POLİTİKA
15 Mart 2026 Pazar - 21:50 Bakan Çiftçi: "Göçmen kaçakçılarına asla geçit verilmeyecektir" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Denizlerde yürütülen keşif, gözetleme ve müdahalelerle göçmen kaçakçılarına asla geçit verilmeyecektir" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli ile iftar programında bir araya geldi. Programda konuşan Bakan Çiftçi, "Denizlerimiz, kıyılarımız, limanlarımız; ülkemizin mavi ufku ve bereket kapısıdır. Denizlerimizin güvenliği yalnızca bir sınır güvenliği meselesi değildir. Ekonomimizin, ticaretimizin, çevremizin, insan hayatının ve milli irademizin korunmasıdır. Sahil Güvenlik Komutanlığımız, deniz yetki alanlarımızda bu büyük sorumluluğu yüksek bir disiplinle, sarsılmaz bir görev şuuru ile yerine getiriyor" dedi. "’Türkiye Yüzyılı’ vizyonu, güçlü devlet, güçlü millet, güçlü gelecek iradesidir" Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ufkunu büyüten, iddiasını yükselten bir ülke olduğunu ifade eden Çiftçi, "Türkiye Yüzyılı’ vizyonu güçlü devlet, güçlü millet, güçlü gelecek iradesidir; savunmada caydırıcılık, ekonomide direnç, teknolojide atılım, kamu düzeninde kararlılık ve toplumsal huzurda süreklilik demektir. Bizler İçişleri Bakanlığı ailesi olarak emniyetimizle, jandarmamızla, sahil güvenliğimizle bu vizyonun güvenlik ayağını en sağlam şekilde taşımaya devam edeceğiz. Rotamız bellidir; Türkiye Yüzyılı’nı, huzurun yüzyılı yapmak. Hedefimiz nettir; milletimizin güvenliği, çocuklarımızın yarınları, o yüzden her türlü suç ve suçluyla mücadelede irademiz sarsılmazdır. Asayişi bozanlara, organize suç şebekelerine, kaçakçılık ağlarına, insan tacirlerine, terörün uzantılarıyla hukuk içinde kararlılıkla kesintisiz şekilde mücadele edeceğiz. Suçu kaynağında önleyecek, riskleri ortaya çıkmadan bertaraf edeceğiz" diye konuştu. "Uyuşturucu, gençliğimizi hedef alan sinsi bir tuzaktır" Gençliğin Türkiye’nin istikbali olduğunu vurgulayan Çiftçi, "Güvenlik bir bütündür; karası da denizi de aynı iradenin parçasıdır. Bu mücadelenin en kritik başlıklarından biri de uyuşturucuyla olan mücadelemizdir. Uyuşturucu, bir zehir ticareti olmanın ötesinde gençliğimizi hedef alan sinsi bir tuzaktır. Ailelerimizi yıpratan, toplumun direncini düşüren, suç örgütlerini besleyen bir tehdittir. Gençlerimizin umutlarını karartanlara, haramı ticaret sayanlara asla fırsat vermeyeceğiz. Hiçbir şer odağının geleceğimizi ipotek altına almasına müsaade etmeyeceğiz. Zira Türkiye’nin gençliği, Türkiye’nin istikbalidir. Bu istikbali korumak mukaddes bir vazifedir" ifadelerini kullandı. "Sahil Güvenlik Komutanlığımız bu mücadelenin mavi vatandaki en önemli gücüdür" Uyuşturucuyla mücadelede sahil hattının ve deniz trafiğinin öneminin büyük olduğunu belirten Bakan Çiftçi, "Bir diğer önemli mücadelemiz düzensiz göçledir. Düzensiz göçle mücadele sınır güvenliğimizin, kamu düzenimizin ve insan hayatının korunmasının temel başlıklarından biridir. Ülkemiz, mazluma merhametiyle sahip çıkarken göçmen kaçakçılığını kazanca çeviren organize yapılara karşı kararlılıkla mücadele etmektedir. Sahil Güvenlik Komutanlığımız bu mücadelenin mavi vatandaki en önemli gücüdür. Denizlerde yürütülen keşif, gözetleme ve müdahalelerle hem kaçakçı şebekelerine darbe vurulmakta hem de tehlikeye düşen insanların hayatı korunmaktadır. Bu kararlılık sürecek; göçmen kaçakçılarına asla geçit verilmeyecektir" diye konuştu. "Denizde bir can tehlikeye düştüğünde en kararlı duruş sahil güvenliğimizden geliyor" Sahil Güvenlik Komutanlığı personelini tebrik eden Çiftçi, "Sahil Güvenlik Teşkilatımız, denizdeki narkotik mücadelemiz başta olmak üzere arama-kurtarmadan düzensiz göçle mücadeleye, deniz emniyetinden çevre güvenliğine kadar çok geniş bir sahada en büyük stratejik gücümüzdür. İnşallah bu gücü daha da tahkim edeceğiz. Denizde bir can tehlikeye düştüğünde, bir yardım çağrısı yükseldiğinde, bir suç girişimi tespit edildiğinde ilk refleks, en hızlı müdahale, en kararlı duruş sahil güvenliğimizden geliyor. Bu millet, denizdeki nöbetin kıymetini biliyor. Ve devletimiz, bu nöbeti tutan evlatlarını her daim destekliyor. Bu duygu ve düşüncelerle Ramazan’ın rahmet ikliminin ülkemizi sarıp sarmalamasını diliyorum. Vatan uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum. Mavi vatanın emanetini omuzlarında taşıyan kahraman Sahil Güvenlik Komutanlığımızın kıymetli personelini özverili hizmetleri, yüksek disiplini ve sarsılmaz görev bilinci için yürekten tebrik ediyorum" şeklinde konuştu.
