EKONOMİ - 15 Ağustos 2023 Salı 09:01

Bu yağın litresi 35 bin TL

A
A
A
Bu yağın litresi 35 bin TL

Ordu’da yaşayan kuzenler, bin 500 rakımlı yaylada yetiştirdikleri tıbbi naneden yağ üretimi gerçekleştiriyor. Alman firmalarını rakip alan kuzenler, 400 kilogram yaş naneden üretilen 1,2 litre yağın kilogramını ise 35 bin liradan satıyor.

Kabadüz ilçesindeki bin 500 rakımlı yaylada 3 dönüm arsa üzerinde tıbbi nane üreten Rıfat Akpınar ve kuzeni Zeliha Güzelordu, ilk olarak kendi rahatsızlıkları için lavanta üretimine karar verdi. Ardından istedikleri verimi alamayan Akpınar ve Güzelordu, sonrasında yaptıkları araştırmaların neticesinde tıbbi nane üretimine karar verdi. Ordu’da tek olarak üretim yapan ikili, elde ettiklerin ürünlerin kalitesinden memnun kalınca farklı sektörlerden talep aldı. Almanların ürettiği tıbbi nane yağından daha kaliteli üretim yaptıklarını ileri süren Akpınar ve Güzelordu, 400 kilogram yaş naneden 1,2 litre yağ çıktığını, yağın litresinin ise 35 liradan satıldığını belirtiyor.

Bu yağın litresi 35 bin TL

“İlaç sanayide kullanılıyor, 25 hastalığa faydası olduğu biliniyor”

Yaylada kuzeni ile birlikte nane tıbbi nane üretimi yaptıklarını belirten Rıfat Akpınar, “Kabadüz ilçesinde bin 500 rakımlı yaylada nane yetiştiriciliği yapıyorum. Bu tıbbi nanenin mentol oranı yüksek ve özellikle yüksek rakımda yetiştirmemizin sebebi ise tamamen ilaçtan arınmış, ilaç sektörü için ürettiğimiz bir malzeme. Kuru, yaş ve yağ olarak veriyoruz. Malzeme kanser hastalarının, kemoterapi alan hastaların birçok rahatsızlıklarına iyi geliyor ve bunların dışında göğüs ve beyin hastalıkları gibi rahatsızlıklarda 25 değişik faydası var” şeklinde konuştu.

Bu yağın litresi 35 bin TL

“Kendi rahatsızlığım üzerine nane yağı işine başladım”

Kendisinin de kanser hastalığı geçirdiğini ifade eden Akpınar, “Benim kendi geçirmiş olduğum rahatsızlıktan dolayı başladım, ilk lavanta ile üretime başladık. Kaldığımız rakımda lavantanın çok az olduğunu tespit ettik. Lavantayı farklı amaçlarla kullandık ve sonrasında nanenin etkilerinden faydalanmak istedik. İlk olarak kendi üzerimde denedim ve aldığım ilaçların yan etkilerini azalttığını fark ettim. Sonrasında çeşitli AR-GE araştırmaları yaptık ve bunların sonucunda nanenin faydalarını görünce buna yöneldik. Bölgemiz yağışlı olduğundan kendiliğinden yetişiyor” ifadelerine yer verdi.

Bu yağın litresi 35 bin TL

“400 kilogram yaş naneden 1,2 litre çıkıyor, litresi 35 bin TL”

“Talep az ve pazarı kendimiz oluşturmaya çalıştık. 3 dönüm arazi üzerinde yapıyoruz ve bunu bilenler satın alıyor, deneyenler yeniden istiyor. Kendimiz tanıttık ve şu anda 2,5 ve 10 cc’lik paketlerde satıyoruz ve litrelik veriyoruz” diyen Akpınar, “Daha önce alan ilaç firmaları var, onlar bizden her sene belirli miktarda alıyorlar. Şu anda 2 cc’lik kapları 80 liradan satıyoruz, litresini ise 35 bin TL’den satıyoruz. 400 kilogram yaş naneden 100 kilogram kuru nane çıkıyor, 100 kilogram kuru naneden de 1,2 litre nane yağı çıkıyor” dedi.

Bu yağın litresi 35 bin TL

“Mentol kalitesi dünya kalitesinin üzerinde, bu işe girerken Alman rakibimizin olduğunu bilmiyordum”

Nane üreticisi Zeliha Güzelordu yaklaşık 3 dönüm arsa üzerinde nane yetiştirdiklerini belirterek, “Bugün mentol oranı dünya kalitesinin çok fazla üzerinde olduğunu fark ettik. Ben bu işe girerken rakibimin Alman devi olduğunun farkında değildim. Dolayısı ile onların ürettikleri ürünlerin mentol oranlarından bizimkinin farklı olduğunu tahliller sonucunda öğrendik. Bir tane cinsimiz var yüzde 75 mentol oranına sahip. Bir tanesi de yaklaşık olarak yüzde 45’leri bulabiliyor. Kalite olarak çok yüksek, ilaç ve gübreye maruz kalmadan üretildiği için iyileştirici özelliği daha da yüksek. Biz bunu insanlara sunarken katkı olmadan saf hali ile veriyoruz” ifadelerine yer verdi.

