SAĞLIK - 15 Aralık 2021 Çarşamba 11:37

Diyetisyen uyarısı: “Konserve zehirlenmesi ölümcül olabilir”

A
A
A
Diyetisyen uyarısı: “Konserve zehirlenmesi ölümcül olabilir”

Diyetisyen Melisa Karataş, kapağı bozuk, çizik ya da şişmiş konservelerin tüketilmemesi uyarısında bulundu.

Diyetisyen Melisa Karataş, kapağı bozuk, çizik ya da şişmiş konservelerin tüketilmemesi uyarısında bulundu. Karataş, “Bireyler yaz mevsiminde aldıkları sebze ve meyveleri kış aylarında tüketmek üzere genellikle konserve yapmaktadırlar. Konservelerde türeyen botulizm bakterisi ise ölümcül olabilir” dedi.


Gıda zehirlenmesine sebep olan botulizm bakterisi çoğunlukla uygun koşullarda hazırlanmayan ve yine saklama koşulları uygun olmayan konservelerde türer. Konserve zehirlenmesi konusunda bilgilendirmede bulunan Medical Park Ordu Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Melisa Karataş, “Türkiye’de 2015-2017 yılları arasında 446 botulinum zehirlenmesi mevcut. Korkutucu olan ise bu 446 hastanın 36’sının hayatını kaybetmesidir. Hayatını kaybeden hastaların birçoğunun botulinum bakterisine maruz kalması ise kapağı bozuk, çizik ya da şişmiş konserveleri tüketmiş olmasından kaynaklanmıştır" diye konuştu.



Şüphelendiyseniz tadına bakmayın


Bakanlığın verilerine göre gıda zehirlenmesi yaşayan hastaların çoğunlukla kendi hazırlamış oldukları konserveleri tükettiğinin altını çizen Dyt. Melisa Karataş, botulinum zehirlenmesi yaşamamak için tüketici olarak hepimizin dikkatli bir şekilde kontrol etmesi gereken noktalar olduğunu belirterek şunları söyledi:


“İlk kontrol konservenin kapağı ile başlamalıdır. Kapakta kabarma, bombeleşme varsa bu clostridium botulinum adlı bakterinin ürediğini gösterir ve asla tüketilmemesi gerekir. Konservenin son tüketim tarihine bakılmalı, gerekli izinlerin alınıp alınmadığı kontrol edilmelidir. Evlerde hazırlanan konservenin kapağında ise bir sorun gözükmese dahi yine de bakteriler oluşabilir. Evde hazırlanan konservelerin yapım aşamasında kullanılan metal kapaklar hem konserve hazırlanırken hem de tüketimden önce pas kontrolünden geçmeli. Kapak eğer sızdırmışsa, küflenme veya paslanma varsa kesinlikle bu konservenin tadına bile bakmamalıyız. Kapağı açtığımızda renginde, kokusunda, değişiklik varsa bu konserveyi de tüketmeyin. En önemlisi ister kendiniz hazırlamış olun, ister marketten satın almış olun, konserveniz ile ilgili şüpheniz varsa kesinlikle tadına bile bakmayın."



Derin dondurucu yöntemini tercih edebilirsiniz


Uygun koşullarda üretilip saklanan konservelerin tüketiminde herhangi bir sorun bulunmadığını ifade eden Karataş, "Sebze ve meyvelerin mevsiminde taşıdığı vitamin ve mineral değerlerini koruyarak tüketmek için evlerde konserve yapmak veya marketlerden almak yanış bir uygulama değildir fakat konserve yapımında meyve ve sebzelere uygulanan ısıl işlemin, vitamin ve mineral değerlerini yüzde 30 oranında kaybettirdiği gerçeğini unutmamalıyız. Doğru şekilde dondurulan ürünlerin konservelere göre daha yüksek vitamin ve mineral değerlerine sahip olması, yaz mevsimi ürünlerini tüketmek için en iyi yönteminin derin dondurucuda saklamak olduğunu göstermektedir. Bu nedenle derin dondurma yöntemini konserve tüketimine tercih edebilirsiniz" şeklinde konuştu.



Belirtiler 12-72 saat arasında görülür


Botulinum bakterisi üremiş konservelerin tüketiminde hızlı ve ani şekilde nörolojik şikâyetlerin ortaya çıktığını vurgulayan Dyt. Melisa Karataş, "Belirtiler 12 ile 72 saat arasında görülebilir. Bunlar bulanık görme, ışığa hassasiyet, ilerleyici kas gücü kaybı şeklinde ortaya çıkıyor. Kısa süre içinde ilerleyen hastalığın seyri komaya, felce kadar gidebilmektedir. Zamanında müdahale edilmeyen vakalarda bu tablo sinir sisteminde kalıcı hasar veya ölüm ile sonuçlanabilir. Konserve gıdalar tükettikten sonra kendinizde veya yakınlarınızda bu şikâyetleri gözlemlerseniz dinlenince geçer demek yerine hızlıca en yakın sağlık merkezine başvurmalısınız" diyerek sözlerini noktaladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Polatlı Duatepe Devlet Hastanesi’nde "Pembe Kod" tatbikatı yapıldı Ankara’nın Polatlı ilçesinde bulunan Polatlı Duatepe Devlet Hastanesi’nde "Pembe Kod" tatbikatı yapıldı. Ankara’nın Polatlı ilçesinde bulunan Polatlı Duatepe Devlet Hastanesi’nde "Pembe Kod" tatbikatı gerçekleştirildi. Senaryoda hastane personeli, güvenlik görevlileri ve polis ekipleri olası bir bebek kaçırma olayına karşı koordineli şekilde müdahale etti. "Doğru hareket etme kabiliyetinin artırılmasını hedefleniyor" Tatbikat kapsamında senaryo gereği bir şahıs, hastaneden bebek kaçırmaya çalıştı. Durumun fark edilmesi üzerine "Pembe Kod" alarmı verildi. Alarmın ardından hastane güvenliği ve polis ekipleri hızla harekete geçerek tüm giriş ve çıkışları kapattı. Kısa sürede yapılan çalışma sonucu şüpheli yakalanırken, bebek güvenli bir şekilde kurtarıldı. Yetkililer, bu tür tatbikatların olası risklere karşı hazırlıklı olmak adına büyük önem taşıdığını belirterek, personelin kriz anlarında hızlı ve doğru hareket etme kabiliyetinin artırılmasının hedeflendiğini ifade etti. "Pembe Kod Nedir?" "Pembe Kod", hastanelerde yeni doğan ya da çocuk hastaların kaçırılması riskine karşı oluşturulan acil durum yönetim sistemidir. Bu kodun verilmesiyle birlikte hastane genelinde alarm durumu ilan edilir; tüm kapılar kontrol altına alınır, giriş-çıkışlar sınırlandırılır ve güvenlik güçleri devreye girer. Amaç, olaya en kısa sürede müdahale ederek çocuğun güvenliğini sağlamaktır. Tatbikatın başarıyla tamamlandığı öğrenilirken, hastane yönetimi benzer uygulamaların belirli aralıklarla sürdürüleceğini bildirdi.
Elazığ Başkan Alan: "Sanayi sitesinde söylem dönemi bitti eylem dönemine geçilmeli" 1970’li yıllarda inşa edilen ancak günümüz ihtiyaçlarına cevap veremeyen Sanayi Sitesinin yeni bir alana taşınması, ıslahı ya da dönüşümü konusunda esnaflarla istişarelerde bulunduklarını dile getiren Elazığ TSO Başkanı İdris Alan, "Esnaflarımızın mağduriyetlerini bizzat yerinde gördük ve oldukça üzüldük. Artık bu meselenin çözümü için vaktin geldiğini, bu konuda artık söylem dönemimin son bulup eylem dönemine geçilmesi ve ciddi adımlar atılması gerektiğini esnaflarımıza da dile getirdik" dedi. Elazığ Ticaret ve sanayi Odası aylık Meclis toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya Elazığ TSO Meclis Başkanı Sedat Karataş, Yönetim Kurulu Başkanı İdris Alan ile Meclis Üyeleri katıldı. Bu şehrin her