EĞİTİM - 27 Nisan 2024 Cumartesi 09:52

Simav’da öğretmenlere diksiyon eğitimi verildi

A
A
A
Simav’da öğretmenlere diksiyon eğitimi verildi

Kütahya’nın Simav ilçesinde öğretmenlere diksiyon eğitimi verildiği bildirildi.


“Öğretmen Eğitim Atölyeleri” projesi çerçevesinde ilçede görev yapan öğretmenlere Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fulya Topçuoğlu Ünal tarafından Diksiyon Eğitimi verildi.


İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Güven, eğitime verdiği katkıdan dolayı Fulya Topçuoğlu Ünal’a teşekkür etti.



Simav’da öğretmenlere diksiyon eğitimi verildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tekirdağ Emek ve sabır bir araya geldi: Özel öğrencilerin el emeği eserleri sergilendi Tekirdağ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde özel öğrenciler tarafından hazırlanan el emeği ürünler düzenlenen sergide beğeniye sunuldu. Okulda eğitim gören özel öğrencilerin yıl boyunca hazırladığı çalışmalar için sergi programı düzenlendi. Sergide öğrencilerin yaptığı süs eşyaları, tablolar, vazolar ve çeşitli el işi ürünleri ziyaretçilerin ilgisini çekti. Öğrencilerin büyük emek harcayarak hazırladığı ürünler, öğretmenler ve aileler tarafından da takdir topladı. Sergiyi gezen davetliler öğrencilerin çalışmalarını tek tek inceleyerek bilgi aldı. Etkinlikte öğrencilerin sosyal gelişimlerine katkı sağlayan sanatsal çalışmaların önemine dikkat çekilirken, özel bireylerin ortaya koyduğu başarıların desteklenmesi gerektiği ifade edildi. Tekirdağ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Öğretmeni Leyla Rahşan Karavelioğlu yaptığı açıklamada, "Biz Özel Eğitim sınıfları olarak, öğretmen arkadaşlarımızla birlikte Engelliler Haftası demek istemiyoruz, bu hafta bir farkındalık haftası demek istiyoruz. Biz de farkındalığımızı göstermek istedik ve çocuklarımızla birlikte hepsi el emeği göz nuru bir sergi düzenledik. Sergimizin içerisinde panç örnekleri var, çocuklarımızın yaptığı resimler var, kendilerinin sıfır atıkla yaptıkları ürünler var. Burada özellikle şunu vurgulamak istedik, bizim çocuklarımızın çok güzel destekle, çok güzel şeyler yapabileceklerini kanıtlamak istedik. Burada özellikle pançı yapan öğrencilerimiz var gerçekten diyorlar ki bunları sizin öğrenciler yapmıyorlar, hayır onlar kendileri yapıyorlar. Resimleri yapan öğrencilerimiz var gerçekten onlar yapıyorlar, onların emekleri. Biz de bu emekleri sizlere göstermek istedik, gerçekten çok güzel yıl boyunca yaptıkları işler var ama bir şeylerin görünmesi gerekiyor. Bu çocukların bir şeyleri başardığını topluma göstermemiz gerekiyor" dedi.
Erzurum Erzurum’da Milli Teknoloji Atölyesi’nin temeli atıldı Erzurum’da bilim, teknoloji, Ar-Ge ve yenilikçilik kültürünün güçlendirilmesi amacıyla hayata geçirilecek Milli Teknoloji Atölyesi’nin temeli törenle atıldı. Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda kurulacak Milli Teknoloji Atölyeleri ile gençlerin hayallerini, fikirlerini ve projelerini gerçeğe dönüştürebilecekleri güçlü bir üretim ve gelişim ekosistemi oluşturulması hedefleniyor. Atatürk Üniversitesi’nde kurulacak Milli Teknoloji Atölyesi ile teknoloji geliştiren, üreten ve ülkenin yarınlarına yön verecek gençlere önemli imkânlar sunulacağı ifade edildi. Milli Teknoloji Atölyesi’nde bilim ve teknoloji yarışmalarına katılan öğrenci takımlarına makine, teknik altyapı, teçhizat ve sarf malzeme desteği sağlanacağı, aynı zamanda yerli ve milli sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sunulacağı kaydedildi. "Milli Teknoloji Hamlesi’nin güçlü paydaşlarından biri olmaya devam ediyoruz" Atatürk Üniversitesi’nin sahip olduğu bilimsel birikim, araştırma altyapısı ve genç potansiyeliyle Milli Teknoloji Hamlesi’nin güçlü paydaşlarından biri olmaya devam ettiğini ifade eden Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, "Yaklaşık 550 metrekare kullanım alanına sahip olacak Milli Teknoloji Atölyesi, üniversitemiz, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı ve TÜBİTAK tarafından sağlanan toplam 65 milyon TL’lik makine, teçhizat ve sarf malzeme desteği ile çok paydaşlı bir finansman modeli çerçevesinde yürütülmektedir. Bu yönüyle proje, üniversite, kamu kurumları ve bölgesel kalkınma aktörleri arasında iş birliğini güçlendiren stratejik bir yatırım niteliği de taşımaktadır. Atatürk Üniversitesi, 1957 yılında Doğu Anadolu’nun ilim meşalesi olarak kurulurken yalnızca bir eğitim kurumu olmayı değil, bulunduğu coğrafyanın kalkınmasına yön veren, bilgi üreten, medeniyet tasavvurunu geleceğe taşıyan bir merkez olmayı hedeflemiştir. Ancak biz biliyoruz ki köklü olmak geçmişle övünmek değil, geleceği inşa edecek iradeyi taşıyabilmektir. İşte bu nedenle bugün temelini attığımız Milli Teknoloji Atölyesi’ni yalnızca fiziksel bir yapı olarak değerlendirmiyoruz. Burayı fikirlerin projeye, projelerin teknolojiye, teknolojinin ise milli güce dönüştüğü bir üretim üssü olarak görüyoruz. Çünkü artık çağımızda güçlü devlet olmanın yolu bilgiyi tüketen değil üreten, teknolojiyi ithal eden değil geliştiren, geleceği takip eden değil geleceğe yön veren bir anlayıştan geçmektedir" dedi. "Bilimsel üretkenliğimiz her geçen yıl artıyor" Üniversitenin bilimsel üretkenliğini her geçen yıl artırdığını belirten Hacımüftüoğlu, "Bilimsel üretkenliğini her geçen yıl artıran üniversitemiz, bu yıl patent başvurularında devlet üniversiteleri arasında 2’nci, uluslararası patent başvurularında ise 1’inci sırada yer alarak önemli bir başarı göstermiştir. 2025 verilerine göre, sağlık odaklı yapay zekâ teknolojileri alanında ise Türkiye genelinde en fazla patent alan ilk 10 kurum arasında yer alarak bu alandaki rekabetçi gücünü ortaya koymuştur. Dünya Üniversiteleri sıralamasında 800 bandında yer alan, Dünya Asya Üniversiteleri sıralamasında ise ilk 300 arasına giren, yapay zekâ destekli ilaç geliştirmeden biyoteknolojiye, Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden uluslararası akademik iş birliklerine uzanan bir üniversiteden bahsediyoruz. Bu güç sadece bir geçmişin şanı değil, geleceğe yürüyüşümüzün güvencesidir. 4. Sanayi Devrimi olarak tanımladığımız bu çağda yapay zekâdan biyoteknolojiye, uzaydan yenilenebilir enerjiye uzanan alanlarda nitelikli insan kaynağı yetiştiren ve teknoloji altyapısı inşa eden ülkeler dünyayı şekillendiriyor. Bilimi ihmal eden, teknolojik dönüşüme seyirci kalan toplumların hem ekonomik güçlerini hem de medeniyet iddialarını yitirdiğini tarih defalarca göstermiştir. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu sürecin aktif bir parçası hâline gelmiştir. AR-GE harcamalarını 1,2 milyar dolardan 20 milyar dolara taşıyan, AR-GE personel sayısını 29 binden 310 binin üzerine çıkaran bir ülkeyiz artık. Milli Teknoloji Hamlesi, yalnızca bir sanayi politikası değil, bir medeniyet projesidir. 81 ilde 100 Milli Teknoloji Atölyesi hedefiyle yürütülen bu seferberlik, gençlerimizin teorik bilgiyi somut ürünlere, fikirleri geleceğin teknolojilerine dönüştürebileceği mekânların tüm Türkiye’ye yayılması demektir" diye konuştu. "Öğrencilerimiz, hayallerini burada somuta dönüştüreceklerdir" Atatürk Üniversitesi olarak gençlerin bilimle buluşmasına önem veren bir anlayışla çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Hacımüftüoğlu, "DAYTAM, İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü, Erzurum Bilim Merkezi ile kurduğumuz iş birliklerimiz, her yıl yüzlerce öğrencimizin katıldığı TEKNOFEST’teki başarılarımız bunun somut kanıtlarıdır. Şimdi bu atölye o köklü altyapımıza, gençlerimizin ellerinin toprağa dokunan, devre tasarlayan, prototip üreten, düşüncelerini maddeye dönüştüren yeni bir boyut ekleyecektir. Bu atölyede lise öğrencisinden doktora araştırmacısına kadar geniş bir kitleye CNC tezgâhından 3 boyutlu yazıcılara, elektronik lehimlemeden metroloji araçlarına kadar tasarım ve üretim altyapısı açık olacaktır. Ulusal ve uluslararası bilim ve teknoloji yarışmalarına hazırlanan öğrencilerimiz, hayallerini burada somuta dönüştüreceklerdir" dedi. Törende Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ve Erzurum Valisi Aydın Baruş da birer konuşma yaptı. Program, İl Müftüsü Yaşar Çapçı tarafından yapılan duanın ardından temelin atılmasıyla sona erdi. Törene konuşmacıların yanı sıra Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Adem Aydemir, Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcısı Ünal Bingül, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Hakan Uğurlu, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) Genel Sekreteri Oktay Güven, kurum müdürleri, akademisyenler, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
Erzurum Coğrafi işaret alan Erzurum ’paça çorbası’ tanıtıldı UNESCO Gastronomi Şehri Erzurum’un kadim lezzetlerinden biri olan ’paça çorbası’nın coğrafi işaret tescil belgesi alması vesilesiyle Müceldili Konağı’nda düzenlendi. Programda basın mensuplarına Erzurum ’paça çorbası’ tanıtıldı ve katılımcılara ikram edildi. Erzurum’un asırlık lezzetlerinden paça çorbasının coğrafi işaretle tescillenmesi, kentin gastronomi kimliğinin güçlenmesine ve yöresel mutfak kültürünün daha geniş kitlelere tanıtılmasına katkı sağlaması bekleniyor. Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan geçmişiyle Türk mutfağında önemli yere sahip paça çorbası, Erzurum Büyükşehir Belediyesinin Türk Patent ve Marka Kurumu’na yaptığı başvuru sonucu ’Erzurum paça çorbası’ adıyla tescil edildi. Şehirde Erzurum paça çorbasıyla birlikte 62 ürün coğrafi işaret alırken, 20 ürünün ise tescil aşamasında olduğu belirtildi. "Şehirler kültürüyle, sanatıyla, musikisiyle, mutfağıyla ve hafızasıyla büyür" Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, programda yaptığı konuşmada, Erzurum’un asırlardır kaynayan kültür kazanına, sofrasının bereketine, kadim mutfak mirasına ve Anadolu irfanına sahip çıkmanın gururunu yaşadıklarını ifade ederek, "Erzurum paça çorbası, yalnızca bir yemek değildir. O bu şehrin hafızasıdır. Bu şehrin sabahıdır, emeğidir, misafirperverliğidir. Dadaş diyarının sert ikliminde gönülleri ısıtan bir kültür mirasıdır. Bugün çorbamızın Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillenmesi, köklü kültürün resmî anlamda koruma altına alınması bakımından son derece kıymetlidir. Bizler inanıyoruz ki şehirler sadece beton yapılarla büyümez. Şehirler kültürüyle, sanatıyla, musikisiyle, mutfağıyla ve hafızasıyla büyür. Eğer bir şehrin mutfağı yaşıyorsa, o şehir geçmişiyle bağını koparmamış demektir. Şimdi bu büyük kültür hazinesine Erzurum paça çorbası da coğrafi işaret güvencesiyle daha güçlü bir şekilde eklenmiştir. Bugün tescillenen Erzurum paça çorbası da bu köklü geleneğin önemli bir parçasıdır. Bundan sonra bu lezzet, hem korunacak hem de şehrimizin gastronomi kimliğinin önemli bir değeri olarak tanıtılacaktır. Biz istiyoruz ki Erzurum yalnızca kış turizmiyle değil, kültürüyle, mutfağıyla, tarihiyle, sanatıyla ve medeniyet birikimiyle de dünyada daha güçlü şekilde anılsın. Çünkü Erzurum buna layıktır. Bu şehir sadece geçmişte destan yazan bir şehir değildir, geleceğe yön verecek büyük bir kültür merkezidir. Bugün tescillenen bu değer, yalnızca Erzurum’un değil, aynı zamanda Anadolu kültürünün ortak hafızasının da önemli bir parçasıdır. Bundan sonra da şehrimizin tüm kültürel değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Programda Erzurum Vali Yardımcısı Sinem Büyüknalçacı, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Hakan Oral, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Turizm ve Gastronomi Müdürü Resul Parlak da birer konuşma yaptı.
İstanbul Mide fıtığında tedavi kişiye özel planlanıyor "Yemek sonrası artan göğüs yanması, gece ağza gelen acı su ve bir türlü geçmeyen rahatsızlık hissi... Çoğu zaman basit bir reflü sanılarak geçiştirilen bu şikayetlerin altında, yaşam kalitesini derinden sarsan mide fıtığı yatabiliyor" diyen Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uygar Düzci, mide fıtığının toplumda sanılandan çok daha yaygın olduğuna dikkat çekti. Göğüste yanma ve ağza acı su gelmesi gibi şikayetler, günümüzün yoğun temposu ve düzensiz beslenme alışkanlıkları nedeniyle sıkça yaşanıyor. Ancak bu belirtiler sadece fonksiyonel bir reflünün değil, mide fıtığı gibi yapısal ve önemli bir sağlık sorununun da habercisi olabiliyor. Medipol Üniversitesi Esenler Dr. Öğr. Üyesi Uygar Düzci, mide fıtığının hem doğuştan hem de sonradan gelişebilen önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti. Yaşam tarzını bozuyor Mide fıtığı hakkında önemli bilgiler paylaşan Dr. Düzci, "Mide fıtığı, tıbbi adıyla hiatal herni, midenin diyaframdaki açıklıktan göğüs boşluğuna doğru yer değiştirmesiyle oluşuyor. Diyafram, göğüs ve karın boşluğunu ayıran kas yapısında bir bariyer görevi görüyor. Bu bölgedeki gevşeklik, midenin yukarı doğru kaymasına ve mide asidinin yemek borusuna kaçmasına neden olabiliyor. Bazı reflülerfonksiyoneldir. Tıka basa yemek, asitli ve gazlı içecekler tüketmek geçici reflüye neden olabilir. Ancak mide fıtığına bağlı reflü daha kalıcı ve yaşam kalitesini bozan bir tablo oluşturur" dedi. Bu şikayetlerle ortaya çıkıyor Mide fıtığı olan hastalarda en sık görülen belirten Dr. Düzci,"Yemeklerin ağza gelmesi, göğüste yanma hissi, ağıza acı ekşi su gelmesi, gece yastığa sıvı gelmesi ve ağız kokusu yer alıyor. Bazı hastalar ise göğüs ağrısı şikayetiyle kardiyolojiye başvurup yapılan tetkikler sonrası mide fıtığı tanısı alabiliyor. Toplumun yaklaşık yüzde 20’sinde mide fıtığı mevcut. Reflüşikâyetleri ise neredeyse her iki kişiden birinde görülebiliyor" diye konuştu. Tedavide ilk adım yaşam tarzı Mide fıtığının tedavisinin hastanın şikayetlerine göre planlandığını belirten Dr. Düzci, "İlk aşamada ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşıyor. Bu süreçte hastalara yatmadan en az iki saat önce yeme-içmeyi bırakmaları, yastık sayısını artırmaları, asitli ve gazlı içeceklerden kaçınmaları, tıka basa yemek yememeleri ve yemekle birlikte su tüketmemelerini öneriyoruz. Ancak ilaç tedavisine ve yaşam tarzı düzenlemelerine rağmen şikâyetleri devam eden hastalarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Mide ile diyafram arasındaki açıklığın kapatıldığı cerrahi tedavilerle hastaların büyük bölümünde şikâyetlerin tamamen ortadan kalktığını görüyoruz" şeklinde konuştu.
Karabük Oğlunun ölüm davasında erteleme kararı çıkan anne hastanelik oldu Karabük’te 23 ay önce meydana gelen ve motosiklet sürücüsünün hayatını kaybettiği trafik kazasına ilişkin davanın karar duruşmasının ertelenmesi üzerine fenalaşan anne hastaneye kaldırıldı. 2024 yılı Haziran ayında Karabük-Yenice kara yolu Yeşilköy mevkiinde meydana gelen kazada, Yenice yönüne seyir halinde olan 25 yaşındaki Sefa Tulumoğlu, akaryakıt tesisine dönüş yapmak için manevra yapan Tuncay İncebacak (40) idaresindeki otomobile çarpmış, genç sürücü hayatını kaybetmişti. Kazaya ilişkin açılan davanın duruşması Karabük Adalet Sarayı’nda görüldü. Duruşmaya, hayatını kaybeden motosiklet sürücüsünün annesi Fatma Tulumoğlu, babası Satılmış Tulumoğlu, yakınları ile üyesi olduğu KASK Kafalılar Motosiklet Derneği üyeleri katıldı. Mahkeme heyeti, bilirkişi raporunun eksik veya çelişkili olması nedeniyle uzman ekiplerce yeniden değerlendirme yapılmasına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Kararın ardından anne Fatma Tulumoğlu sinir krizi geçirerek bayıldı. Yakınları ve çevredekilerin yardımıyla adliye dışına çıkarılan Tulumoğlu’na sağlık ekipleri ilk müdahaleyi olay yerinde yaptı. Daha sonra ambulansla hastaneye kaldırılan Fatma Tulumoğlu’nun sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. KASK Kafalılar Motosiklet Derneği Başkanı Umut Kahriman, karar duruşmasının kusursuz olmalarına rağmen ileri bir tarihe ertelenmesinden dolayı üzüntü duyduklarını belirterek, adalet istediklerini söyledi.
Ankara Bakan Yumaklı: "Barajlarımızdaki doluluk oranımız yüzde 75’ler civarında, bazı barajlarımızda yüzde 100’e ulaşmış durumda" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Son 7 aydaki yağışlar, 66 yılın en yüksek seviyesini gördü. Barajlarımızdaki doluluk oranımız yüzde 75’ler civarında. Hatta bazı barajlarımızda yüzde 100’e ulaşmış durumda" dedi. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) Etlik Tesisleri’nde yeni iş makinelerinin hizmete alınması dolayısıyla tören düzenlendi. Törene Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta ile çok sayıda davetli katıldı. Konuşmasında maliyeti yaklaşık 2,7 milyar lira olan 150 yeni iş makinesinin hayırlı olmasını dileyen Yumaklı, "Son 23 yılda 4,7 trilyon liralık yatırım yaparak, 11 bin su ve sulama tesisini hizmete aldık. 805 baraj ve 522 gölet inşa ettik. Bu yatırımlarla su depolama kapasitemizi yüzde 38 arttırarak, 184 milyar metreküp seviyesine ulaştırdık. Sulanan alan miktarımızı yüzde 52 artışla 72 milyon dekara çıkardık. 352 içme suyu tesisi inşa ederek, şehirlerimizin içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşıladık. 6 bin 239 yeni taşkın koruma tesisi inşa ettik. 2026 yılı içerisinde de 300 su projesini daha hizmete alacağız" diye konuştu. "Barajlarımızdaki doluluk oranımız yüzde 75’ler civarında, bazı barajlarımızda yüzde 100’e ulaşmış durumda" "Geçen yıl kuraklıkla ilgili önemli bir sınav verdik" diyen Bakan Yumaklı, "Bu yılki yağışlar normaline göre yüzde 30, geçen yıla göre ise yüzde 73 artmış durumda. Hatta bazı bölgelerimizde bu artış yüzde 100’ün üzerine çıktı. Son 7 aydaki yağışlar, 66 yılın en yüksek seviyesini gördü. Barajlarımızdaki doluluk oranımız yüzde 75’ler civarında. Hatta bazı barajlarımızda yüzde 100’e ulaşmış durumda. Bu rakamlar elbette memnuniyet verici. Ancak su doğru yönetilmediğinde ve bilimsel kurallara uygun şekilde kontrol altına alınmadığında dünyanın en yıkıcı afetlerinden birine dönüşebiliyor. Bu anlamda DSİ’nin iş makineleri, taşkın korumada ve afetle mücadelede çok büyük bir vazife üstleniyor" şeklinde konuştu. "İş makinesi ve ekipman sayımız 5 bin 776’ya ulaştı" Bakan Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sadece 2025 yılı içerisinde 81 ilimizde toplam 199 toplu makinalı çalışma ve bin 311 münferit çalışma gerçekleştirdik. Bu çalışmalarla yaklaşık 20 milyon dekar alan korundu, 10 binden fazla yerleşim yeri taşkın riskinden korundu. DSİ bugün Türkiye’nin en büyük kurumsal iş makinesi parkını yönetiyor. Son alımlarla birlikte iş makinesi ve ekipman sayımız 5 bin 776’ya ulaştı. Bugün teslimini gerçekleştirdiğimiz yeni 80 dozerle dozer sayımız yüzde 35 artışla 311’e yükseldi. Genç dozer oranı yüzde 41’den yüzde 67’ye ulaştı. Bu modernizasyon sayesinde yıllık kazı kapasitemiz yüzde 58 artışla 63 milyon metreküpe yükseldi. Ülke ekonomisine bu sayede yıllık yaklaşık 2,2 milyar lira katkı sağlamış oluyoruz. Alınan iş makinaları kendisini 1 yılda amorti ediyor." Bakan Yumaklı, DSİ’nin yalnızca taşkınlarla değil, deprem, orman yangını ve çığ gibi afetlerle de mücadelede aktif rol aldığını belirterek, iş makinelerinin AFAD koordinasyonunda afet bölgelerine sevk edildiğini söyledi. Yumaklı, son olarak Samsun, Çankırı ve Şırnak’ta aşırı yağışların ardından DSİ ekiplerinin diğer kurumlarla birlikte sahada çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Gerektiğinde Milli Savunma Bakanlığı emrinde Mehmetçiğe de destek verdiklerini kaydeden Yumaklı, taşkın risklerini azaltmak amacıyla Taşkın Erken Uyarı Sistemi’ni yaygınlaştırdıklarını, bu sistem sayesinde ani su yükselmelerinin anlık takip edilerek vatandaşlar ve ilgili kurumların SMS ile hızlı şekilde bilgilendirildiğini aktardı. Dualar eşliğinde kurdele kesimi gerçekleştirilen törenin ardından Bakan Yumaklı, araçları inceleyerek detaylı bilgi aldı. İş araçlarının kullanımına yönelik simülasyon eğitimi verilen alanları gezip deneyimleyen Bakan Yumaklı, "Burada, sahada bizatihi herhangi bir makinenin üzerine çıkmadan bile arkadaşlar kendilerine gösterilmiş olan bir alanın senaryoyla birlikte gerçekleştirmelerini, o görevi ifa etmelerini burada simüle edebiliyor. Her şeyden önce kazalardan korunmuş oluyorsunuz. Operatörlerin yapmış oldukları hataları arkadaşlarımın burada sonradan tekrar tekrar kendilerine gösterme imkanı oluyor. Gerçekten elimizdeki makinelerin, ekipmanların son dönemdeki hem gençleştirme hem de teknolojinin son jenerasyonunu kullanma anlamında yeni yatırımlarımız çok büyük kolaylıklar sağlıyor. Ben her zaman şunu söyledim; bu makinelerin hepsi bize bu milletin emaneti. Doğru yerde doğru zamanda kullanmamız gerekiyor" dedi.