Son Dakika
|
İstanbul Havalimanı’nda Ramazan Bayramı yoğunluğu
İsrail'in Lübnan saldırısında can kaybı 12'ye yükseldi
MSB açıkladı! Adana'ya yeni Patriot sistemi konuşlandırıldı
İsrail, Lübnan’da 15 katlı binayı yerle bir etti
Adana’da rekor: 144 milyon kaçak makaron ele geçirildi
Sarp Sınır Kapısı’nda yolcu geçişi 5 milyonu aştı
İran’dan Trump’a gözdağı: "Sürprizlerimizi beklesin"
Mücteba Hamaney, iki aracı ülkenin ilettiği teklifi reddetti
Sultangazi’de kuyumcu soygunu girişimi kamerada
Ümraniye’de araca çarpan beton mikseri devrildi: 1 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
İstanbul Havalimanı’nda Ramazan Bayramı yoğunluğu
İsrail'in Lübnan saldırısında can kaybı 12'ye yükseldi
Üsküdar’da iki İETT otobüsü çarpıştı
Beşiktaş’ın konuğu Kasımpaşa
Adana’da rekor: 144 milyon kaçak makaron ele geçirildi
ABD Başkanı Trump: "İran nükleer silaha sahip olamayacağını çok net bir şekilde anlıyor"
ABD: "Hürmüz Boğazı yakınlarındaki füze rampalarını vurduk"
POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur"
18 Mart 2026 Çarşamba - 14:58:21
Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü Şehitler Abidesi’nde törenle kutlandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bölgemizde ve küresel düzeyde yükselen güç siyaseti, bugün Çanakkale Ruhunu diri tutmamızın çok daha anlamlı olduğunu göstermektedir. Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur. O gün verilen mücadele, milletimizin varlığına yönelen kuşatmaya karşı ortaya konmuş sarsılmaz bir iradenin ifadesi olarak tarihe kazınmıştır. Geleceği kuracak olan da aynı iradedir" dedi.Şehitler Abidesi’ndeki 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü sebebiyle düzenlenen tören saat 12.00’de başladı. Alana iki dev ekran kuruldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz helikopterle tören alanına geldi. Törene, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Donanma Komutanı Oramiral Kadir Yıldız ve 1’inci Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, Gelibolu 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Mehmet Özeren, Amfibi Kolordu Komutanı Tümamiral Hüseyin Tığlı, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Sahil Güvenlik Çanakkale Grup Komutanı SG. Yarbay Orhan Öğrenci, Avustralya’nın Ankara Büyükelçisi Sally-Anne Vincent, Yeni Zelanda Büyükelçi Yardımcısı Erin Morriss, Avustralya Savunma Ateşesi Albay Timothy Hawley, Birleşik Krallık Savunma Ateşesi Albay Jim Torbet, Avustralya’nın Çanakkale Konsolosu Laura Wauchope, çok sayıda şehit yakını, gazi ve gazi yakınları katıldı.Tören, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına çelenk sunumuyla başladı. Tören, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde Türk bayrağının göndere çekilmesiyle devam etti.Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yaptığı konuşmada, "Her sahada tarihin akışını değiştiren pek çok eylemin, olayın, çalışmanın, eser ve buluşun banisi olan Türk milleti, istiklal ve istikbali söz konusu olduğunda, vatanına ve bayrağına göz dikildiğinde savaş meydanında da tarihin akışını değiştirmeye; coğrafyaları ve devletleri şekillendirmeye daima muktedir olmuştur. Ordinaryüs Profesör Fritz Neumark bu gerçeği ‘Tarihten Türkleri çıkarırsanız ortada tarih diye bir şey kalmaz’ diyerek dile getirmiştir. Unutanların hafızasına, 20’nci yüzyılda bir kez daha bu gerçeği mıh gibi çaktığımız yerdir Çanakkale. Vatan söz konusu olduğunda yokluğu ve yoksunluğu umursamayan, tereddüt etmeyen, vazgeçmeyenlerin canlarıyla, kanlarıyla, tertemiz imanlarıyla çizdiği geçilemez sınırdır bu topraklar. 18 Mart’ın, Çanakkale Deniz Zaferi olarak anılmasında saklı olan muazzam başarının altını burada özellikle bir kez daha çizmek isterim. Çünkü deniz zaferleri iki donanma arasındaki çarpışmalarda kazanan tarafa atfedilen başarıdır. Hâlbuki Boğazı ve çevresini savunan Türk ordusu; 2. Ağır Topçu Tugayı, Erenköy Ağır Topçu Bölge Komutanlığı ile 9. ve11. Piyade tümenlerinden oluşuyordu. Herhangi bir donanma gücü söz konusu değildi. Buna karşın işgal kuvvetleri ise tarihin o zamana kadar gördüğü en büyük donanma gücüyle Çanakkale’ye hücum ediyordu. Mehmet Akif’in "Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya / Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya." mısralarının ardında, taraflar arasındaki bu muazzam fark yatmaktadır. İşgal kuvvetlerinin 3 tümenden oluşan birleşik filosunda; Queen Elizabeth, Agamemnon, Inflexible, Ocean, Irresistible, Bouvet ve Majestic gibi İngiliz ve Fransız donamalarının en güçlü 18 savaş gemisi yer alıyordu. Sadece bu gemilerdeki toplam top sayısı 279’du. Bunların yanında hafif kruvazörler, denizaltılar, mayın gemileri, kömür ve hastane gemileri ve hatta 6 uçak taşıyan ARK Royal uçak gemisi de Çanakkale’ye gelmiştir. Peki, bizde? Bizde Cevat Paşa vardı saygıdeğer misafirler. Hafız Nazmi ve Tophaneli Hakkı beyler, Üsteğmen Hasan ve Teğmen Mevsuf, Seyit ve Müstecip onbaşılar vardı bizde… Bu adlarda saklı, iman dolu sinesi savaş gemilerinin zırhından daha kalın, daha dayanıklı niceleri vardı Çanakkale’de. Karşılarındaki donamanın inanılmaz büyüklüğüne, kıyamet gibi yağan ateş gücüne aldırmadılar. Üzerine bastıkları, arkalarında uzayıp giden vatan toprağına baktılar ve geri dönmeyi akıllarından çıkarıp yüzlerini denize çevirdiler. Kulağa hayali, efsanevi gibi geliyor ama yaşandı bunlar… Şahidi, Çanakkale sularına gömülen Bouvet, Irresistible ve Ocean gemileridir. Şahit, yenilmez diye anılırken batanlar dışında 4 gemisi de savaş dışı kalan; insan zaiyatı 800’ü aşan ve gücünün üçte birini kaybeden birleşik filodur. Hatırlatmak isterim ki müttefikler Boğazı kolayca geçeceklerini düşünüyordu. Churchill’e göre İngiliz donanması Boğaz’da görününce Türkler topları bırakıp kaçacaktı. Hatta o kadar emindiler ki İngiliz Cook Seyahat Şirketi İstanbul’a tur bile organize etmişti. İşte, gönderdikleri filodan bile büyük bu kibirleri de Çanakkale’nin şehit ve gazi kanlarıyla bereketlenmiş sularında boğulup yitmiştir. O gün birleşik filonun bir deniz yüzbaşısı ‘Doğrudur, yumurta kırılmadan omlet yapılamaz ama yumurtalar kırılır ve omlet yapılmazsa kötü olur. Mesele şudur: Tabyalara üç gemi değerinde hasar verdik mi?’ diyerek meselenin özünü dile getirmiştir. Ecdadımız, kimsenin gücü yetmez denilen bu filoya fazlasıyla yetmiş ve dahi artmışlardır ki sonrasında karadan işgale yeltenenlere; vatana, bayrağa, mukaddesata göz dikip el uzatanlara da hadlerini bildirmişlerdir. O zaman da Bigalı Mehmet Çavuş, Yüzbaşı Yusuf Kenan ve Kemal Beyler, Yarbay Hüseyin Avni Bey gibi cümle şehit ve gazilerimizin yiğitliğini simgeleyen yeni kahramanlar meydanda yerini almıştır. Ve kara savaşlarında bir direniş destanı yazan Anafartalar Kahramanı Yarbay Mustafa Kemal de Türkün istiklal ve istikbal mücadelesinin başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olarak tarihe geçmiştir. 111 yıl önce yazdığımız bu destanın zamansız bir zafer, değeri asla azalmayacak bir örnek olduğunu günümüzde tekrar tekrar tecrübe ediyoruz. Bugün uluslararası hukukun hiçe sayıldığı, vicdanların ayaklar altına alındığı, zevk olsun diye bombalama yapılabileceğinin hayasızca dillendirildiği bir dönemdeyiz. Bizler, 111 yıl önce ecdadımızın ispat ve ilan ettiği gibi güçlünün değil haklının galip geleceğini, kibrin değil sabır ve tevazuya sırtını vermiş cesaretin zafere ulaşacağını dünyaya buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Konuşmamı bu duygularla noktalarken aziz Türk milletinin Çanakkale sularına yazdığı destanın, şanlı deniz zaferimizin 111’inci yıl dönümünü kutluyorum. Başta Çanakkale şehitlerimiz ve ahirete irtihal etmiş gazilerimiz olmak üzere Türk milletinin varlığı ve mukaddesatı için canını vermiş, kanını dökmüş, ömrünü vakfetmiş cümle geçmişlerimizi; Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum. Bu vesileyle şehit ailelerimizin, gazilerimizin ve aziz milletimizin mübarek Ramazan Bayramı’nı da tebrik ediyor, hepinize saygılar sunuyorum" dedi.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 18 Mart Deniz Zaferi töreninde yaptığı konuşmada, "Sizleri şahsım ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sonuna yaklaşmış olduğumuz Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyor, Rabbimden bizleri sağlık ve afiyetle Bayrama kavuşturmasını diliyorum. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi Töreni vesilesiyle bu şanlı zaferin kazanıldığı topraklarda sizlerle bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Çanakkale Deniz Zaferimizin 111’inci sene-i devriyesinde vatanımıza, bayrağımıza ve istikbalimize sahip çıkarken şehit düşen tüm kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize sıhhat ve afiyet temenni ediyorum. İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in diliyle bir kez daha sesleniyoruz: ‘Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber, Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber’.Bugün Gelibolu Yarımadası’nın her karışına sinmiş fedakârlığın, milletimizin istiklal iradesinin ve tarih boyunca süregelen vatan sevgisinin hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Gelibolu Yarımadası’nın her karışına sinmiş bu hatıra, ardına bakmadan yollara düşenlerin, hayatlarının baharında cephelere koşanların, bu vatanın kaderi söz konusu olduğunda kendi kaderini tereddütsüz biçimde ortaya koyanların hatırasıdır. Anadolu’nun dört bir yanından gelen gençler, köylerinden, kasabalarından, şehirlerinden ayrılıp Gelibolu sırtlarında aynı safta buluşmuş; milletimizin istiklal iradesini omuz omuza savunmuştur. Bugün de aynı ruhla iç cephemizi güçlendiriyor, birliğimizi ve kardeşliğimizi yüceltiyoruz. Bölgemizde ve küresel düzeyde yükselen güç siyaseti, bugün Çanakkale Ruhunu diri tutmamızın çok daha anlamlı olduğunu göstermektedir. Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur. O gün verilen mücadele, milletimizin varlığına yönelen kuşatmaya karşı ortaya konmuş sarsılmaz bir iradenin ifadesi olarak tarihe kazınmıştır. Geleceği kuracak olan da aynı iradedir. Dönemin en güçlü donanmalarıyla desteklenen büyük bir saldırı karşısında bu topraklarda yükselen direniş, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin hiçbir şart altında teslim alınamayacağını bütün dünyaya göstermiştir. Çanakkale’de ortaya çıkan direniş, milletimizin ilerleyen yıllarda vereceği büyük istiklal mücadelesinin ruhunu da mayalamıştır. Bu cephede sergilenen kararlılık ve fedakârlık, daha sonra Anadolu’nun dört bir yanında yürütülecek Kurtuluş Savaşı’na ilham vererek güçlü bir irade doğurmuştur. Bu bakımdan Çanakkale, milletimizin bağımsızlık yürüyüşünde yeni bir dönemin kapısını aralayan tarihî bir eşik olarak hafızalarımızda yerini almıştır. Burada, aziz şehitlerimizin huzurunda bir kez daha haykırıyoruz: ‘Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal!’ ‘Çanakkale geçilmez’ ruhu, bu milletin istiklal iradesini ve bağımsız yaşama kararlılığını ifade eden güçlü bir hafıza olarak bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır. İçinden geçtiğimiz dönemde bölgemizde gerilimlerin arttığı, savaşların ve çatışmaların geniş bir coğrafyayı etkilediği bir tabloyla karşı karşıyayız. Böyle bir ortamda Türkiye’nin güçlü bir devlet iradesiyle, dirayetli liderlikle hareket etmesi ve savunma kapasitesini sürekli geliştirmesi büyük önem taşımaktadır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen kararlı politikalar ve savunma alanında atılan adımlar sayesinde milletimiz bugün huzur ve güven içinde yaşamaktadır. Etrafımız ateş çemberi iken ülkemiz adeta bir istikrar merkezi olarak temayüz etmektedir. Bu güven ortamının arkasında güçlü bir tarihsel birikim ve köklü bir devlet geleneği bulunmaktadır. Osmanlı döneminde kurulan Tophane-i Âmire’den Cumhuriyet’in ilk yıllarında oluşturulan askerî fabrikalara uzanan üretim geleneği, savunma alanında kendi imkân ve kabiliyetlerimizi geliştirme iradesinin erken örneklerini ortaya koymuştur. Cumhuriyet döneminde Şakir Zümre’nin mühimmat üretimi, Nuri Demirağ’ın havacılık alanındaki girişimleri ve Vecihi Hürkuş’un öncülük ettiği çalışmalar savunma alanında yerli üretim anlayışının tarihimizdeki güçlü adımlarından bazılarıdır. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında karşılaşılan ambargolar ise savunma alanında dışa bağımlılığın ne kadar ciddi riskler doğurabileceğini açık biçimde göstermiştir. Bu tecrübe, Türkiye için yeni bir bilinç oluşturmuş; kendi savunma sanayiini geliştirme kararlılığı daha güçlü bir şekilde ortaya konmuştur. Son yıllarda savunma sanayiinde ortaya koyduğumuz atılımlar, Türkiye’nin güvenlik mimarisinde köklü bir dönüşüm meydana getirmiştir. 2000’li yılların başında yüzde 20 seviyelerinde bulunan savunma sanayiindeki yerlilik oranı bugün yüzde 80’in üzerine çıkmıştır. Türkiye artık savunma alanında ihtiyaç duyduğu pek çok sistemi kendi mühendisliğiyle geliştiren, kendi üretim gücüyle sahaya süren bir kapasiteye ulaşmıştır. Bugün gökyüzünde görev yapan Bayraktar TB2, AKINCI ve ANKA gibi insansız hava araçlarımız ile KAAN ve HÜRJET projeleri hava gücümüzde yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır. Denizlerde MİLGEM gemilerimiz ve TCG Anadolu ile mavi vatandaki varlığımız güçlenirken, kara kuvvetlerimize yeni bir kabiliyet kazandıran ALTAY tankı ve modern zırhlı araçlarımız sahadaki gücümüzü artırmaktadır. Hava savunmasında HİSAR ve SİPER sistemleri ile ATMACA, SOM ve TAYFUN gibi yerli füze projeleri ise Türkiye’nin savunma kapasitesini her alanda ileri bir seviyeye taşımaktadır. Savunma sanayiinde elde edilen bu başarılar, milletimizin bağımsızlık iradesinin teknoloji, üretim ve mühendislikle birleşmiş hâlidir. Dün vatan toprağını korumak için cepheye koşanların taşıdığı kararlılık, bugün bilim insanlarımızın, mühendislerimizin ve savunma sanayiinde çalışan binlerce gencimizin emeğiyle yeni bir güce dönüşmektedir. Çanakkale’de ortaya çıkan ruh ile bugün caydırıcı güç olma yolunda ortaya koyduğumuz irade arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır. Çanakkale’de yazılan destan, milletimizin birlik içinde hareket ettiğinde karşısında hiçbir gücün duramayacağını gösteren güçlü bir tarihî miras