KÜLTÜR SANAT - 11 Ağustos 2025 Pazartesi 11:21

Yok olmaya başlayan kültürel miras kayıt altına alınıyor

A
A
A
Yok olmaya başlayan kültürel miras kayıt altına alınıyor

Muğla’da geleneksel taş ev ve ahşap işlemeli iç dekorasyon olarak 100 yıldan fazla bir geçmişe sahip Muğla’nın Yatağan ilçesi Katrancı Mahallesinde az sayıda kalan taş ev ve ahşap işlemeli iç mimari yapı gelecek kuşaklara aktarılması için kayıt altına alınıyor.


Prof. Dr. Bilal Söğüt’ün kazı başkanlığını yürüttüğü Stratonikeia Antik Kenti heyet üyesi Selçuk Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünden Prof. Dr. Osman Kunduracı ve Dr. Öğretim üyesi Nurcan Bahargülü, bölge evlerini detaylı bir biçimde inceleyerek akademik anlamda yayınlar ile yok olmaya yüz tutan kültürel mirası kayıt altına alıyorlar.



Ayakta kalan 42 ev var


Geleneksel konutlar üzerine yaklaşık 30 yıldır bölgede çalışma yürüten Prof. Dr. Osman Kunduracı Katrancı evlerinin mimari yapısı üzerinde çalışma yürütürken, Dr. Öğretim üyesi Nurcan Bahargülü son yaptığı ‘Muğla- Yatağan ilçesi Katrancı Köy evlerinden Örnekler’ isimli makalesi Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisinde yayına sundu. Her iki araştırmacı yaptıkları alan çalışmalarında yaklaşık Katrancı Mahallesinde 42 ev olduğunu belirterek ilerleyen zamanlarda bu çalışmaları ‘Katrancı Evleri’ isimli kitap olarak yayınlayacaklarını açıkladılar.



Ana motif çam kozalağı


Katrancı evleri genellikle iki katlı, önlüklü (dış sofalı) ve düz toprak damlı olması ile dikkat çekiyor. Tek veya iki odalı plan düzeninde inşa edilirken, odalar sofanın gerisine yerleştirilmiş, ön cephede kibet, dış sofa ve oda şeklinde bir plan düzeni hakim. Katrancı mahallesinde bulunan evler kullanılan taş ve ahşap malzemeleriyle süslemeleri orijinal olup özgünlüğünü devam ettiriyor. Dış cephe bakımından sade olan bu evlerin süslemeleri iç donatı elemanlarında yoğunlaştığı görülüyor. Genellikle ahşap üzerine yapılan bu süslemeler oda kapıları, yüklük ve elamanları, bömbelik, fırınç, pencere kanatlarında, almalık (raf) yüzeylerinde ve tavanlarda sık rastlanıyor. Oda kapıları iki ve üç bölüme ayrılmış tablalı kapılar olarak dikkat çekerken, çatma ve çakma tekniğinde yapılan kapıların kanat yüzeyleri dikey ve yatay panolara bölünmüş. Bölünen bu panoların içinde farklı süsleme motiflerine yer verilirken, genellikle kapıların en ortasında bulunan süsleme çam kozalağı olması dikkat çekiyor. Çam kozalağı olmasının nedeni ise bölge insanının tek geçim kaynağı fıstık çamlarında elde edilen künar meyvesi olması.



Ahşap oyma ustaları Aydın Çine Akçaova’dan


Aydın Çine Akçaova mahallesinden gelen ustalar tarafından yapıldığı tespit edilen ahşap oyma işçiliklerde kapılardaki ana kompozisyon çarkıfelek, yıldız ve baklava diliminden meydana geliyor. Bu kompozisyonların içindeki panolarda ise; tabanca, hançer, ay ve yıldız, çarkıfelek, yonca, vazodan çıkan çiçekler, ibrik, güğüm, gaz lambası, el feneri, nazar boncuğu, ayna, araba, kuş, yılan ve balık motifler işlenmiş. Sık görülen motif ise bölgede yetişen künar (kozalak) çiçeği ve yaprağı.


