ÇEVRE - 29 Kasım 2024 Cuma 11:26

Malatya’da depremin izleri siliniyor

A
A
A

Malatya’yı deprem sonrası hızlı bir şekilde ayağa kaldırmayı hedefleyen Yeşilyurt Belediye Başkanı İlhan Geçit, ilçedeki rezerv alanlarında inşa edilen yeni konutların ve devam eden dönüşüm projelerinin yakın zamanda tamamlanacağını söyledi. Başkan Geçit, “Malatya’yı hem şehir merkezindeki dönüşümle hem de çevredeki inşaat faaliyetleriyle yeniden canlandıracağız” dedi.

6 Şubat 2023’deki depremlerin yıktığı Malatya’da yeni konutların yapımı hızla sürerken, rezerv alanı ilan edilen bölgelerde de binlerce yeni bina yükseliyor. Yeşilyurt ilçesinde rezerv ilan edilen 10 farklı bölgede hummalı bir çalışma devam ederken, 21 alanın da ihalesi yapılarak yakın zamanda inşa işlemlerine başlanılacağı ifade edildi. Yeşilyurt ilçesine bağlı Yakınca Mahallesi’ndeki rezerv alanda incelemelerde bulunarak, çalışmalar hakkında bilgi alan Yeşilyurt Belediye Başkanı İlhan Geçit, Yeşilyurt ve Malatya’yı en kısa zamanda ayağa kaldıracaklarını söyledi. Yeşilyurt ilçesinde ihale süreci tamamlanan birçok alanda inşaat çalışmalarının başladığını belirten Başkan Geçit, Yakınca’da Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) yaptığı 7 bin konutun tamamının ise teslim edildiğini söyledi. Malatya’da şu ana kadar 17 bin 400 konutun teslim edildiğini belirten Geçit, “Bunun 7 bini ilçemizdeki İkizce bölgesinde yer alıyor” şeklinde konuştu.

Malatya’da depremin izleri siliniyor

"Mayıs ayında teslimatlar yapılacak"

Yakınca Mahallesi’nde yerinde dönüşüm sürecinin de devam ettiğini belirten Başkan Geçit, bin 80 konut 58 dükkan projesinin önümüzdeki mayıs ayında tamamlanmasının planlandığını ifade etti. Malatya’da toplam 49 rezerv alanı bulunduğunu ve bunlardan 37’sinde inşaatların başladığını ifade eden Başkan Geçit, “İkizce’de yakın dönemde 12 bine yakın konut tamamlanacak. Bunların 7 bininin anahtar teslimi yapıldı. Vatandaşlarımız taşınıyorlar ve evlerinde yaşamaya başladılar. İkizce’de toplamda 20 bin konut yapımı planlanıyor. Malatya’yı hem şehir merkezindeki yerinde dönüşüm hem çeperlerinde yapılan inşa faaliyetiyle hem de merkezlerde yapılan rezerv alan çalışmalarıyla ayağa kaldıracağız” şeklinde konuştu.

Malatya’da depremin izleri siliniyor

“31 Mart’tan sonra bir dönüşümü gerçekleşirdik”

Yine şehirdeki devam eden güçlendirme projelerine de değinen Başkan Geçit, Yeşilyurt ilçesinde güçlendirmesi onaylanan 268 projenin olduğunu söyledi. 5 projenin ise yargı süreçlerinden dolayı beklediğini belirten Geçit, “Bizde bekleyen bir dosya yok. Bize daha önce verilmiş güçlendirme ruhsatı için bekleyen herhangi bir dosya bulunmuyor. Biz 268 ruhsat verdik, bunların yüzde 60’ınında inşa süreçleri bitti, kabullerini yaptık ve vatandaşlarımız taşınmış durumda. Yerinde dönüşüm konusunda özellikle Bostanbaşı bölgesi önem kazanıyordu. Burada depremden önce bina yüksekliği serbestti ve bir takım konutlar üretilmişti. 31 Mart’tan sonra bir dönüşümü gerçekleşirdik. Beş gün içinde yapılaşmaya ait kararları alarak, yerinde dönüşümün önünü hemen açtık. Şu anda yerinde dönüşüm ile ilgili Yeşilyurt’un onayladığı 45 proje var ve bu bin bağımsız bölüme tekabül ediyor. Bekleyen 7 proje bulunuyor, o projelerde en kısa zamanda ruhsatlandırılacak” ifadelerine yer verdi.

