ASAYİŞ - 13 Ekim 2025 Pazartesi 14:24

Asansör kazasında beton ağırlığın düşmesi ölüme neden olmuş

A
A
A

Mersin’in Tarsus ilçesinde asansör kazası sonucu Pelin Yaşot Kıyga’nın ölümüne, beton ağırlığın üzerine düşmesinin neden olduğu iddia edildi. Asansör kazasına ilişkin hazırlanan bilirkişi raporunda, kazanın ağırlığı dengeleyen blokların kabinin üzerine düşerek delmesi sonucu yaşandığı belirtildi.

1 Ekim 2025 tarihinde Altaylılar Mahallesi’ndeki apartmanda meydana gelen olayda, Pelin Yaşot Kıyga’nın (33) işe gitmek için evden çıktıktan sonra 7’nci katta bindiği asansör, 2’nci katta arızalandı. Kıyga’nın telefonla aradığı eşi Gökhan Kıyga (34), yardım etmek için merdivenle 2’nci kata indi. Bu sırada Pelin Kıyga’nın bulunduğu kabin, zemine çakıldı. İhbar üzerine adrese sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kabinden yaralı halde çıkarılan Pelin Kıyga, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Kaza ve Gökhan Kıyga’nın eşini kurtarmaya çalıştığı anlar, güvenlik kamerasına yansıdı. Tedaviye alınan Kıyga, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamadı. 1 çocuk annesi Pelin Kıyga, otopsinin ardından Tarsus Güney Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Asansör kazasına ilişkin soruşturma kapsamında eski asansör firması yöneticisi S.S., yeni asansör firması yöneticisi M.K. ile çalışanı M.A. ve site yöneticisi F.M.C. gözaltına alınırken, 18 kişinin de ifadesine başvuruldu. Kazadan bir süre önce site sakinlerinin apartmana ait WhatsApp grubunda, asansörde bir aydan uzun süredir arızalar yaşandığını gündeme getirdiği, sorunların devam etmesi nedeniyle yönetimin yeni bir firmayla bakım sözleşmesi yaptığı iddia edildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, sevk edildikleri adliyede ’taksirle ölüme sebebiyet verme’ suçundan tutuklandı.

Asansör kazasında beton ağırlığın düşmesi ölüme neden olmuş

Kazanın ardından aralarında elektrik elektronik mühendisliği ve makine mühendisliği alanında A sınıfı iş güvenliği uzmanı ve akademisyen ile inşaat mühendisinin de olduğu bilirkişi heyeti tarafından binada yapılan incelemelerin yer aldığı 10 sayfalık rapor tamamlandı. Soruşturma dosyasına eklenen bilirkişi raporunda, olaya ilişkin tespitler, inceleme tutanakları, kazanın yaşandığı asansöre ait kabin fotoğrafları, Asansör İşletme ve Bakım Yönetmeliği ile bina sorumlusunun yükümlülüklerine ilişkin bilgilere değinildi. Asansörün bakım ve onarımlarının ’G. Asansör’ firması tarafından yapıldığına dair etiketlerin yer aldığı belirtilen raporda, 27 Mart’taki periyodik bakım sonrası Makine Mühendisleri Odası tarafından kontrol yapıldığı ifade edilirken, kontrol sonrası asansörün kullanılmasında sakınca olmadığı, tespit edilen uygunsuzlukların 27 Mart 2026 olan bir sonraki periyodik kontrol tarihine kadar giderilmesi gerektiği ve düzeltme süresinin 12 ay olduğu bilgilerinin yer aldığı ’Mavi etiket’ (Can ve mal güvenliğiniz için hafif kusurlu seviyede risk oluşturduğunu belirten etiket) yapıştırıldığının görüldüğü belirtildi.

Raporda, kazanın yaşandığı asansör sisteminde yapılan incelemede, kabin ve denge ağırlığını taşıyan halatların sağlam olduğu aktarıldı.

Kazanın yaşandığı asansöre ait kuyu sisteminde yapılan incelemede ise asansörün denge ağırlığını taşıyan metal çerçevenin almış olduğu fiziksel darbeyle parçalanıp 2 parçaya bölünerek hasarlanmış olduğu belirtildi. Raporda, denge ağırlığını taşıyan metal çerçevenin bir bölümünün kuyu tabanına, diğer yarısının ise asansör kabini üzerine beton ağırlıklarla düştüğünün görüldüğü aktarıldı.

Kaza günü Pelin Kıyga’nın saat 07.20’de asansöre bindiği belirtilen rapora, asansör arıza kodları kayıtları da eklendi. Kayıtlara göre, asansörün saat 07.14’te ’Er59’ hata koduyla ’Kabin ters yöne hareket ediyor’ uyarısı verdiği belirtildi. Asansör kabinin saat 07.28’de eksi 1’inci kata düştüğü ifade edilen raporda, kaza sonrası asansörün 11 dakikada aralıklarla kontrol birimine 5 ayrı hata kodu daha gönderdiği dile getirildi.

Kazanın meydana geliş şekline ilişkin bilimsel değerlendirmelere yer verilen raporda, "Pelin’in olay günü saat 07.20 sıralarında arıza nedeniyle asansörde kalmış olduğu, saat 07.28’de ise asansörün eksi 1’inci kata düşmesi şeklinde yaşanan olayda asansörün arızası nedeniyle mekanik fren tesisatının devreye girerek asansörü sabitlediği ancak mekanik fren sisteminin devreye girişiyle eş zamanlı olarak devreye girerek elektrik motorunun devre dışı bırakması gereken anahtarın (switch-elektrik fren) fonksiyonunu yapamaması, denge ağırlığını yukarı doğru çekmeye çalışan motorun çalışmasını durdurmaması nedeniyle denge ağırlığının yukarı doğru çekilmeye zorlandığı, halat ile kasnağın patinaja geçtiği, yukarı çekilen denge çerçevesi-şaşesinin tavana vurduğu, bu işlemin denge ağırlık çerçevesi hasarlanana kadar devam ederek metal çerçeveyi-şaseyi hasara uğrattığı, çerçeve-şaşe bütünlüğünün bozulması ile denge bloklarının yüksekten asansör kabini üzerine düşerek kabin ve kabine bağlı sistemlere hasar vererek beton blokların kabin tavanını delip kabin içerisindeki kazalı Pelin’in yaralanması ve hastanede hayatını kaybetmesi şeklinde olayın cereyan ettiği, kazanın meydana gelmesinde kasıt unsuru olmamakla birlikte alınabilecek tedbirlerle önlenebilir nitelikte bir kaza olduğu kanaatine varılmıştır" ifadelerine yer verildi.

Asansör kazasında beton ağırlığın düşmesi ölüme neden olmuş

Olayda hayatını kaybeden Pelin Kıyga’nın kusurunun olmadığı ifade edilen raporda, "Kazanın meydana gelmesinde asansörün gerektiği şekilde güvenli çalışmasını sağlamak için periyodik bakım ve onarımından sorumlu G. Asansör firmasının sorumlusunun, asansörün elektrik fren sisteminin devre dışı kalmasını önleyici tedbir, onarım ve bakımlarını yerine getirmemiş olması nedeniyle kusurlu olduğu belirlenmiştir. Bina yönetiminden sorumlu A. Yönetim firmasının, binayı kullanan apartman sakinleri adına asansörün güvenlik şekilde hizmet vermesinin sağlanabilmesi için bakım ve onarımdan sorulu firma/firmaları etkin şekilde denetlememesi, asansörde bina sakinlerince iletilen uygunsuzlukların ivedilikle giderilmesi hususunda gerekli tedbirleri etkin şekilde alarak sonuçlandırma konusunda gereken özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması nedeniyle kusurlu olduğu tespitine ulaşılmıştır. Bu aşamada başka kurum ve kişilerin kazanın oluşumunda kusuruna rastlanmamıştır" denildi.

Ersoy Yalçın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van Gölü’nün incisi Çarpanak Adası için kritik uyarı Van Gölü’nün saklı cenneti Çarpanak Adası, bugünlerde doğa tutkunlarının hayranlığıyla değil, bilinçsiz ziyaretçilerin yaşattığı tahribatla gündemde. Özellikle bahar ve yaz aylarında artan insan trafiği, adadaki bin yıllık tarihi mirası ve hassas doğal dengeyi yok olma eşiğine getirdi. Van Gölü’ndeki dört büyük adadan biri olan ve üzerinde 9. yüzyıldan kalma Ktouts Manastırı’nı barındıran Çarpanak Adası, bugünlerde doğa tutkunlarını ve tarihçileri derin bir üzüntüye sevk ediyor. Baharın gelişiyle birlikte turizm hareketliliği hız kazanırken, kentin göz bebeği olan Çarpanak Adası başta olmak üzere birçok tarihi ve doğal alan yeniden yoğun ziyaretçi akınına uğrarken, bu ziyaretlerde ise tarihi yapılar ve ada sakinleri olumsuz yönde etkileniyor. Çarpanak Adası, son yıllarda artan insan faaliyetleri ve bilinçsiz kullanım nedeniyle hem doğal yapısını hem de kültürel mirasını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Van Gölü üzerinde yer alan ve badem ağaçlarıyla ünlü ada, kontrolsüz ziyaretçi akını ve çevre kirliliği nedeniyle alarm veriyor. Ada üzerinde bulunan ve tarihi geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan Ktouts Manastırı da ihmallerden nasibini alıyor. Bakımsızlık ve insan kaynaklı zararlar nedeniyle tarihi yapının her geçen gün biraz daha yıprandığı belirtiliyor. Kilise ile birlikte adanın müdavimleri olan martılar kontrolsüz ziyaretlerden etkilemiyor. "Çarpanak Adası’nda ekolojik ve kültürel yıkım" Çarpanak Adası’na kontrolsüz yapılan ziyaretlerle ilgili Vangölü Aktivistleri Derneği yönetimi yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, "Son dönemde Çarpanak Adası’na yönelik gerçekleştirdiğimiz saha gözlemleri ve adayı ziyaret eden duyarlı vatandaşlarımızdan gelen geri bildirimler, bölgemiz için endişe verici bir tabloyu ortaya koymaktadır. Yaptığımız araştırmalar ve yerinde incelemeler sonucunda ulaşılan tespitler şunlardır. Adanın en önemli sakinleri olan martıların ve göçmen kuşların kuluçka döneminde olduğu tespit edilmiştir. Ancak denetimsiz tekne seferleriyle adaya çıkan yoğun insan trafiği nedeniyle, binlerce kuş yumurtasının ezildiği ve üreme alanlarının tahrip edildiği raporlanmıştır. Kültürel Mirasın Korunmasızlığı: Adanın simgesi olan tarihi kilisenin (Ktouts Manastırı) duvarlarına yazılar yazıldığı, yapının fiziksel bütünlüğüne zarar verildiği ve adanın adeta bir ’piknik alanı’ gibi kullanılarak kirletildiği gözlemlenmiştir. Bölgeyi ziyaret eden ve doğaya duyarlı birçok vatandaşımız, adadaki bu başıboşluktan ve koruma kalkanı eksikliğinden derin üzüntü duyduklarını dile getirmektedir. Toplum, bu mirasın sahipsiz bırakılmamasını talep ediyor" denildi. "Acil eylem çağrımızdır" Açıklamanın devamında ise, "Adaya girişler kısıtlanmalı. Kuşların üreme dönemi boyunca adaya sivil tekne geçişleri ve ziyaretler acilen durdurulmalıdır. Ada, ’Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ statüsüne uygun şekilde 7/24 denetlenmeli, giriş-çıkışlar yetkili birimlerce kontrol altına alınmalıdır. Tarihi yapılar vandalizme karşı fiziksel önlemlerle bariyer, bilgilendirme levhaları gibi korunmalı ve verilen zararlar onarılmalıdır. Van Gölü’nün sessiz çığlığına kulak verin! Çarpanak Adası bir eğlence mekanı değil, yaşayan bir ekosistem ve bin yıllık bir tarihtir" ifadelerine yer verildi.
