POLİTİKA
10 Mart 2026 Salı - 22:50 Dutlulu: "2026 Manisa için yatırım yılı olacak" Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Mart ayı meclis toplantısında hem yoğun yağış sürecinde yürütülen çalışmaları değerlendirdi hem de 2026 yılı yatırım projelerini açıkladı. Dutlulu, ulaşım, altyapı, sosyal destek ve kırsal kalkınma alanlarında önemli projelerin hayata geçirileceğini belirtti. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Mart ayı olağan toplantısında geçtiğimiz ay etkili olan yoğun yağış sürecinde yürütülen çalışmaları değerlendirirken, 2026 yılı yatırım projelerini kamuoyuyla paylaştı. Dutlulu, 2026 yılının Manisa için yatırım yılı olacağını vurguladı. Manisa Büyükşehir Belediye Meclisi Mart Ayı Olağan Toplantısı, Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantı öncesinde açıklamalarda bulunan Başkan Dutlulu, geçtiğimiz ay Manisa’da mevsim normallerinin yaklaşık 5 katı üzerinde gerçekleşen yağışlara dikkat çekti. Afet sürecinde Büyükşehir Belediyesi ve MASKİ ekiplerinin yoğun bir çalışma yürüttüğünü ifade eden Dutlulu, 1586 personel ve 750 araçla sahada görev yapıldığını belirtti. Dutlulu, "Bizden önceki dönemden farklı olarak Büyükşehir ve MASKİ’yi tek bir merkezden, tam koordinasyon içinde sahaya sürdük. Kimsenin burnu kanamadan süreci atlattık. Şimdi önceliğimizi selden zarar gören köprüler ve yolların ihalelerine vererek bu bölgeleri hızla onaracağız" dedi. Açıklamanın ardından afet sürecinde yürütülen çalışmaları anlatan bir video gösterimi gerçekleştirildi. Ulaşım ve altyapıda büyük hamle 2026 yılını yatırım yılı ilan ettiklerini belirten Başkan Dutlulu, ulaşım ve altyapı projelerine ilişkin önemli bilgiler verdi. Dutlulu, "Nisan ayında Ahmetli’deki üstgeçidin ihalesi yapılacak. Turgutlu Ergenekon Kavşağı’ndaki elektrik ve doğalgaz hattı deplase protokollerini meclise taşıdık. Hedefimiz yaz aylarında temel atmak. Saruhan Otel önündeki altgeçit ile Akhisar üstgeçidinin proje ihaleleri tamamlandı ve yapım aşamasına geçiliyor" diye konuştu. Salihli, Kula ve Sarıgöl ilçelerine modern otogar kazandırılacağını da açıklayan Dutlulu, Şubat ayında 5 bin 537 ton sıcak asfalt serimi yapıldığını söyledi. Dutlulu ayrıca 27 Mart’ta 1,7 milyon ton agrega ve yeni asfalt plenti ihalesinin yapılacağını belirterek, "Salihli’de açtığımız asfalt plentinin ikincisi Akhisar’da kuruluyor. Üçüncüsünü de Manisa merkezde kurmak için izin süreçlerini takip ediyoruz" dedi. Soma’da ısınma sorunu çözülüyor Soma Bölgesel Isıtma Sistemi ile ilgili yıllardır beklenen çözüm için meclisten protokol yetkisi aldıklarını ifade eden Dutlulu, Soma’nın tamamının doğalgaza geçirilmesi için çalışma başlatıldığını açıkladı. Dutlulu, "AKSA, Soma Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi ile üçlü protokolü imzalıyoruz. Soma halkını ve Soma Belediye Başkanımız Sercan Okur’u yalnız bırakmayacağız. Bu sistemi çok hızlı bir şekilde devreye alacağız" ifadelerini kullandı. Sosyal destekler artarak devam ediyor Sosyal belediyecilik alanında yapılan çalışmaları da sıralayan Başkan Dutlulu, 20 bin öğrenciye kırtasiye yardımı yapıldığını ve üniversite öğrencilerine 27 milyon lira destek sağlandığını söyledi. Ayrıca 14 bin 700 anne kart teslim edildiğini ve 10 bin 219 "Hoş geldin bebek" çantası dağıtıldığını ifade eden Dutlulu, 35 bin 496 haneye gıda ve hijyen desteği, 7 bin 288 taziye kolisi, 22 bin aileye erzak yardımı ve 527 bin 650 kişiye çorba ikramı yapıldığını kaydetti. Dutlulu, 1085 engelli vatandaşa medikal destek verildiğini, amatör spor kulüplerine 40,6 milyon lira nakdi yardım sağlandığını ve yeni hasta nakil ambulanslarının hizmete alındığını da sözlerine ekledi. Kırsal kalkınmada su tasarrufu hedefi Kuraklıkla mücadele kapsamında başlatılan yeni projeye de değinen Başkan Dutlulu, 25 dekar ve altı araziye sahip zeytin, üzüm ve sebze üreticilerine yüzde 100 hibeli damlama sulama borusu desteği verileceğini açıkladı. Proje için başvuruların 31 Mart’a kadar devam edeceğini belirten Dutlulu, projenin hem çiftçinin maliyetini düşüreceğini hem de su kaynaklarının korunmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Mecliste 8 Mart vurgusu Toplantının sonunda meclisin kadın üyeleri adına Özge Arslan tarafından bir bildiri okundu. Bildiride Manisa’nın ilk kadın belediye başkanı merhum Gülşah Durbay özlemle anılırken, 91 üyeli mecliste sadece 7 kadın üyenin bulunmasının demokratik temsil açısından yetersiz olduğu ifade edildi. Tüm siyasi partilere yerel yönetimlerde kadın temsilinin artırılması çağrısı yapılırken, Başkan Dutlulu da kadınların toplumdaki gücüne inandığını ve her zaman destekçisi olacaklarını belirtti.
10 Mart 2026 Salı - 22:18 Çaykur Rizespor Kulubü Ankara’da iftarda bir araya geldi Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Adalet Bakanı Akın Gürlek, Çaykur Rizespor Kulübü’nün iftar programına katıldı. Sağlık Bakanı Memişoğlu, "Spor kazanmak için yapılır ama tek amaç sporda kazanmak olmamalı. Mücadele olmalı, kazanmak isteği olmalı ama spor sağlıktır" dedi. Ankara’da bir otelde gerçekleştirilen Çaykur Risespor iftar proğramına, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Çaykur Rizespor Başkanı İbrahim Turgut’un yanı sıra yöneticiler ve davetliler katıldı. İftar programının açılış konuşmasını yapan Çaykur Rizespor Kulubü Başkanı İbrahim Turgut, "Bu mübarek ramazan gününde iftarımızı bizimle paylaştığınız ve davetimize icabet ederek buraya geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Yola çıkarken sadece saha sonuçlarına odaklanmadık. Futbol dışında birlik, beraberlik, barış ve kardeşliği de önemsedik. Tüm takımlarla kardeş olmayı, Türk futbolunun başarısı için öz kaynaşmayı hedefledik. Allah’ın yardımı ve sizlerin desteğiyle iyi bir noktaya geldik. İnşallah daha da iyi yerlere geleceğiz. Bu yolda bizlere destek veren başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Sayın Osman Bakanımıza, Sayın Kemal Bakanımıza, Sayın Hayati Yazıcı’ya ve tüm büyüklerimize şahsım ve kurumum adına teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Spor kazanmak için yapılır ama tek amaç sporda kazanmak olmamalı. Mücadele olmalı, kazanmak isteği olmalı ama spor sağlıktır. Yani spor sağlık için, mutluluk için yapılır. Toplum olarak spor yapmamız lazım" diye konuştu. Türkiye’nin, dünyanın en iyi sağlık hizmeti sunan ülkesi olduğunu belirten Memişoğlu, Türkiye’deki sağlık hizmetlerine yönelik bilgiler verdi. "Bugünden sigarayı bırakın istiyoruz" Mevcut sağlık hizmetlerini yeterli görmediklerini ve sağlığın teknolojisini ve bilgisini de üretmeleri gerektiğini belirten Memişoğlu, "Türk toplumunun sağlıklı olması için ne yapılmalı? Bunun çabası içindeyiz. Erkeklerin yüzde 46’sının, kadınların yüzde 25’inin sigara içtiği yani insanların ortalama yüzde 33’ünün sigara içtiği bir ülkede sigara illetinden kurtulmamız gerekiyor. Ramazan irademizi güçlendirdiğimiz ay olduğu için de sigara içenlerin sigarayı bırakmak için bayramı beklememesini istiyoruz. Bugünden sigarayı bırakın istiyoruz" diye konuştu. Karadeniz Bölgesi’nin Türkiye’nin en kilolu bölgesi çıktığını aktaran Memişoğlu, "Karadeniz’de eskiden babaannem sabahları muhlama yiyordu, çaylığa gidiyordu, akşama kadar o çaylıkta çalışıyordu. Muhlama dediğiniz esasında bir enerji bombası. Şimdi aynı muhlamayı yiyoruz, gidiyoruz, masada oturuyoruz. O zaman ne oluyor? Bu bize kilo olarak geri dönüyor. Kalp hastalığı, eklem hastalığı olarak geri dönüyor. Onun için sizlerden istirhamım, bize emanet olan bu bedene lütfen iyi bakın. Kilo vermeye, kötü alışkanlıktan uzak durmaya ve hareketli olmaya çalışın. Onun için de sağlıklı hayat merkezlerine gidin lütfen" diyerek sağlıklı hayat merkezlerinde tüm hizmetlerin ücretsiz olduğunu belirtti. Adalet Bakanı Akın Gürlek ise kendisinin Nevşehirli olduğunu ancak "fahri Rizeli" olduğunu belirterek, Türkiye ve bütün hanelere ramazanın huzurunun, bereketinin gelmesini diledi. Konuşmanın ardından Çaykur Rizespor Kulübü Başkanı İbrahim Turgut, Sağlık Bakanı Memişoğlu ve Adalet Bakanı Gürlek’e Rizespor forması hediye etti.
