POLİTİKA - 27 Ekim 2021 Çarşamba 19:18

Hilmi Güler’den Avrupa Konseyi’ne Kıbrıs dersi

A
A
A
Hilmi Güler’den Avrupa Konseyi’ne Kıbrıs dersi

ORDU (İHA) – Türkiye Belediyeler Birliği Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Kongresi Asil üyesi, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr.

ORDU (İHA) – Türkiye Belediyeler Birliği Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Kongresi Asil üyesi, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Fransa’da düzenlenen Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde ‘Kıbrıs raporu’nda yer alan ‘Türkiye Kıbrıs’ta işgalci durumundadır’ ifadelerine tepki gösterdi. Güler, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Adası’na yönelik eylemi işgal değil, Kıbrıslı Türklere yönelik katliamları durdurmaya ve ada sakinlerinin tamamını korumaya yönelik bir müdahaledir” dedi.


Fransa’nın Strasbourg kentinde düzenlenen Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’ne skandal ’Kıbrıs raporu’ damga vurdu. Toplantıda Avrupa Konseyi’nin hazırladığı Kıbrıs raporunda ‘Türkiye Kıbrıs’ta işgalci durumundadır’ ifadelerine Türkiye Belediyeler Birliği Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Kongresi Asil üyesi, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler sert tepki gösterdi.


Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi 41. Genel Kurulu’nda tarihi bir konuşma gerçekleştiren eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Güler, Konsey tarafından hazırlanan ‘Kıbrıs Raporu’ içeriğinde Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik “işgal ve işgalci” ifadelerine yer verildiğini ve raporu yanlı bulduklarını belirtti.



“Bugün adada Türk varlığından bahsediliyorsa bu Türkiye Cumhuriyeti’nin Barış Operasyonu sayesinde mümkündür”


Konseyin hazırladığı ‘Kıbrıs Raporu’nda Türkiye’yi hedef alan ifadelere tepki gösteren ve Türk Delegasyonu adına Genel Kurul’da bir konuşma yapan Başkan Güler, hazırlanan raporu büyük bir dikkatle okuduklarına dikkat çekerek şunları kaydetti:


