POLİTİKA - 13 Eylül 2016 Salı 15:34

MHP’li Akçay’dan ’Kürtçe tabela’ tepkisi

A
A
A
MHP’li Akçay’dan ’Kürtçe tabela’ tepkisi

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay Ağrı’nın Diyadin Belediyesi’ne kayyumla gelen belediye başkanı tarafından indirilen Kürtçe tabelanın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun talimatıyla yeniden asılmasına tepki gösterdi.
MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay partisinin Manisa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen bayramlaşma programına katıldı. MHP Şehzadeler İlçe Teşkilatında yapılan bayramlaşma programına Akçay’ın yanı sıra İl Başkanı Erkan Öztürk, Ülkü Ocakları İl Başkanı Murat Yörük, ilçe başkanları ve partililer katıldı.
Programda konuşan MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay gündemdeki konularla ilgili açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin bu bayramda da geçmişteki bayramlar gibi alçak terör örgütlerinin işbirliği halinde her türlü melanet faaliyetleriyle karşı karşıya kaldığını kaydeden Akçay, Ağrı’nın Diyadin ilçesinde yaşanan Kürtçe tabela sorununa değinerek, "Kayyum, belediyede asılı Kürtçe tabelayı indirerek Türkçe tabela asılmasını sağladı. Hemen akabinde yeni atanan İçişleri Bakanı buna tepki göstererek bu eski Kürtçe tabelanın tekrar asılacağını ve ‘Bizim dilimizdir’ şeklinde ifade etti. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bunu yine terör örgütlerine verilen bir taviz olarak değerlendiriyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve devletimizin dili Türkçedir. Türkçeden başka kamu hayatında ve kamu kurumlarında yer vermemek gerekir. Kanun ortada. Elbette belli vatandaşlarımızın kullandığı lehçeler olabilir ama bunu sanki tek bir Kürtçe dili varmışcasına bunu resmileştirircesine böyle bir tutum takınmayı doğru bulmadığımızı ifade etmek isterim" dedi.
“FETÖ darbe girişiminin asıl elebaşları hala açıklanmadı”
FETÖ mücadelesi hakkında da açıklamalarda bulunan Akçay, "Bir diğer husus FETÖ’cü yapılanmayla ilgili bir mücadele yürütülüyor. Bu kapsamda da 50 bini aşkın kamu görevlisi açığa alındı, ihraç edildi, kimisi gözaltında, kimisi tutuklandı. Aradan geçen süreç içerisinde bu mücadele tabandan tavana doğru yürütülmek istenmekte. Pek çok, herhangi bir kanuni ve idari yetkisi olmayan bazı memur, öğretmen ve kamu görevlilerinin görevden uzaklaştırılması ve ihracıyla, bir takım somut bilgi ve verilere dayanmadan belki de kurum içi çekişmelere, kişisel bir takım anlaşmazlıklara dayanarak bunların önemli bir kısmının bu tür muameleye tabi tutulduğu ortaya çıkmaya başladı. Bu arada siyasi partilerde ve Milliyetçi Hareket Partisi’nde de kurulan bir komisyon marifetiyle mağduriyetlerin önlenmesi, kurunun yanında yaşın da yanmaması, at izinin it izine karışmaması için bu çalışmalarımız devam ediyor. Bunlardan elbette geri dönüşler ve düzeltmeler olmaktadır. Fakat bu darbe girişiminde bulunan ve yıllardır bu FETÖ’cü yapılanmaya büyük çapta destek olan hatta bu örgütlenmenin içerisinde yer aldığı ve yer alması gerektiği tahmin edilmesi gereken üst düzey kişilerle ilgili henüz bir çalışma yapılmadığını da ve bu FETÖ’cü darbe girişiminin de asıl elebaşlarının kimler olduğunu hala kamuoyuna açıklanmamış olmasını da son derece yanlış bulduğumuzu, ’Yurtta Sulh Konseyi’nin 15 Temmuz akşamı bildiri yayınlayıp ülkede sıkıyönetim ilan eden ve görevlendirmeleri yapacağı bilinen bu yapının kimlerden oluştuğu halihazırda kamuoyunun meçhulüdür, bizlerin de meçhulüdür. Ancak bunların devletin istihbarat teşkilatlarınca bilindiği kanaatindeyiz. Hükümetin de bir an evvel bu darbe girişiminin sevk ve idare eden, planlayan kişilerin ve 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı burada görev alacak kişilerin kimler olacağı hususunun mutlaka açıklanması gerekir" şeklinde konuştu.