sorununun, Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası’nın da sorunu olduğunu ve buna asla duyarsız ve ilgisiz kalamayacaklarını ifade eden Elazığ TSO Meclis Başkanı Sedat Karataş, "Zira biz biliyoruz ki ulaşımda, eğitimde, kültür-sanatta yeterince gelişememiş bir şehrin ekonomisi de gelişemez, kabuğunu kıramaz. Sosyal faaliyetlerin az olduğu şehirler iş dünyası ve yatırımcının ilgisini çekmez. Yatırımcısı değer görmeyen ve kadir kıymeti bilinmeyen bir şehre de yeni yatırımcılar gelmez" diye konuştu. Ağır geçen bir kış mevsimin ardından yine zaman zaman afet derecesine varan ve özellikle tarımsal alanların zarar görmesine sebep olan bir mevsimi yaşadıklarını ifade eden Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İdris Alan, oda olarak tarım alanları zarar gören üreticilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için ilgili kurumlar nezdinde girişimlerini anında başlattıklarını dile getirdi. Önceki günlerde Elazığ Sanayi Sitesindeki esnafları ziyaret ettiklerini ifade eden Başkan Alan; "Alın teriyle helal kazanç için her sabah kepenklerini besmeleyle açan Sanayi Sitesi esnaflarımızı ziyaret ettik. Emekle yoğrulan, güler yüz ve muhabbetle dolan her bir işyerimizde esnaflarımızın samimi gayretleri ve özverili çalışmalarının şehrimiz insanına ne kadar önemli katkılar sunduğunu bizzat gördük. Şehrimiz ekonomisinin bel kemiği olan esnaflarımızla sohbet edip sanayi sitesinin fiziki kapasitesinin yetersizliği ile yaşanan diğer sorunlar ve çözüm yollarını istişare ettik. 1970’li yıllarda inşa edilen ancak günümüz ihtiyaçlarına cevap veremeyen Sanayi Sitemizin yeni bir alana taşınması, ıslahı ya da dönüşümü konusunda esnaflarımızla istişarelerde bulunduk. Esnaflarımızın mağduriyetlerini bizzat yerinde gördük ve oldukça üzüldük. Artık bu meselenin çözümü için vaktin geldiğini, bu konuda artık söylem dönemimin son bulup eylem dönemine geçilmesi ve ciddi adımlar atılması gerektiğini esnaflarımıza da dile getirdik. Konunun kesin çözümü adına önümüzdeki hafta Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası çatısı altında tüm milletvekillerimiz ve esnaf temsilcileriyle bir araya gelerek nihai çözüm için somut adımlar atmayı hedefliyoruz. Ve artık bu sorun bitsin istiyoruz. Sanayi Sitesi gezimizde esnaflarımızla yaptığımız görüşmeler sonrası, mevcut Sanayi Sitemizin günümüz ihtiyaçlarına cevap vermediği ve bu sorunun artık sorun olmaktan çıkarılıp çözüme odaklanılmasına yönelik çağrımıza kayıtsız kalmayıp problemi TBMM kürsüsünden dile getirerek bizlere destek veren MHP Milletvekilimiz Semih Işıkver’e huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum. Diğer milletvekillerimiz ve Sanayi Sitesi esnaflarımızın katılımlarıyla odamız çatısı altında yapacağımız toplantıyla bu meselenin çözümüne odaklanalım istiyoruz" şeklinde konuştu.
Ankara AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Orav: "Türkiye, Avrupa için hayati bir ortak" Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Atanmış Büyükelçi Aivo Orav, Avrupa Günü etkinliğinde Türkiye’nin Avrupa için kritik bir ortak olduğunu vurgulayarak, "Günümüzün belirsizliklerle dolu dünyasında Türkiye, Avrupa için hayati bir ortaktır. Birlikte bizi tanımlayan değerleri koruyor, barış ve refahı ileriye taşıyoruz" dedi. Avrupa Günü, Ankara’da Cern Modern’de düzenlenen resepsiyon ile kutlandı. AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Atanmış Büyükelçi Aivo Orav, "Maddeyi Dönüştürmek" ve "İz" isimli dijital sergilerinin açılışını yaptı. Büyükelçi Orav ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyona Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Mehmet Kemal Bozay’ın yanı sıra yabancı misyon şefleri ve davetliler katıldı. Avrupa’nın bir barış projesi olarak inşa edildiğini ve bu sürecin iş birliğiyle güçlendiğini belirten Büyükelçi Orav, Avrupa Birliği’nin çatışmalarla dolu bir geçmişi ortak değerler temelinde bir geleceğe dönüştürme amacıyla kurulduğunu belirterek, "Avrupa Günü’nü, NATO’nun kilit bir müttefiki ve AB sürecinde önemli bir aday ülke olan Türkiye ile birlikte kutlamaktan onur duyuyoruz. Günümüzün belirsizliklerle dolu dünyasında Türkiye, Avrupa için hayati bir ortaktır. Birlikte bizi tanımlayan değerleri koruyor, barış ve refahı ileriye taşıyoruz" dedi. "Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı hukuka aykırı" Konuşmasında küresel gelişmelere değinen Orav, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın "acımasız ve uluslararası hukuka aykırı" olduğunu kaydetti. Sivillerin her gün acı çektiğini dile getiren Orav, "Eğer saldırganlık orada kazanırsa, bu hepimizi tehdit eder" ifadelerini kullandı. "Türkiye istikrar adası ve diplomasi köprüsü" Orta Doğu’daki gelişmelere de değinen Orav, bölgenin çatışmalar ve ekonomik krizlerle karşı karşıya olduğunu söyledi. Türkiye’nin bu tabloda önemli bir rol üstlendiğini kaydeden Orav, "Türkiye, bir istikrar adası ve diplomasi için bir köprü olmaya devam ediyor" diye konuştu. Küresel sorunlara işaret eden Orav, hiçbir ülkenin iklim ve güvenlik gibi krizleri tek başına çözemeyeceğini belirterek, iş birliğinin önemine vurgu yaptı. "Belirsizlik uluslararası sistemin yeni normali" Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Kemal Bozay da konuşmasında uluslararası sistemin ciddi bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirtti. Bozay, "Uluslararası sistem üzerinde baskı oluşturan küresel bir jeopolitik dönüşüm sürecinden geçmekteyiz. Belirsizlik sıradan bir hal almıştır" dedi. Bu süreçte uluslararası ortamın giderek daha istikrarsız hale geldiğine dikkati çeken Bozay, mevcut sınamaların küresel ölçekte etkiler doğurduğunu ifade etti. "Türkiye güvenilir bir dayanak noktası" Bozay, Türkiye’nin NATO’daki aktif rolü, Avrupa kimliği ve AB üyeliğine olan bağlılığıyla öne çıktığını belirterek, "Türkiye, güvenilir bir dayanak noktası olarak öne çıkmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son dönemdeki değerlendirmelerine atıfta bulunan Bozay, "Bugün mesele Ankara’nın nerede durduğu değil, Brüksel’in geleceğin dünyasında kendini nerede gördüğüdür" ifadelerini kullandı. "Türkiye, Avrupa için müreffeh bir geleceğe hazır" Bozay, Türkiye’nin Avrupa için müreffeh bir geleceğin inşasına katkı sunmaya hazır olduğunu ifade ederek, "Türkiye, bu çağrıyı kabul etmeye ve Avrupa için müreffeh bir gelecek inşa etmeye içtenlikle hazırdır" dedi.