmi ve tarihi dokusuyla ön plana çıkan bir şehir. Çıldır Gölü, Ani Ören Yeri ve Sarıkamış’ın yanı sıra, bu tabyanın da turizme kazandırılması, şehre gelen ziyaretçi sayısını ve turistik çeşitliliği artırabilir. Tabyanın restore edilip bir müzeye veya kültürel sergi alanına dönüştürülmesi, çevresine seyir terasları ve yürüyüş yolları eklenmesi gibi projelerle bölgeye değer katacak önemli bir turistik nokta haline kavuşabilir Tabyanın at nalı şeklindeki bu ilginç formu, şüphesiz ki ziyaretçilerin büyük ilgisini çekecek. Yetkililerin bu konuda harekete geçmesi ve tabyayı kendi haline terk etmek yerine, onu Kars’ın turizm potansiyeline eklemesi bekleniyor.
At nalı şeklindeki eşsiz tabya: Kars turizmine kazandırılmayı bekliyor
23 Eylül 2025 Salı - 14:45 At nalı şeklindeki eşsiz tabya: Kars turizmine kazandırılmayı bekliyor Kars’ta, at nalı şeklinde inşa edilmiş ender bir mimari eser olan tabya, turizme kazandırılmayı bekliyor. Hilal’ ve ‘Nal’a benzeyen Türkiye’de neredeyse bir örneği olmayan, Osmanlı döneminde kadın hapishanesi olarak kullanılan yaklaşık 200 yıllık Gemli Tabya, gözler önünde yok oluyor. Restore edilmesi için birçok proje yapılan ve ancak yapılan projelerin bir türlü hayata geçirilmemesi dolayısıyla kendi kaderine terk edilen Gemli Tabya, her geçen gün biraz daha yıkılıyor. 1854 yılında Kerim Paşa tarafından yaptırılan ve 1855 Osmanlı-Rus Savaşı, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, 1918-1920 Osmanlı-Ermeni Savaşı’nda kullanılan ve günümüze kadar ayakta kalan Gemli Tabya turizmcileri de harekete geçirdi. Kars Kültür ve Turizm Uzmanı Mehmet Duman, Gemli Tabya’nın turizme kazandırılmasının kentte önemli katkı sağlayacağını belirtti. Kültür ve Turizm Uzmanı Mehmet Duman, "Kars kültür turizmi kaynakları açısından en önemli şehirlerden biridir. Kendi içinde barındırmış olduğu 49 tabya Türkiye’de bir ilk olarak özellik taşımaktadır. Bu tabyalardan Harp Müzesi ve Peynir Müzesi olarak restore edilmiş şuan uluslararası turizme hitap eden bir özelliğe sahip, müzelerimiz mevcuttur. Gemli Tabya kendi özelliği ve lokasyonu açısından tarihle iç içe adeta ve bulunduğu konumla gerçekten dışarıdan gelen konuklarımızı keyifli bir geziye hitap edecek bir konuma sahip, bu açıdan gemli tabyanın çok kısa sürede restore edilip gerek sanatsal anlamda, mimari açıdan Kars’ın özellikle Baltık mimarisi açıcından özelliği de çok iyi, mimarlık üzerine de bir proje yapılabilir. Ya da farklı bir şekilde turizme kazandırılabilir" dedi. "Tarihin göz kamaştıran mirası" Öte yandan Kars, tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve bu medeniyetlerden kalma pek çok mimari eserle doludur. At nalı şeklindeki bu tabya da, Kars’ın askeri mimari mirasındaki en nadide örneklerden biri. 19. yüzyılda Osmanlılar tarafından, Rus işgaline karşı savunma amacıyla inşa edilen bu tabya, sadece bir askeri yapı olmanın ötesinde, döneminin mühendislik ve mimari anlayışını gözler önüne seriyor. Bu özgün tasarımıyla benzerlerinden ayrılan tabya, yıllardır ilgisizlik ve bakımsızlık nedeniyle yıpranmış durumda. Duvarları yıkılmış, iç kısımları harabeye dönmüş olan yapı, acil bir restorasyon projesine ihtiyaç duyuyor. "Turizm için yeni bir fırsat" Kars, özellikle Kış Turizmi ve tarihi dokusuyla ön plana çıkan bir şehir. Çıldır Gölü, Ani Ören Yeri ve Sarıkamış’ın yanı sıra, bu tabyanın da turizme kazandırılması, şehre gelen ziyaretçi sayısını ve turistik çeşitliliği artırabilir. Tabyanın restore edilip bir müzeye veya kültürel sergi alanına dönüştürülmesi, çevresine seyir terasları ve yürüyüş yolları eklenmesi gibi projelerle bölgeye değer katacak önemli bir turistik nokta haline getirilebilir. Tabyanın at nalı şeklindeki bu ilginç formu, şüphesiz ki ziyaretçilerin büyük ilgisini çekecek. Yetkililerin bu konuda harekete geçmesi ve tabyayı kaderine terk etmek yerine, onu Kars’ın turizm potansiyeline eklemesi bekleniyor. (IÇ-AT)
Konya’da 38. Ahilik Haftası büyük coşkuyla kutlandı
23 Eylül 2025 Salı - 14:17 Konya’da 38. Ahilik Haftası büyük coşkuyla kutlandı Konya’da 38. Ahilik Haftası ve Esnaf Bayramı büyük coşkuyla kutlanırken, protokol üyelerinin katılımıyla Ahilik Yürüyüşü ve Şed Kuşanma Töreni yapıldı. Konya Valiliği, Konya Büyükşehir Belediyesi ile Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin (KONESOB) düzenlediği Ahilik Haftası ve Esnaf Bayramı etkinlikleri çerçevesinde KONESOB’a bağlı oda başkanları ve yönetim kurulu üyeleri ile vatandaşlar, Mevlana Caddesi’nde bir araya geldi. Büyükşehir Belediyesi mehteran takımı eşliğinde Kapı Camii’ne kadar ’Ahi Esnafı Yürüyüşü’ gerçekleştirdi. Ahiliğin önemine vurgu yaparak programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Muharrem Karabacak, "Ahilik yüzyıllar boyunca Anadolu’nun kalbinde çarpan sanatla ahlakı, ticaretle adaleti, ekmekle paylaşmayı aynı potada eriten kutlu bir gelenektir. Bu gelenek yalnızca alın terini değil, gönül emeğini, dürüstlüğü ve kardeşliği de bizlere miras olarak bırakmıştır. Konya Hazreti Mevlana’nın gönül iklimi, Selçuklu’nun başkenti Ahi Evran’ın makamıdır. Dün olduğu gibi bugün de bu kadim şehrimiz kültürüyle, ekonomisiyle, kardeşliğiyle, esnaf ve sanatkarlarımızla, yöneticilerimizle öncüdür. Öncü olmaya devam edecektir. Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği olarak oda başkanlarımız, yönetim ve denetim kurulu üyelerimizle birlikte gereken tüm çalışmaları yerelde ve genelde yapma gayreti içerisinde devam ediyoruz. Her yıl Ahilik Haftası kutlanır. Ama son 8 seneye Konya damga vurmuştur. Bu sene de Kırşehir’de düzenlenecek olan Ahilik Haftası kutlamalarında yılın Türkiye Çırağı Konya’mızdan çıkmıştır" dedi. Konya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Uzbaş ise, "Konya’mız Selçuklu Darül Mülkü, irfanın durağı, ahlak ile zanaatin buluştuğu büyük bir medeniyet şehridir. Mevlana’nın hoşgörüsü Ahi Ocağı’nın edebi bu şehirde aynı kaynaktan beslenir. Bu yüzden Konya’nın çarşılarında her ustanın sözü senet, her çırağın ilk dersi hoşgörü ve edeptir. Bizler de Konya Büyükşehir Belediyesi olarak her konuda esnafımızın yanında olmaya, şehrimizi onlarla birlikte yönetmeye, çarşımızı canlandıran ustalık kültürünü yaşatan her adımı desteklemeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız da 38. Ahilik Haftası’nın kutlamasında olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti. Konya Valisi İbrahim Akın ise "Ahilik dükkanları birer mektebe, çarşıları birer ahlak ocağına dönüştürmüş, ticarette dürüstlüğü, üretimde kaliteyi, toplumda ise merhamet ve dayanışmayı şiar edinmiştir. Bugün bizler de bu mühim mirası yaşatmak, yeni nesillere aktarmak ve iş dünyamızda bu ulvi değerleri diri tutmakla mükellefiz. Ahilik kültürünü yaşatan bütün esnaf ve sanatkarlarımıza şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. Programa, Konya Valisi İbrahim Akın, AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız, Konya Büyükşehir Başkanvekili Mustafa Uzbaş, merkez ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Muharrem Karabacak ve vatandaşlar katıldı.
Denizli’de ‘Sürdürülebilir Turizm Sertifikası’ eğitimi gerçekleştirildi
23 Eylül 2025 Salı - 13:27 Denizli’de ‘Sürdürülebilir Turizm Sertifikası’ eğitimi gerçekleştirildi Denizli’de, turizm sektöründe sürdürülebilirlik anlayışını güçlendirmek ve sertifikasyon sürecini yakından incelemek amacıyla önemli bir eğitim programı gerçekleştirildi. Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı (DOĞAKA) ve Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) iş birliğiyle, Asya Verimlilik Teşkilatı (AVT) tarafından yürütülen TES (Technical Expert Services) Programı kapsamında düzenlenen Sürdürülebilir Turizm Sertifikası Eğitimi, 15–18 Eylül 2025 tarihleri arasında başarıyla tamamlandı. Projesi, GEKA Turizm ve Tanıtım Birim Başkanı Ece Gölükçetin ile DOĞAKA uzmanı Evin Emir tarafından hazırlanan eğitim, GEKA’nın ev sahipliğinde ve Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğünün katılımıyla gerçekleştirildi. Program, turizmde hizmet kalitesini yükseltmeyi ve doğal ile kültürel değerlerin korunmasına katkı sağlamayı hedefledi. Eğitim programına, Global Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC) Chief Assurance Officer ve sürdürülebilir turizm alanında dünyaca tanınan isimlerden Prof. Mihee Kang ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) uzmanları katıldı. İngilizce olarak yürütülen eğitimde, ajans uzmanlarına uluslararası standartlara uygun sürdürülebilir turizm uygulamaları, sertifikasyon kriterleri ve bölgesel ölçekte yapılabilecek çalışmalar aktarıldı. Bu kapsamda, sertifika süreçlerinin işleyişi iki otel ziyaretiyle yerinde incelendi. Programın sonunda, kalkınma ajanslarının sürdürülebilir turizm sertifikasyon sürecine sağlayabileceği katkılar değerlendirildi ve bölgesel düzeyde atılabilecek adımlar ele alındı. GEKA, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda turizm sektöründe kaliteyi artırmaya ve çevresel duyarlılığı geliştirmeye yönelik çalışmalarını daha odaklı bir şekilde sürdürecek.
Ahilik geleneği Bursa’da yaşatılıyor
23 Eylül 2025 Salı - 12:17 Ahilik geleneği Bursa’da yaşatılıyor Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, Ahilik Haftası etkinlikleri kapsamında BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit, ‘Yılın Ahisi’ Emine Elmas, ‘Yılın Kalfası’ Emir Taha Bakır ve ‘Yılın Çırağı’ Taner Kar’ı, Tarihi Belediye Binası’nda ağırladı. Ahilik kültürü yaşatılıyor Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda büyük rol oynayan ve 13’üncü yüzyılda görülmeye başlanan Ahilik geleneği, Bursa’da çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Ertuğrulbey Meydanı’nda yapılan törenler, İl Müftü Yardımcısı Muharrem İslamoğlu’nun Ahilik duasını okumasıyla başladı. Ardından Ahilik geleneğinin önemli bir parçası olan ve kalfalıktan ustalığa geçişte yapılan ‘Şed kuşanma’ töreni canlandırıldı. Törenin sonunda vatandaşlara Ahilik pilavı ikram edildi. Başkanvekili Saldız’a ziyaret Etkinlikler kapsamında BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit, Başkanvekilleri Fahrettin Tüccaroğlu ve Bahattin Korkmaz, Yılın Ahisi Emine Elmas, Yılın Kalfası Emir Taha Bakır ve Yılın Çırağı Taner Kar, tarihi Belediye Binası’nda Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız’ı ziyaret etti. "Esnafımızın yanındayız" Ahiliğin dürüstlük, paylaşmak ve geçmişten geleceğe öğretileri ulaştırmak olduğunu vurgulayan Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, "Başkanımız Mustafa Bozbey’in önderliğinde Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak esnafımızın her daim yanında oluyoruz ve olmaya devam edeceğiz. Bizler de esnaflıktan geliyoruz. Çektiğiniz çileleri, yaşadığınız zorlukları çok iyi biliyoruz. Ahilik Haftası hepimize hayırlı olsun" dedi.
