EKONOMİ - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 12:41

Yağış sonrası sıcaklık artışı hastalık riskini zirveye taşıdı

A
A
A
Yağış sonrası sıcaklık artışı hastalık riskini zirveye taşıdı

Sarıgöl TARİŞ Üzüm Kooperatifi, son yağışların ardından artan sıcaklıkla birlikte bağlarda mildiyö ve külleme tehlikesine karşı üreticileri acil önlem almaya çağırdı.


Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde etkili olan son yağışların ardından hava sıcaklıklarının hızla yükselmesi, bağlarda hastalık riskini artırdı. Uzmanlar, nem ve sıcaklığın birleşmesiyle oluşan ortamın özellikle asmalarda ciddi verim kayıplarına yol açabilen mildiyö (bağ pusu) ve külleme hastalıkları için uygun zemin oluşturduğunu belirtti.


Tarım ve Orman Bakanlığı İl ve İlçe Müdürlüklerinin erken uyarı sistemlerinden yapılan duyurulara dikkat edilmesi gerektiği vurgulanırken, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmesi istendi.


Sarıgöl TARİŞ Üzüm Kooperatifi Müdürü Halil Güvendiren, üreticilerin vakit kaybetmeden gerekli önlemleri alması gerektiğini ifade ederek, "Bağlarda hastalık riskine karşı zamanında müdahale büyük önem taşıyor. Üreticilerimizin mutlaka ruhsatlı zirai mücadele ilaçlarını kullanmaları gerekiyor. Doğru doz ve doğru zamanda yapılacak uygulamalarla hem ürün kaybının önüne geçilebilir hem de bağ sağlığı korunabilir. Kaliteli, kalıntısız ve kayıtlı üretim için yapılan uyarıların dikkate alınması gereklidir" dedi.


Yetkililer, üreticilere bağlarını düzenli kontrol etmeleri ve olabilecek hastalık belirtilerine karşı gecikmeden müdahale etmeleri çağrısında bulundu.



Yağış sonrası sıcaklık artışı hastalık riskini zirveye taşıdı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Bergama’da Vakıf Haftası kutlandı İzmir’in Bergama ilçesinde, Vakıf Haftası nedeniyle "Mimari ve Zarafetin Buluşması" temalı sergi düzenlendi. Sergide, farklı sanatçıların eserleri ile Bergama’nın geçmişine ışık tutan fotoğraflar yer aldı. Bergama Kültür ve Sanat Vakfı (BERKSAV) binasında düzenlenen sergi açılışı, protokol, sanatçılar, akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaşı biraraya getirdi. BERKSAV Başkanı Fatih Özbek yaptığı konuşmada, etkinliğin anlamına dikkat çekti. Özbek, düzenlenen programın yalnızca bir sergi açılışı olmadığını belirterek, "Bugün burada sadece eserleri sergilemiyoruz; aynı zamanda kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve neyi yaşatmak zorunda olduğumuzu hatırlıyoruz" dedi. Sanatın toplumsal hafızayı canlı tutan en önemli araçlardan biri olduğunu ifade eden Özbek, açılışı yapılan karma serginin farklı bakış açılarını, duyguları ve anıları bir araya getirdiğini söyledi. Cumhuriyetin kazanımlarına da vurgu yapan Özbek, üretken ve iz bırakan bir toplum olmanın sorumluluğunu taşıdıklarını belirtti. Program kapsamında merhum Akşit Tedik’in adının verildiği salonun açılışının da gerçekleştirildiğini hatırlatan Özbek, Tedik’i saygı ve rahmetle andıklarını ifade etti. Bergama’nın hafızası dijital arşivlerle korunuyor Etkinliğin dikkat çeken bölümlerinden biri de İsmail Hakkı Güzeler’in konuşması oldu. Uzun yıllardır "Geçmişten Günümüze Fotoğraflarla Bergama" çalışmasını sürdüren Güzeler, kent belleğine katkı sunan arşiv çalışmalarını katılımcılarla paylaştı. Güzeler, farklı dijital arşivler, kütüphaneler ve kamu kurumlarından topladığı fotoğraf, belge ve gazete kupürlerini sistemli bir şekilde bir araya getirdiğini belirterek, yaklaşık 500 GB büyüklüğünde bir arşiv oluşturduğunu söyledi. Bu arşivin önemli bir bölümünün Bergama’ya ait görsellerden oluştuğunu ifade eden Güzeler, kamuya ait olan ve izin alınan özel fotoğrafları sergide ziyaretçilerin beğenisine sunduğunu dile getirdi. Vakıf kültürü ve kent arşivi aynı çatıda buluştu Sosyal medya üzerinden de binlerce kişiye ulaşan bu çalışmaların, Bergamalıların geçmişle bağ kurmasına katkı sağladığını belirten Güzeler, gördüğü ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirerek destek veren herkese teşekkür etti. İzmir Vakıflar Bölge Müdür Yardımcısı Musa Özgür Turnalı ise konuşmasında vakıf çalışmaları kapsamında yürütülen faaliyetler hakkında bilgi verdi. Tarihi ve mimari eserlerin korunması, restorasyonu ve aslına uygun şekilde yaşatılması için çalışmaların sürdüğünü belirten Turnalı, bu yapıların gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Turnalı ayrıca vakıf gelirlerinin sosyal sorumluluk projelerinde değerlendirildiğini belirterek, ihtiyaç sahiplerine yönelik iftar programları, yardım faaliyetleri ve çeşitli sosyal destek çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Bu çalışmaların toplumun dayanışma kültürünü güçlendirdiğine dikkat çekti. Kent arşivi ve kültüren mirasın geleceği Konuşmaların ardından serginin açılışı gerçekleştirildi. Farklı sanatçıların eserleri ile Bergama’nın geçmişine ışık tutan fotoğraflar bir arada sunuldu. Burada öne çıkan en önemli unsurlardan biri de kent arşivi çalışmalarının önemi oldu. Sergide yer alan fotoğraflar ve belgeler, Bergama’nın farklı dönemlerine ait görsel bir hafıza sunarken, geçmiş ile bugün arasında güçlü bir bağ kurulmasına olanak sağladı. Uzmanlar, bu tür arşiv çalışmalarının yalnızca nostaljik bir değer taşımadığını; aynı zamanda şehir planlamasından akademik araştırmalara kadar birçok alanda referans oluşturduğunu belirtiyor. Kent kimliğinin korunması, toplumsal aidiyetin güçlendirilmesi ve kültürel mirasın sürdürülebilirliği açısından bu tür çalışmaların büyük önem taşıdığı vurgulanıyor. Özellikle dijital arşivlerin yaygınlaşmasıyla birlikte, geçmişe ait bilgi ve belgelerin daha geniş kitlelere ulaşabildiği, böylece kültürel mirasın daha etkin bir şekilde korunabildiği ifade ediliyor.
