KÜLTÜR SANAT - 18 Kasım 2024 Pazartesi 11:59

4. Yenişehir Komedi Oyunları Festivali başladı

A
A
A
4. Yenişehir Komedi Oyunları Festivali başladı

Mersin’in merkez ilçe Yenişehir Belediyesi tarafından düzenlenen 4. Yenişehir Komedi Oyunları Festivali, çocuk oyunlarıyla başladı.


Yenişehir Belediyesi bu yıl 4.’sünü düzenlediği Yenişehir Komedi Oyunları Festivali ile hem çocuklara hem de yetişkinlere yönelik tiyatro oyunlarını Mersinlilerle ücretsiz buluşturuyor. Festivalin ilk gününde ’Karagöz Masallar Diyarında’ ve ’Karagöz Bitirim Bebe’ oyunları, çocuklar için sahnelendi. Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit de oyunları çocuklarla birlikte izledi.


Sanatın çocukların kişisel gelişimlerine katkı sunduğunu ifade eden Özyiğit, “Festivalimizde hafta sonunu çocuklarımızı ayırdık. Onlar için sürprizlerimiz bitmedi. Önümüzdeki aylarda 4. Yenişehir Çocuk Oyunları Festivalimizi gerçekleştireceğiz. Çocuklarımızın daha küçük yaşlarda sanatla buluşturmayı istiyoruz. Onlar sanatla ilgilensinler, sanatla iç içe olsunlar diye çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yenişehir’i sanatın başkenti yapma gerekliliğini yerine getiriyoruz. Yaşam koşullarının çok zor olduğunu biliyoruz. Bu festivalleri ücretsiz düzenleyerek, maddi imkânsızlıkları aşmak istiyoruz. İnanıyorum ki bu etkinlikler çocuklarımızın ufkunu açacak, onların gelişimine katkı sunacak. Pazartesi gününden itibaren de yetişkinlere yönelik oyunlarımız başlayacak. Türkiye’nin çok önemli tiyatrocular Yenişehir’e gelecek. Tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz" dedi.



Oyunlar hafta boyunca sürecek


Ünlü tiyatrocu Ali Poyrazoğlu ve Güneş Berberoğlu’nun rol aldığı ’Bir Yastıkta’ 19 Kasım Salı günü saat 20.00’de, Yenişehir Şehir Tiyatrosu’nun beğenilen oyunu ’Çok Tuhaf Soruşturma’ ise 20 Kasım Çarşamba günü saat 20.00’de sahnelenecek. Mahşer-i Cümbüş, 21 Kasım Perşembe günü doğaçlama tiyatro gösterisi ile seyircilere kahkaha dolu anlar yaşatacak. Usta oyuncular Cihat Tamer ve Zihni Göktay’ın ’Bir Varmış Bir Yokmuş’ adlı müzikli gösterisi, 22 Kasım Cuma günü saat 20.00’de sanatseverlerin karşısına çıkacak. Festivalin kapanışı ise 23 Kasım Cumartesi günü saat 15.00’te sahnelenecek ’Gökkuşağının Altında’ adlı çocuk oyunu ile gerçekleşecek.



4. Yenişehir Komedi Oyunları Festivali başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Narin cinayetinde Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına başlandı Diyarbakır’da kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan Narin Güran cinayetinde 4 buçuk yıl hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına başlandı. Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta 2024’te kaybolan ve 8 Eylül 2024’te Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a ’iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar’a ise ’suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar’a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar’a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise ’eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım’ kapsamında değerlendirilmesi adına bozmuştu. Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Duruşmaya sanık Nevzat Bahtiyar ile avukatları ve Güran ailesi de katıldı.
Balıkesir Ayvalık Polisinden sağanak yağmur altında göçmen avı Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde; 37 göçmen ve 6 organizatör Ayvalık Polisinin dikkati sayesinde kıskıvrak yakalandı. Edinilen bilgiye göre; Ayvalık ile Cunda Adası’nı birbirine bağlayan Lale Adası’nda 4 ayrı aracı takibe alan polis ekipleri, şiddetli sağanak yağmur altında gerçekleştirdikleri aksiyon sahnelerini aratmayacak bir operasyonla tamamı Afrikalı 37 göçmen ve bu göçmenleri yasa dışı yollarla Yunanistan’ın Midilli Adası’na götürmek isteyen 6 organizatörü yakalamayı başardı. Yakalanan bazı göçmenlerin kaçmaya çalışırken, bölgeye gelen takviye polis ekipleriyle göçmenlerin bu girişimi sonuçsuz kaldı. Göçmenlerin yakalanış anına tanık eden vatandaşların büyük takdirini kazanan operasyonda; 4 panelvan tarzı araç, 1 adet lastik bot, 1 adet bot motoru, 1 adet içi akaryakıt dolu yakıt tankı, 3 adet akü, 5 adet şişirme pompası, 2 bot küreği, 9 adet zemin tahtası, suçtan elde edildiği tespit edilen 134 bin 350 TL ile 2 bin 100 dolar nakit paraya da el konuldu. Operasyonun ardından Ayvalık İlçe Emniyet Müdürlüğü binasına götürülen 37 göçmene; yiyecek, içecek, ilaç ve tıbbi malzeme gibi insani yardımlarda bulunuldu. 37 göçmen haklarında yapılan yasal işlemlerin ardından Balıkesir İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne gönderildi. Göçmenlerle birlikte yakalanan 6 organizatör ise çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak, cezaevine gönderildi. Ayvalık İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, göçmen kaçakçılığının önlenmesi için mücadelelerinin aralıksız süreceği bildirildi.
Kırıkkale Baraj doldu, tarım arazileri suya doydu: Çiftçi verimli sezon bekliyor Kırıkkale’de son yağışlarla birlikte barajdaki doluluk oranı artarken, tarihi Çeşnigir Köprüsü’nün bir kısmı da suyla kaplandı. Yağışların tarım arazilerine de olumlu yansıdığını belirten çiftçiler, toprağın yeniden nem kazanmasının ürün verimi açısından önemli olduğunu ifade etti. Kırıkkale’de son haftalarda etkili olan yağışlarla birlikte Kızılırmak Nehri’nin beslediği Kapulukaya Barajı’nda su seviyesi yükseldi. Selçuklu döneminde inşa edilen tarihi Çeşnigir Köprüsü’nün bir kısmı da suyla kaplandı. Kuvvetli yağış sebebiyle derelerden taşınan çamurlu su ise barajın bazı kıyılarında renk değişimine sebep oldu. Tarım arazileri de yağışlardan olumlu etkilendi. Uzun süredir yağmur bekleyen çiftçiler, toprağın yeniden nem kazanmasının ekili alanlar açısından önemli olduğunu ifade etti. Üreticiler, özellikle ilkbahar döneminde alınan yağışın ürün gelişimi ve verim üzerinde belirleyici olduğunu belirtti. Köprüköy köyü muhtarı Fırat Erdem, İHA muhabirine yaptığı açıklamada son yağışların hem baraj hem de tarım arazileri açısından olumlu sonuçlar doğurduğunu söyledi. Barajdaki su seviyesinin ciddi şekilde yükseldiğini ifade eden Erdem, Kızılırmak üzerinde yer alan tarihi Çeşnigir Köprüsü’nün bir kısmının da suyla kaplandığını belirtti. Ortaya çıkan görüntünün dikkat çekici olduğunu dile getiren Erdem, "Ama işin bir de tarım tarafı var. Yağışlar toprağa can verdi, tarlalar açısından da oldukça faydalı oldu. Özellikle çiftçi için bu su çok kıymetli. Hem kuruyan alanlar yeniden nefes aldı hem de üretim açısından umut veren bir tablo ortaya çıktı" dedi. Köyde çiftçilik yapan Ahmet Doğan da yağışların üreticiye moral verdiğini söyledi. Doğan, "Çok güzel, bol bol rahmet yağdı. Ekinlerimiz de mahsullerimiz de inşallah bu sene çok güzel olacak. Topraklarımız suya doydu. Nisan ve mayıs ayında da verimin yüksek olmasını bekliyoruz. Kar fazla yağmadı ama yağmur beklediğimizden daha fazla yağdı. Toprak nemini aldı, bu da bizim için çok önemli" diye konuştu.
Erzurum Bir belge, bir felaket, bir dostluk: Pakistan’ın Erzurum’a uzanan eli Erzurum’un Hasankale’de bugünkü adıyla Pasinler ilçesinde, 3 Ocak 1952’de saat 08:03’te meydana gelen depremde onlarca kişi hayatını kaybetti; yüzlerce ev kullanılamaz hale gelir. O yıllara dair yaşananların hatıraları bu gün bile yürekleri sızlatıyor. 3 Ocak 1952’de Pasinler merkezli meydana gelen deprem, Erzurum ve çevresinde ağır bir yıkıma yol açtı. Resmî kayıtlara göre 5,8 büyüklüğündeki depremde onlarca kişi hayatını kaybetti, 240 kişi yaralandı. Dönemin Erzurum Valisi Cemal Göktan bölgede çalışmaları koordine ederken, Cumhurbaşkanı Celal Bayar Erzurum’a gelerek depremzedeleri ziyaret etti. Ancak bu felaketi Türkiye’nin tamamına duyuran yalnızca resmî raporlar değil, sahadan yazan bir gazetecinin kalemiydi. Henüz genç bir gazeteci olan Yaşar Kemal, deprem haberini alır almaz bölgeye giderek günlerce Pasinler ve çevresinde kaldı. Onun kaleminde deprem, sadece yıkılan evler değil; donmuş hayatlar, suskun insanlar ve çaresizliğin dili oldu. "Hangi evin altında kim var bilinmiyor" Yaşar Kemal, bölgedeki ilk gördüklerini şu çarpıcı ifadelerle anlatıyordu: "Bir soğuk, bir soğuk Öyle ki insanın içi çekiliyor. Sanki güneş bile donmuş." Depremin ardından köylerde karşılaştığı manzara, onun satırlarında bir felaket tasvirinden çok, insan ruhunun kırılganlığını anlatan bir tabloya dönüşür: "Evler yıkılmış Ama asıl yıkılan, insanların içindeki sesti. Konuşmuyorlar. Susmuşlar. İnsanoğlu felaketin ardından bir süre taş kesiliyor." Yaşar Kemal’in gözlemlerinde en dikkat çekici unsurlardan biri de doğa ile insan arasındaki sert karşılaşmadır: "Kar, yıkıntıların üstünü örtmüş. Hangi evin altında kim var bilinmiyor. Sessizlik, kar kadar ağır." Yaşar Kemal’in "Hasankale yerle bir" yazıları Yaşar Kemal’in "Hasankale Yerle Bir" başlığıyla yayımlanan röportajlarının , yalnızca bir gazetecilik başarısı değil; Anadolu’nun acısını dile getiren güçlü bir edebî metin niteliği taşıdığını vurgulayan Araştırmacı Taner Özdemir, " Bu yazılar sayesinde 1952 Pasinler Depremi, sadece Erzurum’un değil, tüm Türkiye’nin ortak hafızasına kazındı. Depremin uluslararası boyutu ise yıllar sonra ortaya çıkan bir belgeyle yeniden gündeme geldi. Pakistan Kızılhaçı tarafından bölgeye gönderilen yardım, Türkiye ile Pakistan arasındaki tarihî kardeşliğin erken ve güçlü örneklerinden biri olarak dikkat çekti. Henüz genç bir devlet olan Pakistan’ın, binlerce kilometre uzaklıktaki Erzurum’da yaşanan bir felakete kayıtsız kalmaması, iki millet arasındaki gönül bağının somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor" dedi. Tüm Türkiye’nin acısı hâline geldi Gönderilen yardımlar; zor kış şartları altında hayatta kalmaya çalışan depremzedeler için yalnızca maddi destek değil, aynı zamanda moral kaynağı oldu. Bu destek, Türkiye kamuoyunda da geniş yankı uyandırarak Pakistan halkına karşı derin bir minnet duygusunun oluşmasına katkı sağladı. İki ülke arasında ilerleyen yıllarda daha da güçlenecek olan dostluk ilişkilerinin temelinde, işte bu tür zor zamanlarda sergilenen dayanışma örnekleri yer aldı. Belgeyi ortaya çıkaran Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir, hem Yaşar Kemal’in tanıklığına hem de uluslararası dayanışmaya dikkat çekerek şunları söyledi: "Yaşar Kemal’in yazdıkları, bu depremin sadece fiziksel değil, insanî boyutunu da gözler önüne seriyor. Onun kalemiyle Erzurum’daki acı, tüm Türkiye’nin acısı hâline gelmiştir. Aynı dönemde Pakistan’dan gelen yardım ise bu acının yalnız olmadığını gösterir. Bu belge ve bu yazılar birlikte okunduğunda, karşımıza hem bir felaket hem de büyük bir insanlık dayanışması çıkıyor." Şarkın Sesi, Demokrat Erzurum, Doğu ve Demokrat Doğu gazetelerinin yerel ölçekte sürdürdüğü yayınlar ile Yaşar Kemal’in sahadan geçen satırları birleştiğinde, 1952 Pasinler Depremi; hem basının gücü hem de insanlığın ortak vicdanı olarak tarihteki yerini korumaya devam ediyor.
Giresun Taciz iddiaları ve şüpheli ölüm: Aileden "siyasi baskı" çıkışı Giresun’un Görele ilçesinde, CHP’li Belediye Başkanı Hasbi Dede hakkında ortaya atılan taciz iddialarının ardından yaşanan süreçte, 16 yaşındaki Elif Tuana Torun’un şüpheli bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetmesiyle ilgili baba Ahmet Torun’dan dikkat çeken açıklamalar geldi. Yaşanan sürecin hem adli hem de sosyal boyutuna dikkat çeken baba Torun, yargılama süreci ve bazı siyasi isimlerin tutumuna sert tepki gösterdi. "Şikayetimizi geri çekmemiz istendi" iddiası Ahmet Torun, şikayet sürecinin ardından bazı kişilerin devreye girdiğini öne sürerek, şunları söyledi: "Şikayet dilekçemizi verdikten sonra sanığın yakınları ya da tanıdıkları olduğunu düşündüğümüz kişiler, CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş ile iletişime geçti. Daha sonra kendisi sürece dahil oldu. Bize gelerek şikayetimizi geri çekmemizi istedi ancak bunu kabul etmedik. Biz başından beri geri adım atmayı hiç düşünmedik." Yargılama sürecinde yaşananlara da değinen Torun, "İlk aksamada tutuksuz yargılanma ara kararı verildiğinde adliye koridorlarında sanki beraat etmiş gibi davranılması bizi ayrıca incitti. Bizim tek derdimiz adaletti. Ancak bu süreçte hem psikolojik hem de sosyal anlamda ciddi şekilde yıpratıldık. Özellikle hissedilen siyasi baskı ve dosyayı kapatma çabaları bizi derinden üzdü" ifadelerini kullandı. "CHP’li isimler neredeydi?" Süreç boyunca bazı siyasi isimlerin sessiz kaldığını savunan Torun, şu soruları yöneltti: "Bugün ‘hak, hukuk, adalet’ diyen Elvan Işık Gezmiş ve Dr. Şenyürek bu olaylar yaşanırken neredeydi? Bu soruların cevabını istiyorum. Daha sonra cenazeye katılmak gibi bir talepleri olduğunda da bunu nasıl kabul edebilirdik?" Aile olarak adalet beklentisiyle hareket ettiklerini vurgulayan Torun, "Biz bu yola çıkarken adalete güvendik, güvenmeye de devam etmek istiyoruz. Ancak bu süreçte yanımızda olması gerekenlerin ya sessiz kalması ya da farklı bir tutum sergilemesi bizi derinden yaraladı. Kimse bizi bu davadan döndüremez, sonuna kadar takipçisi olacağız" dedi. Aileye yönelik tehdit ve saldırı iddiaları Kızına yönelik daha önce de saldırı girişimlerinin olduğunu ileri süren Torun, süreç içerisinde sosyal medya üzerinden aileye yönelik tehdit ve şantaj içerikli paylaşımlar yapıldığını iddia etti. "Fake hesaplar üzerinden eşime, bana ve aileme yönelik cinsel içerikli görüntüler paylaşıldı. Bu süreçte yalnız bırakıldık, kimse yanımızda olmadı" diye konuştu. "Tek isteğimiz adalet" Aile olarak hiçbir maddi taleplerinin olmadığını özellikle vurgulayan Ahmet Torun, "Bizim tek derdimiz adalet. Ancak süreç boyunca siyasi baskı ve dosyayı kapatma çabalarıyla karşı karşıya kaldık. Buna rağmen mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz" ifadelerini kullandı. Kızının ölümünü "şüpheli" olarak nitelendiren Torun, olayın aydınlatılması için sonuna kadar mücadele edeceklerini belirterek, "Hiçbir siyasi güç ya da makam adaletin önüne geçmemeli. Biz sadece suçluların hak ettiği cezayı almasını istiyoruz" dedi.