GÜNDEM - 10 Nisan 2026 Cuma 14:59

Bulanık’ta Polis Haftası coşkusu

A
A
A
Bulanık’ta Polis Haftası coşkusu

Muş’un Bulanık ilçesinde Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü ve ‘Polis Haftası’ dolayısıyla program düzenlendi. Programa ilçe protokolü ve vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.


Bulanık Kent Meydanı’nda çelenk sunumuyla başlayan programda Türk Polis Teşkilatı’nın köklü geçmişine vurgu yapılırken, şehitler için saygı duruşunda bulunuldu ve çelenk sunumu gerçekleştirildi.



Şehit öğretmenin kabri ziyaret edildi


İlçe Emniyet Müdürü Engin Arlı ve beraberindeki heyet, ardından şehit öğretmen Sait Korkmaz’ın kabrini ziyaret etti. Burada Bulanık İlçe Müftüsü İbrahim Yaman tarafından okunan dualarla, şehitler rahmet ve minnetle anıldı.


Kutlamalar kapsamında Bulanık Kaymakamı Ömer Övünç Koşansu, İlçe Emniyet Müdürü Engin Arlı ve beraberindeki heyeti makamında kabul etti. Kaymakam Koşansu yaptığı açıklamada, "Milletimizin huzur ve güvenliği için gece gündüz demeden fedakârca görev yapan Türk Polis Teşkilatımızın 181. kuruluş yıl dönümünü kutluyorum. Tüm emniyet mensuplarımıza görevlerinde başarılar diliyor, aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum" dedi



Geleceğe nefes: fidan dikimi yapıldı


Protokol daha sonra öğrenciler ve polislerle birlikte emniyet bahçesinde çam fidanı dikti. Gelecek nesillere daha yeşil bir çevre bırakılması amacıyla gerçekleştirilen etkinlik, büyük beğeni topladı. Etkinlikler kapsamında öğrenciler, İlçe Emniyet Müdürlüğü’nü ziyaret ederek polis araçlarını yakından inceleme fırsatı buldu. Polis ekiplerince araçlar ve görevler hakkında bilgilendirilen öğrenciler, daha sonra araçlara bindirilerek oluşturulan konvoyla şehir turu attı. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte öğrenciler unutulmaz anlar yaşadı.



Şehit polisler için mevlit programı düzenlendi


Programların son bölümünde ise Bulanık Merkez Camii’nde cuma namazı öncesi şehit polisler için mevlit programı düzenlendi. Programa Bulanık Kaymakamı Ömer Övünç Koşansu, İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Kazım Tüysüz, İlçe Emniyet Müdürü Engin Arlı, emniyet mensupları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Okunan mevlit ve dualarla aziz şehitler rahmet ve minnetle anıldı. Cuma çıkışında Bulanık İlçe Emniyet Müdürlüğü vatandaşlara tatlı dağıttı.



Bulanık’ta Polis Haftası coşkusu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir SGK’dan Buca Belediyesine ’bankamatik personeli’ incelemesi Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Buca Belediyesinde işe gitmeden maaş aldığı ve sahte sigorta bildirimi yapıldığı iddiaları üzerine çalışma başlattı. Belediyeye bağlı iştirak şirketlerinin defterleri incelemeye alındı. Bornova Belediyesinde ortaya çıkan "bankamatik personeli" olayı Buca’ya da sıçradı. Bir ihbarı değerlendiren SGK İzmir İl Müdürlüğüne bağlı ekipler, Buca Belediyesinin şirketlerinde detaylı çalışma başlattı. İşçilerin istihdam edildiği Buca-Mar, Üzüm Kent İmar ve İnşaat Sanayi Teknik Hizmetler A.Ş ile Kızılçullu İmar ve İnşaat Sanayi Teknik Hizmetler Şirketlerinin kayıtları tek tek incelemeye alındı. SGK, sigorta bildirimlerinin fiili çalışmaya dayanmadığı iddiası üzerinden yürüttüğü çalışmayı ’sahte sigortalı’ statüsünde değerlendiriyor. İncelemelerde, sahte sigorta bildirimi yapılan kişilerin sağlık harcamaları ve diğer kurumlara maliyetinin de hesaplanacağı belirtildi. İşlemlerin tamamlanmasının ardından usulsüzlük tespit edilmesi durumunda, şüpheliler ve belediye şirketlerinin yöneticileri hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacağı öğrenildi. AK Partili meclis üyesi aylar önce isimleri açıklamıştı Buca Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkanvekili Veli Balyemez, geçtiğimiz ocak ayında Buca Belediyesinde işe gitmeden maaş alan ’bankamatik personeli’ olduğu iddiasını ortaya atmıştı ve CHP’de üst düzeyde görev alan kişilerin de yer aldığı bazı isimler paylaşmıştı. "40’ın üzerinde bankamatik personeli tespit ettik" Konuyla ilgili bugün bir açıklama yapan Buca Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkanvekili Veli Balyemez, tespitlerine göre 40’ın üzerinde bankamatik personeli olduğunu öne sürdü. Balyemez, "Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi İl Kadın Kolları Başkanı Zahide Kurun’un işe gelmediği, hatta denetim komisyonu üyelerimizin yaptığı çalışmada bu kişiye hafta sonları bile mesai yazıldığı ortaya çıktı. Asli görevimiz kamunun hakkını savunabilmek. Mevcut yönetim buna dikkat etmemekle birlikte kamuyu zarara uğratmakta" dedi. "Hiç işe gitmeden mesai almışlar" İl yönetiminde bulunan Gülşen Şişbacak isimli kişinin de bankamatik personeli olarak çalıştığını ve bu kişiye hafta sonları yoğun mesai yazıldığını aktaran Balyemez, "Sevgi Kazankaya isimli bir kişi yine hiç işe gitmeden yoğun mesai alan bir bankamatik personeli olarak tespit edildi. Eski ilçe başkanı Çağdaş Kaya’nın şoförünün bile Buca Belediyesinden girişi yapılmış ancak sürekli mesai almış. Bunların hepsi kamuyu bilinçli olarak zarara uğratmaktır. Biz mecliste konuşmamızı yaptık ve kayıtlara geçti. Şu an bildiğimiz kadarıyla 3 müfettiş bu süreci sorguluyor" şeklinde konuştu. "Eş dost kontenjanı yoğun kullanılıyor" Bornova Belediyesindeki işe alım iddialarına da değinen Balyemez, "Biz de bunu basından öğrendik. Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerinin çoğunda eş dost kontenjanı çok yoğun bir şekilde kullanılıyor. Bunların bir an önce son bulmasını temenni ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Edirne Edirne’de Filistin’e destek gösterisi Edirne’de cuma namazı çıkışında Eski Cami önünde toplanan kalabalık, Filistin’e destek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Edirne’de cuma namazı çıkışı Eski Cami önünde bir araya gelen Filistin’e Destek Platformu üyeleri ve vatandaşlar, İsrail’in Filistinli esirleri hedef alan "idam yasası" ile Gazze’deki soykırımı protesto etti. Grup adına basın açıklamasını okuyan Eyüp Açıkgöz, Filistin’de yaşanan insani dramın uluslararası kamuoyunun gündeminde tutulması gerektiğini vurgulayarak, sivillere yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Gözü dönmüş, azgın bir grup siyonist tarafından planlanmış ve uygulamaya konulmuş akıl almaz bir dönemin yaşandığını söyleyen Açıkgöz, tüm değerlerin yok sayıldığı, çiğnendiği bir zaman diliminden geçildiğini, insanlığın adeta azgın ve sapkın bir ideoloji tarafından rehin alındığını belirtti. Filistin topraklarında sivillere yönelik saldırıların yanı sıra idam uygulamalarının da kabul edilemez olduğunu aktaran Açıkgöz, uluslararası kamuoyuna harekete geçme çağrısında bulundu. 165 İranlı öğrencinin siyonist rejim tarafından okul sıralarında katledilmesi ve bu katliamın küresel vicdanda yeteri kadar yer bulmamasının sarsıntısını yaşadıklarını belirten Açıkgöz, bugün burada olduğu gibi dünyanın dört bir yanından yükselen itiraz seslerinin bir nebze olsun umutlarını yeşerttiğini dile getirdi. Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılmasının İslam’ın ve Müslümanların izzetine yapılmış bir saldırı olduğuna dikkat çeken Açıkgöz, ortaya konulan bu cürümlere karşı mücadelenin kıyamete kadar devam edeceğini belirtti. Açıkgöz, meşrep, mezhep, siyasi görüş, din ve dil ayrımı yapmaksızın küresel bir direniş hareketi başlatmakta ve siyonist rejimle mücadele etmekte kararlı olduklarını söyledi. Katılımcılar, Filistin halkıyla dayanışma mesajı vererek, bölgede kalıcı barışın sağlanması çağrısında bulundu. Filistin halkı için yapılan duanın ardından kalabalık olaysız şekilde dağıldı.
İstanbul Gezer Ayakkabı, 2026 İlkbahar-Yaz Koleksiyonu’nu tanıttı Gezer Ayakkabı, 1968 yılına dayanan köklü mirasını 2026’nın fütüristik çizgileriyle birleştirerek 2026 İlkbahar-Yaz Koleksiyonu’nu düzenlenen lansman ve fuar etkinliğiyle tanıttı. "Her Adımda Mutluluk" mottosuyla hazırlanan koleksiyon, sektörün önde gelen firma yetkililerinin katılımıyla şirketin genel merkezinde görücüye çıktı. Gezer Ayakkabı, 2026 İlkbahar-Yaz Koleksiyonu’nu düzenlenen lansman ve fuar etkinliğiyle tanıttı. Lansman kapsamında açıklamalarda bulunan Gezer Ayakkabı Genel Müdürü Osman Özalp, yeni koleksiyonu markanın geçmişine bir saygı duruşu olarak nitelendirdi. Özalp, "Bizim için ‘Her Adımda Mutluluk’ sadece bir slogan değil, üretimimizin her aşamasına sirayet eden bir yaşam biçimi. 2026 yaz koleksiyonumuzda yarım asırlık tecrübemizi modern formlarla buluşturduk. Tasarım ekibimizin ana odağı, kullanıcının sadece şık görünmesi değil; yazın enerjisini en yüksek konfor ve zarafetle hissetmesiydi" ifadelerini kullandı. Yılda 2 bin model geliştirme kapasitesi Şirketin Ar-Ge gücüne dikkat çeken Özalp, terlikten çizmeye, sandaletlerden panduf ve ayakkabıya kadar uzanan geniş ürün yelpazesinde farklı satış kanalları için yılda yaklaşık 2 bin farklı model geliştirme kapasitesine sahip olduklarını belirtti. Özalp, her modelde estetik, dayanıklılık ve ergonomiyi bir mühendislik hassasiyetiyle birleştirdiklerini vurguladı. 3D modelleme ile tasarım süreçlerinde dönüşüm Lansmanın en dikkat çekici başlıklarından biri ise şirketin tasarım süreçlerinde kullanmaya başladığı 3D modelleme teknolojileri oldu. Özalp, bu dönüşümün üretim süreçlerine sağladığı katkıları şöyle anlattı: "3D tasarım araçları sayesinde ürünler daha üretim aşamasına geçmeden dijital ortamda tüm detaylarıyla görselleştiriliyor. Bu da hız ve hassasiyet sağlıyor. Fiziksel prototip ihtiyacının ortadan kalkmasıyla malzeme israfı minimuma indiriliyor ve üretim süreçleri ciddi oranda hızlanıyor. Aynı zamanda tasarım ekipleri dünyanın farklı noktalarından dijital ortamda ortak projeler yürüterek küresel iş birliğini güçlendiriyor." Şirketin tasarım sürecinin; analiz ve fikir geliştirme, 3D modelleme ile render alma, taban ve kalıp tasarımı, 3D baskı ile hızlı prototipleme aşamalarından oluştuğu belirtildi. Sürdürülebilirlik vurgusu 2026 yaz koleksiyonunda sentetik deri, hakiki deri, PU, EVA, PVC, mikro enjeksiyon ve özel tekstil dokularından oluşan geniş bir materyal havuzunun yer aldığı aktarıldı. Özalp, bu materyallerin çevre dostu üretim süreçleriyle desteklendiğini ifade ederek, "Sürdürülebilirlik bizim için bir trend değil, doğaya ve insana duyduğumuz saygının bir yansımasıdır" dedi. Dijital altyapı ve satış kanalları güçleniyor Lansmanla birlikte ön sipariş sürecinin başladığını da duyuran Özalp, beklentilerin üzerinde bir taleple karşılaştıklarını söyledi. Yeni koleksiyonun fabrika toptan satış mağazaları, resmi web sitesi ve seçkin pazaryerlerinde kademeli olarak yerini almaya başladığı kaydedildi. Markanın perakende tarafında dijital altyapısını güçlendirerek tüketicilerin yeni tasarımlara her noktadan ulaşabilmesini hedeflediği belirtildi.
Kastamonu Araçlarında ve evdeki hava fritözü içerisindeki uyuşturucuyla yakalanan sanıkların yargılanmasına başlandı Kastamonu’nun Tosya ilçesinde jandarma ekipleri tarafından düzenlenen uyuşturucu operasyonunda yakalanan 3 sanığın yargılanmasına başlandı. Tutuklu sanıklardan O.D., uyuşturucuyu arkadaşı H.C.Ş.’nin kardeşlerine bakabilmek için sattığını söyledi. Olay, 2025 yılında Tosya Sanayi Sitesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Tosya İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, bir ihbarı değerlendirerek şüphelendikleri bir aracı durdurdu. Durdurulan araçta yapılan aramada araç içerisinde şoför kapısı ile koltuk arkasında tütün paketi içerisinde 90 gram bonzai maddesi ele geçirildi. Araçta bulunan M.A., O.D. ile H.C.Ş.’nin üzerinden 2,30 gram bonzai maddesi bulundu. Olay sonrası uyuşturucu madde ile yakalanan M.A., H.C.Ş. ile O.D.’nin ev ve eklentilerinde jandarma ekiplerince yapılan aramalarda mutfakta 1 adet hassas terazi, fritöz içerisinde 5 gram bonzai maddesi, ayrı bir poşetin içinde 2,90 gram bonzai maddesi ve aseton kutusunda bonzai maddesi ile 5 adet sentetik ecza hapı ele geçirildi. Operasyonun ardından gözaltına alınan H.C.Ş. ile O.D., çıkarıldıkları adli makamlarca tutuklanırken, M.A. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Olay sonrasında sanıklar M.A., H.C.Ş. ile O.D. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçundan dava açıldı. Duruşmada kendisini savunan tutuklu sanık O.D., "Olay günü H.C.Ş. beni aradı. Yeni malzeme yaptığını söyledi. Çalıştığım için yemek molasına çıkabileceğimi söyledim. Öğlen yemek molasına çıktığımda yanına gittim. İşten çıktığımda üzerimden çıkan uyuşturucu maddeyi bana o verdi, parayı akşama verebileceğimi söyledim, o da kabul etti. Biz, yemek yerken jandarma ekipleri geldi. Üzerimde suç unsuru olup olmadığını sorduklarında cebimde bulunan uyuşturucu maddeyi teslim ettim. H.C.Ş., maddeyi benim hırkamdan çıkardığımı söylemiş, güvenlik kamerası kayıtları izlendiğinde üzerimde sadece tişört olduğu görülmektedir. O maddeyi koyabilecek hiçbir yer yok üzerimde. Affınıza sığınarak beraatımı talep ediyorum" dedi. H.C.Ş.’nin uyuşturucu maddeyi M.A.’dan aldığını söylediğini ifade eden O.D., "’Ben senin arkadaşınım, benden de mi para alacaksın’ dediğimde, ‘ben de 9 bine 3 gram ham madde halinde Muhammet’ten alıyorum’ diye söyledi. Ben ondan hiç para karşılığında uyuşturucu almadım. Önceki ifademde, uyuşturucunun etkisinde olduğum için ’aldım’ demiş olabilirim. Sentetik ecza hapı ve bonzai kullanıyorum. İlk cezaevine girdiğimizde 3 gün beraber kaldık, babası cezaevine girdiği zaman kardeşlerine bakmak için zorluk çektiğini, onun için bu işi yaptığını söyledi. H.C.Ş., arabaya benim koyduğumu söylüyor, torpido varken neden onun tarafına koyayım? Bana vermesi için arabaya bindik. H.C.Ş. daha önce bana para gönderdi ama borç olarak gönderdi. Beraatımı talep ederim" dedi. "Babam cezaevine girince boşluğa düştüm, uyuşturucuyla avuttum kendimi" Tutuklu sanık H.C.Ş. ise, "Babamın cezaevine girmesinden dolayı boşluğa düştüm, kendimi uyuşturucuyla avutuyordum. M.A. ve O.D. ilk uyuşturucuyu içirdi. Sigaranın içine esrar koymuş, ben de bunu içtim, sonra bağımlı oldum. Bunun karşılığında ücret talep etmediler, daha sonra benden para talep etmeye başladılar. Para karşılığında M.A. ve O.D.’den uyuşturucu satın aldım. M.A. ve O.D. bana IBAN gönderdi, ben hesaplarına havale yaptım, mesaj konuşmaları da yaptı. Yakalandığımız gün O.D. beni motosikletiyle almaya geldi, benim arabam başkasındaydı. Ben ona emanet etmiştim, ’arabayı almaya gidelim’ dedim. Arabam M.A.’nın dükkanının önündeydi. Arabayı aldıktan sonra O.D. tütün paketini gösterdi. Ben de merak edip aldım, içini açtığımda yaş tütün vardı. Olay günü biz bakkala gittik, sigara aldık, sanayiye gittik. Ben araçtan indim, selamlaşırken O.D. 3-4 dakika sonra aşağı indi arabadan, ondan sonra onlar yemek yiyordu. ‘Okan gel, biz de yemek yiyelim’ dedim, lokantaya gittik. Lokantadayken yemeği söyledik, o sırada O.D., M.A.’nın dükkanına tekrar girdi, araç da M.A.’nın dükkanındaydı. Daha sonra yemek yedik, ardından jandarma ekipleri geldi, bizi aldı. O.D.’den çıkan uyuşturucuyu ben zaten ondan alacaktım. O.D. bana vermek için hazırlamıştı. Arabada çıkan 90 gram bonzai O.D.’ye ait" diye konuştu. "Annem ve ablam fritöz içine koymuş, evde olduğundan hiç haberim yok" Evinde çıkan uyuşturucunun ise M.A.’ya ait olduğunu ileri süren H.C.Ş., "İki gün önce M.A.’nın dükkanında alkol almıştık. Uyuşturucu da vardı bunun yanında, biz bunu içtik. Ben alkollü, uyuşturuculu olduğum için sızmışım. M.A., beni evin önüne bırakmış, ben yan koltukta oturuyorum, o tütün ve boş aseton kabını benim tarafıma atmış, ben de çöpe atmak amacıyla cebime koymuştum, eve o vaziyette çıktım. Daha sonra ailem onu almış, saklamışlar, babam cezaevinden çıkınca ona göstermek için bunu yapmışlar. Teraziyle benim hiçbir alakam yok, hiç kullanmadım. Mutfakta görünce belki dokunmuşumdur ama hiç uyuşturucu satmakta kullanmadım. Ablam onu evde kullanmak için almış. Annem ve ablam fritöz içine koymuş, evde olduğundan hiç haberim yok" diye konuştu. Tutuksuz yargılanan sanık M.A. da, "Ben sanıkların iddialarını kabul etmiyorum. Olayla alakalı en ufak bir bilgim yoktur. Eve bıraktığımda ben tek değildim, yanımda arkadaşım vardı. Kesinlikle uyuşturucu madde yoktu, alkolden sızdı" şeklinde konuştu. Tanıkları ve sanık avukatlarını da dinleyen mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.