ÇEVRE - 25 Şubat 2026 Çarşamba 07:59

Sarıgöl’de bademler çiçek açtı papatyalar tarlaları süsledi

A
A
A
Sarıgöl’de bademler çiçek açtı papatyalar tarlaları süsledi

Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde şubat ayında yaşanan ılık hava, doğayı adeta bahara çevirdi. Hava sıcaklığının 16 dereceye kadar yükseldiği ilçede badem ağaçları çiçek açarken, papatyalar tarlaları beyaza bürüdü. Çocuklar yalancı baharın keyfini çıkarırken, üreticiler ise olabilecek don riskine karşı endişeli bekleyişlerini sürdürüyor.


Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde etkili olan ılık hava, şubat ayında bahar manzaralarını beraberinde getirdi. Hava sıcaklığının 16 derece ölçüldüğü ilçede çiftçiler bağ ve bahçelerde çalışmaya başlarken, çocuklar ve torunlar da tarla kıyılarında açan badem çiçekleri ve papatyalar arasında vakit geçirerek mevsim normallerinin üzerindeki havanın tadını çıkardı.


Tarlalarda çalışan çiftçiler, sabah ve öğle yemeklerini çiçek açan badem ağaçlarının altında, papatyalarla kaplı alanlarda yiyerek güzel havanın keyfini sürdü. Şubat ayında yaşanan bu bahar havası, görsel olarak yüzleri güldürse de üreticiler temkinli.


Sarıgöl’ün Emcelli Mahallesi’nde çiftçilik yapan Galip Aydınalp, yaşanan sıcaklık artışının sevindirici olduğu kadar düşündürücü olduğunu belirterek, "Şubat ayında ılık bir gün geçiriyoruz. Bademler açtı, papatyaları her yerde görmek mümkün. Bu hava bizleri sevindirse de endişe veriyor. Önümüzde mart ayında kırağı ve don olayları olursa bunlar zarar görür." dedi.


İlçede vatandaşlar yalancı baharın keyfini çıkarırken, çiftçiler ise mart ayında yaşanabilecek muhtemel don riskine karşı temkinli bekleyişini sürdürüyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli İş adamı Cinkaya’dan iddialarla ilişkin açıklama; "Türk yargısına güveniyorum" Denizlili iş adamı Yavuz Cinkaya, avukatı aracılığıyla İstanbul merkezli savcılık soruşturmasıyla ilgili açıklama yaptı. Cinkaya, yönetici olduğu dönemin incelemesinde bahis oynamadığının belirlendiğini belirtti. Süreçten herhangi bir maddi kazanç elde etmediğini, "şike" gibi sporun ruhuna ve hukuka aykırı ağır ithamlarla adının yan yana getirilmesinden derin üzüntü duyduğunu vurgulayan Cinkaya, "Türk Yargısına inancım tamdır" dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmaya adı karışan Denizlili iş adamı Yavuz Cinkaya, avukatı Harun Ümit Eren aracılığıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, soruşturma kapsamında müvekkili hakkında inceleme başlatıldığı belirtilerek, bilgi kirliliğinin önüne geçmek ve Cinkaya’nın şahsi, ailevi ve ticari itibarını korumak amacıyla bu açıklamanın yapıldığı vurgulandı. "Hayatın olağan akışına aykırıdır" Avukat Eren, müvekkilinin Denizli’nin köklü ve saygın ailelerinden birinin mensubu olduğunu, ülkenin ekonomik kalkınmasına katkı sağlayan önemli bir şirketler grubunun yöneticisi ve hissedarı bulunduğunu hatırlattı. Cinkaya’nın şahsi mal varlığı ve temsil ettiği ticari yapının büyüklüğü dikkate alındığında, herhangi bir illegal faaliyetten veya bahis organizasyonundan maddi menfaat sağlama arayışı içerisinde olmasının hayatın olağan akışına ve sahip olduğu etik değerlere tamamen aykırı olduğu ifade edildi. "inceleme sonucu bahis yapmadığı tespit edildi" Açıklamada, yapılan incelemelerde müvekkilinin yönetici olduğu dönemde yasal ya da yasa dışı herhangi bir bahis yapmadığının tespit edildiği, bu konuda herhangi bir iddia dahi bulunmadığı belirtildi. Soruşturma sürecinin tamamlanmasının ardından kamuoyu ile detaylı bilgi paylaşılacağı kaydedildi. Avukat Harun Ümit Eren, müvekkilinin süreçten herhangi bir maddi kazanç elde etmediğini, "şike" gibi sporun ruhuna ve hukuka aykırı ağır ithamlarla adının yan yana getirilmesinden derin üzüntü duyduğunu vurguladı. "Yargı ile tam işbirliğindedir" Cinkaya’nın yargı makamlarıyla tam iş birliği içerisinde hareket ettiği, gerekli tüm bilgi, belge ve beyanları ilgili mercilere sunduğunu belirten Eren, "Müvekkilimiz, yargı makamlarıyla tam bir iş birliği içerisinde hareket etmekte; gerekli tüm bilgi, belge ve beyanları ilgili mercilere sunmaktadır. Türk yargısının, müvekkilimizin şahsına yönelik bu haksız algıyı kısa sürede netleştireceğine ve adaletin tecelli edeceğine olan inancımız tamdır. Müvekkilimizin ve mensubu olduğu ailenin ticari itibarını zedelemeye yönelik asılsız haber ve yorumlara karşı tüm yasal haklarımızı saklı tuttuğumuzu bildiririz. Henüz yargılama süreci devam ederken, masumiyet karinesini ihlal edecek her türlü dezenformasyona karşı kamuoyunun hassasiyet göstermesini rica ederiz" dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı "futbolda bahis ve şike" soruşturması kapsamında, İstanbul merkezli 10 ilde iş adamı Yavuz Cinkaya’nın da aralarında bulunduğu 32 kişiyi gözaltına aldı.
Uşak Uşak Belediyesi 14 tane yeni hizmet aracını bünyesine katarak araç filosunu genişletti Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, belediyenin hizmet kapasitesini güçlendirmek ve vatandaşlara daha hızlı, etkin hizmetler sunabilmek amacıyla belediye araç filosuna 14 adet yeni hizmet aracını daha kazandırdıklarını duyurdu. Uşak Belediyesi’nin araç filosunu güçlendirme çalışmaları daha önce de kiralık-icralık araç kullanımının bitirilmesi ve belediyenin kendi araç filosunu oluşturma hedefiyle yapılan yatırımlarla dikkat çekmişti. Başkan Yalım’ın belediyenin bütçe disiplinini ve öz kaynaklarını koruyan bu stratejisi, yeni yatırımlar için bütçe oluşturma hamlesi olarak değerlendirilirken, vatandaşlardan da olumlu tepkiler alıyor. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Uşak Belediyesi’nin kullandığı araçların tamamının kiralama hizmeti olarak alındığını ve bunun belediye bütçesine çok ciddi bir yük getirdiğini ifade eden Başkan Yalım; göreve geldikleri günden bu yana yaptıkları çalışmalar sonucunda bu duruma son verdiklerini ve kiralama işini bitirip tüm araçları kendi bünyelerinde kattıklarını belirtti. Bu sayede belediyenin hizmet kalitesini yükselttiklerini anlatan Başkan Yalım, yeni araç takviyesiyle birlikte Uşak Belediyesi’nin kendi öz kaynaklarını daha verimli kullanarak hizmet üretme kapasitesinin artırdığını vurguladı. Başkan Yalım, "Göreve başlayalı 22 ay oldu. Geçen dönemde oluşan borçlardan, özellikle de UTAŞ’tan dolayı 300 aracımızın tamamı hacizliydi. Peki biz ne yaptık, 100’ün üzerinde yeni aracı belediyemiz bünyesine kazandırdık. Bu gün de hizmetlerimiz için kadromuza 14 araç daha katıyoruz. Araçlarımızı ihtiyacı olan vatandaşlarımıza destek olmak amacıyla sosyal yardım işlerimize tahsis edeceğiz. Böylece hasta ve engelli vatandaşlarımızın, dar gelirli vatandaşlarımızın ulaşımlarına yardımcı olmuş olacağız" ifadelerini kullandı. Öte yandan ihtiyaca yönelik hizmetler doğrultusunda iki yeni tam teşekküllü aracın daha sahalarda olacağını belirten Başkan Yalım; hasta, engelli ve yaşlıların hastane ve diğer sağlık kuruluşlarına ulaşımlarını sağlamak amacıyla belediye bünyesine iki yeni araç daha kattıklarını söyledi. Tam teşekküllü iki aracın da vatandaşın tüm ihtiyaçlarına cevap verebilecek donanımda olduğunu kaydeden Yalım, böylece halkın doğrudan konforlu bir hizmet almasını sağladıklarını vurguladı.
Kırıkkale Bir eğitimcinin unutamadığı 28 Şubat gerçeği: "Kütüphanede ‘Allah’ yazan kitap bile yasaktı" Kırıkkale’de okul müdürü olarak görev yapan Nurcan Şarlayan, 28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle hem üniversite yıllarında hem de meslek hayatında baskı gördüğünü söyledi. O dönemde kütüphanelerde Allah’ın isminin geçtiği kitaplar nedeniyle soruşturma açıldığını belirten Şarlayan, bugün o yıllarla kıyaslandığında "çağ atladık" diyerek çocukların daha özgür bir ortamda eğitim gördüğünü ifade etti. "Postmodern darbe" olarak nitelendirilen 28 Şubat sürecinde Kırıkkale’de okul öncesi öğretmeni olarak görev yapan Şehit Emre Güngör Anaokulu Müdürü Nurcan Şarlayan(57), başörtüsü nedeniyle baskı gördüğünü söyledi. Şarlayan, o dönemde yaşadığı zorlu süreci İHA muhabirine anlattı. 2 çocuk annesi Şarlayan, hem üniversite yıllarında hem de meslek hayatında çeşitli engellerle karşılaştığını söyledi. Üniversitede bazı derslere başörtüsü nedeniyle alınmadığını, yok yazıldığını ve başarısız gösterildiğini ifade eden Şarlayan, o dönemde eğitim hakkının kısıtlandığını dile getirdi. Göreve başladığı dönemde de benzer baskılarla karşı karşıya kaldığını aktaran Şarlayan, başörtüsü ile mesleği arasında tercih yapmaya mecbur bırakıldığını ifade etti. "Müslüman ülkede olarak ve böyle bir hakkımızın da olduğunu düşünüyorduk" O dönem zorlu bir süreç yaşadığını anlatan Şarlayan, "Bu süreci hala hatırladığımızda içimiz sızlıyor. Hiç olmaması gereken bir acıyı hissettik. Bu sürecin iki ayağı var diye yorumluyorum. Öğrencilik kısmında bir de meslek hayatında. Öğrencilik zamanında da yaşadık. Ankara’nın güzel bir üniversitesinde bazı hocalarımız özellikle sınıfa, derse almak istememeleri, derse giremediğimiz için yok yazıldığımız ve başarısız görünmemiz. Sonuçta okulu bu şartlarda bitirdik. Ama önümüzde başka bir zorlu süreç vardı. Mesleğimizi ya başörtülü olarak sürdürmek isteyip bunun mücadelesini vermek ya da geri çekilip evde oturmak. Biz başörtülü olarak çalışabildiğimizi umduk, bir Müslüman ülkede olarak ve böyle bir hakkımızın da olduğunu düşünüyorduk. Ama meslek hayatına başladığımızda bunun mümkün olmadığı çok acı gerçeklerle bizim önümüze serildi" dedi. "Müfettişe, ’inancım gereği bu şekilde bulunuyorum’ dedim" Okulu bu şartlarda tamamladığını belirten Şarlayan, meslek hayatında ise daha ağır baskılarla karşılaştığını kaydetti. Şarlayan, "Nelerdi bunlar; okulun kapısından içeriye bu şekilde giremezsin. Bir dönem yaşadığım, hala unutamadığım, müdür beyin okulun bahçe kapısında ’başını açacaksın’ demesi. Bize görevden alınma ya da istifa edeceksin seçeneği sunuldu. Görevden alınma yazısını yazmak için müfettiş geldiğinde ’bu görevden alınma yazınız, son kararınız bu mu?’ dedi. Ben de başka bir çarem olmadığını söyledim. ’inancım gereği bu şekilde bulunuyorum’ dedim. İfadelerini aynen söylüyorum, ’iki haftaya kadar da görevden alınırsınız’ şeklinde söyledi. Dosyam bakanlığa gittikten sonra nasıl bir şeyse kaybolmuş. Ben bir ay bekledim, dosyam gelmedi" ifadelerini kullandı. "Nihayetinde ’Dünya sizin olsun, Allah’ın rızası bize yeter’ diyerek istifa ettim" Yaşanan sürecin ailesini de derinden etkilediğini ifade eden Şarlayan, "Bebeğimiz dünyaya geldi. Sonra tabii yaşanan sıkıntıların etkisi var mı yok mu onu Allah bilir. Biz bebeğimiz doğduktan 3 ay sonra kaybettik bebeğimizi. Birçok arkadaşımız da inanır mısınız, benim bildiğim 3 arkadaşımız vefat etti bu süreci yaşamış olan. Muhakkak bedenen, ruhen etkilenmiş bir hayat yaşadık. İstifa etmek zorunda kaldım, görevden alınma yazısı da yazılmadığı için. İstifa dilekçeme de ’ailevi nedenler’ denildi. Sanki bina üzerinize yıkılmış gibi hissediyorsunuz. Nihayetinde ’Dünya sizin olsun, Allah’ın rızası bize yeter’ diyerek görevimden istifa ettim bir 5 yıl kadar" diye konuştu. "O kitapları kütüphanede tutamıyordum" O dönem Allah’ın isminin geçtiği kitapların dahi soruşturma konusu yapıldığını ifade eden Şarlayan, "Şu anda o dönemle kıyaslarsak çağ atlamış durumdayız. Çocuklarımıza bakıyoruz gördüğünüz gibi. Güzel bir Ramazan ortamı. O dönem de benim birkaç tane kitabım vardı. Mesela Allah’ın esmalarını anlatan cümleler vardı. İnanır mısınız, o kitapları kütüphanede tutamıyordum. Çocuklarla o kitapları anlatıyorduk, konuşuyorduk, sohbet ediyorduk. Bunda da cezai işlem uygulanan arkadaşlarımız vardı. Allah’ın isminin geçtiği ifadeler bulunduğu için soruşturma açılmıştı" şeklinde konuştu.
Muğla Bodrum’da gazeteciler iftarda buluştu Bodrum Gazeteciler Cemiyeti (BGC), her yıl geleneksel olarak düzenlediği iftar programını bu yıl Azka Otel’in ev sahipliğinde gerçekleştirdi. Kentin mülki amirleri ile basın mensuplarını aynı sofrada buluşturan gecede, Ramazan ayının manevi ikliminde birlik ve beraberlik mesajları verildi. Bodrum Gazeteciler Cemiyeti, kentin protokol üyeleri ve basın emekçileri için geniş katılımlı bir iftar programı düzenledi. Azka Otel’de düzenlenen ve dualar eşliğinde başlayan programa; Muğla Valisi İdris Akbıyık başta olmak üzere Bodrum Kaymakamı Ali Sırmalı, Bodrum Belediye Başkan Vekili Emel Çakaloğlu, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, kurum amirleri ve basın mensupları katıldı. Programın açılışında konuşan Bodrum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Eren Ayhan, geleneksel iftar buluşmalarının mesleki dayanışma açısından önemine değindi. Ayhan, "Ramazan ayının bereketini, kentimizin değerli protokol üyeleri ve kıymetli meslektaşlarımızla paylaşmaktan onur duyuyoruz. Bu tablo, Bodrum’daki birlik ve beraberliğin en güzel örneğidir. Katılımlarınız için hepinize teşekkür ediyorum" dedi. Muğla Valisi İdris Akbıyık ise yaptığı konuşmada, manevi duyguların yoğunlaştığı bu ayda düzenlenen etkinliğin önemine dikkat çekti. Vali Akbıyık, "Bodrum basını ile bu güzel iftar sofrasında buluşmamızı sağlayan, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Basın mensuplarımızın özverili çalışmaları kentimiz için çok kıymetli" ifadelerini kullandı. İlçe Müftüsü Fethullah Uydaş’ın yaptırdığı iftar duasının ardından, protokol üyeleri ve gazeteciler samimi bir ortamda sohbet ederek geceyi noktaladı.
Amasya YEDAŞ Amasya Bölge Müdürlüğü’ne Eren Demirkan atandı Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş.(YEDAŞ) Amasya Bölge Müdürlüğü görevine Eren Demirkan atandı. Demirkan, Şubat 2026 itibarıyla yeni görevine başladı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olan Demirkan, kariyerine Vezirköprü’de orman ürünleri firmasında elektrik bakım mühendisi olarak başladı. 2017 yılında YEDAŞ’a katılan Demirkan, şebeke işletme, bakım ve saha operasyonlarının yönetiminde önemli sorumluluklar üstlendi. Demirkan, 2021-2026 yılları arasında Samsun Çarşamba İşletme Yöneticisi olarak görev yaparak bölgedeki elektrik dağıtım faaliyetlerinin etkin ve kesintisiz şekilde yönetilmesini sağladı. Elektrik dağıtım alanındaki teknik bilgi birikimi ve saha tecrübesiyle öne çıkan Demirkan, yeni görevinde Amasya’daki enerji altyapısının güçlendirilmesi ve hizmet kalitesinin daha da artırılması hedeflerine liderlik edecek. Yeni görevine ilişkin değerlendirmede bulunan Eren Demirkan, "YEDAŞ bünyesinde farklı görevlerde edindiğim tecrübeyi Amasya Bölge Müdürü olarak hizmete dönüştürecek olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Amasya’da vatandaşlarımıza kesintisiz, güvenilir ve kaliteli enerji sunmak için ekip arkadaşlarımızla birlikte sahada güçlü bir koordinasyonla çalışmaya devam edeceğiz. Hizmet kalitesini daha da ileri taşımayı ve bölgenin enerji altyapısını güçlendirmeyi öncelikli hedefimiz olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı. YEDAŞ, güçlü insan kaynağı ve mühendislik altyapısıyla Samsun, Ordu, Çorum, Amasya ve Sinop’ta milyonlarca aboneye kesintisiz ve güvenilir elektrik dağıtım hizmeti sunmaya devam ederken, deneyimli kadrosuyla bölgesel operasyonlarını daha da güçlendirmeyi hedefliyor.
