ASAYİŞ - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 10:11

Marmaris’te kaza diye kapatılan dosya yeniden açılınca cinayet çözüldü

A
A
A
Marmaris’te kaza diye kapatılan dosya yeniden açılınca cinayet çözüldü

Muğla’nın Marmaris ilçesinde 3 yıl önce "kaza" olarak değerlendirilip takipsizlik kararı verilen dosya yeniden açılınca, olayın cinayet olduğu ortaya çıkartıldı. Olayla ilgili 2 kişi tutuklanırken, 2 kişi de adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.



Muğla’nın Marmaris ilçesinde 28 Mart 2023’te yaşanan ve ilk etapta "talihsiz bir kaza" olarak kayıtlara geçen nakliyeci Abdullah Uslu’nun ölümü, yürütülen kapsamlı soruşturma sonucunda çarpıcı bir şekilde yeniden değerlendirildi. Dosyanın yeniden açılmasıyla ve yürütülen titiz soruşturmayla ortaya çıkan deliller, olayın bir kaza değil cinayet olduğunu gözler önüne serdi.


"Kaza denilerek kapatılmıştı"


3 yıl önce Marmaris’te yaşanan olayda, 1974 doğumlu Abdullah Uslu’nun eşi ve komşularıyla ikametinde olduğu sırada, alkollü olduğu ve silahını beline takarken kazara kendini vurduğu iddiasıyla dosya "taksirle ölüme neden olma" kapsamında değerlendirilmiş ve takipsizlik kararı verilmişti. Ancak maktulün kızı Aylin Kızılca söz konusu takipsizlik kararına itiraz etti. Takipsizlik kararı Muğla 1’inci Sulh Ceza Hakimliği tarafından kaldırıldı ve soruşturmaya devam edildi. Yeniden başlatılan soruşturmada, tanık beyanları Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığınca tekrar alındı. Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte dosyada dikkat çeken ayrıntılara ulaşıldı. Olay günü evde bulunan kişilerin ifadeleri arasında ciddi çelişkiler olduğu, bilirkişi raporuyla ifadelerin uyuşmadığı tespit edildi. Maktulün eşi S.U., komşuları H.A. ve E.A. ile iletişim kayıtlarında adı geçen Y.K. da dosyada şüpheli olarak yer aldı.


"Silah raporu: ‘Kendiliğinden ateş almaz’"


18 Nisan 2023 tarihli kriminal rapor, olayın seyrini değiştiren en kritik bulgulardan biri oldu. Raporda, silahın düşme ya da çarpma sonucu kendi kendine ateş almasının mümkün olmadığı yer aldı. "Silah düştü patladı" yalanını çürüten bu tespitle "kaza" ihtimali ortadan kalktı, dosya cinayet soruşturmasına dönüştü.


"Olay yeri incelemesi: Her şey anlatılanın tersini söylüyor"


Olay yeri incelemesinde tüm bulguların ilk soruşturmada anlatılan hikayenin tam tersini söylediği belirlendi. Olay yerinde yapılan incelemede ikamet kapısının yan duvarında mermi izi bulunurken, şüphelilerin ölen şahsın havaya ateş ettiği beyanı çürütüldü. Yine zeminde bulunan mermi çekirdeğinin havaya ateş edildiği beyanı ile ters olduğu görüldü. Cesedin arkasında 2 boş kovan bulundu. Masa başından atılan tabancadan çıkan kovanların cesedin arka tarafındaki bulunduğu konuma gidemeyeceği tespit edildi. Tanık beyanına göre ateşlendiği varsayılırsa ikametin yan bahçe zemininde olması gereken kovanların ise cesetten yaklaşık 151 cm uzakta olması dikkat çekti. Bilirkişi raporuna göre, "masada otururken havaya ateş edildi" iddiası fiziken imkansızdı.


"Adli Tıp: Yakın mesafeden ateş"


Adli tıp bulgularıyla; Abdullah Uslu’nun 20-40 cm mesafeden vurularak öldürüldüğü tespit edildi. Bu bulgu, kazara ateş alma iddiasını tamamen çürüttü.


"Atış artıkları: Şüpheliler olayın içindeydi"


Yüz svabı (atış artığı) üzerinde yapılan incelemelerinde: H.A.’nın yüz ve iki el, S.U.’nun sol el ve E.A.’nın yüz üzerinde atış artığı bulundu. Bu durum, şüphelilerin olay anında silaha çok yakın olduğunu ya da doğrudan müdahale ettiklerini ortaya koydu. Yüz svabında atış artığına rastlanabilmesi için, yüzün ateş anında tabancaya en fazla 45 cm mesafede ve tabancanın ön kısmı, üst kısmı veya kovan tahliye yönünde bulunması gerektiği kaydedildi.


