ÇEVRE - 23 Ocak 2025 Perşembe 08:46

Kırmızı Yol yerine Yeşil Yol

A
A
A
Kırmızı Yol yerine Yeşil Yol

Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin internet sitesinde yapılan anket sonucu, katılımcıların yüzde 86’sının kaldırılması yönündeki oyuyla Kırmızı Yol uygulaması sona erdi. Kırmızı Yol’un, yeşil renge boyanarak araç trafiğine açılmasına karar verildi. Kararla birlikte, Yeşil Yol, 27 Ocak Pazartesi gününden itibaren, toplu ulaşım araçları ve özel araçlar birlikte kullanabilecek.


Manisa Büyükşehir Belediyesi, kenti katılımcı yönetim anlayışı ile yönetmeye devam ediyor. Her yapılacak uygulamada halkın fikrini almaya özen gösteren Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, Kırmızı Yol uygulamasının geleceğine de vatandaşların karar vermesi için anket çalışması başlatmıştı. Yapılan anket sonucunda vatandaşların yüzde 86’sı uygulamanın sona ermesi yönünde oy kullanmış ve uygulama sona ermişti.



UKOME, Kırmızı Yol Uygulamasını sona erdirdi


Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin anketinin sonuçlanmasıyla birlikte UKOME (Ulaşım Koordinasyon Merkezi) yaptığı genel kurul sonrasında alınan kararla Kırmızı Yol uygulaması sonlandırıldı. Kırmızı Yol, 2019 yılı Ocak ayında faaliyete geçmiş ve 5 yıl boyunca sadece toplu taşıma araçları tarafından kullanılmıştı. Uygulamanın sona ermesiyle birlikte Kırmızı Yol olarak bilinen tercihli yol, yeşil renge boyanarak 27 Ocak Pazartesi gününden itibaren araç trafiğine açılacak.


Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, uygulamanın sona ermesiyle birlikte çalışmalara başlanıldığını belirterek, “Benimsediğimiz katılımcı yönetim anlayışı ile kararı vatandaşlarımıza sorduk. Onlar da kararını verdi. Kullanılan oylarda yüzde 86’lık bölüm, uygulamanın kaldırılmasından yana oldu. Vatandaşlarımızın verdiği karara saygı duyuyoruz. UKOME’de yapılan genel kurulda, uygulamanın kaldırılması yönünde karar alındı. Bu yöndeki çalışmalarımız da başlamış oldu. Kırmızı Yol olarak bilinen ve sadece toplu ulaşım araçlarının kullandığı yol, yeşil renge boyanarak 27 Ocak gününden itibaren araç trafiğine açılıyor” dedi.


Yeni uygulama ile İbrahim Gökçen Bulvarı, İzmir Caddesi ve 8 Eylül Caddesi üzerinde, servis araçları ve yük taşıması yapan araçlar hariç olmak üzere çift yönlü olarak toplu taşıma araçlarına ve sivil araç trafiğine açılacak. 8 Eylül Caddesi, Ulupark, İbrahim Gökçen Bulvarı, İzmir Caddesi ve Moris Şinasi Kavşağı arasında toplu taşıma araçları ve sivil araçlar için tek şerit geliş olarak düzenlendi. Yol üzerine trafiğin akış yönünü gösteren oklar çizilerek yönler de belirtilecek. Vatandaşlar, trafikte okların belirttiği yöne uygun olarak hareket ederek trafikte seyredecek. Toplu taşıma araçları da bu yolu kullanmaya devam edecek.


Ayrıca, 3 bin 700 metrelik güzergah üzerindeki durak sayısı 13’ten 10’a düşürülerek ulaşımın hızlandırılması da amaçlandı. Toplu taşıma araçlarının trafiği tıkamaması için özel cepler yapıldı. Bu sayede araçlar, yolcu indirme-bindirme işlemlerini ceplere yanaşarak gerçekleştirecek.


Manisa Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanı Hüseyin Üstün de yolun araç trafiğine açılması için boyama işlemlerinin tamamlandığını söyledi. Yoldaki trafik akışının sağlıklı ve hızlı bir şekilde olması için de Manisa İl Emniyet Müdürlüğü ile ortak çalışma yaparak çift sıra park ve parklanmalarınn engellenmesi için önlemler alınacak. Araç sürücülerini de uyaran Başkan Üstün, Kent Güvenlik Sistemi (KGS) üzerinden yapılan denetimlerle, trafik kurallarına uymayan sürücülere cezai işlem uygulanacağını söyledi.



Kırmızı Yol yerine Yeşil Yol

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van Gölü’nün incisi Çarpanak Adası için kritik uyarı Van Gölü’nün saklı cenneti Çarpanak Adası, bugünlerde doğa tutkunlarının hayranlığıyla değil, bilinçsiz ziyaretçilerin yaşattığı tahribatla gündemde. Özellikle bahar ve yaz aylarında artan insan trafiği, adadaki bin yıllık tarihi mirası ve hassas doğal dengeyi yok olma eşiğine getirdi. Van Gölü’ndeki dört büyük adadan biri olan ve üzerinde 9. yüzyıldan kalma Ktouts Manastırı’nı barındıran Çarpanak Adası, bugünlerde doğa tutkunlarını ve tarihçileri derin bir üzüntüye sevk ediyor. Baharın gelişiyle birlikte turizm hareketliliği hız kazanırken, kentin göz bebeği olan Çarpanak Adası başta olmak üzere birçok tarihi ve doğal alan yeniden yoğun ziyaretçi akınına uğrarken, bu ziyaretlerde ise tarihi yapılar ve ada sakinleri olumsuz yönde etkileniyor. Çarpanak Adası, son yıllarda artan insan faaliyetleri ve bilinçsiz kullanım nedeniyle hem doğal yapısını hem de kültürel mirasını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Van Gölü üzerinde yer alan ve badem ağaçlarıyla ünlü ada, kontrolsüz ziyaretçi akını ve çevre kirliliği nedeniyle alarm veriyor. Ada üzerinde bulunan ve tarihi geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan Ktouts Manastırı da ihmallerden nasibini alıyor. Bakımsızlık ve insan kaynaklı zararlar nedeniyle tarihi yapının her geçen gün biraz daha yıprandığı belirtiliyor. Kilise ile birlikte adanın müdavimleri olan martılar kontrolsüz ziyaretlerden etkilemiyor. "Çarpanak Adası’nda ekolojik ve kültürel yıkım" Çarpanak Adası’na kontrolsüz yapılan ziyaretlerle ilgili Vangölü Aktivistleri Derneği yönetimi yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, "Son dönemde Çarpanak Adası’na yönelik gerçekleştirdiğimiz saha gözlemleri ve adayı ziyaret eden duyarlı vatandaşlarımızdan gelen geri bildirimler, bölgemiz için endişe verici bir tabloyu ortaya koymaktadır. Yaptığımız araştırmalar ve yerinde incelemeler sonucunda ulaşılan tespitler şunlardır. Adanın en önemli sakinleri olan martıların ve göçmen kuşların kuluçka döneminde olduğu tespit edilmiştir. Ancak denetimsiz tekne seferleriyle adaya çıkan yoğun insan trafiği nedeniyle, binlerce kuş yumurtasının ezildiği ve üreme alanlarının tahrip edildiği raporlanmıştır. Kültürel Mirasın Korunmasızlığı: Adanın simgesi olan tarihi kilisenin (Ktouts Manastırı) duvarlarına yazılar yazıldığı, yapının fiziksel bütünlüğüne zarar verildiği ve adanın adeta bir ’piknik alanı’ gibi kullanılarak kirletildiği gözlemlenmiştir. Bölgeyi ziyaret eden ve doğaya duyarlı birçok vatandaşımız, adadaki bu başıboşluktan ve koruma kalkanı eksikliğinden derin üzüntü duyduklarını dile getirmektedir. Toplum, bu