GÜNDEM - 03 Mayıs 2026 Pazar 10:46

Van Gölü’nde horon coşkusu: Akdamar Adası’nda Trabzon rüzgârı esti

A
A
A
Van Gölü’nde horon coşkusu: Akdamar Adası’nda Trabzon rüzgârı esti

Türkiye’nin en önemli turizm noktalarından biri olan Akdamar Adası, bu kez Karadeniz’in enerjisine ev sahipliği yaptı. Trabzon’dan Van’a gelen bir kafile, tekneyle ulaştıkları adada horon oynayarak renkli görüntüler oluşturdu.


Doğu’nun incisi Van, bugün eşine az rastlanır, neşeli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Uzungöl Doğa Sporları Adrenalin Kulübü Derneği (UDSAK) öncülüğünde Karadeniz’den yola çıkıp Van’ın tarihi ve doğal güzelliklerini görmeye gelen Trabzonlu turist kafilesi, Akdamar Adası’na doğru yol alırken teknede unutulmaz bir şova imza attı. Van Gölü’nün turkuaz suları eşliğinde Doğu ile Karadeniz’i bir araya getiren etkinlikte grubun tekne üzerinde horon oynamaları ilgi odağı oldu. Etkinliğe katılan ziyaretçiler, Van’ın doğal ve tarihi güzelliklerine hayran kaldıklarını belirterek, bu tür kültürel buluşmaların Türkiye’nin zenginliğini gözler önüne serdiğini ifade etti. Akdamar Adası’nda horonla yankılanan müzik sesleri, Van Gölü’nün serin sularına karışırken ortaya unutulmaz görüntüler çıktı. Kültürlerin kardeşliğini yansıtan etkinlik, bölge turizmine de renk kattı. Gevaş ilçesinden Akdamar Adası’na gitmek üzere tekneye binen yaklaşık 15 kişilik Trabzonlu grup, Van Gölü’nün eşsiz manzarasını kemençe sesleriyle inletti. Yolculuğun başlamasıyla birlikte yanlarında getirdikleri kemençeye eşlik eden kafile, teknenin güvertesini adeta bir halk oyunları sahnesine çevirdi. Mavinin her tonuna eşlik eden "vura vura" oynanan horon, hem teknedeki diğer yolcuların hem de çevredeki teknelerin ilgi odağı oldu. Van Gölü’nün sakin suları üzerinde yükselen horon sesleri, iki bölgenin kültürünün ne kadar iç içe geçebileceğini bir kez daha kanıtladı.


Kulüp olarak yaklaşık 17 yıldır aktif bir şekilde bu gibi etkinlikler düzenlediklerini ifade eden UDSAK Başkanı Aydın Mutlu, "Bugün de gezi olarak Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinden başlayarak Van’a girdik. Van programımızda şu anda Akdamar Adası’ndayız. Akdamar programında bitirdikten sonra ters lalelere gideceğiz. Ondan sonra Van merkezinde Van Kalesi ve çevresindeki bütün güzellikleri gezerek programımızı sonlandıracağız. Trabzon’a dönüş yapacağız" dedi.


Her yıl Van’a geldiğini ifade eden Mutlu, "Van her geçen yıl daha fazla güzelleşerek, daha fazla gelişerek çok değerler katıyor kendine. Biz çok memnunuz ve şu anda gerçekten güzel bir faaliyet, güzel bir bölgedir. Zaten tam karşımızda Artos Dağı var. O ayrı bir güzelliğiyle, karıyla, görkemiyle ayrı bir güzel bir ambiyans var. Van’daki ziyaretlerimizin ardından Trabzon’a geri dönüş yapacağız" diye konuştu.



Van Gölü’nde horon coşkusu: Akdamar Adası’nda Trabzon rüzgârı esti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Rize ‘Miray kuş’ imza gününde Rizeli 13 yaşındaki doğuştan engelli Miray, 3 eseriyle kitap fuarında imza dağıttı. Rize Kitap Fuarı, bu yıl da birbirinden değerli yazarları ve kitapseverleri bir araya getirirken, fuarın en dikkat çeken isimlerinden biri kendi hayallerinden yola çıkarak ‘Miray kuş’ adı altında 3 kitap yazan 13 yaşındaki minik yazar Miray Özcan oldu. Doğuştan serebral palsi (SP) hastası olan Miray Özcan, kaleme aldığı 3 kitabıyla fuar alanında Rize İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından kurulan ‘Genç Yazarlar ve Şairler’ isimli stantta yerini aldı. Küçük yaşına rağmen gösterdiği azim ve üretkenlikle ziyaretçilerin büyük ilgisini çeken Özcan, gün boyunca okuyucularıyla bir araya gelerek kitaplarını imzaladı. Fuarı ziyaret eden çok sayıda vatandaş, minik yazardan imza alabilmek için standı önünde yoğunluk oluşturdu. Rize Valiliği ile Rize Belediyesi iş birliğinde düzenlenen fuarda Miray Özcan’ın standı, özellikle çocuklar ve gençler başta olmak üzere her yaştan ziyaretçinin uğrak noktalarından biri haline geldi. Özcan’ın yazarlık yolculuğu ve azmi, fuara katılanlar tarafından takdirle karşılandı. Minik yazarın standını ziyaret eden Rahmi Metin de Miray Özcan ile yakından ilgilendi. Özcan’ın kitaplarından satın alan Metin, kitapları genç yazara imzalatarak destek verdi. Ziyaret sırasında kısa bir sohbet gerçekleştiren Metin, Miray’ın başarısından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
İstanbul Bilim diplomasisi için ortak çağrı İlim Yayma Ödülleri İstişare Kampı kapsamında Silivri’de düzenlenen basın toplantısında, akademisyenlerin imzasını taşıyan "Bölgesel İstikrar İçin Bilim Diplomasisi" bildirgesi kamuoyuna açıklandı. Silivri’de 1-3 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen 2. İlim Yayma Ödülleri İstişare Kampı, bilim dünyasını ve karar vericileri ilgilendiren önemli bir bildirgeyle gündeme geldi. Kamp kapsamında düzenlenen basın toplantısında, farklı disiplinlerden ödül sahibi akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan "Bölgesel İstikrar İçin Bilim Diplomasisi" başlıklı metin kamuoyuyla paylaşıldı. Programda İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan’ın yanı sıra akademisyenler, üniversite temsilcileri ve çok sayıda basın mensubu yer aldı. Akademik birikim politika önerisine dönüştü Toplantıda yapılan konuşmalarda, İlim Yayma Ödülleri’nin yalnızca bireysel başarıları ödüllendiren bir organizasyon olmadığı, aynı zamanda akademik bilgi üretimini toplumsal ve siyasal karar süreçlerine entegre etmeyi hedeflediği vurgulandı. Necmettin Bilal Erdoğan, ödül sahibi akademisyenlerin her yıl istişare kamplarında bir araya gelerek ortak akıl geliştirdiğini ve bu sürecin somut çıktılarının bildirgeler aracılığıyla kamuoyuna sunulduğunu ifade etti. Geçtiğimiz yıl yayımlanan "Sağlıkta Teknolojik İstiklal" bildirgesinin kamu kurumları nezdinde karşılık bulduğunu hatırlatan Erdoğan, bu yıl hazırlanan bildirgenin ise çok daha geniş bir çerçevede, bölgesel istikrar ve uluslararası iş birliği ekseninde şekillendiğini belirtti. "Bölgesel istikrar dışa bağımlı olamaz" Akademisyenler tarafından kaleme alınan bildirgede, özellikle Orta Doğu ve çevresinde yaşanan çatışmalar, enerji hatları üzerindeki jeopolitik baskılar ve uluslararası sistemdeki belirsizlikler detaylı şekilde ele alındı. Bu gelişmelerin, bölgesel barış ve güvenliğin yalnızca dış merkezli yapılarla sürdürülemeyeceğini ortaya koyduğu vurgulandı. Metinde, bölge ülkelerinin kendi tarihsel, kültürel ve bilimsel birikimlerinden hareketle yeni bir iş birliği zemini oluşturması gerektiği ifade edilirken, bu zeminin askeri ittifaklar ya da geçici siyasi uzlaşılarla değil; bilimsel üretim, eğitim, teknoloji ve ortak değerler üzerine inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Bilim diplomasisi stratejik araç olarak konumlandırıldı Bildirgede bilim diplomasisi; yalnızca akademik bir faaliyet alanı değil, aynı zamanda krizleri önleyen, güven inşa eden ve uzun vadeli istikrarı destekleyen stratejik bir araç olarak tanımlandı. Ortak akademik ağlar, veri paylaşım sistemleri, öğrenci ve akademisyen hareketliliği gibi unsurların bölgesel iş birliğinin temel yapı taşları olduğu belirtildi. Türkiye’nin sahip olduğu yükseköğretim kapasitesi, savunma sanayiindeki gelişimi, diplomatik tecrübesi ve tarihsel bağları sayesinde bu süreçte öncü bir aktör olabileceği vurgulandı. Sekiz maddelik yol haritası açıklandı Toplantıda kamuoyuna duyurulan bildirgede, bölgesel istikrarın sağlanmasına yönelik somut öneriler de yer aldı. Bu kapsamda; ülkeler arası ortak politika üretimini sağlayacak daimi ilmi komisyonların kurulması, büyükelçilikler bünyesinde bilim ateşeliklerinin oluşturulması ve araştırma kurumları arasında ortak fon mekanizmalarının geliştirilmesi önerildi. Ayrıca üniversiteler arası iş birliklerinin güçlendirilmesi, ortak veri havuzlarının kurulması, öğrenci değişim programlarının daha etkin hale getirilmesi ve deprem, iklim, enerji gibi alanlarda bölgesel bilimsel çalışma gruplarının oluşturulması gerektiği ifade edildi. Savunma ve güvenlik teknolojilerinde ortak AR-GE ağlarının kurulması da bildirgenin dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Uluslararası öğrenci ve akademisyen vurgusu Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin uluslararası öğrenci ve akademisyenler açısından önemli bir cazibe merkezi olduğu da vurgulandı. Bu potansiyelin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda diplomatik ve kültürel etkiler oluşturduğuna dikkat çekildi. Uluslararası öğrencilerin mezuniyet sonrasında ülkelerinde üst düzey görevlere gelerek Türkiye ile güçlü bağlar kurduğu ifade edilirken, bu durumun Türkiye’nin küresel etkisini artıran önemli bir unsur olduğu kaydedildi.