"Kayıp güvenlik kamerası bulundu"


İlk tutanakta "çalışmıyor" denilen güvenlik kamerası sisteminin, sonradan şüphelilerle bağlantılı bir adreste bulunduğu ortaya çıktı. Üstelik cihazda olay gününe ait kayıtların olduğu belirlendi. Cihazda olay gününe ait görüntü kayıtları açılamayınca cihaz incelenmek üzere Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlar Daire Başkanlığı’na gönderildi.


"Dinlemelerde şüpheli konuşmalara ulaşıldı"


CMK 135 kapsamında yapılan dinlemelerde geçen ifadeler soruşturmayı derinleştirdi. Soruşturma kapsamında taraflar arasında şüpheli telefon görüşmeleri tespit edildi. Şüpheli Y.K. ile şüpheli H.A. arasında geçen bir görüşmede, Y.K.’nin "Senin bir ifaden onu yakar, onun bir ifadesi ise seni maddi yönden yakar" şeklindeki sözlerinin tape kayıtlarına yansıdığı ortaya çıktı. Soruşturma makamları, bu görüşmenin olayın aydınlatılması açısından önemli bir veri olduğunu değerlendirdi. Görüşmede geçen ifadelerin, şüpheliler arasında olay sonrası bir yönlendirme ya da çıkar ilişkisi bulunabileceği ihtimalini gündeme getirdiği kaydedildi. "Kendiniz öldüreceksiniz adamı ya", "En azından profesyonel katil demezler" şeklindeki konuşmalar, olayın planlı olabileceğini ortaya koydu.


"Şüpheli tapu hareketleri"


Olaydan sonra S.U.’ya ait bazı taşınmazların, H.A.’nın kızı A.T. üzerine devredildiği tespit edildi.


"Eşi konuştu, olay aydınlatıldı"


Maktulün eşi 47 yaşındaki S.U.’nun savcılıkta verdiği yeni ifade, dosyanın seyrini tamamen değiştirdi. Uslu ifadesinde "önceki beyanlarının doğru olmadığını, H.A. tarafından yönlendirildiğini, olay sırasında boğuşma yaşandığını" açıkladı.


Komşusu ile eşi arasında arbede yaşanmış


S.U., olay gecesi evde yemek yediklerini ve alkol aldıklarını ifade etti. Eşinin sarhoş olması nedeniyle komşusu H.A. ile birlikte içeri götürdüklerini anlatan S.U., olay gecesini şöyle anlattı:


"Bu sırada yemek masasındaki silahı H.A., eşimin sarhoş halde sağa sola ateş etmesini engellemek amacıyla aldı. H.A.’nın Abdullah Uslu’nun sağ koluna, bende sol koluna girdim. Kapı girişine gelindiğinde eşim silahın H.A.’nın elinde olduğunu fark etti."


S.U., Abdullah Uslu’nun silahı almaya çalıştığını ve bu sırada aralarında itiş kakış yaşandığını öne sürdü.


"Eşimin yüzünden kan geldi"


S.U., yaşanan itiş kakış sırasında eşi Abdullah Uslu’nun mermiyi silahın ağzına verdiğini ifade etti. "O sırada ikimiz de ‘Apo ne yapıyorsun?’ dedik. Aralarında itiş kakış olurken silah eşimin bel hizasında patladı" diyen S.U., silah patladıktan sonra yere düştüğünü belirterek, o an eşinin sol kolunda olduğunu, silaha herhangi bir müdahalesinin bulunmadığını savundu. S.U., olay sonrası eşinin yüzünden kan geldiğini gördüğünü, H.A.’dan ‘ay’ diye bir ses duyduğunu, ardından H.A.’nın içeri girdiğini ifade etti.


"Olay yerinde temizlik yapmadım, yapanı görmedim"


S.U., olayın ardından yardım istemeye koştuğunu, Abdullah Uslu vurulduktan sonra silaha, kovanlara, çekirdeğe ya da olay yerindeki herhangi bir delile dokunmadığını belirtti. Banyo dolabında tespit edildiği belirtilen kanlı parmak izlerinin kendisine ait olmadığını ileri süren S.U., "Ben olay yerinde herhangi bir temizlik yapmadım. Onların olay yerinde temizlik yaptığını görmedim" dedi.


"Kameralar bozuk dediler"


İfadesinde kamera kayıt cihazına ilişkin iddialara da değinen S.U., olay günü evdeki kameraların kayıt almadığını bildiğini, çünkü yaklaşık 10 gün önce Abdullah Uslu’nun kameraların çalışmadığını fark ettiğini söyledi. Ancak kameraların olaydan bir gün önce yeniden bağlandığını kolluk ifadesi sırasında öğrendiğini belirten S.U., "Bir gün öncesinde kamera bağlandıysa olay günü kameranın açık olması lazım" dedi.


"Kamera kayıtı komşuda çıktı"


S.U., H.A.’nın kendisine kamera kayıt cihazının jandarmada olduğunu söylediğini, ancak daha sonra cihazın H.A.’nın elinde olduğunun ortaya çıktığını iddia etti. S.U., "Ben asla kamera kayıt cihazını H.A.’ya vermedim. Kendisi yalan söylüyor. Benim kameralardan ve kayıt cihazından haberim bile yoktu" ifadelerini kullandı.


"Ağız birliği yapmışlar"


Savcılık ifadesinde daha önceki kolluk beyanıyla çelişen noktalar da S.U.’ya soruldu. 28 Mart 2023 tarihli kolluk ifadesinde kasadan iki silah ve bir kutu mermi getirdiğini söylediği hatırlatılan S.U., savcılıkta "Şimdi hatırladığım kadarıyla kasadan 1 adet silah ve 1 kutu mermi getirdim" şeklinde beyanda bulundu. S.U., önceki ifadesindeki çelişkiye ilişkin olarak ise olaydan önce H.A.’nın kendisiyle konuştuğunu ve olayı belli bir şekilde anlatmasını söylediğini öne sürdü. S.U., "Ağız birliği yaptığımız için kolluk ifademde o şekilde belirttim" dedi. Ayrıca S.U., silahın yere düştüğünü görmediğini daha önce H.A.’nın söylediğini, ancak H.A.’nın olayın "silahın yere düşerek patlaması" şeklinde anlatılmasını istediğini savundu.


"Komşuları ile ortak arazi almışlar"


Soruşturmadaki arazi iddialarına da yanıt veren S.U., söz konusu arazinin olaydan önce Abdullah Uslu ile H.A.’nın kızı A. tarafından ortak alındığını, hissenin yüzde 50’sinin Abdullah Uslu’ya, yüzde 50’sinin ise A.’ya ait olduğunu öne sürdü. S.U., H.A.’nın arazinin kendisiyle ortak alındığını söylemesinin nedeninin Abdullah Uslu’nun çocuklarının pay almasını engellemek olduğunu iddia etti.


"Uslu’nun cep telefonu satılmış"


Olaydan 15 gün sonra Marmaris’ten ayrıldığını, önce Mersin Tarsus’a, ardından Ankara’ya gittiğini anlatan S.U., bunun otobüs biletleri veya telefon kayıtlarından tespit edilebileceğini söyledi. Abdullah Uslu’ya ait cep telefonunun ise kendisinde olduğunu, oğlunun telefonunun bozulması üzerine cihazı ona verdiğini, oğlunun da daha sonra telefonu Samsun’da bir telefoncuya sattığını beyan etti.


"Yuvarlak masada yemek yedik"


S.U., olay yeri fotoğraflarında gösterilen dikdörtgen masa üzerinde yemek yemediklerini de savundu. Yemeğin şöminenin yanındaki yuvarlak masada yenildiğini belirten Uslu, dikdörtgen masanın normalde mutfakta bulunduğunu, dışarı nasıl getirildiğini ve üzerine yemeklerin nasıl konulduğunu bilmediğini söyledi. İfadelerde masa çelişkisi belirlendi.


"Avukatını suçladı"


Şüpheli S.U., kendisine baro tarafından yeni bir avukat isterken, önceki avukatının kendisini yanlış yönlendirdiğini ifade etti. Eski avukatının bu şekilde ifade vermesi gerektiğini aksi takdirde kendisinin ‘katil’ diye içeri atılacağını belirten S.U., "Bu sebeple avukatı müdafim olmaktan azlediyorum" dedi. S.U., kendisine baro tarafından yeni bir avukat tahsis edilmesini istediğini, ek beyan vermek istediğini, mevcut avukatının kendisini yönlendirdiği için doğru ifade vermediğini beyan etti.


"Derin suç şüphesi var"


Marmaris’teki soruşturma kapsamında alınan şüpheli ve tanık ifadeleri, telefon inceleme tutanakları, teknik raporlar, kolluk tutanakları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildi. Şüpheliler H.A. ve S.U., hakkında kuvvetli suç şüphesinin oluştuğuna kanaat getirildi. Kararda, şüphelilerin soruşturma sürecinde verdikleri ifadelerin teknik raporlarla uyumlu olmadığı, S.U.’nun ifadelerinde değişiklikler bulunduğu ve bu nedenle inkar yönündeki savunmalara itibar edilmediği belirtildi.


"İkisi tutuklu, ikisi adli kontrolde"


Savcılık yeniden açılan dosyada Abdullah Uslu’nun eşi ev hanımı S.U., komşuları fırıncı E.A. ve eşi H.A. ile teknisyen yardımcısı Y.K.’yi gözaltına alarak yeniden ifadelerini aldı. Soruşturma çerçevesinde tutuklamalar geldi. 4 Mayıs 2026 itibarıyla S.U. ve H.A. tutuklandı. E.A. ve Y.K. adli kontrolle serbest bırakıldı. Şüpheliler hakkında "kasten öldürme" suçlamasıyla işlem yapıldı.


"Sonuç: Kaza değil, cinayet"


Başlangıçta "alkollü kazası" olarak kapatılan dosya, delillerin yeniden değerlendirilmesiyle bambaşka bir boyuta taşındı. Uzman raporları, adli tıp bulguları, iletişim kayıtları ve itiraflar bir araya geldiğinde, Abdullah Uslu’nun ölümünün basit bir kaza olmadığı, aksine güçlü şekilde cinayet şüphesi taşıdığı ortaya çıkartıldı. Marmaris’teki aydınlatılan olay, aradan geçen üç yıla rağmen dosyanın aydınlatılması ve adaletin tecellisi ettiğinin çarpıcı bir örneği olarak kayıtlara geçti.



Marmaris’te kaza diye kapatılan dosya yeniden açılınca cinayet çözüldü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Enes Çelik: "Transferde önceliğimiz bonservissiz oyuncular" Bursaspor Başkanı Enes Çelik, takımın başarısında sadece futbolcuların ve teknik heyetin değil taraftarların da büyük payı olduğunu vurgulayarak yeni sezon hedeflerinin Süper Lig olduğunu söyledi. Transferden bütçeye kadar bütün konulara açıklık getiren Başkan Çelik, "Bu sene, transfer dönemini 5 yabancı ve 2 yerli şeklinde planlıyoruz. Bu transferlerde bonservisle alacağımız oyuncu sayısı 1 ya da 2 olacak" dedi. Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Bursa Şubesi tarafından organize edilen basın buluşmasında konuşan Bursaspor Başkanı Enes Çelik, "Geçen sene olduğu gibi hiç vakit kaybetmeden, 1. Lig’e çıkmış olmanın gururunu yaşıyoruz. Ama tabii daha işimiz bitmedi. Yolculuğumuz devam ediyor. Özellikle önümüzdeki senede, daha doğrusu bu senede artık yine Süper lige çıkmamız bizim için elzemdir. 31 Mayıs’ta inşallah bir mali genel kurulumuz olacak. Orada da yine geçen kongrede olduğu gibi anlaşılır bir şekilde verileri çok net şekilde herkesin en basit yalın şekilde anlayacağı şekilde açıklayacağız. Burada da tabii yine kendi dönemimizden bir borcu önümüzdeki döneme bırakmamamız önemli. Bence de gerçekten bu ortamda borcu arttırmamak bile ciddi bir başarıdır. Çok şükür biz artırmamayı bırakıp eksilterek ilerliyoruz. Bu daha değerli bir şey" açıklamasında bulundu. Forma ve kombine satışlarında rekor Kulübün forma ve kombine satışlarında rekorlar kırdığını belirten Enes Çelik, "Bursa’da bu Bursasporlular da kenetlenmesini, taraftarımızın her şeye verdiği büyük desteği en son fetih formasında gördünüz. 1,5 günde 17 bini geçen forma satışı oldu. 2011 yılında şampiyon olduğumuz yıl 21 bin forma satmıştık. Neredeyse 2 günde bu forma sayısına ulaşacağız. Şampiyonluk için tebrik mesajları devam ederken, ikinci gün kombine bulamıyoruz şekline mesajlar gelmeye başladı. Ertesi gün ise öğlene kadar kombineler bitti. Bu sene de Süper Lig için kombinelerin satışını erken çıkaracağız. Erkenden bütçeyi oluşturmak istiyoruz" diye konuştu. "Yeni sezon bütçesi 12 milyon euro" Başkan Çelik konuşmasına şu şekilde devam etti: "Bu sene, transfer dönemini 5 yabancı ve 2 yerli şeklinde planlıyoruz. Bu transferlerde bonservisle alacağımız oyuncu sayısı 1 ya da 2 olacak. Sözleşmesi biten ya da 6 ay kalan ya da çıkış maddeleri daha uygun şartlarla olan oyunculara daha fazla yöneliyoruz. Bu noktada 12 milyon euroluk bütçe çalışmamız var. A takımın yapacağı tüm harcamaları işte bonservisi harcamaları, maaş giderleri, 11 ay boyunca yapacağımız tüm giderler kamp giderleri de dahil 12 milyon euro olarak planlıyoruz. Yabancı bir oyuncuyu bitirdik. Ancak ligleri devam ediyor. Yani mayısın ortasında biteceği için hemen biter bitmez açıklayacağız. 2 oyuncu da bitme aşamasında. Ben iddia ediyorum şu an birçok takım, hep hazır önerilen oyuncuların üzerinden transfer yapıyor. Bursaspor bunu yapmıyor." "27 Haziran’a kadar kadro hazır olacak" Transfer çalışmalarını her zaman bir önceki sezondan itibaren yaptıklarını belirten Başkan Enes Çelik, "Hedefimiz 27 Haziran’daki ilk kampımızın ilk etabına kadar yüzde 95 oranında transferi tamamlamaktır. 1 oyuncu kalır, onu da bilerek açıklamayabiliriz. Çünkü çok farklı opsiyonlar. Bugünkü kadro ile çok değerli işler yaptık. Bursaspor emek veren herkese doğru şekilde, kendine yakışan şekilde veda etmesini bilmeli. Bu oyuncular bizim toprak sahalarda, berbat ortamlarda gerçekten müthiş performanslar gösterdi. 7 oyuncu gelecek diyoruz ama 7 oyuncu da gidecek zaten. Ama istemeye istemeye bazılarıyla ayrılmak durumundayız. Hakikaten elimden gelse tutarım. Ama hani profesyonelliğin gereği bu yapacak bir şey yok" dedi. Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Bursa Şube Başkanı Mehmet Ali Ekmekçi ise, "Bu yıl da şampiyon Bursaspor’u misafir etmenin, basın mensuplarıyla bir araya getirmenin gururunu yaşıyoruz. Ait olduğumuz Süper Lig’e çıkmak çok önemli. Alt liglerin tadı, elbette kendi içerisinde var. Ama Süper Lig ayrı bir atmosfer" dedi.
Sivas Sivas’ta Hıdırellez kutlamalarında kış ile bahar adeta iç içe geçti Sivas’ta baharın müjdecisi Hıdırellez, yağmurlu havaya rağmen coşkuyla kutlandı. Kış etkilerinin sürdüğü kentte yağmur altında yapılan etkinlikler ilginç görüntüler oluşturdu. Sivas’ta baharın habercisi olarak kabul edilen Hıdırellez, Paşabahçe Mesire Alanı’nda düzenlenen programla kutlandı. Kış etkilerinin devam ettiği kentte, Hıdırellez günü yağan yağmur renkli ve ilginç görüntülere sahne oldu. Programa Sivas Valisi Yılmaz Şimşek ve il protokolü ile çok sayıda vatandaş katıldı. Yağmura rağmen alanı dolduran vatandaşlar, halk oyunları ekiplerinin gösterileriyle coşkulu anlar yaşadı. Geleneksel kıyafetlerle sahne alan ekipler, izleyicilerden büyük alkış aldı. Etkinlikler kapsamında düzenlenen geleneksel yarışmalar ise renkli görüntüler oluşturdu. Vali Yılmaz Şimşek ve eşi Çiğdem Olgun Şimşek’in yumurta tokuşturması ile başlayan yarışmalar yumurta taşıma, halat çekme ve çuval yarışı ile devam etti. Yağmur altında gerçekleşen yarışmalarda vatandaşlar hem eğlendi hem de tatlı rekabet yaşadı. Soğuk ve yağışlı havaya rağmen baharın simgesi olan Hıdırellez’in coşkusu hissedildi. Program, Vali Yılmaz Şimşek ve eşi Çiğdem Olgun Şimşek’in katılımcılara yemek ikramında bulunmasıyla sona erdi. "Çok köklü bir geleneğimizdir" Programda konuşan Vali Yılmaz Şimşek, "Hıdırellez asırlardır bu topraklarda yaşatılan, umutlarımızı tazeleyen ve kardeşliğimizi pekiştiren çok köklü bir geleneğimizdir. Baharın gelişiyle birlikte doğa nasıl yeniden canlanıyorsa, bizler de kardeşliğimizi ve dayanışmamızı yeniden güçlendiriyoruz. Bu tür etkinlikler geçmişimiz ile geleceğimiz arasında kurulan en güçlü bağdır. Programın düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurumlarımıza teşekkür ediyor, tüm hemşerilerimizin Hıdırellez Bayramı’nı kutluyorum" dedi.
Ankara CHP lideri Özel: "CHP’nin kurultayı lekelenebilecek bir kurultay değil" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "O davada hiçbir şüphe kalmayana kadar kim dinlenmesi gerekiyorsa dinlenilsin. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayı, öyle lekelenebilecek bir kurultay değil" dedi. CHP lideri Özel, Karşıyaka Mezarlığı’nda Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan için düzenlenen anma etkinliğe katıldı. Burada açıklamalarda bulunan Özel, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin butlan konusundaki sözlerine ilişkin, "Bahçeli’nin dün yaptığı açıklama kıymetli, önemli bir açıklama. Zaten olması gereken bir açıklama. Bir siyasi parti diğer bir siyasi partiye yargı yoluyla yapılan usulsüz, haksız bir uygulamaya karşı çıkarak, sadece bir centilmenlik göstermez, kendisinin de vücut bulduğu o zemini savunuyor olur. Biz neredeyse bir yıldır tek başına Cumhuriyet Halk Partisi’ni değil, siyasi partilerin güç aldığı sistemi savunuyoruz, demokrasiyi savunuyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin savaş meydanlarında kurulmuş kurucu iradesine şantaj sökmez" Özel, İYİ Partili Müsavat Dervişoğlu’nun ‘mutlak butlan’ yorumu hakkında ise şöyle konuştu: "Biz bulunduğumuz komisyona girerken de söyledik. ‘Bizim olduğumuz değil, olmadığımız komisyondan korksun herkes’ dedik. Bütün süreç bitti. Komisyon başlarken de şehit aileleriyle, gazilerle beraberdik. Onların gözünün içine bakarak oturduk. Komisyon raporu yayınlanmadan bir gün önce de yayınlandıktan sonra da birlikteydik. Cumhuriyet Halk Partisi’ne şantaj yapılamaz. Şantaj, öyle tek taraflı bir eylem değildir. Bazı eylemler tek taraflıdır. Taşı alır, atarsınız. Ama şantajı yaparken o şantaja teslim olacak bir taraf lazım. Türkiye’nin savaş meydanlarında kurulmuş kurucu iradesine şantaj sökmez. Sökseydi bugün burada olmazdık. Bu durumda olmazdık. Hep birlikte ayakta olmazdık. Bu kadar net meydan okuyor olmazdık. O yüzden ‘Cumhuriyet Halk Partisi’ne efendim birileri şantaj mı yapıyor, bilmem ne mi?’ Cumhuriyet Halk Partisi tarihin doğru tarafında durmak, annelerin gözünün yaşını dindirmek için, kardeş kanı akmasın diye, Deniz Gezmiş ve arkadaşları ölüme doğru giderken savundukları Türkler ile Kürtlerin kardeşliğinin ebedi olarak sarsılmadan devam etmesi, birlikte yaşamak, birbirimize güç vermek, güç almak ve bu zorlu koşullarda Türkiye’yi hep birlikte güçlü kılmak için bulunması gereken yerde bulunuyor, durması gereken yerde duruyor. Bunun için de bu alanı bir husumet, bir rekabet değil; bir sorumluluk alanı olarak tarif etmiştik zaten." "CHP’nin kurultayı lekelenebilecek bir kurultay değil" Özel, CHP kurultayı hakkındaki ceza davasında yaşanan gelişmeler hakkında ise şunları kaydetti: "O davada hiçbir şüphe kalmayana kadar kim dinlenmesi gerekiyorsa dinlenilsin. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayı, öyle lekelenebilecek bir kurultay değil. Aksine Cumhuriyet Halk Partisi’nde o kurultayda sonuç böyle olmasaydı 104 yıllık Cumhuriyet’te hiçbir siyasi partinin genel başkanı yarışarak değişmemiş olacaktı hala daha. Bu kurultay, delegenin bir siyasi partinin genel başkanını demokratik bir yarışta ve centilmenlik içinde değiştirdiği bir kurultay olarak kazananına ve kaybedenine onur belgesi vermiş bir kurultaydır. İsmet Paşa’nın nasıl 1950’de kaybettiğinde bunu kendisi için bir yenilgi ama demokrasi için bir kazanç saydıysa, siyasi partiler tarihimizde de bu bir kazananıyla kaybedeniyle onur kurultayıdır. O kurultayı lekelemeye, iradesini sakatlamaya kimsenin gücü yetmez. Ama son meczup dinlenene kadar ben sabırla o mahkemenin tüm iddiaları dinlemesini istiyorum. Çünkü her dinlenen bir yıldır ortaya atılan bunca yalanın ne kadar boş olduğunu ortaya koyuyor. Çok memnunum ben. Her ‘Duydum’ diyenin çağrılıp ‘Nereden duydun, kanıtını söyle, ispatını söyle’ denmesine. Adem Soytekin de gelsin, ne duyduysa söylesin. İddiasının somut bir gerçeğe dayanmadığı ortaya çıksın ve hiçbir şüphe kalmasın. Ben bundan memnunum."
Nevşehir Eski kıyafetleri podyuma taşıdılar Kapadokya Üniversitesi tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen 1. Sürdürülebilirlik Zirvesi, iki gün süren etkinliklerin ardından tamamlandı. Program kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda sürdürülebilirlik, geri dönüşüm, sıfır atık, afet yönetimi ve çevresel farkındalık konuları ele alınırken, zirvenin en dikkat çeken bölümü ise öğrencilerin hazırladığı sürdürülebilir moda defilesi oldu. Kapadokya Üniversitesi Sürdürülebilirlik Ofisi koordinasyonunda gerçekleştirilen zirve, farklı disiplinlerden akademisyenleri, öğrencileri ve uzman isimleri bir araya getirdi. Üniversitenin sürdürülebilirlik alanında 2019 yılından bu yana yürüttüğü çalışmaların bir sonucu olarak hayata geçirilen organizasyonun koordinasyonu Kapadokya Üniversitesi Sürdürülebilirlik Ofisi Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Selda Öztürk ile Sürdürülebilirlik Komisyonu Başkanı Doç. Dr. Sinan Akıllı tarafından yürütüldü. Zirvenin ilk gününde düzenlenen oturumlarda "Değişen Dünyada Sürdürülebilirlik", "Yeşil Kampüs Ama Nasıl?" ve "Eko-Anksiyeteyi Anlamak ve Yönetmek" başlıklı sunumlar gerçekleştirildi. Katılımcılar sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal ve bireysel boyutlarını da değerlendirme fırsatı buldu. Günün ikinci yarısında ise öğrencilerin hazırladığı Sıfır Atık ve Geri Dönüşüm Sergisi açıldı. Atık malzemelerin yeniden işlenerek farklı tasarımlara dönüştürüldüğü sergi yoğun ilgi gördü. Zirvenin ikinci gününde ise sürdürülebilirliğin kurumsal yönetim boyutu ile afet yönetimi konuları ele alındı. Ancak günün sonunda düzenlenen sürdürülebilir moda defilesi etkinliğe damga vurdu. Kullanım ömrünü tamamlamış kot kumaşlar, eski kıyafetler ve farklı geri dönüştürülebilir materyaller kullanılarak hazırlanan tasarımlar öğrenciler tarafından podyuma taşındı. Öğrencilerin tamamen kendi hayal güçleriyle hazırladığı kıyafetler, izleyicilerden büyük beğeni topladı. Eski pantolon paçaları kollara dönüşürken, kullanılmayan kot ceketler elbiseye, parçalanmış kumaşlar ise yeni aksesuar ve detaylara dönüştürüldü. Kapadokya Üniversitesi Sürdürülebilirlik Ofisi Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Selda Öztürk, sürdürülebilirliğin artık hayatın merkezinde yer aldığını belirterek, "Üniversite olarak 1. Sürdürülebilirlik Zirvesi’ni hayata geçirdik. Öğrencilerimizin bu süreçte çok büyük katkıları oldu. İki gün boyunca sürdürülebilirlik, sıfır atık ve geri dönüşüm üzerine alanında uzman isimlerle bir araya geldik. Bu bizim öğrencilerimiz için çok önemsediğimiz bir konu" diye konuştu. Kapadokya Üniversitesi Sürdürülebilir Kalkınma Topluluğu Başkanı Seçil Ertaş da üniversitenin bu alanda yoğun çalışmalar yürüttüğünü belirterek, sürdürülebilirlik bilincini öğrenciler arasında yaygınlaştırmayı hedeflediklerini söyledi Defilede yer alan öğrencilerden Sultan Rukiye İşli, tasarımlarında eski kıyafetleri değerlendirdiklerini belirterek, "Arkadaşlarımızın ailelerinden ve büyüklerinden temin ettiğimiz eski kıyafetleri kendi kıyafetlerimizle birleştirdik. Herkes yaptığı tasarıma kendi ruhunu ve enerjisini yansıttı" dedi. Kendi tasarladığı kıyafetle dikkat çeken Emre Gürekkaya ise hazırladığı tasarımda pantolon bacaklarını kol olarak kullandığını söyledi. Mina Karaotçu da ellerindeki eski materyalleri ve kot kıyafetleri değerlendirerek farklı elbiseler ortaya çıkardıklarını ifade etti. Erkek kot pantolonundan yararlanarak kendisine özgün bir elbise hazırlayan Karaotçu, geri dönüşümün sınır tanımadığını gösterdi. Kazakistanlı öğrenci Birganym Yermaktan ise eski kot kumaşlar üzerine kendi kültürüne ait detayları işleyerek tasarımına farklı bir kimlik kazandırdı. Defilede yer alan kıyafetler, yalnızca geri dönüşüm değil aynı zamanda kültürel çeşitliliğin de yansıması oldu. Yaklaşık bir ay süren hazırlık sürecinin ardından ortaya çıkan tasarımlar, geri dönüşümün yalnızca çevreyi korumak değil aynı zamanda farklı düşünce üretimini desteklemek açısından da önemli olduğunu ortaya koydu. Kapadokya Üniversitesi, düzenlediği ilk sürdürülebilirlik zirvesiyle hem akademik hem de uygulamalı çalışmalarını bir araya getirerek bölgesel ölçekte örnek bir organizasyona imza attı.
İstanbul Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu Baykar ile Endonezya Savunma Bakanlığı arasında Bayraktar KIZILELMA insansız savaş uçağının ihracatına yönelik anlaşma imzalandı. Anlaşma kapsamında 12 adet KIZILELMA 2028 yılından itibaren Endonezya’ya teslim edilecek. İstanbul’da düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık, Uzay Sanayi Fuarında tarihi bir anlaşma imzalandı. KIZIELMA’nın ilk ihracatı olarak tarihe geçen anlaşmaya Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar ve Endonezya adına Repuklikorp Grup Başkanı Norman Joesoef imza attı. Anlaşma kapsamında 12 adet Bayraktar Kızılelma, 2028 itibaren Endonezya’ya teslim edilecek. İmza töreninde konuşan Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, "Bugün burada BAYKAR adına tarihi bir anlaşmaya imza atmış olduk. Bayraktar TB2 dünyada kendi kategorisinde en çok ihraç edilen insansız hava aracı sistemi. Dünya piyasasının yüzde 65’i Baykar tarafından karşılanıyor. 40 kadar ülkeye bu platformlar ihraç edildi. Dünyanın ilklerinden olan Bayraktar KIZILELMA insansız savaş uçağı teknolojisi 2022 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirmişti. O zamandan bu yana çok yoğun şekilde uçuş faaliyetleri devam ediyordu. Hedefimiz bu sene içerisinde ülkemizin hizmetine sunmaktı. Bugün bu anlaşmanın tarihi önemi şu. KIZILELMA için ilk defa bir ihracat anlaşmasına imza atmış olduk. Bundan dolayı gururluyuz" ifadelerini kullandı. Anlaşma kapsamında 12 adet Bayraktar KIZILELMA’nın 2028 yılından itibaren Endonezya’ya teslim edileceğini söyleyen Haluk Bayraktar, "Bu anlaşmada opsiyonel olarak 4 filo uçak da yer almakta. Sadece uçak tedariği değil yerel olarak da uçakların bakımına yönelik bakım merkezinin kurulması da bu anlaşmanın kapsamı içerisinde. Geçtiğimiz yıl Endonezya ile Akıncı ve TB2 kontratlarını imzalamıştım. Bu da 3’üncü tip ürün oluyor oraya gönderdiğimiz. Ben bu vesileyle anlaşmanın ülkelerimiz adına hayırlı olmasını temenni ediyorum" şeklinde konuştu.
İstanbul Kadınlar Euroleague’de rekorlarla dolu sezon Kadınlar Euroleague’in resmi sosyal medya kanallarında toplam etkileşim 5,5 milyondan, 7,6 milyona yükselerek yüzde 38 arttı. Kadınlar Euroleague, 2025-2026 sezonunda dijital etkileşim, internet sitesi trafiği ve salonlardaki seyirci sayılarıyla büyümesini sürdürürken, sezon da Zaragoza’da düzenlenen Altılı Final’de Fenerbahçe’nin şampiyonluğuyla tamamlanmıştı. Organizasyonun Facebook, X, TikTok ve Instagram’daki resmi sosyal medya kanallarında toplam etkileşim 5,5 milyondan, 7,6 milyona yükselerek yüzde 38 arttı. Video görüntülenmeleri yüzde 40 artışla 120 milyondan 168 milyona çıkarken, gösterimler 230 milyondan 256 milyona ulaştı. Tüm sosyal medya kanallarındaki takipçi sayısı ise 1 milyon barajını aşarak 2023’ten bu yana iki katına çıktı. Kadınlar Euroleague’in resmi internet sitesinde de önemli bir büyüme kaydedildi. Sayfa görüntülenmeleri 2,7 milyondan 4,3 milyona yükselerek yüzde 59 arttı. Oturum sayısı 634 binden 904 bine çıkarken, editoryal içeriklerle etkileşimde yüzde 53 artış yaşandı. Site kullanıcılarında İspanya ilk sırada yer alırken, Türkiye Fransa’yı geride bırakarak ikinci büyük kitle oldu, ABD ve İtalya ise Türkiye’yi takip etti. Resmi Kadınlar Euroleague uygulaması da 8 bin yeni kullanıcı kazanarak oturum sayısını 260 bine taşıdı. Altılı Finalde tribünler doldu Zaragoza’daki Altılı Final, bu büyümenin önemli parçalarından biri oldu. Organizasyon döneminde sosyal medya etkileşimi yüzde 32 artışla 3,3 milyona ulaştı, gösterimler ise 80 milyona yaklaştı. Pabellon Principe Felipe’de oynanan üç maç gününün hepsinde 10 bin 828 taraftar tribünleri doldurdu. Sezon genelinde maç başına seyirci ortalaması 2.607 ile tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Kadınlar Euroleague salonlarında sezon boyunca toplam 286 bin 830 taraftar yer aldı. Altılı Final ev sahibi Casademont Zaragoza ise organizasyonda ilk kez podyuma çıkarken, 10 iç saha maçında 7 bin 947 seyirci ortalaması yakaladı. Altılı Final, Türkiye’de TRT tarafından yayımlandı.