EKONOMİ - 13 Nisan 2026 Pazartesi 09:20

Malatya’da kayısı ihracatı Mart ayında 20 milyon doları aştı

A
A
A
Malatya’da kayısı ihracatı Mart ayında 20 milyon doları aştı

Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan, Mart ayı ve 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin ihracat rakamlarını açıkladı. Mart ayında 2 bin 400 tonun üzerinde kuru kayısı ihracatı gerçekleştirildiğini belirten Özcan, 20 milyon doların üzerinde gelir elde edildiğini söyledi.


Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan, geride kalan aylarda ortalama 2 bin 500 ton seviyelerinde ihracat yapıldığını, Mart ayında da bu seviyeye yakın bir performans sergilendiğini kaydetti. 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özcan, Ocak, Şubat ve Mart aylarını kapsayan dönemde toplam 7 bin tonun üzerinde ihracat gerçekleştirildiğini belirterek bu süreçte yaklaşık 66 milyon dolar gelir sağlandığını belirtti.


2025 yılında yaşanan zirai donun üretimi ciddi şekilde etkilediğini ifade eden Özcan, bu nedenle ihracatın büyük ölçüde 2024 yılından kalan ürünler üzerinden sürdürüldüğünü ifade etti. Özcan, çiftçilerin, tüccarların ve ihracatçıların depolarında bulunan ürünlerin periyodik olarak değerlendirilerek ihracatın devam ettirildiğini aktardı. Kayısı sezonunun 1 Ağustos 2025 ile 31 Temmuz 2026 tarihlerini kapsadığını hatırlatan Özcan, bu sezonun başlangıcından itibaren geçen yaklaşık 8 aylık süreçte toplam 22 bin 414 ton kuru kayısı ihracatı gerçekleştirildiğini söyledi. Özcan, söz konusu ihracat karşılığında 197 milyon 999 bin dolar gelir elde edildiğini belirtti.


İhracat miktarının sınırlı olmasına rağmen birim fiyatların yüksek seyretmesinin geliri artırdığını kaydeden Özcan, "Daha az miktarda ürünle daha yüksek gelir elde etme noktasında önemli bir süreçten geçiyoruz. Bu durumu fırsata çevirmek adına yoğun bir gayret içerisindeyiz" dedi.


Önlerinde yaklaşık 4 aylık bir sürenin bulunduğunu belirten Özcan, bu süreçte de ihracatın periyodik şekilde devam edeceğini, oluşacak tabloyu ise önümüzdeki aylarda net olarak göreceklerini söyledi.



Malatya’da kayısı ihracatı Mart ayında 20 milyon doları aştı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Çocuklukta hayal ettiği araca 52 yaşında kavuştu Eskişehir’de çocukluğundan bu yana hayalini kurduğu 50 yıllık otomobilin sahibi olmanın mutluluğunu yaşayan Sami Şenlik, klasik aracına gelen teklifleri ise düşünmeden reddediyor. Eskişehir’de yaşayan ve sanayide yedek parça ustası olan 52 yaşındaki esnaf Sami Şenlik, çocukluğundan bu yana hayalini kurduğu 1976 model aracı 6 yıl önce satın aldı. Aracı tamir eden ve eksiklerini gideren Şenlik, hayalini kurduğu ve neredeyse kendi ile yaşıt otomobiline çocuğu gibi bakıyor. Bakımlarını aksatamayan ve kapalı bir garajda muhafaza edilen araç yollara çıktığında ise dikkat çekiyor. Yolda seyir halindeyken diğer sürücülerin kendini durdurup otomobil ile fotoğraf çekindiğinden bahseden Sami Şenlik, aracının egzoz sesini dinlemek için kendini takip edenlerin olduğunu söyledi. Klasik aracını sık sık temizleyen esnaf gelen teklifleri rakamı duymadan reddediyor. Sami Şenlik’in hayali ise aracını çocuklarına miras bırakmak. "Bu araba bana hayat sunuyor" Aracını anlatan 52 yaşında Sami Şenlik, "Sanayiye 13 yaşımda çırak olarak başladım. Hep bu arabaların hayalini kuruyordum, şimdi bu hayalimi gerçekleştirmeye çalışıyorum. Aldığımda eski, hurda bir araçtı, onu kendim bu hâle getirdim. Döşemesi, kaportası, boyası, gördüğünüz her şeyi ben yaptım. Onu alalı 6-7 sene oldu. Ne kadar harcadığımın hesabını bile yapmıyorum, kendi imkânlarımla yapmaya çalıştım. Bu araç 1976 model, yani 50 yaşında, yarım asırlık bir araba. Bu araba bana hayat sunuyor ve beni çok eskilere götürüyor. Sağlık kurulunda çalışan bir abimiz var, arada bir dükkâna gelir, bunun sesini dinler ve gider. Ben pazar günleri arabayı alırım, en az iki saatimi ayırarak keyifle ilgilenirim. Silerim, süpürürüm, temizlerim eğer üzerinde çizikler varsa onlara rötuş yapmaya çalışırım. Ben aldığımda araba bu renkteydi, zaten bu modellerin bu mavi rengi meşhurdur" dedi. "’Satıyor musun’ diye soran çok oluyor ama öyle bir niyetim yok" Trafikte aldığı tepkilerden bahseden Şenlik şöyle devam etti: "Trafikte çok güzel tepkiler alıyorum. Durdurup ’Abi fotoğraf çekinelim’ diyenler oluyor, peşinde koşan ihtiyarlar da çok. Yolda giderken peşime takılıp sadece sesini dinleyen de çok oluyor. ’Satıyor musun’ diye soran çok oluyor, ama öyle bir niyetim kesinlikle yok, ben her şeyi bu arabayı kullanmak için yapıyorum. Çok isteyen oluyor ama kimseden fiyat bile almadım. Hedefim inşallah bu arabayı 12 yaşındaki çocuğuma bırakmak. Bende başka klasik arabalar da var, araçları kendim topluyorum. Yeni araçlar lüks ama bunlar eski araçlar ve tamamen benim kontrolümde. Mesela arıza yapsa her şeyini yapabilirim, yürütebilirim. Yolda kalsa her müdahalesini yapabilirim ama yeni aracı yapamam. En önemlisi, bu aracın bir ruhu ve tarihi var. 70-80 yaşlarındaki insanlar bazen sadece gelip bakıp gidiyorlar."
Düzce Erken teşhisle kansere karşı güçlü adım Düzce Belediyesi bünyesinde BELMEK kursiyerlerine yönelik düzenlenen eğitimde, kanserin risk faktörleri, erken teşhisin önemi ve tarama programları anlatılarak kadınlarda farkındalık artırıldı; etkinlik sonunda talep eden kursiyerlere ücretsiz tarama hizmeti de sunuldu. Düzce Belediyesi, toplum sağlığını korumaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda BELMEK kurslarında eğitim alan kursiyerlere yönelik kanser hastalığı ve risk faktörleri hakkında farkındalık eğitimi düzenlendi. Sağlık Müdürlüğünün Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren KETEM biriminde görevli ekipler tarafından gerçekleştirilen eğitimde, özellikle kadınların kanser hastalığı konusunda bilinçlendirilmesi hedeflendi. Eğitimde; kanserin risk faktörleri, erken belirtileri, tanı ve tedavi yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Ayrıca sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesinin önemi vurgulandı. Aziziye Mahallesi BELMEK Kurs Merkezinde düzenlenen etkinlikte, erken teşhisin hayat kurtarıcı rolüne dikkat çekilerek kanserden korunma yolları ve ulusal tarama programları hakkında detaylı bilgilendirme yapıldı. Eğitim sonunda kursiyerlere bilgilendirici broşürler dağıtıldı. Programın ardından talep eden kursiyerlere kanser taramaları da gerçekleştirilerek uygulamalı destek sunuldu. Yetkililer, bu tür eğitimlerin toplum genelinde farkındalığın artırılması ve erken teşhis oranlarının yükseltilmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Ordu