EKONOMİ - 04 Haziran 2025 Çarşamba 15:44

Migros Deniz Market, Göcek Koylarında 10. yaz sezonuna başladı

A
A
A
Migros Deniz Market, Göcek Koylarında 10. yaz sezonuna başladı

Migros Deniz Market, yaz sezonuyla birlikte Göcek koylarında hizmet vermeye başladı. 45 metrelik süpermarket tekne, bu yıl ikinci küçük teknesi ‘Deniz Market Turuncu’ ile daha fazla koya ulaşarak 10. yılında hizmet ağını genişletiyor.


Migros, yaz aylarını Göcek koylarında geçiren müşterilerine hizmet sunmak amacıyla hayata geçirdiği Migros Deniz Market projesiyle bu sezon da denizdeki süpermarket hizmetine başladı. Ege’de teknelere, yatlara, adalara ve kara ulaşımı olmayan koylara haftanın 7 günü ulaşan Migros Deniz Market, yaz boyunca Göcek’te hizmet verecek. Yaklaşık 45 metre uzunluğa ve 168 metrekarelik satış alanına sahip olan Migros Deniz Market, deniz üzerinde süpermarket konforunu sunuyor. İçerisinde paketli meyve-sebze, et ve şarküteri ürünlerinden günlük ekmek ve sıcak simide, tekstilden deniz malzemelerine kadar 4.000’in üzerinde ürün bulunuyor. Yaz sıcağında ihtiyaç duyulan buz gibi ürünler de teknede satışa sunuluyor.


Migros Güney Ege Bölge Direktörü Ekrem Yıldız, bu yıl projenin 10. yılına girdiğini hatırlatarak, Migros Deniz Market’in ilk olarak 2016 Temmuz ayında Göcek koylarında hizmete başladığını belirtti.


"Sıcak börek ve ekmek gibi fırın ürünleri de yer alıyor"


Yıldız, "Bu projeyi Migros’un ‘ulaşılabilirlik’ vizyonunun bir parçası olarak başlattık. Bugün hala bu büyüklükteki teknemizle Türkiye’nin ilk ve en büyük deniz marketiyiz. İkinci tekneyle birlikte daha önce erişilemeyen Osmanağa, Akbükü, Kille, Büyükova, Yassıcalar Adası ve Göcek Adası koylarında hizmet veriyoruz. ‘Deniz Market Turuncu’ adı verilen ikinci tekne, 18 metre uzunluğunda ve 50 metrekarelik satış alanına sahip. Yaklaşık 1.500 ürün çeşidiyle, dar koylara daha rahat manevra yapabilecek şekilde tasarlandı. Migros Deniz Market’in içinde sadece raf ürünleri değil, aynı zamanda teknede günlük olarak üretilen sıcak börek ve ekmek gibi fırın ürünleri de yer alıyor. Bu ürünleri gece 21.00–22.00’ye kadar sıcak olarak satıyoruz. Özellikle tatilcilerden büyük ilgi görüyoruz. Yatların en temel ihtiyaçlarından biri olan içme suyu satışımız da bulunuyor. Dondurmadan konserveye, sütten makarnaya kadar denizde ihtiyaç duyulabilecek tüm temel ürünler tekne mağazalarımızda yer alıyor. Müşterilerimiz ?+90 0541 456 34 56? ve Deniz Market Turuncu teknemiz için 90 530 918 08 11 numaralı telefonlardan talepte bulunarak Migros botlarıyla alışverişlerini gerçekleştirebiliyor, ardından kendi teknelerine tekrar ulaştırılıyorlar. Her iki teknemizde de hem ürün çeşitliliği hem de erişim kolaylığı açısından oldukça kapsamlı bir deniz üzeri market deneyimi sunuyoruz. Dileyen müşteriler ise Migros Sanal Market üzerinden sipariş vererek ürünlerini direkt teknelerine teslim alabiliyor. Ayrıca, mağazanın konumu denizcilerin kullandığı aplikasyonlarla uyumlu şekilde anlık takip edilebiliyor. Her iki teknemizde de hem ürün çeşitliliği hem de erişim kolaylığı açısından oldukça kapsamlı bir deniz üzeri market deneyimi sunuyoruz. Hizmetimiz sadece teknelerle sınırlı değil. Karayla bağlantısı olmayan bölgelerde yaşayan, çalışan veya tatil yapan herkes bu marketten faydalanabiliyor. Ayrıca bölgedeki restoranlar da alışveriş için Migros Deniz Market’i kullanabiliyor" şeklinde konuştu.



