ÇEVRE - 22 Mayıs 2026 Cuma 11:53

Yunusemre’de camiler bayram namazına hazırlanıyor

A
A
A
Yunusemre’de camiler bayram namazına hazırlanıyor

Yunusemre Belediyesi, Kurban Bayramı öncesinde vatandaşların ibadetlerini temiz, hijyenik ve huzurlu bir ortamda gerçekleştirebilmesi amacıyla ilçe genelindeki cami ve mescitlerde kapsamlı temizlik çalışması başlattı. Bayram namazı öncesi yürütülen çalışmalar kapsamında ibadethaneler adeta pırıl pırıl hale getiriliyor.


Yunusemre Belediyesi ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında cami ve mescitlerin halıları özenle yıkanırken, camlar, abdesthaneler ve ortak kullanım alanları detaylı şekilde temizleniyor. Vatandaşların yoğun olarak kullanacağı ibadethanelerde hijyenin sağlanması amacıyla sürdürülen çalışmaların bayram öncesine kadar tamamlanacağı bildirildi.


Yıl boyunca ilçe genelindeki ibadethanelerde düzenli temizlik çalışmaları gerçekleştiren belediye ekipleri, Kurban Bayramı dolayısıyla çalışmalarını daha da yoğunlaştırdı. Yapılan çalışmalarla vatandaşların bayram namazını temiz ve ferah bir ortamda eda etmelerinin amaçlandığı ifade edildi.



Yunusemre’de camiler bayram namazına hazırlanıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Kurban pazarlarını su bastı, besiciler belediyeye isyan etti Adana’da şiddetli yağmur sonucunda kentteki kurban pazarlarını su basarken besiciler belediyeye tepki gösterdi. Bir besici, çamurlu suya girip feryat ederken başka bir besici ise, "Afrika kabilelerinde, Afrika’daki pazarlarda bu görüntüyü bulamazsın" diyerek belediyeye tepki gösterdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün ’Sarı kod’ ile uyardığı Adana’da geçtiğimiz gün etkili olan sağanak yağmur nedeniyle merkez ilçelerde kurulan kurban pazarlarını su bastı. Birçok hayvan çamurlu suyun içerisinde kalırken besiciler ise mağdur oldu. Belediye çalışma başlattı Belediye ekipleri besicilerden gelen tepkiler üzerine kurban pazarlarında iş makineleriyle çalışma başlattı. Besiciler tepki gösterdi Besiciler ise belediyelere tepki gösterip bölgeye geç gelindiğini söyledi. Bazı besiciler kendi imkanlarıyla su tahliyesini yaparken Van’dan gelen bir besici, çamurlu suya girip feryat etti. Koyunlarının çamurlu suda kaldığını, kendilerinin yatacak yerlerinin çamura battığını anlatan besici, belediyeye tepki gösterdi. "23 bin TL yer parası verdik ama yerimiz berbat" İHA muhabirine konuşan besici Mehmet Güçlü, "Bir yağmur yağdı suyun içerisinde kaldık. Ayakkabımız, kıyafetlerimiz hep suda kaldı. Pazara şu anda giremiyoruz. 23 bin TL yer parası verdik ama yerimiz berbat. Biz paramızı ödedik, koyunları getirdik ama hep çamura battık. Koyunlar adeta suyun içerisinde yüzüyor" dedi. Besici Kasım Kaya ise yerlerinin Afrika’dan daha kötü olduğunu anlatarak, "Biz buraları belediyeden kiraladık. Herkesten ücretini aldı. Ancak yağmur sonrası vatandaş perişan. Buranın hali ortada. Afrika kabilelerinde bu görüntüyü bulamazsın. Afrika pazarlarında bu görüntüyü bulamazsın. İnsanlar perişan oldu, burada her sene görünenin 3 katı koyun olurdu ama insanlar koyun getirmeye çekiniyor. Hiçbir kamu kurumundan gelen olmadı, bir tek maliye geldi. O da evraklarımızı sordu" ifadelerini kullandı.
İstanbul Hande Çinkitaş cinayetinin sır perdesi zaman aşımına kısa süre kala aralandı: Müebbet hapis cezasını onan baba tutuklandı Kadıköy’de 2001 yılında Hande Çinkitaş’ın (12) başına çekiçle vurularak öldürülmesine ilişkin 20 yıl sonra açılan davada Yargıtay’ın müebbet hapis cezasını onadığı baba Nezih Çinkitaş için tutuklama kararı çıkarıldı. Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri tarafından İstanbul’da gözaltına alınan Baba Çinkitaş adliyeye sevk edildiği esnada basın mensuplarına ‘Bu yargı rezaleti’ dedi. Öte yandan gelişmiş teknolojik imkanlarla bıçak üzerinde yapılan DNA incelemesinde bıçağın keskin ucunda Nezih Çinkitaş’ın yoğun olarak DNA profili tespit edildi. İstanbul Kadıköy’e bağlı İçerenköy’ de 4 Ocak 2001 tarihinde, 12 yaşındaki Hande Çinkitaş, evinde, işkence ile katledilmiş olarak bulundu. Anne Handan Yılmazer, eski eşinin evinde kızının ölü bulunmasının ardından hukuk mücadelesi başlattı. Uzun yıllar süren dava sürecinde baba Nezih Çinkitaş ve üvey anne Şehnaz Çinkitaş, yerel mahkemenin aldığı ‘delillerin yetersizliği kararı’ gereği ceza almadı. Olaydan tam 19 yıl sonra 2020 yılında Adli Tıp Kurumu (ATK) mahkemeye bir rapor gönderdi. Raporun ardından İstanbul Anadolu Adliyesi tarafından yeniden gündeme getirilen davada cinayetin aydınlanmasına yönelik çalışmalar başlatıldı. İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri çalışmalar kapsamında cinayetin bir numaralı şüphelisi baba Nezih Çinkitaş’ı (65) yaptığı operasyonda Göztepe’deki ikametinde yakalayarak gözaltına aldı ve işlemleri için Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirdi. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerinin de tahkikata dahil olmasıyla çalışmalar hızlandırıldı. Babanın ifadesi alındı, 20’den fazla tanık dinlendi İşlemleri için Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirilen baba Nezih Çinkitaş’ın suçlamaları reddettiği öğrenildi. Ayrıca Çinkitaş’ın olayın yaşandığı tarihten bu yana emniyete verdiği ifadelerinde birbirinden çelişkili beyanlarda bulunduğu da öğrenildi. Çinkitaş’ın son ifadesi 7 saat sürdü ve burada 14 sayfalık ifadesi alındı. Baba Çinkitaş ifadesinde suçlamaları tümüyle reddetti. Durum üzerine, aralarında Çinkitaş’ın yakın akrabaları ve komşularının olduğu 20’den fazla tanığın ifadesine başvuruldu. Tüm tanıkların Çinkitaş’ın aleyhinde beyanlar verdiği ve Çinkitaş’ın psikolojik problemlerinin olduğunu söylediği de öğrenildi. Baba Nezih Çinkitaş ifadesinde "Odasının ışığını açtığımda boğazı kesilmişti" demiş Baba Çinkitaş Asayiş Şube Müdürlüğü’nde saatler süren ifadesinde, ‘’4 Ocak 2001’de dışardan eve geldiğimde, dairemizin kapısı hafif aralıklıydı. İlk başta eve hırsız girdiğini düşündüm. Kapıya dayandım ve elimdeki boş bidon ve iki ekmeği kapının dış tarafına bıraktım. Eşim ya da Hande belki evdedir diye onlara sesledim. Ses gelmeyince kapıdan içeri girdim. Evdeki ayakkabılığın yere dağılmış ve devrilmiş halde olduğunu görünce hırsız var sandım. Eve girişteki ara koridorda lamba olmadığı için karanlıkta bir süre yürüdüm. Ayağımla sert bir cisme bastığımı fark ettim fakat karanlıkta ilk başta anlamadım. Sonrasında cismi elime aldığımda bir bıçağın sapı olduğunu anladım. Sonra karanlık kısımdan çıkıp Hande’nin odasının bulunduğu kısma doğru yürüdüm. Odaya iyice girdiğimde Hande’nin yerde sırt üstü yattığını gördüm, yanağını okşadım, kalk kızım yerine yat diyip kucağıma aldım. Odasının ışığını açtığımda ise halının üstünde çok miktarda kan ve Hande’nin boğazının kesilmiş olduğunu gördüm korktum. Sonrasına eşimi ve doktoru aradım’’ dediği öğrenildi. Gelişen Teknoloji, 25 yıllık cinayeti zaman aşımına kısa süre kala aydınlattı Babanın ifadesinin alınmasının ardından Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda; olayın gerçekleştiği Kadıköy İçerenköy’deki eve ait olan 3 çuval dolusu adli emanet, tekrardan incelemeye alındı. Gelişmiş teknolojik imkanlarla bıçak üzerinde yapılan DNA incelemesinde bıçağın keskin ucunda Nezih Çinkitaş’ın yoğun olarak DNA profili tespit edildi. İncelemelerde Baba Çinkitaş’a ait yüksek oranda DNA eşleşmesine rastlandı. Baba adliyeye sevk edildi, ’’Yargı rezaleti’’ dedi 2001 yılında işlenen cinayetin delillerle aydınlatılmasının ardından Yargıtay Baba Nezih Çinkitaş’ın müebbetini onadı. Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Çinkitaş Adliyeye sevk edildiği esnada basın mensuplarının sorusuna ‘’Bu yargı rezaleti, ben bir şey yapmadım, itiraf edecek bir şey yok’’ dedi. Baba Nezih Çinkitaş tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Samsun Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün 162. yılı unutulmadı Samsun Kafkas Çerkes Vakfı tarafından, 21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün 162’nci yıl dönümü dolayısıyla Kılıçdede Camii’nde anma programı düzenlendi. Karadeniz kıyısına ulaşan sürgün gemilerinin önemli duraklarından biri olan Samsun’da gerçekleştirilen programa vatandaşlar ve gençler yoğun ilgi gösterdi. Geleneksel Çerkes kıyafetleri giyen gençlerin katılımı ise programa anlam kattı. Akşam namazının ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dualarla başlayan programda konuşan Samsun Kafkas Çerkes Vakfı Başkanı Nurettin Güner, 21 Mayıs 1864 tarihinin Çerkes halkı açısından büyük bir felaketin simgesi olduğunu söyledi. Güner, "21 Mayıs yalnızca bir savaşın sonu değil; Çerkes halkının anayurdundan koparıldığı, sistematik yok etme ve sürgün politikalarının zirveye ulaştığı kara bir tarihtir" dedi. Program kapsamında vakıf tarafından hazırlanan basın açıklaması da kamuoyu ile paylaşıldı. Açıklamada, Çarlık Rusyası’nın yürüttüğü yayılmacı politikalar sonucu yüz binlerce Çerkes’in yaşamını yitirdiği ya da anayurtlarından sürgün edildiği belirtildi. Karadeniz’i ağır şartlar altında geçmek zorunda kalan sürgün kafilelerinin açlık, salgın hastalıklar ve yetersiz yaşam koşulları nedeniyle büyük kayıplar verdiği ifade edildi. Açıklamada ayrıca, anma programının düzenlendiği Kılıçdede Camii bölgesinin tarihsel önemine dikkat çekilerek, sürgün sürecinde on binlerce Çerkes’in Samsun’a ulaştığı ve bölgede beş büyük mülteci kampından birinin kurulduğu kaydedildi. Bölgede geçmişte bir Çerkes Mezarlığı’nın bulunduğu belirtilen açıklamada, "Bu topraklar, hayatını kaybeden binlerce insanın sessiz tanığıdır" ifadelerine yer verildi. Dünyanın farklı bölgelerine dağılmış milyonlarca Çerkes’in dilini, kültürünü ve kimliğini yaşatmak için mücadele verdiği vurgulanan açıklamada, 21 Mayıs’ın yalnızca bir yas günü değil; tarihsel adalet, insan hakları ve toplumsal hafıza açısından önemli bir farkındalık günü olduğu