ÇEVRE - 15 Ocak 2026 Perşembe 09:49

Muğla’da hayvan sağlığı ve gelecek vizyonu masaya yatırıldı

A
A
A
Muğla’da hayvan sağlığı ve gelecek vizyonu masaya yatırıldı

Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesindeki Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şubesi, il genelinde görev yapan veteriner hekimlerle bir araya gelerek 2025 yılının değerlendirmesini yaptı ve 2026 yılı stratejilerini belirledi.



Muğla genelinde hayvansal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak ve hayvan sağlığını korumak amacıyla yürütülen çalışmalar, kapsamlı bir istişare toplantısıyla ele alındı. İl Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleşen buluşmaya, 13 ilçede görev yapan resmi veteriner hekimler katılım sağladı. Toplantının ana gündem maddesini, geride bıraktığımız 2025 yılında saha operasyonlarında elde edilen veriler oluşturdu. Aşılama çalışmaları, küpeleme işlemleri, işletme denetimleri ve salgın hastalıklarla mücadele konularında kat edilen mesafe detaylı rakamlarla analiz edildi. Sahada karşılaşılan teknik ve idari zorluklar, çözüm önerileriyle birlikte münazara edildi. Toplantının ikinci bölümünde ise 2026 yılına dair planlama hattı oluşturuldu. Yeni dönemde hayata geçirilecek projeler ve sahada uygulanacak yeni stratejiler üzerine istişarelerde bulunuldu. Hastalıkla mücadele, kayıt altına alma ve saha koordinasyonu toplantıda öne çıkan başlıklar oldu. İl Müdürlüğü yetkilileri, Muğla’nın hayvancılık potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak ve yetiştiricilerin refahını korumak için veteriner hekimlerin sahadaki özverili çalışmalarının kritik önem taşıdığını vurguladı.



Toplantı, veteriner hekimlerin görüş ve önerilerinin dinlenmesinin ardından, önümüzdeki döneme dair belirlenen hedeflerin karara bağlanmasıyla sona erdi.



Muğla’da hayvan sağlığı ve gelecek vizyonu masaya yatırıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Recep Uçar: "Önemli bir avantajı kaybettik ama şansımızı son maça kadar kovalamak istiyoruz" Çaykur Rizespor Direktörü Recep Uçar, Erzurumspor FK karşısında pozisyona girdikleri fakat sonuçlandıramadıklarını belirterek, "Bu maçla birlikte önemli bir avantajı kaybettik ama gruptan çıkma şansımızı son maça kadar kovalamak istiyoruz" dedi. Ziraat Türkiye Kupası C Grubu 2. hafta maçında Çaykur Rizespor deplasmanda karşılaştığı Erzurumspor FK’ya 2-0 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Çaykur Rizespor Direktörü Recep Uçar, "Kupada ilk maçımızda Gaziantep karşısında aldığımız galibiyetle buraya geldik. Açıkçası bu maçtan alacağımız iyi bir sonuç, grupta bize inanılmaz bir avantaj sağlayacaktı. Özellikle bir sonraki İnegölspor maçı öncesinde bu karşılaşma çok önemliydi. Maçtan önce yaklaşık 12 günlük bir Antalya kampı sürecimiz oldu ve kamp bizim açımızdan verimli geçti. Ancak buraya gelirken iklim koşullarının zor olduğunu biliyorduk. Rakım, hava şartları ve oynanacak ortam bizim için kolay değildi. Erzurum bu şartlara alışkın bir takım, bunu da göz önünde bulundurarak buraya geldik. Maçın ilk bölümünde oynadığımız oyundan memnunduk. Savunma anlamında çok büyük hatalar yapmadık ama girdiğimiz pozisyonları değerlendiremeyince, uzaktan yediğimiz golle ağır şekilde cezalandırıldık. İkinci yarının başında oyunu çevirmek adına daha fazla yüklendik, gerekli riskleri de aldık. Bu bölümde bireysel hatalar yaptık ve dengemizi kaybettik. Aslında çevirebilecek pozisyonlara girdik. Rakipten daha fazla pozisyona girdiğimiz bir maç oynadık. Ancak ne kadar üretirseniz üretin, sonuçlandıramadığınız zaman kaybediyorsunuz. Bu yüzden üzgünüz. Bu maçla birlikte önemli bir avantajı kaybettik ama gruptan çıkma şansımızı son maça kadar kovalamak istiyoruz. Kupadaki hedefimiz net. Öncelikle evimizde İnegölspor’u yenmek istiyoruz. Ardından Beşiktaş deplasmanına mutlak galibiyet parolasıyla çıkacağız. Bu dosyayı bugün itibarıyla kapatıyoruz. Önümüzde dört gün sonra İzmir’de Göztepe deplasmanında oynayacağımız önemli bir lig maçı var. Bu mağlubiyetin üzüntüsünü bir an önce üzerimizden atıp, yarından itibaren tamamen Göztepe maçına odaklanacağız. Son olarak Erzurumspor’u aldıkları galibiyetten dolayı tebrik ediyorum. Serkan hocayı, ekibini ve oyuncularını kutluyorum. Kendilerine başarılar diliyorum" diye konuştu.
İstanbul Diploma iptaline ilişkin açtığı karşı davada konuşan İmamoğlu: ’’Bu iddialar tamamen sonradan uydurulmuş senaryolardır’’ İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun, lisans diplomasının sahte olduğu iddiasına ilişkin 8 yıl 9 aya kadar hapis talebiyle yargılandığı davaya karşı açtığı diploma iadesi davası görüldü. Beyanda bulunan davacı İmamoğlu, ’’Bu iddialar tamamen sonradan uydurulmuş senaryolardır’’ dedi. Mahkeme, sürece ilişkin 15 gün içerisinde kararın çıkacağını ve taraf avukatlarına tebliğ edileceğini belirterek duruşmayı bitirdi. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun lisans diplomasının sahte olduğu iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanmış, hazırlanan iddianamede İmamoğlu’nun zincirleme şekilde ‘resmi belgede sahtecilik’ suçundan 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenmişti. Yürütülen soruşturma kapsamında, İmamoğlu’nun lisans diploması iptal edilmişti. Öte yandan, açılan davaya karşı iptal edilen diplomanın iadesi için açılan davanın görülmesine başlandı. İstanbul 5’inci İdare Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünde görülen duruşmaya, ’yolsuzluk’ ve ’casusluk’ soruşturmalar kapsamında tutuklu davacı Ekrem İmamoğlu ile avukatları ve davalı İstanbul Üniversitesi avukatları hazır bulundu. Duruşmada beyanda bulunan davacı Ekrem İmamoğlu, ’’Zor bir mücadelenin evresindeyiz. 35 yıl önce aldığım diplomamın güvencesi için geldim. 17 yaşında Kıbrıs’a gittim, bir sene sonra arkadaşlarımın yatay geçiş yaptığını gördüm. Ben de, gazetede gördüğüm ilana göre tüm eksiklikleri tamamlayarak bu okula kaydoldum. Bazen, bir evrak eksik olsa, bir kağıt parçası yırtık olsa ne olurdu acaba diye düşünüyorum. Mezun oldum, anamın ak sütü gibi helal diplomamı aldım. Sonra birileri CİMER’e başvurdu. Bu başvurulara rağmen İstanbul Üniversitesinin verdiği cevap hiç değişmedi, benim bu üniversiteye kayıt şartlarını yerine getirdiğim söylendi. 9 sayfalık bir rapor düzenlenmiş, bu raporda tüm denkliklerime yer verilmiş. Ne oldu da sonradan bu raporlar geçersiz sayıldı? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı eliyle YÖK’e bir yazı yazılıyor. Diplomam usule uygun olup olmadığı soruluyor. Sonra İstanbul Üniversitesi buna karşılık inceleme başlatıyor. Sonra da bu süreç ilerliyor’’ şeklinde konuştu. İmamoğlu, beyanında bu sürecin masum gençlerinden biri olduğuna vurgu yaparak, ’’Burada hala üniversiteden arkadaşlarım bulunmaktadır. Üniversite, tamamen kendi iradesiyle ve yürürlükteki mevzuata dayanarak kabul sürecini başlatmış, bunu da ülkenin en yüksek tirajlı gazetelerinden biri aracılığıyla kamuoyuna duyurmuştur. Bugün bana yöneltilen iddialarda, sanki bu ilan hiç yokmuş, yayınlanmamış gibi konuşulmaktadır. Oysa bu ilan, bir devlet müdahalesiyle değil, üniversitenin kendi kararıyla ve yıllar öncesinde yayımlanmıştır’’ diye konuştu. ’’YÖK tarafından yapılan incelemelerde bazı usulsüzlükler tespit edilmiştir’’ Duruşmada savunma yapan davalı İstanbul Üniversitesi avukatı, "Davacı taraf, yokluk iddialarının temellendirilmediğini ileri sürmüştür. Davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Davacı tarafın ileri sürdüğü iddialardan biri, denklik konusunda üniversitelerin yetkisinin bulunmadığı yönündedir. Bu yetkinin yalnızca Yükseköğretim Kurulu’na ait olduğu, mevzuatla da bu şekilde düzenlendiği ileri sürülmektedir. Ancak bu yaklaşım hukuken eksiktir. Zira eşdeğerlik meselesinin tamamen her bir üniversitenin takdirine bırakıldığı söylenemez. Böyle bir kabul, yurt dışından yapılan yatay geçiş başvurularında üniversiteleri son derece ağır ve yönetilemez bir sorumluluk altına sokar. Hatta akademik niteliği bulunmayan ya da fiilen mevcut olmayan bazı kurumların başvurularının dahi kabul edilmesi gibi ciddi sakıncalar doğurur. Bu nedenle eşdeğerlik kavramı, uzun yıllar boyunca öğretim hukuku çerçevesinde, üniversitelerin akademik ve idari değerlendirmeleriyle uygulanmıştır. Nitekim bu kavramın 2010 yılında mevzuatta açıkça yer alması, yeni bir yetki ihdası değil, kavramsal bir netleştirme niteliğindedir. Bugüne kadar bu konuda yükseköğretim uygulamalarında ciddi bir ihtilaf yaşanmamışken, bugün ortaya çıkan tartışmanın, geçmişteki işlemlerin bugünkü kavramlarla geriye dönük yorumlanmasından kaynaklandığı değerlendirilmektedir. İstanbul Üniversitesi ile yapılan bir protokol kapsamında öğrenci başvuruları kabul edilmiş; aradan dört yıl geçtikten sonra YÖK tarafından yapılan incelemelerde bazı usulsüzlükler tespit edilmiştir. Üniversite bu tespitler üzerine diploma işlemlerini geri almıştır. Ancak ilk derece mahkemesi, açık bir hukuka aykırılık bulunmadığı ve öğrencilerin iyi niyetli olduğunu belirterek, idari işlemin iptaline karar vermiştir. Üst mahkeme de bu kararı onamıştır. Davacılar, "idarenin açık hatası varsa iyi niyet dikkate alınmaz" gerekçesiyle kararın bozulmasını talep etmişse de, Bölge İdare Mahkemesi kararında ısrar etmiş ve dava bu şekilde sonuçlanmıştır. Somut olayda, ilgililerin iyi niyetinin zayıfladığına dair somut ve ikna edici bir delil bulunmamaktadır. Aksine, dönemin üniversite yönetim kurulu üyelerinin beyanları, yapılan yatay geçişlerin akademik ve bilimsel amaçlarla gerçekleştirildiğini ortaya koymaktadır. Bu beyanlarda, söz konusu uygulamaların araştırma faaliyetlerini geliştirmek ve akademik etkileşimi artırmak amacıyla yürütüldüğü ifade edilmiştir. 1991 yılında da benzer şekilde Yükseköğretim Kurulu’na yapılan başvurularda, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bazı üniversitelerin eşdeğer kabul edildi ancak belirli kampüsler veya programlar açısından ayrıca değerlendirme yapılabileceği yönünde görüşler de bildirildi. O dönemde yapılan yatay geçişlerde, başvurulan üniversitenin eşdeğer bir yükseköğretim kurumu olarak bilinmediği ya da bilindiği yönünde açık ve kesin bir hukuki yasak bulunmamaktadır. Aksine, dönemin uygulamaları ve yargı içtihatları, idarenin değerlendirmesine ve ilgilinin iyi niyetine dayalı bir sistemin varlığını ortaya koymaktadır" dedi. Karar 15 gün içerisinde tebliğ edilecek Alınan beyanların ardından mahkeme, sürece ilişkin 15 gün içerisinde kararını açıklayacağını ve kararın UYAP üzerinden taraf avukatlarına tebliğ edileceğin belirterek, duruşmayı bitirdi.
Zonguldak BEUN Hastanesinde yenilenen endokrinoloji servisi hizmete açıldı Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), sağlık alanındaki hizmet altyapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. BEUN Hastanesi bünyesinde yer alan Genel Dahiliye ve Endokrinoloji Servisi, kapsamlı yenileme çalışmalarının tamamlanmasının ardından düzenlenen açılış programı ile hizmete açıldı. BEUN Hastanesinde gerçekleştirilen açılış programına; BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, BEUN Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Burak Bahadır, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Aydemir, Obezite ve Diyabet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu ile akademik ve idari personel, öğrenciler ve basın mensupları katıldı. Genel Dahiliye ve Endokrinoloji Servisinde gerçekleştirilen yenileme çalışmaları kapsamında; servis alanlarının tamamında duvarlar, zeminler, vitrifiye elemanları ve mobilya tefrişatı baştan sona yenilendi. Hemşire çağrı sistemleri ile hasta odalarındaki yatak başı oksijen ve vakum gaz altyapıları güncellenirken, iklimlendirme sistemleri de modern standartlara uygun şekilde yeniden yapılandırıldı. Hasta konforunu artırmaya yönelik düzenlemeler kapsamında oda planlamaları yeniden ele alındı. Bu doğrultuda dört kişilik hasta odaları kaldırılarak iki kişilik odalara dönüştürüldü. Yenilenen servis, toplam 23 yatak kapasitesiyle hizmet vermeye başladı. Açılış programında konuşan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, üniversite hastanesinde sürdürülen yenileme ve iyileştirme çalışmalarının sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Üniversite hastanemizin sağlık hizmetleri kapasitesini güçlendirmeye kararlılıkla devam ediyoruz. Genel Dahiliye ve Endokrinoloji Servisimizin kapsamlı bir yenileme sürecinin ardından yeniden hizmete açılmasıyla birlikte hem şehrimize hem de bölgemize sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesi daha da artacaktır. Aynı zamanda öğrencilerimiz ve genç hekimlerimiz için modern ve nitelikli bir uygulama ve eğitim ortamı oluşturulmuştur. Üniversitemizin sağlık alanındaki gelişiminde bizlere her zaman destek olan Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ve Sağlık Bakanlığı ailesine şükranlarımı sunuyorum. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu servis; üniversitemiz, öğrencilerimiz, sağlık çalışanlarımız ve Zonguldak halkı için önemli bir kazanımdır. Servisimizin hem eğitim hem de hizmet boyutunda uzun yıllar boyunca sağlık alanına değer katacağına inanıyorum. Bu vesileyle yenilenen servisimizin bölgemize, şehrimize, üniversitemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor; emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."
İzmir AK Parti İzmir’de İl Kadın Kolları Danışma Meclisi toplantısı gerçekleştirildi AK Parti İzmir İl Başkanlığı’nda İl Kadın Kolları Danışma Meclisi Toplantısı düzenlendi. AK Parti İzmir İl Başkanlığı’nda gerçekleştirilen İl Kadın Kolları Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuşan AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, "25 sene boyunca yan gelip yattılar, şimdi yumurta kapıya gelince ‘engelleniyoruz’ diyorlar. Özgür Özel ve arkadaşları İzmir’e düğüne gelip gidebilir; ama biz milletvekillerimizle birlikte İzmir’in sokaklarına geliyoruz, sorunları çözmek için geliyoruz." dedi. AK Parti İzmir İl Başkanlığı binasında gerçekleştirilen toplantıya; AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, AK Parti Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Selver Akkoyun Korkmaz, İl Kadın Kolları Başkanı Emel Dalkıran, MKYK Üyesi Cemal Bekle, Kadın Kolları Genel Merkez MKYK Üyesi Gerçek Tekin, Kadın Kolları Genel Merkez MKYK Üyesi ve Ege Bölge Koordinatörü Mualla Varol, İl Koordinatörü Aynil Yavaş ve çok sayıda teşkilat mensubu katıldı. AK Parti İzmir İl Başkanlığı’nda düzenlenen İl Kadın Kolları Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuşan AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, "Türkiye’nin en pahalı suyunu kim ödüyor? Hepinizin cebinden çıkıyor, İzmir’de ödeniyor. İzmir’de en pahalı suyu alıyorsunuz, en yüksek ücreti ödüyorsunuz; peki neden içme suyunda gereken altyapıyı yapmıyorsunuz? Neden üzerinize düşen sorumluluğu yerine getirmiyorsunuz? Çünkü beceriksizler. Bu işi bilmiyorlar. 25 sene boyunca yan gelip yattılar, şimdi yumurta kapıya gelince ‘engelleniyoruz’ diyorlar. Geçin bu işleri. AK Parti kadroları olarak, il başkanımızla ve milletvekillerimizle birlikte bu ‘engelleniyoruz’ yalanlarını teker teker deşifre edeceğiz." diye belirtti. İnan, yerel yönetimin mazeretlerine yönelik eleştirilerini sürdürerek, "İzmirli hemşehrilerimiz kimin yanlış yaptığını, kimin yalan söylediğini, kimin doğruyu ve hakikati konuştuğunu çok iyi biliyor. Biz de bunu anlatmaya devam edeceğiz. Karşıyaka Stadı ile ilgili ‘tıkanıyoruz’ dediler; evrakı önlerine koyup teslim eden biz olduk. Opera binasıyla ilgili sözde tıkanıklıkları dile getirdiler, onları da çözen biz olduk." ifadelerini kullandı. İnan: "İzmir’in arka sokaklarında yaşayan kadınlar ve çocuklar için ne yaptınız" Belediye kaynaklarının kullanımına ilişkin sert tepki gösteren İnan, "Mavişehir’de, Körfez’in kenarında, en yüksek oyu aldığınız zengin mahallelere 2 milyar TL ayırarak opera binası yapmayı biliyorsunuz. Peki Bayraklı Cengizhan’daki çocuklar için ne yaptınız? Limontepe’deki çocuklar için ne yaptınız? Konak Kadifekale’de yaşayan çocuklar için, Karabağlar’daki çocuklar için ne yaptınız? Buca’nın arka sokaklarında, İzmir’in arka sokaklarında yaşayan kadınlar ve çocuklar için ne yaptınız? Hiçbir şey. Paraları nereye transfer ettiklerini görün. Yazın İzmir’i ve İzmir’in çocuklarını susuz bırakıyorlar. Biz işte bu anlayışla mücadele ediyoruz." şeklinde konuştu. "Sesimiz bu kadar gür çıkıyorsa, ak kadınlarımızın desteği sayesindedir" Toplantıdaki konuşmasının son bölümünde teşkilat çalışmalarına ve CHP yönetimine değinen İnan, "Bu anlayışı 2024’te Ceyda Hanım ve Hamza Bey anlatmaya çalıştı, takdir böyle oldu; ama biz daha fazla anlatacağız. Kapı kapı, sokak sokak çalışacağız ve şehri geriye götüren bu anlayıştan İzmir’i kurtaracağız. Özgür Özel ve arkadaşları İzmir’e düğüne gelip gidebilir; ama biz milletvekillerimizle birlikte İzmir’in sokaklarına geliyoruz, sorunları çözmek için geliyoruz. Gücümüzü İzmir’in sokaklarından alıyoruz. Unutmayın, siz olmasanız, bu teşkilatlar olmasa bizim hiçbir anlamımız yok. Sesimiz bu kadar gür çıkıyorsa, ak kadınlarımızın desteği ve ak dava arkadaşlarımızın hayır duası sayesindedir. En kısa zamanda genel başkanımıza ve cumhurbaşkanımıza buradaki bu enerjik ve dinamik tabloyu, zorluklara göğüs gererek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın davasını sokak sokak anlatan tüm ablalarımızın çalışmalarını aktaracağımızdan emin olun." diye ekledi. Saygılı: "Kadın Kollarımız, AK Parti siyasetinin mayasıdır" AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, parti teşkilatının çalışmaları ve kadınların siyasetteki rolüne ilişkin açıklamalarda bulundu. Kadın Kollarının önemine dikkat çeken Saygılı, "Kadın Kollarımız, AK Parti siyasetinin mayasıdır. Bu mayada anaların duası vardır. Bu mayada Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın milletten aldığı güçle çizdiği istikametin sırrı vardır. Kadın Kollarımız, İzmir’in her bir hanesine ulaşan, sokaklar, caddeleri arşınlayan, Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın selamını gönüllere taşıyan bir fedakarlık hareketidir." sözlerini kullandı. Çankırı: "AK Parti’de kadın kolları destek birimi değil, karar süreçlerinin asli parçasıdır" AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, partisinin kadın kolları teşkilatının siyasetteki önemine ve İzmir’deki siyasi atmosfere ilişkin açıklamalarda bulundu. AK Parti’nin başarısında kadınların büyük rolü olduğunu vurgulayan Çankırı, "AK Parti’nin başarısının arkasında; sessiz ama güçlü bir emek, sabırlı ama kararlı bir duruş vardır. İşte bu duruşun adı, AK Parti Kadın Kollarıdır. Biz siyaseti; sadece kürsülerden değil, sadece sosyal medyadan değil, sahanın gerçeklerinden okuyan bir hareketiz. Kadın kollarımız; mahallenin nabzını tutar, evin derdini bilir, çocuğun, yaşlının, gencin ne yaşadığını görür. O yüzden AK Parti’de kadın kolları destek birimi değil, karar süreçlerinin asli parçasıdır" ifadelerini kullandı.