KÜLTÜR SANAT
Ankara’da ‘Kalbin Emeği’ sergisi sanatseverlerle buluştu 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 22:11:04 Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla yürütülen Nallıhan İğne Oyası Projesi kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi sanatseverlerle buluştu. Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen "Anadoludakiler Kültürel Mirasın Korunması, Kadın Üreticilerin Güçlendirilmesi: Nallıhan İğne Oyası Projesi" kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi, Arı Kültür Merkezi’nde açıldı. Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin küratörlüğünü üstlendiği sergide, fotoğraf sanatçısı F. Dilek Yurdakul’un objektifinden yansıyan 60 eser yer aldı. "Kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi" ‘Nallıhan İğne Oyası Projesi’ kapsamında kadınlara çeşitli eğitimler verildiğini ve bu sayede küçük işletmelerin kurulmasına katkı sağlandığını belirten Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu, "2007 yılında Nallıhan’ı ziyaret etmiştim ve orada ipek iğne oyası üreticisi kadınlarla tanışmıştım. Orada kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi. O zaman kendime verdiğim bir söz vardı, bir gün mutlaka döneceğim ve Nallıhan için bir şey yapacağım demiştim. Bu proje çağrısı da buna vesile oldu. Öncelikle bir kadın kooperatifimiz var, birlikte çalışıyoruz. Onlara dijital pazarlamadan, muhasebeden, ürünlerini dijital zeminde satmaya kadar, çeşitli boyutlarda eğitimler vererek aslında iş yapma tarzlarını geliştirecek ve diğer taraftan Nallıhan’da yeni küçük işletmelerin kurulması vesile olmak üzere bir süreç başlattık. Üniversite olarak bunları destekledik ve akabinde tabii toplumsal farklılığını da arttırmak gerekiyor ki birileri ellerini daha tutsun, birileri iğne oyalarımızı çok daha fazla fark etsin" dedi. "Geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk" Projeye çeşitli büyük firmaların destek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Uslu, "İlk sergimizi emekçi kadınlarımızın ürünleriyle yaptık. Satış boyutuyla da çok iyi karşılık oldu. Ama bugün dedik ki o ürünlerin arkasındaki elleri görelim, bu hikayeleri görelim, hikayelere dokunalım. Bu sergide de Dilek Yurdakul sanatçımız defalarca emekçi kadınlarımızın o anını çekti ve sonrasında biz o anı alarak belki de dünyada bir ilke imza attık. Şöyle ki, iğne oyası yaparken kadınların duygu durumlarını yapay zeka ile analiz ettik, söze döktük. Oradan da dijital sanat eserleri oluşturduk. Böylece geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk. İnşallah ülkemizin insanlarında iğne oyasının güzelliğini, zarafetini ve kadın emeğinin kıymetini, hayata neler kattığını gösterme imkanımız olur" diye konuştu. Sergi, 18 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 20:48 Başkentte ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi, sanatseverlerle buluştu Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen Nallıhan İğne Oyası Projesi" kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi sanatseverlerle buluştu. Ankara Kalkınma Ajansı aracılığıyla, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen "Anadoludakiler Kültürel Mirasın Korunması, Kadın Üreticilerin Güçlendirilmesi: Nallıhan İğne Oyası Projesi" kapsamında düzenlenen ‘Kalbin Emeği’ fotoğraf sergisi, Arı Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin küratörlüğünü üstlendiği sergide, fotoğraf sanatçısı F. Dilek Yurdakul’un objektifinden yansıyan 60 eser yer aldı. Sergi, 18 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek. "Kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi" ‘Nallıhan İğne Oyası Projesi’ kapsamında kadınlara çeşitli eğitimler verildiğini ve bu sayede küçük işletmelerin kurulmasına katkı sağlandığını belirten Çankaya Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu, "2007 yılında, Nallıhan’ı ziyaret etmiştim ve orada ipek iğne oyası üreticisi kadınlarla tanışmıştım. Orada kültürümüzün kadınların eliyle yaşatılması beni çok etkiledi. O zaman kendime verdiğim bir söz vardı, bir gün mutlaka döneceğim ve Nallıhan için bir şey yapacağım demiştim. Bu proje çağrısı da buna vesile oldu. Öncelikle bir kadın kooperatifimiz var, birlikte çalışıyoruz. Onlara dijital pazarlamadan, muhasebeden, ürünlerini dijital zeminde satmaya kadar, çeşitli boyutlarda eğitimler vererek aslında iş yapma tarzlarını geliştirecek ve diğer taraftan Nallıhan’da yeni küçük işletmelerin kurulması vesile olmak üzere bir süreç başlattık. Üniversite olarak bunları destekledik ve akabinde tabii toplumsal farklılığını da arttırmak gerekiyor ki birileri ellerini daha tutsun, birileri iğne oyalarımızı çok daha fazla fark etsin" açıklamasında bulundu. "Geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk" Projeye çeşitli büyük firmaların destek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu, "İlk sergimizi emekçi kadınlarımızın ürünleriyle yaptık. Satış boyutuyla da çok iyi karşılık oldu. Ama bugün dedik ki o ürünlerin arkasındaki elleri görelim, bu hikayeleri görelim, hikayelere dokunalım. Bu sergide de Dilek Yurdakul sanatçımız defalarca emekçi kadınlarımızın o anını çekti ve sonrasında biz o anı alarak belki de dünyada bir ilke imza attık. Şöyle ki, iğne oyası yaparken kadınların duygu durumlarını yapay zeka ile analiz ettik, söze döktük. Oradan da dijital sanat eserleri oluşturduk. Böylece geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturduk. İnşallah ülkemizin insanlarında iğne oyasının güzelliğini, zarafetini ve kadın emeğinin kıymetini, hayata neler kattığını gösterme imkanımız olur" diye konuştu.