Migros Deniz Market, Göcek Koylarında 10. yaz sezonuna başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin Büyükşehir Belediyesinden Emekli Evi üyelerine akran zorbalığı eğitimi Mersin Büyükşehir Belediyesi, Emekli Evi üyelerine yönelik düzenlediği eğitimle yaş almış bireyler arasında görülebilen akran zorbalığına dikkat çekerek, saygılı iletişim ve farkındalık konusunda bilgilendirme yaptı. Mersin Büyükşehir Belediyesi, yaş almış bireylerin sosyal yaşamda karşılaşabileceği psikolojik ve sosyal sorunlara yönelik farkındalık oluşturmayı sürdürüyor. Bu kapsamda Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından, Yenişehir Emekli Evi üyelerine yönelik ‘Yaş almış bireyler arasında akran zorbalığı’ konulu eğitim gerçekleştirildi. Uzmanlar tarafından verilen eğitimde, yaş almış bireyler arasında görülebilen akran zorbalığının nedenleri, etkileri ve bu tür durumlarla baş etme yöntemleri hakkında katılımcılara bilgi verildi. "Yaş almış bireyler arasında da akran zorbalığı görülebiliyor" Hemşirelik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Neslihan Özcan Arslan, yaşlı nüfusun giderek arttığını ve buna bağlı olarak yaş almış bireylerin bir arada bulunduğu sosyal ortamlarda iletişim sorunlarının ortaya çıkabildiğini belirtti. Akran zorbalığının sadece çocuk ve gençlerde değil, yaşlı bireyler arasında da görülebileceğine dikkat çeken Arslan, "Gençlerde ve çocuklarda akran zorbalığını çok görüyoruz ama artık yaşlılar arasında da bunu görüyoruz. Hastaneler, huzurevleri ya da belediyelere ait Emekli Evi gibi yaşlıların bir arada bulunduğu ortamlarda iletişim problemleri başlayabiliyor ve beraberinde akran zorbalıkları ortaya çıkabiliyor. Bu eğitimdeki temel amacımız bir farkındalık oluşturmak. Aynı çatı altında daha huzurlu ve daha iyi iletişim kurabilen yaşlı yetişkinlerin, bu konuda bilinçlenmesini istiyoruz" ifadelerini kullandı. Yaş almış bireyler, Büyükşehir Belediyesi Emekli Evinin hizmetlerinden memnun Büyükşehir Belediyesi Emekli Evi üyelerinden İsmail Korulu, verilen eğitimi faydalı bulduğunu belirtti. Emekli Evlerinde genel olarak akran zorbalığı yaşanmadığını dile getiren Korulu, buna rağmen bu tür eğitimlerin bilinç oluşturması açısından önemli olduğunu söyledi. Korulu, "Eğitim çok güzel bir şey. Bize faydalı oldu. Bizim Emekli Evinde arkadaşlarımız arasında akran zorbalığı yok ama yine de başka ortamlarda bunun yaşandığını duyuyoruz. Bu eğitimler, insanların birbirine karşı daha anlayışlı ve hoşgörülü olmasını sağlıyor" dedi.
Kocaeli Denizde bu türü görürseniz sakın yaklaşmayın İzmit Körfezi’nde kırmızı rengi ve devasa tentakülleriyle vatandaşları hayrete düşüren pusula denizanası, sayısındaki artışla dikkat çekiyor. Uzmanlar, özellikle tentaküllerine dokunulmamasını, temas halinde deniz suyuyla yıkanmasını ve gerekirse sirke ya da amonyaklı su uygulanmasını öneriyor. Sahilde yürüyüş yapan vatandaşların dikkatini çeken kırmızı renkli pusula denizanası, İzmit Körfezi kıyılarında yeniden görülmeye başlandı. Uzmanlar, söz konusu türün bilimsel adının Chrysaora hysoscella olduğunu ve özellikle tentaküllerine temas edilmesi durumunda ciddi yanma ve acı hissi oluşturabileceğini belirtti. Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, bu türün özellikle uzantılarına dokunulmaması gerektiğini, temas halinde ise bölgenin tatlı suyla değil deniz suyuyla yıkanmasının önemli olduğunu vurguladı. Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, bu türün İzmit Körfezi için yeni olmadığını, 2007 yılından bu yana bölge sularda rastlandığını ifade etti. "2007’den bu yana İzmit Körfezi’nde görülüyor" Pusula denizanasının alışılmış türlerden farklı rengi ve yapısı nedeniyle dikkat çektiğini söyleyen Ergül, "Benim bildiğim kadarıyla bu canlı türüne 2007’den bu yana İzmit Körfezi’nde rastlanıyor. Biz daha önce yaptığımız bir çalışma sırasında görmüş ve raporlamıştık, çok yeni değiller. Ancak görüntüleri alışkın olduğumuz ya da bizim denizlerimizde yaygın olarak bulunan denizanalarından değişik ve renkli olduğu için halkımızın da doğal olarak dikkatini çekiyor. Geçtiğimiz hafta yaptığımız bir arazi çalışması sırasında biz de bunlarla karşılaştık. Yoğunlukları son dönemde artmış. Kış sonu ve ilkbahar mevsiminin başlangıcı, bu canlıların üreme dönemlerine denk gelir. Bu nedenle normal fizyolojik süreçleri gereği sayıları bu dönemde artış gösterir. Şu anda İzmit Körfezi’nde rastlanır halde olmaları doğal bir süreçtir" dedi. "Tentaküllere dokunmayın, tatlı su sürmeyin" Denizanasının yakıcı kapsüller içeren iğnelerinin sadece tentakül kısımlarında bulunduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Ergül, muhtemel temas durumunda yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: "Normal şartlarda bu canlıların insanlara bir zararı yok. Ancak temas edildiğinde özellikle tentakül kısımlarında bulunan ve knid olarak adlandırılan iğneleri yakıcı kapsüller içerdikleri için yanma hissi oluşturuyorlar ve acı verebiliyorlar. İki bölümden oluşuyorlar; tentaküller ve şemsiye kısmı. Şemsiye kısmına dokunmakta bir sakınca yoktur ya da buranın zararı yoktur ama tentakül kısmı bahsettiğim knid denilen iğneler zarar verirler. Temas halinde acıyan noktanın öncelikli bölgenin deniz suyuyla yıkanması tavsiye edilir. Tatlı su veya musluk suyu tercih edilmemelidir çünkü knidlerin patlamasına ve acının artmasına yol açabilir. İlerleyen aşamada varsa mümkünse amonyaklı ya da sirkeli su bu iş için uygun tedavi metodu olabilir. Daha sonra da sağlık kuruluşuna gitmekte fayda vardır." "Gemilerin balast sularıyla taşınmış olabilir" Türün bölgeye gelişiyle ilgili farklı hipotezler olduğunu belirten Ergül, "Çok büyük ihtimalle gemilerin balast suları aracılığıyla taşınmış olma ihtimali yüksek. Bununla birlikte iklim değişikliğine bağlı su sıcaklıklarındaki artış ve avcılarının sayısındaki azalma da popülasyonun bu bölgede tutunmasına ve artmasına neden oluyor" değerlendirmesinde bulundu. "Popülasyon dengelenecektir" Sayısal artışın sudaki fizikokimyasal şartlarla doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Ergül, "Sayısal artışın sebeplerinden biri de bu canlıların avcılarının sayısındaki azalmayla ilişkili olabilir. Ayrıca yüzey sularında meydana gelen sıcaklık artışları, türün bu dönemde bölgede yoğunlaşmasında etkilidir. Ancak endişe edilecek durum yok zaman içerisinde popülasyon büyüklükleri ekosistemin kendi iç dinamiklerinde mutlaka dengelenecektir" şeklinde konuştu. Ergül ayrıca, vatandaşların karşılaştıkları denizanalarını Türk Deniz Araştırmaları Vakfının (TÜDAV) "yayakarsa.org" sitesi üzerinden bildirmelerinin, denizlerin sağlığı ve bilimsel veri takibi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. "Eşimle yürürken kırmızı, kocaman ve uzun kolları olan bir denizanası gördüm" Sahilde yürüyüş yaparken denizanasını fark ederek görüntülerini kaydeden Bucak Sıcak ise "Eşimle yürürken kırmızı, kocaman ve uzun kolları olan bir denizanası gördüm. Tehlikeli bir tür olabileceğini tahmin ettim. Yazın burada çocuklar yüzüyor, denize girenler oluyor. Birinin alerjisi olabilir, insanlara farkındalık oluşturmak için durumu bildirmek istedim" ifadelerini kullandı.
Mersin Mersin’de çocuklara ve ailelere ’mahremiyet’ eğitimi Mersin’in merkez ilçe Akdeniz Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından, çocukların bedensel bütünlüğünü korumak ve aile bilincini artırmak amacıyla ’mahremiyet eğitimi’ düzenlendi. Akdeniz Kaymakamlığına bağlı Özgürlük Mahallesi Aile Destek Merkezi-1’de gerçekleştirilen eğitimlerde çocuklara "hayır" diyebilme becerisi kazandırılırken, ebeveynlere doğru iletişim teknikleri anlatıldı. Eğitimler iki aşamalı olarak uygulandı. Programın ilk bölümünde 3-6 yaş grubu kreş öğrencileriyle bir araya gelen Uzman Psikolog Günay Duygu Ateş, çocuklara oyun ve etkinlikler eşliğinde bedensel sınırlar hakkında bilgi verdi. Eğitimde çocuklara, bedenlerinin kendilerine ait olduğu, özel bölgelerin dokunulmazlığı, güvenli ve güvensiz temas arasındaki farklar ile istemedikleri bir durumla karşılaştıklarında yüksek sesle "hayır" diyebilmenin önemi yaş gruplarına uygun örneklerle aktarıldı. Programın ikinci aşamasında ise kursiyer ve ebeveynlere yönelik ’Çocuklara mahremiyet eğitimi nasıl verilmeli?’ başlıklı interaktif seminer düzenlendi. Seminerde, ailelerin çocuklarıyla kuracağı sağlıklı iletişimin olası risk durumlarında erken uyarı sistemi görevi gördüğü vurgulandı. Çalışmaların ardından açıklama yapan Uzman Psikolog Günay Duygu Ateş, mahremiyet eğitiminin erken yaşta verilmesinin önemine dikkat çekerek, "Amacımız, çocuklarımızın kendi bedenleri üzerinde hak sahibi olduklarını öğreterek özgüvenli ve bilinçli bireyler olmalarını sağlamaktır. 3-6 yaş dönemi, çocuğun ‘ben’ kavramını ve sınırlarını keşfettiği kritik bir evredir. Çocuklarımıza oyunlarla dokunulmazlıklarını öğretirken, onlara yaşam boyu sürecek bir koruma kalkanı kazandırıyoruz. Ailelerimize en büyük tavsiyemiz, çocuklarıyla açık ve güvene dayalı bir iletişim dili oluşturmalarıdır. Bir çocuk ‘hayır’ demeyi önce evde öğrenmeli ve başına gelen her şeyi korkmadan ailesine anlatabileceğini bilmelidir" dedi.