Özgün dokusunu hala koruyor


Bölgede 30 yıldır geleneksel evler üzerinde çalışma yapan Selçuk Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünden Prof. Dr. Osman Kunduracı, "Bizim Katrancı’yı tercih etmemizin en önemli sebeplerinden bir tanesi, özgün dokusunu ve yapısını hala bozmamış olan bir yörük yerleşmesi, köy yerleşmesi. Hala buranın tapusuz olduğunu da belirtmek isterim. Bölgedeki evler genellikle bir harım dedikleri küçük bir avlunun içerisine oturtulmuş, iki katlı olmakta ve malzeme olarak bölgedeki kaynak taşlarla yapılmış olan bu evlerin alt katları ahır ve samanlık olarak kullanılıyor. Üst katlar ise asıl yaşama katı olarak tercih ediliyor. Evlerin malzeme olarak kayrak taşın dışında en dikkat çeken tarafı düz toprak damlı olmaları. Hala bu bölgede bu düz toprak dam geleneği terk edilmemiş ve kullanılmaktadırlar. Bu evlerin mimari anlamda iki oda veya tek odadan oluşması ve özellikle o odanın önünde önlük dedikleri bir giriş bölümü var. Her iki bölümde de mutlaka bir ocak yer alıyor" dedi.



"Mahallenin geçim kaynağı künar motifleri kapılarda"


Katrancı evlerinin ahşap işlemeleri üzerine makale yazan Dr. Öğretim üyesi Nurcan Bahargülü, "Katrancı evlerinin ahşap süslemelerine bakıldığında genellikle evlerin oda giriş kapılarının tek kanatlı ve üzerinde bitkisel, geometrik ve nesnel süslemelerin hatta bazen figürlü süslemelerin yer aldığını görüyoruz. Özellikle bakıldığında Katrancı mahallesinin daha eski ismiyle köyünün bakıldığında geçim kaynaklarının özellikle künar ağacından, çam fıstığından geçimlerini sağladıklarını halk tarafından öğreniyoruz ve bunun için de evlerinde bulunan ahşap süslemelerini, kapılarının tam orta kısmındaki ana motiflerinde kozalak çiçeğinin açmış hallerini, tomurcuk hallerini yapıldığını görüyoruz. Burada bunların geçim kaynaklarının kendi evlerindeki ahşap süslemenin üzerine bir dantel şeklinde işlenmiş halleri karşımıza çıkıyor. Genellikle tepelik kısımlarının olduğu yerde hançer motiflerinin olması, burada bir erkek efeliğin sembolü olarak karşımıza çıkıyor. Daha sonraki aşamalarda süsleme motiflerine bakıldığında, Kavaklıdere buraya çok yakın olduğu için Kavaklıdere bakırcılığında güğüm-ibrik motifleri karşımıza çıkıyor. Ahşap kapıların üzerindeki süslemelerden ziyade iç kısımlara bakıldığında genellikle iç donatı elemanlarının da süslü olduğunu görüyoruz. Özellikle Aydın’ın Çine İlçesi Akçova Mahallesinden gelen Mevlüt ve Mehmet Özen kardeşler, 1930 ve 40 yıllarında buradaki köyleri gezerek bu kapıları ve iç donatılarındaki elemanların üzerlerinin ahşapla süslendiğini görüyoruz. Oyma, kabartma, kazıma tekniğinde yapıyorlar genellikle bunları. İç kısımlara bakıldığında yüklüklerin alt kısmında yörede zar adı verdikleri dikey panoların içerisinde yine kozalak çiçekleri karşımıza çıkıyor. Taşıyıcı elemanlar olarak bakıldığında ise direklerin üzerindeki yastık dediğimiz veya yörede fırınç ismi verilen kazıma tekniği ile yapılmış geometrik süslemelerin üzerinde nazara karşı engellediğine inandıkları mavi boncukları daha sonra aplike tekniği ile yapıldığını görüyoruz. Bunun haricinde yer gök bağlantısını kuran sistemle, inançlarıyla tavanların süslü olduklarını görüyoruz. Kapıların üzerine yapmış oldukları süsleme motiflerini tavan göbeklerine de işledikleri dikkatleri çekiyor" dedi.



Yok olmaya başlayan kültürel miras kayıt altına alınıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Çorum’da yurtta yemek yedikten sonra rahatsızlanarak hastaneye başvuran öğrenci sayısı 77’ye yükseldi Çorum’un Sungurlu ilçesinde KYK yurdunda akşam yemeği yedikten sonra zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvuran öğrenci sayısı 77’ye yükselirken, tedavi edilen öğrencilerden 35’inin taburcu edildiği konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldığı duyuruldu. Çorum’un Sungurlu ilçesinde bulunan Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Kız Öğrenci Yurdu’nda kalan öğrenciler dün akşam yemeğinden sonra kusma, ishal ve mide bulantısı şikayetleri yaşamaya başladı. Şikayetleri yaşayan öğrenciler, Sungurlu Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Konuyla ilgili Çorum Valiliği’nden yapılan açıklamada, hastaneye başvuran öğrenci sayısının 77’ye yükseldiği ve tedavi edilen öğrencilerden 35’inin taburcu edildiği, tedavileri süren öğrencilerin herhangi bir hayati riskinin bulunmadığı duyuruldu. Yurttan yemek ve su numunelerinin incelenmek üzere alındığının belirtildiği açıklamada, konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldığı ifade edildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "5 Mayıs’ta tarihinde, Çorum ili Sungurlu ilçesinde bulunan KYK yurdunda akşam yemeği tüketen öğrencilerde bulantı, kusma ve ishal şikayetleri ortaya çıkmıştır. Söz konusu şikayetler üzerine öğrenciler, bugün saat 08.10’dan itibaren Sungurlu Devlet Hastanesi’ne başvurmaya başlamışlardır. Bugün saat 17.30 itibarıyla toplam başvuru sayısı 77 olup, bu başvuruların tamamı ayaktan yapılmıştır. 35 öğrenci tedavilerinin ardından taburcu edilmiştir. Başvuran öğrencilerin genel sağlık durumları iyi olup herhangi bir hayati risk bulunmamaktadır. Konuya ilişkin olarak Sungurlu İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından gerekli incelemeler başlatılmış, su numuneleri alınmıştır. Ayrıca Sungurlu İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından yemek numuneleri alınarak analiz edilmek üzere Çorum İl Gıda Kontrol laboratuvar Müdürlüğüne teslim edilmiştir. Süreç ilgili kurumlarımız tarafından yakından takip edilmekte olup konuyla ilgili Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma ve Valiliğimizce idari soruşturma başlatılmıştır."
Kırklareli Vali Turan: "Okul çevrelerinde denetimler artırılacak" Kırklareli Valisi Uğur Turan, okul çevrelerinde denetimlerin artırılacağını, risk oluşturan unsurların ortadan kaldırılması için ilgili kurumların iş birliği içinde hareket edeceğini vurguladı. Okul ve çevresinde güvenliğin artırılmasına yönelik alınacak tedbirlerin ele alındığı "Okul ve Çevresi Güvenlik Tedbirleri Toplantısı" Vali Uğur Turan başkanlığında ilgili kurum yöneticilerinin katılımla gerçekleştirildi. Toplantıda; okul çevrelerinde alınan mevcut güvenlik tedbirleri, denetim faaliyetleri, servis güvenliği, okul giriş-çıkış saatlerinde yaşanan yoğunluk, bağımlılıkla mücadele çalışmaları, trafik düzenlemeleri ve risk oluşturan unsurlar ele alınarak kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantıda konuşan Vali Turan, çocukların ve gençlerin güvenli bir eğitim ortamında bulunmasının en öncelikli konuların başında geldiğini belirtti. Turan, "Geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın huzur ve güven içerisinde eğitimlerini sürdürebilmeleri için tüm kurumlarımızla koordinasyon içerisinde çalışıyoruz. Okul ve çevresinde alınacak her türlü tedbir, sadece güvenliği değil aynı zamanda eğitim kalitesini de doğrudan etkilemektedir" dedi. Turan, okul çevrelerinde denetimlerin artırılacağını, risk oluşturan unsurların ortadan kaldırılması için ilgili kurumların iş birliği içinde hareket edeceğini vurgulayarak, öğrencilerin güvenliği için tüm imkanların seferber edildiğini ifade etti. Toplantı, ilgili kurumların sunumları ve alınacak tedbirlerin değerlendirilmesinin ardından sona erdi.
İstanbul Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" dedi. Vizyon 100 Platformu’nun düzenlediği Vizyon 100 İstanbul Summit etkinliği, Türkiye’deki şirketlerin üst düzey yöneticilerini bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen etkinlik, "Küresel Liderler Oturumu"na da ev sahipliği yaptı. Etkinlikte açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik mimarinin yeniden şekillendiği tarihsel bir eşikten geçildiğini gördüklerini belirterek, "Jeopolitik gerilimler derinleşirken ticaret düzeninin yeniden şekillendiği, yapay zekânın üretim ve emek piyasalarını dönüştürdüğü, iklim değişikliğinin ekonomik maliyetlerinin giderek somutlaştığı, demografik dönüşümün eş zamanlı baskı oluşturduğu bir eşikte bulunuyoruz" ifadelerini kullandı. Küresel büyümenin bu gelişmelere paralel olarak hala dayanıklılık göstermiş olsa da son üç yıldır yüzde 3’ler seviyesinde seyrederek 2000-2019 ortalaması olan yüzde 3,7’nin altında gerçekleştiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Küresel mal ve hizmet ticaretinin yıllık ortalama büyüme hızı 2000-2019 döneminde yüzde 4,8’den 2020-2025 döneminde yüzde 3 seviyesine gerilemiş; ticaretin yapısı giderek daha bölgesel ve güvenlik odaklı hale gelmiştir" açıklamalarında bulundu. "Bugün bölgemizde yaşanan gerilimler bu kırılgan yapıya yeni riskler eklemektedir" diyen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Orta Doğu’da yaşanan savaş; enerji fiyatlarından ulaşım maliyetlerine, finansal piyasalardan para politikası beklentilerine kadar geniş bir alanda etkisini hissettirmektedir. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamalar petrol ve LNG arzını olumsuz etkileyerek enerji fiyatlarını yükseltmiş; artan güvenlik riskleri sigorta primlerini ve navlun maliyetlerini artırmıştır. Doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, gübre maliyetleri üzerinden gıda fiyatları için yukarı yönlü risk oluştururken, bu gelişmeler küresel enflasyon beklentilerini bozarak fiyatlar üzerinde ilave baskı meydana getirmiştir. Jeopolitik risk algısındaki artış, risk primlerini ve borçlanma maliyetlerini yükseltmiş; finansal koşullar sıkılaşmıştır." "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır" IMF’nin güncel tahminlerinde 2026 yılı küresel büyüme beklentisinin yüzde 3,1’e gerilediğini ve enflasyon beklentisinin yüzde 4,4’e yükseldiğini kaydeden Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" şeklinde konuştu. "Türkiye adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda" Çatışmalardan uzak, siyasi istikrarı ve politika öngörülebilirliği ile Türkiye’nin adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda olduğunu hatırlatan Yılmaz, "2025 yılında Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarı 13,1 milyar dolara ulaşmış, aynı yıl 475 yatırım projesi için karar alınmıştır. Bu projeler kapsamında yaklaşık 21 milyar dolarlık yatırım ve 47 binin üzerinde istihdam öngörülmektedir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, nitelikli insan kaynağının Türkiye’ye çekmeye yönelik teşviklerin, Türkiye’yi yatırımcılar açısından üretim ve değer oluşturma bakımından çok daha güçlü bir merkez konumuna taşıdığımı vurguladı. Geçtiğimiz günlerde ’Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nı açıkladıklarını aktaran Yılmaz, "Bu program, Türkiye’nin yeni dönemdeki ekonomik konumlanmasını net biçimde ortaya koyan kapsamlı bir stratejidir. Meclisimizde yasal çerçevesi için çalışmaların başladığı program kapsamında üretim ve ihracat odaklı firmalar için son derece rekabetçi bir vergi yapısı oluşturuyoruz. İhracat yapan firmalar için kurumlar vergisini önemli ölçüde indirerek Türkiye’yi küresel ölçekte güçlü bir üretim üssü haline getiriyoruz" ifadelerini kullandı. İstanbul Finans Merkezi’nin küresel ölçekte etkin bir finans üssü olarak konumlandırma hedefi doğrultusunda finansal piyasaların derinliğini artırdıklarını, uluslararası sermaye ile entegrasyonu güçlendirdiklerini kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Küresel ekonominin yönünün yeniden belirlendiği böyle bir dönemde, doğru konumlanan ülkelerin önümüzdeki yılların kazananları olacağı açıktır. Türkiye, güçlü makroekonomik temelleri, stratejik konumu, nitelikli insan kaynağı ve kararlılıkla uyguladığı politikalarla bu yeni dönemin merkezinde yer almaya devam edecektir."
Karabük Karabük’te minibüs esnafından "haksız rekabet" tepkisi Karabük Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Cemal Topçu, belediyenin toplu taşıma uygulamalarının minibüsçü esnafını olumsuz etkilediğini belirterek, mahkeme kararına uyulması çağrısında bulundu. Karabük Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Cemal Topçu, yaptığı açıklamada yalnızca bir meslek grubunun sorunlarını değil, kentte hukukun ve esnaf onurunun da zedelendiğini savunduklarını ifade etti. Minibüsçü esnafının yıllardır zor şartlar altında hizmet verdiğini dile getiren Topçu, pandemi döneminde artan maliyetlerin esnafı ekonomik açıdan zorladığını kaydetti. Topçu, "Pandemi döneminde artan maliyetler altında ezilen, kontak kapatma noktasına gelen toplu taşıma esnafına el uzatması gereken eski belediye yönetimi; çözüm üretmek yerine esnafın ekmeğine kan doğramıştır. Mevcut duruma çözüm bulmak yerine 60 adet dolmuş alarak belediyeyi bir ’minibüs işletmesine’ çevirmek, 30 yıllık esnafın rızkına göz dikmektir. Belediye, esnafı yaşatmakla mükelleftir, esnafıyla rekabet edip onu bitirmekle değil" dedi. Emeklilere yönelik ücretsiz ulaşım uygulamasının da esnafı zor durumda bıraktığını iddia eden Topçu, "Emeklilerimize yönelik ücretsiz ulaşım kararı, esnafın sırtından yapılan bir siyasi şovdur. Sosyal belediyecilik, bir kesime iyilik yaparken başka bir kesimi açlığa mahkûm etmek değildir. Artan akaryakıt fiyatları, amortisman giderleri, ağır vergi ve SGK yükleri altında beli bükülen şoför esnafı, bir de belediyenin haksız rekabetiyle siyasete kurban edilmiştir" diye konuştu. Konuya ilişkin yargıya başvurduklarını ve mahkemenin kendilerini haklı bulduğunu belirten Topçu, "Mahkeme kararı açıktır. Bu uygulamadan derhal dönülmesi gerektiği belirtilmiştir" dedi. Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’ya çağrıda bulunan Topçu, mahkeme kararlarının uygulanmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak, "Belediye yönetimini ivedilikle mahkeme kararına uymaya ve haksız rekabeti sonlandırmaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. Topçu, aksi halde hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini ve demokratik haklarını kullanacaklarını sözlerine ekledi.