10 Mart 2026 Salı - 22:14 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye, herkesin din ve vicdan hürriyetine sahip olduğu, inançlarını özgürce yerine getirebildiği örnek bir ülkedir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye, herkesin din ve vicdan hürriyetine sahip olduğu, inançlarını özgürce yerine getirebildiği, cemaatlerin kendi kurumlarını yaşatabildiği ve karşılıklı saygının hakim olduğu örnek bir ülkedir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da dini azınlık temsilcileri ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen iftar programında bir araya geldi. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ramazan ayı gönülden gönüle köprülerin kurulduğu, paylaşmanın ve dayanışmanın arttığı kardeşliği güçlendiği müstesna bir zaman dilimidir. Savaşların, çatışmaların, ayrışmaların, acıların, zulümlerin insanlığın gündemini belirlediği günümüzde burada verilen birlik beraberlik ve dayanışma görüntüsünün çok anlamlı olduğunu inanıyor ve anlıyorum. Üzerinde yaşadığımız Anadolu toprakları medeniyetlerin buluştuğu, farklı inançların kaynaştığı, aynı sokakta yer alan camiilerin, kiliselerin, sinagogların her birini birbirine yakıştığı bir coğrafyadır. Bu akşam da aynı sofranın etrafında Rum Ortodoks, Ermeni, Musevi, Süryani, Katolik ve farklı cemaatlerimizin kıymetli temsilcileri buluşuyor. Davetimize icabet ettiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Mesele yaratılanı yaratandan ötürü sevebilmektir" Allah’ın yarattığı insanları ayırmanın kimsenin haddi olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizler sadece kendi cemaatlerinizin değil, aynı zamanda Türkiye’nin çok kültürlü ve çok inançlı toplumsal yapısının da temsilcilerisiniz. Bu toprakların mayasında birlikte yaşama kültürü vardır, bu toprakların ruhunda karşılıklı saygı vardır, bu toprakların hafızasında kardeşlik vardır. Mesele yaratılanı yaratandan ötürü sevebilmektir. Allah’ın yarattığı insanları kategorilere ayırmak, ırkçılık yapmak, mezhep ve meşrebine göre ötekileştirmek kimsenin haddi de hakkı da değildir" ifadelerini kullandı. "Cumhuriyet tarihinde ilk kez yeni bir kilise bizim dönemimizde inşa edildi" Türkiye’de farklı inançlara mensup vatandaşların sosyal yaşamın birçok alanında bulunduğunu belirten Erdoğan, "Son 23 yılda bu minvalde çok kapsamlı adımlar attık. Cemaat vakıflarının geçmişten gelen mülklerinin iadesi konusunda önemli düzenlemeler yaptık. Vakıflar mevzuatında gerçekleştirdiğimiz reformlarla cemaat vakıflarının haklarını genişlettik. Uzun yıllar ihmal edilmiş pek çok kilise ve ibadethaneyi restore ederek yeniden cemaatlerin hizmetine sunduk. Cemaatlerin ihtiyaç duyduğu din görevlileri konusunda da ciddi kolaylıklar sağladık. Cumhuriyet tarihinde ilk kez yeni bir kilise bizim dönemimizde inşa edildi. İstanbul Yeşilköy’de ibadete açtığımız Süryani Kilisesi, Türkiye’deki dini özgürlük ortamının güçlü bir sembolü olmuştur. Farklı inançlara mensup vatandaşlarımızın akademide, bürokraside, iş dünyası ve siyasette aktif olmalarından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Yakın zamanda Ermeni kökenli bir vatandaşımızın kaymakam olarak atanması ve Ermeni milletvekillerimizin TBMM’de uzun süredir görevde bulunması bunun en güzel örneklerinden biridir. İnşallah önümüzdeki dönemde sizlerle el birliği ve gönül birliği içerisinde bu iklimi daha da güzelleştirmeye devam edeceğiz" diye konuştu. "Türkiye, herkesin inançlarını özgürce yerine getirebildiği örnek bir ülkedir" "Gerçekler apaçık ortadayken zaman zaman bazı uluslararası çevrelerin dini özgürlükler konusunda ülkemizi haksızca eleştirdiğini görüyoruz" diyen Erdoğan, "Türkiye karşıtlığını siyasetlerinin merkezlerine yerleştirenlerin söylediklerinin bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur. Türkiye, herkesin din ve vicdan hürriyetine sahip olduğu, inançlarını özgürce yerine getirebildiği, cemaatlerin kendi kurumlarını yaşatabildiği ve karşılıklı saygının hakim olduğu örnek bir ülkedir. Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Fransuva’nın Türkiye’yi ziyareti sırasında yaşananlar bunun önemli bir göstergesidir. Gerek İznik’teki dua programı, gerekse İstanbul’da gerçekleştirilen ayin devletimizin sağladığı imkanlar sayesinde icra edilmiştir" ifadelerini kullandı. "Camii, kilise, havra demeden bombalayanlara müsamahamız yoktur" Türkiye olarak her türlü ayrımcılığa karşı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün dünya maalesef ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme gibi ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Özellikle son yıllarda tırmanan İslam düşmanlığı, hem bizim insanlarımızı hem de bir arada yaşama kültürünü açıkça tehdit ediyor. Türkiye olarak her türlü ayrımcılığa karşıyız. Bunun da mücadelesini içeride ve dışarıda kararlılıkla veriyoruz. Aynı şekilde camii, kilise, havra demeden bombalayan, ibadethaneler dahi saygısı olmayan DEAŞ vari karanlık yapılara da müsamahamız yoktur. Söylediğim gibi İslam düşmanlığı nasıl bir insanlık suçuysa, Anti-Semitizm de suçtur, makul ve meşru görünemez bir kötülüktür. Bizim hedefimiz açıktır, bu topraklarda yaşayan herkesin kendini eşit, özgür ve güvende hissettiği bir Türkiye’yi inşallah hep birlikte inşa ettik, inşa edeceğiz. Bu akşamki İftar soframızı bu arzumuzun bir nişanesi olarak görüyorum" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftar programına katılan dini azınlık temsilcilerine teşekkür etti, ramazanın ayının ülkeye, millete ve tüm insanlığa barış, huzur ve bereket getirmesini diledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş ve birçok davetlinin bulunduğu programa, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan, Türkiye Musevileri Hahambaşı David Sevi, Süryani Metropoliti Yusuf Çetin, Papa Türkiye Dini Temsilcisi Latin Katolik Metropoliti Massi Milano, Arkepiskopos İzmir Metropoliti Monsenyör Martin Kmetec, Türkiye Süryani Katolik Metropoliti Orhan Çanlı, Türkiye Ermeni Katolik Cemaati Ruhani Reisi Vartan Kerabaydzar Kirakos Kazancıyan, Kadıköy Metropoliti Emanuel Adamakis, Hatay Katolik Anadolu Havarisi Vekili Antuan Ilgıt, Mardin Süryani Metropoliti Mor Timotheos Samuel, Keldani Kilisesi Başepiskoposu Sabri Anar, Ermeni Vakıflar Birliği Platformu Başkanı Bedros Şirinoğlu, Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Başkanı Konstantin Yuvanidis, Türk Musevi Toplumu Başkanı Erol Kohen, Yahudi Cemaati Başkanı İsak İbrahimzadeh, Süryani Vakfı Başkanı Kenan Gürdal, Mor Gabriel Vakfı Başkanı Kuryakus Ergun, Kadıköy Rum Vakfı Başkan Vekili Lena Kaçi Açık, Ermeni Katolik Vakfı Başkanı Antuan Sultanoğlu ve Süryani Katolik Vakfı Başkanı Münir Üçkardeş katıldı.
AK Partili Çelik’ten belediyelere altyapı tepkisi:" Bunlar 1 günde olan işler değil"
31 Ocak 2026 Cumartesi - 16:45 AK Partili Çelik’ten belediyelere altyapı tepkisi:" Bunlar 1 günde olan işler değil" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Adana’da 2 gündür süren şiddetli yağış sonucu vatandaşların mağdur olduğunu anlatarak, "Bunlar 1 günde olan işler değil. Belediyeler görevlerini yerine getirsin diye uyarıyoruz ama artık altyapı eksikliğini boş verin altyapı kalmamış" dedi. Çelik, Adana’ya yeni atanan Vali Mustafa Yavuz’u makamında ziyaret etti. Valilik şeref defterini imzalayan Çelik, ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu. Çelik, "Hepimiz kış programları çerçevesinde 1 aydır sahadayız. Göreve yeni atanan Adana valimizi tebrik etmeye geldik. Geçmişte Adana tecrübesi var ve çok sevilen bir idareci. Adana’nın çok daha başarılı yerlere geleceğinden kuşkumuz yok. İnşallah önümüzdeki dönemde cumhurbaşkanımızın işaret ettiği Türkiye yüzyılı hedeflerine ulaşmak için valimizin çaba göstereceğinden hiç şüphemiz yok" ifadelerini kullandı. "Bunlar 1 günde olan işler değil" Şehirde 2 gündür süren sağanak yağış ve yaşanan sel görüntüleri üzerine de Adana Büyükşehir Belediyesi ve ilçe beledilerine tepki gösteren Çelik, daha sonra şunları söyledi: " Adana’da 2 gündür üzücü bir tablo var. Maalesef Adana Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere belediyelerin görevini yapmamasından dolayı bir yağmur söz konusu olduğu zaman istenmeyen görüntüler ortaya çıkıyor. Neredeyse sel görüntülerine şahit oluyoruz. Adana, Mersin ve Çukurova bu görüntülerle karşı karşıya kalıyor. Belediyelerin vatandaşa hizmet, kamu sorumluluğunu yerine getirmesi bakımından hassasiyet göstermediğini görüyoruz. Daha öncesinde de bu uyarıları yaptık. Bunlar 1 günde olan işler değil. Belediyeler görevlerini yerine getirsin diye uyarıyoruz ama artık altyapı eksikliğini boş verin altyapı kalmamış." "Vatandaşımızı mağdur ediyor" Devletin mağdur olan vatandaşları biran olsun yalnız bırakmadığını vurgulayan Çelik, "Vatandaşlarımız büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalıyor. Bu tablo karşısında devletimiz vatandaşlarımızı yalnız bırakmadı. Bütün kamu kurumlarımız 24 saat esasına göre vatandaşlarımızın yanında oldu. Mahsur kalan vatandaşlarımız kurtarıldı. Halen de gereken müdahaleler yapılıyor. Devletimiz vatandaşının yanındadır. Hükumet olarak imza attığımız eserler Adana’da ortadadır. Bugün ki eksiklik belediyelerin üstüne düşen altyapı ve diğer görevler vardır. Bugün ki sıkıntı bundan kaynaklanmaktadır. Bunları vatandaşlarımızın iyi değerlendireceğine inanmaktayız. Türkiye yüzyılı hedefleri çerçevesinde merkezi hükumetimiz üzerine düşeni fazlasıyla yaparken belediyelerin aksi bir yönde ilerlemesi vatandaşımızı mağdur ediyor" diye konuştu. Konuşmanın ardından ayrılan Çelik, daha sonra AK Parti Adana İl Başkanlığı’nı ziyaret edip İl Başkanı Tamer Dağlı ile görüştü.
Bakan Kacır: "Teknolojisini üretemeyen ülkelerin ayakta kalma şansı yok"
31 Ocak 2026 Cumartesi - 16:22 Bakan Kacır: "Teknolojisini üretemeyen ülkelerin ayakta kalma şansı yok" Kahramanmaraş’ta konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır:"Kendi teknolojisini üretemeyen, kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan ülkelerin ayakta kalma şansı yok.Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü üretim ve teknoloji geliştirme altyapısıyla sahada oyun kuran, masada söz sahibi bir ülke konumundadır"dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, AK Parti Kahramanmaraş İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’ndeki toplantıda konuşan Bakan Kacır, deprem sonrası yürütülen çalışmalar ve Kahramanmaraş’taki sanayi yatırımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dirayetli liderliği, vizyonu ve kararlılığı ile AK Parti olarak milletin sesine ses olduklarına değinen Bakan Kacır, "Asra bedel bir şahlanış ve kalkınma destanını Türk milleti ile birlikte yazdık. Ülkemizde sanayi katma değeri yıllık 41 milyar dolardan 241 milyar dolara çıkardık. Deprem sonrası 2 bin hektar büyüklüğünde 11 yeni sanayi alanı ilan ettik. İşletmelerin hasarlarının giderilmesi ve sanayi alt yapısı güçlenmesi amacıyla 6,1 milyar lira finansman desteği sağladık. 354 iş yeri merkez, 136 iş yeri Türkoğlu, 142 iş yeri Pazarcık iş yerimiz ile Tomsuklu Sanayi bölgemizde 497 hektarlık alandaki alt yapının açılışını yapıyoruz. Önümüzdeki günlerde çok önemli temel atma töreni gerçekleşecek, Anka’nın, Ak Sungur’un, Hürkuş’un, Hürjet’in, Atak’ın, Gökbey’in ve Kaan’ın yapım sürecini gerçekleştiren iftihar kaynağımız milli gurur TUSAŞ tesisinin temellerini atacağız. Milli teknoloji hamlesin de bu memleketin insanları evlatları öncüsü olacak"ifadelerini kullandı. "Türkiye sahada oyun kuran, masada söz sahibi bir ülke konumundadır Depremin ardından "bu yükün altından kalkılamaz" diyenlerin olduğunu hatırlatan Kacır, "6 Şubat sonrası birileri, ’iktidar bu yıkıntıyı kaldıramaz, altında ezilir ve seçimi kaybeder’ dedi. Oysa biz milletimiz ile el ele, gönül gönüle verdiğimizde bu sonuçları aşıyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ilk andan itibaren hep birlikte seferber olduk, gereken her adımı kararlılıkla attık. Dünyada eşi benzeri olmayan bir yeniden inşa sürecindeyiz. 3 yıl dolmadan 455 bin deprem konutunu hak sahiplerine teslim ettik. Şehirlerimizin altyapısını ve üstyapısını, okullarıyla, hastaneleriyle ve kamu binalarıyla baştan sona yeniden inşa ediyoruz. Üstelik bunu küresel krizlerin ve istikrarsızlıkların zirve yaptığı bir dönemde gerçekleştirdik. Dünya tarihinin en fırtınalı en sancılı dönemlerinden birini müşahede ediyoruz. Merhamet ve adaletin terk edildiği acımasız bir dönemde adeta can insanlık çekişiyor. Bugün dünya, gümrük duvarlarının yükseldiği, teknolojik yarışın jeopolitik bir mücadeleye dönüştüğü zorlu bir dönemden geçiyor. Kendi teknolojisini üretemeyen, kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan ülkelerin ayakta kalma şansı yok. Böylesi bir ortamda Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü üretim ve teknoloji geliştirme altyapısıyla sahada oyun kuran, masada söz sahibi bir ülke konumundadır" şeklinde konuştu. Kahramanmaraş’ın sanayi gücüne de değinen Bakan Kacır, deprem sonrası ilan edilen yeni sanayi alanları, KOBİ destekleri ve teşviklerle şehrin üretim ve istihdam kapasitesinin daha da güçlendirildiğini söyledi. Daha sonra Bakan Kacır, tamamlanan iş yerleri ve sanayi sitelerindeki hak sahiplerinin anahtarlarını da teslim etti.
Bakan Bayraktar: "Terörsüz Türkiye’nin ne olduğunu biz Gabar’da ve ufak, hani sinemalarda fragman denir ya, bir kesiti olur ya, onu gördük"
31 Ocak 2026 Cumartesi - 15:11 Bakan Bayraktar: "Terörsüz Türkiye’nin ne olduğunu biz Gabar’da ve ufak, hani sinemalarda fragman denir ya, bir kesiti olur ya, onu gördük" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Terörsüz Türkiye’nin ne olduğunu biz Gabar’da hani sinemalarda fragman denir ya, bir kesiti olur ya, onu gördük. Terörden kurtuldu. 2021 yılı Eylül’de biz o petrolü orada keşfettik" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, bir dizi ziyaret ve toplantı için Osmaniye’ye geldi. İlk olarak Vali Mehmet Fatih Serdengeçti’yi makamında ziyaret eden Bakan Bayraktar, şeref defterini imzaladı. Daha sonra basına kapalı toplantıya katıldı. Bayraktar ardından Osmaniye Belediyesi’ni ziyaret ederek, Başkan İbrahim Çenet ile sohbet etti. Çenet, ziyaret anısına Bakan Bayraktar’a Karatepe kilimi hediye etti. Ziyaretlerin ardından Bakan Bayraktar, AK Parti İl Başkanlığında İl Danışma Meclisi toplantısına katıldı. "Bu mesele, yani sadece bir enerji meselesi değil, onu bilelim" Cumhurbaşkanımızın o Türkiye Yüzyılı vizyonundaki en önemli hedeflerden biri olan enerjide bağımsız kılma hedefini, hayalini, vizyonunu çok önemsiyoruz diyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Kullandığı doğal gazın neredeyse tamamını ithal eden bir ülkeydi. Evet, bu hizmetleri sunmak güzel ama bunları ithal ettiğiniz zaman hem ithalatta zaman zaman kesintiyle ilgili sıkıntınız, riskiniz var hem de bunlarla alakalı dışarıya ödediğimiz çok ciddi miktarda döviz var. Onun için Türkiye özellikle 2016’dan sonra yeni bir vizyon geliştirdi ve kendi gazını, petrolünü kendi gemileriyle denizlerinde arayan veya karalarında petrolünü, doğal gazını yoğun bir şekilde arayan bir ülke haline geldi. Rahat olsun, bu ilk stratejik adımdan sonra da neticelerini almaya başladık. 2020’de Karadeniz gazını bulduk. Birilerinin işte "arayamazlar, arasalar bulamazlar, bulsalar üretemezler" dediği gazı, tarihi bir sürede, dünyada rekor denilebilecek bir sürede 2023 yılında üretmeye başladık ve evlerimizde kullanır hale geldik. Burada neredeyse 100 bin civarında Osmaniye’de abone var. Doğal gazla ilgili söylüyorum. Bizim Karadeniz’de bugün ürettiğimiz gaz, şu anda 4 milyon eve yetecek kadar gazı üretir hale geldi. İnşallah bu sene 2026 yine önemli bir yıl. Bizim için önemli bir kilometre taşı. Bu, 8 milyon haneye çıkacak. 2028’de 16-17 milyon hanenin gazını kendimiz karşılar hale geleceğiz. Dolayısıyla, o dışa bağımlılığımız azaldıkça hem arz güvenliğimize, yani o kesinti, kısıntı riskini bertaraf etmiş olacağız hem de o dışarıya ödediğimiz döviz cebimizde kalacak. Yani bugün işte çarşıda, pazarda dolaştığınızda çevrenize baktığınızda insanların ekonomik anlamda yaşadığı sıkıntılarda, özellikle enerji alanındaki Türkiye’nin ihtiyacı ve ithalata ödediği para hakikaten bizi zorluyor. Yani Türkiye, onun için biz Cumhurbaşkanımızın o Türkiye Yüzyılı vizyonundaki en önemli hedeflerden biri olan enerjide bağımsız kılma hedefini, hayalini, vizyonunu çok önemsiyoruz. Bunu başardığında Türkiye ekonomide daha bağımsız hale gelecek ve bugün birçok konuştuğumuz işte yüksek enflasyon, döviz meselesi, cari açık meselesi, inanın bizim gündemimizden inşallah kalıcı bir şekilde çıkacak. Dolayısıyla bu mesele, yani sadece bir enerji meselesi değil; onu bilelim" diye konuştu. Terörsüz Türkiye’nin ne olduğunu biz Gabar’da gördük diyen Bakan Bayraktar, "Gabar yine çok önemli bir örnek. Bizim yıllarca terörle uğraştığımız, terörle anılan, "girilemez, gidilemez" denilen, şimdi Osmaniye’den de çok şehitler verdiğimiz, terörle mücadeleye. Terörsüz Türkiye’nin ne olduğunu biz Gabar’da ve ufak, hani sinemalarda fragman denir ya, bir kesiti olur ya, onu gördük. Terörden kurtuldu. 2021 yılı Eylül’de biz o petrolü orada keşfettik. Ama emin olun, Gabar’daki o petrol o gün orada oluşmadı, milyonlarca yıldır o dağların altında vardı. Ama aramazsanız, arayamazsanız bulma şansınız yok. Onun için Gabar’da 980 bin varile gelmiş, 3 bin 500 tane gencimizin çalıştığı, aynı zamanda istihdam kaynağı olmuş bir projeden bahsediyorum. Şimdi Diyarbakır’da projelerimiz var. Sahaları arıyoruz. Yurt dışında Libya’da, Irak’ta, Kazakistan’da, Pakistan’da aldığımız sahalarla şimdi 2026 itibarıyla yeni bir faza geçiyoruz. Hani o 2016’da işte gemilerimizle kendi aramamıza başladık. Şimdi 2026’da artık yurt dışında da çok yoğun bir arama ve inşallah neticesini alacağımız bir sürece giriyoruz" dedi. "Türkiye’nin nükleer serüvenini inşallah bu sene hedefimiz ilk elektriği üretmek" Türkiye’nin 70 yıllık rüyası olan nükleer enerji projesini hayata geçiriyoruz diyen Bakan Bayraktar, "Buraya çok uzak değil, ben zaman zaman buradan geçiyorum, Mersin Akkuyu’da Türkiye’nin 70 yıllık rüyası olan nükleer enerji projesini hayata geçiriyoruz. Bu da çok büyük bir proje. Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımı, onu söyleyeyim. Türkiye’de birçok çok büyük yatırım var. Özellikle AK Parti iktidarının, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hakikaten böyle vizyon projeler veya "çılgın projeler" hayata geçti. Ama bu, onların en büyüğü diyebilirim.4 tane reaktör yapıyoruz. Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 10’unu tek başına karşılayacak büyüklükte. Yine orada çok büyük bir çalışma devam ediyor ve 1950’lerde başlayan Türkiye’nin nükleer serüvenini inşallah bu sene hedefimiz ilk elektriği üretmek" dedi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, memleketinde TOKİ kurasına katıldı
31 Ocak 2026 Cumartesi - 14:17 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, memleketinde TOKİ kurasına katıldı Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bugün Bartın’da gerçekleştirilen 1620 konut için TOKİ kurasına katıldı. Muhalefeti eleştiri siyaseti yapmakla eleştiren Bakan Tunç, ’’Deprem bölgesini ayağa kaldırıp ve bütün ülke genelinde de bir Recep Tayyip Erdoğan var. Bir Murat Kurum var’’ dedi. Bartın Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Konferans Salonunda noter huzurunda gerçekleşen kuraya Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bartın Valisi Nurtaç Arslan Ak Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Hasan Suver, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, kaymakamlar, kurum müdürleri, belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, hak sahipleri katıldı. Programda konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, kurada adı çıkmayanlara üzülmemesini belirterek, "Kurada çıkmayanlar üzülmesin burada çıkanlar inşallah bir an önce evine kavuşsun. Bütün temennimiz bu. Bugün 500 bin sosyal konutu tüm Türkiye genelinde yapan daha 2 yıl, 3 yıl önce 6 Şubat depremleriyle dünya tarihinin en büyük sarsılan bir ülke ve on bir vilayeti yerle bir olan bir ülke ve o 11 vilayetteki 455 bin konutu iki buçuk yılda inşa eden şehirleri sadece konutlarıyla değil, mahalleleriyle, yollarıyla, kültür merkezleriyle, okullarıyla yeniden var eden bir Türkiye. Deprem bölgesini ayağa kaldırıp ve bütün ülke genelinde de bir Recep Tayyip Erdoğan var. Bir Murat Kurum var" dedi. Türkiye’de ayrım yapmadan eser siyasetin yaptıklarını belirterek muhalefeti de eleştiren Tunç, "Biz sadece Türkiye’yi kalkınma anlamında altyapı üst yapı yatırımlarıyla değil aynı zamanda demokratik kalkınmasını da sağladık. Vesayetçi anlayışı, darbeci anlayışı ortadan kaldırdık milletimizi. Bartın’a üniversite kurmuşsak, Şırnağa’da kuracağız dedik. Zonguldak’ın Çaycuması’na havalanı yapmışsak, olacak dedik ve oldu. Hiçbir ayrım yapmadan her yeri eser yurdu, eser siyaseti yaptık. İşte onun için de 23 yıldan bu yana bu millet bizlerin çalışma azmi daha da güçlendiriyor" diye konuştu. Konuşmaların ardından ise Bartın’da yapılacak 1620 konutun hak sahibin belirlenebilmesi için başvuru yapan 17 bin 643 kişi arasında kura çekimi gerçekleştirdi. Bakan Tunç’un butona basmasıyla başlayan kura çekiminde 600’ü Bartın merkezde. 250’si Kozcağız. İki yüz Amasra, 200 Ulus, 250 Kumluca’da olmak üzere toplam bin 620 konutun hak sahibi belirlendi. Bugüne kadar tamamlanan ve devam eden dolayısıyla toplamda artık neredeyse 5 bin konutu Bartın’a kazandırmış oluyoruz bu kurasını çektiklerimiz tamamlandığında. İnşallah ondan sonraki süreçte de yine ihtiyaç oldukça ki ihtiyaç olduğunu da görüyoruz. Sayın Bakanım ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Dağlı: "Belediyecilik sosyal medya paylaşımıyla değil, altyapı yatırımıyla yapılır"
