SPOR - 21 Haziran 2022 Salı 18:29

3 program daha SPORAK tarafından akredite edildi

A
A
A
3 program daha SPORAK tarafından akredite edildi

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi bünyesindeki Antrenörlük Eğitimi, Rekreasyon ve Spor Yöneticiliği Bölümü lisans programları Spor Bilimleri Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Kurulu (SPORAK) tarafından yapılan akreditasyon değerlendirme süreci başarıyla tamamlanarak üç program 5 yıllığına akredite edildi.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi bünyesindeki Antrenörlük Eğitimi, Rekreasyon ve Spor Yöneticiliği Bölümü lisans programları Spor Bilimleri Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Kurulu (SPORAK) tarafından yapılan akreditasyon değerlendirme süreci başarıyla tamamlanarak üç program 5 yıllığına akredite edildi.


Önceki yıl da Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Programı EPDAD tarafından Türkiye’deki Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Programları içerisinde, alanında ilk ve o dönem tek akredite edilen program olmayı başarmıştı. Antrenörlük Eğitimi, Rekreasyon ve Spor Yöneticiliği Bölümü lisans programları da SPORAK tarafından akredite edilmesiyle Türkiye’deki Spor Bilimleri Fakülteleri arasında tüm programları akredite olan ilk ve tek fakülte olmayı başardı.


Ayrıca SPORAK tarafından akredite edilen 16 üniversitenin 27 farklı programı arasında MSKÜ Spor Bilimleri Fakültesi’nin üç programı (Antrenörlük Eğitimi, Rekreasyon ve Spor Yöneticiliği) 5 yıl süre ile akredite olmaya hak kazanan ilk ve tek programlar oldu.


MSKÜ Spor Bilimleri Fakültesinden yapılan açıklamada, “MSKÜ Spor Bilimleri Fakültesi’ne her türlü desteği sağlayan Rektörümüz Prof. Dr. Hüseyin Çiçek’e, akreditasyon sürecini başarıyla tamamlayan program başkanlarına ve öğretim elemanları ile emeği geçenlere teşekkür ederiz” denildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Yağışlarda zarar gören su isale hattı yenileniyor MUSKİ Genel Müdürlüğü, Köyceğiz ilçesi Pınar ve Çayhisar Mahallelerini besleyen isale hattında, yoğun yağışların ardından meydana gelen toprak kayması sonucu hasar gören hattı yenileyerek içme suyu iletimini yeniden sağladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, il genelinde etkili olan yoğun yağışlar ve buna bağlı gelişen olumsuzlukların vatandaşları mağdur etmemesi yönündeki talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü ekipleri, Köyceğiz’de meydana gelen yaşanan toprak kayması sonucu Pınar ve Çayhisar Mahallelerini besleyen içme suyu isale hattında oluşan hasarı kısa sürede gidererek su iletimini yeniden güvenli hale getirdi. Toprak kaymasının zarar verdiği içme suyu hattına stratejik müdahale Köyceğiz ilçesi Sandıras Dağı’nda, Pınar ve Çayhisar Mahallelerine su iletimi sağlayan Darıyeri su gözünde meydana gelen toprak kayması sonucu isale hatlarında kopmalar yaşanırken, zorlu doğa şartları ve sarp araziye rağmen hava şartlarının elverişli olduğu ilk anda planlı bir şekilde bölgeye müdahale edilerek sahada tespit çalışmaları gerçekleştirildi. Toprak kayması nedeniyle kapanan yollar kademeli olarak açılırken, gerekli iş makineleri ve yeni hatlar bölgeye sevk edildi. Drone destekli havadan yapılan tespitlerle yüzey ve alan analizi stratejik bir biçimde sağlanarak müdahale süreci hızlandırıldı. Yoğun yağışların etkisini sürdürmesiyle bölgede zaman zaman yeni toprak kaymaları yaşanmasına rağmen, depolara su iletiminin sağlanması ve sürekliliğin korunması amacıyla çalışmalar titizlikle tamamlandı. Böylece MUSKİ ekipleri, zorlu şartlar altında vatandaşların mağduriyet yaşamasının önüne geçti. MUSKİ Genel Müdürlüğü, İşletmeler Daire Başkanlığı, Kaynak şefi Özcan Çınar, "Köyceğiz ilçesi Pınar Mahallesi ve Çayhisar Mahallesi’nin belli bölümlerini besleyen kaynaklardayız. Yoğun yağışların sebep olduğu heyelan neticesinde kopan isale hatlarımız ve kaynaklarımızın bakım onarımı için bu bölgede çalışma yapmaktayız" dedi. Köyceğiz Pınar Mahallesi Muhtarı Ömer Ali Kanat, "Burası Beşparmak Dağı. Bizim içme suyumuzun olduğu kaynak burası. Kaynak bölgesindeyiz, en uçtayız, sarp arazi. Meydana gelen aşırı yağışlar ve afetten dolayı büyük bir göçük oluştu burada. Hemen akabinde de MUSKİ Genel Müdürlüğümüz ve Büyükşehirimiz hep beraber koordineli bir şekilde çalışmalara başladık burada. Burası gerçekten çalışması çok zor, sarp bir arazi. Çalışmamız bir haftadır aralıksız devam ediyor. Ben buradan özellikle üstün gayretlerinden dolayı MUSKİ çalışanlarımıza, MUSKİ Genel Müdürümüze, Ahmet Başkan’ımıza çok teşekkür ediyorum" dedi.
Antalya 28 Şubat mağduru Şimşek: "Başörtülü eşimi ticari taksi ile gece arka koltukta saklayıp lojmana geçiriyordum" 28 Şubat sürecinde "disiplinsizlik" gerekçesiyle Yüksek Askerî Şûra kararlarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edilen Hakan Şimşek, aradan geçen 29 yılın ardından yaşadıklarını ve beklentilerini anlattı. 2011 yılında çıkan 6191 sayılı kanun ile sivil memuriyet kadrosunda göreve dönen Şimşek, 28 Şubat Davası kapsamında 14 sanığa verilen müebbet hapis kararını ve sürecin kendisinde bıraktığı izleri değerlendirdi. Olağanüstü Yaş kararlarıyla meslekten çıkarılan Şimşek, "Biz bir helalleşme bekliyoruz" dedi. Antalya’da yaşayan 58 yaşındaki Hakan Şimşek 1998 yılında 28 Şubat sürecinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yaparken irtica ile mücadele adı altında ordudan ihraç edilmiş ve 2011 yılında çıkan 6191 sayılı kanun ile araştırmacı olarak memuriyete geri döndü. 28 Şubat mağduru eski astsubay Hakan Şimşek 1983 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nde göreve başladığını, 1987’de astsubay olduğunu, 28 Şubat sürecinin ise toplumsal bir travma olduğunu ifade etti. Şimşek, bugüne kadar atılan adımlarla ilgili ise "Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a müteşekkiriz. Gerçekten hayal edemeyeceğimiz girişimlerde bulundu" ifadelerini kullandı. Aradan geçen 29 yılın ardından yaşadıklarını ve beklentilerini anlatan Hakan Şimşek "1983 Türk Silahlı kuvvetlerinde, 1987’de de astsubay olarak göreve başladım. 1998 yılında 28 Şubat olarak bildiğimiz Olağanüstü Yüksek Şûra kararlarıyla ordudan ihraç edildim. 28 Şubat süreci birçok yönden eğitim haklarının gasp edildiği, çalışma haklarının gasp edildiği, inancından dolayı insanların fişlendiği, adını her ne kadar post modern darbe diyerek yumuşatılsa da aslında kendi halkını tehdit olarak nitelendiren sosyolojik bir savaştı. Bu dönemde inançlarından dolayı birçok kişi eğitim hakkından oldu. Bizler gibi silahlı kuvvetlerde ya da kamuda görev yapan memur, sivil ya da asker binlerce inançlı kadrolar ihraç edildiler, uzaklaştırıldılar" diye konuştu. "Biz bir helalleşme bekliyoruz" 28 Şubat sürecinin üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen mağduriyetlerinin giderilmediğini ifade eden Şimşek, "Biz bu süreçte birçok travmalar yaşadık fakat üzüldük, kırıldık ama unutmadık. Yine kırıldık ama başka kapılarda çözüm aramadık. Her zaman için devletimize güvendik. Adalete olan inancımızı asla kaybetmedik. 29 yıldır da hâlâ bu sabırlı bekleyişimiz devam ediyor. Çünkü 29 yıl süreç içerisinde devletimiz mağduriyetleri gidermek için birçok çaba harcamakla birlikte yaklaşık 12 kanun çıkardı nitekim. Bu kanunların her biri kendi içerisinde birtakım sorunlar barındıran kanunlardı. Eski Türkiye’nin ruhunu taşıyan kanunlardı. Çünkü geriye dönük hak vermeyi kabul etmeyen, reddeden helalleşmeden çok affetmeye yönelik lütfedici tarzda kanunlardı. Halbuki biz bir helalleşme bekliyoruz. Aradan geçen 29 yılın hâlâ birçok kesim mağduriyetleri izlerini taşıyor geriye dönük haklarla ilgili mağduriyetler hâlâ devam ediyor. Bugüne kadar yapılanlarla ilgili Sayın Cumhurbaşkanımıza Recep Tayyip Erdoğan’a müteşekkiriz. Gerçekten hayal edemeyeceğimiz girişimlerde bulundu" dedi. "Başörtülü eşimi ticari taksi ile gece arka koltukta saklayıp lojmana geçiriyordum" Maruz kaldıkları baskıları anlatan Hakan Şimşek, "17-18 yaşında bir üniversite öğrencisinin okul kapısında bekletilip içeri alınmaması, terörist muamelesi görmesi, lise talebesi keza başörtüsünden, inancından dolayı. Örneğin eşim ile lojmanda kalıyorduk, lojmandan dışarı çıkmak istemiyordu. Çünkü lojman sınırları dışarısına çıkınca içeri girerken almıyorlardı. Bu kıyafet ile giremezsiniz diyorlardı. Eşimi bir ticari taksiye bindirip arka koltukta saklayıp, havanın kararmasını bekleyip, bende kimliğimi göstererek lojman bölgesine giriyorduk. Bugün kamuda bir insanın başörtüsünden dolayı mobbinge uğramadığı ya da başörtüsüyle üniversiteye gidememe endişesi taşımadığı bir ortamda yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. "28 Şubat’ın dayağını iki kesim yedi" 28 Şubat’ın toplumsal etkilerine değinen Şimşek, "28 Şubat’ın dayağını iki kesim yedi. Birisi o dönemde başörtüsünü sancak gibi taşıyan kadınlar, diğeri de darbecilerin karargahlarında, kışlalarında onların gözlerinin içine baka baka yaşantılarından, inançlarından taviz vermeyen askerler. En çok bedeli bunlar ödedi. Unutmayalım ki bugünün demokratik kazanımları o dönemlerin sivil direnişlerin bir sonucudur. Sivil anayasa bugün hâlâ kazanımlarımızın anayasal bir güvence altında olmadığını üzülerek söylüyorum. Anayasal anlamda bir sivil anayasaya ihtiyacımız var" dedi.
Nevşehir Sıcak hava balon uçuşlarına denetim Türkiye’nin önemli turizm destinasyonlarından Kapadokya bölgesinde sıcak hava balonu kalkış ve iniş alanlarında denetim gerçekleştirildi. Kapadokya Alan Başkanlığı ekipleri sabah saatlerinde Göreme, Aşk Vadisi, Paşabağları ve Zelve Ören Yeri güzergahlarındaki balon kalkış-iniş alanlarında saha incelemesi yaptı. Hava şartlarının uygun olduğu günlerde her sabah onlarca sıcak hava balonunun havalandığı Kapadokya’da, uçuş öncesi ve sonrasında yürütülen operasyonel süreçler mercek altına alındı. Denetimlerde özellikle doğal ve arkeolojik sit alanlarının korunması, yer hizmetlerinin düzenli yürütülmesi ve yolcu transfer süreçlerinin güvenli şekilde gerçekleştirilmesi konuları ele alındı. "Kültürel mirasın korunması birinci önceliğimiz" Kapadokya Alan Başkanı Cem Aslanbay yaptığı açıklamada Kapadokya’nın peribacaları, tarihi kiliseleri, taş yapıları ve yeraltı şehirleri ile dünyanın önemli turizm destinasyonlarından biri olduğunu belirtti. Aslanbay turizm faaliyetlerinin doğal ve kültürel mirası koruduğu ölçüde anlam taşıdığını ifade ederek, balon uçuşlarının belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde gerçekleştirilmesi için denetimlerin aralıksız süreceğini kaydetti. Balon ve yolcu transfer süreçlerinde sit alanlarına zarar verilmemesi adına kontrollerin artırıldığını aktaran Aslanbay, uçuş ve yolcu güvenliği konusunda muhtemel risklerin değerlendirildiğini ve kriz yönetimi çalışmalarının paydaşlarla birlikte yürütüldüğünü söyledi. Peribacalarının zarar görmemesi için uçuş irtifalarının denetimine yönelik adımların da gündemde olduğunu dile getiren Aslanbay, yapılacak düzenlemelerle hem Kapadokya’nın korunmasının hem de turizmde hizmet kalitesinin artırılmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.