GÜNDEM - 30 Ocak 2026 Cuma 14:05

Gül Sinem Dönertaş’ın anısı Niğde’de kurulan kütüphane ile yaşatılıyor

A
A
A
Gül Sinem Dönertaş’ın anısı Niğde’de kurulan kütüphane ile yaşatılıyor

Genç yaşta geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Gül Sinem Dönertaş’ın anısını yaşatmak amacıyla Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kurulan kütüphane düzenlenen törenle açıldı.


Tıp Fakültesi öğrencilerinin eğitim hayatına katkı sunması hedeflenen kütüphane, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü tarafından hayata geçirildi.


Törende konuşan Rektör Prof. Dr. Hasan Uslu, üniversitenin toplumsal katkı misyonuna dikkat çekerek, İl Sağlık Müdürlüğü, hastane yönetimi ve fakülte iş birliğiyle hastane bünyesindeki bir alanın kütüphaneye dönüştürüldüğünü ifade etti. Tıp Fakültesi öğrencilerinin hastane içinde aktif olarak eğitim aldığını vurgulayan Uslu, "Tıp fakültemizde 6’ncı sınıf öğrencilerimiz ile birlikte 4’üncü ve 5’inci sınıflarda staj yapan toplam 260 öğrencimiz bulunuyor. Yaklaşık 360 öğrencimiz şu anda hastanemizde hizmet veriyor ve eğitim alıyor. Bu anlamda çok mutlu olduğumuzu ifade etmek isterim. Geleceğin hekimlerini burada yetiştiriyoruz" dedi. Kütüphanenin bağış yoluyla kazandırıldığını belirten Rektör Uslu, Diş Hekimliği Fakültesi öğretim üyesi Şafak Dönertaş’ın merhum kardeşi Gül Sinem Dönertaş adına yapılan bu anlamlı katkı için ailesine teşekkür ederek, eğitime yapılan her desteğin kalıcı bir değer taşıdığını söyledi. Rektör Uslu ayrıca, Tıp Fakültesi Hastanesinin eğitim altyapısına da değinerek, hastanede 7 eğitim kliniğinin bulunduğunu, cerrahi alanda bir yeni eğitim kliniği için de başvuru yapıldığını aktardı. Hastanede 50’nin üzerinde asistan ve 60’ın üzerinde öğretim üyesiyle yaklaşık 120 uzman doktorun görev yaptığını belirten Uslu, bu yapının hem tıp fakültesi hem de sağlık hizmetleri açısından büyük önem taşıdığını kaydetti. Gül Sinem Dönertaş’ın yaşam öyküsüne ve kişiliğine yer verilen anı köşesinin de bulunduğu kütüphane, özellikle Tıp Fakültesi öğrencilerinin ders çalışma, araştırma yapma ve akademik gelişimlerini sürdürme süreçlerinde aktif olarak kullanılacak.


Açılışta Gül Sinem Dönertaş’ın ailesi ise duygusal anlar yaşarken, merhum Dönertaş’ın adının eğitimle yaşatılmasından duydukları memnuniyeti dile getirerek emeği geçen herkese teşekkür etti.


Açılış programına Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Uslu, İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Doğan Bahadır İnan, Hastane Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Kürşad Ramazan Zor, akademisyenler, sağlık çalışanları ve Gül Sinem Dönertaş’ın ailesi katıldı.



