POLİTİKA - 16 Nisan 2026 Perşembe 11:59

Cemil Çiçek, Başkan Er’i ziyaret etti

A
A
A
Cemil Çiçek, Başkan Er’i ziyaret etti

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) eski Başkanı Cemil Çiçek, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’i ziyaret etti.


8. Cumhurbaşkanı Merhum Turgut Özal’ı vefatının 33. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen "Özallı Yıllar" konferansına katılmak üzere Malatya’ya gelen Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve TBMM eski Başkanı Cemil Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’i makamında ziyaret etti.


"Özal cumhurbaşkanı olmasaydı o makam sivilleşmezdi"


Büyükşehir Belediyesi içerisinde inşa edilen bölgenin en büyük kütüphanesini inceleyen Çiçek, Başkan Er’e görevinde başarılar dileyerek, "Hayırlı olsun, Allah kolaylık versin" dedi. Malatya’nın kendisinde ayrı bir yeri ve öneminin olduğunu dile getiren Çiçek, "Türkiye’nin sivilleşmesi ve normalleşmesinde Malatyalılar başta gelir. Turgut Özal, Cumhurbaşkanı olmasaydı o makam kolay kolay sivilleşmezdi. Malatya bu yönüyle önemlidir. Aslen Yozgat doğumluyum ama siyaseten benim doğum yerim Malatya’dır. Özal olmasa ben neysem olmazdım" diye konuştu.


Başkan Sami Er ise ziyaret dolayısıyla duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Şeref verdiniz. Sizi Malatya’da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz" ifadelerini kullandı.


Başkan Er, Çiçek’e ziyaretinin anısına hediye takdiminde bulundu.



Cemil Çiçek, Başkan Er’i ziyaret etti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sinop Sinop’ta araç tercihi değişiyor: Motosiklet zirvede Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) verilerine göre Sinop’ta mart ayı itibarıyla trafiğe kayıtlı araç sayısı 85 bin 917’ye ulaşırken, motosikletlerin hem toplam içindeki payı hem de yeni kayıtlardaki ağırlığı öne çıktı. Kentteki araçların yüzde 22,7’sini motosikletler oluşturdu. Bu oran, motosikletlerin Sinop trafiğinde ne denli yaygınlaştığını ortaya koyarken, otomobillerin ardından ikinci sıradaki yerini güçlendirdi. Traktör ve kamyonetlerin payı ise motosikletlerin gerisinde kaldı. Mart ayında trafiğe kaydı yapılan 354 aracın büyük bölümünü yine motosikletler oluşturdu. Yeni kayıtların yüzde 65’i motosiklet olurken, bu oran diğer tüm taşıt türlerini açık ara geride bıraktı. Otomobiller yüzde 25,1 ile ikinci sırada kalırken, diğer araç türlerinin payı sınırlı düzeyde gerçekleşti. Geçen yılın aynı ayına göre toplam taşıt kaydı 92 adet azalsa da, motosikletlerin yeni kayıtlar içindeki baskın konumu değişmedi. Bu durum, kentte bireysel ulaşım tercihlerinde motosiklet kullanımının giderek daha fazla öne çıktığını gösterdi. Öte yandan, mart ayında bin 971 taşıtın devri yapılırken, motosikletler 250 adetle ikinci el piyasasında da önemli bir yer tuttu. Otomobillerin ardından en fazla devri yapılan taşıt türlerinden biri olan motosikletler, Sinop’taki araç hareketliliğinde belirleyici unsurlardan biri olmayı sürdürdü. Kentte dar sokak yapısı ve yeni alternatif ulaşım yollarının yeterince hayata geçirilememesi, vatandaşları daha pratik ve ekonomik çözümlere yönlendiriyor. Özellikle şehir içi ulaşımda zaman ve maliyet avantajı sunan motosikletler, bu şartların etkisiyle giderek daha fazla tercih ediliyor.
Giresun Fındıkta verim düşüklüğü maliyeti artırıyor Türkiye’nin önemli tarımsal ihraç ürünlerinden fındıkta yaşanan verim düşüklüğü, üreticinin maliyet yükünü arttırırken, uzmanlar çözüm için bahçelerde yapılması gereken bakım ve yenileme çalışmalarına dikkat çekiyor. Giresun Üniversitesi Fındık İhtisaslaşma Koordinatörü Doç. Dr. Ali Turan, fındıkta kamuoyunda sıkça tartışılan kahverengi kokarca zararlısının önemli bir sorun olduğunu ancak asıl tehlikenin verim düşüklüğü olduğunu belirtti. Turan, özellikle yaşlanan fındık bahçelerinin gençleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Fındıkta temel sorunun verim olduğuna işaret eden Turan, "Kahverengi kokarca zararı önemli olmakla birlikte belirli dönemlerde artıp sonra düşüş gösterebiliyor. Ancak özellikle birinci standart bölge olarak adlandırılan Ordu, Giresun ve Trabzon’da bahçelerin yaşlanmasıyla birlikte verim ciddi şekilde geriledi. Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki payı da son yıllarda düşüş eğiliminde. Tarım Bakanlığı verilerine göre yaklaşık 15 yıl öncesine kıyasla bu pay azalmış durumda" dedi. Üreticinin fiyat beklentisinin verimle doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çeken Turan, "Fiyatlar ne kadar artırılırsa artırılsın, dekardan alınan verim düşük olduğu sürece üreticiyi memnun etmek mümkün değil. Türkiye’de dekara ortalama verim yaklaşık 80 kilogram seviyesinde. Bu miktar maliyetleri karşılamaya yetmiyor. Verimin en az 150-200 kilogram seviyelerine çıkarılması gerekiyor. Aksi halde fiyat tartışmaları devam eder" diye konuştu. "Verim düşüklüğü üreticiyi bahçeden uzaklaştırıyor" Verim kaybının yalnızca ekonomik değil, sosyal sonuçlar da doğurduğunu ifade eden Turan, düşük gelir nedeniyle üreticilerin bahçelerden uzaklaştığını söyledi. Turan, "Son dönemde maliyetlerin artması ve verimin düşmesi nedeniyle üreticiler bahçelerini ya terk ediyor ya da yarıcıya veriyor. Ancak artık yarıcıların da bahçeleri bırakmaya başladığı görülüyor. Bu durum üretimde sürdürülebilirliği tehdit ediyor" ifadelerini kullandı. Fındıkta sürdürülebilir üretim için bahçelerin yenilenmesi gerektiğini vurgulayan Turan, "Yaşlanmış bahçelerin gençleştirilmesi, rehabilitasyon çalışmalarının yapılması ve birim alanda verimin artırılması şart. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili kurum ve sektör paydaşlarıyla iş birliği içinde bu süreci hızlandırması gerekiyor. Aksi halde hem üretim hem de üretici kaybı devam edecektir" dedi.
Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Çakmakkaya şiddet olaylarını değerlendirdi Cumhuriyet Savcısı Baki Yiğit Çakmakkaya, şiddet olaylarının önlenmesinin aynı zamanda modern ceza adalet sistemlerinin temel yaklaşımı haline geldiğini söyledi. Geçtiğimiz yıllarda Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemelerinde duruşma savcısı olarak görev yapan Cumhuriyet Savcısı Baki Yiğit Çakmakkaya, çocuklar ve gençler arasında gözlemlenen şiddet eğilimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Günümüzde dijital oyunların yaygınlaşmasının özellikle ilk ve ortaöğretim çağındaki çocuklar üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu vurgulayan Çakmakkaya, gelişim çağındaki bireylerin zihinsel ve sosyal açıdan hassas bir dönemden geçtiğini dile getirdi. Uzun süreli ekran maruziyetinin dikkat süresinde azalma, akademik başarıda düşüş, sosyal ilişkilerde zayıflama, fiziksel hareketsizlik ve uyku düzeninde bozulma gibi sonuçlar doğurabildiğini kaydeden Çakmakkaya, bazı oyun içeriklerinin ve oyunların aralarında yer alan şiddet içerikli reklamların şiddet temelli davranış kalıplarını normalleştirebildiğini söyledi. Çakmakkaya, öfke kontrolü gelişmemiş çocuklarda problem çözme becerilerinin yerini saldırgan tepkilerin alabileceğini, bu durumun yalnızca pedagojik değil, aynı zamanda ilerleyen dönemlerde suç davranışı açısından da risk oluşturduğunu dile getirdi. "Bilimsel çalışmalar şiddet eğilimine dikkat çekiyor" Uluslararası akademik çalışmalarda da dijital bağımlılık ve davranışsal değişimler arasındaki ilişkinin incelendiğini belirten Çakmakkaya, araştırmalarda dijital ortam kullanımının bireylerin sosyal davranışları ve psikolojik dengesi üzerinde belirleyici etkiler oluşturabileceğinin ortaya konulduğunu ifade etti. Çakmakkaya, araştırmaların kontrolsüz dijital tüketimin sosyal izolasyon, empati zayıflaması ve saldırganlık eğilimleriyle ilişkilendirilebildiğini gösterdiğini aktardı. 2020 yılında uluslararası bilimsel hakemli dergide yayınlanan ve ortak yazarı olduğu şiddet konusundaki makalede şiddet konusunu incelediklerini belirten Çakmakkaya, Prof. Dr. Sevil Atasoy’un ve uluslararası diğer çalışmaların da değerlendirilmesi sonucu seri katillerin küçüklüklerinde diğer canlılara, özellikle hayvanlara karşı şiddete yönelik eylemlerinin olduğunun saptandığına değinerek, patolojik durumların çocukluk çağından itibaren takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Şiddetin çoğu zaman ani ortaya çıkmadığını belirten Çakmakkaya, çocukluk döneminde gözlenen bazı davranışların ileride ciddi suç eğilimlerinin erken işaretleri olabileceğine dikkat çekti. Kriminoloji alanındaki çalışmaların küçük yaşlarda hayvanlara yönelik şiddet davranışı sergileyen bireylerin ilerleyen dönemlerde daha ağır şiddet eylemlerine yönelme riskinin arttığını ortaya koyduğunu söyleyen Çakmakkaya, çocukluk çağı travmalarının basında yer alan haberlerin veriliş şeklinden dijital oyunlara ve diğer faktörlere uzanan çok fazla sayıda sebebi olduğunu kaydetti. Şiddetin yalnızca bireysel bir disiplin sorunu değil, toplum güvenliği açısından erken müdahale gerektiren bir risk alanı olduğunu söyleyen Çakmakkaya, bu sorunu çözmek için aile, okul ve yerel yönetimlere ortak sorumluluk düştüğünü söyledi.