31 Mart seçimlerinden önce verdikleri şehri 2 yılda ayağa kaldırma sözlerinin takviminin sorunsuz işlediğini ifade eden Başkan Geçit, “Sadece inşaat faaliyetlerini bitirmekle kalmayacağız. Şehri spor, sanat, kültür ve tarihi yönleriyle de ayağa kaldıracağız. Depreme ait tüm yaraları, izleri 2 yılda kaldıracağız” şeklinde konuştu.

Malatya’da depremin izleri siliniyor

“Malatya’nın sahibi var”

Zaman zaman ‘sahipsiz Malatya’ gibi ifadelerin kullanıldığına değinen Başkan Geçit, “Bunlar çok bilinçli söylenen sözler değil. Malatya’nın sahibi var. Valisi, büyükşehir belediye başkanı, ilçe belediye başkanları, milletvekilleri, siyasi parti il başkanları, STK’lar, iş adamları ve tüm Malatyalılar bu kentin sahibi. Malatya’nın sahibi var, kimsenin kuşkusu olmasın” dedi.

Yeşilyurt ilçesindeki köy konutları ile ilgili yapım süreçlerine de değinen Başkan Geçit, “İlçemizin 5 kadim bölgesi var. Bunlar Çırmıhtı, Gündüzbey, Barguzu, Kilek, Banazı. Şu an Çırmıhtı’da 25 köy konut yapımı başladı. Arsası müsait olan tüm alanlara köy konutu inşa edilecek. 500’e yakın arsa bu süreçte belirlendi ve ihale süreçleri başlatıldı. Yapılaşmaya uygun olmayan arsalar ise hak sahiplerinin olacak. Kimsenin arsasına devlet el koymaz. Arsası küçük olan hak sahipleri için de çözüm üretildi. Yakınca’da Artıçtepe diye bir bölgemiz var. Buraya yapacağımız konutları da bu arsa sahiplerine vereceğiz. Bununla ilgili de şu an çalışmalar sürdürülüyor” diye konuştu.

Seher Akbalık - Erdal Akbuğa

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Ormancılar kıyasıya yarıştı Türkiye genelinde düzenlenen ormancılık yarışmaları kapsamında, Trabzon bölge seçmeleri gerçekleştirildi. Orman Genel Müdürlüğü tarafından 2026 yılı itibarıyla ülke genelinde başlatılan ormancılık yarışmaları kapsamında, Trabzon bölge elemeleri Turup Millet Ormanı’nda gerçekleştirildi. Araklı ilçesinde düzenlenen organizasyonda Trabzon, Artvin, Erzurum, Giresun, Sinop ve Amasya’dan gelen ekipler; orman oryantiringi, genç meşcerelerde gelecek vaat eden ağaçların belirlenmesi, ölçüm ve kayıt çalışmaları, hedefe atış ile yangınlara müdahale parkurlarında performanslarını ortaya koydu. Etkinliğin, katılımcıların mesleki yetkinliklerini geliştirmesinin yanı sıra kurumlar arasındaki iş birliğini de artırması hedefleniyor. Türkiye ormancılık yarışmaları ile ilgili bilgiler veren Trabzon Orman Bölge Müdürü Emin Yılmaz, "Türkiye Ormancılık Yarışmalarında final öncesi son bölgesel yarışma ayağı yapılıyor. Trabzon’da Artvin, Erzurum, Giresun, Amasya, Sinop ve Trabzon bölgeler olarak yarışıyoruz. Bugün ikinci gün. İlk günü heyecanlı ve güzel geçti. Yarışma etaplarımıza baktığımız zaman yaptığımız işlerinde minyatürlerini burada yaptırmaya çalışıyoruz. Yangın etabımız vardı. Arazözlerle birlikle yangın söndürmeyi canlandırdık. Daha sonra ormancılarımızın yarıştığı bir etabımız vardı. Ölçüm ve saha işlerimiz vardı. Bugün ise ormanların bakımını baktığımız silvi kültür atış ve teknik bilgi gerektiren oryantirik dediğimiz ormanda yön bulma yarışması oldu. Burada amaç hem bölgeler arasında kaynaşmayı sağlamak hem de ekiplerin beraber hareket etme becerisini geliştirmek. Bir yarışma ancak şölen ve eğlence havasında yaptığımız işlerin tekrarını yapıyoruz. Herkesin daha konsantre olması amaçlanıyor. Ormancılar bu etkinliklerle yaptıklarını eksiklikleri görebiliyorlar" ifadelerini kullandı.
Malatya ’Süper gıda’ arı sütü Malatya’da mercek atında Malatya Turgut Özal Üniversitesi, İnönü Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen çok yönlü araştırma, arı sütünün kalitesini belirleyen sırları gün yüzüne çıkardı. Doğanşehir (Buğday Deresi) ve Battalgazi’de (Uluköy) eş zamanlı olarak gerçekleştirilen çalışma, hem üreticiye yol haritası çiziyor hem de "kaliteli arı sütü" peşindeki tüketiciyi uyarıyor. "Gençlik iksiri" olarak adlandırılan arı sütü, artık bilimsel bir reçeteye sahip. Malatya Turgut Özal, İnönü ve Fırat Üniversitelerinden bilim insanlarının ortaklaşa yürüttüğü kapsamlı araştırma, arı sütünün içeriğinin sadece bölgeye göre değil, arıcının verdiği ek besine göre de nasıl değiştiğini kanıtladı. Yürütücülüğünü Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nden Doç. Dr. Semiramis Karlıdağ’ın yaptığı bir bilimsel araştırma, arı sütünün biyokimyasal ve aromatik bileşimi üzerinde çevresel faktörlerin ve besleme yöntemlerinin kritik etkilerini ortaya koydu. Karlıdağ ve çalışma arkadaşları tarafından gerçekleştirilen araştırma, bölgedeki arıcılık faaliyetleri için önemli bilimsel veriler sunuyor. Araştırma kapsamında Malatya’nın iki farklı bölgesi olan Doğanşehir ve Battalgazi Uluköy’de, farklı karbonhidrat kaynaklarıyla (glikoz, sükroz ve ticari arı yemi) beslenen bal arısı kolonilerinden elde edilen arı sütleri detaylı şekilde incelendi. Yapılan analizler sonucunda, hem coğrafi konumun hem de beslenme yönteminin arı sütünün kalitesini belirleyen biyokimyasal ve uçucu bileşik profilini doğrudan etkilediği belirlendi. Araştırma kapsamında arı sütlerinde 50’den fazla uçucu organik bileşik tespit edildi ve bu bileşiklerin aroma, kalite ve potansiyel biyolojik etkiler açısından önemli rol oynadığı ortaya kondu. Bulgular, arı sütünün kimyasal profilinin üretim şartlarına bağlı olarak önemli ölçüde değişebildiğini göstererek kalite kontrol ve ürün standardizasyonu açısından önemli bir bilimsel temel sundu. Coğrafya fark oluşturuyor Ortaya çıkan en çarpıcı sonuçlardan biri, bölgedeki bitki çeşitliliğinin arı sütünün kalitesini doğrudan etkilemesi oldu. Tüm bu farklılıklar, arıların farklı beslenme yöntemlerine göre seçtikleri farklı botanik orijinlerden kaynaklandı. Doğanşehir’in zengin florası, arı sütünün en önemli kalite göstergesi olan 10-HDA (10-hidroksi-trans-2-dekenoik asit) maddesinin üretimini doğal olarak tetikliyor. Şeker tipi kaliteyi değiştiriyor En yüksek kalite Doğanşehir’de: Arı sütünün en önemli kalite göstergelerinden biri olan 10-HDA içeriği, Doğanşehir bölgesinde glikozla beslenen kolonilerde yüzde 2,77 ile en yüksek seviyeye ulaştı. Arı sütü üretiminde yaygın bir uygulama olan ek besleme, araştırmanın odak noktalarından biri idi. Bilimsel sonuçlar, sanılanın aksine her şekerin aynı etkiyi oluşturmadığını gösterdi. Glikoz ile beslenen arıların ürettiği arı sütünde, bağışıklık ve hücre yenileyici özelliğiyle bilinen 10-HDA oranının en yüksek seviyeye ulaştığı saptandı. Glikoz takviyesi, arı sütündeki koruyucu enzimlerin (invertaz ve katalaz), toplam protein, prolin ve 10-HDA miktarının da artmasını sağladı. Sükroz (çay şekeri) ile beslenen gruplarda enzim aktivitelerinin daha düşük kaldığı gözlemlendi. Bölgesel etkiler: Doğanşehir’in çevresel şartlarının 10-HDA üretimini teşvik ettiği, Uluköy’ün ise zengin polen ve nektar çeşitliliği sayesinde toplam amino asit üretimini desteklediği gözlemlendi. Antioksidan kapasitesi: Beslenme rejiminin arı sütünün fenolik bileşik profili ve antioksidan kapasitesi üzerinde önemli değişimlere yol açtığı tespit edildi. Araştırmacılar, elde edilen sonuçların arı sütü üretiminde besleme stratejilerinin optimize edilmesi, ürün kalitesinin artırılması ve coğrafi köken doğrulaması gibi alanlarda önemli katkı sağlayacağını vurguluyor. Çalışma, endüstriyel karbonhidrat kaynaklarının arı sütünün biyokimyasal yapısını nasıl şekillendirdiğini ortaya koyarken, glikoz takviyesinin arı sütü kalitesini artırmak için etkili bir üretim stratejisi olabileceğini gösteriyor. Elde edilen veriler, Türkiye’de sınırlı miktarda üretilen arı sütünün daha yüksek katma değerle üretilmesi ve uluslararası pazarda rekabet gücünün artırılması açısından önemli bir potansiyel sunuyor. Arıcılığa ve ekonomiye büyük katkı Türkiye, arıcılıkta dünya devlerinden biri olmasına rağmen arı sütü üretimi henüz istenen seviyede değil. Bu çalışma, arıcılara ürün kalitesini artırmak için bilimsel bir "besleme takvimi" sunuyor. Bilim insanları, doğru lokasyon ve doğru karbonhidrat kaynağı seçimiyle Türkiye’nin yıllık arı sütü rekoltesinin ve kalitesinin katlanabileceğini vurguluyor. Tüketiciye uyarı: Suistimallere dikkat Araştırma, arı sütünün kalitesindeki hassasiyeti de ortaya koydu. Bilim heyeti, bu değerli ürünün suistimal edilmeye açık olduğunu hatırlatarak şu uyarılarda bulundu: Analiz şart: Sadece rengine ve tadına bakarak arı sütünün kalitesi anlaşılamaz. Mutlaka laboratuvar onaylı 10-HDA oranlarına bakılmalı. Saklama şartları: Arı sütü biyokimyasal olarak çok hassastır. Araştırmada kullanılan tüm örnekler eksi 18 derecede korunmuştur; oda sıcaklığında bekletilen ürünlerde bu mucizevi bileşenler hızla kaybolur. Doğallık aldatmacası: Tamamen doğal ortamda, ek besleme yapılmadan üretilen kontrol gruplarında bazı değerlerin daha düşük çıkması, kontrollü bilimsel beslemenin "kaliteyi standardize