“PKK yanlısı şirkete kayyum atandığını duymadık”
FETÖ ile verilen mücadelenin aynı şekilde diğer terör örgütlerine karşı da verilmesi gerektiğini kaydeden Akçay şunları söyledi:
“Bu olağanüstü hal uygulamasının FETÖ’cülerle ilişkin bir takım kanun hükmünde kararnameleri kapsadığını görüyoruz. Ama bir o kadar tehlikeli ve yıllardır Türkiye’yi meşgul eden ve Türkiyemizi tehdit eden önemli bir terör belası PKK ile mücadelenin bu kanun hükmünde kararnameleri kapsamadığını üzülerek görüyoruz. Nasıl FETÖ’cü şirketler bu örgütsel yapıya finansman sağlamışsa, PKK’nın da yönettiği, PKK’ya yardım eden şirketler de var. Biz bu güne kadar bir PKK yanlısı şirkete kayyum atandığını duymadık. Çünkü böyle bir şey uygulanmadı. Dolayısıyla kanun hükmünde kararnamelerin, tasfiyelerin, açığa alma ve göreve son verme, ihraçların PKK terör örgütüne de yönelik de kapsaması gerekir. Bunların da çeşitli kademelerde mensupları var. Bu da milletimizin gözünden kaçmıyor. Sadece öğretmenler değil diğer kurumlarda da bu çalışmaların mutlaka yapılması gerekiyor."
“Hainlerin kamuda nasıl görevlendirildiği araştırılsın”
Kamuda bu kadar çok hainin nasıl yapılandığının da araştırılması gerektiğini dile getiren Akçay, "Tabi asıl sorgulanması gereken de bunun dün, bugün, yarın perspektifiyle bu kadar 10 binlerce kamu görevlisinin Türkiye Cumhuriyeti’nin bu okullarında bu kadar hainin nasıl yetiştiği çok ciddi olarak sorgulanmalı. Ayrıca bunların bu kamu birimlerinde nasıl görevlendirildiği, yetkilendirildiği araştırılmalı. Bundan sonra artık bu tür hataların olmayacağı şekilde sıfır hatayla kamu personeli, öğretmeni istihdam edilmelidir. Sağlık personellerinde de bazı hain PKK’lıların yaralı güvenlik güçlerine nasıl kötü muamele ettiklerini bir takım örnek olaylarla intikal ettiğini biliyoruz" dedi.
MHP’den ’Suriye tezkeresi yenilensin’ önerisi
Konuşmasını 2 Ekim’de süresi sona erecek olan Suriye tezkeresine değinerek tamamlayan Akçay şunları söyledi:
“2 Ekim’de Suriye tezkeresi doluyor. 1 yıllıktı. 1 Ekim’de inşallah bu tezkere tekrar uzatılması gerekir. İçeride ve dışarıda bütün terör tehdit unsurları bertaraf edilene kadar bu mücadelenin devam etmesi gerekiyor. Ama yurt içinde ama yurt dışında."
