Son Dakika
|
Okul saldırısında ağır yaralanan Almina Ağaoğlu vefat etti
Erdoğan'dan nüfus uyarısı: "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar tedirgin edici''
Kadın avukat cinayetinde zanlının ifadesi ortaya çıktı: ''İstemeden vurdum''
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Eczacıbaşı Dynavit finalde
Yılmaz: "Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda"
Bakan Gürlek: "Türkiye fikren ve fiziken güçlü bir konuma gelmiştir"
Bakan Bak’tan Amed Sportif Faaliyetler için tebrik mesajı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Süper Lig’e yükselen Amed Sportif Faaliyetler’e tebrik mesajı
Kenya'da sel felaketi: 10 ölü
Kahramanmaraş’ta okul saldırısında ölenler unutulmuyor
POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Avrupa Siyasi Topluluğu 8. Zirvesi’ne katılmak üzere yarın Ermenistan’a gidecek
03 Mayıs 2026 Pazar - 11:56:07
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yarın Avrupa Siyasi Topluluğu 8. Zirvesi’ne katılmak üzere Ermenistan’ın Başkenti Erivan’a gidecek. Yılmaz’ın yapacağı resmi ziyaret, Türkiye’den Ermenistan’a 18 yıl sonra bu sevide yapılan ilk ziyaret olacak. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 4 Mayıs’ta "Geleceği İnşa Etmek: Avrupa’da Birlik ve İstikrar" temasıyla düzenlenecek olan Avrupa Siyasi Topluluğu 8. Zirvesi’ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen katılacak. Yılmaz’ın yapacağı resmi ziyaret, Türkiye’den Ermenistan’a 18 yıl sonra bu seviyede yapılan ilk ziyaret olacak. Yuvarlak Masa Toplantısı’na da katılacak olan Yılmaz’ın, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan, Gürcistan Başbakanı İrakli Kobahidze ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile ikili görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor. Demokratik dayanıklılığı güçlendirmek, bağlantısallığı geliştirmek ve ekonomi ile enerji güvenliğini pekiştirmek amacıyla daha yakın işbirliği ve koordinasyonun sağlanmasına yönelik adımların değerlendirileceği zirvede, bölgedeki son gelişmeler ve küresel sorunlar değerlendirilecek. 43 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının davet edildiği zirvenin bir sonraki toplantısının kasım ayında İrlanda’da düzenlenmesi planlanıyor.
03 Mayıs 2026 Pazar - 11:28
Vali Yılmaz 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’nü kutladı
Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Türk milliyetçiliğinin bir isimden ibaret olmadığını, vatan sevgisiyle çarpan yüreklerin ortak şuuru olduğunu vurguladı. Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü münasebetiyle bir kutlama mesajı yayımladı. Vali Yılmaz mesajında, Türk milletinin birlik ve beraberliğinin altını çizerek, vatan hizmetindeki kararlılık vurgusu yaptı. Vali Yılmaz, mesajında Türk milletinin refahı için çalışmaya devam edeceklerini belirterek şu ifadelere yer verdi: "Yüce Türk Milletinin birliğini ve beraberliğini güçlendiren bu anlamlı günde, kutlu milletimize hizmet yolunda gösterdiğimiz kararlılıkla, refahı için çalışmaya devam edeceğiz. Milliyetçilik sadece bir isim değil, bir şuur ve hayat biçimidir. Türk Milletinin geleceği için dertlenen, kalbi vatan için çarpan herkesin bu onurlu günü kutlu olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene! Varlığım Türk varlığına armağan olsun! Günü’müz kutlu, birliğimiz daim olsun."
03 Mayıs 2026 Pazar - 10:36
Mersin Limanı Kalkınma Yolu ile Avrupa’ya bağlanıyor
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Mersin’den başlayıp Gaziantep’e kadar uzanan 312 kilometrelik hızlı demir yolu hattının hem kuzeye hem doğuya doğru devamının planlandığını belirterek, hattın ilerleyen süreçte Kapıkule üzerinden Avrupa’ya ve Basra Körfezi’ne kadar uzanacak büyük bir lojistik koridorun parçası olacağını söyledi. Bakan Uraloğlu, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep Hızlı Tren Projesi kapsamında Tarsus şehir geçişinde devam eden çalışmaları yerinde inceledi. Projenin Tarsus merkezinden geçen bölümüne ilişkin bilgi veren Uraloğlu, demir yolunun mevcut durumda şehri ikiye bölen bir yapıda olduğunu ifade ederek, "Burada yaptığımız değerlendirmede, vatandaşımızın istasyona kolay erişimini sağlamak ve şehir hayatını bölmemek adına 2 bin 400 metrelik kısmı tamamen yer altına alıyoruz. Üst kısmı ise sosyal yaşam alanı olarak düzenliyoruz" dedi. Bu düzenlemeyle 90 ila 100 bin metrekarelik yeni bir alan kazanıldığını belirten Uraloğlu, söz konusu yatırımın şehircilik açısından da önemli bir kazanım olduğunu vurguladı. Mersin-Adana hattı yıl sonunda tamamlanacak Mersin’de tüm ulaşım modlarında yatırımların sürdüğünü dile getiren Uraloğlu, demir yolu çalışmalarına ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Mersin ile Adana arasını bu yılın sonunda tamamlayarak, önümüzdeki yılın ilk aylarında testleri yapıp hizmete açmayı planlıyoruz." Türkiye’yi Avrupa ve Basra’ya bağlayacak hat Projenin sadece bölgesel değil uluslararası bir ulaşım koridorunun parçası olduğuna dikkat çeken Uraloğlu, "Aksaray-Ulukışla-Yenice arasındaki hızlı tren hattının ihalesini yaptık. İlk etapta baktığımızda Gaziantep’ten başlayıp Kapıkule’ye kadar giden ama ilerleyen zamanda da Güneydoğu’dan, Ovaköy’den Fav Limanı’na, Basra Körfezi’ne kadar gidecek olan bir hattan bahsediyoruz. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun" ifadelerini kullandı. Uraloğlu, söz konusu hattın, Türkiye’yi hem Avrupa’ya hem de Orta Doğu’ya bağlayan stratejik bir ağ oluşturacağını belirtti. Kalkınma Yolu ile entegre olacak Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep Hızlı Tren Projesinin, uluslararası taşımacılık açısından kritik öneme sahip Kalkınma Yolu Projesi ile entegre olacağı bildirildi. Bu entegrasyon sayesinde, Irak’taki Fav Limanı’na gelen yüklerin Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması planlanıyor. Bu süreçte Mersin Limanı’nın Akdeniz’e açılan en önemli lojistik merkezlerden biri olması bekleniyor. Seyahat süresi 2 saat 15 dakikaya düşecek Saatte 200 kilometre hıza uygun olarak inşa edilen proje tamamlandığında, Mersin ile Gaziantep arasındaki yaklaşık 6,5 saatlik seyahat süresi 2 saat 15 dakikaya inecek. Projenin tamamlanmasıyla birlikte yılda 3 milyonun üzerinde yolcu ve yaklaşık 37 milyon ton yük taşınmasının hedeflendiği kaydedildi.
03 Mayıs 2026 Pazar - 09:41
DBB’nin düzenleyeceği barış paneline CHP’li Özgür Özel, MHP’li Feti Yıldız da davet edildi
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB) tarafından 12-16 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek olan Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’na, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da davet edildi. Diyarbakır’da 12-16 Mayıs arasında Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu düzenlenecek. Çeşitli atölyelerin yapılacağı forumda "Terörsüz Türkiye" sürecinin yansımaları, durumu ve toplumdaki yeri de tartışılacak. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen uzun yıllar sonra ilk kez uluslararası forum olma özelliği kazanan Barış ve Özgürlük Formu’na, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Yıldız da davet edildi. 5 gün sürecek etkinliklerde farklı siyasi parti temsilcileri, STK’lar ve derneklerin de yer alması bekleniyor. 40’tan fazla atölye düzenlenecek Konuya ilişkin İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, bugün içinde bulundukları, geçtikleri barış, müzakere, demokratik toplum inşa, toplumsal barışı inşa sürecine Diyarbakır’dan da bir katkı olması gerekçesiyle böyle önemli bir uluslararası bir toplantıyı, forumu yapmayı uygun bulduklarını söyledi. Başkan Bucak, "Eylül ayından beri çalışmaları sürüyor. Sizin de bahsettiğiniz gibi uluslararası bir buluşma olacak. Uluslararası alanlarda akademi dünyasından, düşün dünyasından, felsefe dünyasından, aktivistler dünyasından, barış için çalışan enstitüler, araştırma merkezleri, ulusal, uluslararası, bölgesel, yerel tüm ölçekleri kapsayan geniş katılımlı bir buluşma olacak. 12-16 Mayıs tarihinde Diyarbakır’da gerçekleşecek ve 40’tan fazla atölyeler eşzamanlı her gün belki 7-8-9, sayısı epey fazla olan atölyelerin eş zamanlı farklı mekanlarda devam edeceği ve aynı zamanda panellerin olacağı, panellerde de toplumsal uzlaşı anayasa ve hukuki düzen yeni barış sürecinde ve Türkiye’nin kendi barışını, demokratikleşmesini konuşurken statü anlamında Kürtlerin ve diğer toplulukların ya da anadillerin statüsüne ne olacak bağlamında panellerimiz olacak. Yine Orta Doğu’da çatışma, çözüm, barışın mümkün olup olmadığı, nasıl mümkün olacağı çözüm önerilerine dair dil atölyelerimiz olacak, dil panelimiz olacak" dedi. "İnsanların bir araya gelerek konuşamadığı süreci, her 10 yılda bir başka bir çeşitlilikte gördük" Dolu dolu 5 gün geçireceklerini kaydeden Bucak, şöyle devam etti: "Buradaki en önemli meselemiz müzakere ve barış konusunun sadece akademik yahut siyasi çevrelerce değil toplumun tüm kesimlerince tabandan yayılmış, tabana yansıtılmış atölyeler ve tabandan gelecek tartışmaların ışığında bize bir yön vermesi, bize bir çıktısının olması ve bundan sonraki süreç için gerek Diyarbakır kenti olarak gerek gerekse de daha büyük ölçekte ülkemizin barışı için bu atölyenin çıktıları tabandan nasıl ele alınabilir gençler, kadınlar, engelliler, hak savunucuları, aktivistler cephesinden diyerek tartışacağımız dolu dolu bir 5 gün geçireceğiz. Neredeyse insanların yan yana gelerek birbiri ile konuşamadığı bir süreci ne yazık ki hep birlikte her 10 yılda bir başka bir çeşitlilikte gördük. Yani her 10 yılda bir diyorum. Çünkü Türkiye’nin siyasi tarihinde ve toplumsal yaşamında işte darbeler 80 darbesi sonrası 90’lar, 90’lardaki OHAL rejimi, sonrasında 2000’lerle birlikte farklı bir yöne evirilen ama yine de ne yazık ki barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülemeyen başta Kürt sorunu ve Türkiye’nin pek çok çözülemeyen sorununa dair toplum bunun neresinde, toplumun aktivistleri, kadınları, gençleri, çocukları, çocuklar bu çatışma ortamında barışın tesis edilemediği ortamda hangi gerekçelerle haklarından maruz bırakılıyor gibi pek çok sorunu, pek çok meseleyi aslında toplumun farklı kesimlerinin, farklı katmanlarının atölyeler eliyle tartışmasını istiyoruz." "Bir arada yaşamanın mümkün olduğu konuşulacak" Forumun gerçek bir ortak zemine dönüşmesi için toplumun katılımına ihtiyaç var olduğunu vurgulayan Başkan Bucak, şunları söyledi: "Yakınlarına, akrabalarına bu forumun bu atölyelerin nasıl bir şey olduğunu anlatsınlar. Özellikle üniversiteli gençler, liseli gençler kendi akran gruplarında bu forumun Toplumsal Barış ve Özgürlükler Forumu’nun Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde yapılacak olan bu katılımcı ortak forumun gerçek bir ortak zemine dönüşmesi için toplumun katılımına ihtiyaç var. Toplumsal Barış ve Özgürlükler Forumunun ve ilgili panellerinin atölyelerinin oluşması için kurulmuş olan belediye bünyemizdeki koordinasyonumuza artı belediyemizi aşan gönüllülük ağına çok teşekkür etmek istiyorum. Ben diliyorum ve inanıyorum ki çok dolu dolu bir beş gün geçireceğiz. Bu kentte panellerde barışın mümkün olduğu konuşulacak. Bir arada yaşamanın mümkün olduğu ve nasıl yapılacağı konuşulacak." "Barış için amasız herkesi buraya davet ettik" Barış için amasız herkesi foruma davet ettiklerini dile getiren Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Doğan Hatun ise, "Daha önce uluslararası arenada bu tür anlamda çalışma yürüten kurum, kuruluş, sanatçı, akademisyenleri, şehrin bütün sivil toplum örgütlerini ve siyasi partilerini, siyasi partilerin bir büyük bir kısmı amasız hemen hemen yüzde 90’ına erişebildik ve katılım sağlayacaklarını da söylediler. Merkezi düzeyde de siyasi partileri davet ettik. Umarız gelecekler, bu süreci birlikte tartışırız. Merkezi düzeyde CHP’nin Genel Başkanını davet ettik. Yani açılış konuşması için davet ettik. Kuvvetle ihtimal son günlerde belli olur gelip gelmeyeceği. Yine aynı şekilde Milliyetçi Hareket Partisi’nden Feti Yıldız’ı davet ettik. O da son günlerde gelip gelmeyeceğini bilgi verecek. Yine DEM Parti, Demokratik Bölgeler Partisi, Diyarbakır’ın bütün sivil kuruluşlarını merkezi düzeyde barış için çalışma yürütmüş tecrübesi olan merkezi düzeyleri olanları zaten forma atölye olarak katılıyor. Yani bir katkı sunarak geliyor. Biz kimsenin arasına bir ayrım sokmadık. Barış için diyalog kurabilen, emek vermek isteyen, ter dökmek isteyen, bir damla su taşımak isteyen ama siz herkesi buraya davet ettik. Çünkü barış süreci böyle tartışılır yani. Herkesle tartışılır. Yani bu aynı zamanda kendisiyle birlikte toplumun bütün kesimlerinin de merkezi düzeyde şu an bir müzakere yürütüyor ve müzakere yürüten her iki tarafın da elini güçlendirecek bir şeye dönüşecek" diye konuştu. "Forumun çıktıları meclise ve siyasi partilere gönderilecek" Forumun yeni bir kapı aralayabileceğine değinen Eşbaşkan Hatun, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Daha rahat konuşabilecek, daha rahat tartışabilecek, müzakere edilebilecek yeni bir söz söyleyecek ki umutluyuz biz bu konuda. Biz de bütün atölyelerimizin de panellerimizin de diğer sanatsal çalışmalarımızın hepsinin kaydını alacağız zaten. Bir sonuç bildirgemiz de olacak ama nihai sonda da bir kitapçık gibi, bir broşür gibi bu forumda neler tartışıldı, çözüm önerileri nelerdi, neler eleştirildi, neler önerildi, hepsini bir kitapçık haline getirip bütün kamuoyuyla da paylaşacağız bunu elbette. Ve bu siyasi partilerin merkezlerine de göndereceğiz, meclise de göndereceğiz. Ve bu konuda söz sahibi amasız herkes dezavantajlılar da gençler de kadınlar da sanat icra etmek isteyenler de mecbur kalıp buradan göç etmek zorunda kalabilecekleri riskleri de tartışabilecekleri, bir zemin oluşturabilir. Dönüp dolaşıp elbette ki de temel, nihai mesele, Kürtler ve Türkler arasındaki bu bin yıllık bir meselenin en son nihai son 100 yıldaki, son 50 yıldaki çatışmalı sürecin neye evirilmesi gerektiğini bir genç, dezavantajlı bir vatandaş ve bu diğer çalışma alanlarındaki insanlar kendini bu ülkenin, bu coğrafyanın, bu şehrin neresinde görecek ve neyi planlamış, neyin olmasını isteyecek? Bu barışın mutlak sona evirilmesinde o ruh hali, o psikolojik buhran hali neye evrilecek? Yani mevcut nedir, neye evrileceği tartışabileceğimiz çok detay kapsamlı bir mesele. Barış ortamında yaşamak her insanın doğduğu andan beri hakkıdır. Hatta geçmiş tarihinden beri hakkıdır. Bu tür barış sorunları atölyelerde bütün insanların birlikte eşit, adil, özgür yaşayacağı yarınları örgütlemek için yapılır. Ve biz de böyle bir çalışmayı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi olarak başta kendi kentimize, kendi halkımıza ve bütün halklara bir ışık sunmasını umut ediyoruz."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 14:49
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aile güçlü olduğunda bireyler de toplum da güçlü olur"
2
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 21:22
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda"
3
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 19:09
Bakan Gürlek: "Türkiye fikren ve fiziken güçlü bir konuma gelmiştir"
4
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:41
Bakan Uraloğlu: "35 dakika kısalan seyahat süresiyle toplam 1 milyar 58 milyon lira tasarruf sağlayacağız"
5
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 00:32
Aile ve Nüfus On Yılı Genelgesi Resmi Gazete’de
23 Nisan 2026 Perşembe - 17:57
AK Parti Genel Sekreteri İnan’dan 23 Nisan töreninde çocuklara sırtını dönen CHP’li Açar ve beraberindeki gruba tepki
AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, Gaziantep’teki 23 Nisan töreninde CHP’li Vakkas Açar ve beraberindeki grubun, çocuk mehteran takımına sırtını dönmesine ilişkin, "Siyasetinizi çocukların masumiyeti üzerinden yapacak kadar mı tükendiniz?" dedi. AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, sosyal medya hesabından Gaziantep’teki 23 Nisan töreninde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkanı Vakkas Açar ve beraberindeki grubun, çocuk mehteran takımına sırtını dönmesi hakkında yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Siyasetinizi çocukların masumiyeti üzerinden yapacak kadar mı tükendiniz? Çocuklara sırtını dönen bir yapının, bu milletin geleceğine yüzünü dönmesi imkansızdır."
23 Nisan 2026 Perşembe - 17:45
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Çocuklarımıza bırakacağımız miraslardan biri Cumhuriyet ve Demokrasi olacaktır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İnsanlık zincirinin ebediyet halkası olan siz çocuklarımız inşallah geleceğimizi şekillendireceksiniz. Kötülere ve kötülüklere rağmen bu dünyayı sizler güzelleştireceksiniz. Şunu özellikle bilmenizi isterim. Sizler bizim birer gönül ve kültür elçilerimizsiniz. Bu bakımdan aranızdaki iletişim ve irtibatı koparmamaya özen gösterin. Bilginizi, tecrübenizi, tavsiyelerinizi, hayallerinizi birbirinizle paylaşın. İyinin, doğalının ve güzelin peşinden gitmekten asla vazgeçmeyin" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT 48. Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği Gala Programı’na katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizdeki, gönül coğrafyamızdaki ve dünyanın tamamındaki çocuklara barış dolu, mutluluk dolu bir hayat temenni ediyorum. Bilhassa savaş ve çatışmaların yükünü minik omuzlarında taşımak zorunda kalan Filistinli, Lübnanlı çocuklara buradan selam ve sevgilerimi gönderiyorum. 23 Nisan Çocuk Bayramı, dünyada çocuklara armağan edilmiş ilk ve tek bayramdır. Bu bayramı sizlere armağan eden Gazi Mustafa Kemal’le birlikte tüm devlet büyüklerimizi şehit ve gazilerimizi bir kere daha şükranla anıyorum. Biraz önce ellerinde ülkelerinin bayraklarıyla bizleri karşılayan tüm çocuklarımızın oluşturduğu bir çiçek bahçesinden geçtik. Ümidin, baharın, mutluluğun müjdesiyle dolup taşan bu çiçek bahçesinde bizleri siz evlatlarımızla bir araya getiren TRT yönetimine teşekkür ediyorum. ‘Gelecek çocukların’ temasıyla bu yıl 48’incisi düzenlenen şenliklerin kendi evlatlarımızın yanı sıra 23 Nisan coşkumuzu paylaşmak üzere şuan aramızda bulunan 27 ülkeden 490 misafirimiz içinde hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı."Savaşın, çatışmanın, kavganın yokluk ve yoksunluğun olmadığı bir ülkede ve dünyada yaşamak sizlerin en doğal hakkıdır"23 Nisan’ın Çocuk Bayramı olmasının yanı sıra Milli Egemenlik bayramı olduğunu da dile getire Erdoğan, "Bu tarih aynı zamanda dün ziyaret ettiğiniz Türkiye Büyük Millet Meclisimizin açılış günüdür. Gazi Meclisimizin kuruluş gününün Çocuk Bayramı olarak kutlanmasının bizim için çok özel anlamları bulunuyor. Bakın millet olarak bağımsızlığımızı çetin mücadeleler neticesinde kazandık. İstiklal Harbimizi her türlü imkansızlığa rağmen zafere taşıdık. Bu savaşı sevk ve idare eden Büyük Millet Meclisimizdi. Tarihimizin böyle önemli bir dönüm noktasını kendi çocuklarımızla birlikte tüm dünya çocuklarına armağan ettik. Siz çocuklara bırakacağımız en kıymetli miraslardan biri şüphesiz milli iradenin egemenliği yani cumhuriyet ve demokrasi olacaktır. Her birinizin bu mirasa en güzel şekilde sahip çıkacağınıza inanıyoruz" diye konuştu."Biz çocuklar korkmadan uykuya dalsın, bomba sesleriyle değil kuş cıvıltılarıyla uyansın istiyoruz"Savaşın, çatışmanın, kavganın yokluk ve yoksunluğun olmadığı bir ülkede ve dünyada yaşamanın çocukların en doğal hakkı olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Biz içeride demokrasi ve özgürlükleri dışarıda barış ve adaleti savunarak işte bu ideali gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Ancak tüm çabalarımıza rağmen maalesef bölgemizdeki savaşlar ve zulümler devam ediyor. Bu savaşların bedelini ise genellikle masum çocuklar ödüyor. Türkiye olarak ister bölgemizde ister başka yerde olsun. Bütün bu acıları, hüzünleri, hayal kırıklıklarını kalbimizde tüm ağırlığıyla hissediyoruz. Sadece bununla kalmıyor. Acıları dindirmek, çatışmaları durdurmak, çocukların gözyaşlarını silmek için gayret ediyoruz. Bütün bunları yaparken tek bir amacımız var. Dünyanın tüm çocuklarının huzur içinde, güven içinde kardeşçe yaşamasıdır. Büyük şairimiz Necip Fazıl Kısakürek’in ‘Annesi gül koklasa ağzı gül kokan çocuk, ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk’ diyerek anlattığı ay yüzlü gül kokulu çocukların yarınlarına güvenle bakmasını diliyoruz. Biz bütün çocuklar, bütün gençler okullarına güle oynaya gitsin, en güzel, en kaliteli eğitimi alsın istiyoruz. Biz çocuklar korkmadan uykuya dalsın. Bomba sesleriyle değil kuş cıvıltılarıyla uyansın istiyoruz. Yani kendi çocuklarımız için ne istiyorsak Asya’dan Afrika’ya tüm çocuklar içinde aynı güzellikleri samimiyetle istiyoruz" şeklinde konuştu."Kötülere ve kötülüklere rağmen bu dünyayı sizler güzelleştireceksiniz"Türkiye’nin geleceğini çocukların şekillendireceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizlerden de Gazzeli, Lübnanlı çocuklar başta olmak üzere sıkıntılı günler geçiren kardeşlerinizi dualarınızda unutmamanızı özellikle rica ediyorum. İnsanlık zincirinin ebediyet halkası olan siz çocuklarımız inşallah geleceğimizi şekillendireceksiniz. Kötülere ve kötülüklere rağmen bu dünyayı sizler güzelleştireceksiniz. Şunu özellikle bilmenizi isterim. Sizler bizim birer gönül ve kültür elçilerimizsiniz. Bu bakımdan aranızdaki iletişim ve irtibatı koparmamaya özen gösterin. Bilginizi, tecrübenizi, tavsiyelerinizi, hayallerinizi birbirinizle paylaşın. İyinin, doğalının ve güzelin peşinden gitmekten asla vazgeçmeyin. Şunu da hiçbir zaman unutmayın sevgili çocuklar. Her biriniz yarın birer sanatçı, sporcu, bilim adamı, öğretmen, zanaatkar, mühendis, siyasetçi, doktor, iş insanı olarak ülkenize hizmet edeceksiniz. Bu yolculukta zorluklarla karşılaşsanız dahi umutsuzluğa lütfen kapılmayın. Her zorlukla beraber bir kolaylığın her karanlığın sonunda bir aydınlığın her çabanın sonunda inşallah bir başarının olduğunu aklınızdan hiç çıkarmayın" sözlerini söyledi."Bizler hepimiz insanlık ailesinin birer üyesiyiz"Kardeşliğin dilinin bir olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizler hepimiz insanlık ailesinin birer üyesiyiz. Konuştuğunuz diller farklı olsa da sevginin dostluğun dili birdir. Kardeşliğin dayanışmanın, paylaşmanın dili aynı şekilde birdir. Aranızda kardeşliği yüceltmekten, dostluğu yaşatmaktan, barışa inanmaktan hiçbir zaman geri durmayın. Son olarak sizlerden dijital dünyanın uçsuz bucaksız koridorlarında gezinirken tehlikelere karşı çok dikkatli olmanızı karşınıza çıkan her bilginin doğru her karakterin güvenilir olmadığını asla unutmamanızı istiyorum. Sanal dünyada eğlenceli vakit geçirmek elbette önemlidir. Sizin en doğal hakkınızdır. Ama bu sizi sokakta oynamaktan, kitap okumaktan, spor yapmaktan, dışarıda arkadaşlarınızla doya doya koşturmaktan alıkoymamalıdır. Ben sizin o tertemiz vicdanınıza o tertemiz aklınıza güveniyorum" diye konuştu."Tüm güzellikler siz çocukların olsun"Kahramanmaraş’taki saldırıda hayatını kaybeden öğrencileri ve Ayla öğretmeni anan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu düşüncelerle sizlere veda etmeden önce geçen haftaki saldırılarda hayatını kaybeden öğrencilerimizi ve ayla öğretmenimizi rahmetle iade ediyor acılı ailelerine sabır tedavileri devam eden kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Rabbim hiçbir ülkeye ve millete böyle acılar yaşatmasın diyorum. 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramınızı bir kere daha tebrik ederken ailelerinize ve arkadaşlarınıza bizlerden kucak dolusu selam götürmenizi siz çocuklarımızdan rica ediyorum. Yolunuz, bahtınız açık olsun. Tüm güzellikler siz çocukların olsun" dedi.
23 Nisan 2026 Perşembe - 17:42
Bilal Erdoğan, Muş’ta STK temsilcileriyle buluştu
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Muş’ta düzenlenen Sivil Toplum Kuruluşları Toplantısı’na katıldı. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Muş’ta düzenlenen Sivil Toplum Kuruluşları Toplantısı’na katıldı. Toplantıda sivil toplum temsilcileriyle bir araya gelen Erdoğan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olaylara dikkat çeken Erdoğan, bu yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın buruk bir atmosferde idrak edildiğini söyledi. Erdoğan, "Biz de hem cenazelerinde hem taziyelerinde yanlarında olduk. Bir eğitimci, bu konulara çok ilgili dertli bir insan olarak muhakkak bulunmak istedim. Cumhurbaşkanımız da gitmemizi uygun gördüler ve halen hastanede olan çocuklarımızı da ziyaret ettik. Çocuklarımızın ne kadar önemli olduğunu ne kadar kırılgan bir dönemde çocuk yetiştirdiğimizi unutuyoruz. Bunun sadece anne babanın, sadece okuldaki öğretmenin işi olmadığını artık kabul etmemiz lazım. Şimdi karşımda bir çocuk var. Ben bir yetişkin olarak bu çocuğun yetişmesinde şu anda vebal sırtıma bindi. Bu çocukla konuşacağım, selamlaşacağım. Ben çocuğa selam vermek durumundayım ki çocuk selamı öğrensin. Ben çocuğa nezaketle muamele etmek zorundayım ki çocuk nezaketi öğrensin. Ben çocuğa merhametle davranmak zorundayım ki çocuk merhameti öğrensin. Kimse ben bunun dışındayım, benim böyle bir görevim yok diye düşünemez" dedi. Bazı keskin tedbirlerin alınması gerektiğine dikkat çeken Erdoğan, bugüne kadar farklı saiklerle konuyu siyaset zemininde işlevsiz hale getirenlerin artık kendilerine çeki düzen vermesi gerektiğini vurgulayarak, "İşte tam sosyal medya düzenlemesi meclisteyken bu iş oldu. Korkarım eğer bu iş olmasaydı mecliste bu düzenleme kim bilir ne kadar sulandırılacaktı, kim bilir ne kadar zayıflatılacaktı, kim bilir geçmesi kaç hafta sürecekti. Maalesef millet olarak da çocuklarımızı korumak için bu ülkeyi yönetenlerin, oy verdiklerimizin, meclisteki temsilcilerimizin, bakanlarımızın yapmak istedikleri düzenlemeleri, yapılması gereken düzenlemeleri yapması konusunda daha çok talepkar olmamız lazım. Buna engel olanları, bunu yavaşlatanları da ’Bak engel olan da bu’ dememiz lazım diye düşünüyorum çünkü artık çok zaman kaybettik. Çocuklarımızı korumak için halen zamanımız var şeylerini geçtik artık. Bu işi biz 25-30 sene önce iyi bir yola koyabilseydik bugün daha iyi bir noktada olurduk. Milli Eğitim Bakanlığımız bundan önce okulların önüne güvenlikle ilgili bir tedbir almak istediği zaman ilgili işte kuruluş çıkıyor, ’Biz okullarda işte güvenlik istemiyoruz.’ Ondan sonra aynı kuruluş öğretmenleri okula sokmuyor. Düşünebiliyor musunuz? Üzülerek söylüyorum. Kahramanmaraş’ta anneler taziyelerde yanımıza gelip ’Ben çocuğumu nasıl okula koyacağım şimdi?’ dediğimde öğretmenin okula gitmediği yerde ben acaba bu anneye ne diyebilirim diye gerçekten kendimi çok kötü hissettim. Onlar da inşallah yaptıkları hatanın farkına vardılar çünkü öğretmen olmadıktan sonra biz neyi konuşabiliriz ki" ifadelerini kullandı. Erdoğan, herkesin çocuklara karşı duyarlı olması gerektiğini belirterek, çocukların terbiyesi ve eğitiminin bir parçası olarak herkesin kendini sorumlu görmesi gerektiğini ifade etti. Erdoğan, "Bize yol gösterecek olan öğretmen. Yani okulda bir şey oldu öğretmene gittik. Öğretmen bize nasıl davranmamız gerektiğini söyleyecek. Biz öğretmene öğretmenlik öğretmeyeceğiz. Böyle bir yerde öğretmenin elini taşın altından çekmesi mümkün olabilir mi? Yani ben çocuklarımın yanında olmak istiyorum diyen öğretmene ’Hayır, sen gitme okula.’ demek, böyle bir şey kabul edilebilir mi? Bunu salgın döneminde de yaşadık. Nice cefakar, fedakar eğitim gönüllüleri salgın zamanında çocuklarından ayrı tutuldular. Dolayısıyla bizim öğretmenlerimizi destekleyici rolde eğitime destek olmamız da lazım. Kahramanmaraş olaylarının ardından bir çocuk bayramının gününde belki daha çok düşünmemiz gereken, daha çok kafa yormamız gereken meseleler diye bunlardan başlamak istedim" şeklinde konuştu. Bölgede sürekli savaş, çatışma ya da farklı huzursuzlukların yaşandığına dikkat çeken Erdoğan, "Böyle bir bölgede Türkiye olarak eğer biz güvende olmak istiyorsak sadece kendi emniyetimizi düşünüyorsak dahi Türkiye olarak biz çok güçlü durmak zorundayız. Türkiye olarak kendi güvenliğimizi sağlamak istiyorsak aynı zamanda bölgemizdeki bütün ülkelerin de güvenliğini sağlamak için çalışıyor olmamız lazım. Yani Türkiye’nin artık savunma hattını bizim Türkiye’nin dışında kurmamız lazım. Balkanlar’da, Orta Doğu’da, Kuzey Afrika’da, Kafkaslar’da kurmamız lazım. Oraların istikrarı, oraların stabil olması, oraların müreffeh olması, oraların huzurlu olması aslında Türkiye’nin güçlü ve huzurlu olmasının teminatı olacak. Bunu yapacak gücümüz var mı? O güce erişiyoruz Allah’ın izni ile. İşte o güce erişen Türkiye olarak eğer biz çocuklarımızı kaybedersek, çocuklarımızı böyle bir mefkure, böyle bir tahayyül ufkuna hazırlayamazsak bunları başaramayız. Bunların altı boş kalır" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerine bir ufuk çizdiğini vurgulayan Erdoğan, "Cumhurbaşkanımız bize 2023 hedefleri dediği zaman 3 sene sonrasını görmeyen bir Türkiye olmaktan biz buraya geldik. Cumhurbaşkanımız bize 10 yıllık bir ufuk verdi o zaman. Ne dedi başka? 2053 hedefleri dedi. Başka ne dedi? 2071 hedefleri dedi. Bir millet 1 yıl sonrasını görememekten 10 yıl sonrasını görmeye başladı. 2023’te hamdolsun bu kadar global küresel finansal kriz olmasına rağmen, bu kadar bölgemizde savaşlar, çatışmalar olmasına rağmen o gün için çok iddialı hedeflerimize büyük oranda ya ulaştık ya yaklaştık. Dolayısıyla hamdolsun iyi bir imtihan verdik. Yani normal zamanlar olsaydı biz evvel Allah o 2023 hedeflerinin hepsini belki de yakalayıp geçecektik. Şimdi önümüzde 2053 var. Nedir? 30 yıllık bir ufuk koyuyoruz ülkemizin önüne. Ne demek 30 yıllık ufuk? Demek ki bugünün çocukları işte orta yaşta olduğu zaman onların Türkiye’sinin ufku. Türkiye Yüzyılı denilen şeyin şey. Nedir Türkiye Yüzyılı? 21. yüzyıla damgasını vuran, 21. yüzyılda dünyanın meselelerine tesir eden Türkiye. Cumhuriyet’in 2. yüzyılını taçlandırmış bir Türkiye" dedi. Herkesin Sultan Alparslan’ı hayırla yad ettiğini söyleyen Erdoğan, "Sultan Alparslan’ın böyle bir isim yapmasının nasıl bir cesaretle mümkün olduğunu hepimiz takdir edebiliyoruz değil mi? Onun için bütün Müslüman camilerinde sadece Alparslan’ın yönettiği topraklarda değil, onun da ötesinde her yerde Alparslan için dualar ediliyor. Bütün Müslümanların gönüllerini birleştirebilmiş bir liderlik, bir komutanlık sergiliyor Alparslan. Ondan sonra onun üstüne o cesaretle taçlandırıyor. Yani bugün nasıl İslam aleminin neresine gitseniz Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili insanlar dua ediyorlarsa, nasıl Recep Tayyip Erdoğan bugün ümmetin kalplerini birleştirmeyi başarmış. Alparslan o gücün üzerine bu zaferleri inşa etmiş. İşte şimdi o Tayyip Erdoğan’ın birleştirici, gönülleri bir araya getiren ümmetin adeta umutlarında yükselen o duruşunu bizim nice yeni zaferlerle taçlandırmamız lazım" şeklinde konuştu. Soruların cevaplanmasının ardından Erdoğan, beraberindeki heyetle İlim Yayma Cemiyeti Muş Şubesi’ni ziyaret etti. Ziyaretin ardından Erdoğan, Muş’ta "Gönül Sofrası" programına katıldı. Muş Öğretmenevinde partililerle, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, vatandaş ve çocuklarla yemekte bir araya gelen Erdoğan, "Burada güzel yavrularımızla aynı masada yemek yemekten ayrı bir keyif aldığımı muhakkak belirtmeliyim. Çocuklarımıza da afiyet olsun, Rabbim bahtlarını açık etsin. Karşılarına hep güzel insanlar, iyi arkadaşlar çıkarsın. Derslerinde, çalışmalarında başarılı olmalarını nasip etsin. Allah gönüllerine göre versin. Bugün gündemimiz çocuklar. Çocuklarımızın güvenli, emniyetli bir şekilde okullarına devam edebilmeleri gündemde. Fiziki emniyetin ötesinde çocuklarımızın ekran bağımlılığıyla mücadelede oradan nasıl korunacağı, sosyal medya ve türevleri üzerinden çocuklarımızı esir almaya çalışan kötü etkenlerden nasıl korunacakları, şu anda gündemimizde bunlar var. Toplumca inşallah bu geride bıraktığımız musibetten sonra daha dirayetli, daha dik duruşla inşallah bu çocuklarımızın aydınlık yarınlara ulaşmasını sağlayacağız" dedi. Programa, Muş Valisi Avni Çakır, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Vedat Demiröz, AK Parti Muş Milletvekili Mehmet Emin Şimşek, AK Parti Bitlis Milletvekili Turan Bedirhanoğlu, AK Parti Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın, AK Parti Muş İl Başkanı Melik Emre, Bitlis Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay, AK Parti Bitlis İl Başkanı Engin Günceoğlu, belediye başkanları, partililer, İlim Yayma Vakfı üyeleri, Türk Kızılay üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
23 Nisan 2026 Perşembe - 17:02
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 Nisan’da koltuğunu Civan Boran’a devretti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve beraberindeki çocukları kabul etti. Kabulde Erdoğan, koltuğunu 5. sınıf öğrencisi Civan Boran Vargün’e devretti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve beraberindeki çocukları kabul ederek, Cumhurbaşkanlığı koltuğunu 5. sınıf öğrencisi Civan Boran Vargün’e devretti. Kabine ve Milli Güvenlik Kurulu gibi önemli toplantıların gerçekleştirildiği salonda bu kez minikler vardı. Minikler hem sorular sordu hem de şiirler okudu. Kendi yazdığı şiir kitabını Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye eden 2. sınıf öğrencisi Bengü Yeşilbaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yazdığı akrostiş şiiri okudu. Daha önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı görmek istediği için gözyaşları döken 3. sınıf öğrencisi Mutlucan Korkmaz ise, Erdoğan’ın yanına giderek sarıldı. Mutlucan Korkmaz, daha sonra Ziya Gökalp’in 1912 tarihli "Asker Duası" isimli şiirini okudu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamada yapılan tüm hizmetlerin çocukların geleceği için yapıldığını söyleyerek, "Bu anlamlı günde siz evlatlarımızı milletin evinde ağırlamanın tarifsiz mutluluğunu yaşıyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize hepiniz hoş geldiniz. Öncelikle her birinizin gözlerinden öpüyor, 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramınızı yürekten kutluyorum. Sizlerin aracılığıyla tüm çocukların bayramını tebrik ediyorum. Geçtiğimiz hafta milletçe hepimizi ziyadesiyle üzen iki olay yaşadık. Saldırılarda kaybettiğimiz canlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, tedavileri devam eden vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum. 23 Nisan’ı çocuklara armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile Milli Mücadele’yi başarıyla yöneten Meclisimizin değerli üyelerini saygıyla anıyorum. Burada şunu tüm kalbimle sizlere ifade etmek isterim. Işıl ışıl parlayan gözleriniz, gökyüzü kadar temiz ve masum yüzleriniz, şefkat ve merhamet dolu yüreğinizle her biriniz bizim umudumuzsunuz. Sizin gibi yavrularımızla her buluşmamızda Türkiye’nin aydınlık geleceğine olan inancım daha da artıyor, güçleniyor. Çünkü ileride bu koltuklarda sizler oturacak, bu makamlara inşallah sizler geleceksiniz. Üstlendiğiniz görevlerde ülkenize ve milletinize en güzel şekilde hizmet edeceksiniz. Biliyorum ki aranızdan çok kıymetli isimler çıkacak. Bilimde, sanatta, sporda, siyasette, sivil toplumda, yani hayatın her alanında birer yıldız gibi parlayacaksınız. Yeter ki hayallerinizle aranıza hiçbir engelin girmesine izin vermeyin. Yeter ki kendinize güvenin, başarabileceğinize inanın. Disiplinli bir şekilde çalışmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyin. Gerisi sadece biraz sabır ve zaman meselesidir. Bundan hiçbir şüphe duymadığımı özellikle vurgulamak istiyorum. Bugün ne yapıyorsak sizin hayallerinizi gerçekleştirmeniz için yapıyoruz. Ne yapıyorsak gözlerinizdeki ışık hayatınız boyunca hiç sönmesin diye yapıyor, bunun samimi mücadelesini veriyoruz. Sizleri seviyor, her birinize inanıyor, güveniyor, hepinizin tek tek gözlerinden öpüyorum. Ailelerinize, öğretmenlerinize ve üzerinizde emeği olan herkese buradan selamlarımı iletiyorum. Ziyaretiniz için teşekkür ediyorum. Hepinize sağlıklı, mutlu ve başarılı ömürler diliyorum" dedi. Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan çocuklara bisiklet hediye ederek, onlarla fotoğraf çektirdi.
23 Nisan 2026 Perşembe - 16:24
MHP Ardahan İl Başkanı Köseliören görevine başladı
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Ardahan İl Başkanlığı’na atanan Sevim Köseliören görevine başladı. MHP Ardahan İl Başkanlığı’na atanan Sevim Köseliören, partililer tarafından düzenlenen konvoyla parti binasına geldi. Göreve başlamanın heyecanını yaşadığını ifade eden Köseliören, "Bilge liderimiz, Türkmen beyimiz, Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in sarsılmaz iradesi Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin takdir ve tensipleriyle Milliyetçi Hareket Partisi Ardahan İl Başkanlığı görevine atanmış bulunmaktayım. Bu kutlu ve onurlu vazifeyi şahsıma tevdi eden Sayın Genel Başkanımıza en derin hürmetlerimi, şükranlarımı ve sadakatimi arz ediyorum. Göreve başladığımız ilk andan itibaren ayrıştırmadan, dışlamadan, dava ahlakından taviz vermeden, partimizin ilkeleri ve liderimizin çizdiği istikamet doğrultusunda gece gündüz çalışacağız. Ardahan’da Milliyetçi Hareket Partisi’nin sesini daha gür duyuracak, ülküdaşlarımızla omuz omuza vererek teşkilat ruhunu daha da kuvvetlendireceğiz. Bu kutlu görevin bilinciyle liderimize sadakatle, teşkilatımıza vefayla, milletimize hizmet aşkıyla çalışacağımızı herkesin bilmesini istiyorum’’ dedi.
23 Nisan 2026 Perşembe - 16:14
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakan Tekin ve çocukları kabul etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve beraberindeki çocukları kabul etti. Kabulde Erdoğan, koltuğunu 5. sınıf öğrencisi Civan Boran Vargün’e devretti.
23 Nisan 2026 Perşembe - 16:07
CHP Genel Başkanı Özel: "Bu şartlarda milletin hangi egemenliğini konuşacağız"
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Bir yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesini de, Meclisi de yok sayıp Can Atalay’ı hapisten çıkarmadı. Biz şimdi bu şartlarda milletin hangi egemenliğini konuşacağız? dedi. CHP Genel Başkanı Özel, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla TBMM Genel Kurulu’nda düzenlenen özel oturumda konuştu. Türkiye Cumhuriyeti topraklarında egemenliğin tek adamlara, padişahlara, sultanlara değil sadece millete ait olduğunun temin ve tescil edildiği Ulusal Egemenlik Bayramı’nı kutladıklarını söyleyen Özel, "Tüm dünya çocuklarına armağan edilmesinin kıvancını hep birlikte yaşıyoruz. Ancak ne acıdır ki iki bayramın adandığı ulusal egemenliğimiz de, çocuklarımız da ağır saldırı altındadır, ikisi de güvende değildir. Bugün ülkemizde çocuklarımızın 8,5 milyonu yoksulluk çekiyor. OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda Kosta Rika’dan sonra 2’nci sıradayız. Türkiye’de artık yoksulluk, ailelerden evlatlara miras kalıyor. Yoksul ailelerin çocukları hayata kapatamayacakları kadar büyük bir farkla geriden başlıyorlar. Kaliteli ve güvenli eğitime ulaşmak sınıfsal bir meseleye dönüşmüş durumda. Eğer bir belediye, ücretsiz ya da uygun fiyatlı kreş imkânı sunmuyorsa o yoksul çocuğun erken yaşta gelişimi başlamıyor, varsa tespit edilmesi gereken eksikliklerinin de farkına varılamıyor. Eğer bir belediye, o yoksul çocuğa beslenme desteği, ücretsiz içme suyu vermediyse bunlardan da mahrum kalıyor. Bir yanda özel servislerle okula giden, diyetisyen onaylı menülerle beslenen çocuklar var, diğer yanda sosyal yardım alamıyorsa beslenme çantası yerine okula umutsuzluğu ve açlığı taşıyan evlatlar var" şeklinde konuştu. Terörsüz ve demokratik Türkiye sürecinde olduklarını dile getiren Özel, "Partimize yönelik tüm saldırılara rağmen, hatta kapatma davası açılması talebine rağmen Orta Doğu’daki tehditleri görerek, Türklerin ve Kürtlerin kardeşliğinin önemini bilerek bu milletin barışı ve bekası için bu süreci savunuyoruz ve daha fazla zaman kaybetmeden başarıya ulaşmasını bekliyoruz. Ama bu Meclis komisyon raporuna kayyımların son bulmasını yazdığı hâlde, buna rağmen hâlâ 13 seçilmiş başkanın yerinde kayyumlar oturabilmektedir. Bu Meclis komisyon raporuna ‘Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır’ yazdığı hâlde hâlen daha bu kararlara uyulmamakta, Can Atalay’ı Hatay halkı seçtiği hâlde Meclise gelememektedir. Sayın Kurtulmuş, o gün Meclis Başkanı sıfatıyla ismini okuttu ve yemin etmeye çağırdı ama bir yerel mahkeme Anayasa Mahkemesini de, Meclisi de yok sayıp Can Atalay’ı hapisten çıkarmadı. Biz şimdi bu şartlarda milletin hangi egemenliğini konuşacağız? Bizi iyi tanıyın; biz boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz. Biz devleti kuran partiyiz, bir avuç darbeciye teslim olmayız. Size saldırdıklarında da darbecilerin karşısındaydık, bize saldırdıklarında da darbecilerin karşısındayız. Çünkü biz sussak evlatlarımız susmayacak, biz unutsak tarih unutmayacak, tarih affetmeyecek ama şunu da bilin Türkiye’de çok kirli ve riskli bir yol açılmıştır. Yarın günü gelir bir gözü dönmüş savcı, bir gizli tanık bulan, her istediğine her iftirayı atabilir. Yarın günü gelir, bir asliye hukuk hâkimini şeytana uyduran her siyasi partinin il başkanlığını ele geçirebilir" dedi.
23 Nisan 2026 Perşembe - 15:28
Ak Parti Grup Başkanı Güler: "Ülkemizi küresel krizlerin ve savaşların ortasında güvenli bir liman olarak korumaya devam edeceğiz"
TBMM Başkanı Abdullah Güler, "Ülkemizi küresel krizlerin ve savaşların ortasında güvenli bir liman olarak korumaya devam edeceğiz" dedi. Ak Parti Grup Başkanı Güler, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle TBMM’de düzenlenen özel oturumda konuştu. Tarihin anlamlı dönüm noktalarından biri olan 23 Nisanı idrak etmenin gururunu yaşadıklarını söyleyen Güler, "Tam yüz altı yıl önce bu müstesna gün, milletimizin bağımsızlık iradesinin vücut bulduğu, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun tüm dünyaya ilan edildiği, bir milletin prangalarından kurtulduğu tarihtir. Aynı zamanda bugün, aziz milletimizin kendi geleceğine sahip çıkma kararlılığının, inancının ve azminin tarihe altın harflerle yazıldığı bir başlangıcın da adıdır. 23 Nisan en zor şartlar altında dahi esareti kabul etmeyen bir milletin sarsılmaz duruşunu ve yoklukların, işgallerin, belirsizliklerin ve umutsuzlukların gölgesinde dahi neler gösterebileceğini ortaya koymuş aziz milletimizin dirayeti bugün hâlâ bizlere yol gösteren en önemli ilham kaynaklarından biri olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışını kuru bir kurum teşekkülden ibaret görmek şüphesiz yeterli bir tespit olmayacaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet iradesinin her türlü gücün üstünde olduğunun açık ve net bir ifadesidir. Bu irade, geçmişte olduğu gibi bugün de yolumuzu aydınlatan, geleceğimizi şekillendiren en güçlü dayanaklardan biri olmaya devam etmektedir. Bu anlamlı günün çocuklara armağan edilmiş olması ise son derece derin ve kıymetli bir anlam taşımaktadır çünkü çocuklarımız ve gençlerimiz sadece yarınlarımızın teminatı değil, aynı zamanda değerlerimizin, inancımızın ve bağımsızlık ruhumuzun en saf taşıyıcılarıdır. Onların gözlerindeki umut, bu milletin geleceğe olan güveninin en sade ama en etkili yansımasıdır. Çocuklarımızın taşıdığı bu umut, bizlere hem sorumluluk hem de güç vermektedir. Onlara bırakılan bu miras sadece bir bayram değil, aynı zamanda bir bilinç, bir görev ve bir emanettir" ifadelerini kullandı. "Ülkemizi küresel krizlerin ve savaşların ortasında güvenli bir liman olarak korumaya devam edeceğiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde millî iradenin üzerinde hiçbir fâni güç tanımadan, milletin tayin ettiği istikamette yollarına devam edeceklerini dile getiren Güler, "Türkiye Yüzyılı hedefimize Cumhur İttifakı’mızla beraber, birlikte omuz omuza yol yürüyoruz. Millî iradeyi her türlü gücünün üzerinde tutan bir anlayışla terörsüz Türkiye ve terörden arındırılmış bölge hedefimizden asla taviz vermiyoruz. Ülkemizi küresel krizlerin ve savaşların ortasında güvenli bir liman olarak korumaya devam edeceğiz. İstiklalimizden ve istikbalimizden ödün vermeden, Sayın Cumhurbaşkanımızın her zeminde ifade ettiği gibi dünya 5’ten büyüktür ve daha adil bir dünya mümkündür mottosuyla sürdürdüğümüz bu yürüyüşte sadece kendi sınırlarımızda değil, uluslararası alanda da dünya barışına katkı sunmaya devam ediyoruz. Geçmişte nasıl ki bu bilinç sayesinde büyük zorlukların üstesinden geldiysek, bugün de aynı dayanışma ruhuyla yolumuza devam etmek zorundayız. Birlik ve beraberlik içerisinde hareket ettiğimiz sürece aşamayacağımız hiçbir engel yoktur. Unutmamalıyız ki, bağımsızlık bir kez kazanılıp sonsuza kadar garanti altına alınan bir kazanım değildir, aksine her neslin sahip çıkması, koruması ve yaşatması gereken canlı bir değerdir. Bu bilinçle hareket etmek sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda milletimize olan da borcumuzdur. Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu vatanı bizlere emanet eden tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Onların ortaya koyduğu mücadele bugün hâlâ bizlere ilham vermekte, onların fedakârlıkları yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir, bu mirasa sahip çıkmak ve onu daha ileriye taşımak hepimizin ortak görevidir" diye konuştu.
23 Nisan 2026 Perşembe - 15:17
TBMM özel oturumu
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Cumhuriyet ile demokrasi arasındaki ilişkiyi de 23 Nisan vesilesiyle bir kere daha hatırlamak durumundayız. Cumhuriyet halk adına idare iddiasıdır. Demokrasi ise halkın iradesinin yönetime en etkili biçimde taşınması çabasıdır. Güçlü cumhuriyet güçlü Meclisle yaşar, güçlü Meclis ise güçlü teamüllerle, güçlü İç Tüzük’le, etkili komisyonlarla, açık denetim mekanizmalarıyla ve toplumsal katılımla sağlanır" dedi. TBMM Genel Kurulu’nda Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM’nin kuruluşunun 106. yılı dolayasıyla 23 Nisan özel oturumu gerçekleşti. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, özel oturumda yaptığı konuşmada Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına değinerek, saldırıda hayatını kaybeden çocuklara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi. Kurtulmuş, yaşanan hadisenin milletçe yüreklerini dağlayan ağır bir ikaz olduğunu söyleyerek, "Hepimizin önünde duran mesuliyet açıktır. Çocukların güven içinde öğrenim gördüğü, yaşadığı bir iklim kurmak, siyaset kurumunun ertelenemez bir ödevidir. Bu tür hadiselerin tekrarını yaşamamak adına Meclisimiz, 21 Nisan 2026 günkü birleşiminde, yani bu salı günü yaptığı birleşimde partilerimizin ittifakıyla Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen olayların araştırılması, çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi için bir Meclis araştırması komisyonu kurmuştur. Bundan dolayı Mecliste grubu bulunan ve grubu bulunmayan bütün partilere bu destekleri dolayısıyla yürekten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, 23 Nisan’ın sadece bir kutlama günü olmadığını belirterek, "Meclisteki 23 Nisan törenleri ve özellikle Meclis özel oturumu sadece rutin bir törenden ibaret değildir. Bu vesileyle topyekûn bağımsızlığımıza, egemenliğimize, milli iradeye ve demokrasiye bağlılığımızı bir kez daha teyit ve ilan ediyoruz. 23 Nisan, milletin iradesinin tarih sahnesine çıktığı gündür. İşgalin, dağınıklığın ve yoksunluğun içinden milli meşruiyet çıkaran irade Ankara’da güçlü bir temsile dönüşmüştür. Devletimizin temelleri atılırken milletimizin sözü de bir kürsüye kavuşmuştur. Cumhuriyet, bilindiği gibi daha sonra ilan edilmiştir fakat cumhuriyet fikrinin ilk adımları ilk günden itibaren Meclisimizin içerisinde atılmıştır. Egemenliğin kaynağını imtiyazda ve dar kadrolarda aramayan siyasal ahlak 23 Nisan ruhunun özüdür. Parlamento, milletin ortak aklının çalıştığı yerdir. Parlamento, öfkeyi usule, itirazı müzakereye ve toplumsal talebi meşru kararlara dönüştüren yüksek siyaset mekânıdır. Temsilin kuvveti de meşruiyetin asıl menşesi de doğrudan doğruya milletten gelmektedir. Meclisimizin değeri kriz anlarında hep daha belirgin hâle gelmiştir. Toplumumuz her sıkıştığında yönünü Meclise çevirmiştir. Darbe dönemlerinde, vesayet teşebbüslerinde, iç gerilimlerde veya dış baskılarda çözümün adresi daima millî iradenin kurumsal çatısı olan bu yüce mekân olmuştur. Millet sesini burada aramıştır, mesajını burada vermiştir, itirazını burada büyütmüştür, uzlaşmasını burada olgunlaştırmıştır" şeklinde konuştu. Kurtulmuş şöyle konuştu: "Millet adına konuşmanın ne manaya geldiğini öğreten kurucu kürsü Türkiye Büyük Millet Meclisinin Birinci Meclisidir. Orada bulunan mebusların her biri farklı vilayetlerden, toplumsal köklerden ve hayat hikâyelerinden gelmişlerdi fakat aynı hakikatle birleşmişlerdi; ’memleketin kaderi milletin rızası olmadan tayin edilemez’ anlayışında. 23 Nisan’ın tarihi içindeki önemi tam olarak da buradadır. Egemenliğin ve meşruiyetin tek sahibi millet olarak tescil edilmiştir. Egemenliğin tescilinin bir bayram olarak çocuklara armağan edilmesi, siyasetin nihai hedefini de göstermesi bakımından önemlidir. Gelecek nesillerin güven ve huzur içinde yaşadığı, refahtan hakkaniyetle pay aldığı ve çocukların neşe içinde oyunlar oynadığı bir ortamda egemenlik fikri tam manasıyla kök salar ve gelişir. Evlatlarımızı yaşadığımız çağın ihtiyaçlarına uygun biçimde yetiştirmek mecburiyetindeyiz. Dijital imkânların arttığı, bilgi akışının hızlandığı bir devirde çocuklarımızı ezber yerine idrakle, korku yerine özgüvenle, kalıpçı anlayış yerine eleştirel muhakemeyle büyütmek durumundayız. Cumhuriyet ile demokrasi arasındaki ilişkiyi de 23 Nisan vesilesiyle bir kere daha hatırlamak durumundayız. Cumhuriyet halk adına idare iddiasıdır. Demokrasi ise halkın iradesinin yönetime en etkili biçimde taşınması çabasıdır. Güçlü cumhuriyet güçlü Meclisle yaşar, güçlü Meclis ise güçlü teamüllerle, güçlü İç Tüzük’le, etkili komisyonlarla, açık denetim mekanizmalarıyla ve toplumsal katılımla sağlanır. Toplum, gündelik sarsıntıların ötesine geçip kurumsal çözüm aradığında yine Meclise yönelmektedir ve yönelecektir. Bu sebeple Anayasa ve İç Tüzük çerçevesinde yeni bir reform perspektifine ihtiyacımız olduğu da açıktır. Temsili genişleten, denetimi derinleştiren, yasama kalitesini yükselten, komisyonları daha etkin hâle getiren, milletvekilliğini daha tesirli kılan ve vatandaşla temas kanallarını çoğaltan bir yaklaşım, siyasi sistemimizin önündeki şüphesiz en makul istikamettir. Anayasa, milletin kendisiyle yaptığı yüksek sözleşmedir. İç Tüzük de yasama vakarının Meclis faaliyetine yönelik yansımasıdır. Birincisi kurucu ilke ise, diğeri ise kurucu ilkenin çalışma ahlakını belirleyen çerçevedir. Kastettiğim reform arayışı, bir metin değişikliğinin ötesinde siyaset tarzı meselesidir. Amaç, milletin sesinin daha çok duyulduğu, farklı kanaatlerin daha sağlıklı konuşulduğu ve uzlaşının daha sistemli üretildiği bir Meclis düzenini oluşturmaktır. Siyaset kurumu, karşıtlıkların kördüğüme dönüştüğü bir yer hâline asla getirilemez. Tekraren söylüyorum; siyaset kurumu, karşıtlıkların kördüğüm hâline dönüştüğü bir yer hâline getirilemez. Meclisler işlevsizliğinde toplumlar sokaktaki gerilim ile idari katılık arasında sıkışıp kalır. Oysa millî irade, siyasal farklılıkların meşru zeminde konuşulmasını sağlayan en meşru zemindir. " Kurtulmuş, dünya siyasetinin bugün büyük bir kırılma evresinde olduğunu kaydederek, "Önemli bir düşünürün de ifade ettiği gibi ’Eski dünya ölüyor, yenisi ise doğmak için debeleniyor. Tam da bu alaca karanlıkta canavarlar ortaya çıkıyor.’ Uluslararası sistemin hâlini tarif ederken kimi zaman böylesi cümlelere ihtiyaç duyduğumuz açıktır. Gazze soykırımında görüldüğü gibi uluslararası kurumların çöktüğü, kuralların geçersiz hâle geldiği, hatta uluslararası ilişkilerin kavramlarının dahi hakikati taşımakta zorlandığı bir küresel atmosfer içinde canavarların ortaya çıktığı bir atmosferin olması kaçınılmazdır. İşte, tam da bu anda, bu zaman eşiğinde meşruiyetini milletten alan parlamentoların sözünün daha kıymetli hâle geldiği aşikârdır. Türkiye olarak tüm kurumlarımızla, tarihimizden ve bölgesel ağırlığımızdan gelen birikimimizle yeni uluslararası denklemin adalet ekseninde kurulması gerektiğini savunuyoruz. Okulun, hastanenin, ibadethanenin, pazar yerinin güvenli sayılmadığı bir dünyada insanlığın ilerleme iddiası gerçekten akıldan ve mantıktan uzak kalır. İnsanlığın ortak vicdanı çocukların sınıfta öldürüldüğü bir tabloya alışamaz, alışmamalıdır. 23 Nisan’ı buruk kılan hissiyatın başlıca kaynağı yurdumuzdaki elim can kayıpları, bir başka kaynağı ise uluslararası alandaki tablodur. Okulların emniyeti insanlığın müşterek haysiyetidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî sınırlarımız içinde ihtiyaçlarla ilgilendiği gibi insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren acılara da ses vermek durumundadır, asla sessiz kalamaz. Filistin’de, Gazze’de, Sudan’da, Ukrayna’da, Lübnan’da, İran’da ve başka kriz bölgelerinde hayatları karartılan çocukları unutan bir siyaset anlayışı kendi çocuklarına da umut veremez" diye konuştu. Kurtulmuş, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına değinerek, Komisyonun büyük bir demokratik olgunlukla çalıştığını ve nihai raporunu tamamlayarak görevini hakkıyla yerine getirdiğini ifade etti. Kurtulmuş, "Umarım ki önümüzdeki dönemde bu sürecin gerektirdiği adımlar nitelikli bir şekilde atılarak Türkiye’de barış, kardeşlik ve dayanışma ekseninde yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açılır. Milletin meclisi, milletin tüm renklerini taşıdığı kuvvetli bir alandır. Doğudan batıya, kuzeyden güneye, büyük şehirlerden sınır ilçelerimize kadar memleketin her sesi burada yankı buldukça milli egemenlik kökleşmektedir. Türkiye demokrasi tecrübesini daha olgun hale getirecek imkana da, birikime de sahiptir" dedi.
23 Nisan 2026 Perşembe - 14:59
‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı’nın ortak sonuç bildirisi yayımlandı
‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı programına ilişkin ortak sonuç bildirisi yayımlandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ev sahipliğinde Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği iş birliğiyle ‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunmasına İlişkin Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı’ programı 21-22 Nisan’da gerçekleştirildi. 2 gün süren ve dijital dünyada çocukların güvenliği ile haklarının nasıl korunacağının müzakere edildiği programın ardından, çocuklar için daha güvenli dijital alanların oluşturulmasına yönelik öncelik alanları ve çözüm yollarını içeren bir sonuç bildirisi yayımlandı. Bildiride, çevrim içi platformlarda çocukların güvenliğinin sağlanmasına yönelik ortak irade vurgulandı. Ayrıca, daha güçlü hak temelli yasal çerçevelerin belirlenmesi, dijital hizmet sağlayıcıların, güvenliği artırabilecek önlemler almasının zorunlu kılınması, aileleri, okulları ve çocuk koruma hizmetlerini destekleyecek entegre çocuk koruma sistemlerinin güçlendirilmesi, genişletilmiş dijital okuryazarlık ve farkındalık artırma çalışmalarının yapılması, Çocukların çözümün bir parçası olarak sürece dahil edilmesi gerekliliği üzerinde duruldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği tarafından yayımlanan ortak bildiri kapsamında çocuklar ve gençlerin dijital yaşamlarını etkileyen kararlara dahil edilmesi gerektiği belirtildi. Toplantıda küresel, bölgesel ve ulusal düzeylerde yasal ve yargısal adımlar atıldığı aktarılan bildiride, "Çocukların dijital deneyimlerini şekillendirmede kritik rol oynayan dijital hizmet sağlayıcıların ve suç faillerinin hesap verebilirliği güçlendirmiştir. Ancak bugüne kadarki çabalar, ihtiyaç duyulan sonuçları ortaya koyamamıştır. Atılan adımlar, dijital ortamdaki hızlı değişimlerin ve çocukların bu ortama erişimindeki dönüşümün gerisinde kalmaktadır" ifadeleri kullanıldı. Bildiride ayrıca, çocukların dijital ortamdaki haklarının korunmasını güçlendirecek somut ve uygulanabilir adımların acilen ortaya konulması gerektiği vurgulanarak, bu bağlamda, mevzuat, politika ve uygulama arasında köprü kuran, etkin eş güdüme dayalı ve çocuk merkezli yaklaşımların güvence altına alınmasının hayati önem taşıdığı belirtildi. Her devletin özel sektör ve teknoloji şirketlerinin, meslek uzmanlarının, sivil toplumların, toplulukların, ailelerin, bakım verenlerin, çocukların ve gençlerin bizzat kendilerinin birlikte hareket etmesi gerektiği ifade edilen açıklamada, hangi alanlarda neler yapılacağına ilişkin şunlar kaydedildi: "Çocuklara yönelik tüm çevrim içi şiddet, istismar, sömürü ve suç biçimlerini ele alan, dijital hizmet sağlayıcıların platform ve hizmetlerini çocuklar için güvenli hale getirmelerine uygun önlemleri de içeren, daha güçlü hak temelli yasal çerçeveler. Dijital hizmet sağlayıcıların, çocukların güvenliğinin ve mahremiyetinin tasarım ve varsayılan ayarlar yoluyla gözetilmesini sağlamak üzere güçlü ve önlemler uygulamasını zorunlu kılmayı da içeren, etkili sektör yönetişimi. Buna ek olarak, teknoloji şirketleri çocukların dijital ortamdaki güvenliğini artırabilecek dijital araçlar geliştirmeye ve paylaşmaya teşvik edilmelidir. Aileleri, okulları ve çocuk koruma hizmetlerini destekleyecek entegre çocuk koruma sistemlerinin güçlendirilmesi; çevrim içi şiddet mağduru çocukların ve şiddete ve zararlı içeriklere maruz kalanların entegre, çocuk dostu destek hizmetlerine, şikayet ve bildirim mekanizmalarına ve adalete hızlı ve etkili şekilde erişiminin sağlanması. Çocukların çevrim içi güvenlik becerilerini güçlendiren, eleştirel düşünmeyi ve sorumlu dijital katılımı teşvik eden, aynı zamanda ebeveynlerin, bakım verenlerin, eğitimcilerin ve diğer meslek uzmanlarının kapasitesini geliştiren, genişletilmiş dijital okuryazarlık ve farkındalık artırma çalışmaları. Çocukların çözümün bir parçası olarak dahil edilmesi; güvenli, kapsayıcı ve çocukların gelişen kapasitelerine saygılı katılım yolları sunularak, dijital yaşamlarını etkileyen kararlara anlamlı katılımlarının sağlanması. Özellikle kolluk kuvvetleri, adalet sektörleri ve mağdur desteği bağlamında, bilgi paylaşımını, akranlar arası etkileşim ve eğitimi de içeren uluslararası iş birliği." Bildiride, çocukların dijital ortamlarda karşı karşıya kaldığı risklerin gerçek olduğu anlatılarak "Bu yuvarlak masa toplantısı, tepkisel önlemlerden önleyici, hak temelli eyleme kararlılıkla geçilmesi ve dijital ortamın her çocuk için güvenli ve yararlı hâle getirilmesi yönünde ivme oluşturma yolunda çok taraflı önemli bir adımdır" denildi.
23 Nisan 2026 Perşembe - 14:22
TBMM özel oturum
TBMM’de özel oturum düzenlendi. TBMMM Genel Kurulu 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. Yıl dönümü dolayısıyla özel oturumla toplandı. TBMM özel oturumuna AK Parti Başkanvekili Efkan Ala ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, siyasi parti Grup Başkanvekilleri, kabine üyeleri, yüksek yargı organlarının Başkanları, yabancı misyon şefleri, milletvekilleri ve ziyaretçiler oturuma katıldı. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler CHP ve DEM partilerle selamlaştı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel başta CHP milletvekilleri olmak üzere AK Partililer ile selamlaştı.
23 Nisan 2026 Perşembe - 13:14
Bakan Çiftçi’den okul güvenliğine ilişkin açıklama: "81 il valiliğimize uygulanacak tedbirleri içeren bir genelge göndereceğiz"
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki saldırıların ardından okul güvenliğinin tüm boyutlarıyla yeniden ele alındığını belirterek, 81 ile kapsamlı tedbirleri içeren genelge gönderileceğini açıkladı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde bulunan Vilayetler Evi’nde basın mensupları ile bir araya geldi. Bakan Çiftçi, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan saldırıların ardından okul güvenliğine ilişkin yeni tedbirlerin hayata geçirileceğini duyurdu. "81 il valiliğimize uygulanacak tedbirleri içeren bir genelge göndereceğiz" Bakan Çiftçi, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla valiler, il emniyet müdürleri, il jandarma komutanları ve il millî eğitim müdürleriyle kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirildiğini belirterek, "81 il valiliğimize uygulanacak tedbirleri içeren bir genelge göndereceğiz. Öncelikle bütün okulların çevresi yeniden risk esaslı değerlendirilecek; giriş-çıkış yoğunluğu, öğrenci hareketliliği, servis güzergâhları, kör noktalar ve çevresel risk alanları tek tek gözden geçirilecek. Okul giriş ve çıkış saatlerinde kolluk görünürlüğü artırılacak. Metruk yapılar, parklar, internet kafeler, oyun salonları ve öğrencilerin yoğun bulunduğu güzergâhlarda devriye ve denetimler sıklaştırılacak. Kamera sistemleri, giriş-çıkış kontrolü, ziyaretçi usulleri ve güvenli toplanma alanları yeniden değerlendirilecek; eksikler süratle giderilecek. Daha önce yılda iki kez yapılan ‘Okul Güvenliği’ toplantıları artık her ayın ilk haftasında düzenli yapılacak. Her okulda okul müdürü, rehber öğretmen, en yakın kolluk amiri ve sosyal hizmet uzmanının yer alacağı bir ‘güvenlik kurulu’ oluşturulacak. Biz burada yedi basamaklı bir çerçeve üzerinde çalışıyoruz: risk ve tehdit analizlerinin yenilenmesi, fiziki güvenlik önlemlerinin artırılması, erken uyarı sistemi, takip görevi, rehberlik-güvenlik koordinasyonu, bakanlıklar arası eşgüdüm ve acil durum farkındalık eğitimi. Bakan Çiftçi, akran zorbalığı, dijital riskler ve öğrencilerin psikososyal durumlarının da yakından izleneceğini belirterek, devamsızlık yapan ve risk altında olduğu değerlendirilen çocuklar için okul-aile-kamu kurumları arasında daha güçlü bir takip mekanizması kurulacağını ifade etti. Rehberlik ve psikososyal destek hizmetlerinin güçlendirileceğini vurgulayan Çiftçi, ruhsatlı silah sahibi ebeveynlere yönelik bilinçlendirme çalışmalarının yapılacağını, ruhsatsız silahla mücadelenin de kararlılıkla süreceğini kaydetti. Her ilin kısa, orta ve uzun vadeli plan hazırlayarak tedbirleri düzenli şekilde Bakanlığa raporlayacağını bildiren Bakan Çiftçi, olası olaylara müdahale kapasitesinin de yeniden değerlendirileceğini ifade etti. Okul saldırılarının ardından dijital mecraların da yakından takip edildiğini belirten Bakan Çiftçi, bazı hesapların suçu övdüğünü, saldırganlığı teşvik ettiğini ve toplumu provoke etmeye çalıştığını söyledi. Bakan Çiftçi, "Kolluk kuvvetlerimizin sanal devriye faaliyetleri kapsamında 2025 yılında 210 bin 234, 2026 yılı 16 Nisan itibarıyla da 86 bin 937 hesap yöneticisi ve kullanıcısı tespit edildi. Sadece bu iki okul saldırısı sonrasında saldırgan içerikli 539, provokatif içerikli 379 hesap yöneticisi veya kullanıcısı hakkında gerekli işlemler başlatıldı. Olaylarla bağlantılı 8 bin 11 URL için içerik çıkarılması ve erişim engellenmesi süreci işletildi; toplamda 8 bin 270 URL hakkında karar uygulandı. ‘C31K’ isimli oluşuma ait Telegram üzerinde faaliyet gösteren 259 kanal kapatıldı. Provokatif paylaşım yapan çok sayıda sosyal medya hesabı tek tek incelendi; bunlarla ilgili adli süreçler devreye alındı. Tutuklama, adli kontrol, erişim engeli ve yakalama süreçleri de eş zamanlı yürütüldü. Ayrıca kamu düzenini bozan, suçu ve suçluyu öven, olayları manipüle eden çok sayıda hesap ve şahıs hakkında erişim engeli talebinde bulunuldu. Muhterem Cumhurbaşkanımızın da ortaya koyduğu kararlı irade doğrultusunda sanal devriye kapasitemizi artırdık. Bizim için dijital alan, hukukun dışında kalan bir alan değildir. Sokakta suça nasıl geçit vermiyorsak, sosyal medya ve dijital mecralarda suçu öven yapılara da aynı kararlılıkla müdahale ediyoruz. Sanal dünya da hukuk dışı bir alan değildir; suçu övene de toplumu provoke edene de dijital mecralarda alan bırakmayacağız" Gülistan Doku dosyasında yeni gelişmeler Bakan Çiftçi, Gülistan Doku dosyasına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Dosyada maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının öncelikleri olduğunu belirten Çiftçi, 17 Nisan tarihli onayla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında ortaya atılan iddiaların incelenmesi için iki mülkiye müfettişi görevlendirildiğini ifade etti. Aynı tarihte Sonel’in görevden uzaklaştırıldığını ve gözaltına alındığını belirten Bakan Çiftçi, 21 Nisan’da çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandığına dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı: "20 Nisan 2026 tarihli onayla da olay sonrasındaki inceleme, araştırma ve soruşturma süreçlerinin etkinliğini değerlendirmek üzere 2 Mülkiye Müfettişi ve 2 Polis Müfettişi daha görevlendirildi. Jandarma Genel Komutanlığımız cesedin bulunması için teknik ve lojistik destek sağlıyor. Süreç çok yönlü şekilde devam ediyor. Dün Bakan Yardımcımız Kübra Güran Hanımefendi, hem yerinde incelemeler yapmak, hem de Adalet Bakanlığımızla ortak bir toplantı yapmak üzere Tunceli’deydi. Bizim yaklaşımımız nettir: hiçbir iddia karşılıksız bırakılmaz, hiçbir ihmal görmezden gelinmez, hiçbir süreç karanlıkta kalmaz. Bu dosyada tek hedefimiz vardır: Somut gerçeğin bütün yönleriyle ortaya çıkması." Bakan Çiftçi, kasten öldürme suçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, temel önceliklerinin her olayın aydınlatılması ve faillerin adalete teslim edilmesi olduğunun altını çizdi. Bakan Çiftçi, "2003’ten bugüne yani AK Parti hükümetimiz döneminde meydana gelen kasten öldürme olaylarının yüzde 97,2’si aydınlatıldı. Özellikle faili meçhul dosyalarda son yıllarda çok ciddi bir düşüş sağladık. 2023, 2024, 2025 yıllarında ve 2026’nın ilk döneminde faili meçhul olay kaydı bulunmuyor. Bu sonuç; kriminal kapasitenin güçlenmesinin, olay yeri inceleme kabiliyetinin gelişmesinin ve emniyet-jandarma koordinasyonunun kuvvetlenmesinin somut sonucudur. Faili firar dosyalarında da mücadelemiz kesintisiz sürüyor" değerlendirmesinde bulundu. Firari failler için uluslararası takip Faili firar dosyalarında da mücadelenin kesintisiz sürdüğünü belirten Bakan Çiftçi, 262 kişi hakkında kırmızı bülten çıkarıldığını, 94 kişi için ise kırmızı bülten talebinde bulunulduğunu bildirdi. Yurt içine ya da yurt dışına kaçan faillerin yakalanması için tüm ulusal ve uluslararası mekanizmaların devreye alındığını ifade eden Bakan Çiftçi, "Hiçbir dosya sahipsiz değildir; her olay sonuna kadar takip edilir" dedi. Bakan Çiftçi, kasten öldürme suçlarında hiçbir dosyanın sahipsiz bırakılmadığını vurgulayarak, "Her failin peşine düşüyor, adalete teslim ediyoruz" ifadelerini kullandı. Faili meçhul cinayetler ve firari faillere ilişkin de bilgilendirmelerde bulunan Bakan Çiftçi, kasten öldürme gibi insan hayatını hedef alan suçlarda temel önceliklerinin her olayın aydınlatılması ve faillerin adalete teslim edilmesi olduğunu belirtti. Çiftçi, "2003’ten bugüne yani AK Parti Hükümetimiz döneminde meydana gelen kasten öldürme olaylarının yüzde 97,2’si aydınlatıldı. Özellikle faili meçhul dosyalarda son yıllarda çok ciddi bir düşüş sağladık. 2023, 2024, 2025 yıllarında ve 2026’nın ilk döneminde faili meçhul olay kaydı bulunmuyor. Bu sonuç; kriminal kapasitenin güçlenmesinin, olay yeri inceleme kabiliyetinin gelişmesinin ve emniyet-jandarma koordinasyonunun kuvvetlenmesinin somut sonucudur. Faili firar dosyalarında da mücadelemiz kesintisiz sürüyor. 262 kişi hakkında kırmızı bülten çıkarıldı. 94 kişi için kırmızı bülten görüşü soruldu. Yurt içine ya da yurt dışına kaçmış faillerin yakalanması için ulusal ve uluslararası bütün mekanizmaları devreye alıyoruz. Hiçbir dosya sahipsiz değildir; her olay sonuna kadar takip edilir. Kasten öldürmede hiçbir dosyayı sahipsiz bırakmıyoruz; her failin peşine düşüyor, adalete teslim ediyoruz" ifadelerine yer verdi. Sokak çetelerinin ise ‘Yeni Nesil Suç Örgütleri’ tanımlandığını kaydeden Çiftçi, bunların hem asayişi bozan hem de mahalle huzurunu hedef alan, gençleri suça sürükleyen ve şehir güvenliğini tehdit eden yapılar olduğuna dikkati çekti. Çiftçi, 2026 yılını ‘Yeni Nesil Suç Örgütleri’ mücadele yılı ilan ettiklerini kaydederek, "Kendilerine çizgi film karakterlerinden ya da takma isimlerden esinlenerek adlar veriyorlar. Gösterişi, sosyal medya görünürlüğünü ve korku yaymayı bir yöntem olarak kullanıyorlar. Yaş ortalamaları düşüyor, hızlı para kazanma hevesi öne çıkıyor. Dijital platformları hem propaganda hem de suç gelirleri bakımından daha yoğun kullanıyorlar. Sabit merkezleri zayıf, örgütsel bağları daha gevşek, hareket tarzları daha öngörülemez. Bu nedenle bunlarla mücadele de klasik yöntemlerle sınırlı kalamaz" diye konuştu. Geçen yıl yılında 652 organize suç çetesine yönelik bin 730 operasyon gerçekleştirdiklerini anımsatan Çiftçi, bu operasyonlarda 14 bin 75 şahsın gözaltına alındığını, 7 bin 659 şahsın tutuklandığını, 3 bin 463 şahıs hakkında ise adli kontrol işlemi yapıldığını bildirdi. Çiftçi 1 Ocak-16 Nisan 2026 döneminde ise 274 organize suç çetesine yönelik 676 operasyon yaptıklarını belirterek, geçen yılın aynı döneminde 222 çeteye yönelik 556 operasyon düzenlendiğini belirtti. Hem operasyon sayısını hem de darbe indirdikleri yapı sayısını artırdıklarına dikkati çeken Çiftçi, aynı dönemde 4 bin 963 şahsın gözaltına alındığını, 2 bin 219 şahsın tutuklandığını ve bin 129 şahıs hakkında adli kontrol kararı verildiğini dile getirdi. Operasyon yapılan suç çetelerinin 191’nin KOM, 41’nin narkotik ve 42’sinin ise siber bağlantılı organize suç örgütlerinden oluştuğunu ifade eden Çiftçi TCK 220 kapsamında mevcut planlı dosya sayısının da 489 olduğunu kaydetti. "1 Ocak-16 Nisan 2026 arasında 32 bin 523 ruhsatsız silah yakalandı" Çiftçi, ruhsatsız silah konusunun doğrudan kamu düzenini, vatandaşların güvenliğini ve toplumsal huzuru etkileyen bir başlık olduğunu söyleyerek, bu konudaki mücadelelerini tavizsiz sürdürdüklerini vurguladı. Çiftçi, son iki sene içerisinde ruhsatsız silah kapsamında 243 bin 208 şahıs hakkında işlem yapıldığını kaydetti ve 1 Ocak-16 Nisan 2026 arasında 32 bin 523 silah yakalandığını ve 33 bin 120 şahsa işlem yapıldığını sözlerine ekledi. Yakalanan silahların 14 bin 226’sının tabanca, 6 bin 170’inin kurusıkı tabanca, 11 bin 554’ünün av tüfeği ve 573’ünün uzun namlulu silah olduğunu açıklayan Çiftçi, Emniyet ve jandarma güçlerinin ruhsatsız silahları kaynağında tespit etmek, ele geçirmek ve sorumluları adli mercilere teslim etmek için aralıksız çalıştığını belirtti. Belediyelere yönelik soruşturmalara ilişkin de bilgilendirmelerde bulunan Çiftçi, İçişleri Bakanlığı’nın belediyelere yönelik işlemleri siyasi aidiyete göre değil, ihbar, şikayet, teftiş ve denetim sonuçlarına göre yürüttüğünün altını çizdi. Çiftçi, 31 Mart 2024 mahalli idareler seçimlerinden 17 Nisan 2026 tarihine kadar 3 bin 309 araştırma ve inceleme yürütüldüğünü söyleyerek, bunların bin 535’i hakkında soruşturma izni verildiğini aktardı. Yapılan soruşturmalarda mükerrer dosyalar da olduğunu söyleyen Çiftçi, sözlerine şu şekilde devam etti: "Dağılıma baktığımızda 677’si AK Partili belediyelerle ilgili. 371’i CHP’li, 128’i MHP’li, 18’i DEM Partili, 9’u İYİ Partili, 332’si de diğer partilere mensup belediyelerle ilgili. Bu veriye göre en fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Partili belediyelerdir. Yaklaşık toplamın yüzde 44’üne tekabül ediyor. Bu tablo bile tek başına ‘sadece muhalefet belediyeleri hedef alınıyor’ iddiasının gerçekle örtüşmediğini gösteriyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi özelinde ise Sayın Mansur Yavaş’ın görev dönemini kapsayan yaklaşık 7 yılda toplam 49 araştırma ve ön inceleme onayı verildi. 23 ön inceleme raporu düzenlendi. 32 iddia konusu değerlendirildi. Müfettiş önerileri doğrultusunda 7 konuda soruşturma izni verildi. Bunların 2’si Danıştay tarafından kaldırıldı, 2’si halen Danıştay incelemesinde, 3 dosyada ise karar sonrası işlemler sürüyor. 25 iddiada ise Yavaş’ın imzası, onayı veya talimatı tespit edilemediği için soruşturma izni verilmedi. Ayrıca 18 konuda suç unsuruna rastlanmadı. 13 tevdi raporu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına, 1 tevdi raporu Hazine ve Maliye Bakanlığına gönderildi. 2 tazmin raporu da belediyeye iletildi. Halen 11 araştırma ve ön inceleme süreci devam ediyor. Dolayısıyla burada yapılan işlem siyasi değil; iddia, inceleme, müfettiş raporu ve hukuk süreci temelinde yürüyen idari bir mekanizmadır. Çiftçi, İçişleri Bakanlığınca verilen soruşturma izinlerinin nihai hüküm niteliği taşımadığını da belirterek bu kararların, 4483 sayılı ‘Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’ çerçevesinde alınan idari kararlar olduğunu ve yargı denetimine tabi olduğunu söyledi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder