GENEL - 23 Nisan 2019 Salı 15:17

Çocuk başkandan “Mavi Balina” çağrısı

A
A
A
Çocuk başkandan “Mavi Balina” çağrısı

Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, 23 Nisan’da koltuğunu Yavuz Sultan Selim Han Ortaokulu 1.

Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, 23 Nisan’da koltuğunu Yavuz Sultan Selim Han Ortaokulu 1. sınıf öğrencisi Kahraman Yiğit Kıvanç’a bıraktı. Kıvanç’ın ilk talimatı sokak hayvanları için hastane yaptırılması olurken, "Çocukların ölümüne yol açan bilgisayar oyunları ile mücadele etmek için de bir birim kurulmalı" dedi.


23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları çerçevesinde Belediye Başkanı Rasim Arı, başkanlık makamını kısa süreliğine de olsa Yavuz Sultan Selim Han Ortaokulu 5. Sınıf öğrencisi Kahraman Yiğit Kıvanç’a bıraktı. Başkanlık makamına oturduktan sonra gazetecilere açıklamalarda bulunan 10 yaşındaki Kıvanç, ilk olarak tüm çocukların bayramını kutladı. Kıvanç, “Çocuk gözünden baktığımda şehirde bazı eksiklikler görüyorum. Öncelikle şehrimizde bir hayvan hastanesi ve hayvanat bahçesi kurulmasını istiyorum. Bununla birlikte engelliler için üst geçitlerde mutlaka asansör olmalı. Ayrıca çocukların ölümüne yol açan bilgisayar oyunları ile mücadele etmek için de bir birim kurulmalı. Çocukların spor yapabilmeleri ve şehrimizden şampiyonların çıkması için de spor merkezleri ve parklar olmalı” dedi.


Kıvanç’ın talepleriyle ilgili konuşan Belediye Başkanı Rasim Arı, Nevşehir’e çok kısa bir süre sonra İç Anadolu Bölgesi’nin en büyük Hayvan Kasabası’nın kurulacağını ve burada sokak hayvanlarının bakım ve rehabilitasyonlarının modern bir ortamda yapılacağını müjdeledi. Kısa sürede ihalesi gerçekleşecek olan bu merkezin yanında şehrin çeşitli noktalarında cep spor merkezleri ve çocuklar ile gençler için yeni oyun ve dinlenme alanlarının oluşturulacağını kaydeden Arı, “Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın bu bayramını kutluyorum. Yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımızı bugünden daha iyi yetiştirmemiz lazım. Tüm emperyalist güçlere karşı Türkiye’nin içeriden ve dışarıdan kuşatılmasını arzu edenlere karşı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bu ülkenin birliğini ve beraberliği temin etmişler ve 23 Nisan’ı çocuklarımıza bayram olarak armağan etmişler. Bende bu bayramı kutluyor ve bu ülkenin birliği, beraberliği ve yarınları için şehit olan bütün kardeşlerimizi rahmetle anıyorum” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Emekli profesör, baba mirası dönerci dükkanına sahip çıkıyor Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olduktan sonra yaklaşık 40 yıl boyunca akademisyenlik yapan Prof. Dr. Ahmet Oğur, emekliliğinin ardından 100 yaşındaki babasının dönerci dükkanının başına geçti. Eğitim hayatının ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde asistan olarak göreve başlayan ve profesörlüğe kadar yükselen 67 yaşındaki Ahmet Oğur, yoğun mesaisine rağmen memleketi Sakarya’daki baba mesleğinden hiç kopmadı. Şehir dışında görev yaptığı dönemlerde dahi hafta sonları dükkana gelerek ailesine yardım eden Prof. Dr. Oğur, akademisyenlik kariyerini 2024’de noktaladıktan sonra tamamen tezgahın arkasına geçti. "Hem akademisyenlik hem lokantacılık işini birlikte yürüttüm" Çocukluğundan bu yana mesleğin her alanında yetiştiğini anlatan Oğur, üniversite eğitimi sonrası başlayan çalışma hayatı boyunca baba ocağına hep destek verdiğini söyledi. Oğur, "Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olarak işe başladım ama yine de hafta sonları geldiğim zaman cumartesi, pazar akşamları babama yardımcı oluyordum. Ondan bir şeyler kapmaya, öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonra 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doçent olana kadar İstanbul’a gidip geldim. Ben küçüklüğümden beri babamın yanında bu mesleği öğrendim. Akademisyenliğin yanı sıra, edindiğim tecrübemi bu dükkana aktarmaya çalıştım. Dolayısıyla hem akademisyenlik hem lokantacılık veya kebapçılık işini birlikte yürüttüm" dedi. "Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım" Akademisyenlik ile esnaflığın benzer yönleri bulunduğuna işaret eden Oğur, her ikisinde de belli bir çaba ve uzmanlık doğrultusunda ilerlendiğini vurguladı. Esnaf olmanın zorluklarını yaşayarak öğrendiğini dile getiren Oğur, "Akademisyenlik belli bir konuda uzmanlaşmak. Aynı şeyi lokantacılar, kebapçılar düşünürse o da çıraklıktan kalfalığa bir eğitim gerektiriyor. Dolayısıyla ikisi de emeğin, çabanın karşılığı olarak neticeleniyor. Baba mesleği olduğu için bulaşıkhanesinden garsonluğuna, tezgahta köfteciliğe kadar her türlü işi yaptım. Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım, o yüzden bana hiç zor gelmedi. Gerçekten esnaf olmanın çok zor bir şey olduğunu yaşaya yaşaya gördüm. Bu tecrübemi ve birikimimi akademik hayattan sonra da hayata geçirmek istedim. Babam işine sadık ve çok seven birisi, bizde aynı yoldan gitmek istiyoruz. Onun adını devam ettirmek istiyoruz" diye konuştu.
Antalya Antalya sahillerinde bayram yoğunluğu ikinci günde artarak devam etti Antalya’nın dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili Kurban Bayramı’nın ikinci gününde yerli ve yabancı tatilcilerle doldu. Hava sıcaklığının 27, deniz suyu sıcaklığının ise 25 derece ölçüldüğü kentte, rüzgara rağmen tatilciler denize girip güneşlendi. İstanbul’dan tatile gelen Efe Kaya, "İstanbul’a yaz gelmemiş, Antalya’ya gelmiş. Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki yemin ederim iş bulsak gitmeyeceğiz İstanbul’a" dedi. Kurban Bayramı’nın 9 günlük tatille birleşmesiyle turizmin başkenti Antalya’da sahillerde yaşanan yoğunluk bayramın ikinci gününde de devam etti. Kentte hava sıcaklığı 27, deniz suyu sıcaklığı ise 25 derece ölçülürken, nem oranıysa yüzde 74 olarak kayıtlara geçti. Hafif rüzgarın zaman zaman etkili olduğu Konyaaltı Sahili’nde yerli ve yabancı tatilciler, sabah saatlerinden itibaren sahile gelerek denizin ve güneşin keyfini çıkardı. Sahile gelen vatandaşların bazıları denize girerek serinlerken, bazıları kumsalda güneşlenmeyi, bazıları ise çimlerin üzerinde piknik yapmayı tercih etti. Su sporları ve yamaç paraşütü renkli görüntüler oluşturdu Konyaaltı Sahili’nde denize girenlerin yanı sıra su sporları yapan tatilciler de dikkat çekti. Bazı tatilciler SUP olarak bilinen ayakta kürek sörfü yaparak denizin keyfini çıkarırken, gökyüzünde yamaç paraşütü yapanlar da görüntülendi. "Yaz buraya gelmiş" İstanbul’dan Antalya’ya tatile gelen 18 yaşındaki Yusuf Eroğlu, kentteki havayı ve denizi çok beğendiklerini söyledi. Eroğlu, "İstanbul’dan tatile geldik. Havalar ısınıyor dediler. İstanbul’da biz hırka giyiyorduk. Orada da sıcaktı ama buraya geldik, yaz buraya gelmiş, daha İstanbul’a gelmemiş. Deniz suyu on numara, denizi de tertemiz. Beğendik buraları. Arkadaşlar ‘hayatı yaşıyorsun’ diyorlar" ifadelerini kullandı. "Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki" Tatil için Antalya’ya gelen 18 yaşındaki Efe Kaya ise 5 gündür kentte olduklarını belirterek, Antalya’daki ortamdan memnun kaldıklarını söyledi. Kaya, "Biz 5 gündür buradayız. Geziyoruz, insanlar kendi halinde. Kimse kimseye bulaşmıyor. Herkes kendi keyfinde, neşesinde. Huzur var, insanların içi rahat. İstanbul’da şu telefonu buraya koyarken bile insan tedirgin oluyor ama burada hiçbir şey yok. Herkes iyi davranıyor, tanısan da tanımasan da kız olsun erkek olsun herkes çok iyi" dedi. Antalya’nın denizini, sahil düzenini ve fiyatlarını da beğendiklerini söyleyen Kaya, "Denizi temiz, yolları temiz. Sahilin her yerinde tuvaletler var. Fiyatları çok ucuz. İstanbul’a göre burası cennet, 2 günümüz kaldı. Gideceğimiz için o kadar üzgünüz ki; yemin ederim iş bulsak gitmeyeceğiz İstanbul’a. O kadar fark var" diye konuştu.