GÜNDEM - 17 Nisan 2026 Cuma 12:36

Şehit Polis Memuru Mustafa Yavuz mezarı başında anıldı

A
A
A
Şehit Polis Memuru Mustafa Yavuz mezarı başında anıldı

Kütahya’nın Şaphane ilçesinde, şehit polis Memuru Mustafa Yavuz, şehadetinin yıl dönümünde mezarı başında dualarla anıldı.


İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde Asayiş Büro Amirliğinde görev yaparken 16 Nisan 2005 tarihinde meydana gelen bir olaya müdahale sırasında çıkan silahlı çatışmada ağır yaralanan Mustafa Yavuz, kaldırıldığı hastanede şehit olmuştu.


Şehit Yavuz için düzenlenen anma programında Kur’an-ı Kerim okunarak dualar edildi. Programa Şaphane Kaymakamı Davut Boztaş da katıldı.



Şehit Polis Memuru Mustafa Yavuz mezarı başında anıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da teknoloji ve marka buluşuyor: 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları başlıyor ’Beşinci Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın tanıtım programında konuşan Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, "Bu yılki etkinliğimizin temasını bu dönüşümü yansıtacak şekilde belirledik; ’Braind Conference’. Sloganımız ise çok net, ’Marka Yapan Zekâlar, Yapay Zekâ ile Buluşuyor’" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran, Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın tanıtımı amacıyla CerModern Flow Dijital Salon’da düzenlenen basın toplantısında konuştu. Ankara Ticaret Odası olarak 170 bini aşkın üyenin üretim gücünü, ticari kapasitesini ve rekabet yeteneğini artırmak için çalıştıklarını anlatan Baran, ticareti, teknolojiyi ve markalaşmayı aynı eksende buluşturan projelere öncülük ettiklerini söyledi. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın bu vizyonun en güçlü yansımalarından biri olduğunu ifade eden Baran, organizasyonun ilk kez 2015 yılında başlatıldığını hatırlattı. Farklı temalarla düzenlenen etkinliğin yıllar içinde gelişerek on binlerce katılımcıya ulaştığını belirten Baran, "Bugün bu organizasyon Ankara’nın marka yolculuğunun önemli bir parçası haline geldi. Şimdi bu birikimi daha ileri taşıyoruz. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın beşincisini, 24-25 Nisan 2026 tarihlerinde ATO Congresium’da gerçekleştireceğiz" ifadelerine yer verdi. ‘Braind Conference’ temasıyla yeni dönem Bu yıl etkinliğin temasını ‘Braind Conference’ olarak belirlediklerini açıklayan Baran, "Brand, Brain ve Artificial Intelligence kavramlarının birleşiminden oluşan bu tema, aslında içinde bulunduğumuz çağın ruhunu anlatıyor. Sloganımız ise çok net; ‘Marka Yapan Zekalar, Yapay Zeka ile Buluşuyor.’ Yapay zeka, sadece bir teknoloji değil, bir kalkınma modeli, bir rekabet gücü ve bir gelecek inşa aracıdır. Dünyanın en değerli markalarına baktığımızda bunu çok net görüyoruz" diye konuştu. "Ankara, yeni nesil girişimlerin doğduğu, yüksek katma değerli üretimin yapıldığı bir merkez haline gelebilir" Yapay zekanın marka, şehir ve ülke vizyonunun merkezine yerleştiği zaman gündelik hayatın kolaylaştığını ve hayatın hızlandığını dile getiren Baran, bu çerçevede Ankara’nın dünyanın önde gelen teknoloji ve girişimcilik merkezlerinden biri haline gelmesi için yapay zekâ kritik bir kaldıraç olduğunu öne sürdü. Ankara’nın sahip olduğu potansiyele dikkat çeken Baran, "Ankara’nın dünyanın önde gelen teknoloji ve girişimcilik merkezlerinden biri haline gelmesi için yapay zeka önemli bir kaldıraçtır. Çünkü yapay zeka veriyi değere dönüştürür, rekabet gücünü artırır ve tüm ekosistemi de hızlandırır. Aynı zamanda yapay zeka kültürel üretimi de dönüştürerek, endüstrileri büyütür, şehri entelektüel olarak da zenginleştirir. Güçlü üniversiteleri, teknokentleri ve kamu altyapısıyla Ankara, yapay zeka sayesinde yeni nesil girişimlerin doğduğu, yüksek katma değerli üretimin yapıldığı ve küresel markaların çıktığı bir merkez haline gelebilir" diye konuştu. ATO olarak hedeflerinin Ankara’yı teknoloji, değer ve kültür üreten bir marka şehir haline getirmek olduğunu vurgulayan Baran, Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın da bu hedef doğrultusunda önemli bir rol üstlendiğini kaydetti. "Siber güvenlik artık en az fiziki sınırlar kadar önemli hale gelmiş durumda" Baran, yapay zekanın sunduğu fırsatların yanında önemli riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekerek, siber güvenlik, veri güvenliği ve etik konularının bu sürecin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Dijital çağda güçlü olmanın yolunun yapay zeka teknolojilerini etkin kullanmaktan geçtiğini belirten Baran, "Siber vatanın korunması, en az milli coğrafi sınırların korunması kadar önemli hale gelmiş durumda" dedi. İş dünyasının bu dönüşüme uyum sağlaması gerektiğini vurgulayan Baran, şirketlerin risk azaltma stratejileri geliştirmesi, yerli çözümleri benimsemesi ve yeni yönetim modellerini hayata geçirmesi gerektiğini ifade etti. Baran, yapay zekanın insan odaklı bir yaklaşımla geliştirilmesi gerektiğini belirterek, "Yapay zeka adil olmalı, şeffaf olmalı, insan onuruna hizmet etmeli. İnsanlığı ve insanca yaşamı güçlendirmelidir" diye konuştu. Baran ayrıca, yapay zeka teknolojilerinin yüksek enerji ve su tüketimi gibi çevresel etkilerine de değinerek, sürdürülebilirlik perspektifinin göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getirdi. "Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı, yapay zekayı geliştiren bir ülke olma yolunda attığı en güçlü adımlardan biridir" Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısına da değinen Baran, bu alandaki gelişmelerin yapay zeka ile doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Savunma alanındaki birçok teknolojinin yapay zeka ile güçlendiğini ifade eden Baran, "Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı, yapay zekayı sadece kullanan değil, geliştiren bir ülke olma yolunda attığı en güçlü adımlardan biridir" şeklinde konuştu. Savunma sanayisinde geliştirilen teknolojilerin sivil alanlara da hızla adapte edilebildiğini vurgulayan Baran, bunun Türkiye’nin genel teknoloji kapasitesini artırdığını söyledi. "Marka ve teknoloji ayrılmaz hale geldi" Marka ile yapay zeka yani teknoloji arasındaki ilişkinin köklü şekilde değiştiğine dikkat çeken Baran, "Teknoloji markayı büyütür, hızlandırır ve güçlendirir. Marka ise teknolojiye ruh verir, anlam katar ve onu insanla buluşturur. Marka ve değer oluşturma anlamında mottomuzda işaret ettiğimiz ‘Yapan zeka ile yapay zekanın buluşması’ adalet, vicdan, etik, fırsat eşitliği gibi kavramlarla örtüşen insanlık temelinde olmalıdır. Konu çok boyutlu. Bu gelişmelerden kaçamayız, görmezden gelemeyiz. Değişimin ve gelişimin içinde yer almalı, yapay zekâyı en hızlı adapte eden ve ekonomik değere dönüştüren bir marka, bir şehir ve bir ülke olmalıyız" ifadelerini kullandı. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları kapsamında 8 ayrı salonda 120’yi aşkın yerli ve yabancı konuşmacının yer alacağını belirten Baran, etkinlikte paneller, eğitim programları ve uygulamalı deneyim alanlarının bulunacağını söyledi. Gençlere yönelik özel eğitim programları düzenleneceğini ifade eden Baran, katılımcıların yapay zeka araçlarını kullanarak iş geliştirme konusunda uygulamalı eğitim alabileceklerini ve sertifika programlarına katılabileceklerini kaydetti. Etkinlik kapsamında ayrıca, Ankara Ticaret Odası’nın 2026 takviminde yer verdiği, Ankara’nın kültürel değerlerini yansıtan ‘Doku Ankara’ dijital sergisi gibi özel deneyim alanlarının da yer alacağını belirten Baran, katılımcıların hem teknoloji, hem de kültürle iç içe bir deneyim yaşayacağını söyledi. Baran, konuşmasının sonunda tüm basın mensuplarını, iş dünyasını, gençleri ve vatandaşları 24-25 Nisan tarihlerinde ATO Congresium’da ‘Braind Conference’ temasıyla gerçekleştirilecek ’Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’na davet etti.
İstanbul Kapalıçarşı’da satılmaya çalışılan 80 karatlık kaçak elmas sergilendi İstanbul Kapalıçarşı’da satılmaya çalışıldığı esnada yakalanan ve kaçak yollarla Endonezya’dan getirilen 80 karat, 16 gram ağırlığında 3 milyon dolar değerindeki sarı elmasla işlenmiş pırlanta, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesinde sergilendi. Endonezya’dan İstanbul’a 4 şüpheli tarafından getirilen 80 karat, 16 gram değerindeki sarı elmasla işlenmiş pırlantanın Fatih Kapalıçarşı’da satıldığı tespit edildi. Bu tespit üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma bürosunca yürütülen soruşturmada elması ülkeye getirdiği belirlenen 4 şüpheli yakalandı. Olaydaki 6 şüpheli yakalandı Olayla ilgili çalışma yürüten İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, kaçak yollarla yurda soktukları yaklaşık 3 milyon Dolar değerindeki tek parça halinde bulunan 80 karatlık sarı elmas niteliğinde pırlantayı getiren 6 şüpheliyi gözaltına aldı. Kaşıkçı Elmasından 1 gram daha hafif 80 karat, 16 gram ağırlığındaki sarı elmasla işlenmiş pırlanta, Türkiye’de Kaşıkçı Elmasından sonraki en değerli pırlanta olarak yerini koruduğu öğrenildi. Tek parça halinde işlemelerle süslenmiş pırlanta, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesinde sergileniyor. Emniyet kaynaklarından alınan bilgiye göre soruşturmanın titizlikle devam ettiği öğrenildi.
İstanbul Değişen Transferler ve Scouting Dünyası Paneli gerçekleştirildi Futbolun oyuncu gözlemleme ve transfer yapma noktasıyla ilgili "Değişen Transferler ve Scouting Dünyası Paneli" gerçekleştirildi. Fulya Acıbadem Sports’ta yapılan panele Teknik Direktör Abdullah Avcı, Acıbadem Sağlık Grubu İcra Kurulu Üyesi Mustafa Eröğüt ve Companisonator CEO’su Tarkan Batgün katıldı. İlk olarak Türkiye’deki scout süreci ve bu departmana dair bilgiler aktaran Teknik Direktör Abdullah Avcı, "Süreçle alakalı son 11 senedir mesafe katediliyor. A milli takım sürecinde ve Başakşehir’de ekip çalışması yapmaya çalıştım. Ekip çalışmasının bu anlamda önemli olduğunu bildiğim için, ekip içinde yüklerin eşit dağılmasını sağlayacak bir organizasyondu. Bu iş her şeyin sonucunda iyi oyuncuyla oynanıyor. Bu departmanlar bunun için var. Bizim zamanımızda tavsiyelerle yapılan transferler artık verilerle, datalarla yapılıyor. Bugün futbolun gittiği nokta bence şu; ne teknik adam ne de futbolcu, buna tamamen bu departmanın karar vermesi. Bir teknik adamın yoğunluğu şu an çok fazla" diye konuştu. Transfer yapma süreçlerine dair de bilgiler veren Avcı, "Bugün oyunun gittiği noktada fizikle tekniğin dengeli olması gerektiğini savunan biriyim. Fiziksiz olmuyor. Topa sahip olduğunda da teknik kapasitesi iyi oyuncular işi çözebiliyor. Transferlerle ilgili son olay tabii ki teknik direktör onayından geçecek ama detaylı araştırmayı ekip yapacak. Bazen ‘Bu şehrin takımı böyle oynar’ derler. Bugün öyle bir şey kalmadı. Senin 6 numaran nasıl, 8’in özellikleri ne? Bunları scout ekibiyle paylaşırsın. Havuzu oluşturacak ekip onlardır. Ne yönetici ne de teknik direktör değil ekibin karar vermesi gerekir" ifadelerini kullandı. Mustafa Eröğüt: Kulüplerin sürdürülebilirliğini doğru bir scouting ile yapabiliriz" Scouting sistemini Başakşehir’de Abdullah Avcı ile nasıl ilerlettiklerini ve Togolu eski futbolcu Emmanuel Adebayor’un transfer sürecini anlatan Mustafa Eröğüt, "Abdullah hocayla çalışmaya 2006 yılında başladım. O yılda sürdürülebilirlik kavramı bizim için kağıtları boşa harcamamak, ışıkları açık bırakmayın gibi bir kavramdı. Ama Abdullah hoca daha o zamandan bu departmanlaşmayı kuruyordu. Bütün departmanlar ayrı oluyordu. Bu departmanlaşma yönetişimsel sürdürülebilirliğin en önemli tabanı olarak görünüyor. Kulüplerin sürdürülebilirliğini doğru bir scouting ile yapabiliriz. Başakşehir’in 12 yılda 10 kere Avrupa kupalarına katılımının temelleri böyle atıldı. Daha o günden biz yurt dışında farklı bölgelere scout’lar gönderirdik. Cd’ler veya dvd’lerle oyuncu izlerdik. Başakşehir’de olduğumuz dönem devre arasında bir rapor geldi. Mehmet Batdal ile ilgiliydi ve oynayamayabilir deniliyordu. Merkezde uzun topları alacağımız bir oyuncu lazımdı. Devre arası son 2 günde transfer yapabilmek çok zordur, büyük bonservisler vermeniz ya da neden boşta olduğunu bilmediğiniz oyunculara yönelmeni gerekir. Adebayor öyle bir oyuncu. Crystal Palace’tan ayrılmış, 6 aydır futbol oynamıyordu. Hemen iletişime geçtik. Crystal Palace’ta Alan Pardew ile çalışmıştı. Emre Belözoğlu’ndan rica ettik. O Newcastle’da Pardew ile çalışmıştı ve son durumuyla ilgili bilgi aldık. Risk denilebilecek bir transferi gerçekleştirdik. Oyunu ve opsiyonları değiştirdi. Medyada ve kamuyorunda ‘Adebayor’u almak için scouta mı ihtiyaç var’ diye algı oluyor. Aslında scout evet demekten çok hayır diyebilme sanatıdır. Okan buruk dönemi benzer bir scout ile Skrtel’i almıştık. Skrtel Atalanta ile anlaşmıştı. Merkez savunmayı bulamadık. ‘Gasperini 3-5-2 oynuyor ben oynamam, ben gelmek istiyorum’ dedi ve geldi" şeklinde konuştu. Yapılacak transferlerin takıma uzun vadeli getiriler sağlaması gerektiğini de belirten Eröğüt, "Haaland enteresan bir örnek. Haaland U20 Dünya Kupası’nda oynarken bulundu. Norveç’te oynayan bir oyuncuydu. 4-5 milyon Euroluk da bir bedeli vardı. Haaland’lar esasında gözümüzün önünde. Önemli olan Haaland’a bu bonservisi vermenin kulübün geleceğinde neler sağlayacağını bilmek ve bir yapı kurmak. Scout ekipleri böyle listeler kurup inceliyor. Hocaların da talepleri oluyor. Clichy vegandı. Onun için özel vegan aşçı alınmıştı. Takımda vegan olmalar başlamıştı. Ama Başakşehir kulübünün kültürünü değiştirdi. Bu tip oyuncular takımı yukarı çekerken başka oyuncular da aşağı çeker. Bunları belirlemek çok önemli" sözlerini dile getirdi. Tarkan Batgün: "Pandemiden sonra Avrupa’da transfer azaldı ama scouting arttı" Tarkan Batgün de Türkiye’deki scouting sürecine ilişkin bilgiler aktarırken, "Oyuncular özellikle son zamanlarda hiç görmeden sadece platformlarda görülerek alınır. Oyuncu bir okul yaptırmışsa, insanlara iyilik yapmışsa o iyi bir oyuncudur, alabilirsiniz. Ama bu iş nasıl yapılır? Kapıkule’den çıktığınızda scouting departmanları var. Bulgaristan Süper Ligi’nde her takımın bir scouting departmanı, sportif direktörü ve scout şefi var. Türkiye’ye ilk geldiğimde 2007-2008 sezonunda ilk ziyaret ettiğim hoca Abdullah hocaydı. Recep Uçar da vardı. Herhalde Türkiye’nin ilk scout ekibi buydu. Recep hoca sürekli uçağa biner ve oyuncu izlemeye giderdi çünkü Abdullah hoca tüm oyuncuların canlı izlenmesini isterdi. Pandemiden sonraki finansal daralmayla Avrupa daha az transfer yaptı ama scoutinge daha çok önem verilmeye başlandı" şeklinde konuştu. Öte yandan Tarkan Batgün, "The Book of Scouting - Volume One" isimli kitabının sunumu yapıp içeriğiyle ilgili bilgiler aktardı. Panel, soru-cevap kısmının ardından sona erdi.
Samsun Bafra Devlet Hastanesi enerjisini güneşten sağlıyor: Günlük 50 bin TL tasarruf Samsun’un Bafra ilçesinde hizmet veren Bafra Devlet Hastanesi, yenilenebilir enerji yatırımıyla dikkat çekiyor. Yaklaşık iki yıldır sürdürülen güneş enerji santrali (GES) projesi tamamlanarak tam kapasiteyle elektrik üretimine başladı. Hastanenin enerji ihtiyacına önemli katkı sağlayan sistem sayesinde günlük elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 40’ı güneşten karşılanıyor. Yetkililerden alınan bilgilere göre günlük 6,48 MW seviyesine ulaşan üretim, ciddi bir ekonomik avantaj sunuyor. Nisan ayı verilerine göre sistemin sağladığı tasarruf günlük yaklaşık 50 bin TL, aylık ise 1,5 milyon TL seviyesine ulaştı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Başhekim Alaiddin Domaç, projenin hem ekonomik hem de çevresel açıdan büyük kazanımlar sunduğunu belirtti. Domaç, "Yaklaşık iki yıllık yoğun bir çalışmanın ardından GES projemizi tamamlayarak tam kapasiteyle üretime geçmiş bulunuyoruz. Hastanemizin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını artık yenilenebilir kaynaklardan karşılıyoruz. Bu durum hem bütçemize ciddi katkı sağlıyor hem de çevreye duyarlı bir sağlık kurumu olma hedefimizi güçlendiriyor" dedi. Projede emeği geçen personele de teşekkür eden Domaç, hastanenin kendi enerjisini üreten ve doğayı koruyan bir yapıya kavuşmasının gurur verici olduğunu ifade etti. GES yatırımıyla birlikte Bafra Devlet Hastanesi, sürdürülebilir sağlık hizmetleri alanında örnek kurumlar arasında gösterilmeye aday hale geldi. Yenilenebilir enerji projelerinin önümüzdeki dönemde diğer kamu kurumlarına da yayılması bekleniyor.