KÜLTÜR SANAT
Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" 01 Ocak 2026 Perşembe - 17:44:50 Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.
01 Ocak 2026 Perşembe - 16:09 Fotoğraf sanatçısı Ali Hikmet Varlık ’Manisa’ fotoğraf sergisine hazırlanıyor Fotoğraf sanatçısı Ali Hikmet Varlık, "Manisa" temalı fotoğraf sergisi için hazırlıklarını sürdürüyor. Varlık, sergi kapsamında Manisa’nın tarihi, kültürel ve turistik değerlerini objektifiyle belgeleyerek kentin görsel hafızasına katkı sunmayı hedefliyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle hayata geçirilecek serginin, Manisa merkezde ve ilçelerde sanatseverlerle buluşturulması planlanıyor. Sanatçı, çektiği fotoğraflarla "Şehzadeler Şehri" Manisa’nın zengin kültürel mirasını gözler önüne serecek. Hayatının 55 yılını fotoğrafa ayıran 73 yaşındaki Ali Hikmet Varlık, 1970 yılından bu yana fotoğraf sanatıyla ilgileniyor. İstanbul’da, Türkiye’nin önemli fotoğraf sanatçılarından Gültekin Çizgen’in Fotoğraf Atölyesi’nde çalışan Varlık’ın biyografisi ve fotoğrafları; Ana Britannica Ansiklopedisi, Comton’s Genel Kültür Ansiklopedisi, Türkiye’de Kim Kimdir Ansiklopedisi, Temel Britannica Ansiklopedisi, Görsel Genel Kültür Ansiklopedisi, İstanbul Ansiklopedisi ile Plastik Sanatçılar Ansiklopedisi gibi birçok önemli kaynakta yayımlandı. Ali Hikmet Varlık, Türkiye’nin ilk fotoğraf müzesi olan Balıkesir Ulusal Fotoğraf Müzesi ve Mi. Emin Tan Fotoğraf Kitaplığının kurulmasında da önemli rol oynadı. Sanatçı, Balıkesir Fotoğraf Sanatçıları Derneği’nin (BASAF) kurucu yönetim kurulu üyeleri arasında yer aldı. Manisa fotoğraf sergisine ilişkin değerlendirmede bulunan Varlık, "Şehzadeler Şehri Manisa’nın fotoğraflarını çekerek Manisalı sanatsever hemşehrilerime sunmaktan büyük gurur duyacağım" dedi. Manisa ve ilçelerinde de çekimler yapacak olan Varlık’ın fotoğraf sergisinin ilkbaharda açılacağı öğrenildi.
01 Ocak 2026 Perşembe - 13:14 Mersin’de 2026 coşkusu sokaklara taştı Mersin Büyükşehir Belediyesinin 2026 yılını karşılamak amacıyla Özgecan Aslan Barış Meydanında düzenlediği ’Yılbaşı Sokak Partisi’, Mersinlilere unutulmaz bir gece yaşattı. Rengarenk ışıklar, müzik ve dans gösterileriyle adeta festival havasında geçen etkinlikte, 7’den 70’e binlerce vatandaş yeni yıla coşku içinde girdi. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı koordinesinde gerçekleştirilen etkinlikte Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılını birbirinden renkli organizasyonlarla uğurlarken, 2026 yılına da büyük bir heyecanla "merhaba" dedi. Aralık ayı boyunca Yılbaşı Pazarı, sokak etkinlikleri ve konserlerle kent genelinde yılbaşı atmosferi oluşturan Büyükşehir Belediyesi, yılın son gecesinde de Mersinlilerin hafızalarında iz bırakacak bir organizasyona imza attı. Mersinlilerden yeni yıla coşkulu ‘merhaba’ Özgecan Aslan Barış Meydanında düzenlenen ’Yılbaşı Sokak Partisi’nde DJ Mustafa Cengiz performansıyla eğlence başlarken, DetoxBand sahne alarak coşkuyu zirveye taşıdı. Latife Güler Dans Grubunun gösterileriyle 2025’e veda eden vatandaşlar, gecenin finalinde Nihat Sırdar ile 90’lar Kafası etkinliğiyle geçmişe keyifli bir yolculuk yaptı. Saatler boyunca yerli ve yabancı şarkılar eşliğinde dans eden Mersinliler, yeni yılın ilk dakikalarını meydanı dolduran coşkulu kalabalıkla birlikte karşıladı. Büyükşehir ekipleri yılbaşı gecesi sahadaydı Mersin Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların yeni yıla huzur ve güven içerisinde girebilmesi için tüm birimleriyle yılbaşı gecesi görev başında yer aldı. Zabıta Dairesi Başkanlığı ekipleri olası olumsuzluklara karşı sahada hazır beklerken, Ulaşım Dairesi Başkanlığı tarafından toplu taşımada ek seferler düzenlendi. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ekipleri ise acil durumlara karşı müdahale için hazır bulundu. Belediyenin tüm birimlerinin koordineli çalışmasıyla yılbaşı gecesi sorunsuz bir şekilde tamamlandı. Vatandaşlardan teşekkür Etkinliğe katılan vatandaşlardan Güzin Türkmen, "Harika bir etkinlik, Vahap Seçer Başkanımıza teşekkür ediyoruz. Yeni yılda sağlık, mutluluk ve huzur diliyorum" derken, ilk kez bu tür bir etkinliğe katıldığını belirten Evin Dolma ise "Etkinliği çok beğendim, güvenlik mükemmeldi. Huzurlu bir yaşam istiyorum" ifadelerini kullandı.
Kocagöz: "Antalya’yı ‘UNESCO Dünya Kitap Başkenti’ yapmak istiyoruz"
22 Kasım 2025 Cumartesi - 14:15 Kocagöz: "Antalya’yı ‘UNESCO Dünya Kitap Başkenti’ yapmak istiyoruz" Antalya’nın kültür ve edebiyat alanındaki vizyonunu güçlendirmeyi amaçlayan ‘Akdeniz Kültür ve Edebiyat Başkenti Kepez ‘ çalıştayı, Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde başladı. Çalıştayın açılışında konuşan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Antalya’nın kültürünü, edebiyatını, hafızasını ve yarınlarını birlikte inşa edeceğiz. Ve bu yolculuğun kalbi Kepez’de atacak" diyerek Antalya’yı "UNESCO Dünya Kitap Başkenti" yapmak istedikleri vurguladı. Kepez Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen ‘Akdeniz Kültür ve Edebiyat Başkenti Kepez’ çalıştayı, Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde kentin kültür ve edebiyat dinamiklerini bir araya getirdi. Farklı oturumlarla gün boyu devam edecek olan çalıştayın açılışı Antalya Vali Yardımcısı Tahsin Aksu, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, gazeteci ve TV programcısı Cem Seymen’in katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayın açılış konuşmasını gerçekleştiren Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, bugün yalnızca bir çalıştayın başlatmadığını, aslında bir kültür yolculuğuna çıkıldığını vurgulayarak, "Antalya’nın kültürünü, edebiyatını, hafızasını ve yarınlarını birlikte inşa edeceğiz. Ve bu yolculuğun kalbi Kepez’de atacak" dedi. "Şehirlerin mayası kültürdür" Kültürün bir şehrin mayası olduğuna değinerek konuşmasını sürdüren Başkan Kocagöz, "İnsanı insana, geçmişi geleceğe bağlayan görünmez bir bağdır. Edebiyat ise Yahya Kemal’in o güzel sözüyle ‘kendi gök kubbemizdir.’ Kelimelerle kurduğumuz, ruhumuzu taşıyan büyük bir kubbeBiz Kepez olarak, kültür ve edebiyatı modern çağın imkânlarıyla birleştirerek yeni, güçlü ve iddialı bir vizyon ortaya koyuyoruz. Amacımız net: Antalya’yı, Kepez’in öncülüğünde kültürel üretimin güçlü bir merkezi hâline getirmek, okuma alışkanlığını her yaşta yeniden canlandırmak, dijital çağın sunduğu fırsatları kültürel üretimle buluşturmak, şehrimizin hafızasını koruyup geleceğe taşımak ve yeni yazarların önünü açmak ve eserlerine hayat vermek" diye konuştu. "Çalıştay 6 masada yürütülecek" Çalıştayın altı masada yürütüleceğine değinen Başkan Kocagöz, Birincisi Gençlik Masası; Çünkü gençler olmadan kültür nefes alamaz. İkincisi Yapay Zekâ ve Dijital Okuryazarlık Masası; Kültürü yeniçağın diliyle buluşturacak. Üçüncüsü Süreç ve Organizasyon Masası; İşin mutfağını kuracak, planlamayı yapacak. Dördüncüsü Sponsorluk ve Tanıtım Masası; Kepez’i bir kültür markasına dönüştürecek fikirleri geliştirecek. Beşincisi Kent Belleği ve Antalya Koleksiyonu Masası: Şehrimizin tarihini, hikâyesini ve edebi mirasını görünür kılacak projeler üretecek. Altıncısı Veri ve İstatistik Masası: Tüm bu çalışmaların ölçülebilir olmasını sağlayacak. Buradan çıkacak fikirler yalnızca tartışılmakla kalmayacak; hayata geçirilecek, adım adım uygulanacak ve sonuç bildirgemizle resmiyet kazanacak. Çünkü biz Kepez’de bir söz veriyorsak, onu mutlaka yerine getiririz. Bu şehrin en büyük gücü de budur. Değerli katılımcılar, Bugün burada iddialı bir hedefi açıkça dile getiriyorum: Antalya’yı ‘UNESCO Dünya Kitap Başkenti’ yapmak istiyoruz. Evet, hedef büyük. Ama imkânsız değil. Çünkü biliyoruz ki; Bir şehir okuyorsa değişir. Bir şehir düşünüyorsa büyür. Bir şehir üretiyorsa dünyaya açılır. Bu vizyonun mimarı sizlersiniz. Bugün buraya fikrini ortaya koymaya, tartışmaya ve üretmeye gelen her biriniz bu yolculuğun en değerli ortağısınız. Biz Kepez’de yalnızca bir şehir yönetmiyoruz; bir ruhu ayağa kaldırıyoruz, bir hafızayı tazeliyoruz, bir geleceği hep birlikte kuruyoruz. Ve inanıyorum ki bugün attığımız bu adım, yarın Antalya’nın kültürel geleceğini değiştirecek. Hepinize gönülden teşekkür ediyorum. "İnsan Okur" mottosuyla çıktığımız bu yolda verimli tartışmalar ve güçlü sonuçlar diliyorum" diyerek çalıştayın hayırlı olması temennisinde bulundu. "İnsanlar eğitimle değişir" Antalya Vali Yardımcısı Tahsin Aksu da, "Konu başlığı çok güzel, iddia muhteşem, Antalya’yı ‘UNESCO Dünya Kitap Başkenti sonucunu hedefliyor " diyerek Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ve emeği geçen herkes teşekkür etti. İnsanların değişebileceğini bunun ise eğitimle mümkün olduğunu belirten Vali Yardımcısı Aksu, "İnsanlar değişir, neyle değişir eğitimle değişir. Medeniyetimizin temelinde, değerlerimizin temelinde eğitim vardır" dedi.
İlk kez İstanbul dışına çıkarılan yazma eserler, Ahilik Müzesi’nde sergileniyor
22 Kasım 2025 Cumartesi - 12:43 İlk kez İstanbul dışına çıkarılan yazma eserler, Ahilik Müzesi’nde sergileniyor Kültür ve Turizm Bakanlığı organizesinde Aşık Paşa’ya ait 700–800 yıllık yazma eserlerin yer aldığı özel sergi, Kırşehir Ahi Külliyesi’nde yer alan Ahilik Müzesi’nde ziyarete açıldı. İlk kez İstanbul dışına çıkarılan tarihi eserler, öğrenciler ve vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördü. Aşık Paşa’nın 700–800 yıllık yazma eserleri, Türkiye Yazma Eserler Kurumu tarafından İstanbul dışına ilk kez çıkarılırken programa katılan Dr. Coşkun Yılmaz açıklamasında; "Aşık Paşa bugün konuştuğumuz Türkçeye katkısı olan ilk 5 insandan birisi, yazılmış bütün eserleri mevcut. Yaklaşık 800 bin eser var" diye konuştu. Sergiyi gezen ortaokul öğrencisi Şamil Alp Özdemir, eski Türkçe ile yazılmış eserleri yakından görmekten büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. Öğrencilerden Selin Kara, okulda Aşık Paşa’yı öğrendiklerini belirterek; "Eserlerini görmek beni çok mutlu etti. Aşık Paşa’dan esinlenerek yazdığımız ve kurguladığımız kitaplar var" dedi. Gül Şehnaz Ünver de Aşık Paşa’nın eserlerinden ilham alarak bir kitap çalışması yaptıklarını aktardı. Öğrenci İbrahim Düğer orijinal el yazmalarını görmenin kendisini heyecanlandırdığını söyledi. Programa katılan ve halk edebiyatı üzerine çalışmaları bulunan emekli öğretim görevlisi Mahmut Dalgalı da, serginin lise öğrencileri tarafından mutlaka görülmesi gerektiğini vurguladı. Sergi 8 hafta açık kalacak.
Akdeniz Üniversitesi’nde sinema söyleşisi
22 Kasım 2025 Cumartesi - 12:32 Akdeniz Üniversitesi’nde sinema söyleşisi Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde Antalya Sinema Derneği ve Uluslararası Şehirler Derneği’nin organizasyonunda sinema ve tiyatro sanatçılarıyla söyleşi gerçekleştirildi. Antalya Sinema Derneği ve Uluslararası Şehirler Derneği’nin ortaklaşa gerçekleştirdiği ‘Kısa Film Yarışması’ öncesinde İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü öğrencileriyle sanatçılar bir araya geldi. Yarışma hakkında kısa bir bilgi veren Antalya Sinema Derneği Başkanı Okan Dilek yarışmaya son katılım tarihinin 31 Aralık 2025 olduğunu hatırlattı. Kısa filmin önemi vurgulandı Antalya Sinema Derneği Başkanı Okan Dilek, "Sinema öğrencileri için kısa film, teorinin pratiğe dönüştüğü en uygun formdur. Kısıtlı bütçeyle üretilebilmesi, deneme yapma özgürlüğü tanıması ve ekip çalışmasını öğretmesi bakımından eşsizdir. Öğrenciler kısa filmle birlikte sadece kamera kullanmayı ya da kurgu yapmayı değil, aynı zamanda anlatı disiplinini, ritim duygusunu ve görsel ekonomiyi de öğrenirler. Bu sayede, uzun metrajlı projelere geçtiklerinde hem teknik hem de anlatı anlamında çok daha donanımlı hale gelirler." dedi. Okan Dilek, kısa filmin, genç sinemacıların festivaller aracılığıyla seslerini duyurabilmelerini sağladığını belirterek, "Dünyanın dört bir yanında düzenlenen kısa film festivalleri, öğrenciler için hem uluslararası bir ağ kurma fırsatı hem de geri bildirim alma olanağı sunar." diye konuştu. Sanatçılar deneyimlerini paylaştı Söyleşiye Antalya’da başarılı sinema filmlerinin yapımcılığını üstlenmiş Mehmet Urba, tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Murat Ercanlı, tiyatro ve dizi oyuncusu Abdullah Sürekli ile Hababam Sınıfı sinema filminin ilk üç serisinde yer alan Bülent İğdiroğlu katıldı. Konuklar, öğrencilere kısa film yarışması, kısa film yapımı ve sinema alanındaki deneyimlerinden söz ettiler. Sanatçıları büyük bir dikkatle dinleyen öğrenciler, söyleşinin ardından merak ettikleri konularla ilgili sorular yöneltti. İletişim Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinliğin sonunda organizasyonu gerçekleştiren Uluslararası Şehirler Derneği Başkanı Bülent Yüksel ve Antalya Sinema Derneği Başkanı Okan Dilek etkinlikte emeği geçenlere teşekkür plaketi takdim etti.
Katrancı Evleri ilgi odağı olmaya devam ediyor
22 Kasım 2025 Cumartesi - 11:48 Katrancı Evleri ilgi odağı olmaya devam ediyor Muğla’nın Yatağan ilçesine bağlı Katrancı Mahallesi’nde, özgün mimarisiyle bilinen geleneksel Katrancı evlerinin yok olma tehlikesine karşı önemli bir proje hayata geçirildi. ‘Taşın ve Ahşabın Ustalığı: Katrancı Evleri’ adını taşıyan projenin temel amacı; evlerin plan tipolojisi, yapım teknikleri, ahşap işlemeciliği ve çam kozalağı motifi gibi sanatsal ve mimari özelliklerini inceleyerek, bu nadir kültürel miras için farkındalık oluşturmak. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu projesini Marmaris’teki özel bir okulun Danışman Öğretmen Nermin Kaya rehberliğinde, öğrenciler Mustafa Gürdal ve Umut Ata Özdemir tarafından yürütülen çalışmaya, Selçuk Üniversitesi Sanat Tarihi Öğretim Üyelerinden güçlü bir bilimsel destek geldi. Prof. Dr. Osman Kunduracı ve Dr. Nurcan Bahargülü’nün katkılarıyla öğrenciler, Katrancı evlerinin özelliklerini belgelemek için bölgede detaylı bilimsel saha çalışma gerçekleştirdi. Katrancı Evleri’ni yıllardır yakından inceleyen ve çok sayıda bilimsel makale yazan Prof. Dr. Osman Kunduracı, "Yıllardır Muğla’nın Yatağan ve Kavaklıdere bölgelerinde geçmişten günümüze kalan yörenin mimari özellikleri üzerinde çalışıyorum. Danışman öğrencim Dr. Nurcan Bahargülü ile birlikte yürüttüğümüz bu çalışmaların esas amacı geçmişi geleceğe taşımak. Bu çalışmamız çocuklarımız tarafından dikkat çekici bulunmuş ve ‘Taşın ve Ahşabın Ustalığı: Katrancı Evleri’ adı altında projeye dönüştürülmüş. Bu iş birliği sayesinde proje, evlerin tarihi ve sosyo-ekonomik yapısını derinlemesine analiz ederek, kültürel mirasın korunması adına önemli bir referans oluşturmayı hedefliyor" dedi.
Şehir Tiyatroları, "Unutmak" oyunuyla göz doldurdu
22 Kasım 2025 Cumartesi - 10:32 Şehir Tiyatroları, "Unutmak" oyunuyla göz doldurdu Kocaeli Şehir Tiyatroları’nın hafızaya, aşka ve zamana dokunan yeni oyunu "Unutmak" seyirciyle buluştu. Prömiyerini gerçekleştiren oyun, izleyiciden tam not aldı. Kocaeli Şehir Tiyatroları’nın 2024-2025 sezonunda sahneye koyduğu yeni oyunu "Unutmak", prömiyerini gerçekleştirdi. Tristan Bernays tarafından kaleme alınan eser, Taner Tunçay tarafından Türkçeye çevrilip uyarlandı. Yönetmenliğini İbrahim Şahin, genel sanat yönetmenliğini ise Aydın Sigalı üstlendi. Oyunun yaratıcı ekibinde dramaturg Kemal Keşmer, dekor ve kostüm tasarımında Nilsu Baldan, ışık tasarımda Ayşe Sedef Aytar, yardımcı yönetmenlerdeyse Çağla Buldak Akarsu ve Işık Öztorun yer alarak oyuna önemli katkılar sundu. Tiyatroseverlerin yoğun ilgi gösterdiği oyunda Levent Muratoğlu ve Senem Akman Muratoğlu başrolleri paylaştı. "Unutmak", izleyicisini yaşamın en kırılgan alanlarından biri olan hafıza kaybı, hatırlamanın acısı ve unutmanın kaçınılmazlığı üzerine düşünmeye davet ediyor. Tom ve Viv’in dokunaklı yolculuğu Kocaeli Şehir Tiyatroları her sezon birbirinden farklı hikayeleri ve ilgi çekici oyunlarıyla kentin sanat anlayışını güçlü şekilde ortaya koyuyor. "Unutmak" adlı yeni oyun da hikayesi ve işlediği temalarıyla bunu kanıtlıyor. Oyun, yaşamın inişli çıkışlı yolculuğu içinde birbirlerine tutunmaya çalışan Tom ve Viv isimli iki karakterin hikayesine odaklanıyor. Sevinçlerini, hüzünlerini, paylaştıkları hatıraları ve yavaş yavaş silinmeye başlayan geçmişleriyle iki insanın birlikte var olma çabası sahnede çarpıcı dille aktarılıyor. Şiirsel bir anlatımla izleyiciyi düşündürüyor Dokunaklı atmosferi, etkileyici sahne tasarımı ve oyunculuklarıyla öne çıkan "Unutmak", izleyiciyi bir yandan kendi yolculuğunu düşünmeye, diğer yandan sevdikleriyle kurduğu bağı yeniden anlamlandırmaya davet ediyor. Tom ile Viv’in yolculuğunda içlerinden birinin giderek artan hafıza kaybı, "İnsan sevdiklerini kaybederken nasıl yanında kalabilir?" başta olmak üzere birçok soruya yönlendiriyor. Oyun, hatırlama ve unutma arasındaki ince çizgide insanın yaralı ama güçlü hâlini şiirsel ve düşündürücü bir üslupla sahneye taşıyor. Büyükşehir belediyesinin kent genelinde yaydığı sanat anlayışının bir örneği olan "Unutmak" oyunu, Kocaeli Şehir Tiyatroları’nın bu sene en ilgi çekici oyunlarından biri oldu. Şiirsel anlatımıyla da izleyiciyi etkileyen oyun, sezon boyunca seyircilerini ağırlamaya devam edecek.
Antalya Edebiyat Günleri’nde öykü ve şiirin en iyileri ödüllendirildi
22 Kasım 2025 Cumartesi - 10:14 Antalya Edebiyat Günleri’nde öykü ve şiirin en iyileri ödüllendirildi Antalya’da bu yıl 10’uncusu düzenlenen Antalya Edebiyat Günleri, Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ödül töreniyle edebiyat dünyasının öykü alanındaki en iyilerini bir araya getirdi. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, törende yaptığı konuşmada, "Bu zaman diliminde ‘Sanat’ demeye, sanatın altını çizmeye ve umut etmeye devam ediyoruz" dedi. Muratpaşa Belediyesi’nce 21-23 Kasım tarihlerinde 10’uncusu düzenlenen Antalya Edebiyat Günleri’nin ödül töreni, Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. "Edebiyat, Nereye?" temasıyla bu yıl okuyucular ve yazarları buluşturan etkinlik, ödül töreni öncesinde küratörlüğünü İbrahim Karaoğlu’nun yaptığı ve 43 ressamın eserlerinin yer aldığı "Sanat, Nereye?" sergisinin açılışıyla başladı. Ödül gecesinde konuşan Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, sanatın tarih boyunca toplumların vicdanı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Bir felsefeyi, bir dünya görüşünü hayata geçirmeye çalıştığımız için yaptığımız her işi aynı kararlılıkla sürdürüyoruz. Sanatın tarih boyunca protest bir yanı ağır basıyor. Bugün ise dünya, çok zenginler ve aynı standartta yaşayan fakirler olarak ikiye bölünmüş gibi. Böyle bir tabloda sanat, insanın duygu ve düşüncelerinden bağımsız kalamaz. Bu zaman diliminde ‘Sanat’ demeye, sanatın altını çizmeye ve umut etmeye devam ediyoruz." Konuşmaların ardından "En İyi Öykü Kitabı" ödülü Cabir Özyıldız ve Özlem Dikeçligil’e verildi. Ödülünü alırken "Yazmak da direnmektir. Bütün direnenlere selam olsun; bu ödülü onlar adına alıyoruz" diyen Dikeçligil, salondan büyük alkış aldı. "En İyi İlk Öykü Kitabı" ödülü ise Ceyhan Usanmaz’a Tuncer Çetinkaya tarafından takdim edildi. Antalya Edebiyat Günleri kapsamında ekim ayında düzenlenen öykü ve şiir atölyelerinde öne çıkan katılımcılar da gecede ödüllerini aldı. Öykü atölyesinde Özlem Oral Gürdal, Aydan Bengi Matur, Ezgi Kavaklı Aydemir, Sude Naz Aydın, Ayşe Kural ve Canan Gülel sahneye çıkarken ödüllerini atölye yürütücüsü Özcan Karabulut verdi. Atölyenin 9 yaşındaki katılımcısı Zafer Kartal Narman, jüri tarafından ‘Jüri Özel Ödülü’ne değer görüldü. Narman, "Okumayı ve yazmayı çok seviyorum. Bu benim edebiyat alanındaki ilk ödülüm ama devamı gelecek" sözleriyle sevincini paylaştı. Şiir atölyesinde ise Gülhis Topçu, Hacı Yusuf Sayın, Gülbahar Düşün ve Nilgün Oğuz’a ödülleri şair ve akademisyen Nazmi Ağıl tarafından takdim edildi. Gece, Gülcan Altan konseriyle sona erdi. Antalya Edebiyat Günleri, hafta sonu Erdal İnönü Kent Parkı’nda yapılacak paneller, söyleşiler, imza günleri ve şiir performanslarıyla devam edecek.
Mersin Sinema Ofisi, Avrupa film ağında yerini aldı
22 Kasım 2025 Cumartesi - 10:00 Mersin Sinema Ofisi, Avrupa film ağında yerini aldı Mersin Sinema Ofisi’nin Avrupa Film Komisyonları Ağı’na (EUFCN) resmi üyeliğiyle Mersin’in, uluslararası yapımcıların radarına girerek dünya sinema sektöründe daha görünür bir çekim merkezi haline geleceği ifade edildi. Mersin Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Mersin Sinema Ofisi (MSO), Avrupa’nın en kapsamlı film komisyonları birliklerinden biri olan Avrupa Film Komisyonları Ağı’na (EUFCN) resmi olarak üye oldu. Böylece Mersin, aralarında 33 ülkeden 101 film komisyonunun bulunduğu bu önemli endüstriyel iş birliği ağında Türkiye’yi temsil eden aktörlerden biri haline geleceği aktarıldı. EUFCN üyeliğiyle birlikte Mersin, doğal güzellikleri, kültürel mirası, zengin tarihi dokusu ve çok kültürlü yapısıyla uluslararası yapımlar için daha görünür bir çekim destinasyonu haline gelecek. Özellikle Avrupa’daki yapımcıların kente erişimi kolaylaşırken, film, dizi ve belgesel projeleri için Mersin artık alternatif değil, doğrudan tercih edilen bir lokasyon olma yolunda ilerliyor. Bu gelişmenin film turizmine önemli bir ivme kazandırması ve yerel ekonomiye yeni fırsat alanları oluşturması bekleniyor. Mersin, Avrupa ile Türkiye arasında köprü işlevi görecek Kurumdan yapılan açıklamada:" Mersin Sinema Ofisi’nin EUFCN’e katılımı, yalnızca film çekimlerini desteklemekle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda Avrupa ile Türkiye arasında kültürel etkileşimi güçlendiren bir köprü işlevi görecek. Kent, üretimin desteklendiği uluslararası bir ortaklık ağında yer alarak bölgesel sinema sektörünün gelişimine de katkı sunacak. Mersin Sinema Ofisi’nin bu yapıya dahil olması, Türkiye’deki bölgesel film ofislerinin uluslararası platformlarda daha görünür hale gelmesine de önemli bir katkı sağlayacak. Mersin, bu stratejik üyelikle birlikte yerelden evrensele uzanan bir vizyonla sinema endüstrisindeki konumunu güçlendirmeye hazırlanıyor"denildi. Mersin, doğal bir film platosu Son dönemde yerli ve yabancı yapımcıların dikkatini çekmeye başlayan Mersin’in, aynı gün içinde deniz, dağ ve tarihi mekanlara ulaşılabilen zengin coğrafyasıyla ‘doğal bir film platosu’ niteliği taşıdığına da dikkat çekildi. EUFCN üyeliğinin, bu potansiyelin daha geniş kitlelere duyurulmasını sağlayarak kentin marka değerini yükseltecek önemli bir adım olacağı davurgulandı. EUFCN nedir? 2007 yılında Brüksel merkezli olarak kurulan EUFCN, Avrupa sinema endüstrisinin gelişimini desteklemek ve şehirlerin film üretimindeki rolünü artırmak amacıyla faaliyet gösteriyor. Hollanda Limburg Film Ofisi’nden İspanya’nın Valensiya ve Barcelona komisyonlarına, Almanya Bayern Film Komisyonu’ndan Litvanya Kaunas Film Ofisi’ne kadar pek çok önemli kuruluşun yer aldığı bu ağ, dünya çapında yeni iş birliklerinin kapılarını açıyor.
Binalardan duvarlara renk cümbüşü: ‘Renkli Köy’
22 Kasım 2025 Cumartesi - 09:45 Binalardan duvarlara renk cümbüşü: ‘Renkli Köy’ Başkentte son yıllarda ilgi odağı haline gelen ‘Renkli Köy’, farklı renklere boyanmış evleri, sokak düzenlemeleri ve açık alan etkinlikleriyle hem yerli hem de yabancı ziyaretçilere ev sahipliği yapıyor. Ankara’nın Elmadağ ilçesinde yer alan Renkli Köy, hem yerli hem de yabancı turistlerin ziyaretine ev sahipliği yapıyor. Sokaklarında yapılan renk çalışmalarıyla birlikte duvar resimleri, sanat atölyeleri ve yöresel ürün stantları bölgede turizm hareketliliğini artırıyor. Renkli Köy’e gelen ziyaretçiler, fotoğraf çekim alanları, düzenlenen el sanatları atölyeleri ve sokak performansları sayesinde gün boyu vakit geçirebiliyor. Yerel halk, Renkli Köy’ün hem sosyal yaşamı canlandırdığını hem de bölge esnafına ekonomik katkı sağladığını belirtiyor. Renkli Köy’ün, Ankara’nın kültürel çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlandığı ifade edilirken, bölgenin düzenli olarak bakım ve yenileme çalışmalarından geçirildiği aktarıldı. Ziyaretçiler, köyün özellikle çocuklu aileler için güvenli ve eğlenceli bir ortam sunduğunu dile getiriyor. Hafta içi daha sakin olan bölgede, hafta sonları yoğunluk nedeniyle zaman zaman insan kalabalığı da gözlemlendi. Yerel halk, ilerleyen dönemde Renkli Köy’de açık hava sergileri, geleneksel festival günleri ve farklı konsept etkinliklerinin planlandığını açıkladı. Projenin, Ankara’nın kültür turizmine uzun vadeli katkılar sağlaması hedefleniyor. "Canınız sıkıldığında Renkli Köy’e bekliyoruz" Renkli Köy’ün yerlisi Özgür Öztürk, Renkli Köy’ün huzurlu ve sakin bir yer olduğunu, herkesin gelip görmesi gerektiğini belirterek, "Renkli köy huzurlu, sessiz ve sakin bir ortam. Ankara ve çevre illerden insanlar geliyor. Şehirde sıkıntı yaşayan, problem yaşayan, şehrin sıkıntılarından uzaklaşmak isteyen insanlar buraya geliyorlar. Her şeyden önce burası bizim yurdumuz. Herkes birbirini tanır burada. Doğma büyüme buralıyım. İlçemizde suç oranı düşük. Canınız sıkıldığında Renkli Köy’e bekliyoruz" diye konuştu. "Çocukluğuma döndüğümü hissetim" Kahramanmaraş’tan Renkli Köy’ü ziyarete gelen Şevval Özden ise, Renkli Köy’ü gezerken nostaljik anlar yaşadığını vurgulayarak, "Burayı gerçekten çok beğendik, nostaljik bir havası var, kahvaltısını çok beğendik. Burayı arkadaşlarımızdan duyduk, bugün de gelip görmek istedik. Burada ata binmeyi düşünüyoruz. Geziyoruz ve keşfediyoruz. Kesinlikle gelip görsünler. Özellikle eski zamanlardan hoşlanıyorlarsa, kesinlikle gelip görmeleri gereken bir yer. Çocukluğuma döndüğümü hissetim" şeklinde konuştu.
Bizans döneminden günümüze uzanan Şeytan Köprüsü
22 Kasım 2025 Cumartesi - 09:17 Bizans döneminden günümüze uzanan Şeytan Köprüsü Konya’da, çok sayıda medeniyetin izlerini taşıyan Sille Mahallesinde su kemeri olarak yapıldıktan sonra iki yamacı birbirine bağlayan tehlikeli bir geçit haline gelen Şeytan Köprüsü, günümüzde de ürkütücü görüntüsüyle ilgi görüyor. Konya’nın Selçuklu ilçesine bağlı tarihi yerleşim yeri Sille Mahallesi, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu, Karamanoğlu Beyliği ve Osmanlı Devleti’nin izlerini taşırken, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı biliniyor. Mahallede su kemeri olarak yapıldıktan sonra iki yamacı birbirine bağlayarak dar ve tehlikeli bir geçit halini alan Bizans dönemi izlerini taşıyan Şeytan Köprüsü dikkat çekiyor. Dar bir vadide bulunması, dar ve yüksek oluşu nedeniyle günümüzde kullanılmayan köprünün, ürkütücü yapısı dikkat çekiyor. "Bir köprü görünümünde olduğundan dolayı da ‘Şeytan Köprüsü’ ismini vermişler" Köprünün tarihi hakkında bilgi veren Selçuklu Belediyesi Sille Müze Sorumlusu Uzman Arkeolog Sercan Yayla, "Sille volkanik bir arazi üzerinde yer alıyor. Bu volkanik arazinin içerisinde, kayaçlarının içinde tuz minerali çok fazla. Bundan dolayı kullanılabilir su kaynakları çok kıt olduğu için Tatköy’de buldukları suları künklerle Sille’ye getirmek istiyorlar tabii ama Sille’ye gelirken bir dere var, bu dereyi aşmaları gerekiyor. Bundan dolayı bu su kemerini yapıyorlar ve üzerinden künkleri geçirip Sille’deki tatlı su çeşmelerinden temiz su ihtiyacını karşılıyorlar. Yıllar geçtikçe de tabii künkler kırılıyor. Bu gördüğünüz su kemerinin üzerinden insanlar karşıdan karşıya geçmeye başlıyor ve su kemeri, bir köprü görünümünde olduğundan dolayı da ‘Şeytan Köprüsü’ ismini vermişler" dedi. "Bir tanesi Van’da, bir tanesi burada Sille’de" Uzman Arkeolog Sercan Yayla, "Şu anda Türkiye’de 2 tane şeytan köprüsü var. Biri Van’da, biri burada Sille’de. Sille Müzemizde de maketi var. İnsanlar görmek, hikayesini duymak istiyor. Biz ziyaretçilerimizi Zaman Müzemize yönlendiriyoruz. Zaman Müzemizin terasından Şeytan Köprüsü çok net bir şekilde görülmekte ve Zaman Müzesi’nde bulunan rehber arkadaşlarımızdan dilerlerse bunun hikayesini de dinleyebiliyorlar" şeklinde konuştu. Köprünün rivayeti: Mimarın anlaşması Köprü hakkındaki rivayeti de anlatan Uzman Arkeolog Yayla, "Efsaneye göre yıllar öncesinde, bu bölgenin sultanı bir mimara buraya bir köprü yapmasını daha doğrusu bir su kemeri yapmasını emrediyor. Göreve başlıyor, belli bir gün tayin ediyor, ‘bu gün içerisinde bitireceksin’ diyor sultan. Mimar, başlıyor yapmaya ve günler geçiyor artık mimar bitiremeyeceğini anlayınca kendi kendine, ‘bu köprüyü bir şeytan bile yapamaz’ diyor. Daha sonrasında kendisine bir şeytan görünüyor. Diyor ki ‘ben sana bunun yapımında yardım ederim ama benim söylediklerimi bundan sonrasında yapacaksın’ diyor. Mimar ölümden korktuğu için şeytanın söylediklerine kulak veriyor ve birlikte bu köprünün yapımında çalışıyorlar. Daha sonrasında köprü bitiyor. Sultana teslim ediyorlar ama mimar dönüp bakıyor diyor ‘keşke şeytana uymasaydım da kelleden olsaydık.’ Şeytanla birlikte yapıldığından dolayı Şeytan Köprüsü isminin verildiği rivayet ediliyor. Tabii bunların hepsi bir rivayet. Bu bir köprü değil, bir su kemeri. Ne zaman yapıldığına dair elimizde bir veri yok ama su kemerinin altında bulunan taşlardaki izlerden yola çıkarak izlerinden biz bu su kemerinin Bizans döneminden günümüze kaldığını düşünmekteyiz" diye konuştu.