ASAYİŞ - 19 Ağustos 2019 Pazartesi 19:57

Mardin’de gösteri ve yürüyüşlere 30 günlük yasak

A
A
A
Mardin’de gösteri ve yürüyüşlere 30 günlük yasak

Mardin Valiliği, toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, miting, stant açma ve çadır kurma gibi çeşitli etkinliklerin 30 gün süreyle yasakladığını açıkladı.

Mardin Valiliği, toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması, miting, stant açma ve çadır kurma gibi çeşitli etkinliklerin 30 gün süreyle yasakladığını açıkladı.


Mardin Valiliği tarafından yapılan yazılı açıklamada, son dönemlerde yaşanan terör olayları nedeniyle yasaklama kararının alındığı belirtilerek, şöyle denildi:


"Son yıllarda teröre karşı yürütülen kararlı mücadele sonucunda tükenme noktasına gelen PKK/KCK terör örgütü ve uzantıları; bazı belediye başkanları aracılığıyla belediyelerin imkânlarını illegal amaçlar için kullanmışlardır. Anayasa ve kanunlarda görev ve sorumlulukları tanımlanan, devletin bütünsel organizasyonunun bir parçası ve temel görevi vatandaşların mahalli ve müşterek nitelikli ihtiyaçlarını karşılamak olan bazı belediyeleri terör faaliyetlerinin desteklenmesi için militan kaynağı, mali kaynak ve araç-gerecin temin edildiği lojistik merkezlere dönüştürmeye çalışmışlardır. Hatta bu belediyeleri ülkemizin diğer bölgelerinden ayrı bir yönetim modelinin parçası haline getirmeye çalışarak Anayasamızın 3. maddesinde açıkça tanımlanan, ülkemizin devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne kasteden bir araç olarak kullanmışlardır. Belediye başkanı görevlendirmeleriyle belediyelerin sağladığı imkânları kaybeden bölücü terör örgütü ve onun güdümündeki siyasal uzantıları, militan bulma, maddi kaynak temin etme ve kendi tabanını yönlendirmedeki sıkıntıları çözmek adına 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçimlerini kendileri açısından bir fırsat olarak görmüştür. Terör örgütü, seçildikleri zaman kolay yönetebilecekleri, kendi güdüm ve yönlendirmesinde olacak kişilerin aday gösterilmesi için büyük çaba sarfetmiş, bu kişileri bazı belediyelerde bilerek ve isteyerek aday göstermiştir. Bu durumun adli ve idari soruşturmalar ile tespit edilmesi sonucu; İçişleri Bakanlığınca terör örgütleri ile iltisak-irtibatı olan, terör örgütlerine destek verdikleri yönünde tespit ve deliller bulunan belediye başkanları Anayasanın 127 nci maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 47 nci maddesine istinaden görevden uzaklaştırılmış, yerlerine Belediye Kanununun 45 inci maddesi uyarınca belediye başkan vekilleri görevlendirilmiştir. PKK/KCK terör örgütüne müzahir çeşitli basın yayın organları/sosyal medya paylaşımlarından edinilen bilgiler doğrultusunda, Mardin Diyarbakır ve Van illerine Belediye Başkan vekili görevlendirilmesine tepki göstermek –sözde- demokratik hakları savunmak amacıyla Halkların Demokratik Partisi Genel Merkezi Koordinesinde, 20 Ağustos Salı Günü saat 11:00’de Mardin, Diyarbakır ve Van illerinde bulunan Halkların Demokratik Partisi İl Örgütlerinde toplanma çağrısı yapıldığı bilinmektedir. Bu kapsamda vatandaşlarımızın temel hak ve hürriyetlerine dair uluslararası sözleşmeler, TC Anayasası ve yasalardan kaynaklanan hak ve özgürlüklerini tam ve güvenli bir şekilde kullanabilmelerinin temini ile ilimizde huzur ortamının, kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, temel hak ve özgürlükler ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin ve genel asayişin korunması ile şiddet olaylarının yaygınlaşmasının önlenmesi amacıyla; 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11. maddesinin (a) fıkrasında, “Vali, il sınırları içinde bulunan genel ve özel bütün kolluk kuvvet ve teşkilatının amiridir. Suç işlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumak için gereken tedbirleri alır. Bu maksatla Devletin genel ve özel kolluk kuvvetlerini istihdam eder, bu teşkilat amir ve memurları Vali tarafından verilen emirleri derhal yerine getirmekle yükümlüdür.” (c) fıkrasında “İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi Valinin ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için Vali gereken karar ve