olarak hafızalarımızda ve gönlümüzde yaşamaktadır. Yaşamaya da devam edecektir. Bu topraklarda verilen mücadele milletimizin istiklal ve hürriyet konusundaki kararlılığının en güçlü sembollerinden biri olarak tarihimize kazınmıştır. Bu duygularla Çanakkale Deniz Zaferimizin 111’inci yıl dönümünü bir kez daha tebrik ediyor; başta Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bu büyük destanda imzası bulunan tüm komutanlarımızı ve kahraman Mehmetçiklerimizi, imkansızlıklar için her türlü fedakarlığı yapan aziz milletimizi rahmet ve minnetle anıyorum" diye konuştu.Konuşmaların ardından şehitler için Kur’an-ı Kerim okundu. Şehitler için dualar edildi. Şehitlik Defteri imzalandıktan sonra da temsili şehit mezarlıklarına karanfil bırakıldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurları Çanakkale Boğazı’nda geçit töreni gerçekleştirdi. Şehitler Abidesindeki tören SOLOTÜRK’ün nefes kesen gösterisiyle sona erdi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 14:27
Tavşanlı’da 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 111. yılı kutlandı
Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla bir dizi anma etkinliği gerçekleştirildi. Program, Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başladı. Törene; Tavşanlı Kaymakamı Ömer Faruk Özdemir, İl Garnizon Komutanı Hava P. Albay Harun Humbaracı, Cumhuriyet Savcısı İsmail Cem Sağlam ve Tavşanlı Belediye Başkan Vekili Aziz Solmaz katıldı. Protokol üyelerinin yanı sıra siyasi parti temsilcileri, daire amirleri ve vatandaşların katıldığı törende, günün anlam ve önemine dair yapılan konuşmaların ardından Cumhuriyet Meydanı’ndaki resmi tören sona erdi. Meydandaki törenin ardından Kaymakam Özdemir ve beraberindeki protokol heyeti, ilçede faaliyet gösteren şehit ve gaziler derneklerini ziyaret etti. Duygu dolu anların yaşandığı ziyaretlerde, vatan savunmasında canlarını feda eden kahramanlar bir kez daha rahmet ve minnetle yad edildi. Anma etkinliklerinin bir sonraki durağı ise Tavşanlı Asri Mezarlığı oldu. Şehitlik ziyaretinde Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından Tavşanlı İlçe Müftüsü Mevlüt Hakan Asan tarafından şehitler için dualar edildi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 12:44
Dışişleri Bakan Yardımcısı Gümrükçü: "Çanakkale Zaferi, bir neslin belki de en parlak temsilcilerini yitirdiğimiz destansı bir mücadele ve direniştir"
Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Zeki Levent Gümrükçü, "Çanakkale Zaferi, tarihimizin en şanlı zaferlerinden biri olmakla birlikte, aynı zamanda yurdun her köşesinden 50 binin üzerinde şehidimizle bir neslin belki de en parlak temsilcilerini yitirdiğimiz destansı bir mücadele ve direniştir" dedi. Dışişleri Bakanlığı tarafından 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü nedeniyle Ankara’daki Cebeci Asri Mezarlığı’nda anma programı düzenlendi. Saygı duruşunda bulunulmasıyla başlayan programda Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından dualar edilerek, Dışişleri Bakanlığı’ndaki diplomatlara yapılan saldırılar sonucu şehit olanlar da anıldı. Törene katılan protokol üyeleri ve şehit yakınları, şehit kabirlerine karanfil bıraktı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Zeki Levent Gümrükçü, törende yaptığı açıklamada Çanakkale Zaferi’nin Türk milletinin bağımsızlık mücadelesindeki dönüm noktalarından biri olduğunu vurguladı. Şehitlerin fedakarlıklarının hiçbir zaman unutulmayacağını belirten Gümrükçü, tüm şehitlerin hatıralarını ömür boyu yaşatacaklarını sözlerine ekledi. "Çanakkale Zaferi, bir neslin belki de en parlak temsilcilerini yitirdiğimiz destansı bir mücadele ve direniştir" Cebeci Asri Mezarlığı’nda ve Türkiye’nin her köşesinde yatmakta olan şehitlerin aziz hatıralarını yaşatmak için ne gerekiyorsa yapacaklarını belirten Gümrükçü, "Her yıl 18 Mart’ta burada anlamlı tören için toplanıyoruz. Peki neden 18 Mart? Çünkü bugün aynı zamanda sadece Türk ulusunun geleceğini veya 1. Dünya Savaşı’nın gidişatını değil, bizzat dünya tarihinin akışını değiştiren en önemli dönüm noktalarından biri olan Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü. O zafer ki, Türk milletinin içindeki bağımsızlık ateşini ve inancını dost-düşman herkese en açık şekilde göstermiş ve ‘Çanakkale Geçilmez’ sözlerini hepimizin zihinlerine adeta kazımıştır. Çanakkale Zaferi, tarihimizin en şanlı zaferlerinden biri olmakla birlikte, aynı zamanda yurdun her köşesinden 50 binin üzerinde şehidimizle bir neslin belki de en parlak temsilcilerini yitirdiğimiz destansı bir mücadele ve direniştir" diye konuştu. "Türkiye, terörizmden en çok acı çekmiş ülkelerin başında gelmektedir" Türkiye’nin uzun zamandır terör örgütleri ve yandaşlarıyla