EKONOMİ - 08 Şubat 2026 Pazar 11:40

Simav’da yetişen ’coğrafi işaretli’ Eynal domatesi pazarlarda ilgi görüyor

A
A
A
Simav’da yetişen ’coğrafi işaretli’ Eynal domatesi pazarlarda ilgi görüyor

Kütahya’nın Simav ilçesinde, Eynal kaplıcaları çevresindeki seralarda üretilen coğrafi işaretli Eynal domatesi, rengi ve lezzetiyle pazarlarda yoğun talep görüyor. Koyu kırmızı ve parlak rengi ile ince kabuğuyla dikkat çeken ürün, Simav topraklarının altından çıkan sıcak suyun sağladığı doğal avantajla yetiştiriliyor.


Türkiye’nin önemli jeotermal merkezlerinden biri olan Simav’da seralar, yer altı sıcak suyundan elde edilen enerjiyle ısıtılıyor. Bu yöntem, üretim maliyetlerinin dengelenmesine katkı sağlarken, yıl boyunca kesintisiz ve sürdürülebilir tarıma da imkân tanıyor.



"Toprakta yetiştiriyorum, lezzeti buradan geliyor"


Yaklaşık 25 yıldır seracılıkla uğraşan üretici Ali Key, topraksız tarım yerine bilinçli olarak toprakta üretim yaptığını belirterek, "Bu işi severek yapıyorum. Toprakta yetiştirdiğim için daha lezzetli oluyor. Bunu pazara gelen vatandaşlarımız söylüyor. Şükürler olsun, iyi kazanıyoruz" dedi.


Ali Key’e ait 10 dönümlük sera, bölgede yapılan üretimin önemli örnekleri arasında yer alıyor.


Simav 4 Eylül Eynal Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Ali Key ise kooperatif bünyesinde toplam 350 dönüm kapalı sera bulunduğunu ifade ederek, "Bu seralardan yaklaşık 600 kişi ekmek yiyor. Eynal domatesi piyasada yoğun ilgi görüyor. Ürünlerimizi Uşak, Bursa, Balıkesir, Eskişehir, İstanbul, İzmir ve Antalya’ya gönderiyoruz" diye konuştu.


Lezzeti, görünümü ve jeotermal üretim modeliyle öne çıkan coğrafi işaretli Eynal domatesi, Simav tarımının markalaşan ürünlerinden biri olma yolunda ilerliyor.



Simav’da yetişen ’coğrafi işaretli’ Eynal domatesi pazarlarda ilgi görüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul (Düzeltme) Arnavutköy’de 15 ay önce öldürülen berberin ailesi, adalet arayışında İstanbul Arnavutköy’de 15 ay önce 17 yaşındaki cinayet zanlısı tarafından silahla vurularak öldürülen Muhammet Deniz’in ailesi, adalet çağrısında bulundu. İlk duruşmada hakim karşısına çıkan zanlının suçunu itiraf ettiği ve haksız tahrik indiriminde bulanarak cezasının düşürülmesi için savunma yaptığı öğrenildi. 25 Ocak 2025 tarihinde Arnavutköy ilçesi Karlıbayır Mahallesinde meydana gelen cinayette Muhammet Deniz, o tarihte 17 yaşında olduğu cinayet zanlısı tarafından öldürüldü. Gaziosmanpaşa Adliyesi 3.Ağır Ceza Mahkemesinde başlayan yargılamada cinayet zanlısı bugün hakim karşısına çıktı. Savunmasında suçunu itiraf eden zanlı, öldürdüğü kişinin ablasına mesaj attığını ve bu sebeple Muhammed Deniz’i öldürdüğü öğrenildi. Hayatını kaybeden Muhammet Deniz’in avukatı Yılmaz Çakmak, zanlının ifadesinde çelişkilerin olduğunu söyledi. Aile adına konuşan Avukat Yılmaz Çakmak, suça sürüklenen çocuk tanımındaki yargılama tasarrufunda değişiklik yapılmasını söyledi. "Adaletin gereken cezayı vermesini istiyorum" Feci bir şekilde öldürülen Muhammet Deniz’in babası Mehmet Deniz, adalet çağrısında bulundu. Baba Mehmet Deniz, "Bugün oğlumun duruşmasıydı. Normalde bir senedir bekliyorduk bu duruşmayı. Hep "gizlilik, gizlilik" diye tutturdular, bir türlü açmadılar. Bugün açtılar mahkemeyi. İşte mahkeme de 3 Temmuz’a atıldı. Gereken bilgileri zaten avukat bey size iletti. Onun dediklerinin her şeyi doğrudur. Yani adaletin yerini bulmasını istiyorum inşallah. Önceki haberlerde "Yok işte daha yakalanmadı, firardır" diye. Aynı gün zaten bir saat içinde yakalandı emniyet müdürlüğünde. Adaletin gereken cezayı vermesini istiyorum. Yani çocuk yaptırdıysa, yaptıran varsa. Çocuk olarak yargılanmaması gerekiyor. Yani tetikçi de çocuk olarak yargılanmaması lazım. SSÇ kavramı gerçekten... Gereken delillerin göz önünde bulundurularaktan adaletin yerini bulmasını istiyorum. İnşallah da bulur, gereken cezayı da alır. Yani daha diyecek bir lafım yok, idamla yargılansın" dedi. "Abla bugün gelip ifadesinde "Benim kardeşim ceza alma ihtimaline karşılık, haksız tahrik indiriminde bulunma ihtimaline karşı böyle bir beyanda bulunmuştur" diye kardeşini yalanladı" Duruşmaya katılan Avukat Yılmaz Çakmak, suçu işleyen kişinin ablasının ifadesinden bahsetti. Avukat Çakmak, "Yani soruşturma tabii gizli yürüdüğü için soruşturma aşamasında bizim delillerden uzak kalma durumumuz söz konusu oldu. Fakat özellikle suça sürüklenen çocuk kavramının değiştirilmesine yönelik o kadar muallak bir çalışma yapıldığı noktasında belli bazı kamuoyunda söylentiler olmasına rağmen mahkemelerin olsun, savcılıkların olsun suça sürüklenen çocukların beyanları doğrultusunda soruşturmayı ve kovuşturmayı genişletmeleri çok anlamsız. Çünkü özellikle bizim dosyada daha önce de zaten medyaya yansıyan bir dosya. Bu dosyada suça sürüklenen çocuk ifadesinde "Benim müvekkilime yönelik ablamı sırf sarkıntılık yapıp mesaj attı diye ben böyle bir eylemde bulundum" dedi. Abla bugün gelip ifadesinde "Benim kardeşim ceza alma ihtimaline karşılık, haksız tahrik indiriminde bulunma ihtimaline karşı böyle bir beyanda bulunmuştur" diye kardeşini yalanladı zaten" şeklinde konuştu. "Biz bu çelişkili beyanlar üzerine mahkemeye resen ihbarda bulunması talebinde bulunduk" Cinayet zanlısının çelişkili ifadeler verdiğini söyleyen Avukat Yılmaz Çakmak, "Biz burada tabii aileler arasında bir sosyal infial olmasın diye belli başlı bazı noktalara dikkat ederek beyanlarımızda bulunduk. Aile de bu konuda çok hassas. Fakat özellikle Suça sürüklenen çocuğa yönelik belli başlı bazı kanuni çalışmaların olması gerekiyor. Çünkü Suça sürüklenen çocuğu olay yerine götüren patronu, "harçlık çıkarmak için benim yanımda çalışıyordu" dediği kardeşini kalkıp kendi özel arabasıyla işe getirip işe götüren birisi. Biz bu çelişkili beyanlar üzerine mahkemeye resen ihbarda bulunması talebinde bulunduk. Umarım bir an önce adalet yerini bulur. Bizim farklı şüphelerimiz var. Şey yani özellikle benim müvekkilimin evliliğinden yaklaşık bir yıl sonra evini terk eden eşinin müvekkilime annesinin telefonundan atmış olduğu tehdit, ölümle tehdidine yönelik mesajlar var. Tabii bu gizli olan yetişkin dosyasında devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Suça sürüklenen çocuk kavramı noktasında ciddi anlamda bir değerlendirme yapılması gerekiyor" Açıklamasında yargılamalarda suça sürüklenen çocuk kavramının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Avukat Yılmaz Çakmak, "Gaziosmanpaşa 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından apar topar karara çıkarılmaz, o diğer dosyanın akıbeti beklenir. Adalet bir an önce yerini bulur, Efnan’ın babasının katili bulunur. Bunu iştirak edenler varsa, azmettirenler varsa bunların da tespiti noktasında savcılığın da mahkemenin de gerekli çalışmaları yapacağına inanıyoruz. Size de çok teşekkür ediyoruz. Şüpheli şöyle, şüpheli olay tarihinde aslında 17 yaşına yeni girmiş. Olay tarihinde kullanmış olduğu bir silah var olayda. Yani failin burada kullanmış olduğu silahı "Ben 3 yıl önce elde ettim" demiş. Yani 6. sınıfta okulu terk etmiş biri. 12 yaşından sonra hemen. "Çalışmıyorsun etmiyorsun, aileni silahtan haberi yok, 3 yıl boyunca hiç kullanılmamış bir silah nasıl tutukluk yapmadı, sen doğrudan tek atış yaptın, daha önce hiç kullanmadım" dedi beyanında. Yani artık Suça sürüklenen çocuklara yönelik hakikaten yani kişinin ayırt etme gücünün olup olmadığı tespiti noktasında, suça sürüklenen çocuk kavramı noktasında ciddi anlamda bir değerlendirme yapılması gerekiyor" cümlelerini kullandı. "Yani burada yardım eden vasfıyla mı olsun, ya da iştirak eden anlamında mı olsun hakikaten savcılıkların, mahkemelerin çok titizlikle dosyaları incelemeleri gerekiyor" Açıklamasında mahkemelerin dosyaları titizlikle incelemesi gerektiğini Avukat Yılmaz Çakmak, "Biz suç tarihinde çocuk mu değil mi ona bakarız. Kanun buna bakar. Suç tarihinde fail çocuk olduğu için SSÇ olarak yargılanacak maalesef. Bunda biliyorsunuz infaz noktasında çok ciddi, çok fahiş indirimler var. Umarım onlardan yararlanmaz. Tabii, özellikle olay yerinden onu aldıktan sonra babasının evine götürüp emniyete teslim edilmesi için tanık Osman’ın ifadesiyle kendi ifadesi çok çelişkili. SSÇ, sulh ceza ifadesinde "Ben olaydan haberim vardı, Osman’a biz anlattık" diyor. Daha doğrusu "Osman bizi dinledi, biz babamıza telefonla anlattık" diyor araçla giderken. Osman da "Benim yanımda bir şey konuşmadılar. Ben kapıya gittikten sonra baba gelip dövdükten sonra ben öğrendim. Halen Osman ne hikmetse bilmiyor, ikinci defa alıp ’gel ben seni biraz gezdireyim’ diyor." Ama SSÇ bugün beyanında dedi ki "Ben dedim Osman’a bizi gezdir diye." Yani burada yardım eden vasfıyla mı olsun, ya da iştirak eden anlamında mı olsun hakikaten savcılıkların, mahkemelerin çok titizlikle dosyaları incelemeleri gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Duruşma 3 Temmuz’a ertelendi" Duruşmanın 3 Temmuz’a ertelendiğini söyleyen Avukat Yılmaz Çakmak, "Maalesef şu an ülkemizde adalete insanların güveni çok sarsılmış durumda. Fakat işlerini çok güzel yapan hakim, savcılarımız var. Umarım bizim de müvekkilin katilleri, katili bir an önce tespit edilip dosya arasında varsa başkaları da, bağlantılı fiili bir bağlantıları varsa bunlar da tespit edilip dahil edilir. Gizli olan dosyada bir an önce açılır umarım. Gizlilikten bahsediyoruz; fakat o gün doğrudan gidip emniyete teslim olmuş bir şahıs hakkında haber kanallarında maalesef "İşte firari halen yakalanmadı" gibisinden haberleri biz gördük. Bunlar çok yazık. Kamuoyunu yanlış yönlendirmemek gerekiyor. Duruşma 3 Temmuz’a ertelendi. Sizlerin de katkılarınız bayağı bir oldu, çok sağ olun. Bu anlamda umarım mahkeme kamuoyu vicdanını hafifletecek, ailenin vicdanındaki kor ateşi dindirecek olumlu bir karar verir" dedi. "Savunmasında suçunu kabul etti" Avukat Yılmaz Çakmak, zanlının suçunu itiraf ettiğin söyledi. Avukat Çakmak, "Savunmasında suçunu kabul etti. "Ben yaptım" dedi. Fakat o şunun farkında, olur da maktulün üzerindeki swapla benim üzerimdeki swap kaydı eşleşmezse (çünkü farklı bir silahı teslim ettiği noktasında bizim şüphelerimiz var), bu aşamada suçu kabul etti ama salt sanık ikrarı biliyorsunuz ki cezalandırmaya yeter bir delil değil. Biz bunu kabul etmiyoruz. Yani bunun bir savunma mekanizması olarak kullanılmaması gerekiyor. Yan deliller zaten var. Ailenin beyanları da var. Umarım bir an önce cezalandırılır ve bu süreç bitmiş olur" diye konuştu.
Aydın Kaldırımdan kaçtı, 500 bin liradan oldu Aydın’ın Efeler ilçesinde polis ekiplerinin ’dur’ ihtarına uymayıp trafik kurallarını hiçe sayarak kaldırımdan ilerleyen ve vatandaşlara korku dolu anlar yaşatan şahıs kovalamaca sonucu yakalandı. Yaşı küçük ve ehliyetsiz olduğu tespit edilen şahsa ve motosikletin ruhsat sahibine yaklaşık 500 bin TL’lik cezai işlem uygulanırken, yaşanan kovalamaca ise güvenlik kameralarına yansıdı. Olay, Hasan Efendi Mahallesi Kızılay Caddesi üzerinde saat 11.30 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, plakasız motosikletin üzerindeki 2 şahsın durumundan şüphelenen Motosikletli Polis Timi ekipleri ’dur’ ihtarında bulundu. Motosikletli şahıslar polisin ’dur’ ihtarına uymayıp kaçarken, motosiklette yolcu konumunda bulunan şahıs motosikletten inerek uzaklaştı. Motosiklet ile kaldırımdan ilerleyerek yayaları tehlikeye sokarak korku dolu anlar yaşatan sürücü ise yaşanan kovalamaca sonucu Batı Gazi Bulvarı üzerinde durduruldu. Motosikletten inen şahıs da polis ekipleri tarafından yakalandı. Yapılan kimlik kontrollerinde şahısların yaşlarının küçük olduğu ve motosiklet sürücüsünün ehliyetinin bulunmadığı için kaçtığı tespit edildi. Trafik ekiplerince yapılan incelemeler sonucu motorun plakasının 09 ATN 657 olduğu ve motosiklette takılı olmadığı belirlendi. Otoparka çektirilen motosikletin sürücüsüne ve ruhsat sahibine çeşitli maddelerden toplamda yaklaşık 500 bin TL cezai işlem uygulanırken, motosiklette 3 ay süre ile trafikten men edildi. Yaşı küçük şahıslar da polis aracına alınarak ifadelerini alınmak üzere emniyete götürüldü. Motosikletli şahsın polis ekiplerinden kaçışı bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Anbean kameralar tarafından kaydedilen görüntülerde polis ekiplerinin motosikleti kovalaması ve motosiklet sürücüsünün yaya güvenliğini tehlikeye atarak kaldırımdan ilerlemesi yer aldı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Adana Adana’da yaz sıcağı etkisini gösteriyor Adana’da yaz havası etkisini göstermeye başladı. Kent merkezinde termometreler 30 dereceye yaklaşırken güneşli havayı fırsat bilen vatandaşlar park ve bahçelere akın etti. Toros Dağları’nın zirvelerinde kar manzaraları oluşurken, şehir merkezindeki sıcak hava dikkat çekti. Ancak sıcak havadan memnun olanların yanı sıra bunalan vatandaşlar da var. "Yakında yürüyüş bile yapılamaz hale gelecek" Atatürk Parkı’nda konuşan Mustafa Bilgin Delibaş, uzun yıllardır Adana’da yaşadığını belirterek, "Bu aylarda sıcaklık artınca üzülmeye başlıyoruz. Duşa giriyoruz ama çıkar çıkmaz tekrar terliyoruz. Bu sıcaklık bizi kıştan daha çok yoruyor. Yakında yürüyüş bile yapılamaz hale gelecek, biz de fırsatı değerlendirelim dedik," dedi. "Başımı soğuk suya sokuyorum" Barış Bakaç ise sıcak havanın günlük hayatı zorlaştırdığını ifade ederek, "Yaklaşık bir haftadır tişört giymeye başladım. Hava çok sıcak. Ben kışı daha çok seviyorum, yazın aşırı terleme oluyor. Bazen iş yerinde başımı soğuk suya sokuyorum ya da duş alıyorum. Gerçekten zor oluyor," diye konuştu. "Adana en sıcak illerden biri" Kerem Eker’de sıcakların etkisine dikkat çekerek, "Sıcaktan bunalmaya başladık. Günlük hayatı zorlaştırıyor. Tişörtle dolaşınca güneş yanıkları oluşuyor. Dışarı çıkarken bile ‘çok sıcak, çıkmasak mı’ diyoruz. Farklı illerde de bulundum ama bence Adana Türkiye’nin en sıcak illerinden biri," ifadelerini kullandı.