Artvin Genç sporcu geri dönüşüm atölyesinde geleceğini şekillendiriyor Artvin’in Hopa ilçesinde yaşayan Hümeyra Öztürk, boş zamanlarını babasının geri dönüşüm atölyesinde çalışarak geçirirken aynı zamanda boks ve okçulukla ilgilenerek hem üretimin hem de sporun içinde çok yönlü bir gelişim sergiliyor. Artvin’in Hopa ilçesinde geri dönüşüm sektöründe faaliyet gösteren bir atölye, sadece atıkların ekonomiye kazandırıldığı bir üretim alanı değil; aynı zamanda bir baba ile kızının birlikte emek verdiği, öğrenmenin ve gelişimin sürdüğü özel bir mekân olarak dikkat çekiyor. Emekli olduktan sonra aktif çalışma hayatını bırakmak istemeyen Hilmi Öztürk’e 15 yaşındaki kızı Hümeyra Öztürk de okuldan arta kalan vakitlerinde atölyede çalışarak hem üretime katkı sağlıyor hem de teorik bilgilerini pratiğe dönüştürüyor. Hurda demir, bakır ve alüminyumun ayrıştırılması, tasnifi ve makineler aracılığıyla işlenmesi süreçlerinde aktif rol alan Hümeyra, küçük yaşına rağmen makine tamiri ve bakımında gösterdiği beceriyle takdir topluyor. Atölyede üretimin bir parçası olan genç öğrenci, hem sorumluluk bilinci kazanıyor hem de teknik anlamda kendini geliştiriyor. Hümeyra Öztürk aynı zamanda, haftanın belirli günlerinde babasının desteğiyle antrenman sahasına giderek boks çalışmalarına katılıyor, kondisyon, dayanıklılık ve teknik üzerine yoğun tempoda idman yapıyor. Eldivenlerini takıp kum torbası karşısında ter döken, ardından okçuluk antrenmanlarında hedefe odaklanarak atış yapan genç sporcu, kazandığı disiplin ve konsantrasyonu babasıyla birlikte çalıştığı hurda metal geri dönüşüm atölyesine de taşıyor. Emekli olduktan sonra kahve köşelerinde vakit geçirmek yerine çalışmayı tercih ettiğini belirten Hilmi Öztürk, "Emekliyim, kahve köşelerinde zaman geçirmektense burada çalışmayı tercih ettim. Zamanımı burada geçirdiğim için çocuklar da yanıma geliyor, burada bir şeyler öğrenmiş oluyorlar. Kızım evde bozulan bir makine görse kendi tamir eder, bu da benim hoşuma gidiyor. Ağır işlerde kendisine yardım ediyorum ama çoğu makinenin tamirini yapabiliyor. Dersleri de iyi, öğretmenleri de kendisinden memnun. Kızıma çok teşekkür ederim, beni hiç mahcup etmiyor. Allah ondan razı olsun" dedi. "Derste öğrendiklerimi burada uygulayabiliyorum" Hopa İmam Hatip Lisesi öğrencisi olan Hümeyra Öztürk ise hem okul hem de atölye hayatını bir arada sürdürdüğünü ifade ederek, "15 yaşındayım. Hayatımı hem okulda hem de geri dönüşüm atölyesinde geçiriyorum. Biz burada hem emeğimizi hem de üretimimizi gerçekleştiriyoruz. Evde boş boş oturacağıma gelip burada kafamı dağıtıyorum. Sosyal medyada pek vakit geçirmiyorum. Okuldaki kimya derslerim bana çok katkı sağlıyor, derste öğrendiklerimi burada uygulayabiliyorum" diye konuştu. Boks ve okçuluk sporlarıyla da ilgilendiğini belirten Öztürk, disiplinli bir yaşam sürmeye gayret ettiğini vurgulayarak, "İnşallah büyüyünce polis olacağım ama bu işten de vazgeçmeyeceğim. İkisini bir arada sürdürmeyi düşünüyorum. Burada çekiç sallarken boksta torbaya yumruk atıyorum. Okçulukta hedefi tam 12’den vurmak gibi makineleri gözümde canlandırarak çalıştırmaya odaklanıyorum. Sürekli kendimi geliştiriyorum. Babamın yanında olmak beni mutlu ediyor" ifadelerini kullandı. Hurda metalin yeniden ekonomiye kazandırıldığı atölyede baba-kızın omuz omuza verdiği emek, genç yaşta üretim bilinci kazanmanın somut örneğini oluşturuyor.