ASAYİŞ - 10 Ekim 2023 Salı 15:34

Ordu’da bir haftada 14 binden fazla araç denetlendi

A
A
A
Ordu’da bir haftada 14 binden fazla araç denetlendi

Ordu’da polis ekipleri tarafından trafik kazalarını azaltmaya yönelik yapılan denetimlerde son bir haftada 14 bin 363 araç ve sürücüsü kontrol edildi.


Emniyetten yapılan açıklamada, son bir haftada Ordu genelinde 45 yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiği, bu kazalarda 63 kişinin yaralandığı bildirildi. İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından, trafik kazalarını azaltmaya yönelik yapılan denetimler çerçevesinde 50 araç sürücüsüne alkollü araç kullanmaktan, 73 sürücüye modifiyeli araç kullanmaktan, 31 araç sürücüsüne drift ve hatalı şerit değiştirmekten, 164 araç sürücüsüne kırmızı ışık ihlalinden, 992 araç sürücüsüne hız sınırlarını aşmaktan, 67 araç sürücüsüne seyir halinde cep telefonu ile konuşmaktan, 152 araç sürücüsüne emniyet kemeri kullanmamaktan ve 122 araç sürücüsüne kask kullanmamaktan cezai işlem yapıldı.


Ekiplerin yapmış oldukları diğer denetimler ile birlikte toplam 14 bin 363 araç kontrol edildi, 2 bin 809 araç sürücüsüne çeşitli maddelerden işlem yapıldı, 38 araç trafikten men edildi ve 50 araç sürücüsünün sürücü belgesi geri alındı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’ta kamyonet kasasından 12 kaçak göçmen çıktı: 4 organizatör tutuklandı Kars’ta durdurulan bir kamyonetin kasasında 12 Afganistan uyruklu düzensiz göçmen yakalandı. Gözaltına alınan 4 organizatör tutuklanırken, göçmenlerden 2’sinin farklı suçlardan arandığı ortaya çıktı. İl Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen saha çalışmalarında bir aracın düzensiz göçmen taşıdığı bilgisine ulaşıldı. Takibe alınan araç, Kars Çevre Yolu üzerindeki uygulama noktasında durduruldu. Yapılan kontrollerde, aracın kasanında yasa dışı yollarla Türkiye’ye giriş yaptıkları tespit edilen 12 Afganistan uyruklu düzensiz göçmen yakalanarak muhafaza altına alındı. "4 organizatör cezaevine gönderildi" Olayla ilgili araçta bulunan ve organizatör oldukları değerlendirilen N.U. (16), F.A. (22), Ö.K. (26) ve B.K. (24) isimli 4 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edilen şüpheliler, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak Kars Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna teslim edildi. "Yakalanan göçmenler suç makinesi çıktı" Öte yandan, yakalanan düzensiz göçmenlere yönelik yapılan GBT ve parmak izi sorgulamasında H.A. isimli şahsın "hırsızlık" suçundan, İ.A. isimli şahsın ise "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan arandığı tespit edildi. Aranan şahıslar hakkında gerekli adli tahkikat başlatılırken, diğer düzensiz göçmenlerin sınır dışı işlemleri için İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edileceği öğrenildi. Kars Emniyet Müdürlüğü’nce, göçmen kaçakçılığı ve düzensiz göç ile mücadelenin etkin bir şekilde artarak devam edeceği bildirildi.