Gerçek mi rivayet mi bilen yok, 6 asırdır ziyaretçilerini ağırlıyor
23 Eylül 2025 Salı - 11:41 Gerçek mi rivayet mi bilen yok, 6 asırdır ziyaretçilerini ağırlıyor Tokat’ın Reşadiye ilçesindeki ’Yalnız çam türbesinin’ Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi sırasında vefat eden bir şeyhe ait olduğuna inanılıyor. Gerçek mi rivayet mi bilinmese de türbe ziyaretçilerini ağırlıyor. İlçeye bağlı Hebüllü Yaylası’nda, bin 200 rakımlı dağın yamacında bulunan ’Yalnız Çam Türbesi’ asırlardır bölge halkının manevi duraklarından biri olmayı sürdürüyor. Yavuz Sultan Selim Han’ın 1514 yılında Çaldıran Seferi’ne giderken bu güzergâhtan geçtiğine ve beraberindeki şeyhlerinden birinin burada vefat ederek defnedildiğine inanan vatandaşlar türbeye giderek dua ediyor. Yavuz Sultan Selim’in bu yoldan geçtiği söylenir Çocukluğundan bu yana türbenin ziyaret edildiğini belirten 75 yaşındaki Kemal Aslan, "Ben 75 senedir bilirim ki burada bir evliya yatıyor. Yalnız Çam Evliyası diye bilinir. Yavuz Sultan Selim’in Selemen Yaylası’na giderken bu tarihi yoldan geçtiği söylenir. Çevreden insanlar her hafta gelir dua eder" dedi. Türbe 15. yüzyıldan günümüze kadar ayakta Bölge sakinlerinden Ayhan Şahin ise türbenin tarihi öneme sahip olduğunu iddia ederek "Yavuz Sultan Selim Han 1514 yılında Çaldıran Seferi’ne giderken bu yoldan geçmiş ve 10 gün Selemen Yaylası’nda konaklamış. Yolculuk sırasında padişahın çok sevdiği şeyhlerinden biri burada vefat etmiş. O günden bugüne türbe çevresinden ve Ordu ile Tokat’tan yüzlerce insan burayı ziyaret eder" diye konuştu.
İç Anadolu’nun en büyük mozaik yapısında mezarlar bulundu
23 Eylül 2025 Salı - 11:36 İç Anadolu’nun en büyük mozaik yapısında mezarlar bulundu Kayseri’nin İncesu ilçesi’ne bağlı Örenşehir Mahallesi’nde kazı çalışmaları devam eden ve İç Anadolu’nun en büyük mozaik yapısının yer aldığı bölgede Kayseri Büyükşehir Belediyesi Başkanı Memduh Büyükkılıç ile İl Kültür ve Turizm Müdürü Doç. Dr. Şükrü Dursun İncelemelerde bulundu. Bu yılki yapılan kazılarda mezarların bulunduğu alanla ilgili açıklama yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç; "Burada yapılan çalışmalarda bizleri heyecanlandıran; sanki bugün yapılmış gibi kaliteli mozaiklerin ortaya çıkmış olması" dedi. İncesu ilçesi, Örenşehir Mahallesi, Köy İçi mevkiinde büyükşehir belediyesinin desteğiyle Kayseri Müze Müdürlüğü’nün denetiminde arkeolojik kazılar sürerken; Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Roma ve Erken Bizans Dönemi’ne ait mozaiklerin yer aldığı kazı çalışmalarının yapıldığı bölgede incelemelerde bulundu. Başkan Büyükkılıç’a İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Ufuk Sekmen, Mustafa Türkmen ve daire başkanları, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Can Erpek ve Kayseri Müze Müdürü Gökhan Yıldız da eşlik etti. Başkan Büyükkılıç kazı alanında Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Can Erpek’ten yeni bulgular hakkında bilgi aldı. İncelemelerinin ardından açıklamalarda bulunan Büyükkılıç; "Burada yapılan çalışmalarda bizleri heyecanlandıran; sanki bugün yapılmış gibi kaliteli mozaiklerin ortaya çıkmış olması. Toplamda 600 metrekarelik bir mozaikle ilgili veriler ortaya çıktı. 