İstanbul Yeşilçam oyuncularından sanatçı dostları için vefa çağrısı: "Yeşilçam Huzurevi" Türk sineması usta oyuncuları, yıllar sonra "Yeşilçam Huzurevi" projesi için Beyoğlu’nda bir araya geldi. Kemal Sunal ile başrol paylaştığı filmlerle hafızalara kazınan Serpil Nur ve sinemanın "harbi kadını" olarak bilinen Şehnaz Dilan, zor durumdaki sanatçı dostları için destek çağrısında bulundu. Geçmişte milyonları ekran başına kilitleyen, ancak bugün birçoğu geçim sıkıntısı ve barınma sorunuyla mücadele eden Yeşilçam emektarları için Avukat Onur Yağışan kolları sıvadı. "Yeşilçam Huzurevi" projesini hayata geçirmek için adım atan Yağışan’a Yeşilçam oyuncuları Serpil Nur ve Şehnaz Dilan da destek verdi. Usta oyuncular hayatlarını sinemaya adamış ancak şimdilerde yardıma muhtaç durumda olan meslektaşlarının başlarını sokabilecekleri yapının hayata geçirilmesi için çağrıda bulundu. "Çoğu Yeşilçam oyuncusunun evi yok barkı yok, bazıları barakalarda yaşıyor" Sinema Oyuncusu Serpil Nur, çoğu Yeşilçam oyuncusunun evinin olmadığını ifade ederek, "Bazıları barakalarda yaşıyor. Geçtiğimiz yıllarda duydum, barakada yaşayan bir zamanların jön bir sanatçısıydı. Barakada ölüsü bulundu. Hiçbir sanatçı böyle bir sona layık değil. Dilerim avukat beyin çıktığı bu yolda tüm sanatçılar ve devlet destek olup güzel bir yola girer ve o ihtiyacı olan sanatçılarımıza bir mekan, bir yer, bir ev, bir barınak olurlar. Çünkü eski dönemlerde çalışan sanatçıların, bilhassa ikinci, üçüncü rollerde oynayan dostlarımızın, arkadaşlarımızın sigortaları yoktu. Ve bugün hayatlarını idame ettirmeleri için herhangi bir hayat güvenceleri yok; evleri yok, maaşları yok, hiçbir şeyleri yok. Gidin bakımevlerinde, Darülaceze’lerde birçok sanatçı gerçekten çok zor durumda. İnşallah bu çıkılan yolda bir başarı elde edilir. Umuyorum, diliyorum her şey çok güzel olsun" dedi. "Evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım" Sinema oyuncusu Şehnaz Dilan ise evsiz durumda bulunan Yeşilçam oyuncuları için biran önce harekete geçilmesi gerektiğine belirterek, "Avukatımız Onur Yağışan, Türkiye’de yapılmayan bir şeyi yapacak. Lütfen rica ediyorum, bu Yeşilçam oyuncuları için, sokakta kalanlar için, bilhassa evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım. Bunda ses sanatçılarından bilhassa rica ediyorum; destek olmalarını istiyorum ve hükümetin destek olmasını istiyorum. Kimse kalmadı gibi, kalanlar da çok zor durumda. Ben kendilerini biliyorum, görüşüyorum da. Çünkü sinemada son kuşak benim. Bazı dernekler zaten ilgilenmiyor. Derneğe para yatırıyorsunuz, bu kadar. Ama lütfen bir an önce yardımcı olsunlar. Onur Bey’e de buradan çok teşekkür ediyorum gerçekten bu gayretleri için; bizim için koşturması, Allah ondan razı olsun" şeklinde konuştu. "Onlar milyonları güldürdüler; biz de en azından ahde vefa gereği biz de onları güldürelim" "Yeşilçam Huzurevi" projesinin hayata geçirmek için girişimlerde bulunan Avukat Onur Yağışan, "Öncelikle, birçok Yeşilçam emektar sanatçımızın ne yazık ki sosyal güvenceleri yok. Ne yazık ki şu an birçok emektar sanatçımızın yaşamlarının son dönemlerini başlarını sokacak, bir ev alacak durumları yok ve evleri de yok. Biz de öncelikle ahde vefa gereği ve bu durumlardan dolayı Yeşilçam emektarlarımızın huzur içinde yaşamaları için "Yeşilçam Huzurevi" projesini hayata geçirmek için kolları sıvadık. Buradaki amacımız şu: Yeşilçam emektarlarımızın, sanatçılarımızın hak ettiği en azından ömürlerinin son dönemlerinde; öncelikle güvenilir ve insanca bir yaşam yaşamaları onların hakkıdır. Bu hakka kavuşmaları için biz elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Buradan da çağrımız; öncelikle devletimizin, iş insanlarımızın, sağduyulu bütün vatandaşlarımızın bu projeye omuz vermeye davet ediyorum. Onlar milyonları güldürdüler; biz de en azından ahde vefa gereği biz de onları güldürelim, sevinç gözyaşlarına boğduralım diyorum ve bütün herkesten destek bekliyorum" ifadelerini kullandı
Adıyaman Adıyaman Veysel Karani Erkek Yurdu’ndan Güneydoğu’da şampiyonluk gururu Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından düzenlenen Yurtlig organizasyonu kapsamında gerçekleştirilen Güneydoğu Bölgesi Masa Tenisi Müsabakaları’nda Adıyaman’ı temsil eden Veysel Karani Erkek Yurdu, büyük bir başarıya imza atarak bölge şampiyonu oldu. Bölge genelinden çok sayıda ilin katılım sağladığı ve yüksek rekabet ortamında geçen müsabakalarda sporcular, hem teknik kapasiteleri hem de mücadeleci ruhlarıyla izleyenlerden tam not aldı. Turnuva boyunca disiplinli oyun anlayışı, takım uyumu ve kararlı performansıyla dikkat çeken Adıyaman temsilcisi, final karşılaşmalarında da üstün bir oyun ortaya koyarak şampiyonluk kupasını kazandı. Organizasyon süresince sporcular yalnızca sportif başarılarıyla değil; fair-play anlayışları, centilmenlikleri ve örnek davranışlarıyla da ön plana çıktı. Bu yönüyle müsabakalar, gençlerin sosyal gelişimine katkı sunan önemli bir platform olma özelliği taşıdı. Adıyaman Gençlik ve Spor İl Müdürü Hüseyin Elüstü, elde edilen başarıyla ilgili yaptığı açıklamada, "Gençlerimizin spora olan ilgisi, azmi ve disiplinli çalışmaları bizleri son derece mutlu ediyor. Yurtlig organizasyonları, gençlerimizin hem fiziksel hem de sosyal yönden gelişmesine önemli katkılar sağlıyor. Bu tür organizasyonlar sayesinde gençlerimiz yeni dostluklar kuruyor, takım ruhunu öğreniyor ve kendilerini daha iyi ifade etme imkanı buluyor. Güneydoğu Bölgesi’nde elde edilen bu anlamlı şampiyonlukta emeği geçen tüm sporcularımızı, antrenörlerimizi ve idarecilerimizi yürekten tebrik ediyorum" diye konuştu. Elde edilen bu başarı, Adıyaman’da spor altyapısına verilen önemin ve gençlere sunulan imkanların somut bir göstergesi olurken, gelecekte kazanılacak yeni başarılar için de önemli bir motivasyon kaynağı oldu. Adıyaman Veysel Karani Erkek Yurdu sporcularının önümüzdeki süreçte Türkiye finallerinde de aynı başarıyı sürdürmesi hedefleniyor.
İstanbul Yağmur yağdı, İstanbul koştu İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile İBB Spor İstanbul tarafından 2016 yılından bu yana organize edilen ’İstanbul’u Koşuyorum’ etkinliğinin bu yılki Asya etabı gerçekleştirildi. Üsküdar’da düzenlenen organizasyonda zorlu hava şartlarına karşın yaklaşık 4 bin kişi parkura çıktı. ’İstanbul’u Koşuyorum, Şehri Hissediyorum!’ sloganıyla hayata geçirilen yarışın startını Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, İBB Başkan Danışmanı Yiğit Oğuz Duman, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Zeynep Neyza Akçabay, İBB Spor İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Bilge Donuk ve İBB Sportif Değerlendirme Şube Müdürü İlker Öztürk birlikte verdi. Etkinlikte zorlu hava koşullarına rağmen 5K parkurunda 848, 10K parkurunda ise 2 bin 973 olmak üzere toplamda 3 bin 821 koşucu ter döktü. 5K’da şampiyonlar Ali ve Kolpakova Üsküdar’ın tarihi dokusu ve doğal güzellikleri eşliğinde koşulan İstanbul’u Koşuyorum Asya etabında, saat 08.00’de başlayan 5K yarışında erkeklerde Suriyeli Nuri Mohamed Ali, 16:36’lık derecesiyle birinciliğe ulaştı. Ömer Talyak 16:47 ile ikinci sırayı alırken, Iraklı Ishaq Abbas Mahmood Alridha 16:51 ile üçüncü oldu. Kadınlarda ise Rus Mariia Kolpakova, 21:01’lik derecesiyle zirvede yer aldı. İranlı Samin Larki 22:45 ile ikinci, Gizem Taşyaka ise 23:08 ile üçüncü sırada finiş gördü. 5K genel klasmanda dereceye giren kadın ve erkek sporculara hediye çeki verildi. Yarış sonunda birinciler 10 bin, ikinciler 7 bin 500 ve üçüncüler 5 bin lira değerinde hediye çeki kazandı. 10K’da zirve Bakar ve Kapdan’ın Saat 09.15’te başlayan 10K yarışında erkekler kategorisinde 33:09’luk performansıyla Ayhan Bakar birinciliği elde etti. Onu 34:18’lik ile Mestan Turhan ve 34:21 ile Sefa Karakaya takip etti. Kadınlar kategorisinde ise birincilik 41:28 ile koşan Ebru Kapdan’ın oldu. İkinci sırayı 45:22 ile Gamze Turhan, üçüncü sırayı ise 46:38 ile Liubov Özkalgay aldı. 10K yarışında dereceye giren sporcular; birincilikten sekizinciliğe kadar sırasıyla 25 bin, 20 bin, 15 bin, 10 bin, 8 bin, 6 bin, 5 bin ve 4 bin lira para ödülünün sahibi oldu. Ayrıca 10K kategorisinde yarışı 90 dakika içerisinde tamamlayan katılımcılar, 1 Kasım’da düzenlenecek Türkiye İş Bankası 48. İstanbul Maratonu kapsamındaki 15,5K koşusuna katılım için gerekli barajı da geçmiş oldu. Yarış kapsamında 10K parkurunda 13 farklı yaş kategorisinde ilk üçe giren sporculara da kupa ve madalya takdim edildi.
İstanbul Yeşilçam oyuncularından sanatçı dostları için vefa çağrısı: "Yeşilçam Huzurevi" Türk sineması usta oyuncuları, yıllar sonra "Yeşilçam Huzurevi" projesi için Beyoğlu’nda bir araya geldi. Kemal Sunal ile başrol paylaştığı filmlerle hafızalara kazınan Serpil Nur ve sinemanın "harbi kadını" olarak bilinen Şehnaz Dilan, zor durumdaki sanatçı dostları için destek çağrısında bulundu. Geçmişte milyonları ekran başına kilitleyen, ancak bugün birçoğu geçim sıkıntısı ve barınma sorunuyla mücadele eden Yeşilçam emektarları için Avukat Onur Yağışan kolları sıvadı. "Yeşilçam Huzurevi" projesini hayata geçirmek için adım atan Yağışan’a Yeşilçam oyuncuları Serpil Nur ve Şehnaz Dilan da destek verdi. Usta oyuncular hayatlarını sinemaya adamış ancak şimdilerde yardıma muhtaç durumda olan meslektaşlarının başlarını sokabilecekleri yapının hayata geçirilmesi için çağrıda bulundu. "Çoğu Yeşilçam oyuncusunun evi yok barkı yok, bazıları barakalarda yaşıyor" Sinema Oyuncusu Serpil Nur, çoğu Yeşilçam oyuncusunun evinin olmadığını ifade ederek, "Bazıları barakalarda yaşıyor. Geçtiğimiz yıllarda duydum, barakada yaşayan bir zamanların jön bir sanatçısıydı. Barakada ölüsü bulundu. Hiçbir sanatçı böyle bir sona layık değil. Dilerim avukat beyin çıktığı bu yolda tüm sanatçılar ve devlet destek olup güzel bir yola girer ve o ihtiyacı olan sanatçılarımıza bir mekan, bir yer, bir ev, bir barınak olurlar. Çünkü eski dönemlerde çalışan sanatçıların, bilhassa ikinci, üçüncü rollerde oynayan dostlarımızın, arkadaşlarımızın sigortaları yoktu. Ve bugün hayatlarını idame ettirmeleri için herhangi bir hayat güvenceleri yok; evleri yok, maaşları yok, hiçbir şeyleri yok. Gidin bakımevlerinde, Darülaceze’lerde birçok sanatçı gerçekten çok zor durumda. İnşallah bu çıkılan yolda bir başarı elde edilir. Umuyorum, diliyorum her şey çok güzel olsun" dedi. "Evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım" Sinema oyuncusu Şehnaz Dilan ise evsiz durumda bulunan Yeşilçam oyuncuları için biran önce harekete geçilmesi gerektiğine belirterek, "Avukatımız Onur Yağışan, Türkiye’de yapılmayan bir şeyi yapacak. Lütfen rica ediyorum, bu Yeşilçam oyuncuları için, sokakta kalanlar için, bilhassa evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım. Bunda ses sanatçılarından bilhassa rica ediyorum; destek olmalarını istiyorum ve hükümetin destek olmasını istiyorum. Kimse kalmadı gibi, kalanlar da çok zor durumda. Ben kendilerini biliyorum, görüşüyorum da. Çünkü sinemada son kuşak benim. Bazı dernekler zaten ilgilenmiyor. Derneğe para yatırıyorsunuz, bu kadar. Ama lütfen bir an önce yardımcı olsunlar. Onur Bey’e de buradan çok teşekkür ediyorum gerçekten bu gayretleri için; bizim için koşturması, Allah ondan razı olsun" şeklinde konuştu. "Onlar milyonları güldürdüler; biz de en azından ahde vefa gereği biz de onları güldürelim" "Yeşilçam Huzurevi" projesinin hayata geçirmek için girişimlerde bulunan Avukat Onur Yağışan, "Öncelikle, birçok Yeşilçam emektar sanatçımızın ne yazık ki sosyal güvenceleri yok. Ne yazık ki şu an birçok emektar sanatçımızın yaşamlarının son dönemlerini başlarını sokacak, bir ev alacak durumları yok ve evleri de yok. Biz de öncelikle ahde vefa gereği ve bu durumlardan dolayı Yeşilçam emektarlarımızın huzur içinde yaşamaları için "Yeşilçam Huzurevi" projesini hayata geçirmek için kolları sıvadık. Buradaki amacımız şu: Yeşilçam emektarlarımızın, sanatçılarımızın hak ettiği en azından ömürlerinin son dönemlerinde; öncelikle güvenilir ve insanca bir yaşam yaşamaları onların hakkıdır. Bu hakka kavuşmaları için biz elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Buradan da çağrımız; öncelikle devletimizin, iş insanlarımızın, sağduyulu bütün vatandaşlarımızın bu projeye omuz vermeye davet ediyorum. Onlar milyonları güldürdüler; biz de en azından ahde vefa gereği biz de onları güldürelim, sevinç gözyaşlarına boğduralım diyorum ve bütün herkesten destek bekliyorum" ifadelerini kullandı