31 Ocak 2026 Cumartesi - 14:11 Dağlı: "Belediyecilik sosyal medya paylaşımıyla değil, altyapı yatırımıyla yapılır" AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı, Adana’da yaşanan sel ve su baskınlarını değerlendirerek, "Belediyecilik sosyal medya paylaşımıyla değil, altyapı yatırımıyla yapılır. Adana’nın yıllardır çözülmeyen bu sorunu, ihmalkarlığın ve plansızlığın doğrudan sonucudur" dedi. AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı Adana’da son yağışların ardından yaşanan sel ve su baskınları ile ilgili açıklamalarda bulundu. Adana’da yaşanan olumsuzlukların tesadüf ya da doğa olayı olarak açıklanamayacak bir noktaya geldiğini belirten Dağlı, "Aynı cadde, aynı kavşaklar ve aynı mahallelerde her yağmurda tekrar eden manzara; Adana Büyükşehir Belediyesi’nin görevini yapmadığının açık göstergesidir. Bu şehirde sorun yağmur değil, beceriksizliktir. Yıllardır altyapıya yatırım yapmayan, yağmur suyu hatlarını yenilemeyen, riskli bölgeleri bile bile görmezden gelen bir yerel yönetim anlayışı Adana’yı her yağmurda felakete sürüklemektedir" diye konuştu. Her sel sonrası aynı açıklamaların yapıldığını, ancak ortada ne kalıcı bir çözüm ne de sorumluluk alan bir yönetim iradesi olduğunu vurgulayan Dağlı,"Her seferinde ‘olağanüstü yağış’ deniliyor. Peki bu yağışlar Adana’ya yeni mi yağıyor? Aynı yağmur başka şehirlerde sele dönüşmüyorsa, burada sorun yönetimdedir. Vatandaşın canı ve malı hiçe sayılmaktadır "ifadelerini kullandı. Hükümetin Adana için sağladığı imkanların yerel yönetim tarafından etkisiz ve yanlış önceliklerle kullanıldığını belirten Dağlı, belediyenin asli görevlerini bırakıp algı yönetimiyle günü kurtarmaya çalıştığını söyledi. Dağlı, "Belediyecilik sosyal medya paylaşımıyla değil, altyapı yatırımıyla yapılır. Adana’nın yıllardır çözülmeyen bu sorunu, ihmalkarlığın ve plansızlığın doğrudan sonucudur. Bu tablonun siyasi ve idari sorumlusu Adana Büyükşehir Belediyesi’dir" şeklinde konuştu. AK Parti Adana İl Başkanlığı olarak konunun takipçisi olacaklarının altını çizen Dağlı, selden etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletirken, yerel yönetime de çağrıda bulunarak, "Adana sahipsiz değildir. Vatandaşımızın yaşadığı mağduriyetin üzeri örtülemez. Sorumlular hesap vermeli, bu şehir artık ihmale kurban edilmemelidir" diyerek sözlerini tamamladı.
Bakan Uraloğlu: "2025 yılında elleçlenen yük miktarı 553 milyon 268 bin 303 tona ulaştı"
31 Ocak 2026 Cumartesi - 14:00 Bakan Uraloğlu: "2025 yılında elleçlenen yük miktarı 553 milyon 268 bin 303 tona ulaştı" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye limanlarında 2025 yılında elleçlenen yük miktarının Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını açıkladı. Yüzde 4’lük artışla 553 milyon 268 bin 303 ton yük elleçlendiğini belirten Uraloğlu, konteyner taşımalarının da yüzde 3,5 artışla 14 milyon TEU’ya ulaştığını söyledi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 2025 verilerini değerlendirerek, "Ülkemizin deniz ticaretinden daha fazla pay alması ve dış ticaretimizin ana unsuru olan deniz taşımacılığının gelişmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2025 yılında limanlarımızda elleçlenen yük miktarı geçen yıla göre yüzde 4 artışla 553 milyon 268 bin 303 tona ulaştı ve Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı" dedi. Uraloğlu, "2025 yılında limanlarımızdan yurt dışı limanlarına giden yük miktarı bir önceki yıla göre yüzde 0,4 artarak 142 milyon 784 bin 2 ton, yurt dışı limanlarından limanlarımıza gelen yük miktarı ise bir önceki yıla göre yüzde 5,6 artarak 271 milyon 632 bin 303 ton olarak gerçekleşti. 2025’te denizyoluyla yapılan yurt dışı yük taşımaları, bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artarak 414 milyon 416 bin 305 tona ulaştı" açıklamasında bulundu. En fazla yük Aliağa’da elleçlendi Bakan Uraloğlu, bölge liman başkanlıkları bazında 2025 yılında en fazla yük elleçlemesinin 89 milyon 507 bin 150 ton ile Aliağa Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde gerçekleştiğini kaydetti. Uraloğlu, Aliağa’yı; 83 milyon 939 bin 975 ton ile Kocaeli ve 70 milyon 905 bin 737 ton ile İskenderun bölge liman başkanlıklarının izlediğini de ifade etti. 2025 yılında limanlarda deniz yoluyla yapılan transit yük taşımalarının 69 milyon 157 bin 356 ton, kabotajda taşınan yük miktarının ise 69 milyon 678 bin 982 ton olarak gerçekleştiğini de bildiren Uraloğlu, taşınan yüklerin cinslerine göre dağılımını da paylaştı. Uraloğlu, 2025 yılında en fazla elleçlemenin 169 milyon 714 bin 709 ton ile sıvı dökme yüklerde gerçekleştiğini söyleyerek, "Sıvı dökme yükler geçen yıla göre yüzde 4,6 artarken katı dökme yüklerdeki artış yüzde 5,7 ile 160 milyon 938 bin 575 tona ulaştı. Konteynerde taşınan yükler 144 milyon 339 bin 527 ton ile yüzde 0,7 oranında artış gösterdi. Genel kargo yükleri 65 milyon 847 bin 587 ton ile yüzde 6 artarken, Ro-Ro ile taşınan yükler ise yüzde 4,7 artışla 12 milyon 425 bin 500 ton olarak kaydedildi" şeklinde konuştu. En fazla artış taşkömüründe Uraloğlu, limanlarda elleçlenen yük miktarı en fazla artış gösteren yük cinslerinin sırasıyla; 4,35 milyon ton ile taşkömürü (briketlenmemiş), 3,15 milyon ton ile ham petrol ve 3,08 milyon ton ile sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) olduğunu belirtti. En fazla yük İtalya’ya gönderildi, Rusya’dan geldi 2025 yılında limanlardan deniz yolu ile yurt dışına gönderilen yükler arasında en fazla yük taşımasının 17 milyon 276 bin 832 ton ile İtalya’ya yapıldığını belirten Uraloğlu, "İtalya’yı; 13 milyon 518 bin 965 ton ile ABD ve 10 milyon 869 bin 420 ton ile Mısır takip etti. Türkiye’ye en fazla yükün geldiği ülkeler ise sırasıyla; 101 milyon 562 bin 166 ton ile Rusya, 21 milyon 729 bin 680 ton ile ABD ve 14 milyon 354 bin 73 ton ile Mısır oldu" diye konuştu. Elleçlenen konteyner miktarı 14 milyon TEU’ya ulaştı Elleçlenen konteyner miktarının ise geçen yıla göre yüzde 3,5 artarak 14 milyon TEU’ya ulaştığını duyuran Bakan Uraloğlu, 2025’te en fazla konteyner elleçlemesinin 3 milyon 428 bin 48 TEU ile Ambarlı Bölge Liman Başkanlığı sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde yapıldığını, Ambarlı’yı 2 milyon 505 bin 678 TEU ile Kocaeli ve 2 milyon 138 bin 327 TEU ile Tekirdağ bölge liman başkanlıklarının takip ettiğini ifade etti. Denizcilik sektörünün 2026 yılında da yeni rekorlar kırmasını beklediklerini belirten Uraloğlu, "Gemi insanı istihdamını odağa alan ve emniyetten ödün vermeyen stratejilerimizle dünya denizciliğinden çok daha büyük pay alarak ülkemizin refahını artırmayı hedefliyoruz" dedi.
Bakan Tunç: "(Minguzzi cinayeti) Her alanda topyekün mücadele etmemiz gerekiyor"
31 Ocak 2026 Cumartesi - 13:48 Bakan Tunç: "(Minguzzi cinayeti) Her alanda topyekün mücadele etmemiz gerekiyor" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bartın Üniversitesi’nde gerçekleşen TOKİ konutları kura töreninin ardından gazetecilerin, 15 yaşında öldürülen Ahmet Munguzzi, Van Gölü’nde ölü bulunan üniversite öğrencisi Rojan Kabais ve Sivas ziyaretinde paylaştığı kar görüntüleri ile ilgili eleştiriler ile ilgili sorulara cevap verdi.Adalet Bakanı Tunç, Ahmet Minguzzi davası ile ilgili soru üzerine yaptığı açıkalamada, ’’Ahmet Minguzzi’nin hunharca katledilmesinden sonra Atlas evladımızın da aynı şekilde hayatını kaybetmesi bizi derinden sarstı. Sayın Cumhurbaşkanımız’ın her iki aile için de hem telefonla, hem yüz yüze görüşmeleri oldu. Konuda ne yapılması gerekiyorsa, gerekli talimatları da oldu. Ailelerin acısı çok büyük. Bir annenin evladını kaybetmesi çok acı, anneler ne derse haklıdırlar. Allah kimseye böyle bir acı vermesin. Temennimiz bu tür acı olayların olmamasıdır. Bu konuda alınması gereken tedbirler var. Konun sadece adalet, hukuk boyutu yok. Bunun için, eğitim, aile, gençlik, her alanda topyekûn bir mücadele gerekiyor’’ dedi.Çocukların suça sürüklenmesini önlemek, suç işleyen çocuklara yönelik yaptırımlar konusunda Meclis’te araştırma komisyonu kurulduğunu anlatan Tunç, ’’Hem çocukların suça sürüklenmesini önlemek, hem de suça sürüklenen çocuklarla ilgili yaptırımlar konusunda gerekeni yapmak. Bu anlamda Adalet Bakanlığı olarak bir taslak üzerinde çalışmıştık. Geniş bir istişare yaptık. Hukukçularımızdan görüşler aldık. TCK nin 31. Maddesinde biliyorsunuz 18 yaş altı çocukların ceza sorumluluğu düzenlenmiş. Burada 12-15 yaş grubu var. Bir de 15-18 yaş grubu var. 12 yaşından az olanları ceza sorumluluğu yok. Çocuklara özgü tedbirler uygulanıyor. 12-15 yas arasındakilere cezası, yetişkinlere göre yarı oranda indiriliyor. 15-18 yaş grubundakiler ise cezaları 3’te bir oranında indiriliyor. Dolayısıyla çocuklarla ilgili cezalarda, yetişkinlere göre indirimler söz konusu. Bütün dünya ülkelerinin uygulamalarını da inceledik. Ama maalesef, bazı basına düşen İsveç te, ceza sorumluluğu 15’ten 13 yaşa düşürülüyormuş, darısı bizim başımıza’ diyen haberler görüyoruz. Bizde ceza sorumluluğu 12 yaşın üstünde. İsveç daha yeni 13 yaşa yeni indirmeyi düşünüyor. Bizim hazırladığımız taslakta, özellikle 18 yaş altı suç işleyen çocuklar bakımından, her olayın suç işleniş şekli, suç işleme eğilimi, geçmişteki sabıka durumu, gözetilerek, her dosya bazında hakimlere indirim noktasında bir takdir yetkisinin verilmesi noktasında bir önerimiz vardı. Bu öneriyi de meclis grubumuzla paylaştık. Meclis grubumuz, diğer partilerle de görüşerek, partiler arasında bu konuda daha kapsamlı bir çalışma yapılması konusunda bir kanaat oluştu. Araştırma komisyonu kuralım, çocukları suça sürükleyen nedenlerden kurtarmak, nedenleri tespit etmek ve alınması gereken tedbirler almak bakımından, hem diğer tedbirler, hem de yaptırımla, ceza hukuku ile ilgili tedbirler bakımından daha kapsamlı bir çalışma iradesi, mecliste doğdu. Tüm partilerin ortak kararı ile bir araştırma komisyonu kuruldu. Mecliste İstanbul Milletvekilimiz Tuba Durgut’un başkanlığında bu komisyon çalışmalarına devam ediyor. Hem bizim önerilerimiz, çeşitli bakanlıkları, kurumları, akademisyenleri dinliyorlar. Bizler de görüşlerimizi komisyona ifade ediyoruz. Komisyonun oluşturacağı rapor sonrasında yasal düzenleme ihtiyacı tekrar Meclisin gündeme gelebilecektir. Komisyon çalışmalarını bekliyoruz. Çocukların suç örgütleri tarafından kullanılması ile ilgili cezaları, 11. Yargı paketinde arttırmıştık. Hem 10, hem de 11. yargı paketinde, ceza adaletinin etkinliğini sağlamaya yönelik önemli düzenlemeler hayata geçti.Özellikle meskun mahallede silah atma, trafikte yol kesme. Bunlar hep ceza kanununda yerlerini aldı. Hapis cezası gerektiren hususlar olarak şuanda yürürlüğe girmiş durumda. Çocuklar bakamından araştırma komisyonu önemli. Öncelikle çocukları suça iten nedenlerden korumak lazım. Bu nedenle meclisimiz araştırarak, çözüm önerilerini ortaya koyarak, ceza hukuku anlamında da yapılması gerekenleri güdemiimizde tutmaya devam edeceğiz’’ dedi.Yılmaz Tunç, Van Gölü’nde ölü olarak bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabais ile ilgili soru üzerine ise, ’’Rojin Kabais sorusturmasi devam ediyor. ÖlÖlüm sebebi suda boğulma olarak belirlendi ama öncesinde herhangi bir şiddete maruz kaldı mı, kalmadı mı? Bunlar araştırılıyor. Bu konuda dijital materyaller alındı. İfadeler alındı, şüpheli görülen kişilerden DNA testleri yapıldı. Tüm bunlar Adli Tıp sürecinde incelendi. Telefonunun incelenmesi ile ilgili olrak da benim bizzat İspanya Adalet bakanıyla bir görüşmem oldu. Telefonun incelenmesine devam ediliyor. 10 haneli bir şifre olduğu için, sürekli bir deneme yapılarak, cep telefonundaki bilgilere ulaşılmaya çalışılıyor.Ailesiyle görüşme yaptık. Kararlıyız dedik. Sorumlular, hayatını kaybetmesine neden olanlar, katiller varsa, bu konuda devlet hiçbir şeyi gizlemez’ dedik. Maalesef gerek sosyal medyada, gerekse bazı çevreler tarafından sanki devletin, yargının ’birilerini gizliyormuş’ gibi paylaşımda bulunalar var. Yargı, devlet, üniversiteye yeni başlamış bir kızcağızın, hakkını korur. Onun hakkını hukukunu korumak devletin görevidir. Hiç bir kimseyi, kim olursa olsun, sıfatı ne olursa olsun, gizleme olmaz. Maalesef bu konular üzerinden dezenformasyon yapanlar da var. Aileyle görüştük, acıları gerçekten çok büyük. Onlara, ’Biz Rojin kızımızın, evladımızın iyaşamını yitirmesi konusunda, hiç bir karanlık nokta kalmayacak şekilde incelenmesi, soruşturulması hususunu sonuna kadar takip edeceğimizi ifade ettik’’ şeklinde konuştu.Bakan Tunç, gazetecilerin sorusu üzerine Sivas’ta kar altında yürürken görüntülerinin de yer aldığı video ile ilgili eleştiride bulunan muhalefete de cevap vererek, ’’Ne diyeyim ben buna. Bütün bakanlarımız illeri ziyaret ediyor. Ben bugüne kadar 62 ili ziyaret ettim. İlin protokolündeki herkes, valiler, siyasi parti il başkanları, adalet bakanı olduğumuz için başsavcımız, komisyon başkanımız, protokoldeki herkes karşılamada bulunuyorlar.Ertesi gün yapılacak programları istişare ediliyor. Sivas’a ziyarette bulundum. Kar yağışı vardı. Ertesi gün de programlarımız söz konusuydu. Özellikle CHP, bu konuyu Adalet bakanı gitti, yanında baş savcı vardı, Hakimler savcılar Kurulu Başkan Vekili vardı. Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkan Vekili, sivaslı. Memleketinde, Adalet Bakanı ile beraber olmasından daha doğal ne olabilir ki? Gittiğim yerlerde CHP’li milletvekilleri karşılamada bulunuyor. CHP’li belediyelere ziyarette bulunuyorum. Bizde parti ayrımı söz konusu olmaz. Hiçbir ayrım yapmadan herkesi programa davet ediyoruz. Sivas’ta da il protokolü ile bulunduğumuz ortamı maalesef, sanki yargı bağımsızlığına aykırı bir durum varmış, bir e işte parti devleti. Arkadaşlar parti devletinin ne olduğunu bu millet hiç bir zaman unutmaz. 27 Mayıs ihtilalini bu ülkeye yıllarca Demokrasi ve Anayasa Bayramı diye kutlatan partinin, Yassıada zihniyetinin bize ’parti devleti’ dersi vermeye hakkı ve haddi de olamaz. Burada yargı bağımsızlığı ile ilgili eleştiriler noktasında, neden bu kadar CHP yöneticilerinin telaşlı olduklarını bu millet çok biliyor. Onlar rahatsız. Onların hukuk devleti anlayışı ile bizim hukuk devleti anlayışımız çok farklı.Onların hukuk devleti anlayışı 27 Mayıs Hukuk Devleti, 27 Mayıs Yargısıdır. Adnan Menderesi asan yargıdır. Onların huku devletinde yargı bağımsızlığından anladıkları, 28 Şubat yargısıdır. Biz yargıyı birilerinin arka bahçesi olmaktan çıkardık. Milletin yargısı haline getirdik. Yargımiz milli iradeye saygı duyan, darbecilerin değil, milletin yanında olan hale geldi. Bunlar hazmedilemiyor. Başta CHP genel başkanı olmak uzere yaptikları açıklamalara baktığınızda bir telaş var, sıkışmışlığın göstergesi. Yargı yolsuzluktan hesap sormasın istiyorlar. Rüşvetten, rüşvetçiden hesap sormasın istiyorlar. Yargı artık vesayetçiye de geçit vermez. Yargı milletin adına tüyü bitmemişin hakkını yiyenden, hırsızlık yapandan, yolsuzluk yapandan hesap sorar. CHP’nin rahatsızlığı budur. Bu nedenle bizim Sivas’a gidip yaptığımız paylaşımdan yola çıkarak, yargı üzerine özellikle yargı mensuplarımıza hakaret ederek, tehdit ederek, bir takım mana çıkararak, açıklamalar yapmak beyhudedir. Bunları konuşmaya bile gerek yok. Türk yargısı bağımsız ve tarafsız. Hiç bir yerden talimat almadan Anayasa kanun ve vicdanına göre, millet adına görev yapar. Eski yargı sistemi yoktur’’ diye konuştuYılmaz Tunç, açıklamalarından ardından Bartın Otomobilciler ve Şoförler Esnaf Odası Kongresi ’ne katıldı
Samsun’da "Ev Sahibi Türkiye" Kura Çekim Töreni
31 Ocak 2026 Cumartesi - 13:32 Samsun’da "Ev Sahibi Türkiye" Kura Çekim Töreni Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Samsun’da "Ev Sahibi Türkiye" Kura Çekim Töreni’ne katıldı. Bakan Kurum törende yaptığı konuşmada CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in eleştirilerine cevap vererek, "Çek senet işlerini siz iyi bilirsiniz Özgür Bey. Baklava kutularını da siz iyi bilirsiniz" ifadelerini kullandı. Samsun Büyükşehir Belediyesi Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon’da "500 Bin Sosyal Konut / Ev Sahibi Türkiye Kura Çekimi Töreni"ne düzenlendi. Törende konuşan Bakan Murat Kurum, Samsun’daki yatırımlar hakkında bilgi vererek, "Bugüne kadar Samsun’da TOKİ’miz eliyle yaklaşık 66 milyar liralık yatırım gerçekleştirdik. 15 binden fazla konutu şehrimize kazandırdık. Devasa bir alanda 3 millet bahçesiyle şehrimize yeni yaşam alanları açtık. İnşallah Bafra Millet Bahçemizi de çok kısa süre sonra hizmete alacağız. Ama tabii durmuyoruz. 81 ilimizde olduğu gibi sizleri de heyecanlandıran Yüzyılın Konut Projesi ile şehrimize kazandıracağımız 6 bin 397 konutumuzun kuralarını bugün çekiyoruz. Bu konutlarımızın 3 bin 750’sini Samsun merkezde, 150’sini Alaçam’da, 100’ünü Asarcık’ta, 120’sini Ayvacık’ta, 500’ünü Bafra’da, 300’ünü Çarşamba’da, 140’ını Havza’da, 150’sini Kavak’ta, 142’sini Ladik’te, 125’ini 19 Mayıs’ta, 120’sini Salıpazarı’nda, 300’ünü Terme’de, 450’sini Vezirköprü’de ve 50’sini ise Yakakent’te inşa edeceğiz. Konutlarımızı şehrimizin tüm ilçelerini kapsayan adil ve dengeli bir planlamayla inşa edileceğini özellikle ifade etmek istiyorum. Yani biz, Samsun’da sadece belli bir noktaya değil; merkezinden en uç ilçesine kadar herkes için konut üretiyoruz. Üstelik yalnızca konut da yetinmiyoruz. Geçmişimizden aldığımız ilhamla, komşuluğu yaşatan, dayanışmayı güçlendiren 500 mahalle konağıyla sosyal hayatı da yeniden inşa ediyoruz. ‘Ev Sahibi Türkiye’ hedefimiz doğrultusunda, Allah’ın izniyle hiçbir vatandaşımızı geride bırakmıyoruz" dedi. Bakan Kurum şöyle devam etti: "Bu salonu dolduran coşku, gözlerinizdeki umut, yüreklerinizdeki sevinç; bizlere şunu açıkça gösteriyor: Milletimiz inandığında, devletine güvendiğinde, hiçbir hedef ulaşılmaz değildir. Burada yaşadığımız bu an, yalnızca bir kura çekiminin heyecanı değil; yılların emeğine, sabrına ve kararlılığına hep birlikte şahitlik ettiğimiz tarihi bir buluşmadır. Çünkü Türkiye, yaşadığı her imtihan ve zorluktan daha da güçlenerek çıkan bir ülkedir. Son yıllara ülkemiz sellerden, yangınlara, salgınlardan, depremlere kadar birçok afetle sınandı. Ama hamdolsun hiçbir afette milletimizi çaresiz ve kimsesiz bırakmadık. 6 Şubat 2023’te yaşadığımız ‘Asrın Felaketi’ olarak kayıtlara geçen deprem afeti ile 11 ilimiz ne yazık ki derin bir acı ile sarsıldı. 14 milyon insanımız doğrudan 86 insanımız dolaylı olarak bu afetten etkilendi. Açıkçası dünya ve Cumhuriyet tarihinin en büyük felaketlerinden birini yaşadık. Milletçe derin yaralar aldık ama asla karamsarlığa kapılmadık, asla ümitsizliğe düşmedik, milletimizle omuz vererek ‘Asrın Dayanışması’ ile yaralarımızı birlikte sardık. Ve dünyada hiçbir ülkeye nasip olmamış bir hız ve yöntemle ‘Asrın İnşa’ sürecini başlattık. Bu büyük seferberlikle sadece yaralarımızı sarmadık; aynı zamanda millet olarak ne kadar güçlü olduğumuzu tüm dünyaya bir kez daha gösterdik. 200 bin mimarımızla, mühendisimizle, işçimizle; gece gündüz demeden afetzede kardeşlerimizi bir an önce sıcak yuvalarına kavuşturmak için 7 gün 24 saat çalıştık. Rekor bir hızla saatte 23, günde 550 konut ürettik. Ve Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Hatay’ımızda büyük bir gurur ve onurla tamı tamına 455 bin 357 yeni yuvamızı destansı bir kararlılıkla depremzede kardeşlerimize armağan ettik. 