SAĞLIK - 06 Ocak 2025 Pazartesi 16:27

Manisa Şehir Hastanesinin projesi TÜBİTAK tarafından desteklenecek

A
A
A
Manisa Şehir Hastanesinin projesi TÜBİTAK tarafından desteklenecek

Manisa Şehir Hastanesi, TÜBİTAK 1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında ilk kez desteklenmeye hak kazandı. ’Meme Kanseri Tedavisinde Çığır Açan Yeni Bir Yaklaşım: Terbiyum-161 ve Lutesyum-177 ile Radyonüklid Tedavi’ Projesi, hastanenin nükleer tıp alanındaki uzmanlarından Uzm. Dr. Ceren Sezgin Arıkbaş’ın yürütücülüğünde gerçekleştirilecek. Proje kabul edilen 240 projeden, şehir hastaneleri kapsamında yürütülecek tek proje olarak dikkat çekiyor.


Manisa Şehir Hastanesi nükleer tıp alanındaki uzmanlarından Uzm. Dr. Ceren Sezgin Arıkbaş tarafından hazırlanan ’Meme Kanseri Tedavisinde Çığır Açan Yeni Bir Yaklaşım: Terbiyum-161 ve Lutesyum-177 ile Radyonüklid Tedavi’ Projesi TÜBİTAK 1001 - Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında destek almaya hak kazandı. Manisa Şehir Hastanesi için de bir ilk olan başarı, hastanenin bilimsel araştırmalar alanındaki gücünü ve yetkinliğini de gözler önüne serdi. Proje, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü ve Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi iş birliği ile yürütülecek.


Proje, meme kanseri tedavisinde umut vadeden teranostik (hem teşhis hem tedavi edici) yaklaşımlar geliştirmeyi hedefliyor. Meme kanserinde Fibroblast Aktivasyon Proteini (FAP) hedefli iki güçlü molekül olan FAPI-46 ve FAP-2286’nın, Lutesyum-177 (Lu-177) ve Terbiyum-161 (Tb-161) ile işaretlenerek etkinliğinin ve güvenliğinin değerlendirilmesini kapsayan proje, Türkiye’de radyonüklid tedavi alanında da çığır açmayı amaçlıyor.



Kanserle mücadelede yeni bir adım


Kanser tedavisinde hedefe yönelik radyonüklid tedaviler, özellikle FAP pozitif tümörlerin tespit ve tedavisinde büyük bir potansiyel taşıyor. Bu proje kapsamında, Lu-177 ve Tb-161 işaretli FAPI-46 ve FAP-2286 moleküllerinin hem laboratuvar ortamında (in vitro) hem de hayvan modellerinde (in vivo) test edilerek meme kanseri tedavisinde ne kadar etkili olabilecekleri araştırılacak.


Projenin hedefleri arasında, ’Meme kanserinin teşhis ve tedavisinde kullanılabilecek yeni radyofarmasötikler geliştirmek.’, ’Radyonüklid tedavi yöntemlerinin tümör üzerindeki etkinliğini artırmak ve sağlıklı dokulara olan yan etkilerini en aza indirmek.’ ve ’Meme kanseri tedavisinde bireysel ve daha hedeflenmiş tedavi seçenekleri sunarak hastaların yaşam kalitesini artırmak.’ yer alıyor.


Manisa Şehir Hastanesi için bir ilk olma özelliği taşıyan proje, meme kanseri gibi yaygın bir hastalığın tedavisinde devrim oluşturabilecek potansiyele sahip. Projenin başarısı, meme kanseri hastalarının tedavi süreçlerine daha etkili ve güvenilir bir çözüm sunulmasına katkı sağlayacak.


Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Erol Karaca projede başarı gösteren Uzm. Dr. Ceren Sezgin Arıkbaş’ı makamında ağırlayarak teşekkür belgesi takdim etti. Karaca, "Bu önemli çalışma, ülkemizin bilimsel gücünü artırarak uluslararası alanda ses getirecektir. Projeye destek veren ve katkıda bulunan tüm kurum ve araştırmacılara teşekkür ederiz" dedi.



Manisa Şehir Hastanesinin projesi TÜBİTAK tarafından desteklenecek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa BUÜ ile ICESCO arasında akademik işbirliği köprüsü Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), İslam Dünyası Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (ICESCO) ile Arap dili ve akademik araştırmalar başta olmak üzere pek çok alanda işbirliğini öngören kapsamlı bir protokole imza attı. Rektörlük Yönetim Kurulu Salonunda düzenlenen törende; Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, ICESCO temsilcisi Prof. Dr. Mecdî Hâc İbrahim, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Apak, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. İsmail Güler, BM nezdinde Arap Birliği Daimi Temsilciliği Başkan Yardımcısı Dr. Nasiriya Fliti ve ICESCO Temsilcisi Dr. Enes Al-Naimi hazır bulundu. İki kurum arasında akademik birikimin paylaşılmasını ve bilimsel araştırmaların desteklenmesini öngören bu işbirliği ile önümüzdeki süreçte Arapça öğretimi, ortak projeler ve kültürel faaliyetlerin hız kazanması hedefleniyor. İmza töreninde konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmaya kararlı olduklarını ifade etti. Bu protokolün özellikle Arap dili ve ilgili akademik branşlarda yeni bir dönemin kapısını aralayacağını belirten Rektör Yılmaz, ICESCO gibi prestijli bir kurumla kurulan bağın, hem öğrencilerin hem de araştırmacıların vizyonuna büyük katkı sunacağını dile getirdi. Yılmaz ayrıca, bu tür ortaklıkların kurumsal kapasiteyi güçlendirme noktasındaki stratejik önemine vurgu yaparak, hayata geçirilecek projelerin sonuçlarını görmeyi sabırsızlıkla beklediklerini kaydetti. ICESCO temsilcisi Prof. Dr. Mecdî Hâc İbrahim ise BUÜ gibi köklü bir eğitim kurumuyla işbirliği yapmaktan duydukları memnuniyeti paylaştı. Akademik çalışmaların ulusal sınırları aşarak uluslararası düzeyde yaygınlaştırılmasının önemine değinen İbrahim, imzalanan bu metnin sadece kağıt üzerinde kalmayacağını; konferanslar, seminerler ve ortak çalıştaylarla yaşayan bir sürece dönüşeceğini belirtti. Özellikle bilimsel yayıncılığın güçlendirilmesi ve araştırmacılar arası etkileşimin artırılması noktasında BUÜ’nün sahip olduğu potansiyelin ICESCO için çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi.
Kahramanmaraş Okul saldırısından önce öleceğini hissetmiş Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden 9 öğrenciden biri olan 11 yaşındaki Bayram Nabi Şişik’in babası İsmail Şişik, olaydan önce oğlunun davranışlarının değiştiğini, kendilerine daha düşkün olduğunu, bir yere gidecekmiş gibi eşyalarını düzenleyip bazılarını bantlayarak kutuladığını söyledi. Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu 5. sınıf öğrencisi Bayram Nabi Şişik’in anne ve babası Bayram’ın mezarını ziyaret ediyor. Baba Mezarına çiçekler ekip, Kur’an-ı Kerim okuyan aile gözyaşlarına hakim olamadı. Bayram Nabi’nin babası İsmail Şişik, eğitim sisteminde millileşmeye vurgu yaparak, "Çok zor bir süreçten geçiyoruz. Hepimizin evlatları var. Bu yaşanan olayın bir milat kabul edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Artık sadece öğretim değil, gerçek anlamda eğitimin ne kadar önemli olduğunu görmemiz gerekiyor. Eğitimde millileşme olmalı. Bu çocuklar bize bunu yaşayarak anlattı. Bundan ders çıkarmak zorundayız. Eğitim ailede başlar, okulda devam eder, sokakta sürer. Ahlak her yerde ahlaktır. Bizim değerlerimiz var; dinimiz doğruluğu, dürüstlüğü ve iyiliği emrediyor. Bu çocuklar da tertemiz, günahsız evlatlardı. Onları unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi. Şişik, yaşanan olayın ülke için bir dönüm noktası olması gerektiğini belirterek, "Ülkemiz için bu olay bir dönüm noktası olmalı. Eğitim sistemi, aile yapısı, dijital platformlar baştan sona gözden geçirilmeli. Siyasilerimize, öğretmenlerimize ve ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Gerekli adımlar atılmazsa kaybeden biz oluruz. İsimlerinin yaşatılmasını istiyoruz. Bu acı unutulmamalı. Toplum zaten vicdanında bu çocukları ölümsüzleştirdi. Devlet büyüklerimizin de bu olayı unutturmaması, gerekli düzenlemeleri yapması gerekiyor. Bazı avukatlar arayıp tazminat davası açmamızı önerdi. Ancak biz devletimize dava açacak bir konumda değiliz. Devlet bizim devletimiz. Çocuğumuzun bir tel saçını dünyadaki hiçbir maddiyatla değişmeyiz. Parayla ölçülemez. Biz evladımızın şehit olduğuna inanıyoruz. İnancımız tam. Onun daha güzel bir yerde olduğuna, bizi karşılayacağına inanıyoruz" diye konuştu. ’Bir yere gidecekmiş gibi hazırlık yapmıştı’ Oğlunun son gün bir yere gidecekmiş gibi odasındaki eşyaları toparlayıp kutuladığını ifade ederek, "Evladımız son zamanlarda farklı davranıyordu. Daha düşkün olmuştu. Eşyalarını düzenlemiş, bazılarını bantlayıp kutulamıştı. Sanki bir yere gidecekmiş gibi hazırlık yapmış. Kendisi de biliyordu bence çünkü daha da düşkünleşmişti bize. O zaman anlayamadık ama şimdi bakınca sanki gideceğini hissetmiş gibi geliyor. Bazen gelip tekrar tekrar sarılırdı, vedalaşır gibi davranırdı. Son zamanlarda akşamları üç dört kere gelip bizi öper uyurdu. Bu durum şimdi aklımıza geldikçe yüreğimizi daha da yakıyor. Akşam odasından mis gibi koku geliyordu saatlerce ağladık. Odada kimse yok giriyoruz çıkıyoruz çok zor. Biz evladımıza her zaman okula giderken bunun bir görev, bir ibadet olduğunu söylerdik. Besmeleyle başlamasını isterdik. O da bu bilinçle hareket ederdi. Çok temiz, çok iyi bir çocuktu. Rabbim mekanını cennet eylesin. Biz de ona layık bir anne-baba olmaya çalışacağız. Bu olaydan hepimizin ders çıkarması gerekiyor. Aile çok önemli. Çocukların takibi, eğitimi ve ahlaki gelişimi ihmal edilmemeli. Toplum olarak değerlerimize sahip çıkmazsak bu acılar tekrar yaşanır. Bu yüzden herkes üzerine düşeni yapmalı, gerekli tedbirler alınmalı" dedi.