“Raporun 12. maddesi ‘bazı belediyelerin Türk kuvvetleri tarafından işgal edildiği’ni ileri sürmektedir. Belirtmek isterim ki Türkiye Cumhuriyeti Barış Kuvvetleri Kıbrıs’ta uluslararası hukuk çerçevesinde ve garantör ülke sıfatıyla bulunmaktadır ve adada barış ve istikrarın en kuvvetli teminatını oluşturmaktadır. Bu maddedeki iddiaları kabul etmemiz mümkün değildir. Raporun 42. maddesinde ‘Türkiye Kıbrıs’ı işgal ettikten sonra’ iddiası yer almaktadır. Komite üyelerine hatırlatmak isterim ki Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Adası’na yönelik eylemi işgal değil, 1974’de Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki demokrasiyi ortadan kaldıran cuntacı darbe sırasında Kıbrıslı Türklere yönelik katliamları durdurmaya ve ada sakinlerinin tamamını korumaya yönelik bir ‘müdahale’dir. Raportörler, bugün Ada’da Türk varlığından bahsediyorlarsa bu Türkiye Cumhuriyeti’nin Barış Operasyonu sayesinde mümkündür. Raporun 84. maddesinde ‘Kıbrıslı Türkler 1975 yılından bu yana ulusal ve yerel düzeyde oy kullanmaktan kaçınmaktadır’ iddiası yer almaktadır. Bu yanlıştır. Adada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de bulunmaktadır. Kıbrıs Türkleri kendi belediye başkanlarını uluslararası standartları uygun bir şekilde seçmektedirler. KKTC’de 28 belediye ve bir de belediye birliği yer almaktadır. Son olarak hatırlatmak isterim ki 2004’te Annan Planı çerçevesinde oluşturulan çözüm referanduma sunulmuş; Kıbrıs Türkleri çözüme evet derken, Kıbrıslı Rumlar planı reddetmiştir. Avrupa Birliği, Kıbrıslı Rumların uzlaşmaz tutumuna rağmen, Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarına yönelik en büyük darbeyi vurarak, Rum tarafını adanın tamamını temsil eder şekilde AB’ye üye yapmıştır. 2004 yılından bu yana AB tarafından Kıbrıslı Türklere verilen vaatler ise gerçekleşmemiştir. Türk delegasyonu olarak raporu yanlı bulduğumuzu ve kabul etmediğimizi bildirmek isterim. Kongrenin Kıbrıslı Türklerin maruz bırakıldığı izolasyonu tanıyan ve sona erdirilmesini talep eden kararı hala geçerlidir. Raportörlerin bu amaca yönelik olarak atılabilecek somut adımlara ilişkin önerilerin duymak isteriz.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kübra’yı hayattan koparanlar, sosyal medya hesabına girip yaşıyor süsü vermiş Burdur’da cinayete kurban giden 30 yaşındaki Kübra Yapıcı’nın vücut bütünlüğü bozulan cenazesi için Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu’na gelen aileden DNA örneği alındı. Baba Yunus Yapıcı, ise olayla ilgili ilginç bir detay paylaştı. Tutuklanan zanlıların cinayet sonrası Kübra’nın sosyal medya hesabına giriş yapıp beğeni atarak kızlarının yaşadığı süsünü verdiğini söyleyen Baba Yapıcı, "Haberi aldığımız sabahın akşamında Instagram’ında giriş ve beğeni gördük. Biz ‘yaşıyor’ deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Bunu yaptıysa hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık" dedi. Antalya’da yaşayan ve 30 Nisan’dan beri haber alınamayan Kübra Yapıcı’nın (30) cesedi, ekipler tarafından yapılan çalışmalar neticesi dün gece yakılmış halde bulunmuştu. Yapılan incelemede Yapıcı’nın silahla öldürülerek gömüldüğü, ardından gömüldüğü yerden çıkarılarak yakıldığı ortaya çıkmıştı. İlyas Umut D. olayı itiraf ederken, gece saatlerinde yapılan operasyonla Ataberk S. de ekipler tarafından gözaltına alınmıştı. Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada cinayette kullanılan silah Burdur’un Ağlasun ilçesinde, Yapıcı’nın cesedinin bir bölümü ise Antalya’nın Korkuteli ilçesindeki barajda bulundu. Zanlılar tutuklandı Şüpheli İlyas Umut D. ile Ataberk S., emniyetteki işlemlerin ardından bugün tutuklanma talebi ile adliyeye sevk edildi. 2 cinayet zanlısı şüpheli çıkarıldıkları mahkemece "kadına karşı kasten öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Anne ve baba DNA örneği verdi Yapıcı ailesi, öğle saatlerinde kızlarının cenazesini alabilmek için Antalya Adli Tıp Kurumu’na geldi. Vücut bütünlüğü bozulan kızlarının kimlik tespiti için DNA örneği veren anne ve babanın son derece üzgün olduğu görüldü. Örneğin alınmasının ardından Kübra Yapıcı’nın babası ile annesi ifade için emniyete götürüldü. Adli tıp morgundaki işlemler sürerken baba Yunus Yapıcı, İHA kameralarına özel açıklamalarda bulundu. "Bu işe en dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum" Yüreğinin yandığını belirten Yapıcı, kadın ve çocuk cinayetlerine verilen cezaların artırılmasını talep etti. Yapıcı, "Bu tip canilerin ortada gezmemesi gerek. Kimsenin çocuğunun canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir daha gün yüzü görmemeli. En azından kadın ve çocuk katillerine idam çıkmasını istiyorum. Planlı yapılan bir cinayetin etkin pişmanlığı olmasın. Bu işe dahil olanlar her kimse en yüksek cezayı almasını istiyorum" dedi. "Onlar öldürsünler diye mi, kızım geceleri üşümemesi için nöbet tuttum" Tüm Türkiye halkına ve yetkililere teşekkür eden baba Yapıcı, "Ben bakamıyorum haberlere ama anlatıyorlar. Türkiye halkına ve yetkililerimize desteklerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Bundan sonra da unutturmayıp bu desteklerinin devamını istiyorum. Çünkü bu şekilde gitmez, gitmeyecek. Buna bir çözüm bulunması lazım. Bu acıyı yaşayan biliyor. Herkes empati yapsın ona göre karar verilsin. Ben onun çocukluğunda sabahlara kadar uyku uyumadım, nöbet tuttum. Üşümesin diye üstünü örtüp büyüttüm. Onun için mi büyüttüm. Bunu yaşayan bilir. Herkes kendi çocuğunu gözünün önüne alsın ve ona göre karar versin. Benim tek ricam, en ufak dahil olana bile en az ağırlaştırılmış müebbet verilsin" diye konuştu. "Tabancayı koyduğu yeri neden işaretlemiş?" Olaydaki Suç aleti tabancanın saklandığı yerin işaretlenmiş olmasını da değerlendiren Yapıcı, "Silahın yerini niye belirlemiş gömdüğü yerde? Unutunca oradan çıkaracak ki işaret koymuş. Demek ki ikinciye bir daha niyetin var. Yazık herkes evladını bunlar için büyütmüyor. Bu insanın ciğerini parçalıyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kafamız yerinden gitti. Bugün bana yarın sana. Buna hep birlikte dur dememiz lazım. Tüm Türkiye sağ olsun, hepsinden Allah razı olsun. Halk ile devlet el ele bunu bitirmeli." "İnstagram’ından beğeni yapmışlar, yaşıyor sandık" Baba yapıcı, cinayetin planlı bir şekilde işlendiğini ileri sürerek, "Haberi aldığımız sabahın akşamında İnstagram’ına giriş ve beğeni gördük. Biz ‘yaşıyor’ deyip sevindik. Oysa kendileri girmiş ve onlar atmış. Sosyal medya hesabına girdiyse hayatta dedik, sabahında ölüm haberini aldık. Çocuğumun telefonunun şifresini açmak için 60’ın üstünde deneme yapmışlar. Bir de diyorlar borcu var. Çocuk parasız değil ki sizden para alsın. Siz çocuğun IBAN’ını boşaltmak için bunu yaptınız. Parayı aldılar mı almadılar mı onu bilmiyorum ama uğraştıklarını ve yapamadıklarını duydum" ifadelerini kullandı. "Kolunda 80 bin liralık saati vardı" Kızının geçen yıl 80 bin liraya saat aldığını ve bunun da ortada olmadığını da söyleyen Yapıcı, "Kolunda geçen sene 80 bin liraya aldığı saat vardı, o yok. Onu da almışlar demek ki. Çantası vardı o da yok, belki de içinde para vardı o yüzden onu da aldılar" dedi. Son olarak kızının çok yufka yürekli olduğunu dile getiren Yunus Yapıcı, "Markette bir çocuk görürdü ona bir şeyler alırdı. Yaşlı görse de aynısını yapardı. Ona bu layık değildi, bu ona yapılmazdı. Düşündükçe kendimden geçiyorum. Devletimizden ve tüm Türkiye’den adalet bekliyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
Bolu Bolu’da kural ihlali yapan sürücülere ceza yağdı Bolu’da polis ekiplerince gece saatlerinde gerçekleştirilen trafik uygulamasında, kural ihlali yaptığı tespit edilen sürücülere ceza yağdı. Denetimlerde ‘dur’ ihtarına uymama, alkollü araç kullanma, ehliyetsiz araç kullanma, yüksek sesle müzik yayını ve psikoteknik belgesi olmadan ticari araç kullanma gibi ihlaller nedeniyle sürücülere cezai işlem uygulandı. Bolu İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri, Sümer Mahallesi Cumhuriyet Caddesi üzerinde şok uygulama gerçekleştirdi. Cadde üzerinde seyreden araçlar tek tek durdurularak kontrol edildi. Denetimlerde eksiklikleri ve kural ihlalleri bulunan sürücülere cezai işlem uygulandı. Uygulama noktasında polisin "dur" ihtarına uymayan 33 DD 020 plakalı aracın sürücüsüne, "dur" ihtarına uymamaktan 3 bin lira idari para cezası kesildi. 5’inci kez alkollü ve ehliyetsiz yakalandı Denetimlerde durdurulan 06 DIL 816 plakalı aracın sürücüsü H.A.’nın alkollü ve ehliyetsiz olduğu belirlendi. Sürücüye ayrıca yüksek sesle müzik yayını yaptığı gerekçesiyle de işlem uygulandı. Daha önce de aynı suçtan 4 kez işlem yapıldığı öğrenilen H.A.’ya toplam da 353 bin lira idari para cezası kesildi. H.A.’nın 2035 yılına kadar sürücü belgesi alamayacağı öğrenildi. Alkollü taksiciye işlem Kontrol noktasında durdurulan 14 T 0444 plakalı taksinin sürücüsü H.M.T.’nin de alkollü olduğu ve psikoteknik belgesinin bulunmadığı tespit edildi. Sürücüye alkollü ticari araç kullanmaktan 25 bin lira, psikoteknik belgesi olmadan araç kullanmaktan ise 10 bin 666 lira ceza uygulandı. Ayrıca sürücünün ehliyetine el konulduğu öğrenildi. Bolu İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü, trafik güvenliğinin sağlanması amacıyla kent genelindeki denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceğini bildirdi.