EĞİTİM - 15 Ocak 2024 Pazartesi 14:32

AFAD gönüllülerine arama kurtarma eğitimi verdi

A
A
A
AFAD gönüllülerine arama kurtarma eğitimi verdi

Muş Afet ve Acil Durum Yönetimi İl Müdürlüğü (AFAD) tarafından gönüllülere saha eğitimi çerçevesinde arama kurtarma eğitimi verildi.


Muş’ta, Afet ve Acil Durum Yönetimi İl Müdürlüğü (AFAD) gönüllüleri, muhtemel afetlerde hayat kurtarmak için zorlu eğitimler alıyor. Bazı senaryolar üzerinde çalışma yapan gönüllüler, AFAD eğitmenleri eşliğinde halatla iniş yapma ve halatla karşıya güvenli geçme eğitimleri aldı. Eğitimlerde gönüllülere senaryo gereği nehrin karşı kıyısında mahsur kalan vatandaşlara müdahale yöntemleri öğretiliyor.


AFAD gönüllüleri; afet öncesinde, esnasında ve sonrasında ihtiyaç duyulan alanlarda yetiştirilen 16 gönüllünün, afetin her evresinde etkin şekilde çalışması sağlanıyor.


AFAD eğitimlerine katılarak arama kurtarma eğitimini aldığını söyleyen akademisyen Muhammed Burak Güler, burada aldıkları eğitimler sayesinde muhtemel afetlerde görev alabileceğini söyleyerek, “Geçtiğimiz yıllarda Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığının başlattığı gönüllü projesi her gün daha fazla olgunlaşıyor. Şu anda aldığımız eğitim de aslında bu gönüllülere yönelik verilen programlı eğitimlerden biriydi. Bugün dik açı, halatla yukarı çekme, halatla aşağı indirme ve yatay olarak uygulanan kurtarma eğitimi aldık. Kurulan halatlarla yukarı çekildik, aşağı indirildik, yük çektik, yük indirdik ve personeli karşıdan karşıya geçirdik. Eğitimlerin çok verimli olduğunu düşünüyorum. AFAD bu anlamda bize donanımlı bir ekipman ve personel ile iyi bir destek veriyor. Burada aldığımız eğitimler sonucunda da arama kurtarma faaliyetlerinde inşallah zaman içerisinde daha etkin daha verimli yer olacağımıza inanıyorum” dedi.



AFAD gönüllülerine arama kurtarma eğitimi verdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Samsun’daki barajların doluluk oranları belli oldu Samsun’da içme suyu, tarımsal sulama ve enerji üretimi açısından önem taşıyan barajların doluluk oranları belli oldu. Veriler, bazı barajlarda tam kapasiteye ulaşılırken, bazı önemli su kaynaklarında ise dikkat çeken düşüşler yaşandığını ortaya koydu. Devlet Su İşleri (DSİ) verilerine göre, bazı barajlarda yüksek doluluk dikkat çekerken bazı barajlarda su seviyesi düşük kaldığı görüldü. Verilere göre en yüksek doluluk oranı yüzde 100 ile Çakmak Barajı’nda ölçüldü. Samsun’un içme suyunu sağlayan Çakmak Barajı’nı, yüzde 97,9 doluluk oranıyla Duruçay Barajı ve yüzde 95,5 ile Dereköy Barajı takip etti. Türkiye’nin en önemli barajlarından Kızılırmak Nehri üzerindeki Altınkaya Barajı’nda doluluk oranı yüzde 29,8’de kaldı. Yeşilırmak Nehri üzerinde bulunan Hasan Uğurlu Barajı’nda doluluk oranı yüzde 48,5, Suat Uğurlu Barajı’nda ise yüzde 45,8 olarak ölçüldü. Orta seviyede doluluk oranına sahip barajlar arasında yüzde 68,9 ile Derbent Barajı, yüzde 71,6 ile Vezirköprü Barajı ve yüzde 83,6 ile 19 Mayıs Barajı yer aldı. Kar yağışı Ladik Gölü’nü canlandırdı Kış aylarında etkili olan kar yağışı Ladik Gölü’ne olumlu yansıdı. Göldeki doluluk oranı yüzde 64,3’e yükselirken, geçen yıl aynı dönemde bu oranın yüzde 37 seviyesinde olduğu belirtildi. Derinöz Barajı ise yüzde 35,5 doluluk oranıyla düşük seviyedeki rezervuarlar arasında yer aldı. Uzmanlar, önümüzdeki süreçte yağış rejiminin baraj doluluk oranları üzerinde belirleyici olacağını vurgulayarak, suyun tasarruflu kullanılması gerektiğine dikkat çekti.
Samsun Samsun’da çocuk parkındaki doğal gaz istasyonuna tepki Samsun’un Atakum ilçesinde çocuk parkına kurulan doğal gaz basınç düşürme istasyonu, mahalle sakinlerinin tepkisini çekti. Bir vatandaş, güvenlik endişesi nedeniyle ailelerin çocuklarını parka getirmediklerini söyledi. Samsun’un Atakum ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan Şehit Aybüke Yalçın Çocuk Oyun Parkı’na SAMGAZ tarafından kurulan doğal gaz basınç düşürme (regülatör) istasyonu, mahalle sakinlerinin tepkisine neden oldu. Parkın ortasına yerleştirilen istasyona ait pano nedeniyle ailelerin çocuklarını parka getirmekte tereddüt ettiği ifade edildi. Mahalle sakinlerinden Abdullah Çilingir, "Burası yeşil alan. Normalde yönetmeliğe aykırı bir durum söz konusu. İnsanlar çocuklarını korumak için park alanlarına gelmez oldular. Bu tür yapıları yapmak için AFAD ve itfaiyeden onay yazısı alınması gerekiyor. Ayrıca belediyenin şehir imar planına işlenmesi gerekiyor. Bunların sorgulanması lazım. Bu istasyon zaman zaman gaz salımı yapıyor. Bu sırada biri sigara izmariti attığı zaman kötü bir senaryo ile karşılaşabiliriz. Bolu’daki otel yangını gibi bir durumun oluşmaması için biz de şikayetimizi dile getirdik. Umuyoruz ki Samsun Valiliği, Atakum İlçe Kaymakamlığı ve Samsun Büyükşehir Belediyesi duruma en kısa sürede müdahale eder" dedi. "Tekniğe aykırı bir durum yok" SAMGAZ tarafından yapılan açıklamada ise, kurulan tesisin teknik açıdan herhangi bir uygunsuzluk taşımadığı belirtildi. Açıklamada, doğal gaz tesisatlarının kamuya ayrılmış alanlarda yer alması gerektiği ifade edilerek, hat çalışmalarının ardından söz konusu panoların çocuk parkı gibi uygun görülen alanlara yerleştirildiği kaydedildi.
Antalya Bakan Ersoy: "Akdeniz Bölgesi’nde 2002-2025 yılları arasında yaklaşık 26,9 milyar liralık kültür ve turizm yatırımı gerçekleştirildi" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Akdeniz Bölgesi’nde 2002-2025 yılları arasında yaklaşık 26,9 milyar liralık kültür ve turizm yatırımı gerçekleştirildiğini, yerel yönetimlerin turizm altyapı projelerine ise yaklaşık 21,1 milyar lira kaynak aktarıldığını söyledi. Yeri geldiğinde yerel yönetimlerin alması gereken sorumlulukları da üstlenerek hizmet sağladıklarını ifade eden Ersoy, "Söz konusu ülkemiz ve milletimiz olunca sen-ben ayrımına, bizden-sizden ayrıştırmasına asla tenezzül etmiyoruz. Biz millete hizmetkâr olmak için buradayız" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya’da düzenlenen AK Parti Akdeniz Bölge Strateji Toplantısı’nda Bakanlık olarak hayata geçirilen yatırımları ve Antalya başta olmak üzere bölgeye sunulan hizmetleri anlattı. Turizm sektöründe son 8 yılda gelirlerin yüzde 109 arttığına dikkat çeken Bakan Ersoy, göreve geldikleri ilk günden itibaren kültür ve turizmi tek bir ekosistemin parçaları olarak ele aldıklarını söyledi. Bu anlayışla her başlık için özel proje, hizmet ve eser üretirken, kültür ve turizmin birbirini doğrudan ya da dolaylı biçimde sürekli desteklemesini sağladıklarını belirten Ersoy, "Bu sayededir ki ülkemizin kültür ve turizm potansiyelini en üst faydayı sunacak hizmet ve eserlere dönüştürmekte çok ciddi mesafeler katettik" dedi. Türk turizminin artık ürün ve pazar çeşitliliğini artırdığını, kıyılara sıkışmaktan kurtarılarak ülke geneline yayıldığını ifade eden Ersoy, "Gastronomiden kültür varlıklarına farklı unsurların özne haline getirildiği ve ilgi gördüğü, tesis kalitesinden yetişmiş insan kaynağına, sağlıktan sürdürülebilirliğe özgün ve öncü çalışmalarıyla örnek alınan, neticede her yıl kendini aşan ve yeni rekorlar kıran bir Türk turizmi var" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın turizmi ekonomide stratejik sektör olarak ilan ettiğini hatırlatan Ersoy, "Sayın Cumhurbaşkanımızın ekonomide stratejik sektör olarak ilan ettiği turizmde son 8 yılda gelirlerimizi yüzde 109 oranında artırmış bulunuyoruz. Covid-19 gibi benzeri görülmemiş bir krize, etrafımızda yaşanan savaşlara ve siyasi gerilimlere rağmen 2017-2025 yılları arasında ülkemize turizmde böylesi muazzam bir sıçrama yaptırmayı başardık" ifadelerini kullandı. "Türk arkeolojisinin altın çağını başlattık" "Geleceğe Miras" projesiyle Türk arkeoloji tarihinin en kapsamlı kazı, restorasyon, ihya ve inşa sürecini hayata geçirdiklerini vurgulayan Bakan Ersoy, bu kapsamda 65 ilde 255 kazı çalışmasının sürece dahil edildiğini söyledi. Arkeolojik kazıların yılın tamamına yayılacak şekilde yeniden düzenlendiğini belirten Ersoy, her birine Türk koordinatör kazı başkanları atandığını, yabancı kazıların da bu uygulamaya dahil edildiğini kaydetti. Ersoy, "Milli ve yerli bir arkeoloji hamlesi gerçekleştirdik ve Türk arkeolojisinin altın çağını başlattık. Bu süreçte 15 binin üzerinde eser müzelerimize kazandırılmıştır" dedi. 2025 yılında yürütülen arkeolojik çalışmaların toplam sayısının 776’ya ulaştığını, bu yıl bu sayının 800’e çıkarılmasının hedeflendiğini aktaran Ersoy, Geleceğe Miras kapsamında 27 müze ve ören yerinde uygulamaya alınan gece müzeciliği ile 2025 yılında 600 bin ziyaretçinin ağırlandığını söyledi. Projeye bugüne kadar 7,5 milyar lira destek aktarıldığını belirten Ersoy, "Geleceğe Miras projesi ile arkeoloji istihdam oluşturan, yerel kalkınmayı destekleyen ve turizme doğrudan katkı sağlayan stratejik bir alana dönüşmüştür. Taş Tepeler projemiz ile de insanlığın tarihine dair bilinenleri değiştirmeye, geçmişe yeni ve heyecan verici bir pencere açmaya devam ediyoruz. Bu projede 15’i Türk ve 21’i yabancı olmak üzere toplam 36 akademik kurumun katılımıyla eşsiz bir uluslararası bilimsel iş birliği yürütülmektedir" diye konuştu. Kültür Yolu Festivali 26 ilde düzenlenecek Türkiye Kültür Yolu Festivali ile hem Türkiye’nin özgün kültür-sanat değerlerinin hem de uluslararası sanat uygulamaları ve etkinliklerinin halkla buluşturulduğunu ifade eden Ersoy, festivalin Türk kültür ve sanatını uluslararası vitrine taşıdığını söyledi. Festivalin düzenlendiği şehirlerde yalnızca kültürel değil ekonomik hareketlilik de oluştuğunu belirten Ersoy, "Festivalimize dahil edilen şehirlerimizde gerek yerel halkın gerek çevre şehirlerden gelen vatandaşlarımızın yoğun ilgisi bölgede ciddi bir ekonomik hareketliliği de beraberinde getirmektedir. Bu yıl inşallah 26 ilimizde bu kültür-sanat iklimi etkisini gösterecektir" ifadelerini kullandı. Akdeniz Bölgesi’ne 26,9 milyar liralık yatırım Akdeniz Bölgesi’nde 2002-2025 yılları arasında yaklaşık 26,9 milyar liralık kültür ve turizm yatırımı gerçekleştirildiğini belirten Ersoy, aynı dönemde yerel yönetimlerin turizm altyapı projelerine aktarılan kaynağın yaklaşık 21,1 milyar liraya ulaştığını söyledi. Bölgede konaklama kapasitesindeki artışa da işaret eden Ersoy, "2002’de 610 konaklama tesisi varken neredeyse altı buçuk katlık bir artışla bugün 3 bin 845 konaklama tesisimiz misafirlerini ağırlamaktadır. Yatak kapasitesi 2002’de 161 bin 970 kişi iken 2026 mart ayı itibarıyla 684 bin 681 kişiye ulaşmış bulunuyoruz. Burada da 4 katından fazla bir artış yakalamış durumdayız" dedi. Antalya ve Burdur’da kapsamlı kazı, müze ve ören yeri çalışmaları 2025 yılında proje hazırlığı dahil tescilli taşınmazların restorasyon ve bakım-onarımları, yeni müze yapımı, mevcut müzelerin bakım-onarımı ile teşhir-tanzimi ve ören yerlerinin çevre düzenlemelerine yönelik toplam 33 işin tamamlandığını kaydeden Ersoy, aynı yıl 341 taşınmaz için toplam 263,5 milyon lira proje ve uygulama yardımı yapıldığını söyledi. Likya Uygarlıkları Müzesi ile Syedra ve Sagalassos ören yerlerinde gece müzeciliği 2026 yılı itibarıyla 28 işin proje ve uygulama çalışmalarının sürdüğünü belirten Ersoy, "Geçtiğimiz yıl, Geleceğe Miras projesi kapsamında Antalya ve Burdur’da kapsamlı kazı çalışmaları gerçekleştirdik. Antalya ve Alanya müzelerinde, Aspendos, Patara ve Side ören yerleri ile Nekropol Müzesinde Gece Müzeciliği uygulamasını başlattık. Uygulamaya geçilmesiyle birlikte 50 bine yakın ziyaretçi rakamına ulaştık. 2026 yaz sezonuna kadar Likya Uygarlıkları Müzesi ile Syedra ve Sagalassos ören yerlerinde de Gece Müzeciliği uygulamasını başlatacağız" diye konuştu. "Yerel yönetimlerin yapmaları gereken işleri de üstleniyoruz" Depremden etkilenen şehirlerde tarihinin en yoğun restorasyon, inşa ve ihya çalışmalarının yürütüldüğünü belirten Ersoy, haziran ayı itibarıyla 377 vakıf kültür varlığının tamamının restore edilerek yeniden ayağa kaldırılmış olacağını ifade etti. Bunun yanı sıra atıksu arıtma ve bağlantılı altyapı tesisleri, 5 yıldız kalitesinde ücretsiz halk plajları, havaalanı kapasite artırımı çalışmaları ile otoyol düzenleme ve yapım işlerinin sürdüğünü kaydeden Ersoy, bölgenin hem vatandaşlar hem de yabancı misafirler için yüksek hizmet ve konfor seviyesine ulaştırıldığını söyledi. Bu hizmetlerin yalnızca kendi bakanlıkları eliyle değil, diğer bakanlıklarla iş birliği içinde ve gerektiğinde yerel yönetimlerin yerine de üstlenilerek yürütüldüğünü belirten Ersoy, "Bunu gerek kendi bünyemizde yürüttüğümüz projelerle gerek diğer bakanlıklarımızla gerçekleştirdiğimiz iş birlikleriyle ve yeri geldiğinde yerel yönetimlerin alması gereken sorumlulukları, yapmaları gereken işleri üstlenerek yapıyoruz. Söz konusu ülkemiz ve milletimiz olunca sen-ben ayrımına, bizden-sizden ayrıştırmasına asla tenezzül etmiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleriyle, biz millete hizmetkâr olmak için buradayız. Bunun gereğini sonuna kadar yapacağız" ifadelerine yer verdi. "Türkiye’nin gücü milletimizin huzurunu korumaktadır" İran’a karşı başlatılan hukuksuz saldırının yıkıcı sonuçlarının bölgedeki hemen her ülkeye sirayet ettiğini vurgulayan Bakan Ersoy, bölgede patlama ve siren sesleriyle ölümlerin ve kayıpların olağan gündem haline geldiğini söyledi. Ersoy, "Böylesi bir ortamda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gücü, Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsında ortaya koyduğu irade, yürüttüğü uluslararası politika ve attığı diplomatik adımlar milletimizin huzurunu ve güvenini korumakta, saldırıların son bulması için mesafe alınmasına hizmet etmektedir. Bizler de üzerimize düşeni yapmakta ve ülkemizin hem bugününü hem yarınlarını teminat altına almak için var gücümüzle çalışmaktayız" diyerek sözlerini tamamladı. Toplantıya AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, AK Parti Teşkilat Başkan Yardımcısı Yahya Çelik, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Menderes Türel, AK Parti Antalya milletvekilleri ve partililer katıldı.
Erzurum Miras ve aile Hukuku’nda yanlış bilinen doğrular Avukat Ahmet Çağrı Karaca, miras ve aile hukuku alanında önemli açıklamalarda bulundu. Eşini kaybeden sağ kalan eş, doğru hukuki adımlar atıldığında miras üzerinde yüzde yetmiş beşe varan bir hakka sahip olabilirken; mal rejimi tasfiyesi talep edilmediğinde bu oran yüzde yirmi beşe kadar düşebildiğini ifade eden Avukat Ahmet Çağrı Karaca, Hukuk çevrelerinde sıkça dile getirilen bu mağduriyet tablosunu, miras ve aile hukuku alanında bilinmeyen bor çok konuya açıklık getirdi. Eşini kaybeden biri için doğru hukuki adım nedir? Mirasçılık belgesi almak yeterli mi? Avukat Ahmet Çağrı Karaca, Tek başına Mirasçılık belgesi almanın yeterli olmadığını belirterek, "Hatta bazı durumlarda oldukça eksik kalıyor. Mirasçılık belgesi size miras üzerindeki payınızı gösterir; doğru ve gerekli bir belgedir. Ama ondan önce sorulması gereken başka bir soru var: Bu malların bir kısmı zaten size ait değil mi? Türk Medeni Kanunu çok açık bir şey söylüyor: Ölüm, evlilik birliğini ve dolayısıyla mal rejimini hukuken sona erdirir. Yani eşiniz vefat ettiğinde, önce evlilik süresince edinilen mallar üzerindeki payınız hesaplanmalı. Buna "katılma alacağı" diyoruz. Bu para miras değil - zaten size ait olan pay. Ondan sonra geriye kalan miktar üzerinden miras paylaşımı yapılır. Bu iki adım çoğunlukla birbirine karışıyor, hatta birincisi hiç atılmıyor" diye konuştu. Avukat Ahmet Çağrı Karaca, yaptığı açıklamada yaşanan belirsizliği rakamlarla şöyle aktardı; "İki örnek vereyim, fark daha net ortaya çıkacak. Diyelim ki eşiniz vefat etti ve üzerine kayıtlı, evlilik içinde edinilmiş 4 milyon TL değerinde bir gayrimenkul var. Çocuksuz senaryoda: Geride siz ve eşinizin anne-babası kalıyor. Mal rejimi tasfiyesi yapılmazsa 4 milyon TL’nin tamamı miras sayılıyor, yasal payınız yüzde elli - elinize 2 milyon TL geçiyor. Doğru yol şu: Önce katılma alacağınızı talep edersiniz. Taşınmazın yarısı, yani 2 milyon TL, zaten size ait - miras paylaşımına girmeden önce elinize geçer. Kalan 2 milyon TL üzerinden yüzde elli miras payınızı da alırsınız: 1 milyon TL daha. Toplam 3 milyon TL. Aynı mülkte efektif payınız yüzde elli değil, yüzde yetmiş beş. Çocuklu senaryoda fark daha da çarpıcı. Çocuk varsa yasal miras payı yüzde yirmi beşe düşüyor. Tasfiyesiz bakarsanız 4 milyonun dörtte biri, yani 1 milyon TL alıyorsunuz. Ama tasfiyeyle: 2 milyon TL katılma alacağı, ardından kalan 2 milyon üzerinden yüzde yirmi beş miras payı - 500 bin TL daha. Toplam 2 milyon 500 bin TL. Efektif pay yüzde altmış yedi buçuk. Başlangıçtaki yüzde yirmi beşten neredeyse üçe katlamış oldunuz. Bu kadar büyük bir fark neden gözden kaçıyor? Kamuoyunda yerleşmiş yanlış bir kanı var: "Mal paylaşımı sadece boşanmada olur." Oysa kanun boşanmayı ve ölümü aynı şekilde ele alıyor - her ikisi de mal rejimini sona erdiriyor. Bunu bilmeyen ya da hatırlatmayan biri varsa süreç eksik ilerliyor. Bir de pratik bir neden var: Yas sürecinde olan insanlar "bir an önce bitsin" düşüncesiyle hareket ediyor. Bu anlaşılır bir durum. Ama o anda yapılmayan talep, ileride davaya dönüşüyor ya da tamamen kaybediliyor." Avukat Ahmet Çağrı Karaca, şu tavsiyede bulundu; "Mirasçılık belgesi alınmadan önce ya da en geç miras taksimi yapılmadan önce, mal rejiminden kaynaklanan alacakların ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. Bu bir tercih değil, hukuki bir hak. Ve hukuk, bu hakkı ancak siz talep ettiğinizde size teslim eder."