belirtildi. Vakfın açıklaması, "162 yıl önce yaşanan bu büyük acıyı Çerkesler unutmadı, unutturmayacak. Soykırım ve sürgün yollarında hayatını kaybeden tüm atalarımızı rahmet ve saygıyla anıyor; onların mirasına, tarihine ve mücadelesine sahip çıkmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz" sözleriyle sona erdi. Programa, İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse ve il yönetim kurulu üyeleri, vakıf mütevelli heyeti üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, bürokratlar ve çok sayıda vatandaş katıldı.
İstanbul İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, son 25 yılda küresel ekonominin fırtınalı sularında sığınılacak bir güvenli liman haline gelmiştir" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, "Türkiye, özellikle son 25 yılda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyoner liderliğiyle küresel ekonominin fırtınalı sularında sığınılacak bir güvenli liman haline gelmiştir" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi işbirliğiyle İstanbul Finans Merkezi Finans Merkezi (İFM) VakıfBank Genel Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ‘Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans’ programında konuşan İletişim Başkanı Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçten yıl imzalaması ile Finansal Okuryazarlık Günü’nün resmiyet kazandığını hatırlatarak, Finansal Okuryazarlık Günü’nü kutladı. Duran, "Hepinizin bildiği üzere dijitalleşme, finansal araçların yapısını dönüştürürken bu araçlara erişimi de oldukça kolaylaştırıyor. Bugün vatandaşlarımız geçmişe kıyasla çok daha hızlı, çok daha çeşitli ve çok daha geniş bir finansal işlem alanına sahip. Ancak bu kolaylık, beraberinde bilinçli hareket etme sorumluluğunu da getiriyor. Çünkü bu finansal araçlara erişimin kolaylaşması kadar doğru kullanılması da, anlaşılması da gerekiyor. Vatandaşlarımızın yatırım kararlarını bilinçli şekilde verebilmesi, elbette risklerin ve fırsatların sağlıklı bir şekilde okunabilmesini gerektirmekte. Bunun da ülkemizin ekonomik gücünü tahkim edecek büyük bir önem içerdiğini söylemem gerekir. Bu nedenle finansal okuryazarlık, sadece belirli meslek gruplarının ya da yatırımcıların ihtiyaç duyduğu bir husus değil; bütün toplumun bütün kesimlerinin, hepsini ilgilendiren temel bir yaşam becerisi artık. Tarihi tecrübelerle sabittir ki bir devletin uluslararası sistemdeki gücü, yalnızca askeri kapasitesiyle ve diplomatik etkinliğiyle, hatta nüfusuyla ölçülmüyor. Artık istikrarlı ve paydaşlarına güven veren bir ekonomik yapının kurulması ve bunun sürdürülebilir hale gelmesi, bir devletin hakiki manada güçlü ve bağımsız olduğunu gösteren en önemli unsurdur. Ben de buradan bugün memnuniyetle ifade etmek isterim ki Türkiye, özellikle son 25 yılda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyoner liderliğiyle küresel ekonominin fırtınalı sularında sığınılacak bir güvenli liman haline gelmiştir" dedi. "Türkiye hem bölgesel hem küresel düzeyde siyasi istikrarı, ekonomik güveni ve bir arada yaşamayı temsil eden önemli bir ülke durumundadır" Bu başarının arkasında kuşkusuz köklü bir zihniyet devrimi ve yeni bir düşünce dünyası çerçevesinde planlanarak hayata geçirilen sayısız proje ve yatırımların bulunduğunu aktaran Duran, "Bu durum bizlere açıkça şunu göstermekte ki jeopolitik krizlerin daha sık yaşandığı, tedarik zincirlerinin farklı sebeplerle kesintiye uğradığı ve finansal piyasalarda oynaklığın arttığı dönemde Türkiye hem bölgesel hem küresel düzeyde siyasi istikrarı, ekonomik güveni ve bir arada yaşamayı temsil eden önemli bir ülke durumundadır. Ve bu durum Türkiye’nin dünyanın bağlantı noktası olan yaklaşımını sürdürme ve bu stratejilerini hayata geçirmesinde güçlü bir vizyon göstermektedir. Türkiye’nin bu bağlamda en önemli kurumsal kapasite unsurlarından birisi ise kuruluşunun 20. yılını kutladığımız Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’dir. Ofisimiz son 20 yılda yaşanan ulusal ve uluslararası ekonomik dalgalanmalarda çok başarılı bir performans sergilemiştir. Tecrübe ve birikimiyle Türkiye’ye doğrudan sermaye çekmenin yanı sıra ülkemizin küresel iş yapma kültürünü de modernize etmiştir. Ben bu vesileyle Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’ne katkıda bulunan herkese şükranlarımı sunuyorum. Kuruluşunun 20. kuruluş yılını da ayrıca tebrik ediyorum. Türkiye Yüzyılı’nda Yatırım ve Finans kitabımızı da bugün kamuoyunun istifadesine sunmaktan duyduğum memnuniyeti ayrıca ifade etmek isterim. Zira bu kitap, Sayın Cumhurbaşkanımızın 2014-2025 yılları arasında yatırım ve finans ekseninde gerçekleştirdiği 220 hitabı içermektedir. Böylece bu kitap, Türkiye’nin son dönemdeki yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı ekonomik dönüşümünün fikri arka planını da açıkça ortaya koymaktadır. Cumhurbaşkanımızın farklı konuşmalarıyla resmedildiği bir kitapla karşı karşıyasınız. Sayın Cumhurbaşkanımızın 10 yılı aşkın yıla yayılan bu hitapları, yakın ekonomik tarihimizi anlatan önemli bir vesika niteliğindedir. Her konuşma dönemin ruhunu ve önceliklerini, hedeflerini içerisinde bulundurmaktadır. Bu bakımdan tarihe not düşüldüğü ve geleceğe de rehberlik edildiği ifade edilmelidir" ifadelerini kullandı. "Bugün güvenli liman dediğimiz Türkiye’mizin istikrarının korunmasında devlet ve millet olarak hep birlikte bu iradeyi sergiliyoruz" "Dijitalleşmenin finansal alanı hızla dönüştürdüğü günümüzde finansal dezenformasyonlara karşı da tedbir almak durumundayız. Bu da bizim İletişim Başkanlığı olarak en önem verdiğimiz hususlardan bir tanesidir" diyen Duran şöyle devam etti: "Bu çerçevede Başkanlığımız bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz, ekonomik istikrarı hedef alan saldırılara karşı proaktif bir mücadele yürütmektedir. Günümüzde finansal güven sadece piyasa araçlarıyla inşa edilmiyor. Güven, doğru bilginin zamanında paylaşılması, kamuoyunun sağlıklı biçimde bilgilendirilmesi, yatırımcının manipülasyondan korunması ve devlet ile millet arasındaki iletişim bağının güçlü kalması, tahkim edilmesi gerekmektedir. Çünkü finansal kararlar alınırken beklentiler, algılar, haber akışı ve dijital mecralarda dolaşıma sokulan içerikler düşündüğümüzden daha fazla etkili olabiliyor. Maalesef zaman zaman medyada konvansiyonel medyada ya da sosyal medyada döviz kurları üzerinden yapılan manipülasyonlara da şahit oluyoruz. Biz bunların iletişim çerçevesinde gerekli tedbirleri almaya devam ediyoruz. Haber dünyası ve finans dünyasının iletişim noktasında etik sınırların korunması, gazetecilik faaliyetlerinin ticari ilişkilere dönmemesi konusunu da ciddiyetle ele alıyoruz. İletişim Başkanlığımız manipülatif söylemlere, spekülatif içeriklere ve finansal dezenformasyonlara karşı ekonomi iletişimini önemsemektedir. Dikkatinizi çekerim; uluslararası yatırımcılar ülkelerle ilgili kanaatlerini rakamlarla ve finansal verilerle vermiyor sadece. Elbette yatırımcılar için esas olan bir ülkenin istikrarı, liderliği ve küresel ölçekte üretmiş olduğu güven duygusudur. Bir milletin var olma, hayatta kalma iradesi de bu öngörülebilirliği ve güveni inşa etmektedir. Bu sene 10’uncu yıl dönümünü idrak edeceğimiz 15 Temmuz’da oluşturulmak istenen kargaşayı hatırlayalım. Huzurumuzu ve istikrarımızı hedef alan bu tasalluta karşı devlet ve millet olarak verdiğimiz refleks, geleceğimizi koruma ve inşa etme irademizin en güzel örneklerinden birisi olmuştur. Bugün güvenli liman dediğimiz Türkiye’mizin istikrarının korunmasında devlet ve millet olarak hep birlikte bu iradeyi sergiliyoruz. Ülkemizin her türlü kaos ve kargaşadan uzak kalması bizim için çok önemlidir. Nitekim Türkiye’yi kaos ve kargaşa içine çekmeye çalışan, bu konuda manipülasyon yapan odaklara karşı hem yurt içinde hem yurt dışında mücadelemiz devam etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın yurt dışı temaslarında ortaya koyduğu güçlü liderlik ve kararlı diplomasi ile güven telkin eden vizyonunu inşa etmeye devam edeceğiz." Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ise, "Bugün aslında bir kitap lansmanı için buradayız. Sayın Cumhurbaşkanımızın 2014 yılından bu yana konuşmalarında ekonomi ve finans konularını derledik. Bu çalışmayı yaparken İletişim Başkanlığımızla ve Yatırım Ofisi’ndeki arkadaşlarımızla yakın bir mesai yürüttük. Bu kitaba bu süreçteki katkılarından dolayı her iki kurumdaki mesai arkadaşlarıma da ayrıca şükranlarımı sunmak istiyorum. Kitabın hazırlık sürecinde yaşadığım duyguları sizlerle paylaşmamın isabetli olacağına dair bir fikrim oldu. Üç başlıkta aslında geçmişteki o evrakları, konuşmaları tek tek incelerken üç başlıkta çok dikkatimi çeken hususlar oldu. Birincisi, Sayın Cumhurbaşkanımız her platformda yatırımlara öncelik verilmesinden bahsediyor. Mesela çok dikkat çeken bir ifade; ’Bize düşen yatırımların önünü açmak.’ Ve bunun gibi yatırımlara dair her zaman bir öncelik verildiğini görüyoruz. İkincisi, kararlılık. Aslında birçok konuda şu anda geldiğimiz noktayı, başardığımız işleri konuşuyoruz. Ve aslında bunların arkasında çok kararlı bir irade, kararlı bir liderlik olduğunu kitaptaki yine derlemelerden çok rahatlıkla görme fırsatı oluyor. Yine birkaç böyle manşet dikkatimi çeken, paylaşmak isterim: ’Türkiye, hayali bile kurulamayan şeyleri mutlaka başaracaktır.’ Yani bunu 2014 yılındaki konuşmalarda görebiliyorsunuz. Ve bugün gerçekten ülkemizin o hayali kurulamayan işleri başardığını görüyoruz. Bir diğer dikkat çeken konuşma başlığı da savunma sanayii alanında. Hem uçak gemimizle ilgili o zaman verilen ifadeler. Dikkatimi çeken bir manşet yine: ’Savunma sanayii, Türkiye’nin amiral gemisi olacaktır.’ Şu an ülkemizin 10 milyar doların üzerinde ihracatı olan bir sektör. Ve 10 yıl öncesinde, 20 yıl öncesinde ithalat bağımlılığımızın yüzde 80 olduğu bir durumdan şimdi yerlilik oranının yüzde 80 olduğu bir duruma geçmek. Bunların hepsi aslında kararlılığın bir göstergesi" diye konuştu.
Bolu Meslek lisesi öğrencileri işaret dilini yapay zekayla sese dönüştürdü Bolu’da lise öğrencileri tarafından geliştirilen yapay zeka destekli sistem, işaret dili hareketlerini anlık olarak yazı ve sese dönüştürerek engelli bireylerin iletişimini kolaylaştırmayı hedefliyor. Bolu Mimar İzzet Baysal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL) öğrencileri tarafından geliştirilen yapay zeka destekli işaret dili tanıma sistemi, işitme ve konuşma engelli bireylerin iletişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Öğrencilerin geliştirdiği proje, işaret dili hareketlerini kamera aracılığıyla anlık olarak algılayarak yazı ve sesli çıktıya dönüştürüyor. Bilgisayar, tablet ve cep telefonu üzerinden çalışabilen sistemin, ek donanıma ihtiyaç duymadan kullanılabildiği belirtildi. Sistemin internet bağlantısı olmadan da çalışabilen yapay zeka modeli sayesinde farklı işaret dili komutlarının tanınabildiği ifade edildi. Öğrenciler, geliştirdikleri sistemle engelli bireylerin günlük yaşamda daha erişilebilir iletişim imkanına kavuşmasını hedefliyor. Engelli bireylerin dijital ortamda işlerini kolaylaştırmak istediklerini belirten 10. sınıf öğrencisi Yusuf Eymen Özcan, "Burada engelli bireylerin dijital ortamda klavye kullanımını daha da kolaylaştırmak istedik. Kamera karşısından el hareketlerimizle bazı kelimeleri atadık. El hareketlerimizi gösterdiğimizde direkt o kelimeleri klavyeye yazıyoruz. İnternet ortamında araştırarak, yurt dışından da örnekler alarak arkadaşımla birlikte bu projeyi bulduk. Öğretmenimiz Yusuf Akgül’ün yardımlarıyla da ve yapay zekadan da yardım alarak bu projeyi tasarladık. İstediğiniz kadar komut algılayabiliyor ama şu anda sadece 5 tane komut atadık ama isterseniz elinizin 40 tane farklı fotoğrafını çekip 40 farklı örnek alıp istediğiniz kadar kelimeyi programımıza atayabiliyoruz" dedi. "İnternete ihtiyaç duymadan çevrim dışı çalışıyor" Sistemin harici bir donanıma ihtiyaç duymadığını vurgulayan 10. sınıf öğrencisi Mehmet Akif İlter ise "Bu projemizde sensörler veya harici hiçbir şey yok. Sadece el hareketlerimizi görsel algılama yetenekleriyle birlikte elimize uygun metin yapıyoruz. Resimler yardımıyla elimizdeki şekil algılanıyor ve yazıya dönüştürülüyor. Android sistemlerinde kullanılabiliyor. Bilgisayarlarda kullanılabiliyor. Çevrim dışı bir uygulama olduğu için internete ihtiyaç duyulmuyor. İçine kodladığımız veriler sayesinde bu uygulamayı geçerli kılıyoruz" ifadelerini kullandı.