MHP Manisa İl Başkanı Erkan Öztürk ve Ülkü Ocakları İl Başkanı Murat Yörük de tüm vatandaşların ve İslam aleminin Kurban Bayramını kutladı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Yüksel Yıldırım: "Kaleci İrfan Can Eğribayat transferi için Fenerbahçe ile anlaştık" Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, 2-0 mağlup oldukları Fenerbahçe maçı sonrası, "Kaleci İrfan Can Eğribayat transferi için Fenerbahçe ile anlaştık" dedi. Samsunspor, Turkcell Süper Kupa yarı finalinde Yeni Adana Stadyumu’nda karşılaştığı Fenerbahçe’ye 2-0 mağlup oldu. Maç sonu açıklamalarda bulunan Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, "Van Drongelen’i oynatırsak, en az 6-8 hafta yok olacak dediler. Oynatmayalım dedik. Bizimle devam ediyor. Satma şansım yok. Samsunspor’un hedefleri var. O isteniyor, Holse isteniyor, Marius’u istiyorlar. Talepler var. Musaba’yı bırakmak istemedik. Serbest kalma maddesi vardı. Onu kullandı kendisi ve engelleyemedik. Onun dışında oyuncu vereceğimi sanmıyorum. Çok astronomik teklif gelirse olabilir" ifadelerini kullandı. "Musaba seyirciyi coşturma hareketini Samsunspor maçında yapmamalıydı" Anthony Musaba ile ilgili de konuşan Yüksel Yıldırım, "Musaba’yı çok seviyorum. Alırken iki ay pazarlık yaptım. İkinci babası gibiyim. Bizden ayrıldı, Fenerbahçe’ye hayırlı olsun. Güzel de başladı. Seyirciyi coşturma hareketi Samsunspor maçında yapmamalıydı, üzdü. Pek çok hoş olmadı. Bazı televizyonlar beni yanlış anlamış. Bedava aldılar dedim. 6 milyon euro’ya aldılar. Nene’yi 18 milyona aldılar, Musaba’yı 6’ya aldılar dedim. Bana göre Musaba, Nene’den daha iyi futbolcu. Kıyaslama yaptık. Bunu zaman gösterecek. Musaba’yı normalde veriyor olsaydım, bir sonraki satışından pay alacaktım, bonus alacaktım, Fenerbahçe şampiyon olursa bonus alacaktım. O rakam belki 10-15’e çıkacaktı. Ben bunun için ’bedava’ dedim. Yoksa bedavaya gitmedi. Oyuncu, 3 milyon istedi (Samsunspor’a transfer süreci) sonrasında pazarlıkla 5 milyon yaptık. Samsunspor tarihinde 5 ay kalıp 6 katı para kazandıran bir oyuncu olmamıştı. Ekonomik katkılarından dolayı Musaba’ya teşekkür ettik ama onu da bazı taraftarlarımız da yanlış anladı. Nene’ye karşı yanlış bir şey söylemedim ama Musaba bana göre daha iyi futbolcu dedim" açıklamasını yaptı.
Ankara Bakan Tunç: "Avukatlık vakarına uygun davranış göstermeyen avukat hakkında soruşturma başlatıldı" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarla avukatlık mesleğinin vakarına uygun davranış göstermeyen ve İzmir Barosu’na kayıtlı olduğu tespit edilen avukat hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır" dedi. Adalet Bakanı Tunç sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesi, avukatlığın kamu hizmeti olduğunu; avukatın ise yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiğini açıkça vurgular. Yargının kurucu unsuru olmanın yüklediği sorumluluk; avukatların yalnızca temsil ettikleri hakkı savunmayı değil, adalete duyulan güveni de güçlendirmeyi gerektirir. Hukukun ciddiyetini zedeleyen, kanun hükümlerini keyfî biçimde yorumlayarak yanlış yönlendirmeye kapı aralayan her tutum; toplumun adalete olan inancına zarar verir" dedi. İzmir Barosu’na kayıtlı bir avukatın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar dolayısıyla hakkında soruşturma başlatıldığını açıklayan Bakan Tunç, "Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, avukatlık görevinin özen, doğruluk ve onur içinde yürütülmesini; avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun davranmayı ve meslek kurallarına bağlılığı esas alır. Türkiye Barolar Birliği meslek kuralları da aynı doğrultuda; avukatın, mesleğin itibarını zedeleyecek tutum ve davranışlardan kaçınmasını, bu hassasiyeti yalnızca mesleki faaliyetinde değil özel hayatında da gözetmesini gerekli kılar. Sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarla avukatlık mesleğinin vakarına uygun davranış göstermeyen ve İzmir Barosu’na kayıtlı olduğu tespit edilen avukat hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır. Avukatlık Kanunu’nun disiplin hükümleri uyarınca ilgili baro tarafından da meslek kurallarına aykırılık teşkil edip etmediği yönünden inceleme ve gerekli değerlendirmeleri yapılmak üzere disiplin süreci başlatılmıştır" ifadelerini kullandı.