Selim Kuşcu


 

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Uzmanından Kurban Bayramı için sağlıklı beslenme önerileri Bayram döneminde yapılan küçük beslenme hatalarının mide problemleri, hazımsızlık ve kilo artışına neden olabileceğini belirten Diyetisyen Meral Tansu Ayışık, "Kurban Bayramı’nda hem geleneklerimizi yaşatmak hem de sağlıklı beslenmek mümkündür. Bayram sofraları bereketli olduğu kadar dikkat de gerektirir. Önemli olan aşırıya kaçmadan dengeli beslenebilmektir" dedi. Kurban Bayramı’nda artan et tüketiminin sindirim sistemi, kalp-damar sağlığı ve kilo kontrolü açısından bazı riskleri beraberinde getirebildiğine dikkat çeken Medical Park TEM Hastanesi’nden Diyetisyen Meral Tansu Ayışık, bayram sofralarında dengeli beslenmenin önemine vurgu yaptı. Bayram döneminde yapılan küçük beslenme hatalarının mide problemleri, hazımsızlık ve kilo artışına neden olabileceğine değinen Dyt. Ayışık, "Kurban Bayramı’nda hem geleneklerimizi yaşatmak hem de sağlıklı beslenmek mümkündür. Bayram sofraları bereketli olduğu kadar dikkat de gerektirir. Önemli olan aşırıya kaçmadan dengeli beslenebilmektir" şeklinde konuştu. "Güne hafif bir kahvaltıyla başlanmalı" Bayram sabahına hafif ve dengeli bir kahvaltıyla başlanması gerektiğini ifade eden Dyt. Ayışık, özellikle kahvaltıda kavurma tüketilmesinin sık yapılan hatalardan biri olduğunu söyledi. Yeni kesilen etin hemen tüketilmemesi gerektiğini belirten Dyt. Ayışık, "Etin sindirimi zor olabilir. Bu nedenle etlerin 12-24 saat dinlendirildikten sonra tüketilmesi daha sağlıklı olacaktır" diye konuştu. "Etin pişirme yöntemi önemli" Et tüketiminde porsiyon kadar pişirme yönteminin de önemli olduğunu vurgulayan Dyt. Ayışık, "Izgara, haşlama veya fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Kızartma ve aşırı yağlı tüketimden kaçınılmalıdır" açıklamasında bulundu. Dyt. Ayışık ayrıca et yemeklerinin yanında mutlaka sebze, salata ve yoğurt gibi destekleyici besinlerin bulunması gerektiğini belirterek lifli beslenmenin sindirim sistemini desteklediğini söyledi. "Su tüketimi ihmal edilmemeli" Bayram döneminde su tüketiminin azalmasının kabızlık ve sindirim problemlerine yol açabileceğine dikkat çeken Dyt. Ayışık, "Ana öğünlerden yaklaşık 15 dakika önce bir bardak su tüketmek sindirime yardımcı olabilir. Gün içerisinde en az 2 litre su içilmeli, ayrıca maden suyu tüketimi de destekleyici olabilir" dedi. "Her tatlı ikramına ‘evet’ demeyin" Bayram ziyaretlerinde ikram edilen tatlılara karşı ölçülü olunması gerektiğini söyleyen Dyt. Ayışık, "Her tatlı ikramına evet demek yerine sevilen tatlılardan küçük porsiyonlar tercih edilmelidir. Porsiyon kontrolü bayram döneminde oldukça önemlidir. Her şeyden biraz tüketilebilir ancak ölçülü olmak gerekir" diye konuştu. "Bayramda hareket etmeyi unutmayın" Fiziksel aktivitenin de ihmal edilmemesi gerektiğini anlatan Dyt. Ayışık, "Bayram boyunca her gün en az 20-30 dakikalık yürüyüş yapılması hem sindirim sistemine hem de kilo kontrolüne katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. Diyetisyen Meral Tansu Ayışık, bayram döneminin "kaçamak zamanı" değil, dengeyi koruma dönemi olarak görülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Erzurum Erzurum’da "Zor Zamanda Konuşan Adam: Necip Fazıl Kısakürek" programına yoğun ilgi Erzurum’da, Necip Fazıl Kısakürek anısına düzenlenen "Zor Zamanda Konuşan Adam: Necip Fazıl Kısakürek" programı yoğun katılımla gerçekleştirildi. Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Şiiri, fikir dünyası ve ortaya koyduğu mücadeleyle Türk düşünce hayatında önemli bir yere sahip olan Necip Fazıl’ın hayatı, eserleri ve düşünce dünyası programda ele alındı. Programda konuşmacı olarak yer alan akademisyen ve yazar Ömer Demirbağ, üstadın edebi kişiliğini, fikir dünyasını ve Türk düşünce hayatına bıraktığı etkileri anlattı. Necip Fazıl’ın eserlerinden örnekler veren Demirbağ, özellikle gençliğe yönelik fikirleri ve toplum üzerindeki etkisine dikkat çekti. Samimi anlatımıyla katılımcıların ilgisini çeken programda zaman zaman duygu dolu anlar yaşandı. Demirbağ konuşmasında, "Necip Fazıl, yaşadığı dönemde fikirleriyle birçok insana yön vermiş önemli bir mütefekkirdir. Onun ortaya koyduğu düşünce mirası bugün hâlâ konuşulmaya ve anlaşılmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı. Programa, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Ergün Engin ile Erzurum Büyükşehir Belediyesi ve Palandöken Belediyesi Meclis Üyesi Muhammed Gökberk Kocaaliler de katıldı. Program sonunda katılımcılar, organizasyondan duydukları memnuniyeti dile getirerek kültür ve sanat etkinliklerinin devam etmesinden dolayı Erzurum Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.
İstanbul Arnavutköy’de ormanlık alanda kanadı kırık flamingo bulundu İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde ormanlık alanda kanadı kırık halde bulunan flamingo, duyarlı bir vatandaş tarafından kurtarıldı. Arnavutköy Belediyesi ekiplerince ilk müdahalesi yapılan flamingonun sonrasında Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ekiplerine teslim edileceği öğrenildi. Olay, Arnavutköy ilçesi Boyalık Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, ormanlık arazide dolaşan Doğan Kibar isimli vatandaş, yerde hareketsiz duran flamingoyu fark etti. Yakından kontrol eden vatandaş, flamingonun kanadının kırık olduğunu fark etti. Kanatlarındaki renklerden dolayı dikkat çeken flamingoyu bir süre takip ettikten sonra uçamadığını fark edince belediye ekiplerine ihbarda bulundu. Arnavutköy Belediyesine bağlı ekipler gelerek flamingoyu teslim aldı ve belediyeye ait sahipsiz hayvan barınağında müdahalelerinin gerçekleştirileceği öğrenildi. Tedavisi tamamlanan flamingonun sonrasında Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’ne teslim edileceği öğrenildi. "Flamingoyu ilk defa gördüm" Flamingoyu görünce şaşırdığını belirten Doğan Kibar, "Doğa koruma ekiplerine haber verdik. İnşallah kanadı iyileşir ve tekrar doğaya bırakılır. Buralarda leylek görüyorduk ama flamingoyu ilk defa gördüm. Kanatlarının kırmızı olması müthiş bir güzellik. Daha önce flamingoları uçarken görmüştüm ama bu kanadı kırık olduğu için düşmüş" dedi.
Bursa Bursa’nın barajları doldu taştı, kapaklar açıldı... 220 günde sıfırdan yüzde 100’e Bursa’da yaklaşık yaklaşık 7 ay önce Doğancı ve Nilüfer barajlarında ’0’a kadar düşen doluluk oranları sebebiyle alarm verilirken, yaklaşık 220 günde tablo tamamen tersine döndü. Yoğun yağışlar ve kar erimeleriyle birlikte bugün barajlarda doluluk oranı yüzde 100’e ulaşırken, bu kez kontrollü su tahliyeleriyle beraber, taşkın riski olabilir mi tedirginliği yaşanmaya başladı. Geçtiğimiz yıl sonbaharda Bursa’nın önemli içme suyu kaynaklarından olan Doğancı ve Nilüfer barajlarında su seviyeleri kritik seviyelerin altına düşmüş, kent genelinde kesinti gerçekleştirilmişti. Baraj havzalarında çatlayan zeminler ve kuruyan alanlar dikkat çekerken, "Bursa susuz mu kalacak?" sorusu kamuoyunun en çok konuştuğu konular arasında yer almıştı. Aradan geçen yaklaşık 220 günlük süreçte ise özellikle kış aylarında etkili olan yoğun yağışlar ve Uludağ’daki kar erimeleri barajlardaki tabloyu tamamen değiştirdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi ile AKOM tarafından yapılan açıklamada, rezervuarlara yüksek debili su girişleri yaşandığı belirtilerek barajlarda kontrollü su salınımı gerçekleştirildiği duyuruldu. Açıklamada kontrollü tahliye yapılan barajlar arasında Doğancı Barajı, Nilüfer Barajı, Büyükorhan (Cuma) Barajı, Çınarcık Barajı, Gölbaşı Barajı ve Boğazköy Barajı’nın bulunduğu bildirildi. Doğancı Barajındaki yüzde 100 doluluk ve açılan kapaklarla yapılan tahliye işlemi dron ile görüntülendi. DSİ koordinasyonunda yürütülen tahliye süreci kapsamında akarsu yataklarında ani su yükselmeleri yaşanabileceği belirtilirken, vatandaşların dere yatakları ve baraj çevrelerinden uzak durmaları istendi. Yetkililer ayrıca ulaşım yolları, tarım arazileri ve düşük kotlu bölgelerde gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı.