POLİTİKA - 08 Kasım 2023 Çarşamba 12:58

Ordu’da 1 günde 10 açılış

A
A
A
Ordu’da 1 günde 10 açılış

Ordu Büyükşehir Belediyesinin Altınordu, Fatsa ve Ünye’de hayata geçirdiği yatırımlar düzenlenen görkemli törenle vatandaşların hizmetine açıldı. TBMM Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un katılımıyla gerçekleşen toplu açılış törenine coşkulu bir kalabalık katıldı.


Ordu’yu gelecek yüzyıla hazırlayan Büyükşehir Belediyesinin hayata geçirdiği ve sosyal hayat, ekonomi, istihdam, çevre ve yol yatırımlarına yeni bir çehre, özellik ve cazibe kazandıran 10 yatırım Altınordu 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda (Ordu Büyükşehir Belediyesi Önü) Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un katılımlarıyla halkın hizmetine açıldı.


Yapılan törenle Altınordu’da Büyük Melet Projesi, Cumhuriyet Mahallesi Engelsiz Yaşam Merkezi, Sırrı Paşa Caddesi Sağlıklaştırma, Şahincili Mahallesi Erguvan Park; Ünye’de Bedesten İş Merkezi, Atatürk Mahallesi Alt ve Üstyapı Çalışmaları, Bisiklet Yolu; Fatsa’da Kapalı Pazar Yeri, Bolaman Park Yaşam Merkezi ile Konkasör ve Beton Santrali olmak üzere 10 yatırımın resmi açılışı gerçekleştirilmiş oldu.



Kurtulmuş: “Ordu’ya her geldiğimde yenilenmiş görüyorum”


Programda konuşan TBMM Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş hem merkezi hükümetin hem de belediyelerin yapmış olduğu hizmetlerin her türlü takdirin üstünde olduğunun altını çizdi. TBMM Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, “Ordu ilimizde ve ilçelerimizde yapılan hizmetler dolayısıyla emeği geçen bütün arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum” dedi.


TBMM Başkanı Kurtulmuş konuşmasında şu ifadelere yer verdi:


“Böylesine güzel bir memlekete daha ileri adımlar atıldığını daha güzel yatırımlar yapıldığını görmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Ordu’da yıllar içerisinde havalimanının yapılmasından diğer kamu binaların yapılmasına, üniversitemizin arkasında inşaatına başlatılan hastanenin önemli bir kısmının bitme seviyesine gelmesine kadar çok güzel hizmetler yapıldı. Hem merkezi hükümetimizin hem belediyelerin yapmış olduğu hizmetler her türlü takdirin üstünde her türlü övgünün üstündedir. Ben bu vesileyle Ordu ilimizde ve ilçelerimizde yapılan hizmetler dolayısıyla emeği geçen bütün arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum”


Yönetim anlayışlarında milleti öne alan esas belirlediklerini kaydeden Kurtulmuş, “Bizim yönetim anlayışımız milleti esas alan bir anlayışla kamu hizmetlerini yürütmektir. Bu çerçeveden baktığımızda yapılan her hizmetin ister belediyelerimizin hizmetini ister kamu merkezi kurum hizmetlerinin aslında hem vatandaşa hem şehirlerimize yapılan bir hizmet olduğunu hem de böylece devletimizi ileriye taşıyan devleti yukarıya taşıyan bir hizmet olduğunu biliniz. Bu vesileyle bu güzel hizmetlerin Ordu halkımıza, Ünye’ye, Fatsa’ya ve Altınordu’ya hayırlı olmasını temenni ediyorum.”



Güler: “Söz verdiğimizden fazlasını yaptık”


Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler yaptığı konuşmada, geride kalan 4.5 yılın 2 yılının pandemi süreciyle geçmesine rağmen önemli yatırımların hizmete sunulduğuna dikkat çekti.


Söz verilenin üzerinde yatırımı halkın hizmete sunduklarını belirten Başkan Güler konuşmasına şöyle devam etti:


“Biz yol, su, çöp meselesiyle birlikte yeşil alanda tüm dönemlerin rekorlarını kıracak çalışmalar yaptık. Hem de bu 5 yılın 2 yılı pandemiyle geçti. Bütçemizin büyük bölümünü altyapıya harcıyoruz Biz geldiğimizde 272 mahallede su sıkıntısı yaşanıyordu, bunu 29’a düşürdük. Çok kısa zamanda da inşallah sıfırlayacağız. Kendi asfalt plentlerimizi, beton santrallarımızı kurduk, 240 yeni iş makinesi aldık. Bu sayede yollarımızı daha hızlı yapabiliyor, iş ve yatırımlarımızı kısa zamanda hizmete sunabiliyoruz. Yeşil alan miktarını yüzde 120 artırdık. Başta Melet projesi olmak üzere çöplük olarak kullanılan alanı Büyük Melet Projesiyle yaşam merkezi haline getirdik. Bunları da sadece park olarak yapmıyoruz. Mescitleriyle, ders alınan bir yaşam merkezi haline getirdik. Bunun dışında Yoroz’dan Yason’a, Boztepe’den Fatsa Adası’na, Çamlık’tan diğer yatırımlara kadar söz verdiğimiz, bizim vaat ettiğimizin üzerinde proje yaptık.”



“Amacımız kendi kendine yeten bir Ordu inşa etmek”


Kendi kendine yeten ve afete dirençli bir Ordu inşası için çalıştıklarını belirten Başkan Güler, “Amacımız ilk olarak kendi kendine yeten bir şehir yapmak. İkinci olarak afete dirençli kentler oluşturmak istiyoruz. Bunun için sel kapanları diye bir çalışma yapıyoruz. Bunlar Türkiye’de de örnek olacak olan çalışmalar. Çünkü Ordu’daki 14 derenin 12’si kapalı. Ünye’de de 15 tane dere var. Onlar da hemen hemen kapalı. Fatsa’da 13 tane var. Selle karşılaşma durumunda bunların hepsinde büyük sorunlar olabiliyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın 1994 yılında uygulamaya başladığı bilime dayalı siyaset anlayışını benimsedik. Dolayısıyla şimdi afete dirençli kentler oluşmasında bu çalışmaları birlikte yapıyoruz” dedi.



“Proje yöneticilerimizle direkt kaleye oynuyoruz”


İmar konusunda Ordu’da iki önemli sorunu çözerek Türkiye’de bir ilke imza attıklarını ifade eden Başkan Güler, “Belediye deyince akla altyapı ve imar geliyor. İmarda yaptığımız yüksek ölçekli kıyı kenar çizgisini aşan gökdelen tarzı bina vardı. Burayı yıktık ve halka açtık. Burada hem Cumhurbaşkanımızın direktifleri doğrultusunda kanunla yasal olarak bu binaları yıkıp halka açtık. Bu yıktığımız bina Türkiye’de bir ilktir. Onun dışında Durugöl diye bahsettiğimiz içerisinde göl olan bir alan vardı. Burada da istediğiniz kadar kat yapma serbestliği vardı. Bunu da aşağıya çektik ve alanın 36 dönümünü aldık ve onu da halka açtık. Bu iki işin bu günkü değeri 3 milyar (katrilyon) lira. Yaptığımız, Ak Parti Belediyeciliğinin 1994 yılından bu yana başladığımız kutlu yürüyüşün uygulamalarıdır. Proje yöneticilerimizle direkt kaleye oynuyoruz. Yan pas yapmayan, belediye bürokrasisiyle fazla uğraşmadan sonuçlar alıyoruz. Hızlı iş yapabilmemizin nedeni de bu. Fazla yol yapmamızın, su sorununu çözmemizin, parkları yapmamızın sebebi budur.” diye konuştu.



“Fındıkta yeni ürünlere ağırlık verdik”


Fındıkta verim arttıran uygulamalara ve katma değeri yüksek ürünlere ağırlık verdiklerini de kaydeden Başkan Güler, bir yıl önce Rekabet Kurumu’na başvuru yaparak fındık sektörünü manipüle etmeye çalışan İtalyan firması hakkında soruşturma açılmasını sağladıklarına dikkat çekti.


Başkan Güler, fındığı ve fiyatını alıcı piyasasında tekelleşen İtalyan firmasının insafına ve tekeline bırakmamak için yaptıkları bu girişimle Rekabet Kurumu’nun kendilerini haklı gördüğünü kaydederek, “Daha evvel kimseye randevu vermeyen ilgili yabancı firma Ordu’ya geldi. Biz 5 saat görüştük ve fındık fiyatını revize etti. 80 TL’den 95 liraya çıkardılar.” dedi.



“Fındığın 200 yıllık makus tarihini birlikte yeneceğiz”


Meclis Başkanı Kurtulmuş’tan lisanslı depo ve fındık ihtisas bölgeleriyle ilgili destek isteyen Başkan Güler, “Zaten bütün çalışmalarımızda arkamızda olan değerli büyüğümüzden iki tane istirhamımız var. Bir tanesi lisanslı depoculuk. Bunun için şirketi kurduk, yerimizi seçtik, proje hazır. Lisanslı depo ile fındık meselesini kökten çözecek bir hale getireceğiz. İkincisi de fındık ihtisas bölgeleri. Fındık üretim bölgeleri yapacağız. Burada Ordu’ya gelen yatırımcılar yer yok ki geleyim diyorlar. Biz şu anda 50 tane fabrika kuracak yeri hazırladık. Yapacağımız diğer alandaki çalışmalarla işi çözeceğiz inşallah. İnşallah fındığın 200 yıllık makus tarihini birlikte yeneceğiz. Açacağımız tesisler ilimize bölgemize hayırlı olsun. Altınordu, Fatsa ve Ünye’mize hayırlı olsun” şeklinde konuştu.


Konuşmaların ardından Ünye ve Fatsa ilçelerine de video konferansla bağlanan TBMM Başkanı Kurtulmuş, tesislerin hayırlı olmasını dilerken yapılan duanın ardından kurdele keserek açılışı gerçekleştirdi.


Törene Ak Parti Ordu Milletvekilleri İbrahim Ufuk Kaynak, Mustafa Hamarat, Refah Partisi Eski Milletvekili Hasan Hüseyin Ceylan, Ordu Valisi Muammer Erol, Ak Parti Ordu İl Başkanı Selman Altaş, MHP Ordu İl Başkanı Mehmet Özçelik, İlçe Belediye Başkanları, çok sayıda protokol üyesi ile vatandaşlar katıldı.



Ordu’da 1 günde 10 açılış

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Eğitim-Bir-Sen’li 1000 sendikacı kadın lider, Türkiye buluşmasında bir araya geldi Eğitim-Bir-Sen Kadın Komisyonları 9. Türkiye Buluşması; Genel Başkan Ali Yalçın, Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın ve Türkiye genelindeki 146 şubeden 1000 sendikacı kadın liderin katılımıyla Kızılcahamam’da gerçekleştirildi. "Örgütlü kadın, güçlü toplum" temasıyla düzenlenen buluşmada, kadın eğitim çalışanlarının karşılaştığı sorunlar, elde edilen kazanımlar ve yeni dönem hedefleri kapsamlı biçimde ele alındı. Toplantıda ayrıca kadınların, küresel sistemin dayattığı yozlaşmaya karşı durma kararlılığı, sapkın akımlarla mücadele, dijital dünyanın denetimi, aile ve emeği önceleyen politikalar ile şiddetle mücadele konuları görüşüldü. "Kadın çalışanlar için istediğimiz düzenlemeler ayrımcılık değil, huzurlu bir toplum ve sağlıklı bir gelecek için yapılması gereken yatırımlardır" Toplantının açılışında konuşan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "34 yıllık sendikal mücadelemizi emeğimizi değerli kılmak, ekmeğimizi büyütmek için sürdürüyoruz. Bunun yanında küresel güç odaklarının dayattığı çarpık ve yozlaşmış anlayışa karşı da net bir tavır alıyoruz" dedi. Yalçın, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bugün dünyayı saran kapitalist emperyalist düzen nasıl barış üretmiyorsa, ’kadın hakları ve özgürlükleri’ diye servis ettikleri süslü paketler de insanlığı felakete sürüklüyor. Hiç kimse bu ifsada kayıtsız kalmamızı beklemesin. Ne sessiz kalırız ne de bize reçete diye sunulan zehre uzanırız. Çünkü biz meseleye bambaşka bir yerden bakıyoruz. Bizim anlayışımızda kadın; güç savaşlarının aparatı, kültürel değişimin ajanı değil, toplumun vicdanı, medeniyetin taşıyıcısı, geleceğin kurucusudur. Kadınlar Komisyonumuz da sadece teşkilatımızın, sendikamızın bir parçası değil, inancımızın, kültürümüzün, değerlerimizin müstahkem kalesidir. İşte bu anlayışla kadınıyla erkeğiyle Eğitim-Bir-Sen olarak bizler, küresel sistemin çürümüş düzenine karşı duruyoruz." "Sendikal mücadelemiz, kadınların desteğiyle büyüyüp güçleniyor" Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimi yalnızca bir meslek alanı değil, bir medeniyet inşası olarak gördüklerini, bu büyük yürüyüşün en güçlü taşıyıcısı olan kadınların emeğini, iradesini ve dönüştürücü gücünü her zaman merkeze aldıklarını belirten Yalçın, şunları söyledi: "Okullarda ve üniversitelerde geleceği inşa eden, bilgiyi şefkatle yoğuran, emeğiyle topluma yön veren kadın eğitimcilerimizin azmi, yarınlarımızın teminatıdır. Kadınların desteğiyle büyüyüp güçlenen sendikal mücadelemiz, adaletin, hakkın ve insan onurunun daha gür bir sesle savunulmasına vesile olmaktadır. Eğitim-Bir-Sen olarak, kadınların emeğini görünür kılan, sözünü güçlendiren ve karar süreçlerindeki etkisini artıran bir anlayışla yol yürümeye kararlıyız. Kadın komisyonumuzun örgütlenme bilincindeki artış, sendikal mücadelemiz kadar ülkemiz ve geleceğimiz için de önem taşımaktadır. Çünkü biliyoruz ki; kadının emeği güçlendikçe toplum güçlenir, kadınların sesi yükseldikçe gelecek daha sağlam inşa edilir." "Durmayacağız, yılmayacağız, pes etmeyeceğiz" Ali Yalçın, sendikal mücadeledeki kararlılıklarının altını çizerek, şöyle konuştu: "Bugün, ‘ücrette denge’, ‘gelirde adalet’ çağırımız, temel mücadele hattımızdır. Anamızın ak sütü gibi helal olan refah payı gelmeden, gelir vergisi yüzde 15’e sabitlenmeden, birinci dereceye 3600 ek gösterge hayata geçirilmeden, akademik zam gerçekleşmeden, selasını 8. Dönem Toplu Sözleşme’de okuyup ‘bu yasayla buraya kadar’ dediğimiz 4688 sayılı Kanun değişmeden, reform paketiyle kamu personel sistemi değiştirilmeden durmayacağız, yılmayacağız, pes etmeyeceğiz." "Bin 124 kazanıma imzasını atmış iradeyiz" Ali Yalçın, Eğitim-Bir-Sen teşkilatının bu ülkenin sendikal tarihine, emek mücadelesine, "Yaparsa Eğitim-Bir-Sen yapar" sözünü mühürlediğini vurguladı. Yalçın, konuşmasının devamında şunları kaydetti: "Biz ki bin 124 kazanıma imzasını atmış iradeyiz. Biz ki üyelerimizin emanet ettiği yetkiyi, masada, sahada, medyada, sosyal diyalog kanallarının tamamında kararlılıkla mücadeleye dönüştüren hareketiz. İşte bunun en son örneğini kadın kamu görevlilerinin analık hakları konusunda, etkili mücadelemiz sonucu doğum sonrası yarım zamanlı çalışma hakkına ilişkin kazanımda gördük. Yarım zamanlı çalışma hakkına ilişkin yönetmelik yürürlüğe konulmuş fakat kapsamı dar uygulamada eksiklikler vardı. 9 yıl boyunca toplu sözleşmeden tutun da KPDK’ya, KİK’e, ikili görüşmelere kadar birçok platformda ‘kadınların analık hakları örselenmesin, kamu görevlileri arasına ayrım konmasın’ dedik. Ve nihayetinde bu talebimiz kazanıma dönüştü." "Kadın çalışanlar için istediğimiz düzenlemeler ayrımcılık değil, huzurlu bir toplum ve sağlıklı bir gelecek için yapılması gereken yatırımlardır" Yalçın, bu kazanımların kapsamının genişlemesi için ter akıttıklarını ifade ederek, "Kadın çalışanlar için istediğimiz düzenlemeler ayrımcılık değil huzurlu bir toplum ve sağlıklı bir gelecek için yapılması gereken yatırımlardır. Tencerede dert değil, aş kaynayacaksa, kadın eğitim çalışanlarının iç huzuru için iş huzuru sağlanacaksa bu ses duyulsun istiyoruz. Tabi şunu da ifade etmeliyim ki bugün bu taleplerimiz birilerine imkânsız gelebilir. Dün süt iznine de 24 hafta ücretli doğum izinlerine de imkânsız deniliyordu ama ne oldu? Dün mümkün değil denilen bugün mümkün oldu, bakın kazanıma dönüşüyor" dedi. Ali Yalçın, birilerinin yaptığı gibi temennileri değil, sahanın taleplerini konuştuklarını, akademik sendikacılık yaptıklarını, taleplerinin altını bilimsel verilerle doldurduklarını belirterek, "Sadece sorunları sıralamıyor, çözümleri geliştiriyoruz. ‘Söyledik, bizden çıktı, işimiz bitti’ demiyor, taleplerimizi takip ediyoruz, kazanıma dönüştürüyoruz" dedi. "Görevi başında vefat eden kamu görevlilerinin şehit sayılması için TBMM’ye ve Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne başvurduk" Ali Yalçın, eğitimciler olarak yaşadıkları en can yakıcı sorunların başında eğitimde şiddet sorununun geldiğine işaret ederek, birkaç yıl önce Eyüpsultan’da görev yapan okul müdürü İbrahim Oktugan’ın öldürüldüğünü, bir süre önce de İstanbul’da Fatma Nur Çelik öğretmenin acısını yaşadıklarını hatırlattı. "O gün meslek hayatımın en zor günlerinden birini yaşadım. Gittik cenazemizi omuzladık, ailemizin yanında olduk. Yüreğimiz yandı, içimiz parçalandı. Fatma Nur öğretmenimizin acısını içimize gömdük ama kimse bu meseleyi kapattığımızı zannetmesin" diyen Yalçın, şöyle konuştu: "Bizim tek bir meslektaşımızı daha şiddete kurban vermeye, ağzı süt kokan tek bir yavrumuzun daha yetimliğine, öksüzlüğüne tahammülümüz yok. Biz eğitimde şiddet konusunda kınama mesajı değil, şiddet yasasının tavizsiz uygulanmasını istiyoruz. Bu konuda da bazı yeni adımlar attık, ‘şiddet nedeniyle görevi başında vefat eden kamu görevlileri şehit sayılmalı ve buna bağlı haklardan yararlandırılmalı’ dedik. Düzenleme yapılması için de talebimizi TBMM’ye ve Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’ne gönderdik. Konunun takipçisi olmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum." "Analık hakları için TBMM’ye sunulan düzenleme yetmez ama evet" Eğitim-Bir-Sen Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın ise konuşmasında aile ve kadın emeğinin korunmasının önemine işaret ederek, "Aile, bir medeniyetin taşıyıcı kolonu, bir milletin hafızasıdır. Aile zayıflarsa toplum ayakta kalamaz. Bu nedenle aileyi merkeze alan sosyal politikaların güçlendirilmesi şarttır. Bizim teklifimiz, kadın kamu çalışanlarının mali ve özlük haklarını koruyan, çocuğun ve toplumun üstün yararını ve değerleri gözeten bir çalışma hayatı" dedi. Sıdıka Aydın, yeni dönemde sendikal mücadele alanlarına ilişin açıklamasında, 81 ilde 15 bin 44 kadın eğitim çalışanıyla analık haklarına ilişkin yaptıkları saha araştırmasının sonuçlarından örnekler vererek şu ifadeleri kullandı: "Çalışma sürelerinin kadın kamu görevlileri lehine yeniden düzenlenerek, haftalık çalışma süresi 32 saate ya da mesai günlerinin 4 güne düşürülmesi, analık izin sürelerinin artırılması ve tam istihdam güvencesiyle yeni nesil çalışma modellerinin geliştirilmesi üzerine olacaktır. Bizim teklifimiz net, maaş kaybı olmadan, özlük hakları korunarak, insan, aile ve değerleri merkeze alan bir çalışma hayatı. Çalışma hayatındaki kadınların analık hakları için TBMM’ye sunulan düzenleme için yetmez ama evet diyoruz. Doğum izin süresinin 60 aya çıkarılması doğru olandır. Biz bu doğru olanın yapılması için mücadelemizi sürdüreceğiz." Küresel güç odaklarının "özgürlük, modernlik" adı altında toplumlara empoze ettiği kimliği belirsizleştiren ve aileyi zayıflatan anlayışların basite indirgenecek bir mesele olmadığının altını çizen Aydın, "Doğrudan doğruya toplumu ve çocukları hedef alan bir ifsad projesidir. Cinsiyetin belirsizleştiren aile kurumunun kutsallığını ortadan kaldırıp zayıflatan bir zeminden sağlıklı ve geleceğe taşınan bir toplum çıkmaz. Aile kırmızı çizgimizdir! Fıtratı yok sayan, aile kurumunu zayıflatan hiçbir yaklaşım ve çalışmayı kabul etmiyoruz" dedi. Dijitalleşmenin aile yapısı üzerindeki etkilerine de dikkati çeken Aydın, kontrolsüz dijital içeriklerin çocuklar ve gençler üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu vurguladı. Aynı evin içinde ama birbirlerinden uzak ebeveyn ve çocuklardan oluşan ailelerin sayısının, dijital dünyanın dayatmasıyla her geçen gün arttığına işaret eden Aydın, şunları kaydetti: "Dijital dünyanın esiri değil, efendisi olmalıyız. Karanlık odakların ürettiği algoritmalara teslim olmayacağız, çocuklarımızı bu algoritmaların mahkumu yapmayacağız. Dijital platformlar, kültürel değerlerimizi koruyacak şekilde denetlenmeli; şiddet, zorbalık ve müstehcen içerikli platformlara karşı etkin, hukuki tedbirler alınmalıdır. Aile dostu dijital içerikler üretilmeli, ahlak dışı gündüz kuşağı yayınları tümden yasaklanmalıdır. Sosyal medya kullanımında getirilen 15 yaş sınırlamasına ilişkin mevzuatın çıkarılmasını önemsiyoruz. Bu düzenlemenin başarıya ulaşması adına atılacak adımlara destek vermeye hazırız."