ÇEVRE - 04 Haziran 2025 Çarşamba 09:39

Tatilcileri rahatlatan açıklama: "Türkiye’deki denizler, köpek balığı riski açısından çok güvenli"

A
A
A
Tatilcileri rahatlatan açıklama: "Türkiye’deki denizler, köpek balığı riski açısından çok güvenli"

Türkiye kıyılarında nadir de olsa köpek balıklarına rastlanırken, uzmanlar bunun korkulacak bir durum oluşturmadığını, bazı sebeplere bağlı olarak görünürlüklerinin arttığını kaydetti. Mersin Üniversitesi’nden (MEÜ) Prof. Dr. Deniz Ayas, başta Akdeniz olmak üzere birçok ülke kıyılarında köpek balıklarının gözlenmesinde artış yaşandığını belirterek, "Ülkemizin sahilleri, dünyanın en güvenilir deniz alanlarına sahip" dedi.


Son dönemde Akdeniz sahillerinde kıyıya oldukça yakın noktalarda görülen köpek balıkları, deniz keyfi yapmak isteyen tatilcilerde tedirginliğe yol açtı. Sezon öncesi ortaya çıkan bu görüntüler, vatandaşları tedirgin etse de uzmanlar, köpek balıklarının kıyılara yaklaşmasını normal olarak değerlendiriyor. Son dönemlerde köpek balıklarının nadir de olsa kıyılara yakın noktalarda görülmesini uzmanlar birkaç sebebe bağlayarak, pek de korkulacak bir durum olmadığını dile getirdi.



Sosyal medyanın etkisi


Bu konuda Akdeniz’de çalışmalar yapan Mersin Üniversitesi (MEÜ) Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Deniz Ayas, Türkiye karasularında kısa yüzgeçli mako, esmer köpek balığı, camgöz, mavi köpek balığı gibi birçok türün bulunduğunu söyledi. Bu türlerin kıyılara yakın noktalarda görülmesine değinen Ayas, bu durumun sadece Türkiye’ye özgü olmadığını, başta Akdeniz olmak üzere birçok ülke kıyılarında köpek balıklarının gözlenmesinde artış yaşandığına dikkat çekti.


Köpek balıklarının bu davranışlarını birçok etkenin şekillendirdiğini vurgulayan Ayas, "Sadece Mersin Körfezi’nde değil, tüm denizlerde daha fazla büyük köpek balıkları türlerini kıyılara yakın alanlarda görmeye başladık. Bunun temel sebeplerinden biri, denizde faaliyeti olan hemen herkesin yüksek çözünürlüklü kameralar kullanması ve artık sosyal medyada dünyanın bir yerinde çekilen fotoğraf veya videolarının aynı anda tüm dünyada görüntülenebiliyor olmasıdır. Artık teknolojinin hayatımıza girmesiyle; denizdeki türlerin hayatımıza çok kolay bir şekilde anında yansımasıyla alakalı bir boyutu var bunun" diye konuştu.



"Avların peşinden gelen köpek balığı türleri var"


Denizlerde aşırı avcılık olduğunu vurgulayan Ayas, "Bundan kaynaklı besinlerini denizlerin farklı alanlarında avlayan ya da avlarının peşinde gezen köpek balığı türleri besin kıtlığına bağlı sahillere yönelmiş olabilirler. Bununla ilgili çok sayıda örnek var. Özellikle kıyı ekosistemlerindeki yaşayan avların peşinden gelen köpek balığı türleri var. Yoğun olarak görünen köpek balıkları aslında kum köpek balıkları ve Mako köpek balıkları. Mersin Körfezi’nde de Antalya’da da aslında bu iki tür köpek balıklarının çok yoğun olarak bireyleri görülüyor" diye konuştu.



"Yüzey suyu sıcaklıklarının artması, avların göç desenlerinde değişiklik yaptı"


İklim değişikliğinden kaynaklı deniz yüzey suyu sıcaklıklarının artmasının, köpek balıklarının avlarının göç desenlerinde de değişiklik yaptığını ifade eden Ayas, "Türler, artık daha sıcak alanlardan kaçarak daha farklı bölgelere yer değiştirebiliyor. Köpek balıkları da avlarının peşinden alan değiştirebiliyor. Daha kuzeye çekilebiliyorlar, açık kıyı arasında gidip gelebiliyorlar. Bazı köpek balığı türleri ise özellikle kum köpek balığı türleri, Doğu Akdeniz’deki nehir girdilerinin olduğu bölgeleri hem yavrulama hem yavru bakım alanı olarak kullanıyorlar. Biz de onları belirli mevsimlerde bu bölgelerde görebiliyoruz" şeklinde konuştu.



"Kıyıdaki insanlar için bir tehdit oluşturmuyor"


Tüm bunlara rağmen korkulacak bir durum olmadığına işaret eden Ayas, "Ülkemizin sahilleri, turizm açısından ve köpek balıkları açısından dünyanın en güvenilir deniz alanlarına sahip. Tabii belli dönemlerde köpek balıkları belli noktaları üreme ve yavru bakım alanı olarak kullanmak için gelebiliyorlar ama bunların turizm bölgeleri dışındaki alanlar olduğunu kolaylıkla söyleyebilirim. Onun dışında köpek balıkları özellikle Akdeniz’in orta kısımlarını kullandığı için özellikle de turizm sezonu içerisinde insan ile karşılaşmalarının çok nadir olabileceğini söyleyebilirim" ifadelerini kullandı.


Kıyıya yakın bölgelerde görülen köpek balıklarının, balıkçıların olta ile yakaladıkları türler olduğunu ifade eden Ayas, "Bunların aslında çok yoğun bir şekilde kıyı bölgelerinde değil, özellikle kıyıdan 1,5 kilometre açıkta yakalanan bireyler olduğunu görüyoruz. Bu bölgelerde köpek balıkları bulunabiliyor, özellikle ’Juvenil’ dediğimiz daha küçük boydaki köpek balıkları bu bölgelerde bulunabiliyor ve bunlar kıyıdaki insanlar için bir tehdit oluşturmuyor. Turizm faaliyetleri genelde sahil, kumul alanlarda gerçekleştiği için bu gözlenen kum ve Mako köpek balığı türlerinin bu alanları turizm sezonu içerisinde kullanması neredeyse imkansıza yakın. O anlamda da ’Türkiye’deki denizler, köpek balığı riski açısından çok güvenlidir’ diyebiliriz" ifadelerini kullandı.



"Ekosistemin sağlığı açısından bu türlerin hayatta kalması gerekiyor"


Olta avcılığı yapanların nadir de olsa köpek balıkları ile karşılaştığını belirten Ayas, şöyle devam etti:


"Köpek balıklarının birçok türünün nesli kritik derecede tükenme noktasında. Bu nedenle oltayı uygun bir şekilde çıkartarak, bu hayvanları denize tekrar canlı olarak göndermek, türlerinin korunması açısından önemli. Bu noktada özellikle amatör balıkçılar ve olta balıkçıları açısından bir farkındalık olması gerekir. Çünkü çok yemli olta sistemleri kullandıkları için köpek balıklarını çok daha fazla yakalıyorlar. Köpek balıklarının hepsinin doğada ekolojik bir rolünün olduğunu, özellikle ekosistemde biyoçeşitliliğin regülasyonunu gerçekleştiren türler olduğunu düşünürsek, ekosistemin sağlığı açısından bu türlerin hayatta kalması gerekiyor."


Mersin’de hobi olarak balık avlayan Çınar Küçük, geçen ay oltasına takılan yaklaşık 120 santimetre boyundaki Mako cinsi köpek balığını, yüzgecine takılan olta iğnesini çıkarıp bir süre eliyle tutarak yüzdürdükten sonra denize geri bırakmıştı.



Tatilcileri rahatlatan açıklama: "Türkiye’deki denizler, köpek balığı riski açısından çok güvenli"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adıyaman Adıyaman’da 2026 yılı projeleri tanıtıldı Adıyaman İl Özel İdaresi tarafından 2026 yılında hayata geçirilecek projeler, Vali Osman Varol tarafından kamuoyuna tanıtıldı. Adıyaman İl Özel İdaresi, 2026 yılında hayata geçirilecek projeleri Vali Osman Varol öncülüğünde tanıttı. Toplantıya milletvekilleri İshak Şan, Mustafa Alkayış, Hüseyin Özhan, Vali Yardımcısı ve İl Özel İdare Genel Sekreteri Şükrü Alperen Göktaş ile basın mensupları katıldı. Vali Varol, toplantıda şehre değer katacak ve yaşam kalitesini artıracak projeleri anlattı. Kent Müzesi ve Kent Arşivi Projesi ile restorasyonu süren tarihi tuz hanı, kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak amacıyla müzeye dönüştürülecek. Merkezde yapılacak projeler arasında Eğriçay Köprüsü, 1,5 milyon metre kare parke taşı döşemesi, 100 köyde çocuk oyun parkları, Zey (İndere) Köyü camii ve türbe restorasyonu, eski askerlik şubesinin gençlik merkezi olarak düzenlenmesi, merkez Siteler Mahallesi, İndere ve Kömür Beldesi’ne cem evi yapımı, Adıyaman Kültür Merkezi ve su altyapı yatırımları yapılacağını bildirdi. İlçelerde ise Besni’de Kızılin Köprüsü ve Su Gözü Mesire Alanı, Kahta’da Cendere Köprüsü, cem evi, İlçe Halk Kütüphanesi ve mahalle kütüphaneleri, Çaltılı Köprü ve kırsal halı saha, Gölbaşı’nda saha alanları ve Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü yatırımları, Samsat’ta yürüyüş parkuru, Sincik’te Şahkulu Köyü Köprüsü, Gerger’de Gölyurt Köyü Spor Kompleksi ve Oymaklı Sultan Alaeddin Keykubat Camii Restorasyonu, Çelikhan’da ise alan projeleri yer alıyor. Vali Varol, projelerin şehrin altyapısını güçlendireceğini, sosyal yaşam alanlarını artıracağını ve Adıyaman’ın kültürel değerlerini koruyarak geleceğe taşınmasına katkı sağlayacağını söyledi.
Afyon Afyonkarahisar’dan Güney Ege ve Göller Yöresi’ne ulaşım koridoru Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Afyonkarahisar’da hizmete açılan devlet yolu ile temeli atılan kara yolu sayesinde kentte ulaşım alanında 1 milyar 820 milyon lirayı aşan tasarruf sağlanacağını ifade ederek, "Bu iki projemiz sayesinde Ankara ve doğudan gelen trafiğin Afyon şehir merkezine uğramaksızın doğrudan Göller Yöresi’ne, Denizli’ye ve Güney Ege’deki turizm merkezlerine ulaşmasını sağlayacak modern ve alternatif bir koridor oluşturacağız" dedi. Bakan Uraloğlu, Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinde gerçekleştirilen Çay-Bolvadin-Emirdağ Devlet Yolu’nun hizmete alınması ve Çay-Karaadilli-Dinar İl Yolu’nun temel atma törenine katıldı. Törende konuşan Bakan Uraloğlu, Çay-Bolvadin-Emirdağ Devlet Yolu ile üç ilçe arasındaki 53 kilometre (km) uzunluğundaki güzergahı bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardına yükseltildiğini kaydederek, proje çerçevesinde 7 köprü, 10 altgeçit ve 69 adet menfez inşa ederek, yörenin doğal bitki örtüsüne uygun 4 bin adet fidan diktiklerini dile getirdi. Yol sayesinde seyahat süresinin 18 dakika azaltılarak 35 dakikaya düşürüldüğünü belirten Bakan Uraloğlu, zamandan 781 milyon lira ve akaryakıttan 513 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 1 milyar 294 milyon lira tasarruf edileceğini dile getirdi. "Aslında bu iki projemiz birbirinin devamı niteliğinde" İki projenin de hayata geçirilmesi ile tasarrufla birlikte ulaşım konforunun artacağını ifade ederek, "Aslında bu iki projemiz birbirinin devamı niteliğinde aynı güzergâh üzerinde yer alıyor. Yani, Çay-Karaadilli-Dinar Yolu’ndaki çalışmalarımızda bittiğinde bu iki projemiz sayesinde Ankara ve doğudan gelen trafiğin Afyon şehir merkezine uğramaksızın doğrudan Göller Yöresi’ne, Denizli’ye ve Güney Ege’deki turizm merkezlerine ulaşmasını sağlayacak modern ve alternatif bir koridor oluşturacağız. Böylelikle özellikle dini bayramlar ve yaz tatili dönemlerinde Afyon şehir merkezimizde yaşanan yoğun trafiği de önemli ölçüde rahatlatmış olacağız ve bu iki önemli projeyle birlikte Afyonumuza kazandıracağımız yıllık toplam tasarruf 1 milyar 820 milyon lirayı aşacak" diye konuştu.
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Ekonomi programımızın temel önceliği olan enflasyonla mücadelede kararlı ve bütüncül politikalarımızla ilerlemeye devam ediyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Ekonomi programımızın temel önceliği olan enflasyonla mücadelede kararlı ve bütüncül politikalarımızla ilerlemeye devam ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sosyal medya hesabından mart ayı enflasyon verilerine ilişkin yaptığı açıklamada, "Ekonomi programımızın temel önceliği olan enflasyonla mücadelede kararlı ve bütüncül politikalarımızla ilerlemeye devam ediyoruz. Mart ayı enflasyonu yüzde 1,94 olarak gerçekleşmiş, yıllık enflasyon yüzde 30,87 seviyesine gerilemiştir. Aylık enflasyon gelişmelerinde taze meyve ve sebze ile işlenmiş gıda kalemindeki fiyat artışlarının zayıflamasının gıda fiyatları üzerinde olumlu etkileri görülürken, yıllık temel mal enflasyonunda da iyileşme sürmektedir. Savaşın etkisiyle yaşanan arz şoku kaynaklı enerji fiyatlarındaki artışa bağlı olarak ulaştırma fiyatları aylık olarak yükselmiştir. Mart ayında ulaştırma hizmet fiyatlarındaki artışa rağmen aylık hizmet enflasyonunun artış hızı diğer alt kalemlerdeki iyileşmenin etkisiyle önceki aya göre yavaşlamıştır. Küresel ekonominin artan jeopolitik gerilimler ve bölgesel çatışmalarla zorlu bir süreçten geçtiği bu dönemde enerji fiyatlarında savaş kaynaklı yükselişler, küresel enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü riskler oluşturmaktadır. Bölgemizde yaşanan gelişmelerin ekonomimize olası etkilerini sınırlamak amacıyla ilgili tüm kurumlarımızla güçlü bir eşgüdüm içinde gerekli tedbirleri almaya devam ediyoruz. Bu kapsamda petrol fiyatlarındaki oynaklığın yurt içi fiyatlara etkisini azaltmak amacıyla eşel mobil sistemi geçici olarak devreye alınmış, akaryakıt fiyatlarındaki artışların önemli bir kısmı bütçe kanalıyla sınırlandırılmıştır. Ekonomimize duyulan güven, sağlam kurumsal altyapımız, güçlü ekonomik programımız ve yapısal reformlarımızla ekonomimiz dışsal şoklara karşı direncini korumaktadır. Jeopolitik gelişmelerin ekonomimize doğrudan ve dolaylı etkilerini bütüncül bir yaklaşımla yürüttüğümüz para, maliye ve gelirler politikamız sayesinde dengelemeyi sürdüreceğiz. Diğer taraftan sosyal konut, gıda arzı, lojistik ve yenilenebilir enerji alanlarında attığımız arz yönlü adımlarla enflasyonla mücadelemizi desteklemeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.