mirasın sahipsiz bırakılmamasını talep ediyor" denildi. "Acil eylem çağrımızdır" Açıklamanın devamında ise, "Adaya girişler kısıtlanmalı. Kuşların üreme dönemi boyunca adaya sivil tekne geçişleri ve ziyaretler acilen durdurulmalıdır. Ada, ’Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ statüsüne uygun şekilde 7/24 denetlenmeli, giriş-çıkışlar yetkili birimlerce kontrol altına alınmalıdır. Tarihi yapılar vandalizme karşı fiziksel önlemlerle bariyer, bilgilendirme levhaları gibi korunmalı ve verilen zararlar onarılmalıdır. Van Gölü’nün sessiz çığlığına kulak verin! Çarpanak Adası bir eğlence mekanı değil, yaşayan bir ekosistem ve bin yıllık bir tarihtir" ifadelerine yer verildi.
İstanbul Yeşilçam oyuncularından sanatçı dostları için vefa çağrısı: "Yeşilçam Huzurevi" Türk sineması usta oyuncuları, yıllar sonra "Yeşilçam Huzurevi" projesi için Beyoğlu’nda bir araya geldi. Kemal Sunal ile başrol paylaştığı filmlerle hafızalara kazınan Serpil Nur ve sinemanın "harbi kadını" olarak bilinen Şehnaz Dilan, zor durumdaki sanatçı dostları için destek çağrısında bulundu. Geçmişte milyonları ekran başına kilitleyen, ancak bugün birçoğu geçim sıkıntısı ve barınma sorunuyla mücadele eden Yeşilçam emektarları için Avukat Onur Yağışan kolları sıvadı. "Yeşilçam Huzurevi" projesini hayata geçirmek için adım atan Yağışan’a Yeşilçam oyuncuları Serpil Nur ve Şehnaz Dilan da destek verdi. Usta oyuncular hayatlarını sinemaya adamış ancak şimdilerde yardıma muhtaç durumda olan meslektaşlarının başlarını sokabilecekleri yapının hayata geçirilmesi için çağrıda bulundu. "Çoğu Yeşilçam oyuncusunun evi yok barkı yok, bazıları barakalarda yaşıyor" Sinema Oyuncusu Serpil Nur, çoğu Yeşilçam oyuncusunun evinin olmadığını ifade ederek, "Bazıları barakalarda yaşıyor. Geçtiğimiz yıllarda duydum, barakada yaşayan bir zamanların jön bir sanatçısıydı. Barakada ölüsü bulundu. Hiçbir sanatçı böyle bir sona layık değil. Dilerim avukat beyin çıktığı bu yolda tüm sanatçılar ve devlet destek olup güzel bir yola girer ve o ihtiyacı olan sanatçılarımıza bir mekan, bir yer, bir ev, bir barınak olurlar. Çünkü eski dönemlerde çalışan sanatçıların, bilhassa ikinci, üçüncü rollerde oynayan dostlarımızın, arkadaşlarımızın sigortaları yoktu. Ve bugün hayatlarını idame ettirmeleri için herhangi bir hayat güvenceleri yok; evleri yok, maaşları yok, hiçbir şeyleri yok. Gidin bakımevlerinde, Darülaceze’lerde birçok sanatçı gerçekten çok zor durumda. İnşallah bu çıkılan yolda bir başarı elde edilir. Umuyorum, diliyorum her şey çok güzel olsun" dedi. "Evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım" Sinema oyuncusu Şehnaz Dilan ise evsiz durumda bulunan Yeşilçam oyuncuları için biran önce harekete geçilmesi gerektiğine belirterek, "Avukatımız Onur Yağışan, Türkiye’de yapılmayan bir şeyi yapacak. Lütfen rica ediyorum, bu Yeşilçam oyuncuları için, sokakta kalanlar için, bilhassa evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım. Bunda ses sanatçılarından bilhassa rica ediyorum; destek olmalarını istiyorum ve hükümetin destek olmasını istiyorum. Kimse kalmadı gibi, kalanlar da çok zor durumda. Ben kendilerini biliyorum, görüşüyorum da. Çünkü sinemada son kuşak benim. Bazı dernekler zaten ilgilenmiyor. Derneğe para yatırıyorsunuz, bu kadar. Ama lütfen bir an önce yardımcı olsunlar. Onur Bey’e de buradan çok teşekkür ediyorum gerçekten bu gayretleri için; bizim için koşturması, Allah ondan razı olsun" şeklinde konuştu. "Onlar milyonları güldürdüler; biz de en azından ahde vefa gereği biz de onları güldürelim" "Yeşilçam Huzurevi" projesinin hayata geçirmek için girişimlerde bulunan Avukat Onur Yağışan, "Öncelikle, birçok Yeşilçam emektar sanatçımızın ne yazık ki sosyal güvenceleri yok. Ne yazık ki şu an birçok emektar sanatçımızın yaşamlarının son dönemlerini başlarını sokacak, bir ev alacak durumları yok ve evleri de yok. Biz de öncelikle ahde vefa gereği ve bu durumlardan dolayı Yeşilçam emektarlarımızın huzur içinde yaşamaları için "Yeşilçam Huzurevi" projesini hayata geçirmek için kolları sıvadık. Buradaki amacımız şu: Yeşilçam emektarlarımızın, sanatçılarımızın hak ettiği en azından ömürlerinin son dönemlerinde; öncelikle güvenilir ve insanca bir yaşam yaşamaları onların hakkıdır. Bu hakka kavuşmaları için biz elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Buradan da çağrımız; öncelikle devletimizin, iş insanlarımızın, sağduyulu bütün vatandaşlarımızın bu projeye omuz vermeye davet ediyorum. Onlar milyonları güldürdüler; biz de en azından ahde vefa gereği biz de onları güldürelim, sevinç gözyaşlarına boğduralım diyorum ve bütün herkesten destek bekliyorum" ifadelerini kullandı
Adıyaman Adıyaman Veysel Karani Erkek Yurdu’ndan Güneydoğu’da şampiyonluk gururu Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından düzenlenen Yurtlig organizasyonu kapsamında gerçekleştirilen Güneydoğu Bölgesi Masa Tenisi Müsabakaları’nda Adıyaman’ı temsil eden Veysel Karani Erkek Yurdu, büyük bir başarıya imza atarak bölge şampiyonu oldu. Bölge genelinden çok sayıda ilin katılım sağladığı ve yüksek rekabet ortamında geçen müsabakalarda sporcular, hem teknik kapasiteleri hem de mücadeleci ruhlarıyla izleyenlerden tam not aldı. Turnuva boyunca disiplinli oyun anlayışı, takım uyumu ve kararlı performansıyla dikkat çeken Adıyaman temsilcisi, final karşılaşmalarında da üstün bir oyun ortaya koyarak şampiyonluk kupasını kazandı. Organizasyon süresince sporcular yalnızca sportif başarılarıyla değil; fair-play anlayışları, centilmenlikleri ve örnek davranışlarıyla da ön plana çıktı. Bu yönüyle müsabakalar, gençlerin sosyal gelişimine katkı sunan önemli bir platform olma özelliği taşıdı. Adıyaman Gençlik ve Spor İl Müdürü Hüseyin Elüstü, elde edilen başarıyla ilgili yaptığı açıklamada, "Gençlerimizin spora olan ilgisi, azmi ve disiplinli çalışmaları bizleri son derece mutlu ediyor. Yurtlig organizasyonları, gençlerimizin hem fiziksel hem de sosyal yönden gelişmesine önemli katkılar sağlıyor. Bu tür organizasyonlar sayesinde gençlerimiz yeni dostluklar kuruyor, takım ruhunu öğreniyor ve kendilerini daha iyi ifade etme imkanı buluyor. Güneydoğu Bölgesi’nde elde edilen bu anlamlı şampiyonlukta emeği geçen tüm sporcularımızı, antrenörlerimizi ve idarecilerimizi yürekten tebrik ediyorum" diye konuştu. Elde edilen bu başarı, Adıyaman’da spor altyapısına verilen önemin ve gençlere sunulan imkanların somut bir göstergesi olurken, gelecekte kazanılacak yeni başarılar için de önemli bir motivasyon kaynağı oldu. Adıyaman Veysel Karani Erkek Yurdu sporcularının önümüzdeki süreçte Türkiye finallerinde de aynı başarıyı sürdürmesi hedefleniyor.