Ankara MHP kongre sürecinin ilk adımını Samsun’da atacak MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, partinin ilk ilçe kongresinin 19 Mayıs’ta Samsun’un İlkadım ilçesinde gerçekleştirileceğini belirterek, kongrenin "Terörsüz Türkiye" vizyonunun sembolik ilk adımı olacağını ifade etti. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, partinin kongre sürecine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada ilk ilçe kongresinin 19 Mayıs’ta Samsun’un İlkadım ilçesinde gerçekleştirileceğini bildirdi. Yalçın, sembollerin siyaset dilindeki önemine işaret ederek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışının "ilk adım" olarak nitelendirilmesinin Milli Mücadele ruhunu yansıtan güçlü bir sembol olduğunu belirtti. MHP’nin de tarihi anlam taşıyan kavramları siyasi iletişimde kullandığını ifade eden Yalçın, şu ifadeleri kullandı: "Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin gerek bölgemizde gerekse dünyada meydana gelen kaçınılmaz değişim ve dönüşümlerle Türkiye’nin bütünlüğüne dönük yeni küresel tehditler karşısında iç barışın tesisi ve kardeşlik hukukunun sağlamlaştırılması yolunda ortaya attığı Terörsüz Türkiye fikri de pek âlâ bir siyasi ‘ilk adım’dır. Terörün, terörizmin bir siyaset biçimi, bir kavga silahı olarak kullanıldığı; halkın huzur ve düzeninin çalındığı, Türkiye’nin bekasına dönük dış tehdidin giderek büyüdüğü bir dönemde MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yaptığı Terörsüz Türkiye çağrısı, millî mutabakat istikametinde devasa bir ‘ilk adım’dır. Partimizin 27 Nisan tarihli MYK toplantısında alınan karar uyarınca 7 Mayıs’ta başlatılan kongre süreci çerçevesinde ‘ilk kongre adımı’nın da 19 Mayıs Salı günü Samsun’un İlkadım ilçesinde atılması kararlaştırılmıştır. İlkadım Kongresi’nin Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 107. yıl dönümü olan 19 Mayıs 2026 Salı gününe denk getirilmesi sembolik bir amaç taşımaktadır. İlk MHP ilçe kongresinin gerçekleştirileceği Samsun İlkadım, hem Millî Mücadele ruhunu, hem Terörsüz Türkiye fikrine can veren varoluş refleksini, hem de Milliyetçi-Ülkücü Hareket’te vücut bulan beka azmini simgelemektedir. Bu vesileyle Türkiye’nin birlik ve bütünlüğü, milletimizin barış, dirlik ve sükûn içinde hayatını sürdürmesi için 19 Mayıs ruhunun diri tutulmasının önemi vurgulanacaktır." Yalçın, güçlü milli devlet yapısının yalnızca Türkiye için değil, bölgedeki diğer ülkeler açısından da "sömürgeciliğin panzehri" olduğunu belirterek, İran, Irak, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerin milli devlet yapılarının korunmasının Türkiye’nin güvenliği bakımından hayati önem taşıdığını ifade etti. MHP’nin Samsun İlkadım Kongresi’nin bu bilinçle gerçekleştirileceğini kaydeden Yalçın, kongre sürecinin aynı ruh ve inançla devam edeceğini, 7 Mart 2027’de yapılacak Olağan Büyük Kurultay’a da aynı anlayışla gidileceğini bildirdi.
Erzurum Erzurum’da deprem ve zemin zirvesi Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından ’Deprem ve zemin istişare’ toplantısı düzenlendi. Geniş katılımlı toplantıda, kentlerin planlanması sürecinde; yer seçimi, o alanlardaki afet, tehlike ve risklerin belirlenmesinin önemine vurgu yapıldı. Toplantıya Erzurum Valisi Aydın Baruş, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yer Bilimsel Etüt Daire Başkanı Dr. Ayşe Çağlayan, akademisyen ve konuyla ilgili kurumların yöneticileri katıldı. Açılış konuşmaları sonrası ’Deprem ve zemin istişare’ toplantısı akademisyen ve ilgili kurum yöneticilerinin sunumlarıyla devam etti. Afetlere dirençli yerleşim alanlarının seçimi Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yer Bilimsel Etüt Daire Başkanı Ayşe Çağlayan, Türkiye’nin