İzmir Aras Kargo play-off serisine galibiyetle başladı Vodafone Sultanlar Ligi play-off 5-8 Etabı ilk maçında Aras Kargo, sahasında Nilüfer Belediyespor’u 3-1 mağlup ederek seride avantaj yakaladı. Müsabaka sonrası Aras Kargo Spor Kulübü Başkanı Yiğitcan Bozoğlu, en büyük hedeflerinin Avrupa kupalarına katılmak olduğunu söyledi. Vodafone Sultanlar Ligi’nde normal sezonu yedinci sırada tamamlayarak play-off oynama hakkı kazanan Aras Kargo, İzmir Atatürk Voleybol Salonu’nda altıncı sıradaki Nilüfer Belediyespor’ u ağırladı. Çekişmeli geçen mücadelede İzmir temsilcisi rakibini 25-20, 25-23, 19-25 ve 25-19’luk setlerle 3-1 yenerek seride 1-0 öne geçti. İki galibiyete ulaşan takımın 5-6 sıralama etabına yükseleceği serinin ikinci maçı, 12 Nisan’da Nilüfer Belediyespor’un ev sahipliğinde Bursa’da oynanacak. Seride eşitlik olması durumunda ise üçüncü ve son karşılaşma 14 Nisan’da yine deplasmanda yapılacak. "İzmir tam anlamıyla bir voleybol şehri" On yedi yıl aradan sonra İzmir’i play-off’lara taşımanın gururunu yaşadıklarını belirten Yiğitcan Bozoğlu, "Binlerce İzmirlinin desteğini arkamızda hissediyoruz. Umarım bunu bir adım daha ileriye taşıyarak Avrupa kupalarına katılma başarısını da göstereceğiz. İzmir tam anlamıyla bir voleybol şehri. Etrafınıza baktığınızda çocuklarıyla gelen anneler, babalar görüyorsunuz. Mutlu, neşeli bir şekilde takımımızı destekleyen sesler duyuyorsunuz. İzmir gerçekten takımına ve voleybola sahip çıkıyor. Böyle bir voleybol şehrinde olmaktan dolayı gurur duyuyoruz" ifadelerini kullandı. "Adım adım ilerleyerek hedeflerimizi gerçekleştiriyoruz" Takımın birbirine çok kenetlendiğini ve ilk hedeflerine ulaştıklarını kaydeden Başkan Bozoğlu, "Sahada olanlardan kenarda bekleyenlere kadar herkes oyun disiplinini koruyarak oynamayı önemsiyor. Birincil önceliğimiz zevk alarak oynamak, kazanmak ise bunun ardından geliyor. Sezon içerisinde bizi zorlayan yorgunluklar oldu ancak üstesinden gelmeyi başardık. Nilüfer Belediyespor bize çok ters gelen, çok kaliteli bir takım. İki farklı tarzda voleybol oynayan takımın karşılaşacağı keyifli bir süreç oluyor. Sezon başında play-off’lara katılmak ilk hedefimizdi, ikinci hedefimiz ise Avrupa kupalarına gitmek. Adım adım ilerleyerek hedeflerimizi gerçekleştiriyoruz. Sahadaki atmosfer inanılmaz. Salonda kendi takımımızın sesinin yankılanması bizim için çok özel bir durum. İzmir çok daha iyilerini hak ediyor ve biz de bu yüzden her sene çıtayı biraz daha yükseğe taşıyoruz. Planlı bir şekilde stratejilerimiz hazır, çok daha iyi yerlere ulaşacağımızı umuyorum" cümlelerine yer verdi.
İzmir Kayınvalide damadına can olmak için böbreğini bağışladı Böbrek yetmezliği tedavisi gören 55 yaşındaki hastaya, 71 yaşındaki kayınvalidesi 9 ayda 15 kilo vererek böbreğini bağışladı. Daha önce kadavradan nakledilen böbreğin işlevini yitirmesi üzerine yapılan bu yeni ve başarılı ameliyatla hasta tekrar sağlığına kavuştu. İki çocuk babası Şeref Ardil (55), yüksek tansiyona bağlı böbrek yetmezliği nedeniyle 2005 yılında diyaliz tedavisine başladı. 2009 yılında kadavradan yapılan nakille sağlığına kavuşan Ardil’in böbreği, 2024 yılının ekim ayında işlevini yitirdi. Yaklaşık 18 ay yeniden diyaliz tedavisi gören hastanın imdadına, 30 yıllık eşi Nurşen Ardil’in (51) annesi Fatma Solmaz (71) yetişti. Damadına böbreğini vermek isteyen kayınvalide, nakil için gereken vücut kitle endeksine ulaşabilmek amacıyla 9 ayda 89 kilodan 74 kiloya düşerek 15 kilo verdi. İzmir’deki Acıbadem Kent Hastanesi’nde Nakil Uzmanı Dr. Işık Özgü başkanlığındaki Uzm. Dr. Uğur Saraçoğlu, Prof. Dr. Hüseyin Töz, Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok, Doç. Dr. Mert Akan, Uzm. Dr. Alihan Pirim ve Uzm. Dr. Gökhan Ekin’den oluşan ekip tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonla nakil işlemi tamamlandı. Ameliyattan 3 gün sonra taburcu edilen 3 çocuk ve 9 torun sahibi donör kayınvalidenin ardından, Şeref Ardil de son kontrolleri yapılarak taburcu edilmesi planlanıyor. "Kilo vermesi konusunda şüphelerimiz vardı" Hastanın durumuna ilişkin detayları paylaşan Acıbadem Kent Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok, hastanın daha önce kadavradan gerçekleşen naklinin uzun süre işlevini sürdürdüğünü ancak sonrasında böbrekte fonksiyon bozukluğu meydana geldiğini belirtti. Aile içinde uyumlu kan grubuna sahip canlı verici bulunamayınca kayınvalidenin gönüllü olduğunu anlatan Ok, "Vericimizin vücut kitle endeksi, nakil için kabul ettiğimiz yasal sınır olan 35’in biraz üzerindeydi. Yaşını da göz önüne alarak kilo vermesi konusunda başlangıçta şüphelerimiz olsa da kendisine tanıdığımız 9 aylık süreçte büyük bir azimle 15 kilo vermeyi başardı. İleri yaşlarda yavaşlayan metabolizmaya rağmen gösterilen çabanın ameliyat sürecinin hızla toparlanması adına çok önemli. ’Kimse insanın annesi gibi olmaz’ denir ancak nadiren de olsa böyle çok güzel, gönüllü kayınvalidelerle de karşılaşıyoruz. Operasyon sonrası her iki hastamızın durumu da oldukça iyi. Birkaç gün önce taburcu ettiğimiz vericimiz bugün kontrole gelirken, ameliyatının beşinci gününde olan alıcımızı da şifa ile taburcu edeceğiz ve her şeyin yolunda gittiğini görüyoruz" dedi. "Kendisine her zaman anne diye hitap ediyorum" Kayınvalidesinin böbrek bağışıyla ikinci kez yaşama tutunan damat Şeref Ardil, ilk nakil sürecinde de kayınvalidesinin böbreğini vermek istediğini ancak yaşı genç olduğu için kadavra sırasını beklemeyi tercih ettiğini dile getirdi. Kadavradan nakledilen böbreğin kendisini 15 yıl idare ettiğini söyleyen Ardil, "Bu sürenin sonunda yeniden 18 aylık bir diyaliz serüvenim başladı. Yaklaşık on aydır kayınvalidemle birlikte hastaneye gelip gidiyorduk ve nihayet doktorlarımızın çabasıyla nakil sürecimiz başarıyla sonuçlandı. Kendi annemi 2017 yılında kaybettim, yaşlılık nedeniyle hayatta olsa bile böbreğini vermesi oldukça zordu. Ben kendisine her zaman anne diye hitap ediyorum. Kayınvalidem sayesinde tekrar sağlığıma kavuştum ve son derece mutluyuz" diye konuştu. "Ameliyat öncesinde içimde hiçbir korku yoktu" Çocuklarının mutluluğu için gönüllü olduğunu vurgulayan kayınvalide Fatma Solmaz ise diyalize girmenin zor bir süreç olduğunu ifade etti. Damadının durumuna şahit olmanın kendisini derinden üzdüğünü belirten Solmaz, "Bu yüzden böbreğimi tamamen kendi isteğimle verdim. Ameliyat öncesinde içimde hiçbir korku ya da endişe yoktu. Organımı verip ona çare olduğum için büyük bir sevinç duyuyorum. Nakil işleminin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen ağrım veya acım yok, kendimi turp gibi hissediyorum. Doktorlarımızdan Allah razı olsun, onlar var olduğu müddetçe bizler de sağlıklıyız. Organ bağışında bulunmaktan çekinenler benim şu anki durumumu görsünler. Kimse korkmasın ve tereddüt etmesin, herkes gönül rahatlığıyla organ bağışında bulunsun" ifadelerini kullandı.
Kütahya Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dönmez: "Yapay zekâ insanları tembelleştirebilir ama doğru kullanılırsa güçlü bir asistan" Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve illüstrasyon sanatçısı Adem Dönmez, yapay zekânın insanları tembelleştirip tembelleştirmediği yönündeki tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Son dönemde sıkça gündeme gelen yapay zekâ konusuna değinen Dönmez, teknolojinin kullanım biçimine göre farklı sonuçlar doğurduğunu belirtti. Yapay zekâyla ilk kez tanışan ve temel çizim eğitimi olmayan kişiler için tembelleştirici bir etki söz konusu olabileceğini ifade eden Dönmez, buna mukabil el çizimi pratiği bulunan ve bu alışkanlığını sürdüren kişiler için aynı durumun geçerli olmadığını söyledi. Özellikle gençler açısından bu durumun risk oluşturabileceğine dikkat çeken Dönmez, oyun sektöründe faaliyet gösteren bazı firmaların işe alım süreçlerinde değişikliğe gittiğini aktardı. Daha önce dijital portfolyolar üzerinden yapılan değerlendirmelerin yerini, yalnızca kurşun kalem ve beyaz kağıtla yapılan çizim sınavlarının aldığını belirten Dönmez, bu uygulamayla adayların temel becerilerinin ölçüldüğünü ifade etti. Dönmez, "Portfolyosu güçlü görünen bazı adayların, temel çizim becerilerinde yetersiz kaldığı gözlemleniyor" dedi. Yapay zekânın hayatımıza beklenenden daha hızlı adapte olduğunu vurgulayan Dönmez, bu teknolojinin sunduğu sonuçların ise hâlâ tartışmaya açık olduğunu dile getirdi. Konuya ilişkin birçok deney yapıldığını belirten sanatçı, kendi çalışma yönteminde yapay zekâyı doğrudan bir üretim aracı olarak kullanmadığını ifade etti. "Yapay zekâyı asistan olarak kullanıyorum" Yapay zekâyı daha çok bir yardımcı araç olarak değerlendirdiğini belirten Dönmez, "Farklı eskizler ürettiriyorum, ardından içlerinden en uygun olanı seçerek kendi çalışmamı geliştiriyorum" diye konuştu. Gelecekte yapay zekânın en doğru kullanım biçiminin "asistanlık" olacağını ifade eden Adem Dönmez, bu süreci grafik tasarım yazılımlarının geçmişteki gelişimine benzetti. Adobe Photoshop ve Adobe Illustrator gibi programların ilk dönemlerinde oldukça sınırlı özelliklere sahip olduğunu hatırlatan Dönmez, yapay zekâ araçlarının da benzer bir gelişim sürecinden geçtiğini söyledi. Mevcut yapay zekâ teknolojilerinin daha çok amatör kullanıcılara yönelik gibi göründüğünü dile getiren Dönmez, daha gelişmiş sistemlerin yüksek maliyetlerle ya da sınırlı erişimle kullanılabildiğini belirtti. Yapay zekâya gereğinden fazla anlam yüklenmemesi gerektiğini vurgulayan Dönmez, "Şu anki haliyle çok yeterli değil" ifadelerini kullandı.