3 dönümlük bir alanda çalışmaları sürdürüyoruz. Burada çıkan verilere baktığımızda önce mozaikle ilgili bir saray nitelikli ya da üst düzey yöneticinin adeta sarayının olduğu şeklinde bir yaklaşım olduğu yoğunlaşılırken, daha sonraki süreçte mezarların ortaya çıkmış olması aynı zamanda burada yaşayan insanların mezarlarının yapıldığı olmasıdır. Milattan sonra 300-400’lü yılları konuşuyoruz, ama bunun öncesine de gidilebilir deniyor. Daha sonra 11. yüzyıla kadar buraların kullanıldığı yönünde bilgi var. Bu açıdan da önem arz ediyor. Buradaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Biz burayı ören yeri olarak bakanlığımız tarafından vasıflandırılması ve ilan edilmesi sonrasında çalışmalarımızı daha da hızlı sürdüreceğiz" dedi. Ören yeri olacak İl Kültür ve Turizm Müdürü Doç. Dr. Şükrü Dursun; kazı alanında gün yüzüne çıkarılan eserlerin bulunduğu alanın üzerinin kapatılması ile ilgili planlanan çalışmalara dair bilgiler vererek; "Burada çıkan çok önemli bir kültür varlığımız var. Bunların artık vatandaşlarımızın görmesi gereken noktalar olduğunu biliyoruz ve bu nedenle de çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Şu an genel sınırlarda iyi bir noktaya geldik. Bu sınırlar dikkate alınarak üzerine örtü sistemi yapıldıktan sonra gerekli mozaikler tekrar açılacak. Sağlamlaştırma yapıldıktan sonra ziyaretçilerimizi rahatlıkla alacak noktaya gelmek istiyoruz. Buranın ören yeri olması için bakanlığımıza gerekli başvurularımızı yapacağız ve sonrasında alanında uzman kişilerce proje geliştireceğiz. Proje onaylandıktan sonra buranın üst örtüsünü yapıp hızlı bir şekilde ziyaretçiye açalım istiyoruz" ifadelerini kullandı. Erpek: "Villayı inşa ettiren kişinin Hyakinthos olduğunu biliyoruz" Bu yılki kazılarda mezarlarla karşılaştıklarını kaydeden Kazı Başkanı Can Erpek ise; "2021 yılından itibaren Örenşehir’deki kazı çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Bu güne kadar yaklaşık 3 dönüm üzerindeki bir alanı ortaya çıkarttık ve bunun 600 metrekare alanı da mozaik zemine sahip. Yapının ilk inşa evresi 3., 4. yüzyıllar olduğunu düşünüyoruz. Bu seneki çalışmalarımızı yapının hem güneyinde hem de doğusunda yoğunlaştırdık. Daha öncesinde 2 avlulu olabileceğini düşünüyorduk ve bu seneki çalışmalarımızla birlikte ikinci avlunun da olduğunu gördük. Hemen yan yapıdaki koridorlarda mozaiklerle karşılaşmış durumdayız. Ayrıca kazdığımız alanda mezarların da var olduğunu gördük. Bu mezarların bir tanesi 11. yüzyıla tarihleniyor, içerisinde çıkan sikke aracılığıyla. Konutu baz aldığımızda 3., 4. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar kullanılmış olan bir konuttan bahsediyoruz. Çalışmalarımız hem sahada hem laboratuvarda devam ediyor" diye konuştu. Kazı çalışmasında bulunan bir yapıda Hyakinthos isminin tespit edildiğini de dile getiren Erpek, "Burada bizim dört tane yazıtımız var. Bunlardan bir tanesi Latince diğer üç tanesi Yunanca olan yazıtlar. Villayı inşa ettiren kişinin Hyakinthos olduğunu biliyoruz ve önünde dönemin önemli unvanlarından bir tanesi geçiyor. Yani bu Bizans, Roma ve Bizans İmparatorluklarında üst düzey yöneticilere verilen bir unvan. Bu nedenle de yaptıran kişinin de İmparatorluktaki üst düzey yöneticilerinden bir tanesi olduğunu öngörüyoruz" diye konuştu.
Hülya Koçyiğit’ten yapay zeka yorumu: "Bu haliyle kullanılırsa korkutucu, üzücü"
23 Eylül 2025 Salı - 11:32 Hülya Koçyiğit’ten yapay zeka yorumu: "Bu haliyle kullanılırsa korkutucu, üzücü" Uluslararası Darıca Kısa Film Yarışması’nın Jüri Başkanı Hülya Koçyiğit, "Aile ve Yapay Zeka" temalı filmler için, "Evet, temamız yapay zeka. Fakat izlediklerimiz biraz bizi ürpertti. Eyvah, yapay zeka bu haliyle kullanılırsa korkutucu, üzücü" değerlendirmesinde bulundu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven ise Darıca’daki festivalin şehre yeni bir kimlik kazandırdığını vurgulayarak, "Hayvanat bahçesinin yanına sinemayı da koyduk" dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün desteği, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ortaklığı ve Darıca Belediyesi işbirliğiyle Darıca Kaymakamlığı tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Darıca Kısa Film Yarışması, sinema dünyasının önemli isimlerini ve genç yetenekleri bir araya getirdi. "2025 Aile Yılı" kapsamında "Aile ve Yapay Zeka" temasıyla düzenlenen yarışma, teknolojinin aile ilişkileri üzerindeki etkisini sinema diliyle mercek altına alırken, geleneksel aile değerleri ile geleceğin teknolojik dünyası arasındaki dengeyi sorguladı. Jüri başkanlığını üstlenen Türk sinemasının efsane ismi Hülya Koçyiğit, tören öncesinde genç sinemacılarla bir söyleşi gerçekleştirerek tecrübelerini paylaştı. Törene, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Samiye Korkmaz da katıldı. "Muhteşem bir aileyiz" Törende konuşan Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, kurumlar arası işbirliğinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Yeni dönem kaymakamımız Yaşar Bey’e de bu projeyi sahiplenmesi, bu konuya, konunun üzerine daha daha üzerine düşüp, daha da güçlenerek yolumuza devam etme noktasında birlikte hareket ettiğimiz için çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Bakanlığımız, hayırseverlerimiz, iş adamlarımız, belediyemiz, kaymakamımız, aslında baktığımız zaman koskocaman, muhteşem bir aileyiz. Birlikte olunca, güçlerimizi de birleştirince Darıca’mız adına, sanatın adına, sinemanın adına güzel işler ortaya çıkıyor. Biz inanıyoruz ki bunun daha daha kar topu misali büyüyerek devam edeceğine, hele hele bizim Birol Güven gibi bir mihmandarımız olduğu sürece Allah’ın izniyle sırtımız da yere gelmez. Bunu da biliyoruz. Ben katılan tüm yarışmacılara tekrardan başarılar diliyorum" "Zaman değişti, çağ değişti, teknoloji değişti" Darıca Kaymakamı Yaşar Sönmez, sanatın toplumsal bir hizmet olduğunu vurgulayarak, "Bizleri biz yapan, insanı insan yapan, değerler var, özellikler var, ihtiyaçlar var. Bunlardan birisi de tabii ki ürettiği değerleri paylaşmak. Tarihimizde malum orta oyunlarımız vardı, Hacivat Karagöz’ümüz vardı. Zaman değişti, çağ değişti, teknoloji değişti, sinemalarımız oldu. Açık havalarda ilçelerimizde, illerimizde izledik. Şimdi filmlerimiz var, sinema filmlerimiz var. Pandemiden sonra daha da yoğunlaştık, daha yoğun izlemeye çalıştık, daha fazla izliyoruz, daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Elbette ki bu alanda da birilerinin bu ihtiyacı gidermesi gerekiyor. Bu da bir yönüyle topluma hizmet. Biz kamu yönüyle nasıl vatandaşlarımıza hizmet ediyor, onların bir takım ihtiyaçlarını gideriyor isek, bu alanda bizlere film üreten, bu sektörde çalışan, emek verenler de toplumumuzun bir başka ihtiyacını gidermek suretiyle hizmet ediyorlar. Onlara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Toronto’da, Venedik’te, Los Angeles’ta Gazze sinemacıları konuşuluyor" Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü, yapımcı ve senarist Birol Güven, Darıcalı olmaktan gurur duyduğunu belirterek başladığı konuşmasında, Gazze’deki trajediye dikkat çekti. Güven, "Gazze’deki büyük soykırımı, trajediyi dünyaya duyuran genç sinemacıları alkışlıyoruz. Toronto’da, Venedik’te, Los Angeles’ta Gazze sinemacıları konuşuluyor" diye konuştu. "Hayvanat bahçesinin yanına sinemayı da koyduk" Darıca’nın bir süredir sinema ile anıldığını ifade eden Güven, bundan da mutluluk duyduğunu kaydetti. Güven, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hayvanat bahçesinin yanına sinemayı da koyduk. Bunda sizin (Hülya Koçyiğit) çok büyük bir payınız var. Jüri başkanı olmanız medyada çok yer bulmamıza neden oldu ve Darıca ile sinema yan yana geldi. Jüri üyesi arkadaşlarıma çok teşekkür ederim, sağ olun. Şimdi yalnız bir eleştirim var. Kendim de dahil bu eleştiriyi koyuyorum. Sayın Belediye Başkanım, Sayın Kaymakamım, Darıca sinema ile anılıyor ama Darıca’da bir sinema salonu yok. Dünyanın ilk uluslararası kısa film festivalini yapan ama sineması olmayan bir şehiriz. Başka yoktur diye düşünüyorum. İnşallah Sayın Başkanım, Sayın Kaymakamım, lütfen artık bizim bir sinema salonumuz olsun. Çünkü biz gençlerimizi, çocuklarımızı beyaz perdeyle tanıştırmak zorundayız. Yoksa çocuklarımızı dijital platformlara kaptırırız" "İzlediklerimiz biraz bizi ürpertti" Jüri Başkanı Hülya Koçyiğit ise yarışmaya katılan filmlerin kalitesine ve temasının düşündürücülüğüne değinerek şöyle konuştu: "Pırıl pırıl zekada, pırıl pırıl gençler yetişiyor. Buna vesile olduğunuz için teşekkür ediyorum. Daha nice yıllar devam etmesini diliyorum bu güzel festivalin. Evet, temamız yapay zeka. Fakat izlediklerimiz biraz bizi ürpertti. Eyvah, yapay zeka bu haliyle kullanılırsa korkutucu, üzücü. İçlerinde bazı filmler içimizi çok acıttı, burktu. İnsan tarafımıza dokundu çünkü. Ama her biri bir emek. Onlarca insanın emeği var ve içinde de ’Ben geliyorum, ben sinemacıyım’ dedirten zekalarla karşılaştık. Katılanların hepsine başarılar diliyorum. Kazananları da şimdiden kutluyorum" Ödüller sahiplerini buldu Sinema sektörüne genç yetenekler kazandırmayı ve kısa filmcilere destek olmayı amaçlayan yarışmada toplam 400 bin TL para ödülü dağıtıldı. Gecede birincilik ödülünü Ahmet Sami Kuriş’in yönettiği "ANN-E" filmi, ikincilik ödülünü Elif Örüm’ün yönettiği "Anne Seni Annemle Tanıştırayım mı?" , üçüncülük ödülünü ise Serdal Altun’un yönettiği "Yankı" aldı. Zafer Geyikçi’nin yönettiği "Gece Modu" filmi ile Canberk Seçal’ın yönettiği "Aile" filmi ise mansiyon ödülüne layık görüldü. 2025 Aile Yılı Özel Ödülü de "Masadan Kalkanlar" filmiyle Deniz Duygu Karataş’a verildi. Tören, ödüllerin takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.