15 Mart 2026 Pazar - 21:27 Kasapoğlu ve Vali Özkan vatandaşlarla iftarda buluştu Manisa’nın Kula ilçesinde düzenlenen geleneksel iftar programına binlerce vatandaş katıldı. Programa önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve Manisa Valisi Vahdettin Özkan da katıldı. Kula Kaymakamlığı öncülüğünde Yunus Emre Kent Meydanı’nda düzenlenen programda konuşan AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Ramazan ayının paylaşma, yardımlaşma ve kardeşlik duygularını güçlendirdiğini ifade ederek, böyle anlamlı bir buluşmada vatandaşlarla bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Programda konuşan Manisa Valisi Vahdettin Özkan ise, "Ramazan ayı paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin en güzel şekilde yaşandığı müstesna bir zaman dilimidir. Böylesine anlamlı bir sofrada vatandaşlarımızla bir araya gelmek bizler için büyük bir mutluluk. Bu güzel organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. Kula Kaymakamı Talha Altuntaş, ilçe protokolü ile vatandaşların aynı sofrada buluşmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Altuntaş, "Değerli büyüğümüz ve hemşehrimiz önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun katılımlarıyla düzenlediğimiz geleneksel iftar programında sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Katılım sağlayan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Düzenlenen iftar programına önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Kula Kaymakamı Talha Altuntaş, AK Parti Kula İlçe Başkanı Nejat Gülmez, AK Parti ilçe başkanları, daire amirleri, STK ve oda başkanları ile çok sayıda vatandaş katıldı.
15 Mart 2026 Pazar - 19:11 Kuşadası’nda vatandaşlardan Başkan Günel’e destek Başkan Ömer Günel’in gözaltına alınmasının ardından vatandaşlar, Başkan Ömer Günel’in serbest bırakılmasını istedi. Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Cuma günü sabah saatlerinde düzenlenen operasyon ile İstanbul’da gözaltına alındı. Başkan Ömer Günel’in gözaltına alınmasının ardından CHP Kuşadası İlçe Örgütü tarafından İsmail Cem Dostluk ve Barış Meydanı’na ‘Adalet ve Dayanışma’ çadırı kurulup, ‘demokrasi nöbeti’ tutulmaya başlandı. Kuşadası’nda yaşayan binlerce vatandaş da Adalet ve Dayanışma çadırına gelip, Başkan Ömer Günel’e destek verdi. Başkan Ömer Günel’in suçsuz olduğunu belirten vatandaşlar, bir an önce serbest bırakılmasını istedi. Başkan Ömer Günel’in gözaltına alınmasını kınadığını belirten Sevim Çayboyu, "Yaşanan süreç hiç adil değil. Adaletsiz bir şekilde yapıldı, kınıyorum. Belediye başkanımız bu kenti güzelleştirdi" dedi. Kuşadası’nıda Başkan Ömer Günel ile birlikte hizmet çağı yaşanmaya başladığını söyleyen Resmiye Erbay ise "Biz Ömer başkanımızdan çok memnunuz. Mesela şimdi çocuk kütüphanesinden geliyoruz" diye konuştu. Başkan Ömer Günel’e destek olmak için dayanışma çadırına gelen Ümmü Gülsüm "Çok ağladım ben. Başkanım beni evimde ziyaret etmişti. Yine benim evime gelecek çay içecek. Ben Ömer Günel’i çok severim. Seni çok özledim. Allah sana uzun ömür versin" dedi.
CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanları Mersin’de buluştu
17 Ocak 2026 Cumartesi - 14:51 CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanları Mersin’de buluştu Cumhuriyet Halk Partili (CHP) Büyükşehir Belediye Başkanları, ’Halk için hep beraber’ sloganıyla Mersin’de bir araya geldi. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in ev sahipliğinde düzenlenen toplantı, CHP Yerel Yönetimler ve Dirençli Kentlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek başkanlığında gerçekleştirildi. Bir otelde düzenlenen toplantıda, büyükşehir belediyelerinin 2025 yılı çalışmaları değerlendirilirken, 2026 yılına yönelik planlamalar ele alındı. Tutuklu belediye başkanları, devam eden operasyonlar, küresel ve ulusal siyasetin yerel yönetimlere etkisi ile kuraklıkla mücadele gündem başlıkları arasında yer aldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, CHP’li belediyelerin 2019 ve 2024 yerel seçimlerinde önemli bir başarı elde ettiğini söyledi. Seçer, "Bugün Türkiye nüfusunun yüzde 60’ından fazlasını ve ülke ekonomisinin yaklaşık dörtte üçünü CHP’li belediyeler yönetiyor. Belediye başkanları yalnızca yerel yöneticiler değil, aynı zamanda ülke siyasetinin de önemli aktörleridir" dedi. Toplantıya ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını ifade eden Seçer, kentin ülke içindeki konumuna değindi. Mersin’in stratejik konumu ve tarihsel sürecini değerlendiren Seçer, kentin Türkiye’de ekonominin en önemli merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Kentin dinamik yapısından söz ederek göçlerle büyüdüğünü belirten Seçer, Mersin’in liman kenti olmasının tarihsel süreçteki önemine değindi. Gerçekleştirilen toplantının geçmiş dönemde de faydalarını gördüklerini dile getiren Seçer, "Bugün burada olma nedenimiz; bir yandan kendi görev ve sorumluluk alanlarımız içerisindeki sorunlarımızı konuşmak, tartışmak ve deneyim paylaşımı yapmak, bir yandan da Türkiye’nin, bölgenin ve dünyanın yaşadığı siyasal çalkantılar içerisindeki durumunu konuşmak. Çünkü her birimizin şehrinin kendine münhasır özelliklerinden dolayı hem iç siyasi gelişmelerden hem dış siyasi gelişmelerden etkilendiğini biliyoruz. Mersin ve komşumuz Adana bu konuda son derece hassas kentler. Orta Doğu’daki ve Kafkaslar’daki her gelişme buraya yansıyabiliyor. Çünkü bizim bölgelerimiz ulusal güvenlik açısından da son derece stratejik lokasyondalar" diyerek kentlerde yaşanan süreçleri bir arada tartışacaklarını belirtti. Türkiye’nin geleceğinin yerelden inşa edileceğini vurgulayan Seçer, "Belediyeler yalnızca altyapı hizmeti üreten kurumlar değildir. Aynı zamanda vatandaşın umudunu diri tutan yapılardır" ifadelerini kullandı. "Mersin modeli örnek bir belediyeciliktir" CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek ise Mersin Büyükşehir Belediyesinin sosyal adalet, kapsayıcılık ve krizlere karşı direnç temelinde örnek bir yerel yönetim modeli sunduğunu söyledi. Zeybek, "Vahap Seçer, günü kurtaran değil geleceği planlayan bir belediyecilik anlayışıyla hareket ediyor" dedi. Toplantı, açılış konuşmalarının ardından basına kapalı olarak devam etti. Belediye başkanları, yürüttükleri projeler ve deneyimlere ilişkin görüş alışverişinde bulundu.
Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar"
17 Ocak 2026 Cumartesi - 13:22 Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da düzenlenen "Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji" toplantısında konuştu ve "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Ayıp. Yani gerçekten ayıp." dedi.Erzurum MEB Hizmetiçi Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye siyasi hayatına önemli yenilikler getirdiğini vurgulayarak, " Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve de Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasal hayatında Türkiye’deki demokrasinin, siyasi partilerin yapılanmasında ve organizasyonunda çok farklı yenilikleri getirdi. Bu türden siyasi partilerin kendilerine vizyon belirlediği toplantılar, AK Parti öncesinde çok yoktu. AK Parti öncesinde sadece ve sadece genel merkezler merkezi olarak karar alır, talimat verirdi. Ama bizim içinden çıktığımız siyasi hareket, istişare kültürüne dayanıyor. İstişare şu demek, birlikte nasıl bir yol yürüdüğünüz, nasıl bir ülke, nasıl bir gelecek hayal ettiğimizi hep beraber planlamak demek. Biz de başlangıcından beri bu süreci yürütüyoruz. Ben bugün Milli Eğitim Bakanı olarak konuşuyorum. Ama 2001’den itibaren AK Parti’nin gençlik kollarından kadın kollarına, ana kademesinden siyaset akademisine kadar birçok noktada binlerce konuşma yaptım. Bazen muhafazakar demokrasi diye başlangıçta uyguladığımız kavram üzerine konuştuk. Bazen Türkiye siyasal hayatıyla ilgili konuştu. Bazen yerel yönetimler, demokrasiyi demokrasinin konsülide edilmesi ile ilgili konuştuk. Bazen hükümet sistemi tartışmalarıyla ilgili konuştuk. Teşkilatta sürekli birlikte bu konuları paylaştık. Şimdi bugün genel merkez yepyeni bir süreci başlatıyor. 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi kurulurken nasıl bir Türkiye’de yaşıyoruz ve nasıl bir Türkiye hayal ediyoruz sorusunu çok kapsamlı bir biçimde, "Erdemliler Hareketi" diye bildiğimiz kadro çalıştı. Kendisine bir yol haritası oluşturdu. Aradan geçen 25 yıl içerisinde doğal olarak kendisine çizdiği çizdiği bu yol haritasını büyük oranda başardı" diye konuştu."Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz"2001 yılında Türkiye’de fert başına milli gelirin 2 bin dolarlar civarındayken şimdi 20 bin doların hayal edildiği bir Türkiye’ye gelindiğini hatırlatan Bakan Tekin, " Dolayısıyla o günkü ihtiyaçlarla, bugünkü ihtiyaçlar arasında bir bağ kurmak lazım. Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz. O gün 70-80 kişilik sınıflarda eğitim veriyorduk. Bugün 20’şer kişilik sınıflarda eğitim veriyoruz. O zaman o günkü ihtiyaçlarla bugünkü ihtiyaçlar farklılaşmıştır. Bugünün Türkiye içine özgü yepyeni bir perspektif çizmemiz lazım. Bugün teşkilat başkanlığımızın başlattığı bu istişare toplantısı aslında önümüzdeki dönemle ilgili yani 25 yılda Türkiye’de yaptığımız hizmetlerden sonra yeni Türkiye’nin konjonktürünü, önümüzdeki yüz yılı Türkiye yüzyılı yapacak adımların neler olacağını, nelerin yapılması gerektiğini teşkilat bazında konuşacağız, tartışacağız ve kendimize yepyeni bir yol haritası oluşturacağız. Partimiz yol haritası oluşturacak, politikalarını belirtecek ve uygulayıcılar olarak bizler de bu istişareler neticesinde elde ettiğimiz politikaları hayata geçireceğiz" dedi."10 yılda Türkiye’de her anlamda sıkıntılar vardı""2001 yılında biz neleri tartışıyorduk? Nasıl bir Türkiye vardı? Unutuyoruz bunları. O Türkiye’de biz neleri hayal ettik? Nereleri başardık?" diyerek sözüne sürdüren Bakan Tekin, "2001 yılından önceki 10 yıl Türkiye’de iç güvenlik açısından, demokrasi açısından, ekonomi açısından nasıl bir Türkiye vardı? 1990 yılından itibaren bir projeksiyon çizmek istiyorum. 1990 yılında Türkiye’de yaşanan ve toplumu derinden etkileyen boyutu olan birkaç cinayetten bahsedeyim mesela. 1990 yılında Turan Dursun, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok ve Hiram Abbas. Günlerce bunları tartıştık. 1991 yılında emekli Korgeneral Hulusi Sayın, Emekli Tümgeneral Memduh Ünütürk, Diyarbakır Hadep İl Başkanı Vedat Aydın, Eski MİT Müsteşarı Adnan Ersöz, 1992 yılında emekli oramiral Temel Kayacan, Musa Anter, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis, 1993 yılında 24 Mayıs’ta Elazığ Bingöl karayolunda 33 er ve yedi sivil şehit edildi. 2 Temmuz Sivas olayları 37, 6 Temmuz Başbağlar olaylarında 38 şehidimiz. Yavi katliamı yine 1993. 1994 yılında yerel seçimlerin hemen öncesinde Gazi olayları. Şimdi bunlar devam ettirip saymak mümkün.1990’lı yıllar AK Parti kurulduğunda nasıl bir Türkiye var. Güvenlik açısından bunları görmek açısından önemli" şeklinde konuştu."Antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönem"Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 1990’lı yıllarda Türkiye’de yaşanan gelişmeleri özetlerken, sözlerini şöyle sürdürdü, "Peki siyasetin demokratik boyutuyla ilgili ne var? Onunla ilgili birkaç tane örnek vereyim. Mesela 1995 yılında seçimlere giderken Anayasa Mahkemesi pat diye bir karar verdi ve Türkiye’de bütün demokratik teamülleri altüst etti. Seçim çevresi düzenlemesi hiç yetkisi olmadığı halde yani gündeminde olmadığı halde seçim çevresini barajını iptal etti. Türkiye milletvekilliğini iptal etti. Böyle bir tablo yaşadık. Yani siyasete millet dışında antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönemdir. Mesela 1995 seçimleri oldu. 95 seçimlerinde Refah Partisi yüzde 21 oy aldı. Dönemin Cumhurbaşkanı dedi ki, "Ben Refah Partisi’ne hükümet kurma görevi vermem. Birinci olmuş olabilir. Ama halkın yüzde yetmiş sekizi karşı." Öyle bir demokratik parametre, böyle bir demokratik önerme yok. Maalesef ama Türkiye böyle bir Türkiye’yi yaşadı. Sonra Refahyol kuruldu. Anayasa Mahkemesi yine hiç teamüllere, hukuka aykırı bir biçimde ve Meclis kararını denetleme yetkisi olmadığı halde, Anayasa Mahkemesi denetledi ve hükümetin güven oylamasını geçersiz kabul etti. Refah- Yol kurulduktan sonra biz artık her gün televizyonlarda bir güvenlik kurulu ne zaman toplanacak? Genelkurmay Başkanı ne dedi? Genelkurmay ikinci başkanı ne dedi, bilmem kim ne dedi. Böyle bir demokrasi olur mu? Böyle bir demokrasi mümkün mü? Sonra Milli Güvenlik Kurulu çıktı 28 Şubat’ta dedi ki, "Sizi halk seçmiş olabilir ama sizin halk göbeğini taşıyan adamlar, bidon kafalı insanlar, onların dedikleriyle hareket edilemez. Dolayısıyla biz sizi kendi seçimlerimizde halka taahhüt ettiğiniz şeyleri size yaptırmayız. 8 yıllık kesintisiz eğitimde, çağdaş kıyafetlerin giyilmesine kadar bir dünya konu. Şimdi bunlar maalesef 2001 önceki Türkiye’de yaşadıklarımız. Gecelik repo faizlerin yüzde 7500. O günlerde televizyonda her gün bankerlerin iflas ettiği, ortaya çıkarılan borçların milletin nasıl yükleneceğini tartışıyorduk. Enflasyonla ilgili ne söylemem gerektiğini bilmiyorum ama bir tane örnek vereyim ben. Akademisyen olarak 2000’li başında bir Orta Asya ülkesinde bulundum. Orada iki tane turist Türk lirasının eline almış bir bunları sayarak dalga geçiyorlar. Biz böyle bir Türkiye’yi yaşadık" dedi."Türkiye’yi hep beraber inşa ediyoruz"AK Parti teşkilatları sayesinde biz bugün bu konuşulan şeyleri sanki milattan önce yaşanmış gibi hatırlamakta zorlandıklarını ifade eden Bakan Tekin, "Çünkü artık bambaşka bir Türkiye’de yaşıyoruz. Ama 2001 yılında biz bunları tartıştık. 2001 yılında AK Parti kurulurken bu Türkiye bu yüzyıla yakışmıyordu. Bu Türkiye bu millete yakışmıyordu. Bu hükümet, bu yönetim maalesef hak ettiğimiz bir yönetim değil. O zaman biz bir şeyleri değiştirmemiz lazım. Bunu tartıştık. Bunu konuştuk. Ve değiştirdiğimiz şey ne yapacağız? Neleri sağlayacağız? Neleri hayata geçireceğiz konuştuk. Dedik ki, bir bunların hepsini yani vatandaşların bir kere can, mal, ırz, namus güvenliklerini devlet güvence altına alacak. Bakın bugün Türkiye’de bambaşka şeyleri konuşuyoruz. Şu konuştuğumuz şeyler ben başka yerlerde anlatırken, sanki çok eski dönemlerde yaşanmış şeylermiş gibi görüyoruz. Yine o Türkiye’de insanlar etnik kimliklerinden, dini kimliklerinden dolayı maalesef aşağılanıyorlardır, ötekileştiriliyordu. Bugün Türkiye’de bir bu anlamda herkesin insanca yaşayabildiği, temel hak ve hürriyetlerin kullandığı ve herkesin bütün insanların insan olmaktan kaynaklanan değeri addedildi bir Türkiye’yi hep beraber inşa etmektir" dedi."İstanbul’da asrın hırsızlığı var"Türkiye’de muhalefetin ezberleri olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin , " Ezberleri bozulunca, bir şeyleri saklamak istediği zaman, hemen klasik eskilerde olduğu şeylere yeniden müracaat ediyor Çünkü bir şey üretemiyorlar. İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Ayıp. Yani gerçekten ayıp. Onlara sesleniyorum. Bu hırsızlık, bu yalanların arkasında saklanacak kadar küçük bir hırsızlık değil. İstanbul’un parası, İstanbullunun parası, İstanbullunun evinden akacak suyun İstanbullunun sokakta çektiği trafik çilesini çözecek problemlerin kaynaklarını kumara, uyuşturucuya, fuhuşa harcayan kişilerin yaptıkları hırsızlıkların Atatürk’e, Atatürk’ün arkasına sığınarak lütfen saklamasın, komik oluyorsunuz. Gerçekten komik oluyorlar. Türkiye’de birçok şey değişti. Muhalefet de aslında değişme eğiliminde ama maalesef zaman zaman böyle ne yapacaklarını bilmeden, eski ezberlerine yeniden müracaat ediyorlar. Eğitimle ilgili olarak ben sadece ve sadece şunu söylüyorum. 2002 yılında, dönemin başbakanı Bülent Ecevit bir proje başlatıyor. Diyor ki, Cumhuriyetin yüzüncü yılında nasıl bir Türkiye istiyorsunuz? Herkes mektup yazsın. Cumhuriyetin yüzüncü yılında yani 2023 yılında Milli Eğitim Bakanı olarak ben bulunduğum için Milli Eğitim Bakanına yazılmış mektuplar bana geldi. 2002 yılında öğretmenlerimiz diyor ki, inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında 45-50 kişilik sınıflarda ders anlatabiliriz. Ne demek? 70-80 kişilik sınıflarda ders anlatıyormuş. Diyor ki öğretmenimiz, inşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında okullarımızın koridorlarında farelerin cirit atmadığı okullar olur. Çocuklarımızın tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için okulun dışına çıkmak zorunda olmadıkları okullarımız olur inşallah. Bir tane bilgisayarımız olur okulumuzda. Şu anda Türkiye’de derslik başına düşen öğrenci sayısı, dünya ortalamasının altında. 20’li rakamlarda ders yapıyoruz. Öğretmen başına düşen öğrenci sayımız yine uluslararası göstergelerde örnek gösterilebilecek durumdadır. Birleşmiş Milletler’in kendi raporlarında dünyada bütün dersliklerinde etkileşimli tahta, yani akıllı tahtanın olduğu dünyadaki nerede tek ülke Türkiye diyor. İnternet erişim hizmetleri bakanlık tarafından yapılıyor" şeklinde konuştu."Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun"Türkiye’nin dünyada eğitim öğretim açısından fiziki göstergeler açısından dünyada örnek gösterilecek bir ülke olduğunu hatırlatan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sözlerine şöyle devam etti " Çok şükür bunu yaptık. Sayın Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. O gün dedik ki bizim iktidarımızda Türkiye’de kimse ana dilinden dolayı etnik kimliğinden dolayı dini inançlarından dolayı ötekileştirilmeyecek dedik. Bugün 2002 yılından itibaren Türkiye’de okullarımızda seçmeli Kürtçe dersinden tutun, seçmeli Kur’an-ı Kerim derslerine kadar herkesin kendi etnik ve dini inancına, yaşayışına ders seçenekleri çocuklarımıza, gençlerimize sunmaya başladık. Bugünkü Türkiye’de artık kimse kılığından kıyafetinden dolayı yadırganmıyor. Bugünkü Türkiye’de kimse akademik anlamda fırsat eşitliğinden şikayetçi değil artık. Bambaşka şeyler etmeye başladık. Cumhurbaşkanımızın iradesi, kararlılığı vesayete meydan oku duruşu çok önemli. Ama onu destekleyen dimdik arkasında duran teşkilatlar olmasaydı bunların hiçbirisini bizler yapamazdık. O yüzden bunun farkında olarak teşkilat başkanlığımızla yeniden bu teşkilat bilincini, şuurunu dimdik. Ayakta duracak şekilde dinamik hale getirecek şekilde bu süreci başlattı. Inşallah bu süreç bu sürecin sonunda yaz aylarına geldiğimizde hep beraber sahada bu yeni Türkiye’nin müjdecisi olacak şeyleri hep beraber yaparız diyorum"
Başkan Özgökçen: "Konya’da sahada yürütmüş olduğumuz çalışmalar neticesinde üye sayımız arttı"
17 Ocak 2026 Cumartesi - 13:18 Başkan Özgökçen: "Konya’da sahada yürütmüş olduğumuz çalışmalar neticesinde üye sayımız arttı" AK Parti Konya İl Başkanlığı, 2025 yılı değerlendirme toplantısını gerçekleştirdi. AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, sahaya dayalı siyaset anlayışıyla Konya’nın 31 ilçesinde yoğun çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Selçuklu Kongre Merkezinde düzenlenen programa AK Parti Konya Milletvekilleri, belediye başkanları, teşkilat mensupları ve gazeteciler katıldı. Toplantıda konuşan İl Başkanı Fatih Özgökçen, "Masada değil, sahada olmayı tercih ettik" diyerek, kapı kapı gezmeye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonunu ve AK Parti’nin eser ve hizmetlerini anlatmaya devam edeceklerini söyledi. Özgökçen, "Karapınar’dan Kulu’ya, Beyşehir’e kadar 31 ilçemizin tamamında, mahalle mahalle, sokak sokak teşkilatlarımızda milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, meclis üyelerimizle, kadın ve gençlik kollarımızla bir araya geldik, istişare yaptık. Vatandaşımızın sesine kulak verdik, teşkilat mensuplarımızı dinledik. Vatandaşlarımızın taleplerini sıkıntılarını not ettik ve hızlıca bununla ilgili ne yapabiliriz diye durmadık mahalle başkanlarımızla kapsamlı toplantılar gerçekleştirdik. Çünkü eser ve hizmet anlayışımızın ilk basamağı, vatandaşlarımızla ilk temasımız, ilk dokunuşu bu mahalle başkanlarımız. Bugün AK Parti bu noktalara hiç şüphesiz onların sayesinde gelmiştir. Biz de bunu bildiğimiz için sık sık mahalle başkanlarımızla bir araya geliyoruz. Konya’mızın her bir köşesinde, mahallemizde, köylerimizde görev yapan muhtarlarımızla milletimize daha güzel hizmetler sunmak için yollarımız, bizim geleceğimizin teminatıdır anlayışla, düzenli aralıklarla gençlerimize birlikte programlara katıldı. AK Parti olarak bizim en büyük hedeflerimizden biri de Konya’da olmak üzere Türkiye’yi küresel ticarette bir yıldız, bölgesinde bir çekim merkezi, dünyada ise bir refah abidesi haline getirmektir" dedi. "Üye sayımız 37 bin 200 artarak 364 bin 687’ye ulaşmıştır" Türkiye siyasi tarihinde toplumsal karşılığı ve sahaya dayalı siyaset anlayışının somut göstergesi olduğunu vurgulan Başkan Özgökçen, "Türkiye siyasi tarihinde güçlü bir toplumsal karşılığın ve sahaya dayalı siyaset anlayışının somut bir göstergesi olmuştur. Konya’mızda teşkilat olarak sahada yürütmüş olduğumuz çalışmalar neticesinde üye sayımız 37 bin 200 artarak 364 bin 687’ye ulaşmıştır. Bundan sonra da durmayacağız, yolumuza devam edeceğiz. Biz, önümüzdeki süreçte de teşkilat olarak kapı kapı gezeceğiz. Liderimiz Cumhurbaşkanımızın, AK Parti’mizin eserlerini anlatmaya devam edeceğiz. Özellikle, sadece seçim olarak değil, her zaman milletimizin her anında yanında olmak için gayret etmeye devam edeceğiz" diye konuştu.
Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için  karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar"
17 Ocak 2026 Cumartesi - 12:35 Bakan Tekin: "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu saklamak için karnelerden Atatürk’ün fotoğrafının kaldırdığı yalanına sarılıyorlar" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da düzenlenen "Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji" toplantısında konuştu ve "İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Gerçekten ayıp" dedi. Erzurum MEB Hizmetiçi Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye siyasi hayatına önemli yenilikler getirdiğini vurgulayarak, "Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve de Cumhurbaşkanımızın siyasal hayatında Türkiye’deki demokrasinin, siyasi partilerin yapılanmasında ve organizasyonunda çok farklı yenilikleri getirdi. Bu türden siyasi partilerin kendilerine vizyon belirlediği toplantılar, AK Parti öncesinde çok yoktu. AK Parti öncesinde sadece ve sadece genel merkezler merkezi olarak karar alır, talimat verirdi. Ama bizim içinden çıktığımız siyasi hareket, istişare kültürüne dayanıyor. İstişare şu demek, birlikte nasıl bir yol yürüdüğünüz, nasıl bir ülke, nasıl bir gelecek hayal ettiğimizi hep beraber planlamak demek. Biz de başlangıcından beri bu süreci yürütüyoruz. Ben bugün Milli Eğitim Bakanı olarak konuşuyorum. Ama 2001’den itibaren AK Parti’nin gençlik kollarından kadın kollarına, ana kademesinden siyaset akademisine kadar birçok noktada binlerce konuşma yaptım. Bazen muhafazakar demokrasi diye başlangıçta uyguladığımız kavram üzerine konuştuk. Bazen Türkiye siyasal hayatıyla ilgili konuştu. Bazen yerel yönetimler, demokrasiyi demokrasinin konsülide edilmesi ile ilgili konuştuk. Bazen hükümet sistemi tartışmalarıyla ilgili konuştuk. Teşkilatta sürekli birlikte bu konuları paylaştık. Şimdi bugün genel merkez yepyeni bir süreci başlatıyor. 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi kurulurken nasıl bir Türkiye’de yaşıyoruz ve nasıl bir Türkiye hayal ediyoruz sorusunu çok kapsamlı bir biçimde, "Erdemliler Hareketi" diye bildiğimiz kadro çalıştı. Kendisine bir yol haritası oluşturdu. Aradan geçen 25 yıl içerisinde doğal olarak kendisine çizdiği çizdiği bu yol haritasını büyük oranda başardı" diye konuştu. "Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz" 2001 yılında Türkiye’de fert başına milli gelirin 2 bin dolarlar civarındayken şimdi 20 bin doların hayal edildiği bir Türkiye’ye gelindiğini hatırlatan Bakan Tekin, " Dolayısıyla o günkü ihtiyaçlarla, bugünkü ihtiyaçlar arasında bir bağ kurmak lazım. Artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz. O gün 70-80 kişilik sınıflarda eğitim veriyorduk. Bugün 20’şer kişilik sınıflarda eğitim veriyoruz. O zaman o günkü ihtiyaçlarla bugünkü ihtiyaçlar farklılaşmıştır. Bugünün Türkiye içine özgü yepyeni bir perspektif çizmemiz lazım. Bugün teşkilat başkanlığımızın başlattığı bu istişare toplantısı aslında önümüzdeki dönemle ilgili yani 25 yılda Türkiye’de yaptığımız hizmetlerden sonra yeni Türkiye’nin konjonktürünü, önümüzdeki yüz yılı Türkiye yüzyılı yapacak adımların neler olacağını, nelerin yapılması gerektiğini teşkilat bazında konuşacağız, tartışacağız ve kendimize yepyeni bir yol haritası oluşturacağız. Partimiz yol haritası oluşturacak, politikalarını belirtecek ve uygulayıcılar olarak bizler de bu istişareler neticesinde elde ettiğimiz politikaları hayata geçireceğiz" dedi. "10 yılda Türkiye’de her anlamda sıkıntılar vardı" "2001 yılında biz neleri tartışıyorduk? Nasıl bir Türkiye vardı? Unutuyoruz bunları. O Türkiye’de biz neleri hayal ettik? Nereleri başardık?" diyerek sözüne sürdüren Bakan Tekin, "2001 yılından önceki 10 yıl Türkiye’de iç güvenlik açısından, demokrasi açısından, ekonomi açısından nasıl bir Türkiye vardı? 1990 yılından itibaren bir projeksiyon çizmek istiyorum. 1990 yılında Türkiye’de yaşanan ve toplumu derinden etkileyen boyutu olan birkaç cinayetten bahsedeyim mesela. 1990 yılında Turan Dursun, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Bahriye Üçok ve Hiram Abbas. Günlerce bunları tartıştık. 1991 yılında emekli Korgeneral Hulusi Sayın, Emekli Tümgeneral Memduh Ünütürk, Diyarbakır Hadep İl Başkanı Vedat Aydın, Eski MİT Müsteşarı Adnan Ersöz, 1992 yılında emekli oramiral Temel Kayacan, Musa Anter, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis, 1993 yılında 24 Mayıs’ta Elazığ Bingöl karayolunda 33 er ve yedi sivil şehit edildi. 2 Temmuz Sivas olayları 37, 6 Temmuz Başbağlar olaylarında 38 şehidimiz. Yavi katliamı yine 1993. 1994 yılında yerel seçimlerin hemen öncesinde Gazi olayları. Şimdi bunlar devam ettirip saymak mümkün.1990’lı yıllar AK Parti kurulduğunda nasıl bir Türkiye var. Güvenlik açısından bunları görmek açısından önemli" şeklinde konuştu. "Antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönem" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 1990’lı yıllarda Türkiye’de yaşanan gelişmeleri özetlerken, sözlerini şöyle sürdürdü, "Peki siyasetin demokratik boyutuyla ilgili ne var? Onunla ilgili birkaç tane örnek vereyim. Mesela 1995 yılında seçimlere giderken Anayasa Mahkemesi pat diye bir karar verdi ve Türkiye’de bütün demokratik teamülleri altüst etti. Seçim çevresi düzenlemesi hiç yetkisi olmadığı halde yani gündeminde olmadığı halde seçim çevresini barajını iptal etti. Türkiye milletvekilliğini iptal etti. Böyle bir tablo yaşadık. Yani siyasete millet dışında antidemokratik müdahalelerin yoğun yaşandığı bir dönemdir. Mesela 1995 seçimleri oldu. 95 seçimlerinde Refah Partisi yüzde 21 oy aldı. Dönemin Cumhurbaşkanı dedi ki, "Ben Refah Partisi’ne hükümet kurma görevi vermem. Birinci olmuş olabilir. Ama halkın yüzde yetmiş sekizi karşı." Öyle bir demokratik parametre, böyle bir demokratik önerme yok. Maalesef ama Türkiye böyle bir Türkiye’yi yaşadı. Sonra Refahyol kuruldu. Anayasa Mahkemesi yine hiç teamüllere, hukuka aykırı bir biçimde ve Meclis kararını denetleme yetkisi olmadığı halde, Anayasa Mahkemesi denetledi ve hükümetin güven oylamasını geçersiz kabul etti. Refah- Yol kurulduktan sonra biz artık her gün televizyonlarda bir güvenlik kurulu ne zaman toplanacak? Genelkurmay Başkanı ne dedi? Genelkurmay ikinci başkanı ne dedi, bilmem kim ne dedi. Böyle bir demokrasi olur mu? Böyle bir demokrasi mümkün mü? Sonra Milli Güvenlik Kurulu çıktı 28 Şubat’ta dedi ki, "Sizi halk seçmiş olabilir ama sizin halk göbeğini taşıyan adamlar, bidon kafalı insanlar, onların dedikleriyle hareket edilemez. Dolayısıyla biz sizi kendi seçimlerimizde halka taahhüt ettiğiniz şeyleri size yaptırmayız. 8 yıllık kesintisiz eğitimde, çağdaş kıyafetlerin giyilmesine kadar bir dünya konu. Şimdi bunlar maalesef 2001 önceki Türkiye’de yaşadıklarımız. Gecelik repo faizlerin yüzde 7500. O günlerde televizyonda her gün bankerlerin iflas ettiği, ortaya çıkarılan borçların milletin nasıl yükleneceğini tartışıyorduk. Enflasyonla ilgili ne söylemem gerektiğini bilmiyorum ama bir tane örnek vereyim ben. Akademisyen olarak 2000’li başında bir Orta Asya ülkesinde bulundum. Orada iki tane turist Türk lirasının eline almış bir bunları sayarak dalga geçiyorlar. Biz böyle bir Türkiye’yi yaşadık" dedi. "Türkiye’yi hep beraber inşa ediyoruz" AK Parti teşkilatları sayesinde biz bugün bu konuşulan şeyleri sanki milattan önce yaşanmış gibi hatırlamakta zorlandıklarını ifade eden Bakan Tekin, "Çünkü artık bambaşka bir Türkiye’de yaşıyoruz. Ama 2001 yılında biz bunları tartıştık. 2001 yılında AK Parti kurulurken bu Türkiye bu yüzyıla yakışmıyordu. Bu Türkiye bu millete yakışmıyordu. Bu hükümet, bu yönetim maalesef hak ettiğimiz bir yönetim değil. O zaman biz bir şeyleri değiştirmemiz lazım. Bunu tartıştık. Bunu konuştuk. Ve değiştirdiğimiz şey ne yapacağız? Neleri sağlayacağız? Neleri hayata geçireceğiz konuştuk. Dedik ki, bir bunların hepsini yani vatandaşların bir kere can, mal, ırz, namus güvenliklerini devlet güvence altına alacak. Bakın bugün Türkiye’de bambaşka şeyleri konuşuyoruz. Şu konuştuğumuz şeyler ben başka yerlerde anlatırken, sanki çok eski dönemlerde yaşanmış şeylermiş gibi görüyoruz. Yine o Türkiye’de insanlar etnik kimliklerinden, dini kimliklerinden dolayı maalesef aşağılanıyorlardır, ötekileştiriliyordu. Bugün Türkiye’de bir bu anlamda herkesin insanca yaşayabildiği, temel hak ve hürriyetlerin kullandığı ve herkesin bütün insanların insan olmaktan kaynaklanan değeri addedildi bir Türkiye’yi hep beraber inşa etmektir" dedi. "İstanbul’da asrın hırsızlığı var" Türkiye’de muhalefetin ezberleri olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin , " Ezberleri bozulunca, bir şeyleri saklamak istediği zaman, hemen klasik eskilerde olduğu şeylere yeniden müracaat ediyor Çünkü bir şey üretemiyorlar. İstanbul’da asrın hırsızlığı var. Bunu aklamak için şimdi mesela galiba Yusuf Tekin’in karnelerden Atatürk’ü kaldırdığı yalanına sarılıyorlar. Ayıp. Yani gerçekten ayıp. Onlara sesleniyorum. Bu hırsızlık, bu yalanların arkasında saklanacak kadar küçük bir hırsızlık değil. İstanbul’un parası, İstanbullunun parası, İstanbullunun evinden akacak suyun İstanbullunun sokakta çektiği trafik çilesini çözecek problemlerin kaynaklarını kumara, uyuşturucuya, fuhuşa harcayan kişilerin yaptıkları hırsızlıkların Atatürk’e, Atatürk’ün arkasına sığınarak lütfen saklamasın, komik oluyorsunuz. Gerçekten komik oluyorlar. Türkiye’de birçok şey değişti. Muhalefet de aslında değişme eğiliminde ama maalesef zaman zaman böyle ne yapacaklarını bilmeden, eski ezberlerine yeniden müracaat ediyorlar. Eğitimle ilgili olarak ben sadece ve sadece şunu söylüyorum. 2002 yılında, dönemin başbakanı Bülent Ecevit bir proje başlatıyor. Diyor ki, Cumhuriyetin yüzüncü yılında nasıl bir Türkiye istiyorsunuz? Herkes mektup yazsın. Cumhuriyetin yüzüncü yılında yani 2023 yılında Milli Eğitim Bakanı olarak ben bulunduğum için Milli Eğitim Bakanına yazılmış mektuplar bana geldi. 2002 yılında öğretmenlerimiz diyor ki, inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında 45-50 kişilik sınıflarda ders anlatabiliriz. Ne demek? 70-80 kişilik sınıflarda ders anlatıyormuş. Diyor ki öğretmenimiz, inşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında okullarımızın koridorlarında farelerin cirit atmadığı okullar olur. Çocuklarımızın tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için okulun dışına çıkmak zorunda olmadıkları okullarımız olur inşallah. Bir tane bilgisayarımız olur okulumuzda. Şu anda Türkiye’de derslik başına düşen öğrenci sayısı, dünya ortalamasının altında. 20’li rakamlarda ders yapıyoruz. Öğretmen başına düşen öğrenci sayımız yine uluslararası göstergelerde örnek gösterilebilecek durumdadır. Birleşmiş Milletler’in kendi raporlarında dünyada bütün dersliklerinde etkileşimli tahta, yani akıllı tahtanın olduğu dünyadaki nerede tek ülke Türkiye diyor. İnternet erişim hizmetleri bakanlık tarafından yapılıyor" şeklinde konuştu. "Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun" Türkiye’nin dünyada eğitim öğretim açısından fiziki göstergeler açısından dünyada örnek gösterilecek bir ülke olduğunu hatırlatan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, sözlerine şöyle devam etti " Çok şükür bunu yaptık. Sayın Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun. O gün dedik ki bizim iktidarımızda Türkiye’de kimse ana dilinden dolayı etnik kimliğinden dolayı dini inançlarından dolayı ötekileştirilmeyecek dedik. Bugün 2002 yılından itibaren Türkiye’de okullarımızda seçmeli Kürtçe dersinden tutun, seçmeli Kur’an-ı Kerim derslerine kadar herkesin kendi etnik ve dini inancına, yaşayışına ders seçenekleri çocuklarımıza, gençlerimize sunmaya başladık. Bugünkü Türkiye’de artık kimse kılığından kıyafetinden dolayı yadırganmıyor. Bugünkü Türkiye’de kimse akademik anlamda fırsat eşitliğinden şikayetçi değil artık. Bambaşka şeyler etmeye başladık. Cumhurbaşkanımızın iradesi, kararlılığı vesayete meydan oku duruşu çok önemli. Ama onu destekleyen dimdik arkasında duran teşkilatlar olmasaydı bunların hiçbirisini bizler yapamazdık. O yüzden bunun farkında olarak teşkilat başkanlığımızla yeniden bu teşkilat bilincini, şuurunu dimdik. Ayakta duracak şekilde dinamik hale getirecek şekilde bu süreci başlattı. Inşallah bu süreç bu sürecin sonunda yaz aylarına geldiğimizde hep beraber sahada bu yeni Türkiye’nin müjdecisi olacak şeyleri hep beraber yaparız diyorum"
Bakan Yardımcısı Aydın, Belediye Başkanı Hallaç ile bir araya geldi
17 Ocak 2026 Cumartesi - 12:12 Bakan Yardımcısı Aydın, Belediye Başkanı Hallaç ile bir araya geldi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, beraberindeki heyetle birlikte Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç’ı ziyaret etti. Ziyarette ilçede yürütülen çalışmalar ile planlanan projeler ele alındı. Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın’a, Adıyaman Milletvekili Hüseyin Özhan, Kahta Kaymakamı Muhammed Üsame Soysal, Samsat Belediye Başkanı Halil Fırat, Sincik Belediye Başkanı Mehmet Korkut, il ve ilçe başkanları, teşkilat üyeleri ile İl Genel Meclisi üyeleri eşlik etti. Ziyarette konuşan Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, ilçenin gelişimi için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirterek, "Kahta’mızın ihtiyaçlarını gözeterek altyapıdan üstyapıya, sosyal projelerden çevre düzenlemelerine kadar birçok alanda çalışmalarımız sürüyor. Merkezi idare ile uyum içinde hareket ederek ilçemize en iyi hizmeti kazandırmayı hedefliyoruz" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın ise Kahta’da yürütülen çalışmaları yakından takip ettiklerini ifade ederek, "Yerel yönetimlerimizin sahadaki gayretleri bizler için çok kıymetli. Kahta’nın kalkınmasına katkı sunacak her projede iş birliği içerisinde olmaya devam edeceğiz. İlçemizin gelişimi adına yapılan çalışmaları desteklemeyi sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. Görüşmede, yerel yönetimler ile merkezi idare arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunulurken, Kahta’da hayata geçirilmesi planlanan projeler hakkında karşılıklı fikir alışverişi yapıldı.
Siyasetin kalbi Erzurum’da atıyor
17 Ocak 2026 Cumartesi - 11:51 Siyasetin kalbi Erzurum’da atıyor AK Parti Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı ile siyasetin kalbi Erzurum’da atıyor. AK Parti Teşkilat Başkanlığı tarafından düzenlenen Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı, 17-18 Ocak tarihlerinde Erzurum’un ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor. Erzurum ile birlikte 7 ilin katılım sağladığı toplantıya; AK Parti Teşkilat Başkanlığı’nın tüm kadrosu, bölge illerinin il ve ilçe başkanları, ayrıca Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tam kadro katılıyor. Toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan AK Parti Erzurum İl Başkanı Av. İbrahim Küçükoğlu, Erzurum’un böylesine önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İl Başkanı Küçükoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "AK Parti olarak gücümüzü teşkilatlarımızdan alıyoruz. Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantımız kapsamında, Genel Merkez Teşkilat Başkanlığımızın tüm kadrolarıyla birlikte 7 ilimizin il ve ilçe başkanlarımızı Erzurum’da ağırlamaktan büyük bir onur duyuyoruz. Bu toplantılar, sahadaki çalışmalarımızı daha da güçlendiren, ortak aklı ve istişare kültürümüzü pekiştiren son derece kıymetli buluşmalardır." Küçükoğlu, açıklamasının devamında birlik ve beraberlik vurgusu yaparak, AK Parti teşkilatlarının her zaman milletle iç içe, sahada ve güçlü bir koordinasyonla çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Küçükoğlu, "Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’nin liderliğinde, teşkilatlarımızla birlikte milletimize hizmet yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz" diye konuştu. AK Parti Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı’nın, teşkilat çalışmalarına ivme kazandırması ve yeni döneme ilişkin stratejik adımların belirlenmesine katkı sunması bekleniyor. Erzurum, Erzincan, Kars, Ağrı, Bayburt, Iğdır ve Ardahan Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Kampı programında bugün Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’de katılımcılara hitap etti. Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı, Kuzeydoğu Anadolu Bölge Başkanı Kurtcan Çelebi’nin "Ak Parti Teşkilat ve Siyaset Anlayışı" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. MKYK üyesi, Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı Haydar Ali Yıldız’ın Lider, Fikir ve Teşkilat Eğitimi sunumundan sonra MKYK Üyesi Mahir Ünal "Siyasal iletişim eğitimi" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tarafından düzenlenen, Genel Başkan Yardımcısı, Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, Bölge Milletvekilleri, Teşkilat Başkan Yardımcıları, İl Koordinatörleri 7 İl ve İlçe Başkanlarının katılımı ile gerçekleştirilen "Kuzeydoğu Anadolu Bölge Strateji Toplantısı" programının yarın yapılacak bölümünde ise Genel Merkez Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş’ün başkanlığında Çalıştay raporlarının değerlendirilmesi müzakereler yapılacak.