tedbirleri alır.” hükmü kapsamında; 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamı dışında kalan kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşlarının kendi binalarında ve kendi personel ve üyelerine yönelik yapacağı toplantı, tören, karşılama, uğurlama gibi resmi nitelikteki etkinlikler hariç olmak üzere; İlimiz sınırları içerisinde her türlü kapalı ve açık yer toplantıları ile gösteri yürüyüşleri, kurum ve kuruluşun kendi binası dışında yapacakları basın açıklaması, çadır kurma, stant açma, oturma eylemi, anma töreni, şenlik, konser, eğlence, oyun temsil, gösteri ve benzeri türdeki tüm eylem ve etkinlikler ile ticari kimliği bulunan özel hukuk tüzel kişilerinin ticari faaliyetleri hariç olmak üzere el ilanı, broşür ve benzeri dağıtılması, afiş, pankart asılması, vb etkinliklerin 19.08.2019 tarihinden itibaren 30 (otuz) gün süre ile Mardin İl merkezimiz ve ilçeler dahil olmak üzere, tüm il sınırları içerisinde (coğrafi alan) yasaklanmıştır."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temalı seminer Samsun’da Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından düzenlenen "Geleceğimizin Teminatı Çocuklar İçin Sağlık Semineri"nde çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine ilişkin velilere yönelik bilgilendirme yapıldı. Büyük Anadolu Hastaneleri ile özel bir kolej iş birliğinde gerçekleştirilen seminerde, çocuk sağlığı, beslenme, hijyen alışkanlıkları ve psikolojik gelişim konuları ele alındı. "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temasıyla düzenlenen etkinlikte, anne ve babalara çocuk gelişimine ilişkin çeşitli başlıklarda bilgi verildi. İnteraktif sunum eşliğinde gerçekleştirilen programda; Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Serenay Sağıroğlu Kaya, Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Alev Cansu Certel tarafından sunum yapıldı. Seminerde çocukların uyku düzeni, sağlıklı beslenme, kişisel hijyen, ruhsal gelişim ve aile içi iletişim konularına değinildi. Ayrıca çocuk gelişiminde güvenlik, bağlanma, özgüven, özerklik, kendini ifade edebilme ve gerçekçi sınırlar gibi başlıklarda velilere çeşitli bilgiler aktarıldı. Soru-cevap şeklinde devam eden program, katılımcıların toplu hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. Büyük Anadolu Hastaneleri yetkilileri, çocukların sağlıklı gelişimine katkı sağlamak amacıyla eğitim kurumlarıyla ortak çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.
Ankara Ankara’da yaya geçidinde otomobilin çarpması ile hayatını kaybeden Elif’in davasına devam edildi Ankara’da 14 yaşındaki kızın yaya geçidinden yolun karşısına geçerken bir otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin davaya devam edildi. Ölen çocuğun annesi Tuğba Güner, "Yaya geçitlerindeki ölümlü kazalar için kaza demiyorum, kaza ve cinayetin ayrılmasını istiyorum. Bunların cinayetle ve ağır cezada yargılanmasını istiyorum. Kızımın başına gelen basit bir trafik kazası olarak görülmesin. Benim çocuğumun geçecek başka bir yeri yoktu" dedi. Yaya geçidinden geçerken bir otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybeden Elif Güner’le (14) ilgili davanın ikinci duruşması Ankara Adliyesi’nde görüldü. Duruşma öncesi adliye önünde bir araya gelen vatandaşlar ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, trafik kazalarında yaşanan can kayıplarına dikkat çekerek, adalet çağrısında bulundu. Elif Güner’in annesi Tuğba Güner ve ailenin avukatı Tahir Burak Koçak, sürecin takipçisi olacaklarını vurguladı. "Kızım Elif Güner için adalet istiyoruz" Kızı Elif’in sesini duyurmak için adliye önünde toplandıklarını belirten Tuğba Güner, "Kızım 19 Şubat akşamı saat 20.00 sıralarında Turan Güneş Bulvarı’nda yaya geçidinde katledildi. Katledildi diyorum, çünkü kızım yaya geçidinde kurallara uyan bir çocuktu. Kurala uymayan bir insan, bir maganda tarafından, şahitlerin de dediği gibi bir araç ile tampon tampona yarış halinde giderken 110-120 kilometre süratle, frensiz bir şekilde, manevra yapmadan kızıma çarpıp, 42 metre savurup olay yerinde kızımın ölümüne sebep oldu. Bugün ikinci duruşmamız var. Emsal kararlardan da gördüğümüz üzere yüksek ihtimalle tutuksuz yargılanacak. Biz bunun can yangını ve korkusu içerisindeyiz. Biz adalet istiyoruz. Elif’in şu an sesi çıkmıyor. Elif toprağın altında. Biz kızımın sesini çıkarmak için hepimiz burada toplandık. Elif için ve Elif gibi olan çocuklar için adalet istiyoruz" dedi. "Kaza ve cinayetin ayrılmasını istiyorum" Anne Güner, "Yaya geçitlerindeki ölümlü kazalar için kaza demiyorum, kaza ve cinayetin ayrılmasını istiyorum. Bunların cinayetle ve ağır cezada yargılanmasını istiyorum. Kızımın başına gelen basit bir trafik kazası olarak görülmesin. Benim çocuğumun geçecek başka yeri yoktu. O yaya geçidi çizgileri görsel olarak yapılmadı, güvenli alan demektir. Benim çocuğum güvenli alandaydı. Kurallara uydu ama kurala uymayan bir maganda benim çocuğumun hayatına kastetti. Benim 14 yaşındaki kızımın hayalleri yarım kaldı, biz yarım kaldık. Katiller dışarıda elini kolunu sallayarak gezmesin. Adalet yerini bulsun. Yaptırımlar, cezalar biraz arttırılsın ki bu kazalar, cinayetler artık düşsün. Biz ve bizim gibi olan mağdur aileler ve toprak altında yatan çocuklarımızın seslerini lütfen duyun, adalet istiyoruz" diye konuştu. "Böyle bir kaza olsa olsa kasttır" Duruşmanın geldiği aşama hakkında bilgi veren Güner ailesinin avukatı Tahir Burak Koçak ise, "Elif’in adalet arayışının ikinci celsesi için buradayız. İlk celsede tanıklarımızın tamamı dinlendi. Bütün tanıklar sanığın çok hızlı seyrettiğini, önündeki araçla yarıştığını, frene basmaksızın yaya geçidinde Elif’e 110-120 kilometre hızla vurarak, 40 metre savurup ölümüne sebep olduğunu beyan ettiler. Dosyamız Adli Tıp Kurumu’na gönderildi, kusur raporu alındı ve sanığın yine aynı tespitlerle tamamen kusurlu olduğuna yönelik rapor geldi. Sanık şu anda bilinçli taksirden dolayı yargılanıyor, tutuklu olarak yargılanıyor ancak biz bunun bir kaza olmadığını söylüyoruz. Yaya geçidinde bu şekilde meydana gelen bir kaza olsa olsa bir olası kasttır, kaza değildir. Sanık 120 kilometre hızla yaya geçidinde, kendi beyanına göre de 20 metre geriden çocukları görmesine rağmen frene basmaksızın, önündeki araçla yarışarak ölüme sebebiyet verdi. En ağır cezayı almasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Cezaların artırılmasını talep ediyoruz" Yaşanan mağduriyetler için cezaların artırılması gerektiğini vurgulayan Koçak, "Biz ve bizim gibi birçok mağdur aile var ve bu insanlar acılarını yaşayamıyorlar. Cezaların artırılmasını talep ediyoruz. Adalet Komisyonu’na bir yasa teklifi için başvurumuz da var. Bunun olumlu sonuçlanmasını ümit ediyoruz. Sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz. Onun dışında alınacak herhangi bir karar bu ailelerin acılarını daha fazla arttıracaktır" dedi.
İstanbul Fatih’te 400 yıllık cami minaresinin kubbesi vinç çarpmasıyla yıkıldı İstanbul Fatih’teki 400 yıllık cami minaresinin kubbesi inşaat çalışmaları esnasında vincin taşıdığı demirin çarpması sonucu yıkıldı. O anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Olay, sabah saatlerinde Fatih Unkapanı’ndaki Atlamataşı Camisi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre 1 yıl önce başlayan inşaattaki kule vinç, malzemeleri taşıdığı esnada 400 yıllık caminin minaresinin kubbesine çarptı. Çarpma sebebiyle minare kubbesi yere düştü. Kubbenin düştüğünü görenler, durumu inşaat çalışanlarına haber verdi. Yaşanan olay sonrasında cami çevresi vatandaşların giriş ve çıkışına kapatıldı. Cami 1 yıldır kapalı Çarpma esnasında çıkan sesi duyduğunu söyleyen Sertan Saltan, "Sabah vinç burada çalışırken malzemeyi buradan o tarafa inşaat alanına doğru çekerken malzeme minarenin kenarına çarpmasıyla kubbe yere düşmüş. Kopan parçalar caminin ön tarafına düşmüş. Biz sesi duyduk, baktık çarpmış düşüyor. Burası 1616 yılından beri tarihi eser bir cami. Ama minarenin sonradan yapılmış parçaları vardı. İnşaatın tadilatı dolayısıyla cami 1 senedir kapalı" dedi. 400 yıllık tarihi caminin minaresindeki kubbenin vincin çarpması sonucu yıkıldığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde inşaat malzemesi taşıyan vincin minareye çarptığı ve sonrasında kubbenin yıkıldığı görülüyor.