11 ilde bu kadar konutu eş zamanlı yapmak, bir Avrupa ülkesi büyüklüğündeki alanı yeniden inşa etmek Türkiye dışındaki hiçbir ülkenin altından kalkacağı bir iş değildir. Hamdolsun, biz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde alnımızın akıyla verdiğimiz her sözü yerine getirdik. Bugün deprem bölgesinde milyonlarca vatandaşımız, yuvasının ve iş yerinin kapısının anahtarını ‘Bismillah’ diyerek açıyor. Bakın biz bu çalışmaları yaparken sadece konut ve iş yeri yapmadık. Parklarıyla, kent meydanlarıyla, millet bahçeleriyle, okullarıyla, camileriyle, alt ve üstyapısıyla bir şehir, bir hayat, bir umut, bir gelecek inşa ettik. İşte bu yüzden diyoruz ki: Asrın İnşası, Türkiye’nin Başarısıdır." Konuşmasında CHP Lideri Özel’in eleştirilerine cevap veren Bakan Kurum, şunları söyledi: "AK Parti, 24 yıldır Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; söz verip unutanların değil, söz verip bu sözleri yerine getirenlerin adıdır. Biz deprem bölgesinde 455 bin konutu teslim etmek için gece gündüz çalışırken, biz 500 bin sosyal konut seferberliğini başlatırken, maalesef muhalefet yine aynı yerde durdu: Laf üretti, algı üretti, engel olmaya çalıştı. Taş üstüne taş koymadı, sadece yapılanı karaladı. Ve o muhalefet deprem bölgesine bir çivi çakmadığı yetmiyormuş gibi, şimdi 200 bin işçimizin emeğini görmezden geliyor, deprem konutları ve kentsel dönüşüm üzerinden şahsımı ve hükümetimizi eleştiriyor. Özgür Özel’e buradan açıkça soruyorum; kentsel dönüşüme kim karşı çıkıyor? Kentsel dönüşüme rantsal dönüşüm diyerek siyaset uğruna milletimizin can güvenliğini kim hiçe sayıyor? Hatay’da, İstanbul’da, Esenler’de, Beykoz’da kentsel dönüşümü engellemeye çalışan sizler değil misiniz? Belediye başkanlarına bir sor bakalım, hangisi kentsel dönüşüm yapacağız demiş de engel olmuşuz? Bir tane söyle ya! Soru soruyoruz yanlış anlıyor, cevap veriyoruz işine gelmiyor. Sadece çarpıtıyor. Deprem bölgesine gelince 455 bin konut Özgür bey’in hayalinin bile yetişemeyeceği bir proje Onun için sanıyordu ki; 11 ilimizdeki konutlar hiç bitmeyecek. Vatandaşlarımıza anahtarları teslim edince panikledi. Ne yapacağını şaşırdı. Şimdi de akılalmaz laflarla milletimizin aklını karıştırmaya çalışıyor, boş senet imzalatıyorlar diyerek vatandaşımızı huzursuz ediyor. Çek senet işlerini siz iyi bilirsiniz Özgür bey! Siz baklava kutularını da iyi bilirsiniz! Milletimiz de bizi İzmir’den, Elazığ’dan, Bozkurt’tan, Manavgat’taki hizmetlerimizden iyi bilir. Biz milletimizin hayrına olmayan hiç bir işi yapmayız. Biz insanımızı mağdur etmeyiz. Bu 11 ilimizde de böyle olacak. Evlerimiz vatandaşımızı zorlamadan uygun koşullarla, faizsiz, sabit fiyatla sunulacak. Sana tavsiyem. Bu konulara girme! Bu sular senin suların değil, bu saha senin sahan değil, proje işleri senin işin değil. Anlayana bir cümle yeter, anlamayana bin kelime yetmez, derler. Onlar ne anlarsa anlasın ne derse desin biz bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da milletimizin gönlüne girmeye, ülkemiz için eser üretmeye, çalışmaya, refahı artırmaya devam edeceğiz." Programa, Samsun Valisi Orhan Tavlı, AK Parti Samsun Milletvekilleri Mehmet Muş, Yusuf Ziya Yılmaz, Çiğdem Karaaslan Orhan Kırcalı, Ersan Aksu, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, kaymakamlar, belediye başkanları, siyasi partilerin il başkanları ve vatandaşlar katıldı.
Dışişleri Bakanlığı: "BM Barış Gücü’nün görev süresi uzatılırken Kıbrıs Türk tarafının rızasının bu defa da alınmaması, BM’nin yerleşik uygulama ve ilkelerine aykırıdır"
31 Ocak 2026 Cumartesi - 12:23 Dışişleri Bakanlığı: "BM Barış Gücü’nün görev süresi uzatılırken Kıbrıs Türk tarafının rızasının bu defa da alınmaması, BM’nin yerleşik uygulama ve ilkelerine aykırıdır" Dışişleri Bakanlığı tarafından "BM Barış Gücü’nün görev süresi uzatılırken Ada’daki egemen eşit iki halktan biri olan Kıbrıs Türk tarafının rızasının bu defa da alınmaması, BM’nin yerleşik uygulama ve ilkelerine aykırıdır" açıklamasında bulunuldu. Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Adası’nda konuşlu Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü’nün görev süresinin, 30 Ocak 2026 tarihli ve 2815 (2026) sayılı BM Güvenlik Konseyi kararıyla bir yıl daha uzatılma kararına ilişkin açıklama yaptı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada KKTC tarafından yapılan açıklamanın desteklendiği belirtilerek, "BM Barış Gücü’nün görev süresi uzatılırken Ada’daki egemen eşit iki halktan biri olan Kıbrıs Türk tarafının rızasının bu defa da alınmaması, BM’nin yerleşik uygulama ve ilkelerine aykırıdır. Barış Gücü’nün KKTC topraklarındaki faaliyetlerini KKTC makamlarının iyi niyetli yaklaşımı sayesinde sürdürebilmekte olduğunun altını çiziyoruz" denildi. Açıklamada, söz konusu faaliyetlerin devamı için hukuki bir zeminin en kısa sürede tesis edilmesinin elzem olduğunu vurgulanırken, gerçekleşmeme durumunda KKTC makamlarınca atılacak adımlar, Anavatan ve Garantör Türkiye’nin tam desteğine sahip olacağı ifade edildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Anılan kararda, Ara Bölge’deki Pile köyündeki Kıbrıslı Türklerin vatanları KKTC’ye doğrudan erişebilmesini hedefleyen insani bir proje olan ve BM’nin Kıbrıs Türk tarafıyla vardığı mutabakatın bu konuda herhangi bir söz sahibi olmayan Rumların baskısı sonucunda Barış Gücü tarafından uygulanmaması nedeniyle halen tamamlanmayı bekleyen Yiğitler-Pile yolu yapım çalışmalarına, tarafsızlıktan uzak bir dille atıf yapılmaya devam edilmektedir. Aynı zamanda kararda, Kıbrıs Rum tarafının başta Astromerit-Evrihu otoyolu ve Pile bölgesinde inşa edilen üniversite gibi her geçen gün sayısı artan ve BM Barış Gücü tarafından ısrarla göz yumulan Ara Bölge ihlallerine yer verilmemesini esefle kınıyoruz. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin egemenliğinin Ada’nın kuzeyine uzanmadığı gibi Ara Bölge’yi de herhangi bir şekilde kapsamadığına dikkat çekiyoruz. Kıbrıs Adası’nda yarım asırdır barışı temin eden unsurun BM Barış Gücü değil, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mevcudiyeti ve Türkiye’nin etkin garantisi olduğu dikkate alındığında, idaresi altında bulunan Ara Bölge’de iki tarafa adil ve dengeli bir yaklaşım dahi sergilemeyen BM Barış Gücü’nün varoluş gerekçesi hakkında zihinlerde ciddi soru işaretleri oluşmaktadır. Güvenlik Konseyi’nin kararında Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik olarak on yıllar boyunca denenmiş ve başarısızlığı her defasında görülmüş yöntemlere atıfta bulunulmaya devam edilmesi çözüm çabalarına hiçbir fayda sağlamamaktadır. Dahası, meseleye Ada’daki gerçekler temelinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir çözüm bulunabilmesini geciktirmektedir. BM Güvenlik Konseyi’ni, Ada’daki iki tarafa eşit muamele sergilemeye ve çözüm için artık samimiyetle çaba sarf etmeye çağırıyoruz." "BM Güvenlik Konseyi’ni Ada’daki iki komşu devletin refahın ileri taşınacağı bir geleceğin önünü açmaya davet ediyoruz" Kıbrıs meselesinin en gerçekçi çözümünün, Ada’daki iki devletin bir arada var olmasından geçmek olduğu ifade edilirken, "BM Güvenlik Konseyi’ni ve uluslararası toplumu bu gerçeği kabul etmeye, Kıbrıslı Türklerin özden gelen hakları olan egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünü tescil etmeye ve Ada’daki iki komşu devletin yakın iş birliğiyle şekillenecek, bölgesel istikrar, kalkınma ve refahın ileri taşınacağı parlak bir geleceğin önünü açmaya davet ediyoruz" denildi.