İstanbul Yağmur yağdı, İstanbul koştu İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile İBB Spor İstanbul tarafından 2016 yılından bu yana organize edilen ’İstanbul’u Koşuyorum’ etkinliğinin bu yılki Asya etabı gerçekleştirildi. Üsküdar’da düzenlenen organizasyonda zorlu hava şartlarına karşın yaklaşık 4 bin kişi parkura çıktı. ’İstanbul’u Koşuyorum, Şehri Hissediyorum!’ sloganıyla hayata geçirilen yarışın startını Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, İBB Başkan Danışmanı Yiğit Oğuz Duman, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Zeynep Neyza Akçabay, İBB Spor İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Bilge Donuk ve İBB Sportif Değerlendirme Şube Müdürü İlker Öztürk birlikte verdi. Etkinlikte zorlu hava koşullarına rağmen 5K parkurunda 848, 10K parkurunda ise 2 bin 973 olmak üzere toplamda 3 bin 821 koşucu ter döktü. 5K’da şampiyonlar Ali ve Kolpakova Üsküdar’ın tarihi dokusu ve doğal güzellikleri eşliğinde koşulan İstanbul’u Koşuyorum Asya etabında, saat 08.00’de başlayan 5K yarışında erkeklerde Suriyeli Nuri Mohamed Ali, 16:36’lık derecesiyle birinciliğe ulaştı. Ömer Talyak 16:47 ile ikinci sırayı alırken, Iraklı Ishaq Abbas Mahmood Alridha 16:51 ile üçüncü oldu. Kadınlarda ise Rus Mariia Kolpakova, 21:01’lik derecesiyle zirvede yer aldı. İranlı Samin Larki 22:45 ile ikinci, Gizem Taşyaka ise 23:08 ile üçüncü sırada finiş gördü. 5K genel klasmanda dereceye giren kadın ve erkek sporculara hediye çeki verildi. Yarış sonunda birinciler 10 bin, ikinciler 7 bin 500 ve üçüncüler 5 bin lira değerinde hediye çeki kazandı. 10K’da zirve Bakar ve Kapdan’ın Saat 09.15’te başlayan 10K yarışında erkekler kategorisinde 33:09’luk performansıyla Ayhan Bakar birinciliği elde etti. Onu 34:18’lik ile Mestan Turhan ve 34:21 ile Sefa Karakaya takip etti. Kadınlar kategorisinde ise birincilik 41:28 ile koşan Ebru Kapdan’ın oldu. İkinci sırayı 45:22 ile Gamze Turhan, üçüncü sırayı ise 46:38 ile Liubov Özkalgay aldı. 10K yarışında dereceye giren sporcular; birincilikten sekizinciliğe kadar sırasıyla 25 bin, 20 bin, 15 bin, 10 bin, 8 bin, 6 bin, 5 bin ve 4 bin lira para ödülünün sahibi oldu. Ayrıca 10K kategorisinde yarışı 90 dakika içerisinde tamamlayan katılımcılar, 1 Kasım’da düzenlenecek Türkiye İş Bankası 48. İstanbul Maratonu kapsamındaki 15,5K koşusuna katılım için gerekli barajı da geçmiş oldu. Yarış kapsamında 10K parkurunda 13 farklı yaş kategorisinde ilk üçe giren sporculara da kupa ve madalya takdim edildi.
İstanbul Yeşilçam oyuncularından sanatçı dostları için vefa çağrısı: "Yeşilçam Huzurevi" Türk sineması usta oyuncuları, yıllar sonra "Yeşilçam Huzurevi" projesi için Beyoğlu’nda bir araya geldi. Kemal Sunal ile başrol paylaştığı filmlerle hafızalara kazınan Serpil Nur ve sinemanın "harbi kadını" olarak bilinen Şehnaz Dilan, zor durumdaki sanatçı dostları için destek çağrısında bulundu. Geçmişte milyonları ekran başına kilitleyen, ancak bugün birçoğu geçim sıkıntısı ve barınma sorunuyla mücadele eden Yeşilçam emektarları için Avukat Onur Yağışan kolları sıvadı. "Yeşilçam Huzurevi" projesini hayata geçirmek için adım atan Yağışan’a Yeşilçam oyuncuları Serpil Nur ve Şehnaz Dilan da destek verdi. Usta oyuncular hayatlarını sinemaya adamış ancak şimdilerde yardıma muhtaç durumda olan meslektaşlarının başlarını sokabilecekleri yapının hayata geçirilmesi için çağrıda bulundu. "Çoğu Yeşilçam oyuncusunun evi yok barkı yok, bazıları barakalarda yaşıyor" Sinema Oyuncusu Serpil Nur, çoğu Yeşilçam oyuncusunun evinin olmadığını ifade ederek, "Bazıları barakalarda yaşıyor. Geçtiğimiz yıllarda duydum, barakada yaşayan bir zamanların jön bir sanatçısıydı. Barakada ölüsü bulundu. Hiçbir sanatçı böyle bir sona layık değil. Dilerim avukat beyin çıktığı bu yolda tüm sanatçılar ve devlet destek olup güzel bir yola girer ve o ihtiyacı olan sanatçılarımıza bir mekan, bir yer, bir ev, bir barınak olurlar. Çünkü eski dönemlerde çalışan sanatçıların, bilhassa ikinci, üçüncü rollerde oynayan dostlarımızın, arkadaşlarımızın sigortaları yoktu. Ve bugün hayatlarını idame ettirmeleri için herhangi bir hayat güvenceleri yok; evleri yok, maaşları yok, hiçbir şeyleri yok. Gidin bakımevlerinde, Darülaceze’lerde birçok sanatçı gerçekten çok zor durumda. İnşallah bu çıkılan yolda bir başarı elde edilir. Umuyorum, diliyorum her şey çok güzel olsun" dedi. "Evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım" Sinema oyuncusu Şehnaz Dilan ise evsiz durumda bulunan Yeşilçam oyuncuları için biran önce harekete geçilmesi gerektiğine belirterek, "Avukatımız Onur Yağışan, Türkiye’de yapılmayan bir şeyi yapacak. Lütfen rica ediyorum, bu Yeşilçam oyuncuları için, sokakta kalanlar için, bilhassa evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım. Bunda ses sanatçılarından bilhassa rica ediyorum; destek olmalarını istiyorum ve hükümetin destek olmasını istiyorum. Kimse kalmadı gibi, kalanlar da çok zor durumda. Ben kendilerini biliyorum, görüşüyorum da. Çünkü sinemada son kuşak benim. Bazı dernekler zaten ilgilenmiyor. Derneğe para yatırıyorsunuz, bu kadar. Ama lütfen bir an önce yardımcı olsunlar. Onur Bey’e de buradan çok teşekkür ediyorum gerçekten bu gayretleri için; bizim için koşturması, Allah ondan razı olsun" şeklinde konuştu. "Onlar milyonları güldürdüler; biz de en azından ahde vefa gereği biz de onları güldürelim" "Yeşilçam Huzurevi" projesinin hayata geçirmek için girişimlerde bulunan Avukat Onur Yağışan, "Öncelikle, birçok Yeşilçam emektar sanatçımızın ne yazık ki sosyal güvenceleri yok. Ne yazık ki şu an birçok emektar sanatçımızın yaşamlarının son dönemlerini başlarını sokacak, bir ev alacak durumları yok ve evleri de yok. Biz de öncelikle ahde vefa gereği ve bu durumlardan dolayı Yeşilçam emektarlarımızın huzur içinde yaşamaları için "Yeşilçam Huzurevi" projesini hayata geçirmek için kolları sıvadık. Buradaki amacımız şu: Yeşilçam emektarlarımızın, sanatçılarımızın hak ettiği en azından ömürlerinin son dönemlerinde; öncelikle güvenilir ve insanca bir yaşam yaşamaları onların hakkıdır. Bu hakka kavuşmaları için biz elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Buradan da çağrımız; öncelikle devletimizin, iş insanlarımızın, sağduyulu bütün vatandaşlarımızın bu projeye omuz vermeye davet ediyorum. Onlar milyonları güldürdüler; biz de en azından ahde vefa gereği biz de onları güldürelim, sevinç gözyaşlarına boğduralım diyorum ve bütün herkesten destek bekliyorum" ifadelerini kullandı