POLİTİKA
29 Mart 2026 Pazar - 17:26 BBP Genel Başkanı Destici, Erzurum kongresinde konuştu: Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Türkiye’nin hiçbir emperyal ajandanın veya haksız bir işgal stratejisinin "cephe ülkesi" olmayacağını ifade ederek, "Türkiye, ne yapılmak istendiğinin bilincinde, tecrübeli, basiretli ve güçlü bir Cumhurbaşkanına ve yönetime sahiptir" dedi. İbrahim Erkal Kültür Merkezi’nde düzenlenen BBP 13. İl kongresinde konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, yaklaşık bir aydır devam eden ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve bölgede yaşanan süreci değerlendirdi. İçinden geçtiğimiz sürecin bölgemizde güç dengelerinin yeniden şekillendiği, stratejik denklemlerin yeniden yazıldığı bir süreç olduğunu anlatan BBP Genel Başkan Mustafa Destici, "Sadece askeri değil; dezenformasyon, algı yönetimi, psikolojik harp unsurları ve dijital/siber alanı kapsayan çok boyutlu bir enformasyon mücadelesinin yürütüldüğü kritik bir eşiktir. Bu toz duman içerisinde "son günler" Türkiye Cumhuriyeti’nin duruşu, bazı kesimlerce speküle edilmeye çalışılsa da, esasen devletimiz tek bir pusulaya odaklıdır: o da Tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti ve sarsılmaz milli egemenliktir" dedi. Son dönemde bölgemizdeki krizin uzaması ihtimaline binaen dile getirilen "geniş koalisyon" tartışmaları, kamuoyumuzda bazı soruları beraberinde getirdiğini ifade eden BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "Şunun altını net bir şekilde çizmek gerekir: Türkiye, hiçbir emperyal ajandanın veya haksız bir işgal stratejisinin "cephe ülkesi" olmamalıdır ve olmayacaktır. Bu çerçevede, Türkiye’nin herhangi bir askeri veya siyasi angajmana dahil olması ancak uluslararası hukukun meşruiyet zemini, doğrudan milli güvenlik tehdidi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesiyle, Cumhurbaşkanımız ve hükümetin kararıyla mümkün olabilir" diye konuştu. "Birilerinin bölgedeki vekalet savaşları üzerinden kurguladığı koalisyon senaryoları, Türkiye’nin milli çıkarları ve bölgesel barış vizyonuyla uyuşmadığı sürece bizim için sadece birer dış gözlemdir" diyen Genel Başkanı Destici konuşmasını şöyle sürdürdü; "İsrail’in saldırgan tutumu karşısında Türkiye ve Türk Milleti olarak sergilediğimiz ilkeli duruş, sadece söylemde değil, bölgedeki dengeleri koruma gayretimizde de vücut bulmaktadır. Ne ABD-İsrail saldırılarının yanında taraf olmalıyız ne de İran karşıtı blok diye oluşturulmaya çalışılan yapı içinde aktif bir şekilde yer almalıyız. Tarafsızlığımızı korumalı ve tarafsızlık sıfatımız algısına zarar verecek hamlelerden ve siyaset dilinden uzak durmalıyız. Bizim için asıl olan, komşularımızın istikrarsızlaştırılması üzerinden ülkemize yönelebilecek tehditlerin önüne geçmektir. Bilhassa saldırgan ABD ve İsrail kaynaklı hem de resmi ve gayri resmi ağızlardan gelen "Sıradaki hedef Türkiye" tehditlerinin farkındayız ve daha da mühimi devlet aklımız, şüphesiz ve tereddütsüz her türlü senaryoya karşı en üst düzeyde teyakkuz halindedir. Bu kapsamda sınır ötesi risk projeksiyonları, göç dalgaları, terör örgütlerinin yeniden yapılandırılması ve enerji arz güvenliği gibi başlıklar devletimiz tarafından bütüncül bir güvenlik perspektifiyle ele alınmaktadır. Kamuoyunda son günlerde artış gösteren; ülkemizde yeni askeri kapasite artırımları veya yabancı güçlere ait yeni üs inşaatları gibi spekülasyonlara dair de bir çift sözümüz bulunmaktadır. Türkiye, NATO üyesi bir devlet olmanın getirdiği sorumlulukları, kendi egemenlik haklarının önüne hiçbir zaman geçirmemiştir, geçirmeyecektir. Topraklarımızdaki her askeri varlık, sadece ve sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin kontrolünde ve milli güvenlik doktrinimize hizmet ettiği sürece mevcudiyetini sürdürebilir. Milli üniter yapımıza ve egemenlik haklarımıza aykırı hiçbir planın parçası olmamız katiyen söz konusu değildir." Gelinen aşamada ne NATO’dan, ne Ankara’dan, ne de uluslararası güvenilir kaynaklardan "Türkiye topraklarına 40 bin NATO askeri konuşlandırılacak" iddialarını doğrulayan resmi bir bilgi bulunmadığını belirten Destici; "Her şey genellikle sosyal medya da yoğunluk gösteren iddialardan ibaret. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyenler olabilir. Devletimiz, güvenlik politikalarının doğası son günlerde bilhassa sosyal medyada artan spekülasyon ve iddialar karşısında bazen sessiz kalmayı tercih edebilir. Ancak biliyoruz ki, bilgi çağında oluşan her boşluk, psikolojik harp unsurları tarafından gerçek dışı iddialarla doldurulmaya müsaittir. Binaenaleyh Buradan ilan ediyoruz: Sivil ve askeri makamlarımız, halkımızın tatmin olacağı, şeffaf ve berrak bir bilgilendirme sürecini kararlılıkla devreye sokmalıdır. Kamuoyu indinde dezenformasyona ve spekülasyonlara yol açan iddialara karşı anlaşılır ve şeffaf bir şekilde "resmi" açıklamalar yapılmalıdır. Bu günlerde panik atmosferine yer yoktur; çünkü Türkiye, ne yapılmak istendiğinin bilincinde, tecrübeli, basiretli ve güçlü bir Cumhurbaşkanına ve yönetime sahiptir. Sonuç olarak; bu saatten sonra Türkiye’nin ihtiyacı olan şey panik değil, sağduyulu bir "berrak akıl"dır. Bizler, ne batı merkezli bir dayatmanın figüranı, ne de bölgesel kaos planlarının sessiz izleyicisiyiz. Devlet Kendi stratejik ortaklıklarını yönetebilir. Lakin yönetirken, bağımsızlığımızdan ve milli onurumuzdan asla ödün vermeyecek anlayışta olduğumuzu tüm dünyaya bir kez daha hatırlatıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, tarihî tecrübesi, kurumsal kapasitesi ve Türk milletinin iradesiyle bu tür küresel kırılma anlarından güçlenerek çıkma potansiyeline sahiptir. İnşallah bu sıkıntılı günlerde de üstümüze başımıza emperyalistlerin ve Türkiye’ye hasım olanların atacağı çamur ve pisliklere mani olup yüzümüzün akıyla ülkemizi ve milletimizi rengini şehitlerimizin kanından alan, ay yıldızlı al bayrağımız altında tek ve birlik içinde ayakta tutacağız. Diri olacağız. Birlik içinde olacağız. Büyük birlik olacağız" şeklinde konuştu. Genel kurul sonunda BBP İl kongresinde mevcut başkan Ahmet Eşref Yılmaz yeniden il başkanlığına seçildi. Kongreye AK Parti İl Başkanı Av. İbrahim Küçükoğlu, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, AK Parti Palandöken ve Aziziye ilçe başkanları, STK temsilcileri ile çok sayıda partili katıldı.
İletişim Başkanı Duran: "Sudan’daki istikrarsızlık, küresel deniz ticareti açısından seyrüsefer güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor"
04 Aralık 2025 Perşembe - 13:31 İletişim Başkanı Duran: "Sudan’daki istikrarsızlık, küresel deniz ticareti açısından seyrüsefer güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor" İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Afrika’nın Kalbinde Süregelen Çatışma: Sudan’da Barış Arayışı" panelinin açılışında yaptığı konuşmada, "Kızıldeniz’e kıyısı olan Sudan’daki istikrarsızlık, küresel deniz ticareti açısından hayati öneme sahip bu koridorda seyrüsefer güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor" dedi. İletişim Başkanlığı’nda düzenlenen "Afrika’nın Kalbinde Süregelen Çatışma: Sudan’da Barış Arayışı" paneline, Sudan’ın Ankara Büyükelçisi Nadir Yousif Eltayeb ile çok sayıda davetli katıldı. Panelde yaptığı konuşmada Türkiye’nin Afrika politikası ve kıtayla gelişen ilişkilerini değerlendiren İletişim Başkanı Duran, Türkiye’nin Afrika’ya yönelik yaklaşımının "salt bağış veya hibe odaklı" bir zemine dayanmadığını vurgulayarak, "Afrika sorunlarına Afrikalı çözümler" ilkesi temelinde kıtanın "daha müreffeh, barış içinde bir gelecek vizyonunu" paylaştıklarını belirtti. Duran, Türkiye burslarından bugüne kadar 15 binden fazla Afrikalı öğrencinin yararlandığını, hâlihazırda 65 bini aşkın Afrikalı öğrencinin Türkiye’de yükseköğretime devam ettiğini bildirdi. Türkiye Maarif Vakfı’nın 27 Afrika ülkesinde yaklaşık 25 bin öğrenciye eğitim verdiğini aktaran Duran, ticaret hacminin son yıllarda katlanarak arttığını ve ticaret hacminin 2024 yılı sonunda 36,6 milyar dolara çıktığını söyledi. Türkiye’nin bu hacmi önümüzdeki dönemde 50 milyar dolara çıkarmayı hedeflediğini vurgulayan Duran, Türkiye’nin kıtanın ekonomik kalkınmasına, kapasite geliştirme çabalarına ve güvenlik alanındaki ihtiyaçlarına destek sağlandığını ifade ederek, savunma sanayii alanındaki ikili işbirliklerinin de giderek güçlendiğini belirtti. Türkiye’nin gerektiğinde kolaylaştırıcı ve arabulucu bir rol üstlendiğine dikkat çeken Duran, "Afrika’nın sorunlarına Afrikalı çözümler" ilkesine bağlı kaldıklarını ve kıtadaki bölgesel örgütlerle işbirliğine önem verdiklerini söyledi. Afrika ülkelerinin Türkiye’yi "güvenilir ortak" olarak görmesinin işbirliklerini daha da geliştirdiğini belirten Duran, "Afrika kendi sorunlarını çözebilecek kapasitededir ancak Afrikalı kardeşlerimizin onları dinleyen ve anlayan uluslararası ortaklara ihtiyacı vardır" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın birçok konuşmasında atıfta bulunduğu Sudan’ın toprak bütünlüğü konusunu hatırlatan Duran, "2023’te başlayan iç çatışmalar acil bir çözümü gerektiren konuma geldi. Dünya belki Sudan’da ne yaşandığına pek dikkat etmiyor ama Sudan’da büyük bir dram yaşanıyor. Çok sayıda insanın yardıma ihtiyaç duyduğu bir süreç yaşanıyor. 2023 Nisan ayında Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında başlayan bu çatışma sonucu bugün 31 milyona yakın kişinin insani yardım ihtiyacı içerisinde olduğu, 9 milyona yakın insanın ülke içinde yerinden edildiği ve 3 milyon Sudan’ın komşu ülkelerde mülteci durumunda olduğunu görüyoruz" şeklinde konuştu. "Sudan’daki istikrarsızlık, küresel deniz ticareti açısından seyrüsefer güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor" Sudan’daki durumun ülke sınırlarını aşarak bölgesel ve küresel ölçekte sorun oluşturduğuna dikkati çeken Duran, "Komşu ülkelerde çeşitli listeler altındalar. Etiyopya, Güney Sudan, Çat ve Orta Afrika Cumhuriyeti gibi ülkeler de bir şekilde bu konuyla alakalanmak durumunda kalıyor. Bütün bunlar hem Sudan’ın kendi çatı iç çatışmasındaki yıkıcılığı hem de büyük bir maliyet üreten ekonomik anlamda da, insanlık kayıpları anlamında da bir çatışmanın artık sona ermesi gerektiğini gösteriyor. Kızıldeniz’e kıyısı olan Sudan’daki istikrarsızlık, küresel deniz ticareti açısından hayati öneme sahip bu koridorda seyrüsefer güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Böyle baktığımızda Sudan’da istikrarı sağlamakla Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu güvenliğinin sağlanamayacağı açıktır. Böyle baktığımızda hem Arap dünyası açısından hem Batı ülkeleri, hem de dünyanın diğer aktörleri açısından burada bir mücadelenin gerçekleştiğini ve bu mücadelenin aslında Sudan halkına zarar veren bir noktaya geldiğini görüyoruz. Bu olaya müdahil olan ülkelerin oturarak bu meselenin çözümünde istikrar sağlayıcı, barış getireceği bir konumda olmaları gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Bakan Göktaş: "Pek çok Avrupa ülkesinde kadınlar, seçme ve seçilme hakkını Türkiye’den sonra elde etti"
04 Aralık 2025 Perşembe - 13:26 Bakan Göktaş: "Pek çok Avrupa ülkesinde kadınlar, seçme ve seçilme hakkını Türkiye’den sonra elde etti" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Fransa, İtalya, İsviçre gibi pek çok Avrupa ülkesinde kadınlar, seçme ve seçilme hakkını Türkiye’den sonra elde etti" TBMM’de Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde etmesinin 91. yıl dönümü nedeniyle program düzenlendi. Programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, kadın milletvekilleri ve çok sayıda davetli katıldı. Ankara Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’nun konser verdiği programda konuşan TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan, "Bundan tam 91 yıl önce yine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tarihi bir adım atıldı. Teşkilatı Esasiye Kanunu’nda yapılan değişiklikle Türk kadınına seçme ve bir seçilme hakkı tanındı. O gün Meclis’te yükselen alkışlar sadece Ankara’da değil, tüm Türkiye’de ve dünyada yankılandı. O günlerin basınından, Meclis tutanaklarından, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yazılan teşekkür mektuplarından yaşanan büyük sevinci ve neşeyi okuyabiliyoruz. Anlıyoruz ki Türkiye’de kadınlara verilen bu haklardan ötürü Fransız, İtalya ve Belçika kadınları ülkemize gıptayla bakmışlardır. Bilhassa Fransız kadınları bundan çok etkilenmiştir. Zira döneminin Fransa’sında kadınlar milletvekili seçimlerinde oy vermek ve parlamentoya girmek şöyle dursun, belediye meclislerine seçilememişlerdir. Ve belediye seçimlerinde oy vermek uğruna büyük mücadeleler vermişlerdir" ifadelerini kullandı. "Pek çok Avrupa ülkesinde kadınlar seçme ve seçilme hakkını Türkiye’den sonra elde etti" Bakan Göktaş ise, "91 yıl önce Türkiye Büyük Millet Meclisi, tam da bu hakikatin gereğini yerine getirdi. O gün Meclis’te yapılan konuşmalarda tek bir şey vurgulandı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kadınların millet iradesine katılımını Cumhuriyet’in temel taşı olarak gören öngörüsüyle bu tarihi dönüşüme yön verdi. Kadınların seçme ve seçilme hakkı, oylamaya katılan milletvekillerinin tamamının evet oyuyla kabul edildi. Türkiye o dönemde bu yasayı kabul eden ülkeler arasında öncü konumdaydı. Bu adım, sadece zamanlama bakımından değil, verilen hakkın kapsamı açısından da son derece ilericiydi. Çünkü bu dönemde dünyanın pek çok yerinde kadınlara tanınan siyasi haklar ya oldukça dar kapsamlıydı ya da ciddi şartlara bağlıydı. Örneğin İngiltere’de kadınlar 1928’e kadar yaş ve mülk şartlarıyla oy kullanabiliyordu. Türkiye’de ise kadınlar genel, eşit ve doğrudan seçim hakkına sahipti hiçbir ayrıma, hiçbir ön şarta bağlanmadan. Diğer yandan Fransa, İtalya, İsviçre gibi pek çok Avrupa ülkesinde kadınlar bu hakkı Türkiye’den sonra elde etti" dedi. "2002 yılında 14 kadın büyükelçimiz varken, bugün 297 büyükelçiden 80’i kadın" Son 23 yılda kadının güçlenmesi alanında devrim niteliğinde reformlara imza atıldığını dile getiren Göktaş, "Anayasa değişikliği ile ‘pozitif ayrımcılık’ ilkesini hukuk sistemimize yerleştirerek, kadınların hak ve fırsat eşitliğini devlet güvencesine aldık. Günümüzde kadınlar artık daha görünür, daha etkin ve daha güçlü. Bu kapsamda kadınların eğitim düzeyleri, iş gücüne katılım oranları ve kamusal temsiliyeti en yüksek seviyelere ulaştı. Hayata geçirdiğimiz politikalarla kadın milletvekili oranı 2002’de yüzde 4,4 iken, bu oran yüzde 19,8’e yükseldi. Bunun yanı sıra kadın işgücüne katılım oranı yüzde 27,9’dan yüzde 6,5’e, istihdam oranı yüzde 25,3’ten yüzde 32,4’e çıktı. 2002 yılında 14 kadın büyükelçimiz varken, bugün 297 büyükelçiden 80’i kadın. Bugün hakimlerimizin yüzde 47,3’ü, savcılarımızın yüzde 19,4’ü kadındır. Benzer şekilde 2002 yılında kadın öğretim görevlisi oranı yüzde 36’dan yüzde 53’e yükseldi. 2002 yılında üniversiteye giden kız öğrenci sayısı yüzde 14 iken, bu oran yüzde 53’e çıkt, ve her iki üniversite öğrencisinden biri kadın oldu" şeklinde konuştu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "(Papa’nın ziyareti) "Eleştiri noktamız gerçekleştirdiği, ritüellerle milletimizi rahatsız etmesidir"
04 Aralık 2025 Perşembe - 12:22 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "(Papa’nın ziyareti) "Eleştiri noktamız gerçekleştirdiği, ritüellerle milletimizi rahatsız etmesidir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Papa’nın Türkiye ziyaretine ilişkin, "Eleştiri noktamız gerçekleştirdiği, şova dayalı dini ve tarihi ritüellerle milletimizi rahatsız etmesidir" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli Türkgün Gazetesine gündeme dair açıklamalarda bulundu. Bahçeli, TBMM’de kurulan ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun dinleme ve istişare aşamasının geride kaldığını belirterek, artık geçiş sürecini ilgilendiren rapor yazımına geçilmesi gerektiğini ifade etti. Bahçeli, 2026’dan itibaren ‘Terörsüz Türkiye’nin vasat ve varlık bulması gerektiğini vurguladı. ‘Terörsüz Türkiye’ süreciyle toplumsal huzurun egemen olacağını aktaran Bahçeli, "Milletimiz heyecanla barışı kucaklayacaktır. Bundan dolayı da müsterihim. Komisyona üye veren her partinin sorumluluk ahlakıyla hareket ettiğini değerlendiriyor, hepsine teşekkür ediyorum" diye konuştu. "CHP üç S’li bir alanda bocalamaktadır: Söğütözü, Saraçhane ve Silivri" Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) tarihin yanlış yerinde durduğuna değinerek, "Görülen odur ki, CHP üç S’li bir alanda bocalamaktadır: Söğütözü, Saraçhane ve Silivri. Rüşvet, yolsuzluk ve irtikap davaları Aziz Atatürk’ün partisini mahvı perişan etmiştir. CHP yönetiminin her önüne geleni suçlaması doğru ve omurgalı bir tavır değildir. Aynada başka bir şey görmek istiyorlarsa aynayı değil aynanın karşısındaki görüntüyü değiştirmeleri akla yatkın en makul tercihtir. CHP’nin istikrarsızlığı, tarihî çizgisinden derin kopuşu Türk siyaset ve demokrasi hayatını olumsuz etkileyecektir" değerlendirmesinde bulundu. "Türk yargısına güvenimiz tamdır" CHP’nin rüşvet ve yolsuzluk suçlamalarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Hazırlanan iddianamenin içeriği gerçekten de çok ciddidir. Yüzleşmek için özgüven, gerçekleri kabullenmek için de siyasi ahlak ve dirayet gerekmektedir. Yüzyılın en vahim yolsuzluğunun aydınlanması ve adaletin tecellisi şarttır. Bizim de Türk yargısına güvenimiz tamdır" şeklinde konuştu. "Savunmasız insanların hakkını hukukunu savunmak bir insanlık görevidir" Bahçeli, Gazze’de soykırımın devam ettiğini ve soykırımcıların mutlaka hesap vermesi gerektiğini aktararak, "Bu yılki Genel Kurul’da pek çok ülke Filistin’i tanımıştır. Akan kan durmalı, Gazze’nin Gazze’lilere ait olduğu herkesçe kabul edilmelidir. İki devletli çözümden başka yol kalmamıştır. 1967 sınırlarına haiz olmak kaydıyla başkenti Doğu Kudüs olan egemen, bağımsız ve coğrafi bütünlüğünü sağlamış Filistin devleti kabul edilmeli, Birleşmiş Milletler’e de tam üye yapılmalıdır. Bunun yanı sıra soykırımcılar mutlaka hesap vermelidir. Gazze’li bebeklerin, çocukların, kadınların, yaşlıların, savunmasız insanların hakkını hukukunu savunmak bir insanlık görevidir, bir vicdan ve merhamet seferberliğidir" açıklamasında bulundu. "Eleştiri noktamız gerçekleştirdiği, şova dayalı dini ve tarihî ritüellerle milletimizi rahatsız etmesidir" Papa’nın 27-30 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretine ilişkin konuşan Bahçeli sözlerine şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle şunu ifade edeyim, Milliyetçi Hareket Partisi adına görüş paylaşan Genel Başkan Yardımcımız Edip Semih Yalçın’ın açıklaması bizim resmi açıklamamızdır, nitekim desteğim tamdır. Papa 14.Leo, Vatikan Devlet Başkanı ve Katolik dünyasının ruhani lideridir. Ülkemize ziyareti Cumhurbaşkanımızın daveti üzerine gerçekleşmiştir. Bizim bu ziyarete diyeceğimiz bir şey yoktur. Yapılan görüşmelerde Türkiye-Vatikan diyaloglarıyla, Filistin başta olmak üzere güncel mahiyetli bölgesel ve küresel gelişmeler ele alınmıştır. Bizim eleştiri noktamız Papa’nın Vatikan Devlet Başkanı olarak yaptığı temaslar değil, Katolik dünyasının ruhani lideri olarak gerçekleştirdiği, haddizatında şova dayalı dini ve tarihî ritüellerle milletimizi rahatsız etmesidir. İznik Neofitos Bazilikası’ndan tutun da, İstanbul Maçka’da kurulu bulunan Wolkswagen Arena’daki ayinlere varıncaya kadar sahnelenen gizil propagandaya ve kapalı devre işlenen mesajların muhtevasına esastan ve usulden itirazımız vardır. 1700 yıl önce toplanan bir konsilin, bu topraklardaki ilk başkentimiz olan İznik’ten tekrar canlandırılma hevesine, İznik yerine Nicaea’yı ikame etme sinsiliğine seyirci ve suskun kalamayız. İslam aleminin arasına nifak tohumları saçanların, Müslümanı Müslümana kırdıranların, Hıristiyanlığı birleştirme ve bu dini özellikle Asya merkezli yayma çabalarına İznik’in alet edilmesi, burayı sıçrama alanı olarak görmeleri inanç ve itikat onurumuzun hiçe sayılmasıdır."
İzmit’te kaçak seçim ofisi polemiği: "Fatura kime kesilecek?"
04 Aralık 2025 Perşembe - 12:08 İzmit’te kaçak seçim ofisi polemiği: "Fatura kime kesilecek?" MHP İzmit İlçe Başkanı İlker Kazan, kaçak olduğu iddiasıyla gündeme gelen ve seçim döneminde CHP tarafından kullanılan binanın tapuda satıldığını belirterek, süreçteki çelişkilere dair İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’ten açıklama istedi. Kazan, "Siz görevinizi yaptıysanız bu bina gözünüzün önünde nasıl tamamlandı? ’Mühürledik, suç duyurusunda bulunduk’ dediğiniz binayı neden seçim ofisi olarak kullandınız? Kaçak yapı işlemi yaptıysanız bu binanın tapuda satışı nasıl gerçekleşti?" dedi. MHP İzmit İlçe Başkanı İlker Kazan, İzmit Kemalpaşa Mahallesi’nde ’basit tadilat izni’ ile yeniden inşa edildiği öne sürülen ve 31 Mart yerel seçimlerinde CHP’nin seçim ofisi olarak kullanılan binanın satışı ile ilgili İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’e tepki gösterdi. Kazan, kaçak olduğu iddia edilen yapının tapuda el değiştirmesi üzerine, ’Gereken işlemler yapıldıysa satış nasıl gerçekleşti?’ sorusunu yöneltti. "Mal sahibi seçimden sonra burayı elden çıkarttı, tapudan satışını yapıldı" Binanın inşası ve sonraki sürece değinen Kazan, "İzmit Belediyesi’ne kuş uçuşu sadece 1 kilometre mesafede, İzmit’in bütün yollarının birleştiği, ana caddelerinin kesiştiği, bütün halk otobüslerinin önünden geçtiği, en dolu durak noktasının yanında bulunan bir bina. Basit tamir izni alınarak yıkılıp kaçak olarak yapıldı, hatta fazladan kat bile eklendi. Ardından İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ile CHP Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Atasoy Bilgin’in seçim ofisi olarak kullanıldı. İçinde türlü türlü etkinlikler, seçim çalışmaları yapıldı. Mal sahibi seçimden sonra burayı elden çıkarıp, tapudan satışı yapıldı. Bina kiralık diye üzerine tabela asıldı. Bu konuları gündeme getirdiğimizde Fatma Hanım çıkıp, ’Biz gereken işlemleri yaptık, savcılığa başvurduk’ diyor. Bu kaçak yapıyı yapan Faruk Bostan, sözde gazetesinde iki yıldır Fatma Kaplan Hürriyet’in siyasi rakiplerine ahlaksızca aslı olmayan iftira manşetleri atıyor, karalama kampanyaları düzenliyor, itibar suikastları yapıyor. Fatma Hanım, bu şahısla da hiçbir ilgisi bulunmadığını iddia ediyor" dedi. "Bütün bu usulsüzlükleri yapan şahıs ceza alacak mı, fatura kime kesilecek" Kazan, şöyle devam etti: "Siz görevinizi yaptıysanız bu bina gözünüzün önünde nasıl tamamlandı? ’Mühürledik, suç duyurusunda bulunduk’ dediğiniz binayı neden seçim ofisi olarak kullandınız? Kaçak yapı işlemi yaptıysanız bu binanın tapuda satışı nasıl gerçekleşti? Bu bina satılıp, el değiştirdiğine göre bütün bu usulsüzlükleri yapan şahıs ceza alacak mı, fatura kime kesilecek? Siyasi rakiplerinize ahlaksızca manşetler atan Faruk Bostan, ’Bu yer benim değil’ dedi. Kağıt üzerinde sahibi oğlu çıktı ama siz de açıklamanızda Faruk Bostan’ın yerin sahibi olduğunu itiraf edip, ’Faruk Bostan ile ilgimiz yok’ dediniz. Bu ilişki ne boyutta, kim doğru söylüyor ya da kim daha az yalan söylüyor merak ediyoruz. En önemlisi belediye imkanlarını kullanarak başka basın kuruluşları, sivil toplum örgütü ya da şahısla bu tür ilişkiler kurdunuz mu?"
Darende Belediyesi’nden özel program
04 Aralık 2025 Perşembe - 11:19 Darende Belediyesi’nden özel program Malatya’nın Darende ilçesinde Belediye tarafından 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla Köprügözü Düğün Salonu’nda geniş katılımlı bir etkinlik düzenlendi. Program, özel ihtiyaçlı bireyler ve ailelerinin yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını yapan Darende Belediye Başkanı Alican Bozkurt, engelliler için belediye tarihinde ilk kez kapsamlı bir sosyal etkinlik düzenlediklerini belirterek, "Hayatı birlikte güzelleştireceğiz. Yüreklerdeki engelleri kaldırmak ve ‘Biz büyük bir aileyiz’ demek için bugün buradayız. Bu salonu dolduran kalabalık bize bu buluşmayı yapmakta geç kaldığımızı gösteriyor ama olsun; ‘Nerede kalmıştık?’ demiyoruz, ‘Bismillah’ diyerek yeni bir sayfa açıyoruz" dedi. Göreve başladıkları günden itibaren özel ihtiyaçlı bireyler adına neler yapabileceklerinin gayreti içinde olduklarını ifade eden Bozkurt, "En büyük engel empati yoksunluğudur, sevgisizliktir. Kardeşlerimiz sosyal hayatta ‘Ben de varım’ diyebiliyorsa işte o zaman biz görevimizi yapmış sayılırız. Bu özel günün zihinlerdeki engellerin kalkmasına vesile olmasını diliyorum. Bu daha başlangıç, birlikte hayatı güzelleştireceğiz" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından Başkan Bozkurt, ilçede görev yapan Yeni Zeynep Sultan Rehabilitasyon Merkezi öğretmenleri ile devlet okullarındaki özel eğitim öğretmenlerine çini tabak hediye etti. Bozkurt ve Apan’a teşekkür Yeni Zeynep Sultan Rehabilitasyon Merkezi adına konuşan Veysel Ser, Darende, Gürün ve Kuluncak’ta 18 yıldır özel ihtiyaçlı bireylere hizmet verdiklerini belirterek, "İlk kez belediye tarafından 3 Aralık için bir program düzenlendi. Başkan Alican Bozkurt ve ekibine teşekkür ediyoruz. Ayrıca özel bireylere giysi ve kırtasiye desteği sağlayan Belediye Başkan Yardımcısı Muharrem Apan’a da teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. Özel bireylerin kına gecesi Program kapsamında özel ihtiyaçlı bireyler tarafından şiirler okunurken, Akif Kalay isimli öğrenci "Etek sarı sen etekten sarısın" türküsünü seslendirdi. Etkinliğin en dikkat çeken bölümü ise 1976 doğumlu Firaz Tercan ile yine 1976 doğumlu Senem Tezcan için düzenlenen kına merasimi oldu. Hayallerindeki düğün atmosferine kavuşan özel bireylere kınayı, Belediye Başkanı Bozkurt’un eşi Fatime Bozkurt yaktı. Gelinler ellerini açmayınca avuçlarına çeyrek altın bırakıldı. Kına sonrası halay çekilerek eğlenceli anlar yaşandı. Konuklara pasta, çerez ve meyve suyu ikram edilirken kına dağıtımı da yapıldı. Programa yoğun katılım Programa Belediye Başkanı Alican Bozkurt, Başkan Yardımcısı Muharrem Apan, İlçe Milli Eğitim Müdürü Fevzi İnce, kurum amirleri, siyasi parti ve STK temsilcileri ile özel ihtiyaçlı bireyler ve aileleri katıldı.
Bakan Memişoğlu: "Türkiye kendi sağlık cihazlarını üretip, teknolojisini yapabilir hale geldi"
04 Aralık 2025 Perşembe - 11:03 Bakan Memişoğlu: "Türkiye kendi sağlık cihazlarını üretip, teknolojisini yapabilir hale geldi" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin dünyanın en iyi sağlık altyapısına kavuşturulduğunu belirterek, "Artık Türkiye de kendi sağlık cihazlarını üretip, teknolojisini yapabilir hale geldi" dedi. Bakan Memişoğlu, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında 64’üncü il olarak Çankırı’yı ziyaret etti. İlk olarak Vali Mustafa Fırat Taşolar’ı makamında ziyaret eden Bakan Memişoğlu, kentteki çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Memişoğlu, ziyareti sırasında yaptığı açıklamada Türkiye yüzyılında sağlık alanında önemli yatırımlara imza attıklarını ifade etti. "400 yataklı hastanemizi inşallah 2026’da milletimizin hizmetine sunacağız" "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında 64’üncü il olarak Çankırı’yı ziyaret ettiklerini ifade eden Bakan Memişoğlu, "Çankırı’da 16 tane birinci basamak, 13 adet ikinci basamak olmak üzere şimdiye kadar 29 sağlık tesisi hizmete açtık. Sağlıkla ilgili Çankırı iyi yerlere geldi. Bugün Çankırı’da 400 yataklı hastanemizin inşaatını belli bir seviyeye ulaştırdık. İnşallah bunun yanında 2 adet birinci basamak ve 1 adet ikinci basamak olmak üzere toplam 3 sağlık tesisinin inşaatı da sürüyor. Çankırı’da 400 yataklı hastanemizin inşaatını belli bir seviyeye ulaştırdık. İnşallah 2026’da milletimizin hizmetine sunacağız. Bu hastanemiz hizmete geçtiği zaman yaklaşık 700 yataklı eğitim ve araştırma hastanesi fonksiyonu görebilecek fiziki sağlık altyapısına kavuşmuş olacak. Sağlıkla ilgili hastasının çevreye gitmeyeceği, kendisi sağlıkla ilgili her türlü hizmeti alabilecek hale gelecek. Bu sağlık hizmetinin Çankırı’ya kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. "Türkiye’de üretilen ileri teknoloji cihazlarını sağlık sistemimizde kullanır hale geliyoruz" Türkiye’nin sağlık altyapısını yerli cihazlarla güçlendirdiğini vurgulayan Bakan Memişoğlu, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye sağlık altyapısı anlamında dünyanın en iyi sağlık altyapısına kavuşmuş durumda. Türkiye yüzyılı dediğimiz vizyonumuzu gerçekleştirme aşamasındayız. Aselsan’ın ürettiği tamamen yerli mühendislerimizin oluşturduğu cihazlarımızı teslim aldık. Artık Türkiye de kendi sağlık cihazlarını üretip, teknolojisini yapabilir hale geldi. Dün 30 tane röntgen cihazımızı teslim aldık. Bundan sonra da Türkiye’de üretilen ileri teknoloji cihazlarını sağlık sistemimizde kullanır hale geliyoruz" diye konuştu. Kurşunlu ilçesindeki termal kaynaklarıyla Çankırı’nın aynı zamanda sağlık turizmi açısından stratejik bir bölge olduğunu ifade eden Bakan Memişoğlu, bölgenin termal turizmi merkezlerinden biri haline gelmesini sağlamak istediklerini ifade etti. Çankırı’da inşa edilen Kızlaryolu Barajı ile içme suyu kalitesinin artmasının halk sağlığı açısından önemli olduğunu belirten Memişoğlu, emeği geçenlere teşekkür etti. "En iyi hizmeti vermeye çalışıyoruz" Halk sağlığının korunmasını da önemsediklerini belirten Bakan Memişoğlu, "Ülkemizde sağlık hizmetleriyle ilgili koruyuculuğu önemsiyoruz. Aynı zamanda burada olduğu gibi hastanelerimizi yenilemeyle ilgil bir sağlık anlayışımız var. Toplumumuzdan da bedenlerini korumasını, hastalanmadan sağlıkla ilgili bedenlerinin kıymetini bilerek sağlıklı kalmalarını istiyoruz. Ama hastalandıkları zaman da bütün fiziki altyapımız ve insan gücümüzle onlara en iyi hizmeti vermeye çalışıyoruz" dedi.
Niğde Belediyesi araç filosuna 20 milyon TL’lik yeni otobüs
04 Aralık 2025 Perşembe - 10:33 Niğde Belediyesi araç filosuna 20 milyon TL’lik yeni otobüs Niğde Belediyesi, araç kiralama giderlerini yatırıma dönüştürme vizyonuyla filosunu güçlendirmeye devam ediyor. Piyasa değeri yaklaşık 20 milyon TL olan 52 kişilik yeni otobüs, Niğde Belediyesi’nin "öz malı" olarak envantere girdi. Yeni otobüsün envantere katılması sebebiyle bir konuşma yapan Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, şehrin kaynaklarını en verimli şekilde kullandıklarını vurguladığı konuşmasında; "Böyle güzel bir gün, güzel bir sabahta bir mutluluğu daha yaşıyoruz. Niğde’mize, Niğde Belediyemize yeni bir araç daha kazandırdık. Bugünkü değeri yaklaşık 20 Milyon liralık 52 kişilik Mercedes Tourismo aracımızı belediyemizin öz malı olarak kazandırdık. Biliyorsunuz, biz hiçbir şekilde kiralık araç artık kullanmıyoruz. Niğde’mize, belediyemize hayırlı olsun" dedi. 52 kişilik kapasiteyle hizmet verecek Satın alınan 52 yolcu kapasiteli otobüs, çok yönlü hizmet verecek şekilde planlandı. Araç, öncelikle Niğde Belediyesi Spor kafilesinin yolculuklarında konforlu ulaşımını sağlarken, aynı zamanda şehir içi ve şehirler arası kültürel gezilerde, sosyal projelerde ve vatandaşların ulaşım ihtiyaçlarında aktif rol üstlenecek. Geniş kapasitesiyle otobüs, şehrin sosyal ve kültürel etkinliklerine tek elden, güvenli ve konforlu bir ulaşım çözümü sunması bekleniyor.
Erzincan’a yeni Kültür Merkezi Projesi hazır: Bakanlıktan yatırım için son adım
04 Aralık 2025 Perşembe - 08:41 Erzincan’a yeni Kültür Merkezi Projesi hazır: Bakanlıktan yatırım için son adım Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu, Erzincan’da yürütülen kültür yatırımlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Şehrin gelişmelerini yakından takip ettiklerini belirten Mumcu, Erzincan’ın son yıllarda önemli kültürel projelere ev sahipliği yaptığını söyledi. Mumcu, Yaşayan Miras Festivali başta olmak üzere Bakanlığa bağlı kurumlar tarafından düzenlenen pek çok etkinliğin bu yıl Erzincan’da başarıyla gerçekleştirildiğini ifade ederek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Başbakan’a, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a, milletvekillerine ve tüm yerel yöneticilere desteklerinden dolayı teşekkür etti. Kültür Merkezi Projesi tamamlandı Bakan Yardımcısı Mumcu, Erzincan Kültür Merkezi Projesi’nin tüm hazırlıklarının Bakanlık tarafından tamamlandığını ve projenin Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı yatırım programına alınmasının ardından ihale sürecine geçileceğini söyledi. Projenin detaylarına göre, toplam 8.611 metre kare inşaat alanına sahip modern Kültür Merkezi’nde; 561 kişilik çok amaçlı salon, 174 kişilik konferans/toplantı salonu, tiyatro, opera, bale ve konser etkinliklerine uygun sahne alanları, atölyeler, hazırlık odaları, yönetim birimleri, fuaye ve kafeterya bölümleri yer alacak. Mumcu, şehir müzesi ve modern kütüphane gibi önceki yatırımların ardından bu projenin de Erzincan’a büyük değer katacağını belirterek, "Bu kıymetli eseri hemşehrilerimizle paylaşmaktan büyük memnuniyet duyuyorum." ifadelerini kullandı.