etmek" için bir gereklilik olduğunu gösterdi. Ancak bu durum, merdiven altı şuruplarla yapılan üretimle karıştırılmamalıdır. Çalışmanın sonuçları, arı sütünün sadece bir gıda takviyesi değil, aynı zamanda apiterapide (arı ürünleriyle tedavi) kullanılacak tıbbi bir materyal olarak standartlaştırılması gerektiğini kanıtlıyor. Bölgesel farklılıkların (toprak yapısı, botanik orijin) arı sütünün "fenolik bileşiklerini" yani antioksidan gücünü ve enzim içeriklerini değiştirmesi, Malatya gibi illerin bu konuda özel bir marka haline gelebileceğinin sinyalini veriyor. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, üniversite olarak Malatya’da tarım ve hayvancılık alanında bilimsel çalışmalarla üretime katkı sağlamaya devam edeceklerini belirterek araştırmada emeği geçen akademisyenlere teşekkür etti.
Kocaeli Gölcük’te kadın el emeği satış mağazası için çalışmalar başladı Gölcük Belediyesi tarafından kadınların ekonomik hayata katılımını desteklemek ve el emeği ürünlerin satışına imkan sağlamak amacıyla hayata geçirilen "Kadın El Emeği Satış Mağazası" projesinde inşaat çalışmaları başladı. Gölcük Belediyesi, kadın istihdamını artırmaya yönelik projeleri kapsamında İpekyolu Bulvarı üzerinde yeni bir satış merkezi inşa ediyor. Kadınların kurslarda ve evlerinde ürettikleri ürünleri doğrudan tüketiciyle buluşturabileceği modern mağazanın yapımına başlandı. Eski hobi bahçelerinin bulunduğu alanda 140 metrekarelik bina olarak tasarlanan mağaza; İpekhan Kafe’nin alt kısmında, yapımı planlanan Mola Evi’nin ise karşısında yer alacak. Belediye ekiplerinin hızla başladığı çalışmaların 2 ay içerisinde tamamlanarak merkezin hizmete açılması hedefleniyor. Başta belediye bünyesindeki GÖLMEK ile KOMEK kursiyerleri olmak üzere tüm üretken kadınlara açık olacak mağaza, hem aile ekonomisine katkı sağlayacak hem de ilçenin yerel ticaretine hareketlilik getirecek. Üretimin her aşamasında yer alan kadınların yanında olmaya devam edeceklerini belirten Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, "Emeğiyle, alın teriyle ve azmiyle hayatın her alanında var olan kadınlarımız için üretmeye ve destek olmaya devam ediyoruz. Bu mağaza, kadınlarımızın el emeğine değer katacak önemli bir adım olacak. Tüm hemşehrilerimize ve özellikle emekçi kadınlarımıza şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum" dedi.
İzmir Ege’nin elektrik altyapısında yeni dönem İzmir ve Manisa’nın elektrik altyapısını yöneten Gdz Elektrik, artan talebi karşılamak ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı riskleri yönetmek için kapsamlı bir yatırım süreci başlatıyor. Şirket, 5 yıllık plan kapsamında, dağıtım altyapısını güçlendirmeyi ve dijital izleme sistemleriyle altyapı yönetimini modernize etmeyihedefliyor. Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, "İzmir ve Manisa’da, artan enerji talebini karşılamak ve sistemi iklim etkilerine karşı daha dayanıklı hale getirmek için yatırımlarımızı hızlandırıyoruz" dedi. Türkiye’nin öncü gruplarından Aydem Enerji bünyesinde faaliyet gösteren Gdz Elektrik, altyapı yatırımları ve dijitalleşme adımlarıyla operasyonlarını geliştiriyor. Şirket, dağıtım ağını uçtan uca izleyebilen ve yönetebilen entegre sistemlerle hem fiziksel hem de teknolojik altyapısını güçlendiriyor. İzmir’de basın mensuplarıyla bir araya gelen Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, sektörün dönüşümü ve şirketin yatırım planları konusunda değerlendirmelerde bulundu. Yeni dönemde stratejik odağın, müşteri memnuniyeti ile kesintisiz ve güvenli enerji arzı olduğunu belirten Bayramoğlu, altyapının güncel ihtiyaçlara göre güçlendirilmesi ve dijital sistemlerle daha etkin şekilde yönetilmesini planladıklarını ifade etti. Bayramoğlu, "Yatırımlarımızı güvenli ve kesintisiz enerji hedefiyle şekillendiriyoruz. Altyapıyı güçlendirirken,yerli ve yenilikçi teknolojileri önceliklendirip dağıtım sistemine müdahale hızını artırıyoruz" dedi. "En büyük önceliğimiz, müşterilerimizin elektriğe güvenli ve kesintisiz şekilde ulaşması. Hizmet kalitesini sürekli artırmak için yenilikçi projeleri devreye almayı sürdürüyoruz. 2026, yeni yatırım dönemimizin başlangıcı olması sebebiyle stratejik açıdan kritik önem taşıyor" diyen Bayramoğlu planlanan yatırımlara ilişkin detayları paylaştı. Ege’de elektrik altyapısına 64,2 milyar TL’lik yatırım 2025 yılında yaklaşık 18,3 TWh saat enerji dağıtımıyla Türkiye tüketiminin yüzde 8,1’ini karşılayan Gdz Elektrik, İzmir ve Manisa’da artan enerji talebini karşılamak ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı risklere karşı alt yapıyı güçlendirmek için 2026-2030 döneminde kapsamlı bir yatırım programı yürütecek. Şirket, 5 yılda toplam 64,2milyar TL yatırım planlıyor. Gdz Elektrik bölgede yaklaşık 124 bin kilometre hat ağı ve 38 bin adet trafo üzerinden 6 milyon nüfusa hizmet sağlıyor. Planlanan yatırımların hedefi, altyapının dayanıklılığını artırmak, hizmet sürekliliğini güvence altına almak ve artan enerji talebini karşılamak. Çalışmalarla, şebeke dayanıklılığının artırılması, aşırı hava şartlarında kesintilerin engellenmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonunun güçlendirilmesi sağlanacak. Program kapsamında ekonomik ömrünü tamamlayan şehir içi hava hatlarının yer altına alınması, yeni trafo merkezlerinin devreye alınması, güçlendirilmesi ve kapasite artışının sağlanması öne çıkıyor. Bu sayede hizmetin kaliteli ve kesintisiz karşılanması hedefleniyor. Kesintilerle mücadelede kalıcı dönüşüm planı Şirketin dönüşüm sürecinde öncelikli başlıklarından biri kesintilerin önlenmesi. Yürütülen yenileme ve dijital izleme çalışmalarıyla, yaşanabilecek arızalara müdahaleler hızlanırken, muhtemel arızaları önceden tespit eden bir yapıya dönüşüm de sağlanacak. Mevcut SCADA ve IoTuygulamaları geliştirilirken yapay zeka destekli yaklaşımlarla şebekeyi gerçek zamanlı olarak izleyen Gdz Elektrik, muhtemel arıza risklerini önceden belirlemeyi hedefliyor. Şebeke modernizasyonu ve dijital izleme sistemlerinin devreye alınmasıyla, bu hedefin kalıcı bir iyileşmeye dönüştürülmesi planlanıyor. Bu anlayışla, dağıtım sisteminin modernizasyonuna odaklandıklarını belirten Bayramoğlu, "Artık önemli olan sahayı sadece izlemek değil sahada olacakları öngörmek. Bölgedeki 863 trafo merkezi 5 bin 147 hattı izliyor, gerçek zamanlı veri takibi yapıyoruz" diye konuştu. Sayaçlar otomatik sistemlerle okunuyor Bayramoğlu, 2026 itibarıyla bölgedeki tüm kullanım noktalarında elektronik sayaç dönüşümünün tamamlandığını, 100 bin noktada ise tüketimin otomatik okuma sistemleri ile uzaktan izlenebildiğini söyledi. Sistemle birlikte bazı operasyonların uzaktan yürütülebildiğini ve saha ekiplerinin yükünün azaldığını ifade etti. GSM şebekesi dışında kalan kimi kırsal bölgelerde ise uydu üzerinden sayaç okuma sisteminin bir pilot uygulama ile devreye alındığını ve sistemin yaygınlaştırılması için yatırımların devam ettiğini belirten Bayramoğlu, uygulamanın Aydem Enerji dağıtım şirketleri bünyesinde Türkiye’de ilk olduğunu vurguladı. Bayramoğlu, "Milli Akıllı Sayaç Sistemi (MASS) entegrasyonuyla 2026 yılı içinde yaklaşık 400 bin tüketim noktası ilavesi ile otomatik sayaç okuma sistemlerinin yaygınlaştırılması çalışmaları devam edecek. Böylece 2030 yılı sonuna kadar yaklaşık 2 milyon tüketim noktası uzaktan izlenebilir hale gelecek. Bu da kullanım noktalarının yüzde 50‘den fazlasının sisteme dahil olması anlamına geliyor" dedi.
Balıkesir Edremit’te eğitimde güvenlik zirvesi Balıkesir’in Edremit Kaymakamı Ahmet Odabaş başkanlığında toplanan ilçe protokolü, okullardaki güvenlik önlemlerini masaya yatırdı. Toplantıda, öğrencilerin huzuru için emniyet, jandarma ve milli eğitim unsurlarının tam koordinasyon içinde çalışması kararlaştırıldı. Balıkesir’in Edremit ilçesinde, 2026 yılı eğitim-öğretim döneminin huzur ve güven ortamında sürdürülebilmesi amacıyla "Okullarda Güvenlik Tedbirleri" toplantısı düzenlendi. Edremit Anadolu Lisesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede, okul içleri ve çevrelerinde alınacak ek önlemler karara bağlandı. İlçe Kaymakamı Ahmet Odabaş başkanlığında düzenlenen toplantıya; İlçe Emniyet Müdürü Burak Lehimer, İlçe Jandarma Komutanı Yarbay Serkan Özdemir, İlçe Millî Eğitim Müdürü Ramazan Esmen ile ilçede faaliyet gösteren resmi ve özel tüm okul ve kurum yöneticileri katıldı. Toplantıda, mevcut güvenlik tedbirleri titizlikle değerlendirilirken, öğrencilerin okul yolunda ve okul bahçesinde karşılaşabileceği risklerin minimize edilmesi hedeflendi. Özellikle okul çevrelerindeki şüpheli şahıslar, trafik güvenliği ve madde bağımlılığı ile mücadele konularında emniyet ve jandarma birimlerinin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verildi. Kaymakam Odabaş, eğitim ortamlarında güvenliğin sadece kolluk kuvvetleriyle değil, okul idarecileri ve velilerin de dahil olduğu bir iş birliğiyle en üst seviyeye çıkarılacağını vurguladı. Öğrencilerin sadece akademik başarıya değil, kendilerini güvende hissettikleri bir ortamda eğitime odaklanmalarının önemine değinilen toplantıda, koordinasyonun sürekliliği noktasında görüş birliğine varıldı. Okul yöneticilerine, çevrelerindeki olumsuz durumlara karşı anında bildirim yapmaları ve teknolojik imkanların (kamera sistemleri vb.) etkin kullanılması talimatı verildi. Toplantı, okul müdürlerinin görüş ve önerilerinin dinlenmesinin ardından, daha güvenli bir Edremit için kararlılık mesajıyla sona erdi.
Kahramanmaraş Mahalle muhtarı okul saldırısını anlattı: "Öğretmen çocukların üzerine kapanmıştı" Kahramanmaraş’ta 10 kişinin hayatını kaybettiği okul saldırısında olay yerine ilk gidenler arasında bulunan mahalle muhtarı o anları anlattı. Muhtar Ökkeş Özen, "Çocuklar pencereden atlarken ‘Atlamayın’ dedik. Çocuklar da ‘Geliyor’ diyerek penceren atlıyorlardı. Kötü bir andı" dedi. Dün merkez Onikişubat ilçesine bağlı Haydarbey Mahallesi’ndeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan silahlı saldırıda 10 kişi hayatını kaybetmişti. Saldırıda olay yerine ilk gidenler arasında yer alan Mahalle Muhtarı Ökkeş Özen, yaşananları anlattı. Silah sesleri üzerine okula gittiğini söyleyen Özen, "Ben muhtarlıktaydım. Silah seslerine koşarak geldik. O anda olanlar olmuş, çocuklarımız yaralanmış" dedi. "Vefat eden öğretmen çocukların üzerine kapanmıştı" Hayatını kaybeden öğretmenin çocukları korumak için üzerine kapandığını söyleyen Özen, "Dikkatimi çeken bir şey oldu. Vefat eden öğretmen çocukların üzerine kapanmıştı. Bir bayan öğretmendi. Ortalık kötüydü, ne diyeceğimi de bilmiyorum. Allah bir daha yaşatmasın. Ben buraya geldiğimde aileler daha gelmemişti. Öğretmenler vardı. Birkaç tane de polis gelmişti" dedi. Çocukların pencereden atladığını anlatan Özen, "Çocuklar pencereden atlarken ‘Atlamayın’ dedik. Atlayanın da ayağı kırıldı. Çocuklar da ‘Geliyor’ diyerek pencereden atlıyorlardı. Kötü bir andı. Allah bir daha milletimize, devletimize, mahallemize yaşatmasın" diye konuştu.