EKONOMİ - 16 Temmuz 2025 Çarşamba 11:03

Hem hastalıklardan kurtuldular hem verimi artırdılar

A
A
A
Hem hastalıklardan kurtuldular hem verimi artırdılar

Çiftçilerin en büyük giderleri arasında yer alan gübre ve ilaçlar artık üreticileri zorlamayacak. Manisalı çiftçiler ürünlerdeki hastalıklara karşı kimyasal ilaçlar yerine kullanmaya başladıkları Davut Suyu ürünü ve yerli Karia Bor Gübre ile hem hastalıkları unuttu hem de ürünlerindeki verim katlanarak arttı.


Manisa’da çiftçiler, hastalıklara karşı kullandıkları yerli gübre ve kimyasal içermeyen "Davut Suyu" sayesinde hem ürünlerinde verimi artırdı hem de ilaç maliyetlerinden kurtularak sağlıklı tarımın kapısını araladı. Manisalı üreticiler ürünlerinde kullandıkları yerli malı gübre ve içinde kimyasal bulunmayan Davut Suyu ile hem hastalıklardan korunduklarını hem de verimin arttığını söyledi. Sebze ve meyvede en büyük sorunların başında gelen hastalıklar ve hastalıklarla mücadelede kullanılan kimyasal ilaçlar tamamen yerli ürünlerle tarihe karışacak. Kimyasal ilaçların geride bıraktığı pestisit kalıntılarının da görülmediği ürünler tüketiciler tarafından da güvenle tüketilebilecek.



"Hastalıklardan kurtuldum verim arttı"


Yaklaşık 3 yıl önce tanıştığı ürünler sayesinde hem hastalıkları artık unuttuklarını ve verimin çok fazla arttığını kaydeden Manisa’nın Saruhanlı ilçesine bağlı Koldere Mahallesinde faaliyet gösteren Çavuşlar Zeytincilik işletmecisi ve üretici Ahmet Çavuşlar, "3 yıldır kullanıyorum. İlk 2 yıl denemesini yaptım. Bu yıl 3. yıl olduğu için tamamen domateste, üzümde, biberde, tamamen Davut Suyu ve Karia bor kullanarak bu sebzeleri, meyveleri meydana getirdik. Öncelikle mantarı hastalıklar, domatesle tuta, kırmızı örümcek, Unlu bit, bu tür hastalıklarda faydasını kullandım ve gördüm. Gübreden bahsetmek istersek de Karia Bor gübresini kullanarak ürünlerimizde kalite beslemede herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Kaliteli bir ürün çıkardık. Çevrede duyduğum kadarıyla domates üretiminde rekoltede çok düşük bahsediliyor. Rekoltenin düşük olduğu bahsediliyor. Şu an ben bu arazimde 10 ton üzeri domates bekliyorum. Rekolte artışında destekleyici bir ürün olduğunu bahsediyorum, iddia ediyorum hatta. Gayet kaliteli bir ürün tüm çiftçilerimizin kullanmasını tavsiye ederim" dedi.



"Ne üretici ne tüketici zehirlenmiyor"


Yaklaşık 6 yıl önce 2 senelik bir çalışmanın sonucu elde ettiği ürüne Davut Suyu adını verdiğini ve bunun bir ilaçtan çok ürün olarak nitelendirdiklerini kaydeden Davut Suyu üreticisi Davut Eriş, "Normalde domates tarlasında, bağda veya sebzelerde o ürünü koruyabilmek için, yetiştirebilmek için birçok pestisit dediğimiz zehir ve kimyasallar kullanmak gerekiyor. Ancak bunu kullandığımızda sıfır pestisit artı birçok bitkiyi koruması zor olan unlu bit gibi, kırmızı örümcek gibi, tuta gibi bilhassa domatesçiler bu tuta’dan çok şikayetçidir. Allah’a şükür şu ana kadar kullanılan hiçbir yerde tuta denilen kurt olmadı. Meyvelere zarar veremedi. Kırmızı örümcek olmuyor. Akar grupları olmuyor. Artı bakteriyel hastalıkları olmuyor. Artı yine domatesli üniversitede denemesi yapılmıştı. Kökte yüzde 333 bir artış artı canlılık indeksinin yüzde 136 arttırdığı görülmüştü. Yani damlamadan ve üstten kullandığımızda sağlıklı kökle birlikte sağlıklı bitki oluyor. Dolayısıyla zararlılar veya mantari gibi hastalıklar veya bakteriyel hastalıklar kolay kolay yanaşamıyor. Yani yüzde 95 oranında başarılı. Ahmet Bey de yıllardan beri kullanıyor. Hatta ilk yıl kullandığında geniş arazileri vardır. Maliyeti azaltmak ve denemek maksadıyla ilk etapta iki defa kimyasal, bir defa Davut suyu kullanmıştı. İkinci yıl bir defa kimyasal, bir defa Davut suyu kullandı. Maliyet olağanüstü derecede düşüyor zaten. Ondan sonra dedi ki ‘Davut hocam bundan sonra sadece Davut suyu kullanacağım. Bana işte şu kadar mal getir.’ ‘Ne oldu?’ dedim. ‘Ya unlu bit olan yerde unlu bit yok. Kırmızı örümcek olan yerde kırmızı örümcek yok. Kurt olan yerde salkım güvesi olan yerde salkım güvesi yok. Biberlerim, domateslerim gayet güzel. Çok çok memnun kaldım.’ dedi. Normal ilaçlama maliyetleriyle baktığımızda bilhassa büyük çiftçilerde çok büyük maliyetler oluşuyor. Ama Davut suyu kullanıldığında mecbur kalmadıktan sonra zaten herhangi bir şekilde zehir veya kimyasal kullanılmasına gerek kalmıyor. Dolayısıyla ilaçlama yaparken çiftçilerimiz kendilerini zehirlemiyor. Ürettikleri ürünle başkalarını zehirlemiyor. Hem maliyet açısından hem de sonuç itibarıyla mükemmel sonuçlara ulaşıyoruz" şeklinde konuştu.



"Bitki tamamen çalışır hale geliyor"


Aydın’ın Nazilli ilçesinde faaliyet gösteren ve kendi geliştirdikleri gübrelerle üreticiye katkı sağlayan Karia Gübre sahibi İsmail Güler, "Borlu ürünümüzü 2-3 yıl araştırma enstitülerinde deneyerek bir ARGE çalışması yaparak yıldan yıla geliştirdik. İçerisinde komple bir kombi haline getirdik. Bitkinin kökünden dal budak, çiçek tutumu, dökülmesini engelleme, işte meyve iriliği gibi etkilerini artıracak mineraller kullanıyoruz. Ayrıca biliyorsunuz hava sıcak gidiyor. Su sıkıntıları yaşanıyor. Bunların da bir nebze önüne geçebilmek için ürünümüzün içerisinde stres hormonları da var. Bu sayede bitki sadece bir yerine değil tamamen çalışmış hale geliyor. Bu Türkiye genelinde zaten her yerde bayilerimiz var. Çiftçilerimiz bize kolayca ulaşabiliyor. Çiftçilerden gelen sonuçlar da çok güzel" ifadelerini kullandı.



"Rekolte yüzde 30-40 arasında arttı"


Kullandıkları ürünlerin faydalarını hemen görmeye başladıklarını kaydeden Ziraat Mühendisi Mehmet Çavuşlar, "Ürünlerimiz kesinlikle bayağı bir gelişti. Öncelikle Davut suyu, kullanarak halkalı leke, kara leke gibi önemli hastalıkları büyük ölçüde azalttık. Karia gübre ve onun çeşitleri sayesinde de zeytin tutumu, zeytin şişirme, sürgünler, yaprak parlaklığı olarak her türlü çok büyük fayda gördük. Sonucunu gördük. Rekolteyi neredeyse yüzde 30 yüzde 40 kadar arttırdık bölgemizde. Bu da çok güzel bir rakam. Hem maliyetimizi azalttık hem de ürünümüzün kalitesini fazlalaştırdık. Yani bu neredeyse aranan ve bulunamayan bir şey" dedi.



Hem hastalıklardan kurtuldular hem verimi artırdılar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir EGİAD’da, 2060 makro görünüm masaya yatırıldı Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasının değişen ekonomik koşullara uyum kapasitesini güçlendirmek ve stratejik karar alma süreçlerine katkı sağlamak amacıyla düzenlediği etkinlikler kapsamında "2026 Makro Görünümü: Kur, Enflasyon ve Piyasa Beklentileri" başlıklı panel düzenledi. EGİAD merkezinde yoğun katılımla gerçekleşen panele konuşmacı olarak İnfo Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Mert Yılmaz ve İnfo Yatırım Stratejisti Çağlar Toros katıldı. Etkinlikte, küresel ve ulusal ekonomik gelişmeler, para politikaları, enflasyon ve kur dinamikleri ile piyasa beklentileri kapsamlı bir perspektifle ele alındı. Panelde ayrıca iş dünyasının önümüzdeki dönemde karşılaşabileceği riskler ve fırsatlar değerlendirilerek, şirketlerin finansal yönetim ve yatırım stratejilerine yön verecek önemli öngörüleri paylaşıldı. Belirsizlikleri yönetebilen şirketler geleceği şekillendirecek Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, küresel ölçekte artan ekonomik ve jeopolitik risklerin iş dünyasının karar alma süreçlerini doğrudan etkilediğine dikkat çekerek, öngörü kabiliyetinin rekabet avantajının temel unsuru haline geldiğini vurguladı. Özhelvacı; "Ekonomideki dalgalanmaların, yüksek faiz ortamının ve sıkı para politikalarının şirket bilançolarımızı doğrudan etkilediği zorlu bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte iş dünyası olarak değişen ekonomik düzeni yalnızca izlemek değil; doğru okumak, analiz etmek ve stratejik refleksler geliştirmek zorundayız." dedi. Veriye dayalı karar alma kültürü artık bir tercih değil, zorunluluk Özhelvacı, özellikle KOBİ’lerin finansman yönetimi ve nakit akışı planlaması konularında daha disiplinli ve veri odaklı bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini belirterek, iş dünyasının yeni dönemde stratejik çeviklik kazanmasının önemine dikkat çekti. Özhelvacı konuşmasında şunları kaydetti: "Kur, enflasyon ve faiz dinamiklerinin birbirini tetiklediği bir ekonomik ortamda; doğru veri, doğru analiz ve doğru zamanlama şirketlerimizin sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşımaktadır. Bugünün rekabet ortamında bilgiye dayalı karar alma kültürü artık bir tercih değil, zorunluluktur." Jeopolitik gelişmeler ekonominin her katmanını etkiliyor Konuşmasında küresel ölçekte devam eden jeopolitik gerilimlere de değinen Özhelvacı, özellikle Ortadoğu’da yaşanan çatışmaların enerji maliyetlerinden tedarik zincirlerine kadar geniş bir etki alanı yarattığını belirterek, "Küresel ölçekte artan jeopolitik riskler; enerji maliyetlerinden finansal sistemlere, üretim süreçlerinden ihracat stratejilerine kadar ekonominin tüm katmanlarını etkiliyor. Bu nedenle makroekonomik gelişmeleri doğru okuyabilmek ve riskleri erken aşamada yönetebilmek her zamankinden daha kritik hale gelmiştir." diye konuştu. Stratejik içgörüler iş dünyasıyla paylaşıldı Panel kapsamında; 2026 yılına ilişkin makroekonomik görünüm, enflasyon beklentileri, döviz kuru projeksiyonları ve para politikalarının piyasalara etkileri detaylı biçimde ele alındı. Katılımcılar, şirketlerin finansal sürdürülebilirliği ve rekabet gücü açısından kritik öneme sahip başlıklarda kapsamlı bilgi edinme fırsatı buldu. Panel soru-cevap bölümüyle interaktif bir şekilde tamamlanırken, katılımcılar tarafından stratejik karar alma süreçlerine katkı sağlayan önemli bir buluşma olarak değerlendirildi.