KÜLTÜR SANAT - 15 Nisan 2026 Çarşamba 09:35

Kütahyalı imam görev yaptığı camileri hat ve nakkaş sanatı ile süslüyor

A
A
A
Kütahyalı imam görev yaptığı camileri hat ve nakkaş sanatı ile süslüyor

Kütahya’da görev yapan imam hatip Osman Arslan, 25 yıldır görev yaptığı tüm camilerde hat ve süsleme sanatını ücretsiz olarak icra ettiğini söyledi. Arslan, sanat yolculuğunun imam hatip yıllarında aldığı eğitimle başladığını belirtti.


İmam hatip eğitimi sırasında seçmeli olarak karşılaştığı derslerin kendisinde iz bıraktığını ifade eden Osman Arslan, o dönem bu eğitimin önemini tam kavrayamadığını ancak zamanla bu bilginin sahada karşılık bulduğunu söyledi. Göreve başladıktan sonra camilerde gördüğü eksikliklerin kendisini harekete geçirdiğini dile getiren Arslan, "Camilerde ihtiyaç duyulan süsleme ve hat yazılarını, öğrendiğimiz tekniklerle yapmaya başladık" dedi.


Yaklaşık 25 yıldır görev yaptığı camilerde nakkaş sanatını icra ettiğini belirten Arslan, bu çalışmaları bugüne kadar hiçbir ücret almadan gerçekleştirdiğini vurguladı. Arslan, ilk çalışmalarını Kütahya’nın Domaniç ilçesine bağlı Sarıot köyünde yeni yapılan bir camide gerçekleştirdiğini ifade ederek, "İçi boş olan camiye hat yazıları ve süslemeler yaptık. Daha sonra farklı köy ve mahalle camilerinde mihrap, yazı ve süsleme çalışmalarımız oldu" diye konuştu.


Sarıot, Turgutlar, Mescidi-i Aksa ve son olarak da Terziler Camii’nde de önemli çalışmalar yaptığını aktaran Arslan, bazı camilerde çapı 2 metreye ulaşan büyük hat yazılarına imza attığını söyledi.


Cami içlerinin genellikle boya ve badana sonrası sade bırakıldığını ifade eden Arslan, hat ve nakkaş sanatının mekâna farklı bir ruh kattığını belirterek şunları söyledi:


"Bu süslemeleri yaptığımızda caminin içi daha ferah bir ortama kavuşuyor. Cemaatimizin huzur içinde ibadet etmesine vesile olduğunu düşünüyorum."


Arslan, bugüne kadar görev yaptığı tüm camilerde bu sanatı yaşatmaya devam ettiğini sözlerine ekledi.



Kütahyalı imam görev yaptığı camileri hat ve nakkaş sanatı ile süslüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Karadeniz’in incisi Samsun, turizmde hedef büyütüyor Samsun Valisi Orhan Tavlı, 15-22 Nisan Turizm Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, Samsun’un turizmde güçlü bir marka olma hedefi doğrultusunda emin adımlarla ilerlediğini belirtti. Vali Tavlı açıklamasında, "Eşsiz tarihî ve kültürel mirasıyla kadim bir şehir olan Samsun’umuz, güçlü bir turizm markası olma hedefi yolundaki ilerleyişini emin adımlarla sürdürmekte, her yıl ortaya koyduğu büyük gelişimle turizm sektöründe ciddi bir atılımın ve değişimin merkezi haline gelmektedir. Kurtuluş mücadelemizin muhteşem destanının anlatıldığı Bandırma Gemi Müzesi, Avrupa’nın en prestijli müzeleri arasında yer alan Samsun Kent Müzesi ve Karadeniz dalgalarından esinlenilen mimarisi ve zengin koleksiyonuyla her yıl on binlerce kişiyi ağırlayan Samsun Müzesi başta olmak üzere tüm nadide müzelerinin yanı sıra Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti ve Şahinkaya Kanyonu da dahil her biri ayrı ayrı gezilip görülecek çok sayıda doğal güzelliğiyle tüm dünyayı kendisine hayran bırakacak nadir destinasyonlardan biri olan Samsun’umuz, yılın 12 ayı yerli ve yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekmektedir. Tüm bunların yanı sıra, 2026 yılı içerisinde açılması için Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığınca çalışmaları büyük bir titizlikle yürütülen İstiklal Madalyası Müzesi de 19 Mayıs ve İstiklal Şehri Samsun’umuzda kahraman ecdadımızın aziz hatıralarını somutlaştırarak milli ruhu ebedileştirecek, şehrimize büyük bir değer katacaktır. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayelerinde, Valiliğimiz, Büyükşehir Belediyemiz, üniversitelerimiz, 60’a yakın kamu kurum ve kuruluşumuz ile sivil toplum kuruluşumuzun paydaşlığında hazırlanan Samsun 2024–2028 Turizm Master Planı ve bu plan kapsamında tanıtım ve yayınlanma aşamasına getirilen Turizm Eylem Planı da Samsun’umuzun sahip olduğu tüm bu eşsiz değerlerin sürdürülebilir, katma değeri yüksek, çevreyle uyumlu ve markalaşmaya odaklı bir turizm anlayışıyla geleceğe taşınmasına önemli katkılar sağlayacaktır. Kültür, tarih, sağlık, gastronomi, deniz, doğa, spor, arkeoloji, kongre ve kruvaziyer turizmi gibi turizm sektörünün her alanında adından söz ettiren bir şehir olan Samsun’umuzda tüm paydaşlarımızla omuz omuza yürüteceğimiz çalışmalarla her geçen gün çok daha büyük hedeflere ulaşacağımıza can-ı gönülden inanıyorum. Bu vesileyle, Karadeniz’in incisi Samsun’umuzda turizm sektörünün bugünlere ulaşması için emek veren sektör paydaşlarımız ve çalışanlarımız ile tüm turizm camiasının Turizm Haftası’nı kutluyor, verimli ve bereketli bir turizm sezonu geçirilmesini diliyorum" ifadelerini kullandı.
Kocaeli Sanayinin kalbi Gebze’de geleceğin ustaları iş dünyasıyla buluştu Kocaeli’nin Gebze ilçesinde düzenlenen "4. Geleneksel Kariyer ve İstihdam Fuarı"nda meslek lisesi öğrencileri sanayi kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Fuarda sanayicilerle buluşan meslek lisesi öğrencileri, CV paylaşarak erken dönem kariyer adımlarını atma fırsatı buldu. Özel Adem Ceylan Final Teknik Koleji ev sahipliği ve Gebze Ticaret Odası (GTO) öncülüğünde bu yıl 4’üncüsü gerçekleştirilen etkinlikte, gençler iş dünyasıyla doğrudan temas kurma fırsatı buldu. Staj ve istihdam süreçleri hakkında firmalardan bilgi alan öğrenciler, farklı sektörlerin beklentilerini dinleyerek CV paylaşımlarında bulundu. Fuarda yapılan görüşmelerle öğrencilerin henüz eğitim sürecindeyken iş hayatına hazırlanması, firmalarla erken temas kurması ve kariyer yolculuklarına daha bilinçli şekilde yön vermesi hedeflendi. Programda ayrıca meslek liselerinin desteklenmesi, uygulamalı eğitim imkanlarının artırılması ve eğitim ile sanayi arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik mesajlar verildi. "Bölgemiz Türkiye’nin en hareketli, en bereketli bölgesi" Gebze Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş, bölgenin üretim gücünün temelinde insan kaynağının yer aldığını belirterek, meslek liselerine verilen desteğin kritik önemde olduğunu söyledi. Aslantaş, "Bölgemiz tabii ki Türkiye’nin en hareketli, en bereketli bölgesi. 10 adet OSB’nin olduğu, ilk 500’de 67 firmasının, ikinci 500’de 45 firmasının bulunduğu bir bölgeden söz ediyoruz. Sanayinin en üst düzeyde konuşlandığı bir bölgenin en büyük kaynağı elbette insan kaynağı. İnsanımızın yeteneklerini ne kadar keşfeder, eğitir ve sanayiye ne kadar kazandırırsak, sanayinin gelişimine de o kadar büyük katkı sunmuş olacağız" dedi. "Öğrencilerimizin meslek sahibi olmasını özendiriyoruz" Meslek liselerine desteği, öncelikli faaliyet alanlarından biri olarak gördüklerini belirten Aslantaş, "Gebze Ticaret Odası olarak öncelikli faaliyet alanlarımızın başına meslek liselerine desteği koyduk. Bu kapsamda öncelikle öğrencilerimizin meslek sahibi olmasını özendiriyoruz. Çünkü meslek sahibi olmak, yaşam anlamında en sürdürülebilir meziyetlerden biri. Bunun yegane çözümü de meslek liselerini güçlendirmek, onları desteklemek, dünyanın gidişatını, değişimleri ve gelişmeleri onlara en hızlı şekilde aktarmaktır" diye konuştu. "30 projeyi desteklemeye hak gördük" Öğrencilerin uygulamalı eğitim ve üretim süreçlerine dahil olabilmesi için çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Aslantaş, "Meslek liselerinde okuyan öğrencilerimizin tecrübe kazanabilmeleri için Meslek Edindirme Merkezi ve Atölye Binası yaptık. Bunu da Milli Eğitim’e bağışladık. Ayrıca meslek liselerinde okuyan öğrencilerimizin bir fikri, icadı ya da buluşu varsa bunları da desteklemek istedik. Bu amaçla bir proje yarışması düzenledik. Tüm meslek liselerimizden adeta proje yağmuru geldi. Bunları etkili ve yetkili bir jüri tarafından değerlendirdik ve 30 projemizi desteklemeye hak gördük" dedi. "Projeleri ticarileştirme noktasında da destek vereceğiz" Yürüttükleri çalışmaların yalnızca mesleki eğitimle sınırlı olmadığını vurgulayan Aslantaş, "Biz bu öğrencilerimizin gayretlerini ve çalışmalarını desteklemek, onları teşvik etmek adına sadece mesleki anlamda değil; ticaret yapabilme, pazarlık yapabilme, satın alabilme, neyi nerede bulabilme yeteneklerini kazandırmak amacıyla da bu projeyi yaptık. Projeyi takip ediyoruz; birinci aşaması bitti, ikinci ve üçüncü aşaması da devam edecek. Bizler meslek sahibi olmadan, bilgi sahibi olmadan ülke olarak ayakta duramayız. Bu nedenle olabildiğince bütün gençlerimizi meslek sahibi etmek adına oda olarak elimizden geleni yapıyoruz. Bizim desteklediğimiz projeler eğer hayata geçirilirse, bunları ticarileştirme noktasında da kendilerine destek olacağız. İnşallah öyle parlak fikirler, öyle değerlerimiz, öyle zehir gibi gençlerimiz var ki, bunların buluşlarını ve geliştirmelerini ticarileştirip hem kendilerine, hem ailelerine, hem Gebze’mize hem de ülkemize katkı sunmalarını hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. "Öğrenciler kariyer fırsatlarını okul ortamında görüyor" Özel Adem Ceylan Final Teknik Koleji Genel Müdürü Oğuzhan Ceylan ise etkinliğin öğrenciler açısından önemli bir kariyer planlama zemini sunduğunu belirterek, "Eğitimsel ve kariyer planlamasına yönelik bir etkinlik gerçekleştiriliyor. Bu etkinliği ilk başlattığımızda amacımız, öğrencilerimize kariyer fırsatlarını doğrudan okul ortamında göstermekti. Bu gayet faydalı oldu. Hem firmalar için güçlü bir iş gücü envanteri oluşturuyor hem de bundan sonra mezun olacak öğrencilerin listesinin çıkarılması, gerçekten ilgi duyan öğrencilerin belirlenmesi noktasında önemli bir veri sunuyor" dedi. "Hem öğrenciler hem bölge firmaları için çok değerli" Etkinliğin zamanla daha geniş bir yapıya dönüştüğünü belirten Ceylan, "Bu etkinliğin bu şekilde gerçekleşiyor olması gerçekten hem öğrenciler için hem de bölge firmaları ve sanayiciler için çok değerli. Bunun Türkiye çapında yaygınlaşması için ilk aşamada organizasyonu Gebze çapında yapmak istedik. Milli Eğitim Bakanlığımızın ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzün de desteğiyle Gebze bölgesindeki bütün meslek liselerinin öğrencilerini buraya davet ettik" diye konuştu. "460 firmayla iş birliği yapıyoruz" 460 firmayla iş birliği içinde olduklarını da belirten Ceylan, "Firmalar öğrenciyi burada tanıyıp çırak olarak işletmelerine, usta öğretici eşliğinde yanlarına alıyorlar; hem istihdam ediyor hem de yetiştiriyorlar. Bence Türkiye’nin en önemli projelerinden biri de bu. Mesleki eğitim merkezlerinin daha çok yaygınlaştırılması ve firmalarla iş birliklerinin zenginleştirilmesi gerekiyor. Biz bunu şu anda 460 firmayla iş birliği sağlayarak gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Bu sayede de 4 bin öğrenciye devlet destekli olarak hizmet sunmuş oluyoruz. Gerçekten kıymetli bir çalışma" şeklinde konuştu.
Isparta 5 yaşında başladığı karate sporunda 7 yaşında Türkiye şampiyonu oldu Antalya’da düzenlenen Türkiye Karate Şampiyonası’nda 7 yaşındaki Zeynep Bilal Öztekin, üstün performansıyla Türkiye şampiyonu oldu. Daha önce katıldığı turnuvalarda 6 altın madalya kazanan Öztekin, "Rakiplerim benden büyüktü. Okul arkadaşlarım bile bunun zor olduğunu söylüyor, bana inanmıyordu. Ancak babam ve öğretmenim bana her zaman güvendi. Ben de pes etmedim ve sonunda Türkiye şampiyonu oldum" dedi. Antalya’nın Kemer ilçesinde bulunan Daima Biz Spor Salonu’nda, 24-29 Mart 2026 tarihleri arasında Yeşilay Metin Demir Minikler ve Yıldızlar Türkiye Karate Şampiyonası gerçekleştirildi. Şampiyonaya 59 ilden 468 kulübe bağlı toplam 5 bin 130 sporcu katılım sağladı. Yarışmada 7 yaşındaki Zeynep Bilal Öztekin, gösterdiği üstün performansla Türkiye birincisi olmayı başardı. Öztekin, daha önce katıldığı turnuvalarda 6 altın madalya kazandı. Elde ettiği son şampiyonlukla birlikte yükselen grafiğini sürdüren minik sporcu, gelecekte uluslararası arenada da önemli dereceler hedefliyor. Zeynep Bilal Öztekin: "5 yaşında başladım, 7 yaşında şampiyon oldum" Türkiye şampiyonu olan 7 yaşındaki Zeynep Bilal Öztekin, spora başlama sürecini anlatarak, "Bu spora 5 yaşında başladım. Babam benim spor yapmamı istedi ve beni Kadir öğretmenimle tanıştırdı. Yaklaşık 2 yıldır Kayseri’de çok çalışıyorum. Antrenmanlarım yoğun geçiyor ve öğretmenimin desteğiyle Türkiye şampiyonu oldum. İnşallah daha da başarılı olacağım" dedi. "Kimse inanmadı ama vazgeçmedim" Başarı yolculuğunda yaşadığı zorluklara da değinen Öztekin, "Başladığımda çok küçüktüm, kimse bana inanmıyordu. Rakiplerim benden büyüktü, okul arkadaşlarım bile zor olduğunu söylüyordu. Ama babam ve öğretmenim bana hep güvendi. Ben de pes etmedim ve sonunda Türkiye şampiyonu oldum. Onların desteği benim için çok önemliydi" ifadelerini kullandı. "Tüm maçlarımı kazandım, son saniyede şampiyon oldum" Şampiyona sürecini anlatan Zeynep Bilal Öztekin, "Daha önce katıldığım turnuvalarda 6 altın madalya kazandım. Bölge şampiyonasında da birinci oldum ve ardından Türkiye Şampiyonası’na katıldım. Tüm maçlarımı kazanarak finale çıktım. Finalde çok heyecanlandım ama son saniyeye kadar mücadele ettim. Bitime 1 saniye kala hocamın yönlendirmesiyle hamle yaptım ve şampiyon oldum. Çok mutlu ve gururluyum" diye konuştu. Kadir Karakaş: "Çocuklara hedef koyup başarıya ulaştırıyoruz" Antrenör Kadir Karakaş ise, Isparta Karatay’da görev yaptığını aktararak, İlimizdeki çocuklara destek oluyor, onlara hedefler koyarak bu doğrultuda yol göstermeye çalışıyoruz. Bizimle bu yolda yürümek isteyen sporcularımızla birlikte başarıdan başarıya koşuyoruz. Son 3 yılda önemli başarılara imza attık. En son katıldığımız Türkiye Minikler ve Yıldızlar Karate Şampiyonası’ndan 3 altın, 3 gümüş ve 3 bronz madalya ile döndük. Bu başarı hem bizi hem de ailelerimizi çok mutlu etti. Şimdi hedefimiz Balkan Şampiyonası. Ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için gece gündüz çalışıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Ankara AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yerebakan: "Önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye’deki doktor nüfusu 350 bin seviyesine ulaşacak" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Halit Yerebakan, bugün ülkede 235 bin hekim olduğunu ve tıp fakültelerinden mezun olmayı bekleyen 125 bin kişinin bulunduğunu belirterek, önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye’deki doktor sayısının 350 bine ulaşacağını açıkladı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yerebakan, Türkiye Basın Federasyonu’nun "Anadolu Sohbetleri" programına konuk olarak ,basın mensuplarının sorularını cevapladı. Partide Sağlık Politikaları Başkanlığına neden ihtiyaç duyulduğuna ilişkin soru üzerine Yerebakan, partinin kültürü olan toplumla istişare mekanizmasının güçlü olması, eksiklerin görülmesi ve toplumun taleplerinin karşılanması amacıyla başkanlığın kurulduğunu söyledi. Sağlığa erişimde Türkiye’nin dünya ülkelerine göre çok iyi yerde olduğunu belirten Yerebakan, sağlık alanında doğru zamanda doğru yatırımların yapıldığını ifade etti. AK Parti Sağlık Politikaları Başkanlığı görevine geldiği ilk günden itibaren sağlıkta atılması gereken en kritik adımın dünya örneklerini de göz önünde bulundurarak sağlık hukuku ve sağlık etik yasalarının güçlendirilmesi ve denetim modellerinin güncel uygulamalara uyum sağlaması olduğunu dile getiren Yerebakan, bugün ülkede 235 bin hekim olduğunu ve tıp fakültelerinden mezun olmayı bekleyen 125 bin kişinin bulunduğunu aktararak, önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye’deki doktor nüfusunun 350 bin seviyesine ulaşacağını ifade etti. Türkiye’deki hastanelerde yılda OECD ortalamasının üç katı kadar hastanın tedavi hizmeti aldığını belirten Yerebakan, "Sağlık Bakanlığımız bunun için ’aile hekimliğini güçlendiren’, yükün önündeki hızı dengeleyen basamak tasarlamasını devreye aldılar ve güçlendirmek için de çalışıyor. İnşallah onu daha da güçlendirecekler. Başka türlü bu sistemi rahatlatmanın mümkün olmadığı, tüm politika toplantılarımızda ifade ediliyor" değerlendirmesini yaptı. Türkiye’de koruyucu ya da önleyici sağlığa yeterince önem verilip verilmediği sorusu üzerine ise Yerebakan, bu konuda herkesin sağlıklı yaşam alışkanlıklarına karşı kişisel dünyasında bahaneler üretebildiğini söyledi. Yerebakan, kişilerin değişmekten, hayatının normlarını dönüştürmekten korktuğunu belirterek, bu durumun insanları sağlıklı yaşam açısından geride bıraktığına işaret etti. Vatandaşları Sağlıklı Hayat Merkezlerine davet etti Sağlıklı yaşam konusunda kişinin bir motivasyona sahip olması gerektiğini ifade eden Yerebakan, şunları kaydetti: "Bu konuda koçluğa ihtiyaç varsa Sağlık Bakanlığımız her ilçede/ilde Sağlıklı Hayat Merkezleri kurdu değil mi? Ben bütün vatandaşlarımızı buralardan hizmet almaya davet ediyorum. Orada diyetisyen, psikolog var, şekerinizi, kilonuzu, boyunuzu kontrol eden, bununla ilgili size yönlendirmeler yapan, koruyan insanlarımız var. Aynı zamanda erken tanı önemli. Erken tanı merkezlerimiz de burası. Dolayısıyla kamu, belki etkili dile getirememiş olabiliyor ama isteyen vatandaşımıza bütün bu imkanları en iyi şekilde sunabildiğimiz Sağlıklı Hayat Merkezleri var." "Çevre bilincimizi arttırmamız lazım" Çevresel toksinlerin yanı sıra mikroplastiklerin de üreme sağlığını etkilediğine dikkati çeken Yerebakan, şu ifadeleri kullandı: "Hayatın her yerinde plastik ve petrokimyasal var. Dolayısıyla plastiğin, ftalatların, BPA gibi çeşitli maddelerin hormonal bozukluklara yol açtığı ve üreme sağlığını olumsuz etkilediği yönünde elimizde kanıtlar var. Çok şükür ki dünyada bu konuda farkındalık oluşturan çok değerli bir insan ülkemizde, kıymetli hanımefendi, Sayın Cumhurbaşkanımızın eşleri. ’Sıfır Atık’ konsepti gündemiyle bütün dünyada bir algı oluştu. Çevre sağlığını biz iyi yönetmediğimiz sürece insan sağlığında sadece üreme problemlerini, erkek tipi kısırlığı vesaireyi konuşmayız. Çevrenin insana, kronik hastalıklar, şeker hastalığı, ağız hastalıkları, kalp hastalıkları, kanser ve üreme açısından da bir risk oluşturduğunu ifade etmek istiyorum. O yüzden çevre bilincimizi de arttırmamız lazım." "Türkiye, artık dünyada kenara itilmiş bir ülke değil" Yerebakan, Türkiye’deki doktorların yurt dışında çalışmayı tercih ettikleri eleştirilerine ilişkin ise, "Cumhurbaşkanımız yurt dışında çalışan hekim arkadaşlarımızın, başarılı arkadaşlarımızın ülkemize dönüp hizmet etmesini istemeseydi tersine beyin göçü kanunu çıkartır mıydı? Çıkartmazdı. Yani bu şeyin üzerinde sürekli bir argüman geliştirmeye çalışılıyo;r işte ’doktorlarımıza sahip çıkılmıyor’ filan diye ama öyle değil. Bizim arkadaşlarımız Türkiye’ye gelebilsin diye o dönemde uygulamalar yapıldı. Bugün yeniden yapılmıyor, çünkü mezun sayımız fazla. Türkiye, artık dünyada kenara itilmiş bir ülke değil. Türkiye, Cumhurbaşkanımızla birlikte özgüvenini, altyapısını, bilimini inşa etmiş, yarına koşan, güçlü insan kaynağı geliştiren, uluslararası topluma entegre insan yetiştiren bir ülke konumuna geldi" şeklinde konuştu. Doktorların çeşitli nedenlerle yurt dışında çalışmak isteyebileceğini dile getiren Yerebakan, "Zamanında ben gittim diye suçlu muyum mesela? Ama bugün gururla şunu ifade etmek istiyorum; zamanında meslektaşlarımı, beraber mezun olduğum arkadaşlarımı almayan o Batılı toplumlar, bugün boyunlarına stetoskop takıyor, ’Gel’ diye yalvarıyor. Bizim için bu gururdur" ifadelerini kullandı. Türkiye’deki doktor sayısına ilişkin konuşan Yerebakan, şunları kaydetti: "Türkiye ihtiyacı olan doktor sayısına erişti mi? Henüz değil. Türkiye, Avrupa Birliği standartlarında veya oradaki norm kadroya benzer seviyede norm kadroya 2026 diyorlardı, hadi 2028 olsun. Ama 2029 olmayacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde bu norm kadro seviyesine ulaşacağımızı düşünüyoruz. Çok yüksek düzeyde asistanımız var, yani uzman gelişiyor demektir. Çok yüksek düzeyde tıp fakültesi öğrencimiz var."