GENEL - 17 Kasım 2021 Çarşamba 10:26

Osmaniye’de ’parkomat uygulaması’ hayata geçiyor

A
A
A
Osmaniye’de ’parkomat uygulaması’ hayata geçiyor

Osmaniye’de trafiğin yoğun olduğu caddelerde düzensiz park uygulamalarının önünü geçebilmek için ’parkomat uygulaması’ hayata geçiyor.

Osmaniye’de trafiğin yoğun olduğu caddelerde düzensiz park uygulamalarının önünü geçebilmek için ’parkomat uygulaması’ hayata geçiyor. Yeni yılın ilk gününde hayata geçecek olan parkomat uygulamasıyla birlikte gereksiz kaldırım işgalinin de önlenmesi hedeflendi.


Osmaniye Belediye tarafından parkomat uygulaması ve kaldırım işgalleriyle mücadele konusunda bilgilendirme toplantısı yapıldı. Toplantıda belediye tarafından işletilecek olan parkomat uygulaması hakkında genel bilgiler verildi. Trafiğin yoğun olduğu caddelerde gereksiz parkların önüne geçmek için parkomat uygulaması hakkında bilgiler veren Belediye Başkanı Kadir Kara, uygulamanın başlamasıyla birlikte kaldırım işgallerinin önlenmesi konusunda da gerekli çalışmaların başlatılacağını söyledi.


01 Ocak 2022 tarihinde yürürlüğe girecek olan parkomat uygulaması ilk olarak Cevdet Sunay, Atatürk, Şehit Mehmet Eroğlu, Palalı Süleyman, Akyar, Doktor Sadık Ahmet, Şehit Bekir Evirgen caddeleri ile Zafer Camii Sokakta faaliyete geçecek. Resmi plakalı kamu araçlarının, engelli araçlarının, şehit yakınları ve gazi araçlarının, belediye meclis üyelerinin araçlarının, altıncı sınıf olarak geçen motosiklet araçlarının ve muhtarların araçlarının muaf tutulacağı uygulamada 7 Ocak Osmaniye’nin kurtuluş günü ile resmi tatillerde park noktaları ücretsiz olacak. Kış aylarında 09.00 ile 17.00 saatleri arasında yaz aylarında ise 09.00 ile 19.00 saatleri arasında hizmet verecek olan parkomat uygulamasının ilk 10 dakikası ücretsiz 60 dakikası 2,5 lira, 120 dakikası 1,5 lira eklemeli diğer takip eden saatler de ise 2,5 lira olarak belirlendi.


Otopark uygulamasının belediye tarafından işletileceğinin altını çizen Belediye Başkanı Kadir Kara, “Otopark uygulamasıyla birlikte aynı zamanda kaldırım işgallerinin de yeniden düzenlenmesi konusunda 01 Ocak 2022 tarihi itibariyle Osmaniye’mizde başlayacaktır. 01 Ocak 2022 tarihinden itibaren başlatılacak olan otopark uygulaması ve kaldırım işgallerinin önlenmesi konusunda belediye meclisimizde tüm siyasi partilerin tam mutabakatı vardır. Uygulamayı öğrenme açısından uygulamanın doğru yapılabilmesi açısından profesyonel destek aldık. Nasıl yaparsak Osmaniye’de başarılı oluruz bu konuda deneyimli firmalar var. Bir firma ile anlaştık. Anlaştığımız firmayla Osmaniye’nin otopark konusunda bize sadece danışmanlık hizmeti verecek. Burada görev yapacak kişileri de eğittikten sonra görevi bitecek. Sadece ihtiyaç duyulduğu zamanda irtibata geçilecek. Onun dışında otopark uygulaması altını çizerek söylüyorum Osmaniye Belediyesi tarafından işletilecektir. Hiçbir kuruluşa, şahsa asla verilmeyecek ve devredilmeyecektir” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Çini, kadınların ellerinde hayat buluyor GAZİANTEP (İHA) – Gaziantep’te açılan çini kursuna katılan kadın kursiyerler, seramikten hazırladıkları eserlerle hem sanat öğreniyor hem de aile ekonomilerine katkıda bulunuyor. Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya taşıdığı, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı devletlerinden günümüze miras kalan, UNESCO’nun da "İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası" listesine aldığı çini sanatı kadınların ellerinde geleceğe aktarılıyor. Çini sanatını yaşatmak için Şahinbey Belediyesinin Türkiye’nin en büyük ikinci camisi olan Şahinbey Millet Camii ve Külliyesi’nde kadınlara yönelik açtığı kursa, kadınlar yoğun ilgi gösteriyor. Kadınlar birbirinden güzel ürünler yapıyor Birçok sanat dalına yönelik kursun bulunduğu Şahinbey Millet Camii ve Külliyesi’ndeki kurslar, büyük ilgi görüyor. Kadınlar, seramikten yaptıkları kahve fincanları, tabaklar, tablolar ve hediyelik plaket gibi ürünleri sabırla boyayarak sanatsal ürünler ortaya çıkarıyor. Kadınların ürettiği ürünler büyük ilgi görüyor. "Çini sanatı Türk’ün öz sanatıdır" Çini sanatının Osmanlı tarafından günümüze ulaşan bir sanat olduğunu belirten kurs çini sanatçısı ve eğitmeni Özlem Karabüber, "Çini sadece bize mahsus, Türk’ün öz sanatıdır. Çini sanatı Mezopotamya ve Orta Asya kökenli pişmiş toprağın işlenmesiyle oluşan Türk kültüründe Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde zirveye ulaşan geleneksel bir süsleme sanatıdır. Türklerin en önemli süsleme sanatıdır. Ben de bu sanatı öğrenmek için kursiyerlikten başladım. 2006 yılından bu yana bu sanatın içerisindeyim. Amacım bu geleneksel sanatımızı daha fazla kişiye ulaştırmak ve gelecek nesillerimize aktarmaktır" dedi. Karabiber, unutulmaya yüz tutmuş sanat dallarından olan çini sanatını yaşatmak için kadınlara yönelik açılan ve kadınların hobi amaçlı başladıkları kursta aldıkları uygulamalı eğitimler kapsamında çeşitli ürünler yaparak hem ev ekonomisine katkıda bulunduklarını hem de psikolojik terapi niteliği taşıyan Osmanlı motiflerinin desenlerini çizerek eğlenceli vakit geçirdiklerini bildirdi. "Kadınlar ev ekonomisine katkıda bulunuyor" Osmanlı dönemine ait çini motifler üzerine eserler yaptıklarını dile getiren Karabüber, "Çini sanatı sabır ve emek isteyen, aynı zamanda da insana huzur veren çok özel bir sanattır. Kursumuzda sadece bir el sanatı değil, aynı zamanda insanların sosyalleştiği, özellikle ev hanımlarının kendilerine zaman ayırdıkları ve üretmenin mutluluğunu yaşadıkları psikolojik olarak da kendilerini iyi hissettikleri bir ortam oluşturmaya çalışıyoruz. Kadın kursiyerlerimiz bu kursta yaptıkları ürünleri satabiliyorlar ve bu şekilde ev ekonomilerine de katkıda bulunuyorlar" ifadelerini kullandı. "Çini sanatı psikolojik terapi gibi geldi" 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerin ardından İslahiye ilçesinden Gaziantep kent merkezine yerleştiğini ve deprem sürecinde yaşadığı sıkıntıları çini sanatı kursu sayesinde aştığını belirten kursiyerlerden Sevgi Yazaroğlu Kaya, çini sanatının kendisi için terapi gibi geldiğine değinerek, "Geçtiğimiz yıl çini sanatı ile tanıştım. Camideki farklı kurslara da katılıyorum. Çini kursunda çok mutluyum. Eğitmenimiz Özlem hanımın da bize çok faydası oluyor ve güzel eğitim veriyor. Daha önce de tezhip sanatında eğitim aldığımdan dolayı çini sanatını çok güzel bir şekilde yaptığımı düşünüyorum. Bir depremzede olarak depremden sonra çok sıkıntıya girmiştim. Fakat bu kursta çini sanatıyla hayat buluyoruz" şeklinde konuştu. "Çini sanatıyla hayat buldum" Kursun en yaşlı kursiyeri 62 yaşındaki Pempe Nur Öner ise "Çini kursuna geliyorum. Bu kursu tüm ev hanımlarına tavsiye ediyorum. çünkü bu kurs aynı zamanda bir terapi kursu. Çini yapsınlar. Çini sanatı benim için çok büyük önem taşıyor ve ben çini sanatıyla tanıştıktan sonra evde tüm işleri bırakıp her gün kursa gelmeye başladım" diye konuştu.
Kastamonu Bakan Yumaklı’dan zirai don açıklaması: "Geneli itibarıyla bir zirai don hadisesi yaşanmadı" Kastamonu’da gerçekleştirilen Uluslararası Çiftçi Örgütleri Çalıştayı ve Forumu’nda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, geçen hafta itibarıyla etkili olan soğuk havanın tarımsal üretime etkisine değinerek, "Genel itibarıyla bir zirai don hadisesi yaşanmadı. Ancak lokal olarak bazı yerlerde oldu. Bu da üretimimizi büyük ölçüde etkileyecek bir unsur taşımıyor, çok şükür" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kastamonu’da düzenlenecek olan "Uluslararası Çiftçi Örgütleri Çalıştayı ve Forumu"na katıldı. Ilgaz Dağı’ndaki bir otelde gerçekleştirilen çalıştaya, Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Tarım Reformu Genel Müdürü Osman Yıldız, IFAD Bölge Direktörü Naoufel Telahıgue ile Kırgızistan, Tacikistan, İtalya, Moldova, Azerbaycan, Gürcistan ve Hindistan’dan üretici birliklerinin temsilcileri katıldı. Çalıştayın açılışında konuşan Bakan Yumaklı, "Aramızda, Kırgızistan, Tacikistan, İtalya, Moldova, Azerbaycan, Gürcistan ve Hindistan’dan üretici birliklerimiz var. Bu saymış olduğum ülkeler bulundukları bölgeler itibarıyla da tarımsal üretim açısından son derece önemli. Bu vesileyle bu organizasyonun hayırlar getirmesini diliyorum" dedi. "Geneli itibarıyla bir zirai don hadisesi yaşanmadı" Konuşmasında geçen hafta yaşanan hava sıcaklığı düşüşünün tarımsal üretime etkisine değinen Bakan Yumaklı, "Bugün artık tarımsal üretimin sadece bir üretim faaliyeti olmanın ötesine geçtiğini ifade ediyoruz. Bunu tüm platformlarda söylüyoruz. Bu manada tarımsal üretimin ulusal güvenliğin, ekonomik istikrarın ve toplumsal refahının temel dayanaklarından birisi haline geldiği hepimizin malumudur. Ancak içinde bulunduğumuz ve yeni normal olarak tariflediğimiz tepkiler tarım sektörünü derinden ve çok boyutlu risklerle yüzleştirecek bir etkiye sahip durumda. Bu risklerin başında küresel iklim krizi geliyor. Hatırlarsınız, bunun en sert etkisini geçtiğimiz yıl ülkemizde zirai don hadisesinde yaşadık. Bu yıl da geçtiğimiz yılın vermiş olduğu o tedirginlikle anbean hava olaylarını takip ettik. Bu hafta, geçtiğimiz haftanın başından itibaren büyük bir risk içeriyordu. Hamd olsun hem üreticilerimiz hem de bütün tarım teşkilatımız el ele vererek adeta hiç uyumadılar. Zirai dona karşı ne yapılması gerekiyorsa onları yaptılar. Sıcaklık değişiklikleri de bizim beklediğimiz kadar büyük oranda gerçekleşmedi. Genel itibarıyla bir zirai don hadisesi yaşanmadı. Ancak lokal olarak bazı yerlerde oldu. Bu da üretimimizi büyük ölçüde etkileyecek bir unsur taşımıyor, çok şükür" dedi. "Türkiye gıda arz güvenliğiyle ilgili hiçbir sıkıntı yaşamamıştır, yaşamayacaktır" Son yıllarda artan kuraklığın etkilerine değinen Bakan Yumaklı, "Bir taraftan zirai donu konuşurken diğer taraftan da kuraklığı konuşuyoruz. Küresel iklim değişikliğinin iki önemli etkisi. Her bir derecelik artışın tarımsal üretimde yüzde 8’lik kayba sebep olduğuna dair veriler var. Bu tablo hem çiftçilerimizin hem gıda sistemlerimizin sellerle, kuraklıkla, hastalıklarla, zararlılarla daha fazla mücadele edeceği bir dönemi bize gösteriyor. Bütün bu zorlukları konuşurken başka bir çelişkiyi de söylemeden geçemeyeceğim. O da şu anda bütün dünyada yaklaşık 673 milyon insanın maalesef ki açlıkla karşı karşıya kalması. 2.3 milyar insanın yeterli ve dengeli beslenmeye sahip olmaması. Buna karşılık yıllık 2.3 milyar tonluk gıdanın da israf edilmesi. İki farklı uç. Demek ki mesele sadece çok fazla üretmek değil. Asıl mesele daha doğru, daha dayanıklı ve daha adil bir üretim ve paylaşım sistemini inşa etmektir. Bütün bu gereklilikler tarımsal üretimin sadece arttırılması hedefini değil, aynı zamanda çok fazla risk faktörüyle de mücadele edilmesini gerektirmekte. Buna bir de jeopolitik meseleleri dahil edersek, bugün yakın coğrafyamızda İran ve Amerika Birleşik Devletleri, İsrail çatışması, enerji ve gübre maliyetlerinde çok önemli bir maliyet baskısını tarımsal üretimin üzerine getirmiş durumda. Bununla birlikte Türkiye’nin son yıllarda izlemiş olduğu etkin dış politika ve ileriye dönük stratejik yaklaşımlar sayesinde bu tür dalgalanmalara karşı güçlü bir duruş sergilemiş durumdayız. Bu noktada açıkça ifade etmek isterim ki üreticimiz müsterih olsun, tüketicilerimiz endişe etmesin, sanayicilerimiz de gönül rahatlığıyla yoluna devam etsinler. Türkiye bu süreçte hamd olsun, gıda arz güvenliğiyle ilgili hiçbir sıkıntı yaşamamıştır, yaşamayacaktır. Bunun en önemli nedeni de Türkiye’nin geliştirdiği çoklu tedarik stratejileridir. Proaktif yaklaşım ve küresel şoklara karşı güçlü koruma kalkanıdır" diye konuştu. "930 milyar liralık finansmanı sektöre sağlamış durumdayız" Tarımsal desteklerle ilgili konuşan Bakan Yumaklı, "Hamd olsun, Türkiye etrafındaki ateş çemberine rağmen, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bir barış adası ve güvenli liman olma özelliğini sürdürmektedir. Türkiye dünyadaki bütün gelişmeleri doğru okumaktadır ve sürdürülebilir stratejiler üretmeye devam edecektir. Şunu bir parantez olarak ifade etmek istiyorum. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her hal ve şartta devletimiz, bakanlığımız üreticimizin yanında olmuştur, olmaya devam edecektir. Bu doğrultuda 2025’te destekler, zirai don ile ilgili telafiler ve yatırım teşvikleriyle birlikte tarım sektörüne aktarılan kaynak 706 milyar lirayı bulmuştur. 2026 yılında bu çıtayı biraz daha yukarı çıkardık. Sulama yatırımlarından, kredi sübvansiyonlarına kadar bütün destek ve teşviklere kadar toplam 930 milyar liralık finansmanı sektöre sağlamış durumdayız" ifadelerine yer verdi. "Üretici örgütlerine sadece birer temsil makamı olarak bakmıyoruz" Üretici örgütlerine seslenen Bakan Yumaklı, "Tarım sektöründe elbette önümüzdeki dönemde en çok üzerinde duracağımız hususlar üretici örgütlerinin süreçte daha aktif rol almasıdır. Özellikle üretici organizasyonlarının değerlendirilmesiyle ilgili 2 yıl önce bir çalışma başlatmıştık. Şuna canı gönülden inanıyoruz, tarımın geleceği güçlü üretici örgütlerinden geçmektedir. Kooperatifler ve tarımsal örgütler sadece ekonomik bir birlikteliği ifade etmez, aynı zamanda üreticinin alın terini ve emeğini koruyan bir vazife, görev ve misyon edinmek zorundadır. Güçlü ölçekli üreticilerin pazarda söz sahibi olması, rekabet gücünün artması ve onların gelir istikrarının sağlanabilmesi sadece ve sadece güçlü üretici örgütleriyle mümkündür. Üretimin sürekliliğini sağlayan, tedarik zincirini güçlendiren ve kriz anlarında sistemi ayakta tutan da eğer güçlüyse bu yapılardır. Bunun altını çizmek istiyorum. Bu manada üretici örgütleri güçlü üretim demektir, güvenli gıda arzı demektir ve bütün bunlar güvenli geleceğin inşası anlamına gelir. Amacımız özellikle üretici örgütlerinin derecelendirmesinde daha kurumsal olunmasını istiyoruz, daha şeffaf olunmasını istiyoruz, daha rekabetçi olunmasını istiyoruz ve sürdürülebilir olunmasını istiyoruz. Biz üretici örgütlerine sadece birer temsil makamı olarak bakmıyoruz. Bu doğrultuda hem kendi üyelerinin hem de ülkemizin tarımsal geleceğini daha yukarıya taşıyacak olan üretici örgütlerinin tekrar kendilerini bir kez daha kontrol etmelerini istirham ediyorum. Bugün ulaştığımız noktada 1. dereceye ulaşan üretici örgütleri bizden sadece bir belge almıyorlar, aynı zamanda başarı hikayesini oluşturmuş oluyorlar, güven göstergesini ifade etmiş oluyorlar ve gelecek inşa ediyorlar. Bu yapılar çiftçimizin özellikle pazardaki gücünü tahkim edebilmesi açısından, üretim zincirini sağlamlaştırması açısından ve ülkemizin gıda güvenliğini sağlaması açısından çok önemli" şeklinde konuştu. "Örgütlü tarımsal üretim bir tercih değil, bir zorunluluktur" ifadelerine yer veren Yumaklı, "Bu nedenle hem desteklerimize hem teşviklerimize hem de reformlarımızla üretici örgütlerimizi, hep birlikte çalışarak daha güçlü, daha dayanıklı, sürdürülebilir hale getireceğiz. Bu süreçte tarımın tamamında olduğu gibi, Sayın Cumhurbaşkanımızın da bizlere çok önemli desteği ve cesaret var. Bunları da ifade ederek Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı arz ediyorum. En önemli teşekkür ülkemizin tarımsal üretimi için gecesini gündüzüne katan, tarlada, bağda, bahçede, ahırda, tarımsal üretim neredeyse orada olan bütün üreticilerimize, bütün çiftçilerimize ve onların temsilcisi olan tarımsal üretim örgütlerimize teşekkür ediyorum" dedi.