Doğadan topluyor, türkülerle örüyor: 45 yıllık usta dikenli sarmaşıktan balık sepeti örüyor Ordu’nun Altınordu ilçesinde yaşayan 62 yaşındaki Turgut Özcan, 45 yıldan bu yana doğadan topladığı dikenli sarmaşıklarla, söylediği türküler eşliğinde balık sepeti örerek geçimini sağlıyor. Altınordu ilçesine bağlı Kayabaşı Mahallesi’nde yaşayan Turgut Özcan, tam 45 yıldır doğadan topladığı dikenli sarmaşıkları kullanarak, geleneksel yöntemlerle balık sepeti örüyor. Bu zanaatı çocuk yaşta yaşlı bir komşusundan öğrenen Özcan, her gün el emeği ile işlediği dikenli sarmaşıklarla bir sepet örüyor. Sepetleri örerken türkü söylüyor Aynı zamanda türkü söylemeyi de çok seven Özcan, sepet örerken bir yandan da türküler seslendiriyor. İnsanların merak üzerine satın aldığı balık sepetlerine talebin güzel olduğunu ifade eden Özcan, doğada artık eskisi kadar sarmaşık bulamadığına dikkat çekti. 45 yıldır doğadan topladığını el işçiliği ile buluşturuyor Çocuk yaşlarında başladığı mesleğini 45 seneden bu yana devam ettirdiğini kaydeden Özcan, "Dağlardan dikenleri kesip getiriyorum ve balık kapanları yapıyorum. Bu işi yapan da kalmadı. Dikenim olursa günde 2 tane yapabiliyorum. Diken bulması mesele, artık eskisi kadar bulunmuyor. Araba tutup köylere gidiyorum, oradan dikenleri kesip gelip evimin önünde balık kafesleri yapıyorum. Dikenleri kestikten sonra hemen yapılmıyor, 15-20 gün kadar kuruma süresi gerekiyor" dedi. "Sepet ören komşumu izleyerek öğrendim" Çocukluk yıllarında balık sepeti ören bir komşusunu izleyerek bu zanaatı öğrendiğini belirten Özcan, "Bununla derede, denizde, yaylada balık tutuluyor, her yere atılır. Bunun içerisine ekmek ve taş konuluyor, sapına ip bağlanıyor ve suya atılıyor. Sonrasında sabah gidip balıklar alınıyor" diye konuştu. "Sepetler uzun ömürlü" Sepetlerin 6-7 sene kadar çürümeden kullanıldığını ifade eden Özcan, "Kullanılmadığı sürece 30 yıl dahi çürümeden duruyor, uzun ömürlü. Bu, bölgede ‘melocan’ olarak da bilinen bitkinin dikeni. Bu işi benim haricimde yapan bir kişi daha vardı, o da rahatsızlandı, başka yapan da yok" ifadelerine yer verdi. "Yaz aylarında talep artıyor" Yazın sepetlere talebin arttığını ve fiyatının bin 500 ile 2 bin lira arasında olduğunu söyleyen Turgut Özcan, "Mevsimi gelince isteseler de bulamayabiliyorlar. 100 tane kadar yapmıştım, şimdi 5 tane kaldı, hepsi satıldı. Tokat, Giresun ve Ankara’dan dahi geliyorlar. Bununla balık yakalaması keyifli oluyor" şeklinde konuştu. Sepetlerin kullanımı nesiller öncesine dayanıyor Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde uzun yıllar boyunca kullanılan sepetler, ekmek parçaları ve içlerine konan taşlarla akşamdan suyun bir noktasına bırakılıyor. Sepetler sabah sudan çıkarıldığında ise balıkların içerisinde yakalandığı görülüyor. Sepet ile balık avcılığının bölgede uzun yıllardır kullanıldığı biliniyor.
Manisa Kalple ilgili en büyük tehdit önlenebilir riskler Manisa’nın Alaşehir ilçesinde 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası kapsamında bilgilendirme yapan uzmanlar, kalp ve damar hastalıklarının hem dünyada hem de Türkiye’de en yaygın ölüm nedenleri arasında yer aldığına dikkat çekerek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hayati önem taşıdığını vurguladı. Alaşehir Devlet Hastanesi tarafından yapılan açıklamada, bilgilendirme çalışmalarının hastanenin internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden sürdürüldüğü belirtildi. "Risklerin büyük bölümü önlenebilir" Alaşehir Devlet Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Ezgi Us, kalp ve damar hastalıklarının büyük ölçüde önlenebilir risk faktörleriyle bağlantılı olduğunu ifade etti. Us, sağlıklı bir yaşam tarzının benimsenmesiyle bu hastalıkların önemli ölçüde engellenebileceğini söyledi. Sağlıklı yaşam vurgusu Kalp sağlığını korumak için dengeli beslenme, düzenli egzersiz, sigaradan uzak durma ve ideal kilonun korunmasının büyük önem taşıdığını belirten Us, tansiyon ve kolesterol değerlerinin de kontrol altında tutulması gerektiğini kaydetti. Düzenli sağlık kontrollerinin erken teşhis açısından kritik rol oynadığını ifade eden Us, bu sayede risk faktörlerinin erken dönemde belirlenerek gerekli önlemlerin alınabileceğini dile getirdi. "Kalbimize iyi bakmak, hayatımıza iyi bakmaktır" Açıklamasında topluma çağrıda bulunan Us, "Unutmayalım; kalbimize iyi bakmak, hayatımıza iyi bakmaktır. Bu vesileyle tüm vatandaşlarımıza sağlıklı ve kalp dostu bir yaşam diliyorum" ifadelerini kullandı.