mücadele ettiğinin altını çizen Gümrükçü, "Türkiye terörizmden en çok acı çekmiş ülkelerin başında gelmektedir ve ülkemizin terör belasıyla mücadelesi geçmişte olduğu gibi bugün de bütün kararlılığıyla devam etmektedir. Terörle mücadele deyince birçoğumuzun aklına öncelikle PKK ve FETÖ gibi terör örgütleri ve bu örgütlerin uzun yıllara yayılan hain saldırıları neticesinde kaybettiğimiz askeri, polisi, öğretmeni ve niceleriyle on binlerce masum vatandaşımız gelmektedir. Ancak burada ülkemizin terörle sınavının ilk olarak 1970’li yıllarda Bakanlığımız mensuplarına karşı yurt dışında gerçekleştirilen menfur suikastlarla başladığını hatırlatmak isterim" şeklinde konuştu. "Barışın elçisi olan diplomatlarımız şehit olmuş, çok sayıda mensubumuz yaralanmıştır" Türkiye’nin terörle ilk mücadelesini 1973 yılında vermeye başladığını ve hala vermeye devam ettiğini ifade eden Gümrükçü, sözlerini şöyle sürdürdü: "Nitekim bu organize saldırıların ilki, 1973 yılında Los Angeles’ta şehit verdiğimiz Başkonsolos Mehmet Baydar ve Konsolosumuz Bahadır Demir, Türkiye’nin yabancı kaynaklı terörizme verdiği ilk kurbanlar olmuştur. Maalesef bunu izleyen yıllarda da ‘ASALA’ ve ‘17 Kasım’ gibi terör örgütleri tarafından düzenlenen saldırılarda aslında barışın elçisi olan diplomatlarımız, kamu görevlilerimiz ve çocukları dahil 41 vatandaşımız şehit olmuş, çok sayıda mensubumuz yaralanmıştır."
18 Mart 2026 Çarşamba - 12:39
Başkan Yurdagül, Melike’nin talebine duyarsız kalmadı
Erzurum’da 2012 yılında geçirdiği tarfik kazası sonucu tekerlekli sandalye ile yaşamak zorunda kalan Melike Yüksel’in hayalini, MHP İl Başkanı Yurdagül gerçeğe dönüştürdü. Melike Yüksel 2016 yılında geçirdiği trafik kazasında ağır yaralanarak tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Uzun yıllar tedavi gören Yüksel, MHP İl Başkanı Adem Yurdagül’e sosyal medya hesabından ulaşarak tablet desteği istedi. Bu isteğe kayıtsız kalmayan Yurdagül, Melike Yüksel’i Hilalkent semtindeki evinde ziyaret ederek istediği tableti hediye etti. MHP İl Başkanı Yurdagül, Melike’nin arzusu yerine getirmekten dolayı mutlu olduğunu ifade ederek sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı; " Melike istemiş, gitmez miyiz? Bazen bir tablet sadece dijital bir cihaz değildir; bir gencin dünyaya açılan penceresi, hayallerine giden köprüsü ve engelleri aşan kalemidir. 2016 yılında geçirdiği talihsiz trafik kazasıyla hayatının en ağır sınavlarından birini veren, aylarca süren o karanlık yoğun bakım odalarından azmiyle, yaşama tutunma gücüyle çıkan Melike Yüksel kardeşimizin yanındaydık. Bedeni tekerlekli sandalyeye emanet olsa da ruhu ve zihni özgürlüğe kanat çırpan Melike’nin eğitim aşkına şahitlik ettik. Melike kardeşimin sosyal medyadan bize uzattığı elini boş çevirmeyerek, dijital tabletini evinde, o güzel gülüşü eşliğinde kendisine takdim ettik. Onun gözlerindeki o sönmeyen ışık, hepimize ders olacak cinsten. İnanıyorum ki Melike, bu azmiyle tüm engelleri birer birer aşacak. Yolun açık, başarıların daim olsun güzel kardeşim. Allah yar ve yardımcın olsun."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
17 Mart 2026 Salı- 15:37
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi Samsun’da
2
17 Mart 2026 Salı- 18:46
Çelik: "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek"
3
17 Mart 2026 Salı- 16:29
Bakan Gürlek’ten Özgür Özel’e tepki: "Kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir algı operasyonudur"
4
18 Mart 2026 Çarşamba- 10:59
Bakan Gürlek’ten Özel’e sert yanıt: "Belgeler sahte, son dakika çırpınışları"
5
17 Mart 2026 Salı- 20:29
Bakan Fidan: "Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum"
09 Ocak 2026 Cuma - 11:34
En düşük emekli maaşı 20 bin TL oldu
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, "Sosyal devlet ülkesinin bir gereği olarak 2026 yılı Ocak döneminden itibaren en düşük emekli maaşı ödemesi 20 bin lira olarak uygulanacaktır" dedi.
09 Ocak 2026 Cuma - 11:11
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Suriye’de Türkmen, Arap, Kürt ve diğer bütün kardeşlerimizin geleceği aynı istikamete bakmaktadır."
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Suriye’de Türkmen, Arap, Kürt ve diğer bütün kardeşlerimizin geleceği aynı istikamete bakmaktadır."
09 Ocak 2026 Cuma - 11:10
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Cumhurbaşkanımızın, tüm etnik ve mezhebi gruplarıyla tüm Suriye’nin bir ve beraber olması için verdiği mücadeleye yıllar ve tüm bölge halkları şahittir."
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Cumhurbaşkanımızın, tüm etnik ve mezhebi gruplarıyla tüm Suriye’nin bir ve beraber olması için verdiği mücadeleye yıllar ve tüm bölge halkları şahittir."
09 Ocak 2026 Cuma - 10:38
Başkan Dere mahalle ziyaretlerini sürdürüyor
Çivril Belediye Başkanı Semih Dere, Menteş Mahallesi’ni ziyaret ederek mahalle sakinleriyle bir araya geldi ve vatandaşların talep ve önerilerini dinledi. Çivril Belediye Başkanı Semih Dere, Menteş Mahallesi’ni ziyaret ederek mahalle sakinleriyle bir araya geldi. Gerçekleştirilen ziyarette vatandaşlarla yakından ilgilenen Başkan Dere, mahalle halkının talep, öneri ve sorunlarını dinledi. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada mahalle sakinleri, yaşadıkları bölgeye ilişkin beklentilerini ve ihtiyaçlarını Başkan Dere’ye iletme fırsatı buldu. Başkan Dere ise iletilen taleplerin değerlendirmeye alınacağını belirterek, belediye olarak vatandaşların yaşam kalitesini artırmaya yönelik çalışmalara önem verdiklerini ifade etti. Ziyaretin sonunda Başkan Semih Dere, Menteş Mahallesi sakinlerine misafirperverlikleri için teşekkür ederek, Çivril’in tüm mahallelerinde katılımcı ve çözüm odaklı bir yönetim anlayışıyla hizmet etmeye devam edeceklerini vurguladı.
09 Ocak 2026 Cuma - 10:01
Türkiye’nin tek kadın kahveciler odası başkanı 3. kez seçildi
Çorlu Kahveciler Esnaf Odası’nın gerçekleştirilen Olağan Genel Kurulu’nda mevcut başkan Yıldız Filiz, üyelerin büyük teveccühüyle yeniden başkanlığa seçildi. Türkiye’nin ilk ve tek kadın kahveciler odası başkanı olma unvanını koruyan Filiz, bu sonuçla üst üste 3. dönemine başladı. Çorlu Halk Eğitimi Merkezi Salonu’nda düzenlenen genel kurula ilgi yoğun oldu. Kongreye, Türkiye Kahveciler Federasyonu Başkanı Murat Ağaoğlu, çeşitli meslek odalarının başkanları siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda oda üyesi katıldı. Divan başkanlığının oluşturulmasıyla başlayan genel kurulda, faaliyet ve denetim raporlarının ibra edilmesinin ardından seçimlere geçildi. "Esnafımızın güveni en büyük motivasyonumuz" 382 oyun kullanıldığı seçim de 349 oyla yeniden başlan seçilen Yıldız Filiz sonuçlarının açıklanmasının ardından bir teşekkür konuşması da yaptı. Kendisine duyulan güvenden dolayı tüm üyelere teşekkür eden Filiz, "Bugün burada 3. kez bu göreve layık görülmenin onurunu yaşıyorum. Bu başarı sadece benim değil, bana inanan ve her zaman yanımda duran Çorlu kahveci esnafınındır. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da esnafımızın haklarını korumak, sorunlarına çözüm üretmek ve mesleğimizin saygınlığını artırmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Çorlu’nun gururu oldu Genel kurula katılan Türkiye Kahveciler Federasyonu Başkanı da yaptığı konuşmada, Yıldız Filiz’in çalışmalarını takdirle takip ettiklerini belirterek, bir kadının bu sektörde başkanlık yapmasının ve üst üste seçilmesinin Türkiye genelindeki tüm odalar için ilham verici bir örnek olduğunu vurguladı. Yeni yönetim kurulu listesiyle birlikte 4 yıl daha görev yapacak olan Yıldız Filiz, seçim sonunda tebrikleri kabul ederek üyelerle hatıra fotoğrafı çektirdi.
09 Ocak 2026 Cuma - 09:51
Başkan Aras’tan 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü mesajı
Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü için bir mesaj yayımladı. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Basın; halkın doğru, güvenilir ve zamanında bilgiye erişim hakkını güvence altına alan, denetimi mümkün kılan ve demokrasinin sağlıklı işlemesini sağlayan temel kurumlardan biridir. Bu yönüyle basının gücü tüm kurumların ilerletici gücünü doğrudan etkiler. Gazetecilik; toplumun gözü, kulağı ve vicdanı olma sorumluluğunu taşır. Bu sorumluluğun yerine getirilebilmesi ise eleştirinin tehdit olarak görülmediği; aksine demokratik yönetimin vazgeçilmez bir parçası olarak kabul edildiği bir anlayışla mümkündür. Bugün basın emekçilerinin verdiği mücadele, yalnızca kendi meslekleri için değil; toplumun tamamı için verilen bir demokrasi mücadelesidir. Basının üstlendiği bu hayati rol, özgürlük alanlarının sürekli olarak genişletilmesini zorunlu kılmaktadır. Gazetecilerin, baskılardan uzak, görevlerini yerine getirebildiği bir ortam; düşüncenin sınırlanmadığı, ifade özgürlüğünün daralmadığı ve hakikatin gölgelenmediği sağlam bir demokratik toplumsal zemin oluşturur. Bu çerçevede Basın Özgürlüğü Endeksi gibi uluslararası değerlendirmeler, ülkemizde bu alanda daha ileri adımlar atılması gerektiğine işaret etmektedir. Basın özgürlüğünün gerilediği bir ülkede ilerlemeden söz etmek mümkün değildir. Özgür, tarafsız ve eleştirel bir basının varlığını; hem kentimiz hem de ülkemiz için demokrasinin gelişmesini sağlayan, denetimi güçlendiren ve toplumsal güveni besleyen temel bir ilerleme dinamiği olarak görüyorum. Çünkü eleştiri, yönetimleri zayıflatan değil; doğru zeminde güçlendiren demokratik bir araçtır. Bu düşüncelerle; mesleğini büyük bir emek ve özveriyle, çoğu zaman zor şartlar altında sürdüren tüm basın emekçilerimizin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor; sözün özgürce kurulabildiği, eleştirinin değerli kabul edildiği ve çalışma şartlarının iyileştiği bir iklimin güçlenmesini diliyorum" ifadelerini kullandı.
09 Ocak 2026 Cuma - 09:44
Başkan Çavuşoğlu "Ege’nin En Başarılı Büyükşehir Belediye Başkanı" seçildi
Ege Gazeteciler Federasyonu tarafından 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle bu yıl ilk kez düzenlenen "Ege’nin En’leri Ödül Töreninde" Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, "En Başarılı Büyükşehir Belediye Başkanı" ödülüne layık görüldü. Muğla’nın Menteşe ilçesi Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde yapılan törende, Ege Bölgesi’ndeki 8 Gazeteciler Cemiyeti’nin üyelerinin oylarıyla belirlenen 14 farklı kategoride, 94 kamu kurum ve kuruluş temsilcisi ile gazeteci ödüllendirildi. Törende, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, "En Başarılı Büyükşehir Belediye Başkanı" ödülüne layık görüldü. Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu adına ödülü Denizli Büyükşehir Belediye Başkanvekili Ali Marım aldı. "Denizli halkının ortak emeğinin bir sonucu" Başkanvekili Ali Marım, Muğla’da düzenlenen törende teslim aldığı ödülü daha sonra Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu’na makamında takdim etti. Başkanvekili Marım, bu anlamlı ödülün Denizli’de hayata geçirilen hizmetlerin ve vatandaş odaklı belediyecilik anlayışının bir göstergesi olduğunu ifade etti. Başkan Çavuşoğlu ise ödülden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Bu başarı, tüm ekip arkadaşlarımızın ve Denizli halkının ortak emeğinin bir sonucudur. Halkımıza hizmet yolunda kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
09 Ocak 2026 Cuma - 09:40
Dışişleri Sözcüsü Keçeli: "Batı Trakya Türk azınlığına ait ilkokula kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen saldırıyı kınıyoruz"
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, "Yunan makamlarınca kapatılan Batı Trakya Türk azınlığına ait ilkokula kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen saldırıyı kınıyoruz" dedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Batı Trakya’da bulunan bir Türk azınlık ilkokulunun tahrip edilmesi hakkında açıklama yaptı. Dışişleri Sözcüsü Keçeli, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesindeki Karacaoğlan köyünde bulunan ve 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Yunan makamlarınca kapatılan Batı Trakya Türk azınlığına ait ilkokula kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen saldırıyı kınıyoruz. Saldırının sorumlusu kim olursa olsun, olayın aydınlatılmasını, faillerin ivedilikle tespit edilmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını Yunan makamlarından bekliyoruz. Karacaoğlan’da yaşayan soydaşlarımızın üzüntülerini paylaşıyor; Türkiye olarak, Batı Trakya Türk azınlığının Lozan Barış Antlaşması’yla güvence altına alınmış hak ve menfaatlerinin takipçisi olmayı sürdüreceğimizi vurguluyoruz."
09 Ocak 2026 Cuma - 08:56
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Koç ailesini kabul etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iş adamı Rahmi Koç ve Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti. Diğer yandan, Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile de bir araya geldi. Emine Erdoğan sosyel medyadan yaptığı paylaşımda, "Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel ile bir araya gelmekten mutluluk duydum. Nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum" dedi.
08 Ocak 2026 Perşembe - 23:51
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Barrack: "SDG’ye ve sahadaki tüm silahlı unsurlara acil bir çağrıda bulunuyoruz, çatışmalara ara verin"
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, "Suriye hükümeti liderliğine, SDG’ye, Kürt yönetimindeki bölgelerdeki yerel otoritelere ve sahadaki tüm silahlı unsurlara acil bir çağrıda bulunuyoruz; çatışmalara ara verin, tansiyonu derhal düşürün ve gerilimin azaltılmasına yönelik bir taahhütte bulunun" dedi. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Barrack sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Amerika Birleşik Devletleri, Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinde yaşanan gelişmeleri derin bir endişeyle yakından takip etmektedir. Tüm tarafları azami itidal göstermeye, sivil hayatın ve mülkiyetin korunmasını her türlü mülahazanın üzerinde tutmaya davet ediyoruz. Geçtiğimiz on üç ay boyunca Suriye, onlarca yıl süren yıkıcı çatışmaların ardından istikrar, ulusal uzlaşı ve yeniden inşa yolunda tarihi adımlar atmıştır. Bu hafta İsrailli temsilcilerle gerçekleştirilen dönüm noktası niteliğindeki görüşmeler, daha geniş kapsamlı bölgesel barışa doğru atılmış kritik bir adımı teşkil etmekte olup, Suriye’nin yarım asrı aşkın süredir ülkeyi etkisi altına alan şiddet, acı ve zulüm döngüsünü kırma konusundaki kararlı iradesini ortaya koymaktadır. Bu ölçekteki derin dönüşümlerin kısa sürede gerçekleşmesi mümkün değildir. Uzun süreli çatışmaların açtığı derin yaraların sarılması zaman almakta; kalıcı ilerleme ise sabır, hoşgörü ve Suriye toplumunun tüm kesimleri arasında samimi ve karşılıklı anlayışı zorunlu kılmaktadır" ifadelerini kullandı. 10 Mart 2025’te imzalanan mutabakatın hala ulaşılabilir bir hedef olduğunu söyleyen Barrack, "Bununla birlikte, Sünni, Kürt, Dürzi, Hristiyan, Alevi ve diğer tüm topluluklar dahil olmak üzere, hiçbir istisna olmaksızın her vatandaş için tam kapsayıcılık ve eşit hakları güvence altına alan bir Suriye vizyonuna olan bağlılığımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Yalnızca geçtiğimiz hafta, SDG ile Suriye hükümeti arasında 10 Mart 2025 tarihinde imzalanan entegrasyon anlaşmasının başarıyla sonuçlandırılmasının eşiğine gelinmişti. Bu mutabakat, güvenlik koordinasyonu, ortak yönetişim ve ulusal birlik açısından kayda değer bir ilerleme sağlayacaktır. Söz konusu hedef halen ulaşılabilir durumdadır. Müttefiklerimiz ve sorumluluk sahibi bölgesel ortaklarımızla birlikte, gerilimin düşürülmesine yönelik çabaları kolaylaştırmaya ve Suriye ile halkına bölünme yerine diyaloğu tercih edebilecekleri yeni bir fırsat sunmaya hazırız" açıklamasında bulundu. SDG’ye ve bölgedeki yerel otoritelere çatışmayı bırakmaları çağrısında bulunan Barrack, şunları kaydetti: "Bu çerçevede, Suriye hükümeti liderliğine, SDG’ye, Kürt yönetimindeki bölgelerdeki yerel otoritelere ve sahadaki tüm silahlı unsurlara acil bir çağrıda bulunuyoruz; çatışmalara ara verin, tansiyonu derhal düşürün ve gerilimin azaltılmasına yönelik bir taahhütte bulunun. Fikir ve yapıcı önerilerin değişimini, silahların ve ateşin değişiminin önüne koyalım. Halep’in ve Suriye’nin tamamının geleceği, şiddetle değil, barışçıl yollarla şekillenmeli ve Suriye halkına ait olmalıdır. Bu kritik dönemeçte, bölgenin, geçtiğimiz yıl kaydedilen kayda değer ilerlemeyi baltalamayı ve Donald Trump’un Orta Doğu barış girişimlerinin kalıcı mirasını zayıflatmayı amaçlayan, istikrarı bozucu dış unsurlar ve onların vekillerine karşı birlik içinde durması gerekmektedir. Bu unsurların hedefi yeniden istikrarsızlıktır; bizim hedefimiz ise karşılıklı saygı ve ortak refaha dayalı kalıcı barıştır. Suriye’nin yeni dönemi, çatışmanın değil iş birliğinin dönemidir. Bu hedefe birlikte ulaşacağız."
08 Ocak 2026 Perşembe - 21:22
Bakan Yumaklı: "Algıyı değil, suyu yönetin"
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Algıyı değil, suyu yönetin. Son günlerde Ankara’da yaşanan su kesintilerinin gerçek nedenlerini gizleyerek, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açıklamalar yapılmaktadır. Şunun altını açık ve net şekilde çiziyoruz. Vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu içme ve kullanma suyunu sağlama görevi, yetkisi ve sorumluluğu belediyelere aittir. Bu sorumluluğu yerine getiremeyenlerin, beceriksizliklerini başka kurumlara havale etmeye çalışması kabul edilemez ve devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz" dedi. Bakan Yumaklı sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Algıyı değil, suyu yönetin. Son günlerde Ankara’da yaşanan su kesintilerinin gerçek nedenlerini gizleyerek, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açıklamalar yapılmaktadır. Şunun altını açık ve net şekilde çiziyoruz. Vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu içme ve kullanma suyunu sağlama görevi, yetkisi ve sorumluluğu belediyelere aittir. Bu sorumluluğu yerine getiremeyenlerin, beceriksizliklerini başka kurumlara havale etmeye çalışması kabul edilemez ve devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz. Yıllardır yenilenmeyen altyapılar, göz ardı edilen yatırımlar ve yüksek su kayıp-kaçak oranları ortadayken, konuyu çarpıtarak algı oluşturma çabası ne sorunu çözer ne de vatandaşın mağduriyetini giderir" ifadelerini kullandı. Su yönetimi bahane üreterek değil planlama ve zamanında yatırım yapma işi olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, "Su yönetimi, bahane üretme değil; planlama, zamanında yatırım yapma, kaynakları doğru yönetme ve hesap verebilme işidir. Belediyeler artık sorumluluktan kaçmayı değil, görevlerini yerine getirmeyi tercih etmelidir. Devletimizin köklü kurumu DSİ, görev alanı çerçevesinde üzerine düşeni yapmış, verileriyle ve açıklamalarıyla durumu şeffaf biçimde ortaya koymuştur. Bakanlık olarak, ülkemizin su kaynaklarının korunmasına ve geliştirilmesine yönelik yatırımlara bütün hızımızla devam edeceğiz" dedi.
08 Ocak 2026 Perşembe - 20:44
Öztürkler’den Zelenskiy’e tepki: ''Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü tartışma noktasındadır"
KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin KKTC'yi yok saydığı Kıbrıs ile alakalı küstah açıklamalarına tepki göstererek, "Unutmaması gerekir ki şu anda Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü tartışma noktasındadır" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder