KÜLTÜR SANAT - 16 Nisan 2026 Perşembe 12:43

Amos Antik Kenti’nden 2 bin 200 yıllık kira sözleşmesi

A
A
A
Amos Antik Kenti’nden 2 bin 200 yıllık kira sözleşmesi

Muğla’nın Marmaris ilçesinde yer alan Amos Antik Kenti ile ilgili önemli bir arkeolojik gelişme yaşandı. Marmaris Ticaret Odası’nın kazı çalışmalarına destek verdiği antik kent ile ilgili 2 bin 200 yıllık kira sözleşmesi Fethiye’de çıktı.



Fethiye’deki Şövalye Adası’nda yürütülen çalışmalar sırasında tespit edilen stel parçasının, Fethiye Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü tarafından koruma altına alındığı belirtildi. Yapılan epigrafik incelemelerde eserin MÖ 220-200 yıllarına, yani Hellenistik döneme ait olduğu ve her iki yüzü yazılı detaylı bir arazi kira sözleşmesi olduğu ortaya kondu.



Yaklaşık 2 bin 200 yıllık sözleşmede; yıllık kira bedellerinin yanı sıra, her 100 drahmi için 800 asma ve 40 incir fidanı dikilmesi zorunluluğu yer alıyor. Ayrıca fidanların dikim derinliğine kadar uzanan tarımsal talimatlar ile birlikte cezai şartlar ve tazminat hükümleri de metinde ayrıntılı şekilde bulunuyor. Bu yönüyle yazıt, dönemin tarımsal üretim anlayışını ve hukuki düzenini birlikte yansıtıyor.



Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, eserin asıl yerinin Amos’taki Apollon Samnaios Kutsal Alanı olduğu, Orta Çağ’da ise gemilerde balast taşı olarak kullanılmak üzere Şövalye Adası’na taşındığının değerlendirildiği ifade edildi.



Söz konusu eser, Fatih Onur tarafından uluslararası Chiron Dergisi’nde yayımlanan çalışma ile bilim dünyasına kazandırıldı.



Marmaris Ticaret Odası’nın da destek verdiği Amos Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarında, bu sözleşme grubuna ait yeni parçaların gün yüzüne çıkarılması hedefleniyor. Marmaris Ticaret Odası Başkanlığı Kazı Başkanı Öğretim görevlisi Doç .Dr. Mehmet Gürbüzer ve ekibine teşekkür ederek, çalışmaların devam ettiği vurgulandı.



Amos Antik Kenti’nden 2 bin 200 yıllık kira sözleşmesi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Bahar yorgunluğu ile başa çıkma yöntemleri İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, bahar yorgunluğunun mevsim geçişine bağlı olarak ortaya çıkan geçici bir durum olduğunu belirterek, "Yorgunluk, baş ağrısı, uykusuzluk, motivasyon kaybı ve konsantrasyon güçlüğü gibi şikayetlere neden olarak iş ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler" dedi. Bahar yorgunluğu, mevsim geçişlerinde vücudun değişen sıcaklık, nem oranı ve gün ışığı süresine uyum sağlama sürecinde ortaya çıkıyor. Vücudun biyolojik ritmi bu dönemde yeniden düzenlenirken bazı kişilerde enerji düşüklüğünün daha fazla hissedildiğini ifade eden Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, bu dönemi daha konforlu geçirmek için yapılabilecekleri anlattı. Yaşam kalitesini düşürüyor İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, bahar yorgunluğunun genellikle mevsim geçişine bağlı olarak ortaya çıkan geçici bir durum olduğunu belirterek, "Ancak yorgunluk, baş ağrısı, uykusuzluk, motivasyon kaybı ve konsantrasyon güçlüğü gibi şikayetlere neden olarak iş ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Özellikle kapalı ortamlarda uzun süre çalışan kişilerde bu belirtiler daha sık görülebilir. Bahar yorgunluğunun etkilerini azaltmak için günlük rutine eklenecek basit ama etkili alışkanlıklar faydalı olacaktır. Düzenli uyku, dengeli beslenme, yeterli su tüketimi ve her gün yapılan hafif egzersizler vücudun bu sürece daha kolay uyum sağlamasına yardımcı olur. Ayrıca sabah saatlerinde güneş ışığından faydalanmak ve açık havada vakit geçirmek de enerji seviyesini artırabilir. Stres yönetimi de bu süreçte büyük önem taşır. Nefes egzersizleri, açık havada yapılan tempolu yürüyüşler ve kişiyi rahatlatan aktiviteler hem zihinsel hem de fiziksel açıdan denge sağlar. Meditasyon, hafif esneme hareketleri veya doğayla temas gibi aktiviteler de sinir sistemini sakinleştirerek genel iyilik halini destekler. Bu tür yaklaşımlar, bahar yorgunluğunun etkilerini hafifletirken kişinin günlük yaşam kalitesini de artırır" dedi. Uzayan şikayetler gözden kaçırılmamalı Bahar yorgunluğunun genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden düzeldiğini kaydeden Dr. Coşkun, "Ancak her yorgunluk tablosunu da bahar yorgunluğu şeklinde tanımlamamak gerekir. Kansızlık, tiroid hastalıkları, enfeksiyonlar, uyku bozuklukları ve depresyon gibi farklı sağlık sorunlarının da benzer şikayetlere yol açabileceği unutulmamalıdır. Belirtilerin uzun sürdüğü ve yaşam kalitesini belirgin şekilde etkilediği durumlarda ise bir sağlık kuruluşuna başvurulması önerilir" diye konuştu. Günlük yaşamda yapılacak küçük düzenlemelerin bahar yorgunluğunun etkilerini azaltmaya yardımcı olurken mevsim geçişini daha konforlu hale getirebildiğini söyleyen Coşkun, "Güne başlarken ılık duş almak, kan dolaşımını hızlandırarak vücudun daha dinç hissetmesine katkı sağlar. Gün içinde rutinlere kısa molalar vermek de zihinsel yorgunluğu azaltacaktır. Beslenme düzenini korumak, yeterli su içmek ve her gün düzenli olarak açık havada yürüyüş yapmak enerji seviyesini destekler. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenme vücudun vitamin ve mineral dengesine katkı sunarak metabolizmayı destekler. Uyku saatlerini düzenli hale getirmek oldukça önemlidir. Her gün benzer saatlerde uyuyup uyanmak, kaliteli uyku alışkanlığı kazanmayı kolaylaştırır. Fazla kafein ve şeker tüketiminden uzak durmak da gün içi enerji dalgalanmalarını azaltır. Mümkünse kısa süreli şehir dışı bir mola vermek ya da bulunduğunuz ortamdan uzaklaşmak zihinsel yenilenme sağlayarak enerji düzeyini yükseltebilir. Gün ışığından daha fazla yararlanmak ve mümkün olduğunca sabah saatlerinde dışarı çıkmak, vücudun biyolojik ritmini düzenleyerek daha enerjik hissetmeye yardımcı olur" dedi.