Gül Sinem Dönertaş’ın anısı Niğde’de kurulan kütüphane ile yaşatılıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van Gölü’nde horon coşkusu: Akdamar Adası’nda Trabzon rüzgârı esti Türkiye’nin en önemli turizm noktalarından biri olan Akdamar Adası, bu kez Karadeniz’in enerjisine ev sahipliği yaptı. Trabzon’dan Van’a gelen bir kafile, tekneyle ulaştıkları adada horon oynayarak renkli görüntüler oluşturdu. Doğu’nun incisi Van, bugün eşine az rastlanır, neşeli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Uzungöl Doğa Sporları Adrenalin Kulübü Derneği (UDSAK) öncülüğünde Karadeniz’den yola çıkıp Van’ın tarihi ve doğal güzelliklerini görmeye gelen Trabzonlu turist kafilesi, Akdamar Adası’na doğru yol alırken teknede unutulmaz bir şova imza attı. Van Gölü’nün turkuaz suları eşliğinde Doğu ile Karadeniz’i bir araya getiren etkinlikte grubun tekne üzerinde horon oynamaları ilgi odağı oldu. Etkinliğe katılan ziyaretçiler, Van’ın doğal ve tarihi güzelliklerine hayran kaldıklarını belirterek, bu tür kültürel buluşmaların Türkiye’nin zenginliğini gözler önüne serdiğini ifade etti. Akdamar Adası’nda horonla yankılanan müzik sesleri, Van Gölü’nün serin sularına karışırken ortaya unutulmaz görüntüler çıktı. Kültürlerin kardeşliğini yansıtan etkinlik, bölge turizmine de renk kattı. Gevaş ilçesinden Akdamar Adası’na gitmek üzere tekneye binen yaklaşık 15 kişilik Trabzonlu grup, Van Gölü’nün eşsiz manzarasını kemençe sesleriyle inletti. Yolculuğun başlamasıyla birlikte yanlarında getirdikleri kemençeye eşlik eden kafile, teknenin güvertesini adeta bir halk oyunları sahnesine çevirdi. Mavinin her tonuna eşlik eden "vura vura" oynanan horon, hem teknedeki diğer yolcuların hem de çevredeki teknelerin ilgi odağı oldu. Van Gölü’nün sakin suları üzerinde yükselen horon sesleri, iki bölgenin kültürünün ne kadar iç içe geçebileceğini bir kez daha kanıtladı. Kulüp olarak yaklaşık 17 yıldır aktif bir şekilde bu gibi etkinlikler düzenlediklerini ifade eden USDAK Başkanı Aydın Mutlu, "Bugün de gezi olarak Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinden başlayarak Van’a girdik. Van programımızda şu anda Akdamar Adası’ndayız. Akdamar programında bitirdikten sonra ters lalelere gideceğiz. Ondan sonra Van merkezinde Van Kalesi ve çevresindeki bütün güzellikleri gezerek programımızı sonlandıracağız. Trabzon’a dönüş yapacağız" dedi. Her yıl Van’a geldiğini ifade eden Mutlu, "Van her geçen yıl daha fazla güzelleşerek, daha fazla gelişerek çok değerler katıyor kendine. Biz çok memnunuz ve şu anda gerçekten güzel bir faaliyet, güzel bir bölgedir. Zaten tam karşımızda Artos Dağı var. O ayrı bir güzelliğiyle, karıyla, görkemiyle ayrı bir güzel bir ambiyans var. Van’daki ziyaretlerimizin ardından Trabzon’a geri dönüş yapacağız" diye konuştu.
İzmir Buca Metrosu projesinde en zorlu aşamalar geride kaldı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yapımını sürdürdüğü Buca Metrosu için yerin ortalama 30 metre altında hem insan emeğinin hem de mühendislik biliminin başarı öyküsü yazıldı. İki yılda 13,5 kilometre tünel kazısı tamamlanırken birbirinden zorlu zemin şartlarıyla karşılaşıldı. Su kaynaklarının içinden geçilirken çalışmaya zaman zaman dalgıçlar dahil oldu. Kent tarihinin en büyük ulaşım yatırımı kapsamındaki tüneller ince hesaplar ve kesintisiz 24 saate yayılan titiz çalışmayla ilerledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öz kaynaklarıyla yapımını sürdürdüğü, kentin tek kalemde gerçekleştirilen en büyük yatırımı Buca Metrosu’nun sessiz ve hızlı ilerleyişinin altında büyük bir mühendislik başarısı ve emek yatıyor. Tamamlandığında günde 400 bin yolcuya güvenli ve hızlı bir ulaşım altyapısını sunacak dev proje, inşaat sürecinde İzmirlilerin büyük bir bölümünü görmediği yer altında süren bir mücadeleye sahne oluyor. Büyük bir organizasyonla ilerleyen tünel kazılarında zorlu bir eşik daha aşıldı. Şirinyer İstasyonu kazısı sırasında dev tünel açma makinesi (TBM) yeraltı su kaynağına denk gelince dişlileri zarar gördü. Bunun üzerine harekete geçen İzmir Büyükşehir Belediyesi Raylı Sistemler Dairesi Başkanlığı, alanında uzman sanayi dalgıçlarını İzmir’e getirdi. Zorlu şartlarda çalışan ekipler, özverili müdahaleyle onarımı tamamlayarak kazıların kesintisiz sürmesini sağladı. "Kimsenin burnu bile kanamadan 3 bin 500 konutun altından geçtik" Buca Metrosu çalışmalarındaki zorlu sürece değinen İzmir Büyükşehir Belediyesi Raylı Sistemler Dairesi Başkanı Alpaslan Kara, iki yılda 13,5 kilometrelik hattın kazısının tamamlandığına dikkat çekti. Kara, Buca Metrosu’nun yalnızca bir ulaşım projesi değil, İzmir’in geleceğini etkileyecek stratejik bir yatırım olduğunu vurguladı. Türkiye’nin en büyük metro projelerinden biri olan Buca Metrosu’nun kısa sürede önemli bir aşamaya geldiğini ifade eden Kara, "Bugüne kadar 3 bin 500 konutun altından geçtik. En başından itibaren tüm yapı envanterini çıkardık ve riskli alanlarda özel önlemler alarak ilerledik. Disiplinlerarası bir mühendislik çalışması yürüttük. Bugün geldiğimiz noktada, hiç kimsenin burnu bile kanamadı. Tabii ki hepimizin temel motivasyonu İzmir halkına olan borcumuz. Bizim bu dönem içerisinde bitirmeyi planladığımız en büyük ulaşım projesi Buca Metrosu’dur" dedi. "TBM’ler 3 hafta suyun içinde çalıştı" Tünel kazılarında yaşanan zorlu süreci anlatan Kara, su kemerleri, tarihi yapılar ve sit alanları altında ilerlerken önemli teknik güçlüklerle karşılaştıklarını söyledi. Şirinyer İstasyonu’na ulaşırken yeraltı su kaynaklarının yoğun olduğu bölgede, Nif Dağı’ndan gelen akifer ve Hasanağa Pınarları ile karşılaştıklarını belirten Kara, TBM makinelerinin bu suyun içinden geçmek zorunda kaldığını ifade etti. Üç hafta boyunca su içinde çalışan makinelerdeki arızalara, derin dalış sertifikalı sanayi dalgıçlarının müdahale ettiğini aktaran Kara, "Dalgıçlar, TBM’lerin kesici başlıklarını su altında değiştirerek bakım yaptı. Başlıklar yenilendi, makineler ilerledi. Süreç boyunca yeniden bakım ihtiyaçları oldu ve aynı yöntemle müdahale edildi. Bu çalışmalar çoğu zaman görünmese de, işin arka planında yoğun bir disiplinlerarası emek var" diye konuştu. "Tünel metro projesinin omurgası" Buca Metrosu’nun Fuar İzmir’e uzatıldığını ifade eden Kara, 2027 yılı içinde tüm tüneli tamamlamayı planladıklarını söyledi. Kara, "Aslında tünel, bir metroda projenin omurgası. Bu omurgayı doğru kurduğunuz zaman bundan sonraki kısım çok daha hızlı ilerliyor. Dolayısıyla tünelin bitmesinin ardından istasyonlarda kalan çalışmalarımızı tamamlayıp 2028’in içerisinde hattımızı sefere açmayı planlıyoruz. Şu anda 8 istasyon inşaatında şantiyelerimiz devam ediyor" dedi. TBM için acil dalış operasyonu TBM’in durduğu anda İstanbul’dan ve yurt dışından (Libya ve Romanya) hızlı şekilde organize olan profesyonel ekip İzmir’e geldi. Ekibin sorumlusu Maden Mühendisi ve Sanayi Dalgıcı Melih Ozan Egemen, süreci anlattı. Egemen, Buca Metro hattı kazısında yeraltı sularıyla birlikte aşırı korozyonlu ve aşındırıcı bir ortamla karşılaşıldığını belirtti. TBM’in bu nedenle zorlanmaya başladığını ve acil müdahale için çağrıldıklarını ifade ederek, "İstanbul’dan İzmir’e mobilize olduk. Libya ve Romanya’dan da uzman arkadaşlarımızı getirdik. Öncü ekip inceleme yaptı ve sistemin tamamen su altında olduğunu, yüksek basınç nedeniyle müdahalenin zor olduğunu tespit etti. Uzun süredir yapmadığımız ama uzmanı olduğumuz bir operasyonu gerçekleştirdik" dedi. Çamurun içinde, görmeden çalıştılar Çamurun içinde, görmeden, yalnızca ezber bilgisiyle çalıştıklarını anlatan Melih Ozan Egemen, tünel makinelerinin yeraltı sularında karşılaştığı arızalara sanayi dalgıçları olarak müdahale ettiklerini söyledi. Egemen, makinelerin basınç eşitleme kabinleri üzerinden bakım ve onarım yapıldığını belirterek, şunları söyledi: "Sürece hazırlıklı girdik. Önceden projeleri ezberliyoruz. Elimizi nereye attığımızda neyle karşılaşacağımızı biliyoruz. Makinayı, fotoğrafları ve planları inceleyip tamamen hafızaya alıyoruz. Koordinatlarımızı da farklı ekipmanlarla belirleyerek çalışıyoruz. İçeri girdiğimizde basınç nedeniyle kapıyı açmakta zorlandık ve son derece riskli bir ortamla karşılaştık. Yaklaşık iki metrelik, tamamen görüşsüz bir alanda çalıştık. Parmaklarımızla ölçerek konum bulmaya çalıştık. El yordamıyla, hiç görmeden sorunu giderdik. Somonlar, pullar ve parçalar üzerinde tek tek çalışıyoruz. Tüm bunları zamanla yarışarak yapıyoruz. Su altında görmeden kesme ve kaynak işlemleri gerçekleştiriyoruz. Kazı sırasında oluşan çamur, kahve kıvamında yoğun bir hale geliyor ve biz bunun içinde çalışıyoruz. Bu çalışmalar ciddi hayati riskler taşıyor. Su altında oluşan yüksek basınç nedeniyle sanayi dalgıçları özel şartlarda görev yapıyor. Kapalı alan korkusunun yanı sıra vurgun riski de var. Buca Metrosu’nda yaklaşık 2 saatlik çalışmanın ardından 40 dakika basınç odasında tedavi uygulanıyor. Ardından bir dalgıcın tamamen toparlanması 8 ila 16 saat sürüyor. Bu nedenle ekipler dönüşümlü çalışıyor ve bir sonraki müdahale için en az 24 saatlik dinlenme süresi gerekiyor." "İmkansızı başardık; Türkiye’de hem yurt dışında yankı uyandırdı" Yaşadıkları süreci ve elde ettikleri başarıyı anlatan Egemen, çalışmaların planlanandan çok daha kısa sürede tamamlandığını söyledi. TBM’in yeniden kazıya başladığını belirten Egemen, süreci şöyle aktardı: "5-6 gün içinde ilk müdahaleyi tamamladık ve makine yeniden çalışmaya başladı. Bir süre sonra basınç yeniden düştü, daha güvenli bir bölgeye geçerek yaklaşık 29 diskin tamamını değiştirdik. Üçüncü günden itibaren temiz su geldi ve görüş alanı açıldı. Bir buçuk aylık planı 17 günde bitirdik. Makine tam kapasiteyle kazıya devam etti. Bu çalışma hem Türkiye’de hem yurt dışında yankı uyandırdı. Biz yaptığımız işten çok keyif aldık. Çünkü imkansızı başarıyoruz" ifadelerini kullandı. Projenin yüzde 45’i tamamlandı 765 milyon Euro bütçeli Buca Metrosu’nda 13,5 kilometrelik Çamlıkule-Üçyol arasında tünel kazılarının tamamlandı. Hattın Fuar İzmir’e ulaştırılması için de tünel açma makineleriyle kazılar sürüyor. 17,8 kilometrelik hattın bitirilmesiyle Buca Metrosu Üçyol’da mevcut metro hattına, Şirinyer’de ise İZBAN’a entegre olacak ve Buca’dan kent merkezine ulaşım büyük ölçüde hızlanacak. Projenin yüzde 45’i ise tamamlandı.
Gaziantep Cam korkusu onu girişimci yaptı Gaziantep’te yaşayan 45 yaşındaki Meryem Kazak, 6 Şubat depremlerinin ardından yaşadığı cam korkusunu azme dönüştürerek kendi atölyesini kurdu. Kahramanmaraş merkezli depremlere Gaziantep’in İslahiye ilçesinde yakalanan Meryem Kazak, depremde evini ve yakınlarını kaybetti. Deprem anında duyduğu cam kırılma sesleri nedeniyle psikolojik olarak zor bir süreç geçiren Kazak, kızının cam sanatına ilgi duymasıyla korkularının üzerine gitmeye karar verdi. Kızıyla birlikte bir cam atölyesine yazılan Kazak, burada hem meslek öğrenmeye başladı hem de depremin açtığı psikolojik yaraları sarmaya çalıştı. Camın aslında korkulacak bir malzeme olmadığını, onu tasarladıkça daha iyi anladığını ifade etti. Cam sanatı üzerine eğitim aldıktan sonra kendi işini kurmaya karar veren Kazak, eşi başta olmak üzere Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Sanayi Odası ve İpekyolu Kalkınma Ajansı iş birliğiyle kurulan Kadın Girişimci Destek Merkezi’nin desteğiyle kendi atölyesini açtı. İstanbul’dan temin ettiği camları yüksek ısıda eriterek boncuklara dönüştüren Kazak, bileklik, kolye, anahtarlık ve dekoratif ürünler tasarlıyor. Ürünlerini sosyal medya üzerinden satışa sunan girişimci Kazak, Türkiye’nin farklı illerinden sipariş alıyor. Ayrıca atık camları da değerlendiren Kazak, geri dönüşüme katkı sağlayarak çevre dostu üretim yapıyor. Kullanılmayan cam parçalarını yeniden işleyerek çiçek ve çeşitli dekoratif figürlere dönüştürüyor. "Deprem sırasında duyduğum yoğun cam sesleri nedeniyle camlara yaklaşamıyor, hatta bakamıyordum" Önceden camlara temas etmediğini söyleyen Kazak, "Aslında bu hikaye, küçük kızımın isteğiyle başlayıp benim cam korkumu yenme sürecime dönüşen bir yolculuk. Gaziantep’in İslahiye ilçesinde ikamet ediyorduk. 6 Şubat 2023’teki depremde İslahiye’de yakalandık. Deprem sonrası evimizin yıkılması ve aldığımız hasarlar nedeniyle oradan ayrılmak zorunda kaldık ve Gaziantep’e yerleştik. Burada kızımın Merveşehir Halk Eğitim Merkezi’nde gördüğü cam kursu ile her şey başladı. Kızım bu kursa gitmek istedi, ancak cam benim için oldukça korkutucu bir materyaldi. Deprem sırasında duyduğum yoğun cam sesleri nedeniyle camlara yaklaşamıyor, hatta bakamıyordum. Camla temasım neredeyse yok denecek kadar azdı. Tüm bu korkularımla birlikte, kızımla birlikte bu kursa katılmaya karar verdim. Çok büyük endişelerle başladım. Ancak hocalarımın desteği sayesinde sürece adapte oldum. Kızım cam kursuna devam ederken ben de denemeye başladım. Camın ısındıkça akışkan hale geldiğini, istediğim şekli verebildiğimi gördükçe korkularımla yüzleşmeye başladım. Camı şekillendirebildiğimi ve aslında korkularımı onun içine gömebildiğimi fark ettiğimde bu süreç beni iyileştirmeye başladı. Zamanla iki yıl boyunca eğitim aldım. Bu süreçte açılan bir hibe programına başvurdum. Başvuruyu aslında çok büyük bir beklentim olmadan yaptım. Ancak projem kabul edildi ve vakıf, atölyemde kullandığım tüm makineleri hibe desteğiyle sağladı" dedi. "Ev ekonomime katkı sağlıyorum hem de çocuklarımın ve kendi ihtiyaçlarımı karşılayabiliyorum" Ev ekonomisine katkı sağladığını ifade eden Kazak, "Bugün Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kadın Girişimci Destek Merkezi’nde kendi atölyemi kurmuş bulunuyorum. Yaklaşık iki aylık bir süreçte atölyemi faaliyete geçirdim. Sosyal medya üzerinden aldığım siparişlerle hem şehir içinden hem de şehir dışından talepler geliyor. Kişiye özel tasarımlar yapıyorum; tespih, takı, bardak, ev objeleri gibi ürünler üretiyorum ve kargo ile gönderiyorum. Ürünlerimin fiyatları çeşitliliğe göre değişiyor. Küpeler 150 TL’den başlıyor. Kolye ve özel tasarımlar 250 TL ile 750 TL arasında değişebiliyor. Bardaklar ise 250, 300 ve 350 TL aralığında satışa sunuluyor. Hedefim bir hobi kafe açmak. Bir yanda butik, kurabiye ve kahve satışları yaparken, diğer yanda cam ürünlerimi sergileyip küçük workshoplar düzenlemek ve üretimimi burada da sürdürmek istiyorum. Bu sayede hem ev ekonomime katkı sağlıyorum hem de çocuklarımın ve kendi ihtiyaçlarımı karşılayabiliyorum. Kadının kendi ayakları üzerinde durabilmesi gerçekten çok değerli bir şey. Bu süreçte eşimin desteği benim için çok önemliydi. Eğer onun desteği olmasaydı bugün burada olamayabilirdim. Bu nedenle tüm kadınların eşlerine seslenmek istiyorum: Lütfen eşlerinize destek olun ve onların kendi yollarında ilerlemelerine yardımcı olun" diye konuştu. (FA-LO-Y)
Balıkesir Edremit’te er meydanında büyük heyecan Balıkesir’in Edremit Belediyesi tarafından düzenlenen 18. Geleneksel Şehit Hamdibey Yağlı Pehlivan Güreşleri, büyük bir coşku ve yoğun katılımla gerçekleştirildi. Toplam 403 pehlivanın kol bağladığı er meydanında başpehlivanlığı Erkan Taş kazandı. Kuva-yi Milliye Kahramanı Edremit Kaymakamı Şehit Hamdibey anısına düzenlenen güreşler, Tuzcumurat Mahallesi’ndeki güreş alanında yapıldı. Organizasyona Ali Gürbüz, Recep Kara, Mehmet Yeşil Yeşil, Mustafa Taş, Enes Doğan, Ertuğrul Dağdeviren, Erkan Taş ve Yunus Emre Yaman gibi önemli başpehlivanların da aralarında bulunduğu 403 sporcu katıldı. Geleneksel güreş ağalığını ise Edremitli iş insanı Ali Baydar üstlendi. Gün boyu süren müsabakalarda küçük boylardan başpehlivanlığa kadar tüm kategorilerde kıyasıya mücadeleler yaşandı. Özellikle minik ve teşvik boylarındaki güreşler renkli görüntülere sahne olurken, başpehlivanlık mücadeleleri ise büyük heyecana neden oldu. Final müsabakasında Erkan Taş ile Serhat Balcı karşı karşıya geldi. Zorlu geçen mücadelede rakibini mağlup eden Erkan Taş, 18. Geleneksel Şehit Hamdibey Yağlı Pehlivan Güreşleri’nin başpehlivanı oldu. Başpehlivan Erkan Taş ve dereceye giren güreşçilere ödülleri Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş tarafından takdim edildi. Diğer boylarda dereceye giren güreşçilere ödülleri CHP Edremit İlçe Başkanı Emin Yalçıntaş, Güreş Ağası Ali Baydar, belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri ve protokol tarafından verildi. Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, organizasyonun ardından yaptığı açıklamada, "18. Geleneksel Şehit Hamdibey Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde ata sporumuzun heyecanını, birlik ve kardeşlik ruhunu Edremit’te hep birlikte yaşamanın gururunu yaşadık. Er meydanında yiğitliğin, centilmenliğin ve kardeşliğin en güzel örneklerine tanıklık ettik. Başpehlivanımız Erkan Taş başta olmak üzere tüm pehlivanlarımızı yürekten kutluyorum. Bu anlamlı günde bizleri yalnız bırakmayan ilçe protokolümüze, muhtarlarımıza, oda başkanlarımıza, federasyon temsilcilerimize, hakemlerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Tribünleri doldurarak bu büyük geleneğe sahip çıkan hemşehrilerimize de ayrıca şükranlarımı sunuyorum" ifadelerini kullandı. Yağlı güreşlerin sadece bir spor değil, köklü bir kültür mirası olduğuna dikkat çeken Ertaş, "Kökleri yüzyıllara dayanan bu gelenek; saygının, cesaretin ve dayanışmanın simgesidir. Bu mirası yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak en büyük sorumluluğumuzdur. Edremit, ata sporuna sahip çıkan bir kent olmaya devam edecek" dedi.