POLİTİKA
Selçuklu’ya ikinci mahalle külliyesi 26 Mart 2026 Perşembe - 15:59:14 Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi ve hayırsever işbirliğinde Yazır Mahallesi’ne kazandırılacak olan mahalle külliyesinin yapımı devam ediyor. Cami, çocuk mektebi, sağlık merkezi ve millet kıraathanesini tek çatıda buluşturacak kompleks mahallenin yeni yaşam merkezi olacak. Selçuklu Belediyesi, Türkiye’ye örnek teşkil eden "Mahalle Külliyesi" anlayışını yeni bir yatırımla güçlendirmeye devam ediyor. Hacıkaymak Mahallesi’nde hayata geçirilen ve vatandaşlardan büyük beğeni toplayan modelin bir yenisi de Yazır Mahallesi’nde yükseliyor. Yapımı sürdürülen mahalle külliyesi; eğitim, sağlık ve sosyal alanlarıyla bölge sakinlerine kapsamlı hizmet sunmaya hazırlanıyor. Tamamlandığında, içerisinde yer alacak çocuk mektebi ile miniklere ilk eğitim deneyimlerini yaşatacak olan külliye, aile sağlığı merkezi ile de her yaştan vatandaşa sağlık hizmeti sunulacak. Projede millet kıraathanesi ise mahalle sakinlerinin bir araya gelip sosyal bağlarını güçlendireceği önemli bir yaşam alanı olarak yer alacak. Başkan Pekyatırmacı: "Külliye inşaatımız tüm hızıyla devam ediyor" Selçuklu Belediyesi ve hayırseverler işbirliği ile Yazır Mahallesi’ne eğitim, sağlık ve sosyal yaşamı bir araya getirecek yeni külliye projesini hayata geçirdiklerini ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Hacıkaymak Mahallemizde hayata geçirdiğimiz ve hemşehrilerimizden yoğun ilgi gören bu uygulamanın bir yenisini Yazır Mahallemize kazandıracak olmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz. Merkezinde caminin bulunduğu bu yapıda, çocuk mektebimiz, millet kıraathanemiz ve aile sağlığı merkezi gibi donatılar da yer alacak. Külliye inşaatımız tüm hızıyla devam ediyor. Proje kapsamında cami ve çocuk mektebinin yapımı hayırseverimiz tarafından yürütülmekte. Selçuklu Belediyesi olarak, biz de millet kıraathanesini yapıyoruz. Çocuklarımızın ihtiyaçlarına öncelik verdiğimiz bu projeyle onlara güvenli bir oyun ve öğrenme ortamı sunarken, her yaştan hemşehrimizi de ortak bir yaşam alanında buluşturuyoruz. Böylece burası, herkesin rahatça vakit geçirebileceği ve sosyal hayatın canlı tutulduğu bir yaşam merkezi haline gelecek. Yapım aşamalarında da paydaşlarımızla süreci yakından takip ediyor ve ihtiyaç duyulan noktalara hızlı bir şekilde müdahale ediyoruz. Selçuklu’muza değer katacak yeni yatırımları bir bir hayata geçirmek için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi.
26 Mart 2026 Perşembe - 15:21 Denizli Büyükşehir 582 üreticiye 1200 adet koyun ve koç dağıtacak Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin kırsal kalkınmayı destekleyen "Bereketli Sürüler Projesi" kapsamında 582 üreticiye toplam 1.200 damızlık koyun ve koç teslim edilecek. 27 Mart Cuma günü düzenlenecek törende yüzlerce üretici, kura ile hayvanlarını alarak üretime güç katacak. Denizli Büyükşehir Belediyesi, yerel ekonomiyi güçlendirmek ve küçükbaş hayvancılığı desteklemek amacıyla hayata geçirdiği "Bereketli Sürüler Projesi" kapsamında, damızlık koyun ve koç dağıtımı gerçekleştirecek. Küçükbaş hayvancılıkta sürdürülebilir bir üretim yapısının oluşturulması, yerli ırkların yaygınlaştırılarak sürülerde verimliliğin artırılması, kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve güçlendirilmesini hedefleyen Denizli Büyükşehir Belediyesi, bu proje ile kadın üreticilere nitelikli damızlık koyun-koç desteği sağlayacak. Kırsal kesimde kadın emeğini görünür kılmayı ve gençlerin üretim süreçlerine katılımını hedefleyen projede, başvuru sürecinin ardından kurayla belirlenen 309 kadın üreticiye damızlık 2 koyun ve 1 koç desteği sağlanacak. Böylece toplamda 618 dişi ve 309 erkek koyun, kadınların eliyle bereketlenecek. Ayrıca sürüsünde 25 ve üzeri dişi koyunu bulunan 273 üreticiye ise birer damızlık koç dağıtımı yapılacak. Toplamda, 582 üreticiye 1.200 koyun-koç desteği verilmiş olacak. Dağıtım töreni, 27 Mart 2026 Cuma günü saat 12.30’da Denizli Ticaret Borsası Canlı Hayvan Pazarı’nda düzenlenecek. Hak sahipleri, törende hayvanlarını kura çekimi ile seçerek teslim alacak.
26 Mart 2026 Perşembe - 14:16 Suç örgütlerini öven ve silahlı paylaşım yapan şahıslara yönelik düzenlenen operasyonlarda 358 şüpheli yakalandı İçişleri Bakanlığı, suç örgütlerini öven ve silahlı paylaşım yapan şahıslara yönelik düzenlenen operasyonlarda 358 şüpheli yakalandığını bildirdi. İçişleri Bakanlığı ülke genelinde suç örgütlerini öven ve silahlı paylaşım yapan şahıslara yönelik operasyon düzenlendiğini açıkladı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, "Polisimiz tarafından düzenlenen operasyonlarda 358 şüpheli yakalandı. Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlükleri KOM Şube Müdürlüklerince yapılan çalışmalar sonucu eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin; Sosyal medya hesapları üzerinden suç ve suçluyu övücü, tehdit, hakaret ve örgüt propagandası içerikli paylaşımlar yaptıkları, Sosyal medya paylaşımları yaparak örgütsel faaliyetlerini duyurmayı amaçladıkları, Suç örgütleri arasındaki husumet ve rekabeti sosyal medya mecralarına taşımaya çalıştıkları ve Sosyal medya üzerinden örgüte yeni eleman kazandırmaya çalıştıkları tespit edildi. Bu şahıslar hakkında Savcılıklarımızca soruşturma başlatıldı" ifadeleri kullanıldı. Suçlularla mücadelenin kesintisiz sürdürüldüğü vurgulanan açıklamada, "Operasyonlar sonucunda çok sayıda silah ve mühimmat ile çok miktarda uyuşturucu madde ele geçirildi. Vatandaşlarımızın huzuru için suç ve suçlularla mücadelemizi kesintisiz bir şekilde sürdürüyoruz. KOM Başkanlığımızı, Kahraman Polislerimizi, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" açıklamasında bulunuldu.
CHP’de Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu belli oldu
14 Aralık 2025 Pazar - 21:20 CHP’de Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu belli oldu Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) ’Hükümet Programı’ hazırlıkları çerçevesinde Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu belli oldu. CHP tarafından 2 yıl uygulanan gölge bakanlık yapılanması ve parti programı çalışmalarının tamamlanmasının ardından "Hükümet Programı" hazırlıkları çerçevesinde Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu, bakanlıkların takibi ve denetimi ile sınırlı kalmayan yeni ve icracı bir yapıya dönüştürüldü. Bu kapsamda CAO bünyesinde icracı politikalar geliştirmek ve kamuoyuna tanıtmak amacıyla CAO Yürütme Kurulu oluşturuldu. CAO Yürütme Kurulu’nda görev yapacak isimler ve görev alanları ise şöyle: "Adalet Politika Kurulu Başkanı Şule Özsoy Boyunsuz, Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı Gamze Taşcıer, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Politika Kurulu Başkanı Seyit Torun, Dışişleri Politika Kurulu Başkanı Ömer Kaya Türkmen, Enerji ve Tabii Kaynaklar Politika Kurulu Başkanı Ümit Özlale, Gençlik ve Spor Politika Kurulu Başkanı Sevgi Kılıç, Hazine ve Maliye Politika Kurulu Başkanı Kerim Rota, İçişleri Politika Kurulu Başkanı Murat Bakan, Kültür ve Turizm Politika Kurulu Başkanı Seda Kaya Ösen, Millî Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, Millî Savunma Politika Kurulu Başkanı Atilla Kezek, Sağlık Politika Kurulu Başkanı Kayıhan Pala, Sanayi ve Teknoloji Politika Kurulu Başkanı Yalçın Karatepe, Tarım ve Orman Politika Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Ticaret Politika Kurulu Başkanı Emre Kartaloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Politika Kurulu Başkanı Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, Cumhurbaşkanlığı’na Bağlı Kuruluşlar Politika Başkanı Barış Övgün." CAO’nun politika oluşturma süreçlerinin koordinasyonunun ve idari yönetiminin sağlanması amacıyla oluşturulan Koordinasyon Kurulu’nda ise Bülent Tezcan (Genel Koordinatör), Emine Uçak ve Ece Güner yer aldı. Milli Savunma Politika Kurulu Başkanı Atilla Kezek ve Tarım ve Orman Politika Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, CAO Yürütme Kurulu’nda parti tüzüğüne uygun olarak Parti Meclisi üyesi ya da milletvekili olmayan iki isim olarak listede yer aldı. İlk toplantı 16 Aralık’ta CAO Yürütme Kurulu, iki haftada bir kez Genel Başkan Özgür Özel’in başkanlığında toplanacak. CAO Yürütme Kurulu, ilk toplantısını 16 Aralık Salı günü saat 13.30’da Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde gerçekleştirecek.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş: "3 bin sözleşmeli personel alacağız"
14 Aralık 2025 Pazar - 19:55 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş: "3 bin sözleşmeli personel alacağız" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Vatandaşlarımıza sunduğumuz hizmetlerin kalitesini daha da artırmak amacıyla 3 bin sözleşmeli personel alacağız. Yarından itibaren başvuruları alacağız" dedi. TBMM Genel Kurulu’nda "2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi" görüşmeleri sürüyor. Genel Kurul’da konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ‘Aile Yılı’nda ‘Aile ve Gençlik Fonu’nu 81 ilde yaygınlaştırdıklarını belirterek, "Bugüne kadar 133 bin 466 gencimiz, bu fondan yararlanmaya hak kazandı. 8 milyar 59 milyon lira ödeme gerçekleştirdik. Ayrıca farklı sektörlerde yaptığımız 2 bin 7 indirim anlaşmasıyla çiftlerimizin evlilik hazırlıklarını kolaylaştırdık. Faizsiz sunduğumuz kredi miktarını yükselterek, 25 yaşına kadar olan gençlerimiz için 250 bin lira, 26 ila 29 yaş arasındaki gençlerimiz için 200 bin lira olarak belirledik. 48 ay içinde çocuk sahibi olan gençlerimize ise her çocuk için 12 ay erteleme imkânı sunduk. Yine Aile Yılı’nda doğum yardımlarında da önemli bir reformu hayata geçirdik. 2025 yılı itibarıyla doğan her çocuk için hiçbir kriter aramaksızın teşvikler getirdik. İlk çocuk için sağladığımız tek seferlik doğum desteğini 5 bin liraya çıkardık. İkinci çocuk için bin 500 lira, 3’üncü ve sonraki çocuklar için 5 bin liralık desteklerimizi her ay çocuklar 5 yaşını doldurana kadar düzenli olarak annelerin hesaplarına yatıracağız. Bu kapsamda Aile Yılı’nda 721 bin çocuk için toplam 8,7 milyar lira ödeme gerçekleştirmiş olacağız. Diğer yandan hem kadın hem erkek memurların çocukları ilkokul çağına gelene kadar yarı zamanlı çalışma hakkından faydalanmalarını sağladık. Ayrıca doğum izni ve babalık izni sürelerinin uzatılması çalışmalarına da öncülük ettik. Bu kapsamda hem kamu hem de özel sektör çalışanları için doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya, babalık izninin ise 10 güne çıkarılmasını sağlayacak kanun teklifinin yakın zamanda Meclisimizin onayına sunulmasını bekliyoruz. Bunun yanı sıra, kamu kurum ve kuruluşlarında kreş ve çocuk bakımevlerinin yaygınlaştırılması için çalışmalarımızı da hızlandırdık" ifadelerini kullandı. Göktaş, aile rehberi sistemiyle de hanelere özelleştirilmiş hizmetleri ulaştıracaklarını belirterek, "Mayıs ayında tanıtımını yaptığımız ve 1,7 milyon kişinin indirdiği ’İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulamasıyla ebeveynlere çocuk eğitimi ve aile içi iletişim alanlarında rehberlik sağlıyoruz. Ayrıca çevrimiçi danışmanlık uygulamalarını devreye aldık. Aile danışmanlığı, aile eğitim programı ve evlilik öncesi eğitim programı ile 8,3 milyon kişiye eğitim verdik. Yeşilay ile yürüttüğümüz bağımlılıkla mücadele çalışmalarında önleyici rehberlik, eğitim ve farkındalık programlarıyla 2 milyon kişiye ulaştık. Öte yandan, ülkemizde yaşanan afet ve acil durumlarda ilk andan itibaren sahaya inerek vatandaşlarımıza psikososyal destek hizmeti sunmaya devam ediyoruz" dedi. 180 bin 391 çocuğu ailelerinin yanında ’Sosyal ve Ekonomik Destek’, yani ’SED’ hizmetiyle takip ettiklerini kaydeden Göktaş, "Bu çocuklarımızın kültür, sanat ve spor alanlarında kendilerini geliştirmelerini sağlıyoruz. Etkili takip mekanizmalarıyla ebeveyn kaybı yaşayan 108 bin 454 çocuğumuza sağlıklı gelişimlerini destekleyen hizmetler sunuyoruz. Bugüne kadar 20 bin 732 çocuğumuzu evlat edinme hizmetimizden faydalandırdık. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde yürütülen Gönül Elçileri Projesi’yle 10 bin 752 çocuğumuzun 9 bin koruyucu aile yanında şefkatle büyümelerini sağlıyoruz. UNICEF’in iyi uygulama örnekleri arasında gösterdiği bu proje, sadece ülkemizde değil, pek çok ülke tarafından örnek alınan bir model haline geldi" şeklinde konuştu. Bakan Göktaş, şöyle konuştu: "2 bin 868 çocuğumuzun ise kültür ve sanatın dönüştürücü gücüyle donanımlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sunuyoruz. Ayrıca bugüne kadar devlet korumasında yetişen 65 bin 534 gencimizi kamuya yerleştirdik. Bugün 2 bin 408 kreş, gündüz bakımevi ve çocuk kulübünde 87 bin 692 çocuğa hizmet sunuyoruz. Bu yıl mahalle tipi kreş modelini yaygınlaştırma çalışmalarımızı sürdürdük. 569 Aile Destek Merkezimizde hizmete aldığımız çocuk oyun odaları ve kreşlerle çocuklar için güvenli alanlar oluşturduk. Bu vesileyle bir müjdemizi paylaşmak istiyorum. 81 ilimizde açacağımız yeni sosyal kreşlerle çocuk bakımını daha erişilebilir hale getiriyoruz. Bu sosyal kreşlerden, sosyal yardım programlarından yararlanan aileler ücretsiz olmak üzere tüm vatandaşlarımız uygun koşullarla faydalanabilecek." Kadınlara yönelik çalışmalara işaret eden Göktaş, "Bugün artık kadınlar, hayatın her alanında daha görünür, daha etkin ve daha güçlü. Milletimizin iradesi ve kadınların kararlılığıyla artık bu ülkenin kadınları, eski vesayet günlerine dönmeyecek. Elde ettiğimiz tüm bu kazanımları ’Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi’ ve eylem planları ile kalıcı hale getiriyoruz. 8 Mart’ta yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile oluşturduğumuz Koordinasyon Kurulları ile politikalarımızın yerelde daha etkin uygulanmasını sağlıyoruz. Tüm kurumlarımız tarımda, sanayide, eğitimde, sağlıkta, her alanda kadının güçlenmesi için büyük bir özveriyle çalışıyor. Nitekim, 2022 bütçesinde kadın-erkek eşitliğine duyarlı 39 gösterge bulunuyorken, 2026 bütçesinde bu sayıyı 60’a yükselttik. Böylece OECD’nin eşitlik temelli bütçeleme uygulayan 23 ülkesinden biri olduk. 2026 yılında kadınlar için ayrılan 287 milyar 36 milyon liralık tutarın Bakanlığımız bütçesinin yüzde 53’ünü oluşturduğunu özellikle ifade etmek isterim. Ülkemizin büyümesinde kritik bir rol üstlenen kadın girişimciliğini daha da güçlendiriyoruz. Bu kapsamda yeşil ekonomi, temiz teknoloji, turizm, dijital dönüşüm ve STEM alanlarında kadınların varlığını güçlendirmek için çeşitli çalışmalar hayata geçirdik. Enerji sektöründe kadın istihdamını artırmak ve temsiliyetini güçlendirmek için ’Kadınlar için Enerji Okulu’nu başlattık. Geçen ay ikincisini gerçekleştirdiğimiz Kadınlara Yönelik Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Geliştirme Programı’yla kadınların bu alanda daha fazla temsil edilmelerini sağlıyoruz. Diğer yandan yedi bölgede ’Yükselen Kadınlar: Kendi İşim, Benim İzim’ programını başlattık. Bu programla marka yönetimi, dijitalleşme, finans ve girişimcilik alanlarında kadınları güçlendiriyoruz. Kadın kooperatiflerini üretimden pazarlamaya kadar her aşamada destekleyerek daha güçlü ve sürdürülebilir yapılar haline getiriyoruz. Bu süreçte bin 319 kadın kooperatifinin kurulmasına destek olduk. Ticaret Bakanlığımız ile başlattığımız sosyal kooperatifçilik çalışmaları kapsamında ailelerin ihtiyaçlarına cevap veren bir bakım ağı oluşturacağız" diye konuştu. Göktaş, şunları kaydetti: "Bugün sizlerle bir müjdeyi daha paylaşmak istiyorum. Vatandaşlarımıza sunduğumuz hizmetlerin kalitesini daha da artırmak amacıyla 3 bin sözleşmeli personel alacağız. Yarından itibaren başvuruları alacağız."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya geldi
14 Aralık 2025 Pazar - 18:06 Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya geldi İstanbul’da gençlerle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibarıyla da hamdolsun, Güneydoğu’ya ve Doğu Anadolu’ya artık bir sulh ve sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz. Artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Külliyesi’nde düzenlenen AK Parti Gençlik Buluşmaları Kampüs Programı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden 207 üniversiteden gelen öğrencilerin sorularını cevapladı, onlarla sohbet etti. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sevgili gençler, sevgili genç kardeşlerim; her birinizi en kalbi duygularımla, sevgiyle selamlıyorum. Türkiye’nin pırıl pırıl yüzlü üniversiteli gençleriyle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Gençlik buluşmaları, Türk siyasetine bizim kazandırdığımız, bizimle sembolleşen özgün bir programdır. Şimdiye kadar Konya’dan Bursa’ya, Samsun’dan Şanlıurfa’ya, Mardin’den Muğla’ya kadar birçok ilimizde gençlerimizle bir araya geldik. Hasbihal ettik, farklı konularda ufuk turu yaptık. Bu buluşmaların şahsen benim de ufkumu açtığını ifade etmek isterim. Gençlerin kalbinde yer edinmeye, gençlerle yoldaşlık etmeye, işte bugün burada olduğu gibi gençlerle ruh ve gönül sohbeti etmeye siyaset yolculuğumda hep özel önem verdim. Hayalini kurduğumuz Türkiye’nin umudu olan siz genç kardeşlerimden sadece cesaret değil, aynı zamanda ilham da aldık. Mesuliyetimizin büyüklüğünü gördükçe, başta gençlerimiz olmak üzere 86 milyonun esenliği için daha çok çalıştık, daha çok koşturduk. Bugün gençlik buluşmalarına yeniden "Bismillah" diyoruz. Gençlik kollarımızın davetine icabet ettiğiniz için her birinize teşekkür ediyorum. Kısa bir takdimimin ardından, sizlerden gelecek soruların şekillendireceği samimi bir sohbet yapmak istiyorum. Gençlik buluşmalarımızın, Türkiye’deki tüm üniversitelerden böylesine geniş bir katılımla başlamasını da son derece kıymetli buluyorum" dedi."23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük"23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Sevgili genç kardeşlerim; bugün çatısı altında bir araya geldiğimiz bu tarihî bina, hem şahsımın siyasi hayatında hem de Türk siyasal tarihinde özel bir yere sahiptir. Mekteb-i Tıbbiyye-i Şahane olarak uzun yıllar hizmet veren, İstanbul’un simge yapılarından olan bu bina, aynı zamanda gazeteci merhum Mehmet Ali Birand’ın hazırlayıp sunduğu 32. Gün programının çekildiği mekândır. Burada kendisiyle güzel bir sohbet gerçekleştirdik. O moderatördü ve sevgili gençler de orada bizi adeta soru yağmuruna tutmuştu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum dönemde, 1998 yılında bu salonda rahmetli Birand’ın misafiri olmuş, üniversite öğrencilerinin sorularını cevaplamıştım. 27 yıl sonra bu kez Türkiye Cumhurbaşkanı olarak yine aynı mekânda üniversite gençliğiyle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. Böylesine tarihî bir mekânda bu anlamlı buluşmaya vesile olan Gençlik Kollarımızı huzurlarınızda tebrik ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Gençler, bakınız; biz genç dimağların enerjisini ve heyecanını siyasete katarak yola çıkmış bir hareketiz. 23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük. Siyasetten bürokrasiye, iş dünyasından her alana kadar gençlerin önünü açarak ilerledik. Bugün de gençlerin en çok teveccüh gösterdiği, gençlere en çok teveccüh gösteren siyasi hareket biziz. Çünkü biz, bu ülkenin en büyük gücünün; misyon sahibi, özgüveni yüksek ve idealist bir gençlik olduğuna inanıyoruz. Bugüne kadar da yanılmadık; aynı inançla bu yolda yürümeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı."Hangi alanda eğitim alıyorsanız, en iyisini almaya çalışın"Erdoğan, "Köklerinden güç alan ama gözünü ufka diken, dünyanın dönüşümünü okuyabilen; iddialı, şuurlu, ahlaklı ve nitelikli bir gençlik aradık ve bunu bulduk. AK Gençlik işte böyle bir sorumluluğu omuzlarında taşıyor. Biz, onca imkânsızlığa rağmen surda bir gedik açmayı başardık. Şimdi o gediği büyüterek zaferi kucaklayacak olan sizlersiniz. Sizlere inanıyorum, sizlere güveniyorum. Bu yolda birlikte, emin adımlarla yürümekte kararlıyız. 21’inci yüzyılı Türkiye’nin asrına çevirecek; gemiyi menziline ulaştıracak ve küresel liderliğini kabul ettirmiş bir Türkiye’ye, ben sizlerle birlikte kavuşacağımıza inanıyorum. Bu hedefe giden yolda her şeyden evvel siz gençlerin enerjisine, yeteneklerine ve dinamizmine ihtiyacımız var. Ve bu dinamizmin sizlerde olduğuna inanmakta herhâlde yanılmıyorum, değil mi? Türkiye’nin gençleri olarak, bu milletin geleceğini avuçlarınızda taşıdığınızı lütfen bir an olsun aklınızdan çıkarmayın. Ülkemizin yarınlarına damga vuracak siyasetçiler, ekonomistler, kültür ve sanat insanları, bilim insanları, iş insanları ve her türlü alanda uzman isimler, unutmayın ki sizlerin arasından çıkacaktır. Onun için kendinize inanın, kendinize güvenin. Hangi alanda eğitim alıyorsanız, en iyisini almaya çalışın. Hükümet olarak biz de elimizden gelen her türlü imkanla sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz. Değerli arkadaşlar; burada şu gerçeği de ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye’de gençlere hep "elde var bir" mantığıyla bakanlar olmuştur. Bunları, 27 Mayıs’tan 12 Mart’a ve 12 Eylül’e kadar Türkiye’nin demokrasi yolculuğunu kesintiye uğratan tüm darbecilerde ve darbelerde görürsünüz. Ama biz böyle bakmadık. Biz gençlere inandık ve gençlerle yol yürümenin faziletine inandık. Gençleri sağcı, solcu, Alevi, Sünni diye ayırıp kışkırtarak sokaklarımızı alev topuna çevirenleri de görürsünüz. Bunları, Gezi olaylarında ağaç bahanesiyle hükümeti devirmeye çalışırken görürsünüz. Bunları, halkın parasını yağmalayan suç örgütlerini yargıdan kaçırma teşebbüslerinde görürsünüz. Bunları şimdi de sosyal medyada farklı maskeler altında provokatörlük yaparken görürsünüz. Genç kardeşlerim; bu istismarcılara, bu millet düşmanlarına karşı dikkatli olmanızı özellikle rica ediyorum. Sakın bunlara aldanmayın. Kendiniz için, mürüvvetinizi görmek isteyen anne babalarınız için, bu milletin ve bu ülkenin aydınlık geleceği için lütfen gençler, bunlara fırsat vermeyin. Kendi geleceğinize de ülkemizin geleceğine de sahip çıkın. Allah’ın izniyle önümüzde, birlikte yürüyeceğimiz daha uzun bir yol var. Rabb’im ömür verirse sizlerle birlikte daha nice başarılara, nice zaferlere imza atacağız. Bunun hayalini kuruyor, bu güzel ideal için her birinize güveniyorum. Sizlere, hayat adına belirlediğiniz hedeflerde başarılar diliyorum. Gençlik Buluşmaları Programı’nın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Yusuf İbiş kardeşimi bu güzel buluşma için tebrik ediyorum. 81 ilimizdeki 207 üniversitemizden gelen siz değerli genç kardeşlerime katılımlarınızdan ötürü çok teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi."Benim bayrağım yerde duramaz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatı boyunca yabancı liderlerle Türkçe konuştuğu anların yer aldığı video gösterimine ilişkin : "Her şeyden önce kendimize inanacağız ve yolculuğumuzu kendimiz olarak yürüyeceğiz. Hiçbir zaman şaklabanlığa prim vermeyeceğiz. Biz olacağız ve biz olarak yolumuza devam edeceğiz. Çocukluğumdan, gençliğimden bu yana hep bu anlayışla büyüdüm. Hocalarımın bana verdikleri terbiye de hep bu istikamette oldu. Kimseye prim vermeden, her şeyden önce kendi yağımızla, kendimiz gibi büyüyerek geleceğe yürüdük. Tabii kimlerden, hangi terbiyeyi aldık? Bu çok ama çok önemli. Beni tanıyanlar, bilenler bilir; şiirlerimde yazdığım değil, okuduğum şiirlerimde hep Akif vardır. Evet, hep Akif’i okurum. Hep Necip Fazıl’ı okurum. Çünkü onlarla yetiştim, onlarla büyüdüm. Bunun aksini inkâr edemem ki. İşte diyor ya: "Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum. Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. Adam aldırma da geç git diyemem, aldırırım, Çiğnerim, çiğnenirim, Hakk’ı tutar kaldırırım. Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu." İşte böyle yetiştim. Bu anlayışla yetişmiş bir genç olarak aksini söylemek mümkün mü? Değil. Bununla birlikte, gençlik kollarında başkanlık yaptığım dönemler dahil olmak üzere, bütün genç arkadaşlarıma da hep bu anlayışı aşılamanın gayreti içinde olduk. Sağ olsun genç arkadaşlarım, kardeşlerim de bu anlayışla yetiştiler, yetişmeye de devam ediyorlar. Ve çok çok önemli bir husus var. Tabii ki Türkçe konuşacağım derken de işte bu anlayıştan gelen bir duruşla bunu söyledim. Şimdi uluslararası toplantılarda bütün liderleri görüyoruz; hepsini tanıdık, bildik. Bir gün baktım, orada bayrağımız yerde duruyor. Hemen yerden kaldırdım, aldım ve cebime koydum. Bu millî ruhtur, bu milliliktir, bu yerliliktir. Yerlere her milletin bayrağını koymuşlar ama kimsenin umurunda değil. Ama benim umurumda. Benim bayrağım yerde duramaz. Onu kaldırmak zorundayız. Bayrakların yanına geldiğimizde baktım, benim bayrağım yerde duruyor. "Niye bayrak yerde duruyor?" dedim. Koy oraya bir numara ama bayrak yerde duramaz. Aldım ve hiç unutmuyorum; Angela Merkel, ben bayrağı oradan alıp cebime koyunca gülmeye başladı, şaşkın şaşkın bana baktı. Ben de hamdettim. Çünkü bu bayrak yerde duramaz. Unutmayın, sizler de hiçbir zaman bu bayrağımızı yerde süründürmeyeceksiniz" dedi."Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor"Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir üniversite öğrencisinin, "Terörsüz Türkiye, bizim gençlere bırakacağımız en büyük mirastır" dediği sözünü hatırlatarak tam olarak neyi ifade etmek istiyorsunuz?" sorusunu üzerine, "Yıllarca Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu, özellikle bu bölgeler hep terörle yoğruldu. Bu terör öyle bir sirayet etti ki, başta sizin üniversiteniz olmak üzere üniversitelerimizin içinde dahi gençlerimiz sağlıklı bir şekilde okuma imkanı bulamadı. Halka baktığımız zaman da Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da terör acayip şekilde kan götürdü. Birçok insanımızı bu bölgelerde kaybettik. Dedik ki, biz bu işi aşmamız lazım. Oturduk; askerimizle, polisimizle, hepsiyle bu işi değerlendirdik. "Terörsüz bir Türkiye’yi nasıl inşa ederiz?" dedik. "Yapar mıyız bunu?" diye sorduk. Tüm arkadaşlarımız, "Yaparız" dediler. Bütün istihbarat teşkilatımız, hükümetimiz, kabinemiz hiç ağırdan almadan, hafife almadan bu adımı atacağız dedi. "Süratle terörsüz Türkiye adımını atalım" dedik ve attık. Şu an itibarıyla gerek Güneydoğu’da gerek Doğu Anadolu’da, belki birkaç mağara kaldı ama bunun dışında her yeri temizledik. Bu temizlik harekatı da devam ediyor. Parlamentodaki arkadaşlarımız da terörsüz Türkiye ile ilgili görevlerini üstlendiler ve bu çalışmaları süratlendirdik. Bu şekilde devam ediyor. Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibarıyla da hamdolsun, Güneydoğu’ya ve Doğu Anadolu’ya artık bir sulh ve sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz. Artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor" dedi." Bu millet istediği zaman yapar"Cumhurbaşkanı Erdoğan, başka bir öğrencinin Bayraktar’ın Türkiye’nin savunma ve teknoloji vizyonundaki rolü sorusuna ise " Gerek Akıncı gerek Kızılelma Bunlar şu anda kendi füzemizi havada ateşleyerek, hamdolsun hedefi vurma noktasına geldiler. Bu, Türkiye için çok çok önemli bir adım. Bugünleri de gördük, Allah’a hamdolsun. Kendi Kızılelmamızla, kendi füzemizle havada atışlar yaparak netice alma konumuna geldik. Bunun için özellikle Baykar Grubu’na, şahsım ve milletim adına çok çok teşekkür ediyorum. Hakikaten nasıl bir heyecan içinde olduklarını kendilerinden dinledikçe, gördükçe ben de daha çok heyecanlanıyorum. Ve bununla birlikte şunu görüyoruz: Demek ki bu millet istediği zaman yapar. Ama bizim çok daha önemli işlerimiz de var, onu da söyleyeyim. Yapacak çok işimiz var, hafife alınacak işler değil. Bununla ilgili olarak gerek silahlı kuvvetlerimiz gerek özel sektör, başta Baykar olmak üzere birçok alanda adımlar atıyoruz. Yatırımlarımıza devam ediyoruz, devam edeceğiz. Tabii burada özellikle İsrail’in yaptığı ihanetleri bir kenara koymak mümkün değil. Ama bu ihanetlerin karşısında en büyük güç kimdir, neresidir derseniz; burasıdır. Bunu birlikte yapacağız. Zaten sizin gözlerinizde ben o inancı, o güveni görüyorum" ifadelerini kullandı." 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı"4 ay hapiste kalmasına gerekçe yapılan Ziya Gökalp’e ait "Minareler süngü, kubbeler miğfer" dizelerini içeren ’İlahi Ordu’ şiirini yeniden okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: " Bu, aynı zamanda Ziya Gökalp’le eş anlamlı olarak da söylenen bir şiirdi. Ama buna rağmen, ne olursa olsun, kimin okuduğu önemliydi. Oradan yaklaşılarak hemen dava açıldı. Hayırlısıyla biz de cezaevine gittik. Ama bakın, oradan çıktık. Fazla sürmedi. 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı. Yeni bir dünya kuruldu ve Türkiye’de, yeni bir dönemin kapıları açıldı" diye konuştu. Programda söz alan bir başka öğrenci, daha önce okuduğu şiirin CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından okumaya çalışıldığını ifade etti , buna ilişkin hazırlanan bir videoyu izletti. Görüntüler üzerine gülümseyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Karıştırdı ya, ‘Minareler mızrak oldu’ diyerek" ifadelerini kullandı.Bir başka öğrenci de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in anı kitabında yer verdiği ve kulislerde birlikte mısır yenilen anıyı hatırlatarak, bu hatırayı salondaki gençlerle paylaşmasını istedi. Bu soru üzerine Erdoğan, "İstanbul Dolmabahçe’de bir ziyareti olmuştu Stoltenberg’in. Mısırla kestanenin de mevsimiydi. "Mısırla tanışır mısın?" dedim. Baktım, biraz zor tanışıyor. Ben de, "Ben çok severim, sana da ikram edeyim" dedim. "Mısır kestanesi olmaz" deyince arkadaşlara, "Hemen mısır aldırın" dedim. Kestaneyle beraber o gün orada bir mısır yedik. Fakat böyle bir hatıratına bunları zikredeceğini, oraya koyacağını nereden bileyim? Sağ olsun, var olsun. İyi bir insandı, hoş bir insandı. Onunla uzun yıllar beraber çalıştık. Temenni ederim ki inşallah Rutte de, aynen Stoltenberg gibi bu süreci devam ettirir" dedi."Özellikle CHP’nin "Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez" dedikleri yerlerde, biz hem deprem konutlarını yaptık"Programda söz alan bir üniversite öğrencisi, deprem bölgesinde yürütülen yoğun çalışmalar ile eş zamanlı hayata geçirilen sosyal konut projelerinin, Türkiye’nin sosyal devlet anlayışı açısından nasıl bir önem taşıdığını sordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle cevap verdi: "Malatya, gerçekten çok büyük darbe yiyen illerimizden bir tanesiydi. Şu an itibariyle Malatya’da 350 bine yakın konutu ayağa kaldırdık. Sağ olsun ilgili bakanım ve ekibi, çalışmalarını burada kararlılıkla yürütüyorlar. Ve sadece konutlar değil, bunun yanında deprem konutlarıyla beraber köy evlerini de yapıyoruz. Köy evleriyle de buralarda çok farklı bir hava estiriyoruz. Yani özellikle CHP’nin "Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez" dedikleri yerlerde, biz hem deprem konutlarını yaptık, hem köy evlerini yaptık ve artık vatandaşlarımız yerleşir hale geldi. Bir taraftan inşa ediyoruz, bir taraftan da açılışlar ve deprem konut teslim törenlerini yapıyoruz. Şimdi önümüzde inşallah aynı şekilde Adıyaman ile ilgili adımlarımız olacak ve oradaki konutları da yavaş yavaş teslim etmeye başlayacağız" şeklinde konuştu."Allah’a hesap veremeyiz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de Türkiye’nin girişimleriyle sağlanan ateşkesin kalıcı olup olmayacağına dair soruya ise şu yanıtı verdi: " Tabii bize düşen görev, esbaba tevessüldür. Gerisi Allah Kerim. Biz her türlü adımı atıyoruz. Az önce de yine gördünüz; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bu konuşmayı yaparken, karşımda masalarda İsrailli delegeler vardı. Onların yüzlerine baka baka o konuşmayı yaptım. Korkaklarla savaşa gidilmez. Biz korkak değiliz. Bizim hükmümüz var ya; "Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmetine râm ol. Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol." Biz bu yola böyle çıktık ve hamdolsun bunun neticesini de aldık. İşte Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığımız konuşmalar, özellikle Gazze’nin daha çok dayanma gücüne erişmesine vesile oldu. Aynı şekilde yine Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, dar kapsamlı olarak Sayın Trump’la yaptığımız toplantıda da özellikle Müslüman ülkelere mesajımızı verdik. Ama burada Türkiye olarak bizim söylediklerimiz, Trump’ın yanında iz bıraktı. Bundan sonraki süreçte de aynı şekilde kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Bundan geri adım atmak yok. Geri adım atarsak, Allah’a da Gazze’ye de bunun hesabını veremeyiz" şeklinde konuştu."Türkiye, hamdolsun dünyada farklı bir yere, farklı bir konuma sahiptir"Programda söz alan bir öğrenci, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye’nin son yıllarda kriz yaşayan ülkeler arasında diyalog kuran "lider diplomasisi" yaklaşımını ve önümüzdeki yıl Türkiye’de yapılacak zirvelerin bu süreç açısından nasıl okunması gerektiğini sordu. Erdoğan, "Ülkemiz Türkiye, hamdolsun dünyada farklı bir yere, farklı bir konuma sahiptir. Hem liderlik noktasında hem de şu an itibarıyla inşallah NATO Zirvesi’ne Türkiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ankara’da NATO Liderler Zirvesi toplantısını gerçekleştireceğiz. Daha önce İstanbul’da yapmıştık, şimdi de Ankara’da bu zirveyi yapacağız. Tabii Ankara’da bir Ay Yıldız Konsepti hazırlıyoruz. Bu Ay Yıldız konsepti içinde, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ayrı ayrı kuvvet komutanlıklarını aynı yerde, inşallah bir araya topluyoruz, toplayacağız. NATO Liderler Zirvesi’nde de yapmakta olduğumuz bu komplekste, inşallah gelecek misafirlerimizi ağırlayacağız. Güzel bir kompleks hazırlıyoruz. İnşallah bunu NATO Liderler Zirvesi’ne yetiştirmenin hesabı içerisindeyiz. Çünkü liderlere bu yakışır. İşte bizim Külliyemizin biliyorsunuz özellikleri var. Gerek Millet Kütüphanemiz gerek oradaki diğer alanlarla birlikte, gelen bütün misafirleri ağırladığımız yerler, onların farklı hatıralarla ayrılmasına da vesile oluyor. Şimdi Ay Yıldız Kompleksi ile de yeni bir güç katıyoruz. Yeni bir kompleksle, inşallah dünyaya mesajımızı vereceğiz." Programda söz alan başka bir öğrenci ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Marmaris ziyareti sırasında kamuoyunun dikkatini çeken kıyafet tercihlerinin nasıl belirlendiğini sorarak, giyim seçimlerinde kendi zevkinin mi yoksa eşi Emine Erdoğan’ın yönlendirmesinin mi etkili olduğunu merak etti. Bu soru üzerine gülümseyen Erdoğan, "Kıyafetim nasıl? Siz beğendiyseniz mesele yok. Ama tabii ki eşimin de bunda katkısı oluyor. Kravatımdan gömleğime kadar kendisiyle istişare ederek adım atıyorum. Bugüne kadar da pek yanılmadık. İyi gidiyoruz" dedi.Futbol hayatına ilişkin değerlendirmeCumhurbaşkanı Erdoğan, "Ben, imam hatip okulu sıralarındayken İstanbul’da cami altında amatör futbola başladım. Bir tarafta imam hatip okulunda eğitim görürken, diğer tarafta amatör futbol oynadım ve üniversiteye başlayana kadar bu süreç devam etti. Üniversiteye başladığımda ise bu defa İETT’ye bir transfer yaptım. Oradan da nasibimizi aldık. Hem evliliğimiz hem de İETT’den aldığımız transferle birlikte, benim için amatör kümede yeni bir süreç başladı. Fena değildik, başarılı bir futbol sürecimiz oldu. Yaklaşık 14-15 yıl futbola devam ettim. Bu 14-15 yıllık futbol hayatım boyunca siyasete hiçbir zaman ara vermedim. Siyaseti de futbolla birlikte sürdürdüm. Şimdi tabii futbol bizim için artık bir mazi oldu. Ama bu kez de haftanın iki-üç günü basketbol oynayarak yolumuza devam ediyoruz. Gençlik ve Spor Bakanımız da benim takımımda, İbrahim Kalın Bey karşı takımda. Başarımız iyi. Bazıları, "Size torpil var mı?" diyorlar. Ben de diyorum ki, benim torpille filan alakam yok. Ama basketbolda iyiyiz ve şu anda onu da başarıyla sürdürüyoruz. Basketbolda milli takımımız da biliyorsunuz iyi gidiyor. İnşallah Dünya Kupası’na da gidecek gibi bir havamız var. Önümüzde Sırbistan maçı var, üçüncü maçımız. Bu maçta da Sırbistan’ı yenersek önümüz daha da açılacak. İlginize, alakanıza teşekkür ediyorum. Sporla ilgilenmeniz hakikaten çok çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Bütün arkadaşlara da şu anda, lisesinin ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin spordaki konumu nedir, ne değildir bilemiyorum ama hayırlı olsun diyorum."Hediye verildiKonuşmaların ardından AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Yusuf İbiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gençlik yıllarında çalışarak aldığı ilk kitap olan ve 1951’de altı cilt halinde basılan "Hukuk-ı İslamiye ve Kamusü’l-Ahkâm"ın ilk baskısını, Ankara’daki bir sahaftan temin ederek günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim etti. Sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşen programda Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden 207 üniversiteden gelen öğrencilerin sorularını yanıtladı ve gençlerle sohbet etti. Etkinlikte sanatçı Ekin Uzunlar sevilen şarkılarını seslendirirken, Ahmet Kaya’nın ‘Şiire Gazele’ eserinden bir dinleti sunuldu. Tanıtım filmleriyle devam eden program, gençlerin yoğun ilgisiyle tamamlandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya geldi
14 Aralık 2025 Pazar - 18:05 Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya geldi İstanbul’da gençlerle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibarıyla da hamdolsun, Güneydoğu’ya ve Doğu Anadolu’ya artık bir sulh ve sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz. Artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Külliyesi’nde düzenlenen AK Parti Gençlik Buluşmaları Kampüs Programı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden 207 üniversiteden gelen öğrencilerin sorularını cevapladı, onlarla sohbet etti. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sevgili gençler, sevgili genç kardeşlerim; her birinizi en kalbi duygularımla, sevgiyle selamlıyorum. Türkiye’nin pırıl pırıl yüzlü üniversiteli gençleriyle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Gençlik buluşmaları, Türk siyasetine bizim kazandırdığımız, bizimle sembolleşen özgün bir programdır. Şimdiye kadar Konya’dan Bursa’ya, Samsun’dan Şanlıurfa’ya, Mardin’den Muğla’ya kadar birçok ilimizde gençlerimizle bir araya geldik. Hasbihal ettik, farklı konularda ufuk turu yaptık. Bu buluşmaların şahsen benim de ufkumu açtığını ifade etmek isterim. Gençlerin kalbinde yer edinmeye, gençlerle yoldaşlık etmeye, işte bugün burada olduğu gibi gençlerle ruh ve gönül sohbeti etmeye siyaset yolculuğumda hep özel önem verdim. Hayalini kurduğumuz Türkiye’nin umudu olan siz genç kardeşlerimden sadece cesaret değil, aynı zamanda ilham da aldık. Mesuliyetimizin büyüklüğünü gördükçe, başta gençlerimiz olmak üzere 86 milyonun esenliği için daha çok çalıştık, daha çok koşturduk. Bugün gençlik buluşmalarına yeniden "Bismillah" diyoruz. Gençlik kollarımızın davetine icabet ettiğiniz için her birinize teşekkür ediyorum. Kısa bir takdimimin ardından, sizlerden gelecek soruların şekillendireceği samimi bir sohbet yapmak istiyorum. Gençlik buluşmalarımızın, Türkiye’deki tüm üniversitelerden böylesine geniş bir katılımla başlamasını da son derece kıymetli buluyorum" dedi."23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük"23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Sevgili genç kardeşlerim; bugün çatısı altında bir araya geldiğimiz bu tarihî bina, hem şahsımın siyasi hayatında hem de Türk siyasal tarihinde özel bir yere sahiptir. Mekteb-i Tıbbiyye-i Şahane olarak uzun yıllar hizmet veren, İstanbul’un simge yapılarından olan bu bina, aynı zamanda gazeteci merhum Mehmet Ali Birand’ın hazırlayıp sunduğu 32. Gün programının çekildiği mekândır. Burada kendisiyle güzel bir sohbet gerçekleştirdik. O moderatördü ve sevgili gençler de orada bizi adeta soru yağmuruna tutmuştu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum dönemde, 1998 yılında bu salonda rahmetli Birand’ın misafiri olmuş, üniversite öğrencilerinin sorularını cevaplamıştım. 27 yıl sonra bu kez Türkiye Cumhurbaşkanı olarak yine aynı mekânda üniversite gençliğiyle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. Böylesine tarihî bir mekânda bu anlamlı buluşmaya vesile olan Gençlik Kollarımızı huzurlarınızda tebrik ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Gençler, bakınız; biz genç dimağların enerjisini ve heyecanını siyasete katarak yola çıkmış bir hareketiz. 23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük. Siyasetten bürokrasiye, iş dünyasından her alana kadar gençlerin önünü açarak ilerledik. Bugün de gençlerin en çok teveccüh gösterdiği, gençlere en çok teveccüh gösteren siyasi hareket biziz. Çünkü biz, bu ülkenin en büyük gücünün; misyon sahibi, özgüveni yüksek ve idealist bir gençlik olduğuna inanıyoruz. Bugüne kadar da yanılmadık; aynı inançla bu yolda yürümeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı."Hangi alanda eğitim alıyorsanız, en iyisini almaya çalışın"Erdoğan, "Köklerinden güç alan ama gözünü ufka diken, dünyanın dönüşümünü okuyabilen; iddialı, şuurlu, ahlaklı ve nitelikli bir gençlik aradık ve bunu bulduk. AK Gençlik işte böyle bir sorumluluğu omuzlarında taşıyor. Biz, onca imkânsızlığa rağmen surda bir gedik açmayı başardık. Şimdi o gediği büyüterek zaferi kucaklayacak olan sizlersiniz. Sizlere inanıyorum, sizlere güveniyorum. Bu yolda birlikte, emin adımlarla yürümekte kararlıyız. 21’inci yüzyılı Türkiye’nin asrına çevirecek; gemiyi menziline ulaştıracak ve küresel liderliğini kabul ettirmiş bir Türkiye’ye, ben sizlerle birlikte kavuşacağımıza inanıyorum. Bu hedefe giden yolda her şeyden evvel siz gençlerin enerjisine, yeteneklerine ve dinamizmine ihtiyacımız var. Ve bu dinamizmin sizlerde olduğuna inanmakta herhâlde yanılmıyorum, değil mi? Türkiye’nin gençleri olarak, bu milletin geleceğini avuçlarınızda taşıdığınızı lütfen bir an olsun aklınızdan çıkarmayın. Ülkemizin yarınlarına damga vuracak siyasetçiler, ekonomistler, kültür ve sanat insanları, bilim insanları, iş insanları ve her türlü alanda uzman isimler, unutmayın ki sizlerin arasından çıkacaktır. Onun için kendinize inanın, kendinize güvenin. Hangi alanda eğitim alıyorsanız, en iyisini almaya çalışın. Hükümet olarak biz de elimizden gelen her türlü imkanla sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz. Değerli arkadaşlar; burada şu gerçeği de ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye’de gençlere hep "elde var bir" mantığıyla bakanlar olmuştur. Bunları, 27 Mayıs’tan 12 Mart’a ve 12 Eylül’e kadar Türkiye’nin demokrasi yolculuğunu kesintiye uğratan tüm darbecilerde ve darbelerde görürsünüz. Ama biz böyle bakmadık. Biz gençlere inandık ve gençlerle yol yürümenin faziletine inandık. Gençleri sağcı, solcu, Alevi, Sünni diye ayırıp kışkırtarak sokaklarımızı alev topuna çevirenleri de görürsünüz. Bunları, Gezi olaylarında ağaç bahanesiyle hükümeti devirmeye çalışırken görürsünüz. Bunları, halkın parasını yağmalayan suç örgütlerini yargıdan kaçırma teşebbüslerinde görürsünüz. Bunları şimdi de sosyal medyada farklı maskeler altında provokatörlük yaparken görürsünüz. Genç kardeşlerim; bu istismarcılara, bu millet düşmanlarına karşı dikkatli olmanızı özellikle rica ediyorum. Sakın bunlara aldanmayın. Kendiniz için, mürüvvetinizi görmek isteyen anne babalarınız için, bu milletin ve bu ülkenin aydınlık geleceği için lütfen gençler, bunlara fırsat vermeyin. Kendi geleceğinize de ülkemizin geleceğine de sahip çıkın. Allah’ın izniyle önümüzde, birlikte yürüyeceğimiz daha uzun bir yol var. Rabb’im ömür verirse sizlerle birlikte daha nice başarılara, nice zaferlere imza atacağız. Bunun hayalini kuruyor, bu güzel ideal için her birinize güveniyorum. Sizlere, hayat adına belirlediğiniz hedeflerde başarılar diliyorum. Gençlik Buluşmaları Programı’nın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Yusuf İbiş kardeşimi bu güzel buluşma için tebrik ediyorum. 81 ilimizdeki 207 üniversitemizden gelen siz değerli genç kardeşlerime katılımlarınızdan ötürü çok teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi."Benim bayrağım yerde duramaz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatı boyunca yabancı liderlerle Türkçe konuştuğu anların yer aldığı video gösterimine ilişkin : "Her şeyden önce kendimize inanacağız ve yolculuğumuzu kendimiz olarak yürüyeceğiz. Hiçbir zaman şaklabanlığa prim vermeyeceğiz. Biz olacağız ve biz olarak yolumuza devam edeceğiz. Çocukluğumdan, gençliğimden bu yana hep bu anlayışla büyüdüm. Hocalarımın bana verdikleri terbiye de hep bu istikamette oldu. Kimseye prim vermeden, her şeyden önce kendi yağımızla, kendimiz gibi büyüyerek geleceğe yürüdük. Tabii kimlerden, hangi terbiyeyi aldık? Bu çok ama çok önemli. Beni tanıyanlar, bilenler bilir; şiirlerimde yazdığım değil, okuduğum şiirlerimde hep Akif vardır. Evet, hep Akif’i okurum. Hep Necip Fazıl’ı okurum. Çünkü onlarla yetiştim, onlarla büyüdüm. Bunun aksini inkâr edemem ki. İşte diyor ya: "Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum. Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. Adam aldırma da geç git diyemem, aldırırım, Çiğnerim, çiğnenirim, Hakk’ı tutar kaldırırım. Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu." İşte böyle yetiştim. Bu anlayışla yetişmiş bir genç olarak aksini söylemek mümkün mü? Değil. Bununla birlikte, gençlik kollarında başkanlık yaptığım dönemler dahil olmak üzere, bütün genç arkadaşlarıma da hep bu anlayışı aşılamanın gayreti içinde olduk. Sağ olsun genç arkadaşlarım, kardeşlerim de bu anlayışla yetiştiler, yetişmeye de devam ediyorlar. Ve çok çok önemli bir husus var. Tabii ki Türkçe konuşacağım derken de işte bu anlayıştan gelen bir duruşla bunu söyledim. Şimdi uluslararası toplantılarda bütün liderleri görüyoruz; hepsini tanıdık, bildik. Bir gün baktım, orada bayrağımız yerde duruyor. Hemen yerden kaldırdım, aldım ve cebime koydum. Bu millî ruhtur, bu milliliktir, bu yerliliktir. Yerlere her milletin bayrağını koymuşlar ama kimsenin umurunda değil. Ama benim umurumda. Benim bayrağım yerde duramaz. Onu kaldırmak zorundayız. Bayrakların yanına geldiğimizde baktım, benim bayrağım yerde duruyor. "Niye bayrak yerde duruyor?" dedim. Koy oraya bir numara ama bayrak yerde duramaz. Aldım ve hiç unutmuyorum; Angela Merkel, ben bayrağı oradan alıp cebime koyunca gülmeye başladı, şaşkın şaşkın bana baktı. Ben de hamdettim. Çünkü bu bayrak yerde duramaz. Unutmayın, sizler de hiçbir zaman bu bayrağımızı yerde süründürmeyeceksiniz" dedi."Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor"Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir üniversite öğrencisinin, "Terörsüz Türkiye, bizim gençlere bırakacağımız en büyük mirastır" dediği sözünü hatırlatarak tam olarak neyi ifade etmek istiyorsunuz?" sorusunu üzerine, "Yıllarca Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu, özellikle bu bölgeler hep terörle yoğruldu. Bu terör öyle bir sirayet etti ki, başta sizin üniversiteniz olmak üzere üniversitelerimizin içinde dahi gençlerimiz sağlıklı bir şekilde okuma imkanı bulamadı. Halka baktığımız zaman da Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da terör acayip şekilde kan götürdü. Birçok insanımızı bu bölgelerde kaybettik. Dedik ki, biz bu işi aşmamız lazım. Oturduk; askerimizle, polisimizle, hepsiyle bu işi değerlendirdik. "Terörsüz bir Türkiye’yi nasıl inşa ederiz?" dedik. "Yapar mıyız bunu?" diye sorduk. Tüm arkadaşlarımız, "Yaparız" dediler. Bütün istihbarat teşkilatımız, hükümetimiz, kabinemiz hiç ağırdan almadan, hafife almadan bu adımı atacağız dedi. "Süratle terörsüz Türkiye adımını atalım" dedik ve attık. Şu an itibarıyla gerek Güneydoğu’da gerek Doğu Anadolu’da, belki birkaç mağara kaldı ama bunun dışında her yeri temizledik. Bu temizlik harekatı da devam ediyor. Parlamentodaki arkadaşlarımız da terörsüz Türkiye ile ilgili görevlerini üstlendiler ve bu çalışmaları süratlendirdik. Bu şekilde devam ediyor. Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibarıyla da hamdolsun, Güneydoğu’ya ve Doğu Anadolu’ya artık bir sulh ve sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz. Artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor" dedi." Bu millet istediği zaman yapar"Cumhurbaşkanı Erdoğan, başka bir öğrencinin Bayraktar’ın Türkiye’nin savunma ve teknoloji vizyonundaki rolü sorusuna ise " Gerek Akıncı gerek Kızılelma Bunlar şu anda kendi füzemizi havada ateşleyerek, hamdolsun hedefi vurma noktasına geldiler. Bu, Türkiye için çok çok önemli bir adım. Bugünleri de gördük, Allah’a hamdolsun. Kendi Kızılelmamızla, kendi füzemizle havada atışlar yaparak netice alma konumuna geldik. Bunun için özellikle Baykar Grubu’na, şahsım ve milletim adına çok çok teşekkür ediyorum. Hakikaten nasıl bir heyecan içinde olduklarını kendilerinden dinledikçe, gördükçe ben de daha çok heyecanlanıyorum. Ve bununla birlikte şunu görüyoruz: Demek ki bu millet istediği zaman yapar. Ama bizim çok daha önemli işlerimiz de var, onu da söyleyeyim. Yapacak çok işimiz var, hafife alınacak işler değil. Bununla ilgili olarak gerek silahlı kuvvetlerimiz gerek özel sektör, başta Baykar olmak üzere birçok alanda adımlar atıyoruz. Yatırımlarımıza devam ediyoruz, devam edeceğiz. Tabii burada özellikle İsrail’in yaptığı ihanetleri bir kenara koymak mümkün değil. Ama bu ihanetlerin karşısında en büyük güç kimdir, neresidir derseniz; burasıdır. Bunu birlikte yapacağız. Zaten sizin gözlerinizde ben o inancı, o güveni görüyorum" ifadelerini kullandı." 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı"4 ay hapiste kalmasına gerekçe yapılan Ziya Gökalp’e ait "Minareler süngü, kubbeler miğfer" dizelerini içeren ’İlahi Ordu’ şiirini yeniden okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: " Bu, aynı zamanda Ziya Gökalp’le eş anlamlı olarak da söylenen bir şiirdi. Ama buna rağmen, ne olursa olsun, kimin okuduğu önemliydi. Oradan yaklaşılarak hemen dava açıldı. Hayırlısıyla biz de cezaevine gittik. Ama bakın, oradan çıktık. Fazla sürmedi. 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı. Yeni bir dünya kuruldu ve Türkiye’de, yeni bir dönemin kapıları açıldı" diye konuştu. Programda söz alan bir başka öğrenci, daha önce okuduğu şiirin CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından okumaya çalışıldığını ifade etti , buna ilişkin hazırlanan bir videoyu izletti. Görüntüler üzerine gülümseyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Karıştırdı ya, ‘Minareler mızrak oldu’ diyerek" ifadelerini kullandı.Bir başka öğrenci de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in anı kitabında yer verdiği ve kulislerde birlikte mısır yenilen anıyı hatırlatarak, bu hatırayı salondaki gençlerle paylaşmasını istedi. Bu soru üzerine Erdoğan, "İstanbul Dolmabahçe’de bir ziyareti olmuştu Stoltenberg’in. Mısırla kestanenin de mevsimiydi. "Mısırla tanışır mısın?" dedim. Baktım, biraz zor tanışıyor. Ben de, "Ben çok severim, sana da ikram edeyim" dedim. "Mısır kestanesi olmaz" deyince arkadaşlara, "Hemen mısır aldırın" dedim. Kestaneyle beraber o gün orada bir mısır yedik. Fakat böyle bir hatıratına bunları zikredeceğini, oraya koyacağını nereden bileyim? Sağ olsun, var olsun. İyi bir insandı, hoş bir insandı. Onunla uzun yıllar beraber çalıştık. Temenni ederim ki inşallah Rutte de, aynen Stoltenberg gibi bu süreci devam ettirir" dedi."Özellikle CHP’nin "Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez" dedikleri yerlerde, biz hem deprem konutlarını yaptık"Programda söz alan bir üniversite öğrencisi, deprem bölgesinde yürütülen yoğun çalışmalar ile eş zamanlı hayata geçirilen sosyal konut projelerinin, Türkiye’nin sosyal devlet anlayışı açısından nasıl bir önem taşıdığını sordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle cevap verdi: "Malatya, gerçekten çok büyük darbe yiyen illerimizden bir tanesiydi. Şu an itibariyle Malatya’da 350 bine yakın konutu ayağa kaldırdık. Sağ olsun ilgili bakanım ve ekibi, çalışmalarını burada kararlılıkla yürütüyorlar. Ve sadece konutlar değil, bunun yanında deprem konutlarıyla beraber köy evlerini de yapıyoruz. Köy evleriyle de buralarda çok farklı bir hava estiriyoruz. Yani özellikle CHP’nin "Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez" dedikleri yerlerde, biz hem deprem konutlarını yaptık, hem köy evlerini yaptık ve artık vatandaşlarımız yerleşir hale geldi. Bir taraftan inşa ediyoruz, bir taraftan da açılışlar ve deprem konut teslim törenlerini yapıyoruz. Şimdi önümüzde inşallah aynı şekilde Adıyaman ile ilgili adımlarımız olacak ve oradaki konutları da yavaş yavaş teslim etmeye başlayacağız" şeklinde konuştu."Allah’a hesap veremeyiz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de Türkiye’nin girişimleriyle sağlanan ateşkesin kalıcı olup olmayacağına dair soruya ise şu yanıtı verdi: " Tabii bize düşen görev, esbaba tevessüldür. Gerisi Allah Kerim. Biz her türlü adımı atıyoruz. Az önce de yine gördünüz; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bu konuşmayı yaparken, karşımda masalarda İsrailli delegeler vardı. Onların yüzlerine baka baka o konuşmayı yaptım. Korkaklarla savaşa gidilmez. Biz korkak değiliz. Bizim hükmümüz var ya; "Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmetine râm ol. Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol." Biz bu yola böyle çıktık ve hamdolsun bunun neticesini de aldık. İşte Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığımız konuşmalar, özellikle Gazze’nin daha çok dayanma gücüne erişmesine vesile oldu. Aynı şekilde yine Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, dar kapsamlı olarak Sayın Trump’la yaptığımız toplantıda da özellikle Müslüman ülkelere mesajımızı verdik. Ama burada Türkiye olarak bizim söylediklerimiz, Trump’ın yanında iz bıraktı. Bundan sonraki süreçte de aynı şekilde kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Bundan geri adım atmak yok. Geri adım atarsak, Allah’a da Gazze’ye de bunun hesabını veremeyiz" şeklinde konuştu."Türkiye, hamdolsun dünyada farklı bir yere, farklı bir konuma sahiptir"Programda söz alan bir öğrenci, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye’nin son yıllarda kriz yaşayan ülkeler arasında diyalog kuran "lider diplomasisi" yaklaşımını ve önümüzdeki yıl Türkiye’de yapılacak zirvelerin bu süreç açısından nasıl okunması gerektiğini sordu. Erdoğan, "Ülkemiz Türkiye, hamdolsun dünyada farklı bir yere, farklı bir konuma sahiptir. Hem liderlik noktasında hem de şu an itibarıyla inşallah NATO Zirvesi’ne Türkiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ankara’da NATO Liderler Zirvesi toplantısını gerçekleştireceğiz. Daha önce İstanbul’da yapmıştık, şimdi de Ankara’da bu zirveyi yapacağız. Tabii Ankara’da bir Ay Yıldız Konsepti hazırlıyoruz. Bu Ay Yıldız konsepti içinde, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ayrı ayrı kuvvet komutanlıklarını aynı yerde, inşallah bir araya topluyoruz, toplayacağız. NATO Liderler Zirvesi’nde de yapmakta olduğumuz bu komplekste, inşallah gelecek misafirlerimizi ağırlayacağız. Güzel bir kompleks hazırlıyoruz. İnşallah bunu NATO Liderler Zirvesi’ne yetiştirmenin hesabı içerisindeyiz. Çünkü liderlere bu yakışır. İşte bizim Külliyemizin biliyorsunuz özellikleri var. Gerek Millet Kütüphanemiz gerek oradaki diğer alanlarla birlikte, gelen bütün misafirleri ağırladığımız yerler, onların farklı hatıralarla ayrılmasına da vesile oluyor. Şimdi Ay Yıldız Kompleksi ile de yeni bir güç katıyoruz. Yeni bir kompleksle, inşallah dünyaya mesajımızı vereceğiz." Programda söz alan başka bir öğrenci ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Marmaris ziyareti sırasında kamuoyunun dikkatini çeken kıyafet tercihlerinin nasıl belirlendiğini sorarak, giyim seçimlerinde kendi zevkinin mi yoksa eşi Emine Erdoğan’ın yönlendirmesinin mi etkili olduğunu merak etti. Bu soru üzerine gülümseyen Erdoğan, "Kıyafetim nasıl? Siz beğendiyseniz mesele yok. Ama tabii ki eşimin de bunda katkısı oluyor. Kravatımdan gömleğime kadar kendisiyle istişare ederek adım atıyorum. Bugüne kadar da pek yanılmadık. İyi gidiyoruz" dedi.Futbol hayatına ilişkin değerlendirmeCumhurbaşkanı Erdoğan, "Ben, imam hatip okulu sıralarındayken İstanbul’da cami altında amatör futbola başladım. Bir tarafta imam hatip okulunda eğitim görürken, diğer tarafta amatör futbol oynadım ve üniversiteye başlayana kadar bu süreç devam etti. Üniversiteye başladığımda ise bu defa İETT’ye bir transfer yaptım. Oradan da nasibimizi aldık. Hem evliliğimiz hem de İETT’den aldığımız transferle birlikte, benim için amatör kümede yeni bir süreç başladı. Fena değildik, başarılı bir futbol sürecimiz oldu. Yaklaşık 14-15 yıl futbola devam ettim. Bu 14-15 yıllık futbol hayatım boyunca siyasete hiçbir zaman ara vermedim. Siyaseti de futbolla birlikte sürdürdüm. Şimdi tabii futbol bizim için artık bir mazi oldu. Ama bu kez de haftanın iki-üç günü basketbol oynayarak yolumuza devam ediyoruz. Gençlik ve Spor Bakanımız da benim takımımda, İbrahim Kalın Bey karşı takımda. Başarımız iyi. Bazıları, "Size torpil var mı?" diyorlar. Ben de diyorum ki, benim torpille filan alakam yok. Ama basketbolda iyiyiz ve şu anda onu da başarıyla sürdürüyoruz. Basketbolda milli takımımız da biliyorsunuz iyi gidiyor. İnşallah Dünya Kupası’na da gidecek gibi bir havamız var. Önümüzde Sırbistan maçı var, üçüncü maçımız. Bu maçta da Sırbistan’ı yenersek önümüz daha da açılacak. İlginize, alakanıza teşekkür ediyorum. Sporla ilgilenmeniz hakikaten çok çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Bütün arkadaşlara da şu anda, lisesinin ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin spordaki konumu nedir, ne değildir bilemiyorum ama hayırlı olsun diyorum."Hediye verildiKonuşmaların ardından AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Yusuf İbiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gençlik yıllarında çalışarak aldığı ilk kitap olan ve 1951’de altı cilt halinde basılan "Hukuk-ı İslamiye ve Kamusü’l-Ahkâm"ın ilk baskısını, Ankara’daki bir sahaftan temin ederek günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim etti. Sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşen programda Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden 207 üniversiteden gelen öğrencilerin sorularını yanıtladı ve gençlerle sohbet etti. Etkinlikte sanatçı Ekin Uzunlar sevilen şarkılarını seslendirirken, Ahmet Kaya’nın ‘Şiire Gazele’ eserinden bir dinleti sunuldu. Tanıtım filmleriyle devam eden program, gençlerin yoğun ilgisiyle tamamlandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor"
14 Aralık 2025 Pazar - 18:03 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor" İstanbul’da gençlerle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibarıyla da hamdolsun, Güneydoğu’ya ve Doğu Anadolu’ya artık bir sulh ve sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz. Artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Külliyesi’nde düzenlenen AK Parti Gençlik Buluşmaları Kampüs Programı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden 207 üniversiteden gelen öğrencilerin sorularını cevapladı, onlarla sohbet etti. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sevgili gençler, sevgili genç kardeşlerim; her birinizi en kalbi duygularımla, sevgiyle selamlıyorum. Türkiye’nin pırıl pırıl yüzlü üniversiteli gençleriyle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Gençlik buluşmaları, Türk siyasetine bizim kazandırdığımız, bizimle sembolleşen özgün bir programdır. Şimdiye kadar Konya’dan Bursa’ya, Samsun’dan Şanlıurfa’ya, Mardin’den Muğla’ya kadar birçok ilimizde gençlerimizle bir araya geldik. Hasbihal ettik, farklı konularda ufuk turu yaptık. Bu buluşmaların şahsen benim de ufkumu açtığını ifade etmek isterim. Gençlerin kalbinde yer edinmeye, gençlerle yoldaşlık etmeye, işte bugün burada olduğu gibi gençlerle ruh ve gönül sohbeti etmeye siyaset yolculuğumda hep özel önem verdim. Hayalini kurduğumuz Türkiye’nin umudu olan siz genç kardeşlerimden sadece cesaret değil, aynı zamanda ilham da aldık. Mesuliyetimizin büyüklüğünü gördükçe, başta gençlerimiz olmak üzere 86 milyonun esenliği için daha çok çalıştık, daha çok koşturduk. Bugün gençlik buluşmalarına yeniden "Bismillah" diyoruz. Gençlik kollarımızın davetine icabet ettiğiniz için her birinize teşekkür ediyorum. Kısa bir takdimimin ardından, sizlerden gelecek soruların şekillendireceği samimi bir sohbet yapmak istiyorum. Gençlik buluşmalarımızın, Türkiye’deki tüm üniversitelerden böylesine geniş bir katılımla başlamasını da son derece kıymetli buluyorum" dedi."23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük"23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Sevgili genç kardeşlerim; bugün çatısı altında bir araya geldiğimiz bu tarihî bina, hem şahsımın siyasi hayatında hem de Türk siyasal tarihinde özel bir yere sahiptir. Mekteb-i Tıbbiyye-i Şahane olarak uzun yıllar hizmet veren, İstanbul’un simge yapılarından olan bu bina, aynı zamanda gazeteci merhum Mehmet Ali Birand’ın hazırlayıp sunduğu 32. Gün programının çekildiği mekândır. Burada kendisiyle güzel bir sohbet gerçekleştirdik. O moderatördü ve sevgili gençler de orada bizi adeta soru yağmuruna tutmuştu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum dönemde, 1998 yılında bu salonda rahmetli Birand’ın misafiri olmuş, üniversite öğrencilerinin sorularını cevaplamıştım. 27 yıl sonra bu kez Türkiye Cumhurbaşkanı olarak yine aynı mekânda üniversite gençliğiyle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. Böylesine tarihî bir mekânda bu anlamlı buluşmaya vesile olan Gençlik Kollarımızı huzurlarınızda tebrik ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Gençler, bakınız; biz genç dimağların enerjisini ve heyecanını siyasete katarak yola çıkmış bir hareketiz. 23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük. Siyasetten bürokrasiye, iş dünyasından her alana kadar gençlerin önünü açarak ilerledik. Bugün de gençlerin en çok teveccüh gösterdiği, gençlere en çok teveccüh gösteren siyasi hareket biziz. Çünkü biz, bu ülkenin en büyük gücünün; misyon sahibi, özgüveni yüksek ve idealist bir gençlik olduğuna inanıyoruz. Bugüne kadar da yanılmadık; aynı inançla bu yolda yürümeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı."Hangi alanda eğitim alıyorsanız, en iyisini almaya çalışın"Erdoğan, "Köklerinden güç alan ama gözünü ufka diken, dünyanın dönüşümünü okuyabilen; iddialı, şuurlu, ahlaklı ve nitelikli bir gençlik aradık ve bunu bulduk. AK Gençlik işte böyle bir sorumluluğu omuzlarında taşıyor. Biz, onca imkânsızlığa rağmen surda bir gedik açmayı başardık. Şimdi o gediği büyüterek zaferi kucaklayacak olan sizlersiniz. Sizlere inanıyorum, sizlere güveniyorum. Bu yolda birlikte, emin adımlarla yürümekte kararlıyız. 21’inci yüzyılı Türkiye’nin asrına çevirecek; gemiyi menziline ulaştıracak ve küresel liderliğini kabul ettirmiş bir Türkiye’ye, ben sizlerle birlikte kavuşacağımıza inanıyorum. Bu hedefe giden yolda her şeyden evvel siz gençlerin enerjisine, yeteneklerine ve dinamizmine ihtiyacımız var. Ve bu dinamizmin sizlerde olduğuna inanmakta herhâlde yanılmıyorum, değil mi? Türkiye’nin gençleri olarak, bu milletin geleceğini avuçlarınızda taşıdığınızı lütfen bir an olsun aklınızdan çıkarmayın. Ülkemizin yarınlarına damga vuracak siyasetçiler, ekonomistler, kültür ve sanat insanları, bilim insanları, iş insanları ve her türlü alanda uzman isimler, unutmayın ki sizlerin arasından çıkacaktır. Onun için kendinize inanın, kendinize güvenin. Hangi alanda eğitim alıyorsanız, en iyisini almaya çalışın. Hükümet olarak biz de elimizden gelen her türlü imkanla sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz. Değerli arkadaşlar; burada şu gerçeği de ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye’de gençlere hep "elde var bir" mantığıyla bakanlar olmuştur. Bunları, 27 Mayıs’tan 12 Mart’a ve 12 Eylül’e kadar Türkiye’nin demokrasi yolculuğunu kesintiye uğratan tüm darbecilerde ve darbelerde görürsünüz. Ama biz böyle bakmadık. Biz gençlere inandık ve gençlerle yol yürümenin faziletine inandık. Gençleri sağcı, solcu, Alevi, Sünni diye ayırıp kışkırtarak sokaklarımızı alev topuna çevirenleri de görürsünüz. Bunları, Gezi olaylarında ağaç bahanesiyle hükümeti devirmeye çalışırken görürsünüz. Bunları, halkın parasını yağmalayan suç örgütlerini yargıdan kaçırma teşebbüslerinde görürsünüz. Bunları şimdi de sosyal medyada farklı maskeler altında provokatörlük yaparken görürsünüz. Genç kardeşlerim; bu istismarcılara, bu millet düşmanlarına karşı dikkatli olmanızı özellikle rica ediyorum. Sakın bunlara aldanmayın. Kendiniz için, mürüvvetinizi görmek isteyen anne babalarınız için, bu milletin ve bu ülkenin aydınlık geleceği için lütfen gençler, bunlara fırsat vermeyin. Kendi geleceğinize de ülkemizin geleceğine de sahip çıkın. Allah’ın izniyle önümüzde, birlikte yürüyeceğimiz daha uzun bir yol var. Rabb’im ömür verirse sizlerle birlikte daha nice başarılara, nice zaferlere imza atacağız. Bunun hayalini kuruyor, bu güzel ideal için her birinize güveniyorum. Sizlere, hayat adına belirlediğiniz hedeflerde başarılar diliyorum. Gençlik Buluşmaları Programı’nın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Yusuf İbiş kardeşimi bu güzel buluşma için tebrik ediyorum. 81 ilimizdeki 207 üniversitemizden gelen siz değerli genç kardeşlerime katılımlarınızdan ötürü çok teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi."Benim bayrağım yerde duramaz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatı boyunca yabancı liderlerle Türkçe konuştuğu anların yer aldığı video gösterimine ilişkin : "Her şeyden önce kendimize inanacağız ve yolculuğumuzu kendimiz olarak yürüyeceğiz. Hiçbir zaman şaklabanlığa prim vermeyeceğiz. Biz olacağız ve biz olarak yolumuza devam edeceğiz. Çocukluğumdan, gençliğimden bu yana hep bu anlayışla büyüdüm. Hocalarımın bana verdikleri terbiye de hep bu istikamette oldu. Kimseye prim vermeden, her şeyden önce kendi yağımızla, kendimiz gibi büyüyerek geleceğe yürüdük. Tabii kimlerden, hangi terbiyeyi aldık? Bu çok ama çok önemli. Beni tanıyanlar, bilenler bilir; şiirlerimde yazdığım değil, okuduğum şiirlerimde hep Akif vardır. Evet, hep Akif’i okurum. Hep Necip Fazıl’ı okurum. Çünkü onlarla yetiştim, onlarla büyüdüm. Bunun aksini inkâr edemem ki. İşte diyor ya: "Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum. Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. Adam aldırma da geç git diyemem, aldırırım, Çiğnerim, çiğnenirim, Hakk’ı tutar kaldırırım. Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu." İşte böyle yetiştim. Bu anlayışla yetişmiş bir genç olarak aksini söylemek mümkün mü? Değil. Bununla birlikte, gençlik kollarında başkanlık yaptığım dönemler dahil olmak üzere, bütün genç arkadaşlarıma da hep bu anlayışı aşılamanın gayreti içinde olduk. Sağ olsun genç arkadaşlarım, kardeşlerim de bu anlayışla yetiştiler, yetişmeye de devam ediyorlar. Ve çok çok önemli bir husus var. Tabii ki Türkçe konuşacağım derken de işte bu anlayıştan gelen bir duruşla bunu söyledim. Şimdi uluslararası toplantılarda bütün liderleri görüyoruz; hepsini tanıdık, bildik. Bir gün baktım, orada bayrağımız yerde duruyor. Hemen yerden kaldırdım, aldım ve cebime koydum. Bu millî ruhtur, bu milliliktir, bu yerliliktir. Yerlere her milletin bayrağını koymuşlar ama kimsenin umurunda değil. Ama benim umurumda. Benim bayrağım yerde duramaz. Onu kaldırmak zorundayız. Bayrakların yanına geldiğimizde baktım, benim bayrağım yerde duruyor. "Niye bayrak yerde duruyor?" dedim. Koy oraya bir numara ama bayrak yerde duramaz. Aldım ve hiç unutmuyorum; Angela Merkel, ben bayrağı oradan alıp cebime koyunca gülmeye başladı, şaşkın şaşkın bana baktı. Ben de hamdettim. Çünkü bu bayrak yerde duramaz. Unutmayın, sizler de hiçbir zaman bu bayrağımızı yerde süründürmeyeceksiniz" dedi."Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor"Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir üniversite öğrencisinin, "Terörsüz Türkiye, bizim gençlere bırakacağımız en büyük mirastır" dediği sözünü hatırlatarak tam olarak neyi ifade etmek istiyorsunuz?" sorusunu üzerine, "Yıllarca Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu, özellikle bu bölgeler hep terörle yoğruldu. Bu terör öyle bir sirayet etti ki, başta sizin üniversiteniz olmak üzere üniversitelerimizin içinde dahi gençlerimiz sağlıklı bir şekilde okuma imkanı bulamadı. Halka baktığımız zaman da Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da terör acayip şekilde kan götürdü. Birçok insanımızı bu bölgelerde kaybettik. Dedik ki, biz bu işi aşmamız lazım. Oturduk; askerimizle, polisimizle, hepsiyle bu işi değerlendirdik. "Terörsüz bir Türkiye’yi nasıl inşa ederiz?" dedik. "Yapar mıyız bunu?" diye sorduk. Tüm arkadaşlarımız, "Yaparız" dediler. Bütün istihbarat teşkilatımız, hükümetimiz, kabinemiz hiç ağırdan almadan, hafife almadan bu adımı atacağız dedi. "Süratle terörsüz Türkiye adımını atalım" dedik ve attık. Şu an itibarıyla gerek Güneydoğu’da gerek Doğu Anadolu’da, belki birkaç mağara kaldı ama bunun dışında her yeri temizledik. Bu temizlik harekatı da devam ediyor. Parlamentodaki arkadaşlarımız da terörsüz Türkiye ile ilgili görevlerini üstlendiler ve bu çalışmaları süratlendirdik. Bu şekilde devam ediyor. Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibarıyla da hamdolsun, Güneydoğu’ya ve Doğu Anadolu’ya artık bir sulh ve sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz. Artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor" dedi." Bu millet istediği zaman yapar"Cumhurbaşkanı Erdoğan, başka bir öğrencinin Bayraktar’ın Türkiye’nin savunma ve teknoloji vizyonundaki rolü sorusuna ise " Gerek Akıncı gerek Kızılelma Bunlar şu anda kendi füzemizi havada ateşleyerek, hamdolsun hedefi vurma noktasına geldiler. Bu, Türkiye için çok çok önemli bir adım. Bugünleri de gördük, Allah’a hamdolsun. Kendi Kızılelmamızla, kendi füzemizle havada atışlar yaparak netice alma konumuna geldik. Bunun için özellikle Baykar Grubu’na, şahsım ve milletim adına çok çok teşekkür ediyorum. Hakikaten nasıl bir heyecan içinde olduklarını kendilerinden dinledikçe, gördükçe ben de daha çok heyecanlanıyorum. Ve bununla birlikte şunu görüyoruz: Demek ki bu millet istediği zaman yapar. Ama bizim çok daha önemli işlerimiz de var, onu da söyleyeyim. Yapacak çok işimiz var, hafife alınacak işler değil. Bununla ilgili olarak gerek silahlı kuvvetlerimiz gerek özel sektör, başta Baykar olmak üzere birçok alanda adımlar atıyoruz. Yatırımlarımıza devam ediyoruz, devam edeceğiz. Tabii burada özellikle İsrail’in yaptığı ihanetleri bir kenara koymak mümkün değil. Ama bu ihanetlerin karşısında en büyük güç kimdir, neresidir derseniz; burasıdır. Bunu birlikte yapacağız. Zaten sizin gözlerinizde ben o inancı, o güveni görüyorum" ifadelerini kullandı." 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı"4 ay hapiste kalmasına gerekçe yapılan Ziya Gökalp’e ait "Minareler süngü, kubbeler miğfer" dizelerini içeren ’İlahi Ordu’ şiirini yeniden okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: " Bu, aynı zamanda Ziya Gökalp’le eş anlamlı olarak da söylenen bir şiirdi. Ama buna rağmen, ne olursa olsun, kimin okuduğu önemliydi. Oradan yaklaşılarak hemen dava açıldı. Hayırlısıyla biz de cezaevine gittik. Ama bakın, oradan çıktık. Fazla sürmedi. 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı. Yeni bir dünya kuruldu ve Türkiye’de, yeni bir dönemin kapıları açıldı" diye konuştu. Programda söz alan bir başka öğrenci, daha önce okuduğu şiirin CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından okumaya çalışıldığını ifade etti , buna ilişkin hazırlanan bir videoyu izletti. Görüntüler üzerine gülümseyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Karıştırdı ya, ‘Minareler mızrak oldu’ diyerek" ifadelerini kullandı.Bir başka öğrenci de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in anı kitabında yer verdiği ve kulislerde birlikte mısır yenilen anıyı hatırlatarak, bu hatırayı salondaki gençlerle paylaşmasını istedi. Bu soru üzerine Erdoğan, "İstanbul Dolmabahçe’de bir ziyareti olmuştu Stoltenberg’in. Mısırla kestanenin de mevsimiydi. "Mısırla tanışır mısın?" dedim. Baktım, biraz zor tanışıyor. Ben de, "Ben çok severim, sana da ikram edeyim" dedim. "Mısır kestanesi olmaz" deyince arkadaşlara, "Hemen mısır aldırın" dedim. Kestaneyle beraber o gün orada bir mısır yedik. Fakat böyle bir hatıratına bunları zikredeceğini, oraya koyacağını nereden bileyim? Sağ olsun, var olsun. İyi bir insandı, hoş bir insandı. Onunla uzun yıllar beraber çalıştık. Temenni ederim ki inşallah Rutte de, aynen Stoltenberg gibi bu süreci devam ettirir" dedi."Özellikle CHP’nin "Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez" dedikleri yerlerde, biz hem deprem konutlarını yaptık"Programda söz alan bir üniversite öğrencisi, deprem bölgesinde yürütülen yoğun çalışmalar ile eş zamanlı hayata geçirilen sosyal konut projelerinin, Türkiye’nin sosyal devlet anlayışı açısından nasıl bir önem taşıdığını sordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle cevap verdi: "Malatya, gerçekten çok büyük darbe yiyen illerimizden bir tanesiydi. Şu an itibariyle Malatya’da 350 bine yakın konutu ayağa kaldırdık. Sağ olsun ilgili bakanım ve ekibi, çalışmalarını burada kararlılıkla yürütüyorlar. Ve sadece konutlar değil, bunun yanında deprem konutlarıyla beraber köy evlerini de yapıyoruz. Köy evleriyle de buralarda çok farklı bir hava estiriyoruz. Yani özellikle CHP’nin "Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez" dedikleri yerlerde, biz hem deprem konutlarını yaptık, hem köy evlerini yaptık ve artık vatandaşlarımız yerleşir hale geldi. Bir taraftan inşa ediyoruz, bir taraftan da açılışlar ve deprem konut teslim törenlerini yapıyoruz. Şimdi önümüzde inşallah aynı şekilde Adıyaman ile ilgili adımlarımız olacak ve oradaki konutları da yavaş yavaş teslim etmeye başlayacağız" şeklinde konuştu."Allah’a hesap veremeyiz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de Türkiye’nin girişimleriyle sağlanan ateşkesin kalıcı olup olmayacağına dair soruya ise şu yanıtı verdi: " Tabii bize düşen görev, esbaba tevessüldür. Gerisi Allah Kerim. Biz her türlü adımı atıyoruz. Az önce de yine gördünüz; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bu konuşmayı yaparken, karşımda masalarda İsrailli delegeler vardı. Onların yüzlerine baka baka o konuşmayı yaptım. Korkaklarla savaşa gidilmez. Biz korkak değiliz. Bizim hükmümüz var ya; "Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmetine râm ol. Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol." Biz bu yola böyle çıktık ve hamdolsun bunun neticesini de aldık. İşte Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığımız konuşmalar, özellikle Gazze’nin daha çok dayanma gücüne erişmesine vesile oldu. Aynı şekilde yine Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, dar kapsamlı olarak Sayın Trump’la yaptığımız toplantıda da özellikle Müslüman ülkelere mesajımızı verdik. Ama burada Türkiye olarak bizim söylediklerimiz, Trump’ın yanında iz bıraktı. Bundan sonraki süreçte de aynı şekilde kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Bundan geri adım atmak yok. Geri adım atarsak, Allah’a da Gazze’ye de bunun hesabını veremeyiz" şeklinde konuştu."Türkiye, hamdolsun dünyada farklı bir yere, farklı bir konuma sahiptir"Programda söz alan bir öğrenci, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye’nin son yıllarda kriz yaşayan ülkeler arasında diyalog kuran "lider diplomasisi" yaklaşımını ve önümüzdeki yıl Türkiye’de yapılacak zirvelerin bu süreç açısından nasıl okunması gerektiğini sordu. Erdoğan, "Ülkemiz Türkiye, hamdolsun dünyada farklı bir yere, farklı bir konuma sahiptir. Hem liderlik noktasında hem de şu an itibarıyla inşallah NATO Zirvesi’ne Türkiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ankara’da NATO Liderler Zirvesi toplantısını gerçekleştireceğiz. Daha önce İstanbul’da yapmıştık, şimdi de Ankara’da bu zirveyi yapacağız. Tabii Ankara’da bir Ay Yıldız Konsepti hazırlıyoruz. Bu Ay Yıldız konsepti içinde, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ayrı ayrı kuvvet komutanlıklarını aynı yerde, inşallah bir araya topluyoruz, toplayacağız. NATO Liderler Zirvesi’nde de yapmakta olduğumuz bu komplekste, inşallah gelecek misafirlerimizi ağırlayacağız. Güzel bir kompleks hazırlıyoruz. İnşallah bunu NATO Liderler Zirvesi’ne yetiştirmenin hesabı içerisindeyiz. Çünkü liderlere bu yakışır. İşte bizim Külliyemizin biliyorsunuz özellikleri var. Gerek Millet Kütüphanemiz gerek oradaki diğer alanlarla birlikte, gelen bütün misafirleri ağırladığımız yerler, onların farklı hatıralarla ayrılmasına da vesile oluyor. Şimdi Ay Yıldız Kompleksi ile de yeni bir güç katıyoruz. Yeni bir kompleksle, inşallah dünyaya mesajımızı vereceğiz." Programda söz alan başka bir öğrenci ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Marmaris ziyareti sırasında kamuoyunun dikkatini çeken kıyafet tercihlerinin nasıl belirlendiğini sorarak, giyim seçimlerinde kendi zevkinin mi yoksa eşi Emine Erdoğan’ın yönlendirmesinin mi etkili olduğunu merak etti. Bu soru üzerine gülümseyen Erdoğan, "Kıyafetim nasıl? Siz beğendiyseniz mesele yok. Ama tabii ki eşimin de bunda katkısı oluyor. Kravatımdan gömleğime kadar kendisiyle istişare ederek adım atıyorum. Bugüne kadar da pek yanılmadık. İyi gidiyoruz" dedi.Futbol hayatına ilişkin değerlendirmeCumhurbaşkanı Erdoğan, "Ben, imam hatip okulu sıralarındayken İstanbul’da cami altında amatör futbola başladım. Bir tarafta imam hatip okulunda eğitim görürken, diğer tarafta amatör futbol oynadım ve üniversiteye başlayana kadar bu süreç devam etti. Üniversiteye başladığımda ise bu defa İETT’ye bir transfer yaptım. Oradan da nasibimizi aldık. Hem evliliğimiz hem de İETT’den aldığımız transferle birlikte, benim için amatör kümede yeni bir süreç başladı. Fena değildik, başarılı bir futbol sürecimiz oldu. Yaklaşık 14-15 yıl futbola devam ettim. Bu 14-15 yıllık futbol hayatım boyunca siyasete hiçbir zaman ara vermedim. Siyaseti de futbolla birlikte sürdürdüm. Şimdi tabii futbol bizim için artık bir mazi oldu. Ama bu kez de haftanın iki-üç günü basketbol oynayarak yolumuza devam ediyoruz. Gençlik ve Spor Bakanımız da benim takımımda, İbrahim Kalın Bey karşı takımda. Başarımız iyi. Bazıları, "Size torpil var mı?" diyorlar. Ben de diyorum ki, benim torpille filan alakam yok. Ama basketbolda iyiyiz ve şu anda onu da başarıyla sürdürüyoruz. Basketbolda milli takımımız da biliyorsunuz iyi gidiyor. İnşallah Dünya Kupası’na da gidecek gibi bir havamız var. Önümüzde Sırbistan maçı var, üçüncü maçımız. Bu maçta da Sırbistan’ı yenersek önümüz daha da açılacak. İlginize, alakanıza teşekkür ediyorum. Sporla ilgilenmeniz hakikaten çok çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Bütün arkadaşlara da şu anda, lisesinin ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin spordaki konumu nedir, ne değildir bilemiyorum ama hayırlı olsun diyorum."Hediye verildiKonuşmaların ardından AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Yusuf İbiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gençlik yıllarında çalışarak aldığı ilk kitap olan ve 1951’de altı cilt halinde basılan "Hukuk-ı İslamiye ve Kamusü’l-Ahkâm"ın ilk baskısını, Ankara’daki bir sahaftan temin ederek günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim etti. Sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşen programda Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden 207 üniversiteden gelen öğrencilerin sorularını yanıtladı ve gençlerle sohbet etti. Etkinlikte sanatçı Ekin Uzunlar sevilen şarkılarını seslendirirken, Ahmet Kaya’nın ‘Şiire Gazele’ eserinden bir dinleti sunuldu. Tanıtım filmleriyle devam eden program, gençlerin yoğun ilgisiyle tamamlandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya geldi
14 Aralık 2025 Pazar - 18:02 Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle bir araya geldi İstanbul’da gençlerle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibarıyla da hamdolsun, Güneydoğu’ya ve Doğu Anadolu’ya artık bir sulh ve sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz. Artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Külliyesi’nde düzenlenen AK Parti Gençlik Buluşmaları Kampüs Programı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden 207 üniversiteden gelen öğrencilerin sorularını cevapladı, onlarla sohbet etti. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sevgili gençler, sevgili genç kardeşlerim; her birinizi en kalbi duygularımla, sevgiyle selamlıyorum. Türkiye’nin pırıl pırıl yüzlü üniversiteli gençleriyle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Gençlik buluşmaları, Türk siyasetine bizim kazandırdığımız, bizimle sembolleşen özgün bir programdır. Şimdiye kadar Konya’dan Bursa’ya, Samsun’dan Şanlıurfa’ya, Mardin’den Muğla’ya kadar birçok ilimizde gençlerimizle bir araya geldik. Hasbihal ettik, farklı konularda ufuk turu yaptık. Bu buluşmaların şahsen benim de ufkumu açtığını ifade etmek isterim. Gençlerin kalbinde yer edinmeye, gençlerle yoldaşlık etmeye, işte bugün burada olduğu gibi gençlerle ruh ve gönül sohbeti etmeye siyaset yolculuğumda hep özel önem verdim. Hayalini kurduğumuz Türkiye’nin umudu olan siz genç kardeşlerimden sadece cesaret değil, aynı zamanda ilham da aldık. Mesuliyetimizin büyüklüğünü gördükçe, başta gençlerimiz olmak üzere 86 milyonun esenliği için daha çok çalıştık, daha çok koşturduk. Bugün gençlik buluşmalarına yeniden "Bismillah" diyoruz. Gençlik kollarımızın davetine icabet ettiğiniz için her birinize teşekkür ediyorum. Kısa bir takdimimin ardından, sizlerden gelecek soruların şekillendireceği samimi bir sohbet yapmak istiyorum. Gençlik buluşmalarımızın, Türkiye’deki tüm üniversitelerden böylesine geniş bir katılımla başlamasını da son derece kıymetli buluyorum" dedi."23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük"23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Sevgili genç kardeşlerim; bugün çatısı altında bir araya geldiğimiz bu tarihî bina, hem şahsımın siyasi hayatında hem de Türk siyasal tarihinde özel bir yere sahiptir. Mekteb-i Tıbbiyye-i Şahane olarak uzun yıllar hizmet veren, İstanbul’un simge yapılarından olan bu bina, aynı zamanda gazeteci merhum Mehmet Ali Birand’ın hazırlayıp sunduğu 32. Gün programının çekildiği mekândır. Burada kendisiyle güzel bir sohbet gerçekleştirdik. O moderatördü ve sevgili gençler de orada bizi adeta soru yağmuruna tutmuştu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum dönemde, 1998 yılında bu salonda rahmetli Birand’ın misafiri olmuş, üniversite öğrencilerinin sorularını cevaplamıştım. 27 yıl sonra bu kez Türkiye Cumhurbaşkanı olarak yine aynı mekânda üniversite gençliğiyle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. Böylesine tarihî bir mekânda bu anlamlı buluşmaya vesile olan Gençlik Kollarımızı huzurlarınızda tebrik ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Gençler, bakınız; biz genç dimağların enerjisini ve heyecanını siyasete katarak yola çıkmış bir hareketiz. 23 yıllık iktidarımız boyunca da hep gençlerle omuz omuza yürüdük. Siyasetten bürokrasiye, iş dünyasından her alana kadar gençlerin önünü açarak ilerledik. Bugün de gençlerin en çok teveccüh gösterdiği, gençlere en çok teveccüh gösteren siyasi hareket biziz. Çünkü biz, bu ülkenin en büyük gücünün; misyon sahibi, özgüveni yüksek ve idealist bir gençlik olduğuna inanıyoruz. Bugüne kadar da yanılmadık; aynı inançla bu yolda yürümeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı."Hangi alanda eğitim alıyorsanız, en iyisini almaya çalışın"Erdoğan, "Köklerinden güç alan ama gözünü ufka diken, dünyanın dönüşümünü okuyabilen; iddialı, şuurlu, ahlaklı ve nitelikli bir gençlik aradık ve bunu bulduk. AK Gençlik işte böyle bir sorumluluğu omuzlarında taşıyor. Biz, onca imkânsızlığa rağmen surda bir gedik açmayı başardık. Şimdi o gediği büyüterek zaferi kucaklayacak olan sizlersiniz. Sizlere inanıyorum, sizlere güveniyorum. Bu yolda birlikte, emin adımlarla yürümekte kararlıyız. 21’inci yüzyılı Türkiye’nin asrına çevirecek; gemiyi menziline ulaştıracak ve küresel liderliğini kabul ettirmiş bir Türkiye’ye, ben sizlerle birlikte kavuşacağımıza inanıyorum. Bu hedefe giden yolda her şeyden evvel siz gençlerin enerjisine, yeteneklerine ve dinamizmine ihtiyacımız var. Ve bu dinamizmin sizlerde olduğuna inanmakta herhâlde yanılmıyorum, değil mi? Türkiye’nin gençleri olarak, bu milletin geleceğini avuçlarınızda taşıdığınızı lütfen bir an olsun aklınızdan çıkarmayın. Ülkemizin yarınlarına damga vuracak siyasetçiler, ekonomistler, kültür ve sanat insanları, bilim insanları, iş insanları ve her türlü alanda uzman isimler, unutmayın ki sizlerin arasından çıkacaktır. Onun için kendinize inanın, kendinize güvenin. Hangi alanda eğitim alıyorsanız, en iyisini almaya çalışın. Hükümet olarak biz de elimizden gelen her türlü imkanla sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz. Değerli arkadaşlar; burada şu gerçeği de ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye’de gençlere hep "elde var bir" mantığıyla bakanlar olmuştur. Bunları, 27 Mayıs’tan 12 Mart’a ve 12 Eylül’e kadar Türkiye’nin demokrasi yolculuğunu kesintiye uğratan tüm darbecilerde ve darbelerde görürsünüz. Ama biz böyle bakmadık. Biz gençlere inandık ve gençlerle yol yürümenin faziletine inandık. Gençleri sağcı, solcu, Alevi, Sünni diye ayırıp kışkırtarak sokaklarımızı alev topuna çevirenleri de görürsünüz. Bunları, Gezi olaylarında ağaç bahanesiyle hükümeti devirmeye çalışırken görürsünüz. Bunları, halkın parasını yağmalayan suç örgütlerini yargıdan kaçırma teşebbüslerinde görürsünüz. Bunları şimdi de sosyal medyada farklı maskeler altında provokatörlük yaparken görürsünüz. Genç kardeşlerim; bu istismarcılara, bu millet düşmanlarına karşı dikkatli olmanızı özellikle rica ediyorum. Sakın bunlara aldanmayın. Kendiniz için, mürüvvetinizi görmek isteyen anne babalarınız için, bu milletin ve bu ülkenin aydınlık geleceği için lütfen gençler, bunlara fırsat vermeyin. Kendi geleceğinize de ülkemizin geleceğine de sahip çıkın. Allah’ın izniyle önümüzde, birlikte yürüyeceğimiz daha uzun bir yol var. Rabb’im ömür verirse sizlerle birlikte daha nice başarılara, nice zaferlere imza atacağız. Bunun hayalini kuruyor, bu güzel ideal için her birinize güveniyorum. Sizlere, hayat adına belirlediğiniz hedeflerde başarılar diliyorum. Gençlik Buluşmaları Programı’nın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Yusuf İbiş kardeşimi bu güzel buluşma için tebrik ediyorum. 81 ilimizdeki 207 üniversitemizden gelen siz değerli genç kardeşlerime katılımlarınızdan ötürü çok teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi."Benim bayrağım yerde duramaz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatı boyunca yabancı liderlerle Türkçe konuştuğu anların yer aldığı video gösterimine ilişkin : "Her şeyden önce kendimize inanacağız ve yolculuğumuzu kendimiz olarak yürüyeceğiz. Hiçbir zaman şaklabanlığa prim vermeyeceğiz. Biz olacağız ve biz olarak yolumuza devam edeceğiz. Çocukluğumdan, gençliğimden bu yana hep bu anlayışla büyüdüm. Hocalarımın bana verdikleri terbiye de hep bu istikamette oldu. Kimseye prim vermeden, her şeyden önce kendi yağımızla, kendimiz gibi büyüyerek geleceğe yürüdük. Tabii kimlerden, hangi terbiyeyi aldık? Bu çok ama çok önemli. Beni tanıyanlar, bilenler bilir; şiirlerimde yazdığım değil, okuduğum şiirlerimde hep Akif vardır. Evet, hep Akif’i okurum. Hep Necip Fazıl’ı okurum. Çünkü onlarla yetiştim, onlarla büyüdüm. Bunun aksini inkâr edemem ki. İşte diyor ya: "Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum. Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. Adam aldırma da geç git diyemem, aldırırım, Çiğnerim, çiğnenirim, Hakk’ı tutar kaldırırım. Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu." İşte böyle yetiştim. Bu anlayışla yetişmiş bir genç olarak aksini söylemek mümkün mü? Değil. Bununla birlikte, gençlik kollarında başkanlık yaptığım dönemler dahil olmak üzere, bütün genç arkadaşlarıma da hep bu anlayışı aşılamanın gayreti içinde olduk. Sağ olsun genç arkadaşlarım, kardeşlerim de bu anlayışla yetiştiler, yetişmeye de devam ediyorlar. Ve çok çok önemli bir husus var. Tabii ki Türkçe konuşacağım derken de işte bu anlayıştan gelen bir duruşla bunu söyledim. Şimdi uluslararası toplantılarda bütün liderleri görüyoruz; hepsini tanıdık, bildik. Bir gün baktım, orada bayrağımız yerde duruyor. Hemen yerden kaldırdım, aldım ve cebime koydum. Bu millî ruhtur, bu milliliktir, bu yerliliktir. Yerlere her milletin bayrağını koymuşlar ama kimsenin umurunda değil. Ama benim umurumda. Benim bayrağım yerde duramaz. Onu kaldırmak zorundayız. Bayrakların yanına geldiğimizde baktım, benim bayrağım yerde duruyor. "Niye bayrak yerde duruyor?" dedim. Koy oraya bir numara ama bayrak yerde duramaz. Aldım ve hiç unutmuyorum; Angela Merkel, ben bayrağı oradan alıp cebime koyunca gülmeye başladı, şaşkın şaşkın bana baktı. Ben de hamdettim. Çünkü bu bayrak yerde duramaz. Unutmayın, sizler de hiçbir zaman bu bayrağımızı yerde süründürmeyeceksiniz" dedi."Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor"Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir üniversite öğrencisinin, "Terörsüz Türkiye, bizim gençlere bırakacağımız en büyük mirastır" dediği sözünü hatırlatarak tam olarak neyi ifade etmek istiyorsunuz?" sorusunu üzerine, "Yıllarca Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu, özellikle bu bölgeler hep terörle yoğruldu. Bu terör öyle bir sirayet etti ki, başta sizin üniversiteniz olmak üzere üniversitelerimizin içinde dahi gençlerimiz sağlıklı bir şekilde okuma imkanı bulamadı. Halka baktığımız zaman da Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da terör acayip şekilde kan götürdü. Birçok insanımızı bu bölgelerde kaybettik. Dedik ki, biz bu işi aşmamız lazım. Oturduk; askerimizle, polisimizle, hepsiyle bu işi değerlendirdik. "Terörsüz bir Türkiye’yi nasıl inşa ederiz?" dedik. "Yapar mıyız bunu?" diye sorduk. Tüm arkadaşlarımız, "Yaparız" dediler. Bütün istihbarat teşkilatımız, hükümetimiz, kabinemiz hiç ağırdan almadan, hafife almadan bu adımı atacağız dedi. "Süratle terörsüz Türkiye adımını atalım" dedik ve attık. Şu an itibarıyla gerek Güneydoğu’da gerek Doğu Anadolu’da, belki birkaç mağara kaldı ama bunun dışında her yeri temizledik. Bu temizlik harekatı da devam ediyor. Parlamentodaki arkadaşlarımız da terörsüz Türkiye ile ilgili görevlerini üstlendiler ve bu çalışmaları süratlendirdik. Bu şekilde devam ediyor. Mağaralar boşaldı, silahlar yakıldı, yakılıyor. Şu an itibarıyla da hamdolsun, Güneydoğu’ya ve Doğu Anadolu’ya artık bir sulh ve sükun gelmiş vaziyette. Güvenimiz var, eminiz. Artık yaylalara, dağlara herkes rahatlıkla çıkıyor. Çobanlar koyunlarını, kuzularını rahatlıkla otlatabiliyor" dedi." Bu millet istediği zaman yapar"Cumhurbaşkanı Erdoğan, başka bir öğrencinin Bayraktar’ın Türkiye’nin savunma ve teknoloji vizyonundaki rolü sorusuna ise " Gerek Akıncı gerek Kızılelma Bunlar şu anda kendi füzemizi havada ateşleyerek, hamdolsun hedefi vurma noktasına geldiler. Bu, Türkiye için çok çok önemli bir adım. Bugünleri de gördük, Allah’a hamdolsun. Kendi Kızılelmamızla, kendi füzemizle havada atışlar yaparak netice alma konumuna geldik. Bunun için özellikle Baykar Grubu’na, şahsım ve milletim adına çok çok teşekkür ediyorum. Hakikaten nasıl bir heyecan içinde olduklarını kendilerinden dinledikçe, gördükçe ben de daha çok heyecanlanıyorum. Ve bununla birlikte şunu görüyoruz: Demek ki bu millet istediği zaman yapar. Ama bizim çok daha önemli işlerimiz de var, onu da söyleyeyim. Yapacak çok işimiz var, hafife alınacak işler değil. Bununla ilgili olarak gerek silahlı kuvvetlerimiz gerek özel sektör, başta Baykar olmak üzere birçok alanda adımlar atıyoruz. Yatırımlarımıza devam ediyoruz, devam edeceğiz. Tabii burada özellikle İsrail’in yaptığı ihanetleri bir kenara koymak mümkün değil. Ama bu ihanetlerin karşısında en büyük güç kimdir, neresidir derseniz; burasıdır. Bunu birlikte yapacağız. Zaten sizin gözlerinizde ben o inancı, o güveni görüyorum" ifadelerini kullandı." 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı"4 ay hapiste kalmasına gerekçe yapılan Ziya Gökalp’e ait "Minareler süngü, kubbeler miğfer" dizelerini içeren ’İlahi Ordu’ şiirini yeniden okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: " Bu, aynı zamanda Ziya Gökalp’le eş anlamlı olarak da söylenen bir şiirdi. Ama buna rağmen, ne olursa olsun, kimin okuduğu önemliydi. Oradan yaklaşılarak hemen dava açıldı. Hayırlısıyla biz de cezaevine gittik. Ama bakın, oradan çıktık. Fazla sürmedi. 15 ay sonra siyasette kapılar bize farklı bir şekilde açıldı. Yeni bir dünya kuruldu ve Türkiye’de, yeni bir dönemin kapıları açıldı" diye konuştu. Programda söz alan bir başka öğrenci, daha önce okuduğu şiirin CHP Genel Başkanı Özgür Özel tarafından okumaya çalışıldığını ifade etti , buna ilişkin hazırlanan bir videoyu izletti. Görüntüler üzerine gülümseyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Karıştırdı ya, ‘Minareler mızrak oldu’ diyerek" ifadelerini kullandı.Bir başka öğrenci de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in anı kitabında yer verdiği ve kulislerde birlikte mısır yenilen anıyı hatırlatarak, bu hatırayı salondaki gençlerle paylaşmasını istedi. Bu soru üzerine Erdoğan, "İstanbul Dolmabahçe’de bir ziyareti olmuştu Stoltenberg’in. Mısırla kestanenin de mevsimiydi. "Mısırla tanışır mısın?" dedim. Baktım, biraz zor tanışıyor. Ben de, "Ben çok severim, sana da ikram edeyim" dedim. "Mısır kestanesi olmaz" deyince arkadaşlara, "Hemen mısır aldırın" dedim. Kestaneyle beraber o gün orada bir mısır yedik. Fakat böyle bir hatıratına bunları zikredeceğini, oraya koyacağını nereden bileyim? Sağ olsun, var olsun. İyi bir insandı, hoş bir insandı. Onunla uzun yıllar beraber çalıştık. Temenni ederim ki inşallah Rutte de, aynen Stoltenberg gibi bu süreci devam ettirir" dedi."Özellikle CHP’nin "Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez" dedikleri yerlerde, biz hem deprem konutlarını yaptık"Programda söz alan bir üniversite öğrencisi, deprem bölgesinde yürütülen yoğun çalışmalar ile eş zamanlı hayata geçirilen sosyal konut projelerinin, Türkiye’nin sosyal devlet anlayışı açısından nasıl bir önem taşıdığını sordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle cevap verdi: "Malatya, gerçekten çok büyük darbe yiyen illerimizden bir tanesiydi. Şu an itibariyle Malatya’da 350 bine yakın konutu ayağa kaldırdık. Sağ olsun ilgili bakanım ve ekibi, çalışmalarını burada kararlılıkla yürütüyorlar. Ve sadece konutlar değil, bunun yanında deprem konutlarıyla beraber köy evlerini de yapıyoruz. Köy evleriyle de buralarda çok farklı bir hava estiriyoruz. Yani özellikle CHP’nin "Bunlar bunu yapamaz, yetiştiremez" dedikleri yerlerde, biz hem deprem konutlarını yaptık, hem köy evlerini yaptık ve artık vatandaşlarımız yerleşir hale geldi. Bir taraftan inşa ediyoruz, bir taraftan da açılışlar ve deprem konut teslim törenlerini yapıyoruz. Şimdi önümüzde inşallah aynı şekilde Adıyaman ile ilgili adımlarımız olacak ve oradaki konutları da yavaş yavaş teslim etmeye başlayacağız" şeklinde konuştu."Allah’a hesap veremeyiz"Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de Türkiye’nin girişimleriyle sağlanan ateşkesin kalıcı olup olmayacağına dair soruya ise şu yanıtı verdi: " Tabii bize düşen görev, esbaba tevessüldür. Gerisi Allah Kerim. Biz her türlü adımı atıyoruz. Az önce de yine gördünüz; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bu konuşmayı yaparken, karşımda masalarda İsrailli delegeler vardı. Onların yüzlerine baka baka o konuşmayı yaptım. Korkaklarla savaşa gidilmez. Biz korkak değiliz. Bizim hükmümüz var ya; "Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmetine râm ol. Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol." Biz bu yola böyle çıktık ve hamdolsun bunun neticesini de aldık. İşte Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığımız konuşmalar, özellikle Gazze’nin daha çok dayanma gücüne erişmesine vesile oldu. Aynı şekilde yine Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, dar kapsamlı olarak Sayın Trump’la yaptığımız toplantıda da özellikle Müslüman ülkelere mesajımızı verdik. Ama burada Türkiye olarak bizim söylediklerimiz, Trump’ın yanında iz bıraktı. Bundan sonraki süreçte de aynı şekilde kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Bundan geri adım atmak yok. Geri adım atarsak, Allah’a da Gazze’ye de bunun hesabını veremeyiz" şeklinde konuştu."Türkiye, hamdolsun dünyada farklı bir yere, farklı bir konuma sahiptir"Programda söz alan bir öğrenci, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye’nin son yıllarda kriz yaşayan ülkeler arasında diyalog kuran "lider diplomasisi" yaklaşımını ve önümüzdeki yıl Türkiye’de yapılacak zirvelerin bu süreç açısından nasıl okunması gerektiğini sordu. Erdoğan, "Ülkemiz Türkiye, hamdolsun dünyada farklı bir yere, farklı bir konuma sahiptir. Hem liderlik noktasında hem de şu an itibarıyla inşallah NATO Zirvesi’ne Türkiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ankara’da NATO Liderler Zirvesi toplantısını gerçekleştireceğiz. Daha önce İstanbul’da yapmıştık, şimdi de Ankara’da bu zirveyi yapacağız. Tabii Ankara’da bir Ay Yıldız Konsepti hazırlıyoruz. Bu Ay Yıldız konsepti içinde, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ayrı ayrı kuvvet komutanlıklarını aynı yerde, inşallah bir araya topluyoruz, toplayacağız. NATO Liderler Zirvesi’nde de yapmakta olduğumuz bu komplekste, inşallah gelecek misafirlerimizi ağırlayacağız. Güzel bir kompleks hazırlıyoruz. İnşallah bunu NATO Liderler Zirvesi’ne yetiştirmenin hesabı içerisindeyiz. Çünkü liderlere bu yakışır. İşte bizim Külliyemizin biliyorsunuz özellikleri var. Gerek Millet Kütüphanemiz gerek oradaki diğer alanlarla birlikte, gelen bütün misafirleri ağırladığımız yerler, onların farklı hatıralarla ayrılmasına da vesile oluyor. Şimdi Ay Yıldız Kompleksi ile de yeni bir güç katıyoruz. Yeni bir kompleksle, inşallah dünyaya mesajımızı vereceğiz." Programda söz alan başka bir öğrenci ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Marmaris ziyareti sırasında kamuoyunun dikkatini çeken kıyafet tercihlerinin nasıl belirlendiğini sorarak, giyim seçimlerinde kendi zevkinin mi yoksa eşi Emine Erdoğan’ın yönlendirmesinin mi etkili olduğunu merak etti. Bu soru üzerine gülümseyen Erdoğan, "Kıyafetim nasıl? Siz beğendiyseniz mesele yok. Ama tabii ki eşimin de bunda katkısı oluyor. Kravatımdan gömleğime kadar kendisiyle istişare ederek adım atıyorum. Bugüne kadar da pek yanılmadık. İyi gidiyoruz" dedi.Futbol hayatına ilişkin değerlendirmeCumhurbaşkanı Erdoğan, "Ben, imam hatip okulu sıralarındayken İstanbul’da cami altında amatör futbola başladım. Bir tarafta imam hatip okulunda eğitim görürken, diğer tarafta amatör futbol oynadım ve üniversiteye başlayana kadar bu süreç devam etti. Üniversiteye başladığımda ise bu defa İETT’ye bir transfer yaptım. Oradan da nasibimizi aldık. Hem evliliğimiz hem de İETT’den aldığımız transferle birlikte, benim için amatör kümede yeni bir süreç başladı. Fena değildik, başarılı bir futbol sürecimiz oldu. Yaklaşık 14-15 yıl futbola devam ettim. Bu 14-15 yıllık futbol hayatım boyunca siyasete hiçbir zaman ara vermedim. Siyaseti de futbolla birlikte sürdürdüm. Şimdi tabii futbol bizim için artık bir mazi oldu. Ama bu kez de haftanın iki-üç günü basketbol oynayarak yolumuza devam ediyoruz. Gençlik ve Spor Bakanımız da benim takımımda, İbrahim Kalın Bey karşı takımda. Başarımız iyi. Bazıları, "Size torpil var mı?" diyorlar. Ben de diyorum ki, benim torpille filan alakam yok. Ama basketbolda iyiyiz ve şu anda onu da başarıyla sürdürüyoruz. Basketbolda milli takımımız da biliyorsunuz iyi gidiyor. İnşallah Dünya Kupası’na da gidecek gibi bir havamız var. Önümüzde Sırbistan maçı var, üçüncü maçımız. Bu maçta da Sırbistan’ı yenersek önümüz daha da açılacak. İlginize, alakanıza teşekkür ediyorum. Sporla ilgilenmeniz hakikaten çok çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Bütün arkadaşlara da şu anda, lisesinin ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin spordaki konumu nedir, ne değildir bilemiyorum ama hayırlı olsun diyorum."Hediye verildiKonuşmaların ardından AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Yusuf İbiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gençlik yıllarında çalışarak aldığı ilk kitap olan ve 1951’de altı cilt halinde basılan "Hukuk-ı İslamiye ve Kamusü’l-Ahkâm"ın ilk baskısını, Ankara’daki bir sahaftan temin ederek günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim etti. Sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşen programda Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ilden 207 üniversiteden gelen öğrencilerin sorularını yanıtladı ve gençlerle sohbet etti. Etkinlikte sanatçı Ekin Uzunlar sevilen şarkılarını seslendirirken, Ahmet Kaya’nın ‘Şiire Gazele’ eserinden bir dinleti sunuldu. Tanıtım filmleriyle devam eden program, gençlerin yoğun ilgisiyle tamamlandı.