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:19 Edirne’de koruyucu aile tanıtımı türküler eşliğinde yapıldı Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından Anneler Günü kapsamında "Koruyucu Aile Tanıtım Programı ve Anne Türküleri Konseri" gerçekleştirildi. Devecihan Kültür Merkezi’nde düzenlenen program yoğun ilgi gördü. Program kapsamında koruyucu aile hizmet modeli hakkında bilgilendirme yapılırken, "Nefes Türk Halk Müziği Topluluğu" tarafından seslendirilen "Anne Türküleri" dinleyicilere bazen neşeli bazen ise duygu dolu anlar yaşattı. Etkinlikte, koruyucu aile sisteminin önemine dikkat çekilerek toplumsal farkındalığın artırılmasının hedeflendiği belirtildi. Anneler Günü’ne özel hazırlanan konser programında seslendirilen türküler katılımcılar tarafından büyük beğeni topladı. Programda konuşan Edirne Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Harun Tohumcu, koruyucu ailenin önemine dikkat çekti. Koruyucu aile olarak bir cana dokunulduğunu belirten Tohumcu, şunları söyledi: "Bir yavrunun hayatına girmek ve hayatınıza bir yavrunun girmesi ve sofranızda hayatınızda bir can daha olması ve insan yetiştirmeye talip olmak. Dolayısıyla siz koruyucu aile olduğunuzda eviniz şenlendiği gibi bir yavrunun da gelişimine katkı sunup onun hayatına dokunmuş olacaksınız. Koruyucu aile olduğu zaman kişinin mesela biz bir koruyucu ailenin yanına gittiğimizde o yavrunun o eve kattığı neşeyi gözlerimizle görüyoruz. O yavrunun mutluluğunu da görüyoruz." Koruyucu aile olma konusunda çağrıda bulunan Tohumcu, "Herkes koruyucu aile olmaya çalışsın. Gönülden buna destek versin. Eşine, dostuna, komşusuna anlatsın. Ben de koruyucu aile olabilir miyim diye bu sunumu, videoyu ve arkadaşları, misafirleri bu şekilde dinlesin. Dolayısıyla inşallah bu toplantılardan, bu tanıtımlardan sonra koruyucu aile sayımızın ilimizde de artmasını istiyoruz" dedi. Programa katılan koruyucu aileler Perihan Curacı ve İlknur Günay de hayatlarındaki değişiklikler ve yaşadıkları deneyimleri paylaştı. Katılımcılar koruyucu aileleri dinlerken duygu dolu anlar yaşadı. Konuşmaların ardından sahne alan "Nefes Türk Halk Müziği Topluluğu" konserine geçildi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:17 Alanya’da engeller sanatla aşıldı Alanya’da 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında düzenlenen "Hayalden Tuvale Karma Resim Sergisi" Alanya Kültür Merkezi’nde açıldı. Alanya Belediyesi Engelsiz Park ve Yaşam Merkezi El Sanatları Atölyesi tarafından hazırlanan sergide özel bireyler, duygu, hayal ve yaşam mücadelelerini tuvale yansıttı. Alanya Belediyesi Engelsiz Park ve Yaşam Merkezi El Sanatları Atölyesi tarafından hazırlanan Hayalden Tuvale Karma Resim Sergisi’nin açılışı gerçekleştirildi. Açılış töreninde konuşan Görsel Sanatlar Öğretmeni Ayşegül Macar Koçak, sanatın bireylerin kendini ifade etmesindeki önemine dikkat çekerek, ortaya konan eserlerin her birinin özel bir hikaye taşıdığını vurguladı. Belediye Başkan Danışmanı Faruk Konukçu ise sanatın engelleri aşmadaki gücüne işaret ederek, "Sanatın dili evrenseldir; sınır tanımaz, engel tanımaz. Buradaki her eser bir umudu, bir mücadeleyi ve güçlü bir yaşam duruşunu temsil ediyor" ifadelerini kullandı. Başkan Danışmanı Konukçu, göreve geldikleri günden bu yana erişilebilir ve eşit bir yaşam için çalıştıklarını belirterek, engelsiz şehir vizyonunun sadece fiziksel değil, sosyal ve kültürel alanları da kapsadığını dile getirdi. Konukçu ayrıca, Alanya Belediyespor bünyesinde kurulan Tekerlekli Sandalye Tenis Takımı’nın da başlangıcının yapıldığını duyurarak, sportif erişilebilirlik konusunda önemli bir adım attıklarını ifade etti. Düzenlenen kısa gösteri maçına da katılan Konukçu büyük alkış aldı. Sergi 5 gün açık kalacak Konuşmaların ardından serginin açılış kurdelesi kesildi. Tuvale yansıtılan eserler, ziyaretçiler tarafından büyük ilgiyle incelendi. Katılımcılar, her tablonun ardındaki emeği ve yaşam hikayesini yakından hissetme fırsatı buldu. Etkinliğe ayrıca Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Grubu da çaldıkları eserlerle renk kattı. 5 gün boyunca açık kalacak olan serginin açılışına Belediye Başkan Danışmanları Faruk Konukçu ve Nazmi Zavlak, Alanya Kent Konseyi Başkanı Nurhan Özcan, siyasi parti temsilcileri, STK’lar ve vatandaşlar katıldı.
Şırnak’ta ‘Bir Anadolu Şenliği’ coşkusu
12 Eylül 2025 Cuma - 17:04 Şırnak’ta ‘Bir Anadolu Şenliği’ coşkusu Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü koordinasyonunda farklı şehirlerde organize edilecek "Bir Anadolu Şenliği" üçüncü durağı olan Şırnak’ta başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığının, Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü koordinasyonunda gerçekleştirdiği Bir Anadolu Şenliğinin üçüncü durağı Şırnak oldu. Cudi Dağı, tarihi dokusu ve Mezopotamya’nın bereketli topraklarıyla öne çıkan Şırnak, zengin kültürel mirası ve yöresel lezzetleriyle bu yıl ilk kez düzenlenen şenlikte hem yerel halkı hem de ziyaretçileri kültürel bir yolculuğa çıkarıyor. Bir Anadolu Şenliğinin açılışı, Şırnak Valisi Birol Ekici ve Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı’nın katılımıyla Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirildi. Törene il protokolü ve çok sayıda sanatsever katıldı. Burada konuşan Vali Ekici, "Bu festival hem bizim kendi potansiyelimizi geliştirmemiz hem şehrimizin potansiyelini göstermemiz açısından son derece önemli. 12-18 Eylül tarihleri arasında burada ülkemizin çok değerli sanatçılarını, çok değerli uzmanlarını ve kültür insanlarını burada misafir edeceğiz. Kütüphanelerimiz açacağız. Kültür ve sanattan çok güzel sanatçıları misafir edeceğiz ve bir hafta boyunca çok güzel bir şekilde Şırnak’ta kültürün, sanatın ve eğlencenin yoğunluğunu yaşayacağız. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devam eden ‘Terörsüz Türkiye’ çalışmaları çerçevesinde böyle bir programın şehrimizde yapıldığı için, bir ay önce de bu program için şehrimize gelen Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’a buradan şükranlarımı arz ediyorum" dedi. Vali Ekici, Şırnak’ın her açıdan kalkınan bir şehir olduğunu vurgulayarak, "Kırk yıllık karanlık terör döneminin sona ermesiyle birlikte, petrolün başkenti haline geldik. Bugün iki bin beş yüz mühendisimiz Gabar Dağında, Cudi Dağında petrol çıkarıyor. Türkiye ekonomisine katkıda bulunuyor. Genç mühendislerimiz buralarda Türkiye’nin üretimine ve kalkınmasına katkıda bulundukça tabii ki kültürde ve sanatta eş değer bir gelişmeyi sağlamamız gerekiyor’’ diye konuştu. ’’Şehrimizde bugün gidilmeyecek bir yer yoktur’’ İnanç turizminin gelişmesi için gayret gösterdiklerini belirten Vali Ekici, "Bugünlerde şehirlerin yarışı aldı başını gidiyor işte. Yan tarafındaki şehirler turizmde ileriye gittikçe bizde inanç turizminin başkenti olabilmek için var gücümüzle gayret gösteriyoruz. Doğa turizminin inanç turizminin başkent olabilmek için bu bölgede gayret gösteriyoruz. Bizim çok güzel avantajlarımız var. Dünyanın en büyük sınır kapılarından Türkiye’nin doğuya açılan en büyük kapısına sahibiz. Oradan çok sayıda misafiri ülkemizde kabul ediyoruz. Geçen ay Cudi festivalini yaptık. Ondan önce tüm dünyadan sporcuların geldiği Cudi Cupı yaptık ve geçen ay Diyanet İşleri Başkanımızla birlikte Cudi Dağında Cudi Hazreti Nuh Camisinin temelini attık. Önümüzdeki ayın altısında camimizin ihalesini yapıp inşallah bir yıl içerisinde inanç turizmine kazandırmak için var gücümüzle gayret gösteriyoruz" şeklinde konuştu. Festivalin önemine de değinen Vali Ekici, "Tüm vatandaşlarım ve tüm hemşerilerim bunu biliyor, Tüm Türkiye’nin bilmesini istiyorum. Şehrimizde bugün gidilemeyecek bir yoktur. Her yere gidebiliriz. Şehrimizde huzur, güvenlik son derece sağlamdır ve bu huzurun ve güvenin sonucunda tabii ki insanlarımızın eğlenmek ve kültür ve sanata da vakit ayırmak için bir artık vakitleri ve çabaları var. Bu eksikliğimizi giderebilmek için bu festivali yapıyoruz. Bu festival bizim hem kendi potansiyelimizi geliştirmemiz hem şehrimizin potansiyelini göstermemiz açısından son derece önemlidir. İşte birazdan şehrimizin hanımlarının hazırladığı o nadide, yöresel yemeklerimizi tüm Türkiye’den gelen misafirlerimizin beğenisine sunacağız. Yine kütüphanelerimiz açacağız. Türkiye’nin en güzel sanatçılarını burada misafir edeceğiz. Onlarla birlikte eğlenip onlarla birlikte coşacağız" ifadelerini kullandı. ’’Türkiye, umudun ve direncin adresi’’ Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı törende yaptığı konuşmada, "Bakanlık olarak bizler, kültürümüzü korumayı, yaşatmayı ve gelecek kuşaklara aktarmayı bir sorumluluk olarak değil, bir onur olarak görüyoruz. Bu bilinçle Anadolu’nun her yerinde yaşayan değerleri gün yüzüne çıkarıyor, sanatkarlarımızın da yanında duruyoruz. Bu anlayışın en güzel örneklerinden biri olan ‘Bir Anadolu Şenliği’ ile Şırnak’ta bir hafta boyunca konserlerden tiyatroya, geleneksel el sanatlarımızdan sinemaya, çocuklar için oyun köyümüzden Gezici müzelere kadar dolu dolu bir hafta geçireceğiz Şırnak’ta. Ve bu zevki hep birlikte yaşayacağız inşallah. Bu şenlik sadece bir eğlence değil, aynı zamanda birlik kardeşlik ve dayanışmanın bir örneği olacak inşallah" dedi. Şırnak’ın doğal ve tarihî zenginlikleriyle öne çıktığını belirten Yazgı, "Eşsiz güzellikleriyle Anadolu’nun incilerinden biri olan Şırnak, baharda sadece 20 gün açan kartpostallık ters laleleriyle, Cudi ve Gabar dağlarının doğal güzellikleriyle, kaplıcaları tarihi ve dini yapılarıyla bağlarında sakladığı eşsiz zenginlikleriyle ziyaretçilerimiz için benzersiz bir deneyim sunmakta. Biz bu festivalimizde Şırnak’ımızı bu güzellikleriyle, kültürüyle, sanatıyla, doğasıyla gastronomisiyle birlikte yaşatmak istiyoruz. Sanatçılarımız buraya gelmek için bir an bile sorgulamadılar. Davetlerimizde tüm sanatçılarımız koşarak geldiler buraya. Bunlar bizim için özel anlar. Çünkü şu yaşadığımız dönemde, huzur ve güvenilir beraber olduğu bu Şırnak ilimizde bundan sonra kültürü ile, sanatıyla her alanda yeni bir turizm destinasyonu olabilecek nitelikte bir ilimiz. Ve bu festival Şırnak’ımızı en güzel şekilde tanıtmak için de bir fırsat olacak. Burası El Cezeri’nin memleketi. Geçmişiyle tarihiyle çok önemli zatları barındırmış bir şehrimizden bahsediyoruz. El Cezeri ilk robotu yapmış sibernetin kapılarını açmış ve bir çok icada da imza atmış değerli bir bilim insanımız. Gelip herkesin El Cezeri’nin memleketini görmesini arzu ediyoruz" diye konuştu. Bakan Yardımcısı Yazgı, kültürel çeşitliliğin korunması konusuna da değinerek, "Dünyanın dört bir yanında savaşlar, krizler, göç dalgaları ve iklim sorunları insanlığı sarsarken Türkiye bu karanlık tabloda umudun ve direncinin adresi olmaya devam ediyor. Biz Bu yola kolay olanı seçmek için değil insanlarımıza yakışanı başarmak için çıktık. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı vizyonuyla çocuklarımızın gurur duyacağı insanımıza huzur güven ve refah sunacak bir geleceği hep birlikte inşa ediyoruz. Önümüzdeki dönemde yalnızca turizmi değil doğayı, tarihi, kültürü ve insan emeğini görünür kılan, dört mevsim yaşayan bir Türkiye hedefi ile yolumuza devam edeceğiz. Bu sayede hem toplumsal kaynaşmayı daha güçlendirecek hem de kültürel çeşitliliği koruyarak sürdürülebilir kalkınmanın ve huzurun devamını sağlayacağız. Çünkü bu toprakların her karışı bize emanettir. Her sesi, her rengi ortak zenginliğimizdir" şeklinde konuştu. Açılış töreninin ardından Vali Ekici ile Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Şırnak’ta düzenlenen gastronomi etkinliğini gezdi. Cumhuriyet Meydanı Şırnak’ın köklü mutfak kültürünü yansıtan tatlarla dolup taştı. Yöresel mutfağın öne çıkan lezzetleri arasında yer alan perde pilavı, sembusek, serbidev, tandır ekmeği, menengiç kahvesi ve daha birçok geleneksel yemek hem görsellikleri hem de tadıyla konukların büyük beğenisini kazandı. Ziyaretçiler, bu eşsiz lezzetleri deneyimlerken aynı zamanda Şırnak’ın tarih boyunca şekillenen zengin kültürel mirasına da tanıklık etme fırsatı buldu. Gastronomi etkinliği, şenlik coşkusunu sofralara taşıyarak Şırnak’ı kültür ve sanatla birlikte damaklarda da unutulmaz kıldı. Protokol daha sonra Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan çocuk etkinlik alanlarını gezdi; meydanda kurulan stantlarda çocukların katılımıyla gerçekleşen resim, oyun ve el işi çalışmalarını inceledi. Etkinliklere yoğun ilgi gösteren miniklerle sohbet eden Ekici ve Yazgı, onların coşkusunu paylaştı.
Kadın emeği Arkofest’e değer katacak
12 Eylül 2025 Cuma - 16:01 Kadın emeği Arkofest’e değer katacak Bursa Büyükşehir Belediyesi, kadın derneklerine yönelik ‘Sepet Örücülüğü’ eğitimi düzenledi. Programa yoğun ilgi gösteren kadınlar hem 20-21 Eylül tarihlerinde düzenlenecek olan 4. Bursa Arkeoloji Festivali’nde aktif rol alarak kültürel mirasa sahip çıkacak hem de aile ekonomilerine katkı sağlayacak. Bursa Büyükşehir Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı İş ve Meslek Edindirme Şube Müdürlüğü, Sürdürülebilir Etkinlikler Destek Birimi (SEDES) ve Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı Müzeler Şube Müdürlüğü iş birliğiyle kadın derneklerine yönelik düzenlenen ‘Sepet Örücülüğü’ eğitimi, yoğun ilgi gördü. El emekleri Arkeofest’te sergilenecek Bursa Kent Akademisi BUSMEK eğitmenleri rehberliğinde yapılan eğitimlerde, tarihi motiflerinden esinlenerek kuş yuvası, başak broş ve dekoratif sepet yapımı gibi özel tasarımlar uygulamalı olarak öğretildi. Üretim becerilerini geliştiren kadınlar, aynı zamanda bölgenin zengin kültürel mirasının yaşatılmasına da katkı sağlayacak. Eğitimlerin ardından Aktopraklık Höyüğü’nün sembolik motiflerinden ilham alarak hazırlanan sepetler, 20-21 Eylül tarihlerinde düzenlenecek olan 4. Bursa Arkeoloji Festivali’nde sergilenerek satışa sunulacak. Böylece festivalde aktif rol olacak olan kadınlar, hem kültürel mirasa sahip çıkacak hem de aile ekonomilerine katkı sağlayacak. Kadın derneklerinin üretim gücünü artıracak olan eğitimler, geleneksel el sanatlarının yaşatılmasına da önemli katkı sunacak. Kadınlar adına konuşan Kayapa Kadın Derneği’nden Gülcan Gülyüz ile Kızılcıklı Kadın Derneği’nden Güler Yılmaz, eğitim sürecinin çok verimli geçtiğini belirterek Başkan Mustafa Bozbey’e ve Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.
İnönü Mağarası’ndaki 5 bin yıllık sır: Hastalıkları kömürle tedavi etmişler
12 Eylül 2025 Cuma - 15:37 İnönü Mağarası’ndaki 5 bin yıllık sır: Hastalıkları kömürle tedavi etmişler Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) akademisyenlerinin İnönü Mağarası’nda yürüttüğü disiplinlerarası proje, bölge tarihini yeniden yazacak bulgular ortaya koydu. Kömürün 5 bin yıl önce insanların hastalıklarında kullanıldığı ve antibiyotik direncinin de binlerce yıllık geçmişi olduğuna ulaşıldı. Arkeoloji ve mikrobiyoloji gibi iki farklı alanı bir araya getiren ve "İnönü Mağarası Kazısı Toprak Örneklerinin Antibiyotik Direnç Genlerinin Tespiti ve Metagenomik Analizi" adıyla yürütülen projeye, Ankara Üniversitesi’nden de önemli bir bilimsel katkı sağlandı. Prof. Dr. Emre Keskin ve ekibinde yer alan Esra Mine Ünal ile Ayşegül Er Gökçe, mağara katmanlarında yürüttükleri titiz çalışmalarla hem antibiyotik direnç genlerinin izini sürdü hem de önemli bakteri gruplarını da içeren geniş bir mikroorganizma haritasını başarıyla ortaya çıkardı. Kömür 5 bin yıl önce tedavide kullanılmış BEUN Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fadile Gülden Ekmen, Zonguldak’taki kömür kullanımının bilinenin aksine 1800’lerde değil, günümüzden 5 bin yıl önce tıbbi amaçlarla kullanıldığına dikkat çekti. Ekmen, bu bulgunun tarih öncesi insanların çevrelerindeki doğal kaynakları ne kadar iyi tanıdığını gösterdiğini vurguladı. Karadeniz Ereğli ilçesindeki İnönü Mağarası’nda 2017 yılında bugüne sürdürülen çalışmalarda günümüzden 5 bin yıl öncesine ait toprak numunelerinden tespit ettikleri sonuçları paylaşan Ekmen, Uzun Mehmet’in 1800’lü yıllarda kömürü bulmasıyla başlayan sürecin aslında tarih öncesine dayandığını anlattı. Tarih öncesi insanlar bazı hastalıklarını kömürle tedavi etmiş 5 bin yıl önce insanların mide bulantısı, kusma, ishal ve karın ağrısı gibi hastalıkların tedavisinde kömür türevi malzemelerin kullanıldığının altını çizen Ekmen şöyle dedi: "Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izni ve desteği yanında rektörümüz Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in destekleri ve meslektaşım Doçent Dr. Hamza Ekmen’in bilimsel başkanlığında sürdürdüğümüz İnönü Mağarası kazıları 2017 yılından beri yapılıyor. Son projemizde Doç. Dr. Şükran Öztürk hocamızla çalıştığımız projede farklı bağlamlardan aldığımız toprak numunelerinde bazı analizler yaparak tarih öncesindeki insanların yaşam şartları, hastalık profilleri, beslenme alışkanlıkları gibi konulara dikkat çekmeye çalıştık. Beş tabakanın dördüncü tabakası olan ve biz arkeologların Erken Tunç Çağı olarak tanımladığımız tabakada, yaklaşık günümüzden 5 bin yıl önce insanların yaşadığı bu tabakada aldığımız toprak numunelerinde tespit ettiğimiz sonuçlar, o çağda yaşayan insanların geçirdiği hastalıkların genelde çevrede maruz kaldıkları bakterilerle ilişkili olarak gastrointestinal hastalıkları olduğunu yani mide bulantısı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi hastalıklarla mücadele ettiklerini ve bu hastalıkların tedavisiyle ilgili de kömür türevi malzemeleri kullandıklarını bize gösterdi. Genelde bildiğimiz 1800’lerde Uzun Mehmet’in öyküsüyle başlayan kömürün keşfinin aslında bu tarihte değil, kömür türevlerinin günümüzden 5000 yıl önce bu bölgede kullanıldığını göstermesi açısından çok önemli. Kültürel olarak baktığımızda da aslında biz kömür türevlerinin yakın tarihte işte romatizma, ateş düşürmesi gibi tedavilerde uygulandığını biliyoruz. Günümüzde modern tıp da bunu kullanıyor, aktif karbon tedavisini. Ama burada aslında altı çizilmesi gereken en önemli unsur, bu tedavi biçiminin tarih öncesinden kültürel bellekle aktarılarak günümüze kadar geldiğinin altını çizmek anlamında çok önemli. Zonguldak’ta tespit edilen bir mağarada günümüzden 5 bin yıl önce yaşayan insan topluluklarının kömür türevi malzemeleri kendi hastalıklarının tedavisinde kullanıldığına dair sonuçları özetle anlatmaya çalışıyorum." "Çağımızın sorunu sanılan antibiyotik direnci binlerce yıldır var" Projenin mikrobiyolojik analizlerini yürüten Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şükran Öztürk ise en çarpıcı bulgularından birinin, modern tıbbın en büyük tehditlerinden biri olarak görülen antibiyotik direncinin sadece ilaç kullanımına bağlı olmadığını ve köklerinin binlerce yıl öncesine dayandığını kanıtlamaları olduğunu ifade etti. Çevresel faktörler, mikrobiyal topluluklar, yaşam biçimi, geçirilen hastalıklar, iklim ve ekolojik unsurlar gibi pek çok faktörün antibiyotik direncini etkilediğine vurgu yapan Öztürk sözlerini şöyle tamamladı: "Tespit edilen beş katman var ve biz bu beş katmanın dördünden mikrobiyolojik olarak çalışma yapmak adına toprak numuneleri aldık. Bir diğer hedefimiz de acaba günümüzden 6300 yıllardan itibaren başlamış olan bu dönemlere ait bir antibiyotik direnci bulabilir miyiz şeklindeydi çıkış noktamız. Çünkü antibiyotik direnci çağımızın, toplumların, tüm dünyanın ve tabi elbette Türkiye’nin de en büyük sorunları arasında yer almakta. Biz bu çalışmayla şöyle bir sonuca vardık diyebiliriz. Antibiyotik direnci sadece kullanıma bağlı değil, günümüzden 6300 yıl öncesine ait bir dönemden itibaren aslında var olmuş ve sadece kullanıma bağlı değil çevresel faktörler, insan faktörleri, mikrobiyal topluluklar, yaşam biçimleri, geçirilen hastalıklar, bitkisel durum, iklim, ekolojik unsurlar gibi birçok faktörün de aslında direnci etkilediğini gördük. Özellikle 3 katmanda biz antibiyotik direnç genlerini bulduk ve bu bize gerçekten direnç genlerinin çok geçmişe dayanan bir hikayesi olduğunu gösterdi. Tehlike bu anlamda biraz daha düşündürücü hale geldi çünkü sadece kullanım değil birçok faktörün de yer aldığı bir sorun mevzu bahis. Dolayısıyla aslında tek sağlık dediğimiz o bütüncül yaklaşımı destekleyen bir sonuca varmış olduk biz mikrobiyoloji olarak."
Dünyanın en büyük sucuklu yumurtası rekor denemesi yapılacak
12 Eylül 2025 Cuma - 15:08 Dünyanın en büyük sucuklu yumurtası rekor denemesi yapılacak Afyonkarahisar, "Tarihle Mayalanan Şehir" temalı 7. Uluslararası Gastro Afyon Turizm ve Lezzet Festivali’ne hazırlanıyor. 19-21 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek festival dünyanın dört bir yanından gelecek lezzet tutkunlarını ağırlayacak. UNESCO Geliştirici Şehirler Ağı’nda "Gastronomi Şehri" unvanına sahip Afyonkarahisar, bu yıl 7’ncisi düzenlenecek Uluslararası Gastro Afyon Turizm ve Lezzet Festivali ile dünyanın dört bir yanından gelecek lezzet tutkunlarını ağırlamaya hazırlanıyor. 19-21 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek festival, "Tarihle Mayalanan Şehir" temasıyla kentin binlerce yıllık mutfak mirasını dünya sahnesine çıkaracak. Festival boyunca 50’den fazla ünlü şef, Michelin yıldızlı restoranların usta isimleri ve ekranların tanıdık yüzleri mutfak başına geçecek. Katılımcılar, düzenlenecek workshoplarla hem Afyonkarahisar mutfağını hem de dünya lezzetlerini keşfetme fırsatı bulacak. Festival süresince bu usta isimler, hem kendi mutfak kültürlerinden örnekler sunacak hem de Afyonkarahisar mutfağını dünya lezzetleriyle buluşturarak ziyaretçilere unutulmaz bir gastronomi deneyimi yaşatacak. Dünyanın en büyük sucuklu yumurtası rekor denemesi yapılacak GastroAfyon’un en çok merak edilen etkinliği ise Guinness Dünya Rekoru denemesi olacak. 1 ton Afyonkarahisar sucuğu, 15 bin yumurta ve 25 metrekarelik dev tavada pişirilecek. 19 Eylül Cuma günü saat 11.00’de gerçekleşecek bu dev pişirme gösterisi, Afyonkarahisar’ın adını Guinness Rekorlar Kitabı’na yazdırmayı hedefliyor. Kentin meşhur sucuğu ile hazırlanan dev sucuklu yumurta, yalnızca festivalin değil, tüm dünyanın dikkatini çekecek. Festivalde ayrıca Mehmet Yalçınkaya, Hazer Amani ve Özlem Mekik gibi ünlü isimler sahne alacak.
Çivril Kültür Sokağı, 27. Elma, Tarım ve Kültür Festivalinin ilgi odağı oldu
12 Eylül 2025 Cuma - 14:52 Çivril Kültür Sokağı, 27. Elma, Tarım ve Kültür Festivalinin ilgi odağı oldu Denizli’nin Çivril ilçesinde 27. kez düzenlenen Elma, Tarım ve Kültür Festivali’nde ilk kez yer alan Kültür Sokağı projesi katılımcıların beğenisini topladı. İlçeye ait pek çok yöresel ürünün ve ilçedeki zanaatkarların el emeği ürünlerini sergilediği sokak yoğun ilgi gördü. Çivril Belediyesi tarafından düzenlenen 27. Elma, Tarım ve Kültür Festivalinde, Belediye Başkanı Semih Dere tarafından ilçede ilk kez hayata geçirilen ’Çivril Kültür Sokağı’ projesi büyük ilgi gördü. Çivril Belediye Başkanı Semih Dere’nin hayata geçirdiği proje kapsamında festival boyunca Kültür Sokağında ilçeye özgü birçok kültürel ürün vatandaşların beğenisine sunulacak. Kültür Sokağında ilçede üretimi yapılan ürünlerin yanı sıra ilçedeki zanaatkarların el emeği ürünleri de tezgahlarda yerini alıyor. Festivalin açılış gününde gerçekleştirilen kortejin ardından Çivril Belediye Başkanı Semih Dere ve beraberindeki protokol üyeleri Kültür Sokağındaki stantları gezdi. Protokol üyeleri stantlardaki ürünleri hayranlıkla inceleyerek bilgi almaları ise dikkatlerden kaçmadı. "Çivril’in değeri olan kültürümüzü ortaya çıkarmak için böyle bir sokak tasarladık" Çivril’in unutulmaya yüz tutan değerlerini ortaya çıkarmayı amaçladıklarını ifade eden Çivril Belediye Başkanı Semih Dere, "Elma, Tarım ve Kültür Festivalimiz bizim Çivril’imizin kültürünü anlatan bir festival. Dolayısıyla Çivril’imizin kültürünü anlatan stantlara ağırlık vermek istedik. Geçmişte olan unutulmaya yüz tutan ama Çivril’in değeri olan kültürümüzü ortaya çıkarmak için böyle bir sokak tasarladık. İnşallah bundan sonraki senelerde de bu stantların daha fazla artırarak, çoğalmasını hedefliyoruz. Oldukça yoğun başladık. İnşallah 4 gün boyunca da yoğun bir şekilde devam edeceğiz. Tüm hemşerilerimize, çevremizdeki, ülkemizdeki ve farklı illerdeki bütün vatandaşlarımızı davet ediyoruz" dedi. İlk günden büyük bir coşkuya ev sahipliği yapan 27. Elma, Tarım ve Kültür Festivalinin açılışına İlçe Kaymakamı Fatih Cıdıroğlu, Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ali Marım, Acıpayam Belediye Başkanı Levent Yıldırım, Beyağaç Belediye Başkanı Sezayi Pütün, Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, Çal Belediye Başkanı Ahmet Hakan, Serinhisar Belediye Başkanı Osman Kılıç, Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik, Güney Belediye Başkanı Mehmet Ali Eraydın, Bekilli Belediye Başkanı Önder Demir, CHP Denizli İl Başkan Yardımcısı Okan Kart, Çivril protokolü, davetliler ve binlerce Çivrilli katıldı.
Truva Bakır 86 bin yıllık tarihi mirasa sahip çıkmaya devam ediyor
12 Eylül 2025 Cuma - 14:40 Truva Bakır 86 bin yıllık tarihi mirasa sahip çıkmaya devam ediyor Çanakkale ekonomisinin kalkınmasına katkı sağlayan yatırımlarını sürdüren Truva Bakır, aynı zamanda tarihi ve kültürel mirasların gün yüzüne çıkarılmasına da destek veriyor. Ortadoğu’dan Avrupa’ya uzanan göçlerin izlerini barındıran ve 86 bin yıllık geçmişe ışık tutan İnkaya Mağarası kazıları bu yıl da şirketin destekleri ile sürdürülüyor. Çanakkale’de doğal kaynakları ekonomiye kazandırmak için yatırımlarını sürdüren Truva Bakır, aynı zamanda kentin tarihi ve kültürel miraslarına da sahip çıkıyor. Şirket, 86 bin yıllık geçmişiyle Anadolu’da keşfedilen insan yaşamına ait en eski ikinci alan olan İnkaya Mağarası kazılarına bu yıl da sponsorluğunu sürdürüyor. Gerçekleştirilen kazılar Ortadoğu’dan Avrupa’ya uzanan göçlerin izlerini gün yüzüne çıkarıyor. Truva Bakır’ın İnkaya Mağarası kazılarına desteğinin devamına ilişkin iş birliği protokolü; Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Ergun Çağman Esirgemez, Truva Bakır İşletme Müdürü Ünsal Arkadaş ve Kazı Başkanı Prof. Dr. İsmail Özer’in katıldığı törenle imzalandı. ’’Geçmişi bugüne, bugünü geleceğe taşıyacak’’ İnkaya Mağarası’nın kayalık sisteminde 86 bin yıl öncesinden beri yaşamış olan insanlara ait kültür kalıntıları barındırdığını dile getiren İnkaya Mağarası Kazı Başkanı ve Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Özer şunları söyledi: "İnkaya Mağarası, Batı Anadolu’da bugüne dek tespit edilmiş ilk Paleolitik mağara olmasının yanı sıra, Balkanlar ile Anadolu arasındaki göç rotalarına dair bilinmeyenleri aydınlatma potansiyeliyle eşsiz bir bilimsel öneme sahip. 86 bin yıl öncesine tarihlenen buluntular, bu alanı sadece Türkiye için değil tüm insanlık tarihi açısından da benzersiz bir konuma taşıyor. Mağaradaki binlerce taş alet, dönem insanlarının doğayı nasıl şekillendirdiğini, nasıl hayatta kaldıklarını ve nasıl üretken olduklarını gün yüzüne çıkarıyor. 2017’den beri Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin ve destekleriyle gerçekleştirdiğimiz kazılarda yalnızca alanın binde birine ulaşabildik. Bu da bize, önümüzdeki yıllarda keşfedilecek çok daha büyük bir geçmişin olduğunu gösteriyor. Kazı sürecinde yalnızca bilimsel derinliği değil, kamusal erişimi de önceliklendiriyor; dijital uygulamalar, interaktif sergilemeler ve yapay zeka (AI) destekli analizlerle alanı bir öğrenme ve deneyim mekanına dönüştürmeye çalışıyoruz. Böylece hem bilime hem de toplumsal farkındalığa katkı sağlayan çok katmanlı bir yapı kuruyoruz. Bu tür uzun soluklu çalışmaların sürdürülebilirliği için kamu kurumlarının yanı sıra özel sektörün desteği de hayati önem taşıyor. Şirketin sunduğu katkı, yalnızca arkeolojik bir projeye destek olmakla kalmıyor; aynı zamanda geçmişi bugüne, bugünü ise gelecek kuşaklara taşıyacak büyük bir mirasa sahip çıkmak anlamına geliyor. Bu kıymetli destek için kendilerine tüm ekibim adına teşekkür ediyorum." ’’Tüm insanlık tarihine ışık tutacak’’ Cengiz Holding’in tüm grup şirketlerinde olduğu gibi Truva Bakır olarak, yerel kalkınmaya katkı sağlarken, gizli kalan kültür varlıklarının gün yüzüne çıkarılması için yapılan çalışmaları desteklediklerini belirten Truva Bakır İşletme Müdürü Ünsal Arkadaş, "Cengiz Holding’in ‘Yerin Altındaki Bütün Cevherleri Çıkarıyoruz’ projesi kapsamında Samsun İkiztepe Höyüğü ve Elazığ Salkaya’daki Erken Bizans Dönemi’ne ait olduğu tahmin edilen taban mozaiği ile birlikte İnkaya’daki kazılara da desteklerimizi sürdürüyoruz. Geçmişi 86 bin yıl öncesine tarihlenen İnkaya Mağarası, Batı Anadolu’da bugüne kadar keşfedilmiş ilk ve tek Paleolitik dönem mağarası olma özelliğiyle yalnızca Çanakkale ve Türkiye için değil, tüm insanlık tarihi için eşsiz bir değer. Bu kazıların yeni sezonunda ana sponsor olmak bizim için önemli bir sorumluluk. Bu heyecan verici keşfin gün yüzüne çıkarılması için elimizden gelen her türlü katkıyı sunmaya devam edeceğiz." dedi.