jeolojik konumu sebebiyle başta depremler olmak üzere heyelan, kaya düşmesi, sel, taşkın, çığ gibi pek çok doğal afete maruz kaldığını belirterek, "Kentlerin planlanması sürecinde kentlerin kurulacağı yerlerin seçimi, planlanacak ve yapılaşmaya gidilecek alanlardaki afet, tehlike ve risklerin belirlenmesi, afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılmasının Bakanlığın öncelikli çalışmalarından birisidir. Afetlere dirençli yerleşim alanlarının seçiminde 2011 yılından bugüne kadar yaklaşık 2,5 milyon hektarlık alanda etütlerimizi tamamlamış ve güvenli alanlarda yapılaşmaya yön vermiş bulunmaktayız. Kentlerimizi dirençli hale getirmek için yaptığımız çalışmalardan bir tanesi de Erzurum’daydı. Bunu da Erzurum Büyükşehir Belediyemizle birlikte koordineli özel olarak yürüttük. Bu çalışmaları yaparken Palandöken, Uzundere, Aşkale, Pasinler, Yakutiye, Horasan ilçelerinde yaklaşık 13 bin 755 hektarlık alanda yerleşim uygunluk değerlendirmesini tamamladık ve bu alanlarımızda afet tehlikelerini belirlemiş olduk. Ayrıca yine 2023 depremleri sonrasında bu depremlerden etkilenen illerimizde de 200 bin hektarlık alanda bu çalışmaları bitirdik" şeklinde konuştu. "Binalarımızı da yaşamak için inşa etmek zorundayız" Erzurum Valisi Aydın Baruş, 2018-2022 yıllar arasında Malatya’da görev yaptığını ve 6 Şubat depremleri sonrası Malatya’yı ziyaret ettiğinde en çok hasar gören, yıkım gören bölgelerin zeminle uyumlu binaların yapılmadığı yerler olduğunu bizzat müşahede ettiğini dile getirerek, "Bu durma çok üzüldüm. Gerçekten biz bu çalışmaları önceden yapsaydık, zeminle bina ilişkisini sağlıklı bir şekilde kurabilseydik o alanlara sağlıklı binalar yapabilseydik bu şekilde hasar görmezdi. İçişleri Bakanlığımızın görevlendirilmesiyle Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde de bir süre görev yapma imkanı buldum. Orada özellikle sahayı inceleyerek depremin nerede daha fazla hasar verdiğini görme imkanı bulduk. Baktık ki ilçenin eskiden kurulduğu yerde yapılanlar eski bile olsa çok hasar görmemiş durumda. Ancak daha sonra şehrin genişleme alanlarında yapılan yerlerde zemin ve bina ilişki sağlıklı kurulmadığı için son derece ağır hasar almışlar. Basit bir gözlemle bunu anlayabiliyorsak, yapılacak bilimsel çalışmalarla konu derinliğine anlaşıldıktan sonra bina yapımının, inşaat çalışmalarının zeminle sağlıklı bir şekilde ilerlemesiyle depremden korkmamıza gerek yoktur. Deprem ülkemizin gerçeği. Onunla birlikte yaşamak zorundayız. Binalarımızı da yaşamak için inşa etmek zorundayız" dedi. "Dirençli şehirler kurmak, geleceğe güven bırakmaktır" Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum adına son derece hayati bir başlık etrafında bir araya geldiklerini vurgulayarak, "Yalnızca bir toplantı icra etmiyor; aynı zamanda geleceğimizi, şehirlerimizin güvenliğini ve evlatlarımızın yarınlarını konuşuyoruz. Bu buluşma, bir farkındalık zemini olduğu kadar, aynı zamanda bir sorumluluk çağrısıdır. Şunu açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki; deprem, bu coğrafyanın bir gerçeğidir. Bizler bu gerçeği inkâr ederek değil, onu doğru okuyarak, bilimle anlayarak ve kararlılıkla yöneterek yol almak zorundayız. Şehirler, akılla, bilimle ve güçlü bir iradeyle inşa edilir. Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak göreve geldiğimiz ilk günden itibaren şunu esas aldık: "Dirençli şehirler kurmak, geleceğe güven bırakmaktır." Bu anlayışla hareket ederek, sadece üstyapıya değil, altyapıya; sadece bugüne değil, yarınlara yatırım yaptık. Bizler Erzurum’u sadece bugünün ihtiyaçlarına göre değil, yarının risklerine göre de hazırlıyoruz. Daha dirençli, daha güvenli ve daha yaşanabilir bir şehir için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu şehir bizim sevdamızdır. Bu sevda bizi durmadan çalışmaya, üretmeye ve geleceği sağlam temeller üzerine kurmaya sevk etmektedir" diye konuştu.