EKONOMİ - 20 Aralık 2021 Pazartesi 08:55

Beyaz bentonitin dünyadaki merkezi: Ünye

A
A
A
Beyaz bentonitin dünyadaki merkezi: Ünye

Maden Mühendisi Hamit Tecer, beyaz bentonitte Ünye’nin artık bir dünya merkezi haline geldiğini belirterek, “Ünye ve Fatsa bölgesi arası dünyanın en büyük beyaz bentonit yatakları olarak biliniyor.

Maden Mühendisi Hamit Tecer, beyaz bentonitte Ünye’nin artık bir dünya merkezi haline geldiğini belirterek, “Ünye ve Fatsa bölgesi arası dünyanın en büyük beyaz bentonit yatakları olarak biliniyor. Dolayısıyla artık beyaz bentonit ile iş yapan bütün firmalar burayı biliyor ve burayla iş yapmak istiyor. İhracat açısından değerlendirecek olursak gün geçtikçe artan bir ivme var” dedi.


Osmanlı Devleti döneminde ’yaşayan toprak’ adıyla anılan ve yaygın hastalıklara karşı kullanılan beyaz bentonit kilinin, özellikle geçmiş zamanda çeşitli tedavi yöntemlerinde kullanıldığı biliniyor. Bir tür volkanik kil olan ve içeriğindeki elektromanyetik negatif yük sayesinde bakteriyel ve toksik maddeleri güçlü bir şekilde tutarak vücut dışına atma özelliği ile günümüzde de tavsiye edilen bentonit kili, vücuda sürülen çeşitli kozmetik ürünlerin yanı sıra ağız yoluyla da kullanılabiliyor. Vücuttaki zararlı maddelerin dışarı atılmasında önemli bir rol oynayan ve Ünye-Fatsa arasında çıkartılan ve bölgede fındıktan sonra ihracatta önemli bir rol oynayan beyaz bentonit, Türkiye pazarının yanı sıra yaklaşık 70 ülkeye ihraç ediliyor.



“Burası dünyanın en büyük bentonit yatağı olarak biliniyor, gün geçtikçe artan bir ivme var”


Ünye Madencilik Yönetim Kurulu Başkanı Maden Mühendisi Hamit Tecer, Ünye-Fatsa arasında çıkartılan bentonitin artık bir dünya markası olduğunu söyledi. Bentonit ile iş yapan tüm firmaların bu bölgeden haberdar olduklarını ifade eden Tecer, “Ünye artık beyaz bentonitin dünya merkezi oldu. Firma olarak sayarsak burada yabancı firmalarla birlikte yaklaşık 7-8 adet firma var. Kaynak burası, Ünye ve Fatsa bölgesi arası dünyanın en büyük beyaz bentonit yatakları olarak biliniyor. Dolayısıyla artık beyaz bentonit ile iş yapan bütün firmalar burayı biliyor ve burayla iş yapmak istiyor. İhracat açısından değerlendirecek olursak gün geçtikçe artan bir ivme var. Buradaki bütün fabrikaların kapasiteleri neredeyse dolu, Pazar ise halen artıyor. Sadece Avrupa ülkeleri değil, Afrika, Avusturalya, Amerika ve Japonya’da da pazar halen artıyor” diye konuştu.



“Avrupa’nın neredeyse tamamı kedi kumunda çok önemli yer alıyor, 70 ülkeye ihraç ediliyor”


“Bentonit üretimi burada iki kademede devam ediyor” diyen Tecer, “Birisi endüstriyel kademe ve burası daha çok kağıt bentoniti, kedi kumu ve deterjan bentoniti ile seramikte kullanılan bentonit. Bir de bizim sağlık üzerine ürettiğimiz ürünler var, onların da üretim ve pazarlaması ayrı ayrı devam ediyor. Burada endüstriyel olarak ürettiğimiz ürünlerin en büyük pazarları örneğin seramik bentonitte Hindistan, ciddi anlamda ürün gidiyor. Avrupa’nın neredeyse tamamı kedi kumunda çok önemli yer alıyor. Dünyada 15 milyon ton kedi kumu tüketildiğini var sayarsak ve buranın da yaklaşık 80 bin ton üretim yaptığını var sayarsak olayın ciddiyeti ortaya çıkıyor, yani pazarda daha çok pay var. Kuzey Afrika ülkelerine çok ürün gönderiyoruz, Avusturalya ve Kolombiya’ya kadar gidiyor. Bizim ihracat yaptığımız ülkeler 40’tan fazla ancak Ünye ve Fatsa’daki tüm firmaları sayarsak ihracat yapılan ülke 70 civarında. Kedi kumunun şuan kullanılmadığı ülke yok, Türkiye’de biz sektöre başladığımız zaman yıllık 2 bin tok tüketim vardı, şuanda 70 bin tona civarında” ifadelerine yer verdi.



Son günlerdeki dövizdeki dalgalanmanın sektördeki ticareti etkilediğini ancak bölge ürününün dünya çapında tanınmasının sevindirici olduğuna değinen Tecer, “Dövizin hızlı yükselmesi belki ihracatçıya yarar gibi gözüküyor ama tüm dengeler de bozuluyor ve müşteri kayıpları olabiliyor. Maalesef navlun konusunda dünyada global bir kriz yaşanıyor. Geçtiğimiz yıl bin 500 euroya gönderilen konteynerler bu sene 3 bin euroya kadar çıktı. Çin tarafında ise korkutucu bir olay var, bu navlunlar 3 katına çıktı. Ticarette, buradan Çin tarafına ihracat yapmakta epey güçlükler oluşmaya başladı ama bunlarla mücadele ederken bir taraftan da sevindirici olan şey bu bölgemizin ürünün dünyaca tanınması ve bentonit ile iş yapan firmaların artık burayı pas geçerek iş yapmamaları sevindirici bir gelişme, buradaki ivmenin artacağını gösteriyor” şeklinde konuştu.



“Sağlık sektöründe üretim yapan tek firmayız”


Birçok faydası olduğu bilinen, kozmetikten kedi kumuna, yenilebilir bentonitten endüstriyel alana kadar çeşitli noktalarda üretim yaptıklarını belirten Ünye Madencilik Yönetim Kurulu Başkanı Maden Mühendisi Hamit Tecer, “Burada 7-8 firma var ancak sağlık sektöründe ürün üreten tek firmayız. Biz artık ağırlığımızı biraz daha bu tarafa verdik çünkü endüstriyel olarak yaptığımız yatırım nerdeyse dolma noktasına geldi, buranın bütün her tarafını tesislerle donattık. Bu nedenle organize sanayi bölgesinde yer aldık ve oralarda bir tesis kurma planımız var. Ancak sağlıkla ilgili kısımda tek üreticisi olmamız nedeniyle ve üzerinde çok etkin çalışmamız sonucu giderek artan bir pazarımızın olduğunu görüyoruz. Şuanda kullanıcı sayımız ciddi derecede arttı. Doktorlarımızın ve uzman hekimlerimizin bu işe ilgisi çok arttı. Bentonit, dünyanın en eski tedavi metotlarından birisidir ve geleneksel tedavi yöntemleri içerisinde kesinlikle yer alması gereken bir tedavi metodudur. Binlerde yıl öncesine gidildiği zaman İbn-i Sina’nın bile öğretilerinde kilden bahsedilmektedir. Bentonit, insan bağırsağını en iyi düzenleyen maddelerden bir tanesidir. O yüzden bentonitin sağlıkta herkesin çok önemsemesi lazım” diye konuştu.



“Binlerce yıl önce tedavilerde kullanılıyordu”


Korona virüs salgını sürecinde de sağlık sektörü için üretilen bentonite ilgi arttığını ifade eden Tecer, açıklamasını şöyle tamamladı:


“Bu virüs mutasyona çok açık ve farklı dizilimleri var. Bu nedenle aşıların sürekli olarak yenilenmesi gerekiyor. Bentonit kilinin geçmişte nasıl kullanıldığına bakmak lazım. Binlerce yıl evvel bir madde salgın hastalıkların önlenmesi ve zehirlenmenin önlenmesi için kullanılıyorsa, o madde doğru bir maddedir. Binlerce yıl evvel farklı coğrafyalarda, birbirleri ile iletişimin olmadığı farklı ülkelerde bir ürün aynı maksatla farklı ülkelerde kullanılmışsa o ürün doğrudur. Çünkü insanlar o dönemlerde ürünleri deneme-yanılma yöntemi ile test ediyorlardı.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kırşehir Anaokulu öğrencileri çevre bilinci projesiyle erken yaşta tasarruf öğreniyor Kırşehir’de anaokulu öğrencileri, Avrupa Birliği destekli eTwinning projesi kapsamında çevre bilinci, geri dönüşüm ve tasarruf konularında hem teorik hem uygulamalı eğitim alıyor. "Water Drops Return" adlı proje ile sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları küçük yaşta kazandırılıyor. Cumhuriyet Anaokulu öğrencilerinin yer aldığı projede, çocuklara çevre bilinci görsel materyaller ve uygulamalı etkinliklerle anlatılıyor. Eğitimlerin ardından öğrencilerin öğrendiklerini hayata geçirip geçirmedikleri ise öğretmenler tarafından farklı yöntemlerle gözlemleniyor. Okul içerisinde bilinçli olarak bırakılan çöplerin toplanması ve açık bırakılan muslukların kapatılması gibi davranışlar bu kapsamda kontrol ediliyor. Proje yürütücüsü okul öncesi öğretmeni Fırat Arslan, çocukların artık çevre sorunları ve iklim krizleriyle büyüdüğüne dikkat çekerek, "Dünya değişiyor ve en ufak etken herkesi etkiliyor. Bizim çocuklarımız da büyüdüklerinde bu sorunlarla karşı karşıya kalacak. Bu nedenle anaokulu çağında farkındalık oluşturmayı ve bunu uygulamaya dönüştürmeyi hedefliyoruz" dedi. Arslan, okulun farklı alanlarına bilinçli şekilde çöpler bıraktıklarını belirterek, "Çocukların bu çöpleri alıp almadığını gözlemliyoruz. Aynı şekilde açık bırakılan muslukları kapatıp kapatmadıklarını da kontrol ediyoruz. Böylece öğrenilen bilgilerin davranışa dönüşmesini sağlıyoruz" diye konuştu. Projeye katılan öğrencilerden Asu Ceren Aydın, sabun kullanırken musluğu açık bırakmaması gerektiğini öğrendiğini ifade ederken, Simay Arslan ise sokakta gördüğü çöpleri çöp kutusuna atmayı ve tasarruflu olmayı öğrendiğini söyledi. Kırşehir’de yürütülen proje ile çocukların erken yaşta çevreye duyarlı bireyler olarak yetişmesi hedefleniyor. (EÖ-AG-
Kastamonu Türkiye’nin ilk ekolojik marketinde vatandaşlara ekşili pilav ikramı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından pilot il olarak belirlenerek kurulan ekolojik markette vatandaşlara coğrafi işaretli siyezle yapılan İhsangazi ekşili pilav ikram edildi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından pilot il olarak belirlenen Kastamonu’da kurulan ilk ’ekolojik market’ faaliyetlerine devam ediyor. Kastamonu il merkezinde hizmet veren Türkiy’nin ilk ekolojik marketind, coğrafi işaretli siyezden yapılan İhsangazi ekşili pilav yapılarak vatandaşlara ikram edildi. Kastamonu’da faaliyet gösteren 10 kadın kooperatifin bir araya gelerek hazırladığı pilava vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Etkinliğe katılan Vali Meftun Dallı, kadın kooperatiflerinin desteklenmesinin önemine değinerek, "Tarım ve Orman Bakanımız İbrahim Yumaklı Beyefendi bu marketi ve yanındaki bu kafeyi özellikle bunun için açtılar. İnşallah, burası başarılı olacak. Başarılı olduğunda bütün Türkiye’ye örnek olup diğer illere de yaygınlaştırılacak. Sayın Bakanımız buraya örnek olması için de Kastamonu’yu bir pilot gibi seçerek yaptılar. Markette ağırlıklı olarak kadınlarımızın el emeği, göz nuru ürünler pazarlanıyor. Normal bütün piyasadaki marketler neye tabi ise burası da aynı şekilde işlem görüyor. Rekabet noktasında buranın diğer hiç kimseden bir farkı yok. Burada satılan ürünler de normal, diğer yerlerde bulunacak şeyler değil. Kadınlarımızın el emeği ürünler. Onun için Kastamonulu hemşehrilerimizi buraya gelmeyi, burayı görmeyi en azından tavsiye ediyorum" dedi. Vali Dallı, markette düzenlenecek etkinliklerle yöresel ürünlerin tanıtımına katkı sağlanmaya devam edileceğini vurguladı. Hıdırellez Günü’nde anlamlı bir etkinlik yaptıklarını dile getiren Kastamonu Sanat İşleyen Eller ve Yöresel Lezzetler Kadın Girişimcileri Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Serpil Durgut ise, "10 tane kadın kooperatifimizin burada ürünleri var. Bizim amacımız sadece Kastamonu sanatı olarak değil, bütün kadın kooperatifleri adına ve ürünleri adına böyle bir gün düzenledik Valimiz başta olmak üzere yoğun katılım oldu. Tüm Kastamonu’yu şekerli kafeye, çay, kahve içmeye bekliyoruz. Ayrıca ilerleyen günlerde kadın kooperatiflerimizin yöresel lezzetlerinin gün olarak burada bulunacağını ifade etmek isterim Sizleri de kadın emeğine destek vermek için kafemize bekliyoruz" diye konuştu.