KÜLTÜR SANAT - 13 Ocak 2021 Çarşamba 10:50

Zor zanaat: Sepetçilik

A
A
A
Zor zanaat: Sepetçilik

Ordu’nun Ünye ilçesinde yaşayan 2 kardeş ilerleyen yaşlarına rağmen devam ettirdikleri sepetçilik sayesinde 8 evlat ile 41 torun büyüttü.

Ordu’nun Ünye ilçesinde yaşayan 2 kardeş ilerleyen yaşlarına rağmen devam ettirdikleri sepetçilik sayesinde 8 evlat ile 41 torun büyüttü.


Ünye’nin Kale Mahallesi’nde yaşayan Hasan ve Neşet Zorlu kardeşler, yarım asırdır devam ettirdikleri sepet ve hey ustalıkları sayesinde çocuklarını ve torunlarını yetiştirdi. İlerleyen yaşlarına rağmen birbirlerinden hiç ayrılmayan 2 kardeş, yaptıkları el işlemesi hey ve sepetlerin üretimine evlerinin bahçelerinde devam ettirerek mesleğin ölmemesi için çabalıyorlar. 86 yaşında Hasan Zorlu ile 77 yaşındaki Neşet Zorlu kardeşler, bu meslek sayesinde 8 evlat ve 41 torun yetiştirerek mesleğin kendilerinden sonra gelen yeni nesle aktarmayı istiyorlar.


Dayısına bakarak öğrendiği hey ve sepetçilik mesleği sayesinde kardeşiyle aynı işi yaparak mutlu olduğunu söyleyen 86 yaşındaki Hasan Zorlu, "Ben 15 yaşında iken hey (göcek) ve sepet yapmaya merakım başladı. Zamanında yıllar önce rahmetlik Hasan dayım bunu kendisi yapardı. Daha sonra ben onun yanına gittim. Dayıma beni de alıştırmasını söyleyerek hey (göcek) yapmasını öğretmesini söyledim. Ardından dayım bana bir iki tane yaptırmaya çalışarak nasıl olacağını da söyledi. Tabii, yapmaya başladıktan sonra bitirince dayıma gösterdiğimde o gün kendisi de benim başarabileceğimi anladı ve sen bu işi yaparsın, dedi. O gün bu gündür 15 yaşımdan 86 yaşıma kadar hayatım bu çevrede geçti. Beş oğlumdan 16 tane torunum var ve torunlarımdan da 16 torunum var. Çocuklarım daha küçükken yıllar önce fener ve lamba olmadığından gaz lambası vardı. Ben eve geldiğimde tenekeden gaz lambaları vardı. Ben lambayı yakardım ve uyumadan sabah ettiğim günleri çok iyi bilirdim. Bu mesleği bu şekilde devam ettirdim. Çocuklarım büyüdükten sonra hepsini ayrı ayrı sanat dallarında işe verdim. Bir oğlum bakırcı ustası, biri terzi, biri berber, biri inşaatçı ve en büyük oğlum ise demir doğrama ustası oldu" dedi.



"50 yıllık bıçakla hey ve sepetlerini yapıyor"


Mesleğe başladığı günden itibaren 50 yıl önce aldığı bıçakla sepetlerini işlediğini söyleyen Hasan Zorlu, "Zamanında bu bıçağı özellikle hey ve sepet için yapıp getirenler vardı. Biz de bunu o zamanlarda yapan kişilerden satın aldık. Daha sonra bu bıçakla çalışmaya başladım ve yıllardır da bıçağımla hey ve sepetlerimi işliyorum" diye konuştu.



"Çok sabırlı bir meslek"


Yıllardır kardeşi Neşet Zorlu ile beraber sabırlı olan bir mesleği devam ettirdiklerini söyleyen Hasan Zorlu, "Bu mesleğe çok sabır lazım. Bizi dışarıdan gören ‘bu kolaymış, bunu ben de yaparım’ diyebilir ama yapamazlar. Çünkü çok emek isteyen bir mesleği yapıyoruz. Günde 5 veya 6 tane yapabiliyoruz. Kardeşim küçük iken evlerimiz yakın olduğu için bakarak benden öğrendi. O günden itibaren kardeşimle beraber çalışmaya devam ediyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.



"Bende bu meslekte 3 çocukla 25 torun büyüttüm"


Ağabeyiyle beraber yıllardır hey ve sepet ustalığı yaparak kendisi de çocuklarını ve torunlarını bu meslekle büyütüp yetiştirdiğini söyleyen 77 yaşındaki Neşet Zorlu ise “Ben de askerliğe gitmeden önce ağabeyimle beraber 50 senedir bu mesleğe devam ediyorum. Bu mesleğim boyunca 3 çocuk büyüttüm. 3 çocuğumdan 25 torunum var. Bu hey ve sepetlerin ham maddesini biz fındık ve kestane odunundan yapıyoruz. Ağabeyim bunların işlemesini, ben de süslemesini yaparak bu mesleğe devam ediyoruz" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Muğla’da gençlerin tarih, sanat ve doğa yolculuğu Menteşe Uluslararası Gençlik Merkezi gönüllüleri, "Muğla Gençlik Yılı" kapsamında düzenlenen özel programla Tlos, Kayaköy ve Saklıkent’i keşfetti, seramik atölyesinde sanatsal hünerlerini sergiledi. Menteşe Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Uluslararası Gençlik Merkezi gönüllü gençleri, Muğla Gençlik Yılı kapsamında düzenlenen "Genç Dokunuş Kadim İzler" programında tarih, kültür, sanat ve doğayı bir arada deneyimledi. Seydikemer ve Fethiye ilçelerinde gerçekleştirilen program boyunca gençler, hem eğitici hem de sosyal yönü güçlü etkinliklerle unutulmaz bir gün yaşadı. Programın ilk durağı, Likya uygarlığının en önemli yerleşim alanlarından biri olan Tlos Antik Kenti oldu. Tarihi atmosferde geçmişin izlerini keşfeden gençlere, bölgenin tarihi, mitolojik geçmişi ve kültürel mirası hakkında detaylı bilgiler aktarıldı. Antik tiyatro, kaya mezarları, stadyum ve tarihi yapıları yakından inceleyen gençler, geçmiş medeniyetlerin izlerini yerinde görme fırsatı buldu. Gençlerin tarih bilincini artırmak amacıyla gerçekleştirilen bu ziyaret, katılımcıların yoğun ilgisiyle tamamlandı. Kültür gezisinin ardından düzenlenen seramik biblo tasarım atölyesi, gençlerin sanatsal yönlerini ortaya çıkarmalarına katkı sağladı. Geleneksel motiflerden ilham alarak çamura şekil veren gençler, hem el becerilerini geliştirdi hem de kültürel değerleri sanatsal üretimle buluşturdu. Atölye çalışması boyunca ortaya çıkan özgün ve el emeği eserler büyük beğeni topladı. Doğa ve kültür gezisinin devamında gençler, Fethiye’nin dünyaca ünlü tarihi ve doğal güzelliklerinden Kayaköy ve Saklıkent’i ziyaret etti. Tarihi taş evleri ve geçmişin izlerini taşıyan sokaklarıyla dikkat çeken hayalet köy konumundaki Kayaköy’de kültürel miras üzerine incelemelerde bulunulurken; bir sonraki durak olan Saklıkent Kanyonu’nun eşsiz doğasında keyifli anlar yaşandı. Gençler, doğayla iç içe gerçekleştirilen bu etkinliklerde hem sosyal bağlarını güçlendirdi hem de bölgenin doğal zenginliklerini keşfetme imkanı buldu. Menteşe Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü yetkilileri, gençlerin tarih, kültür, sanat ve doğa ekseninde gelişimlerine katkı sağlayacak faaliyetlerin "Muğla Gençlik Yılı" boyunca hız kesmeden devam edeceğini belirtti. Yetkililer, gençlerin sosyal, kültürel ve kişisel gelişimlerini destekleyen bu tür projelerin, onların geleceğe daha donanımlı hazırlanmalarındaki önemine dikkat çekerek emeği geçen tüm gönüllülere teşekkür etti.
Aydın EKODOSD’dan Yılancıburnu uyarısı Aydın’ın Kuşadası ilçesindeki Yılancıburnu’nda su altında kalan eski iskeleye ait sivri ve paslı demir parçalarına dikkat çeken EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, demirlerin denize girenler için ciddi yaralanma riski oluşturduğunu belirtti. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Kuşadası sınırları içerisinde yer alan ve hem doğal hem de arkeolojik sit özelliği taşıyan Yılancıburnu’nda su altı güvenliğine ilişkin uyarılarda bulundu. Akdeniz’e özgü deniz çayırlarının yoğun olarak bulunduğu ve çok sayıda deniz canlısına yaşam alanı sunan bölge ile ilgili yapılan açıklamada, su altında kalan eski iskeleye ait demir parçalarının ciddi risk oluşturduğu belirtildi. Dernek Başkanı Bahattin Sürücü, geçmiş yıllarda tekne yanaşması için yapılan iskelenin zamanla çürüyerek parçalandığını, dışarıdan görünmeyen ancak su altında sivri ve paslı demirlerin zeminde kaldığını ifade etti. Bölgenin aynı zamanda caretta caretta ve deniz kaplumbağaları gibi türlerin beslenme alanı olduğuna dikkat çekilen açıklamada, özellikle sığ sularda yürüyen veya tekneden suya atlayan vatandaşların ciddi şekilde yaralanabileceği uyarısı yapıldı. Kıyıdan girişin bazı noktalarda sınırlandırılmasına rağmen doğu kıyısı ve tekneler aracılığıyla bölgeye girişlerin sürdüğünü belirten Başkan Sürücü; "Bir süredir kıyı kesiminden girişine izin verilmeyen bölgeye, doğu kıyısından girenler ile teknelerle gelenler yüzmek amacıyla ulaşmaktadır. Yılancıburnu, kent içindeki önemli plaj alanlarından biri olmayı sürdürmektedir. Geçmiş yıllarda teknelerin yanaşması amacıyla yapılan demir iskelenin zamanla çürümesi ve parçalanması sonucunda, dışarıdan fark edilmese de sualtına girildiğinde bazı demir parçalarının zeminde kaldığı görülmektedir. Küflenmiş ve uçları sivrileşmiş demir parçaları dışarıdan görünmediği için, bölgede denize girenler açısından ciddi tehlike oluşturmaktadır. Özellikle yürünebilecek seviyedeki sularda bulunan bu demir parçalarına çıplak ayakla basılması ya da tekneden suya atlanması halinde çok üzücü olaylar yaşanabilir. Bu nedenle koyun batı kesiminde denize girenlerin çok dikkatli olması gerekmektedir. Yere sabitlenmiş ve çıkarılması teknik uzmanlık gerektiren bu tehlikeli demirlerle ilgili gerekli önlemlerin alınması amacıyla ilgili kurumları bilgilendireceğiz" dedi.