POLİTİKA
MHP’li Akçay: "Esnaf ve sanatkarlarımızın kredilere erişimi kolaylaştırılmalıdır" 03 Mayıs 2026 Pazar - 19:01:33 MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, "Esnaf krediye ulaşamazsa maliyetler artacak, bu maliyetler ürün fiyatlarına yansıyacak; enflasyon daha da artacaktır. Bununla birlikte istihdam azalacak, esnaf evinin geçimini dahi yapamaz hale gelecektir. Esnaf ve sanatkarlarımızın kredilere erişimi kolaylaştırılmalıdır" dedi. MHP’li Erkan Akçay, Manisa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin 29. Olağan Genel Kurulu’na katıldı. Burada esnafa hitap eden Akçay, esnaf ve sanatkar sayısının 2,5 milyona yaklaştığını belirterek, "Mart ayı sonu itibarıyla ülkemizde 2 milyon 264 bin esnaf ve sanatkar ve bunlara ait 2 milyon 553 bin iş yeri bulunmaktadır. Manisa ilimizde 91 odaya bağlı 60 bin 365 esnafımız faal olarak çalışmaktadır. Dolayısıyla Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu en yaygın örgütlenme ağına sahip sivil toplum kuruluşudur, meslek odasıdır. Çevremizdeki savaşlara, küresel ve bölgesel kaos ve krizlere, artan enerji ve ulaşım maliyetlerine paralel olarak artış gösteren enflasyona rağmen 2026 yılının ilk üç çeyreğinde yaklaşım 75 bin esnafımız yeni işyeri açmıştır" dedi. "Basit usuldeki bazı esnafların gerçek usule geçirilmesine yönelik düzenleme gözden geçirilmelidir" Esnaf ve sanatkarların en önemli beklentilerinden birinin basit usuldeki bazı esnafların gerçek usule geçirilmesine yönelik düzenlemenin iptal edilmesi olduğunu söyleyen Akçay, "Ticari kazancı basit usulle tespit edilen mükelleflerin kazançları 2021’de gelir vergisinden istisna edilmiş ve gelir vergisi beyanname verme yükümlülüğü kaldırılmıştı. Ancak 8 Eylül 2025’te tarihi kararla büyükşehirlerdeki esnafımızın 2026 yılı itibarıyla gerçek usule geçirilmesi öngörülmüştür. Vergi adaletinin sağlanması ve kayıt dışılıkla mücadeleyi destekliyoruz. Ancak aynı işi yapan, aynı ciroya sahip iki esnafın sırf tabela adresi farklı diye farklı vergilendirilmesini de hakkaniyetli bulmuyoruz. Yaptığımız çalışmalar neticesinde 10 Aralık 2025’te yeni bir düzenleme yapılarak bundan kısmen dönülmüş, büyükşehir sınırlarında nüfusu 2 bini geçmeyen eski köy ve beldelerimizdeki esnaflarımız bu zorunluluktan muaf tutulmuştur. Bu düzeltme kırsaldaki esnafımız için önemlidir, doğru buluyoruz. Fakat bu adım sorunu kökten çözmemektedir. Hesap ortadadır; basit usulden gerçek usule geçişin bir esnafa yıllık maliyeti vergiler hariç 90 bin lirayı bulmaktadır. Kıt kanaat geçinen esnafımıza ’Sen artık şirket gibi yönetileceksin’ demek, o dükkana kilit vurmak anlamına gelir. Bu karar, iş yerlerinin kapanmasına ve kaçak çalışmanın artmasına yol açabilecektir. Ustaların dükkân kapatmasıyla, zaten kanayan yaramız olan çırak yetişmeme sorunu iyice çıkmaza girecektir. Yarın otomobil ve traktörleri, kombileri tamir edecek usta bulamayabiliriz. Usta yoksa çırak yoksa hizmet zinciri kopar. Kaybeden sadece esnaf değil hepimiz oluruz. Bu düzenleme yeniden gözden geçirilmelidir. Ahilik kültüründen gelen esnafımız sadece bir tüccar değil devlet-millet kaynaşmasının, mahallenin emini ve bekçisidir. Onlar defter, beyanname ve stopaj sarmalına muhatap edilmemelidir. Konu sadece nüfus kriterine veya coğrafi sınıra hapsedilmemelidir. Yıllık cirosu kar haddi belirli bir seviyenin örneğin asgari ücretin yıllık tutarının belli bir katının altında kalan esnaf basit usulde kalmaya devam etmelidir. Genç ve yeni esnafa destek verilmelidir. Mesleği yeni başlayan çırak ve kalfalar için geçiş süreci iki veya üç yıl ertelenmelidir. Kademeli geçiş, 2026 yılında gerçek usule geçecek esnafa ilk yıl için beyanname başına damga vergisi muafiyeti ve muhasebe desteği sağlanmalıdır" dedi. "Esnaf ve sanatkarlarımızın krediye ulaşımı kolaylaştırılmalıdır" Esnaf ve sanatkârların krediye ulaşmasının kolaylaştırılması gerektiğini söyleyen MHP Grup Başkanvekili Akçay, "Vergi ya da SGK prim borcu bulunan esnaf ve sanatkarlarımız devletimizin sübvanse ettiği Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kooperatifi tarafından verilen krediye ulaşmakta sıkıntı yaşamaktadır. Vergi ve prim borçları nedeniyle kredi kullanamayan esnaf ve sanatkârlar finansman sorunu yaşamaktadır. Esnaf krediye ulaşamazsa maliyetler artacak, bu maliyetler ürün fiyatlarına yansıyacak; enflasyon daha da artacaktır. Bununla birlikte istihdam azalacak, esnaf evinin geçimini dahi yapamaz hale gelecektir. Esnaf ve sanatkârlarımızın kredilere irişimi kolaylaştırılmalıdır. Esnaf ve sanayicimize yönelik destek ve teşvik sistemi sadeleştirilerek etkinleştirilmelidir. Bankacılık kesimi esnaf ve sanatkârlara sürekli destek verebilir hale getirilmelidir. Esnaf ve sanatkârların KOSGEB kredi ve desteklerinden etkin şeklide yararlanabilmesi için sadece esnaf ve sanatkârlara özgü programlar uygulamaya konulmalıdır. E-hacizler, esnafın gayrimenkulü dahil olmak üzere bankadaki parasına uzanmaktadır. Bu nedenle insanlar borcunu ödemek istese bile gayrimenkulüne ve bankadaki parasına haciz konulduğu için ödeyememektedir. Bu sorunun çözümü için kapsamlı bir borç yapılandırması çalışması başlatılmalıdır" dedi. Esnaf ve sanatkarların beklentilerine değinen Akçay, "Esnaf ve sanatkarların faaliyet çerçevesine ilişkin yasal düzenlemeler yapılmalıdır. AVM ve büyük market zincirlerinin şehir merkezinde şube açmaları kurallara bağlanmalıdır. Haksız rekabet şartları oluşturarak küçük esnafa iş fırsatı bırakmayan belediye işletmeciliği yeniden düzenlenmelidir. Küçük esnafın emekliliği için gerekli prim gün sayısı 9000 günden 7200 güne düşürülmelidir. Esnaflarımız elektrik ve doğalgaz faturalarındaki yüksek fatura bedellerini maliyete yansıtmak zorunda kalmaktadır. Esnaf ve sanatkârlar için özel bir elektrik ve doğalgaz tarifesi uygulanmalıdır. Şoför esnafının yenileyeceği araç ve kullanacağı yakıta ilişkin farklı vergi uygulanmalıdır. Şoför esnafımıza fiili hizmet zammı ve yıpranma payı hakkı verilmelidir" dedi.
03 Mayıs 2026 Pazar - 18:29 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Büyükgümüş: "Görevler davamız için bir araçtır" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Teşkilat Başkanı ve Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, "AK Partimiz aramızdan bazıları milletvekili olsun, belediye başkanı olsun, bakan olsun diye yola çıktığımız bir siyasi hareket değildir. Biz büyük ve güçlü Türkiye’yi gerçekleştirmek, dünya mazlumlarına umut olmak heyecanıyla, coşkusuyla, mücadele azmiyle Anadolu insanının gelecek azmini inşallah nesillerle buluşturmak için görev üstlenmiş kadrolarız" dedi. AK Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından Merinos Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Mahalle Başkanları Toplantısı, yoğun katılımla gerçekleşti. Toplantıda AK Parti Bursa milletvekilleri, belediye başkanları, mahalle temsilcileri ve çok sayıda davetli yer aldı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Teşkilat Başkanı ve Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş yaptığı konuşmada, "Biz Cumhuriyet Halk Partisi’nin düşmanı değiliz. Biz millete hizmet yolunda milletimize daha iyisini sağlamak için rekabet ettiğimiz bir anlayışla Türkiye’de siyaset yapıyoruz, iddiamızı ortaya koyuyoruz, fikrimizi ortaya koyuyoruz ve her durumda milletimizin kararlılığını başımıza taç ederiz. Ama bu demek değildir ki yolsuzlukla, arsızlıkla, ahlaksızlıkla şehirlerimiz adil olamaz. Bunun karşısında da milli iradenin gücüyle ve ilgili kurumlarla mutlaka devletimiz gereğini yapmalıdır" dedi. "Yalanların karşısında doğruları söylemeye devam edeceğiz" AK Parti belediyeciliğine vurgu yapan Büyükgümüş, "AK Parti belediyeciliğinin Bursa’yı sarıp sarmalayan, gönüllere hitap eden, kardeşliği şehrinin mayası olarak gören bu güzel anlayışla inşallah şu kürsüde gördüğümüz sıcak tebessümüyle Bursa’yı bir başkan olarak kuşatacağına inanıyoruz. Biz de kardeşleri olarak her daim değerli başkanımızın Bursa’da taş üstüne taş koyacak herkesin yanında olduğunu bir kez daha bu güzel hazirunla birlikte ifade etmek istiyoruz. Olaylar çerçevesinde yalanların karşısında doğruları, iftiraların karşısında hakikati söylemeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Bizim boşa ayıracak vaktimiz yok" Büyükgümüş, "Teşkilatlarımızla birlikte vakarlı, kararlı ama son 25 yılına ülkemizin, dünya mazlumlarının damgasını vurmuş bir siyasi hareket olmanın da gereğiyle inşallah çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Onun için o onu demiş, bu bunu demiş, o öyle yapmış, bu böyle yapmış, şu bu yalanı söylemiş. Bizim ona ayıracak vaktimiz yok. Bizim siyasi geleneğimizde, bizim siyaset anlayışımızda asla ve asla teşkilatçılık itibariyle söylüyorum, hiyerarşi yayıl yoktur. Biz bakanlarından mahalle teşkilatlarına, kabinesinden köy temsilcilerine kadar bir ve bütün halinde davamızın, ideallerimizin tahakkuk etmesi için, liderimizin vizyonunun, fikrinin, heyecanının Anadolu’ya yayılması için gönül seferberliğiyle çalışan inançlı kadrolarız" diye konuştu. "Görevler davamız için bir araçtır" Büyükgümüş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Onun için bizim açımızdan siyasette bazı süreçler ve burada elde edilen görevler sadece davamızı, ideallerimizi gerçekleştirmek için birer araç niteliğindedir. Çok açık söyleyeceğim. Burada davamızın en güçlü şehirlerinden biri olan Bursa’dan ifade edeceğim. AK Partimiz aramızdan bazıları milletvekili olsun, belediye başkanı olsun, bakan olsun diye yola çıktığımız bir siyasi hareket değildir. Biz büyük ve güçlü Türkiye’yi gerçekleştirmek, dünya mazlumlarına umut olmak, heyecanıyla, coşkusuyla, mücadele azmiyle Anadolu insanının gelecek azmini inşallah nesillerle buluşturmak için görev üstlenmiş kadrolarız." "Cumhurbaşkanımıza mahcup olmamak zorundayız" AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ise, "En başta mahalle başkanlarımızdan başlayarak sahadaki çalışmalarımızda vatandaşın sesini dinleyerek, onlarla hemhal olarak biz AK Parti’nin nasıl bir hizmet yaptığını göstererek Bursa’da başarılı olmak ve Cumhurbaşkanımıza mahcup olmamak zorundayız. Bu minval üzere hep beraber hareket edeceğiz ve bunun üzerinde de çalışmalarımıza devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Yakında projelerimiz bir bir hizmete girecek" Bursa’daki yatırımlara değinen Gürkan, "Hızlı tren 2026 yılı sonunda hizmete girecek. Bursaray, hızlı tren ve şehir hastanesi bağlantıları kısa sürede tamamlanacak. Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi’nin de ki şehrimizin ikinci şehir hastanesi sayılır. Biliyorsunuz birincisi bin 355 yataklı bir hastanemizdi. Bu ikincisi de bin 315 yataklı. Gerçekten çok büyük bir kompleks olarak hayırlısıyla altıncı, yedinci ayda faaliyete geçerek Bursalı hemşehrilerimize hizmetine başlamış olacak" dedi. "Bursa’nın hiçbir meselesi sahipsiz değildir" Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba da konuşmasında şunları söyledi: "Bursa Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere tüm yerel yönetimlerimizle birlikte Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu eser ve hizmet siyasetini Bursa’da en güçlü şekilde sürdürmekte kararlıyız. Kıymetli teşkilat mensuplarımız. Bursa’nın hiçbir meselesi sahipsiz değildir. Bu kadim şehrin ulaşımı, altyapısı, çevresi, sosyal hizmetleri, gençleri, esnafı, emeklisi, kadını, çocuğu hepimizin sorumluluğundadır. Şehrimizin hangi mahallesinde bir ihtiyaç varsa, hangi sokağında bir beklenti varsa, hangi vatandaşımızın çözüm bekleyen bir meselesi varsa biz orada olacağız."
03 Mayıs 2026 Pazar - 16:56 CHP Genel Başkanı Özel: "Düğünü de cenazeyi de AK Parti’lilerle, MHP’lilerle birlikte yapıyoruz" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Vallahi biz, köyümüzde, beldemizde, ilçemizde düğünü AK Parti’lilerle, MHP’lilerle beraber yapıyoruz. Cenazeyi birlikte kaldırıyoruz. Biz bu ülkeyi ayrıştıran, bölen değil, birleştiren Türkiye’nin kurucu iradesiyiz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Karabük’te Albay Karaoğlanoğlu Caddesi’nde düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde konuştu. Kentin yeterli yatırım alamadığını savunan Özel, partisinin iktidara gelmesi halinde ülkenin refaha kavuşacağını söyledi. Özel, "Bizi ayakta tutan, ellerinizdeki ay yıldızlı al bayraklardır. Türkiye İttifakı renklerini o bayraktan alır. Milli takım kazanınca sevinen, filenin sultanları ile birlikte gözyaşı döken, dünyanın öbür ucundaki güreşçinin zaferiyle ayağa kalkan kim varsa Türkiye İttifakı’ndadır. Bizim gönlümüz onlarla birliktedir" diye konuştu. Ülkenin değerlerine saygı duyan herkesle birlikte hareket edeceklerini belirten Özel, "Kim bu ülkede bu ülkenin sınırlarına, kurucularına, bayrağına, toprağına saygılıysa bizim için hiç uzakta değildir. Biz son dönemde yapılan saldırılarda bir partiyi değil, bir ülkeyi savunuyoruz. Bir ülkenin demokrasiyle yönetilmesini savunuyoruz" ifadelerini kullandı. "Gün didişme günü değil" Konuşmasında birlik ve beraberlik vurgusu yapan Özel, Cumhuriyet Halk Partisi’ni "baba ocağı" olarak nitelendirerek, şunları kaydetti: "Cumhuriyet Halk Partisi baba ocağıdır. Herkes baba ocağına doğar. Kimi orada kalır, kimi başka yeri arar. Ama huzuru bozulan bilir ki orada bir baba ocağı vardır. Kapısı açık, çayı demli, çorbası sıcak bir ocaktır. O baba ocağının tapusu ne bendedir ne de bir başkasında; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e aittir. Gün, demokratların, Cumhuriyetçilerin, milliyetçilerin birbiriyle didişme günü değil; Cumhuriyet’e ve sandığa sahip çıkma günüdür." "Devr-i sabık yapmayacağız" Özel, konuşmasının devamında geçmişe dönük bir hesaplaşma anlayışı içinde olmayacaklarını da belirterek, "Gençler ‘gün gelecek, devran dönecek’ diyor. Bunu duyan kimse ‘CHP gelirse bizden hesap soracak’ diye düşünmesin. Biz kimseyi verdiği oydan, üye olduğu partiden dolayı sorumlu tutmayız. Devr-i sabık yapmayız" dedi. Toplumsal birlik mesajı veren Özel, "Biz bu ülkeyi ayrıştıran değil, birleştiren bir anlayıştan geliyoruz. Kutuplaştırmaya değil, kucaklaştırmaya geliyoruz" ifadelerini kullandı. Gazze açıklaması Özel, konuşmasında Gazze’ye yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırıya da değinerek, "Geçtiğimiz günlerde Gazze’ye yardım taşıyan filoya saldırı oldu, 20’si Türk 175 kişi gözaltına alındı. Buna ilişkin gerekli tepkinin verilmediğini düşünüyoruz. Yapılan açıklamaları kınıyoruz" diye konuştu.
03 Mayıs 2026 Pazar - 16:55 BBP Genel Başkanı Destici: "Böyle giderse, nüfusumuz 50 milyonun altına düşer" Büyük Birlik Partisi (BBP) Eskişehir Olağan İl Kongresi’nde konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "Bundan 30 sene önce çocuk sayımız aile başı 3 iken, bugün 1 buçuğun altına inmiş. Dünyada nesli en fazla tükenmekte olan ilk 5 milletin içindeyiz, ülkenin içindeyiz. Böyle giderse, 50 milyonun altına düşeriz" dedi. Büyük Birlik Partisi Olağan İl Kongresi Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kongre, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından toplu fotoğraf çekimi yapılan programda ilk olarak Büyük Birlik Partisi Eskişehir İl Başkanı Taha Baksan açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Kürsüye çıkan Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, gündeme dair konular hakkında konuştu. "Günyüzü’ne 38 milyon metrekare sanayi bölgesi yapılacak" Eskişehir sanayisi hakkında da konuşan Destici, "En son Türkiye’de biliyorsunuz sanayimiz, üretimimiz, imalatımız Marmara Bölgesi’ne sıkışmış vaziyettedir. İşte burada Sakarya Erenler Belediye Başkanımız var, sağ olsunlar 2024 Mart 31’den beri diğer belediye başkanlarımızla birlikte inanılmaz bir çalışma gösteriyorlar. Günyüzü Belediye Başkanımız da burada aynı şekilde, inanılmaz bir çalışma gösteriyorlar. Kendilerini tebrik ediyorum ve inşallah daha da başarılı olacaklar. Kendilerine emanet edilen, bize emanet edilen belediyelerde inşallah zirveyi yakalayacaklar. Dolayısıyla devletin, hükümetin bu üretimi, imalatı, sanayi bölgelerini Anadolu’ya kaydırma, ama nereden? İşte yukarıdan aşağıya doğru Mersin Limanı, İskenderun Limanı, Hatay, Adana buralara indirme hedefi var. 15 civarında sanayi bölgesi ilave edilecek. Bizim talebimiz, gayretlerimizle sağ olsunlar Cumhurbaşkanımız da Sanayi Bakanımız da bizleri kırmadılar ve bunlardan bir tanesi de Günyüzü oldu. Tam 38 bin dönüm yeni sanayi bölgesi, 38 milyon metrekare" ifadeleri kullandı. "Gerçek hayattan kopup dijital bağımlılığın esiri olan çocuklar var" Geçtiğimiz ay gerçekleşen okul saldırılarına değinen ve olayda ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede bugün hayat mücadelesini kaybeden 11 yaşındaki Almina Ağaoğlu’na rahmet dileyen Destici, şöyle devam etti: "14 yaşındaki bir ortaokul son sınıf, 8. sınıf öğrencisi saldırganın kendi okulunda gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucu 9 öğrencimiz, yavrumuz ve 1 öğrencilerini kurtarmak için öğrencilerin önüne kendini kapayan öğretmenimiz şehit oldu. Kendilerini bir kere daha rahmetle ve şükranla yad ediyoruz. Biz hem şehit öğrencilerimizin ve öğretmenimizin ailelerini ziyaret ederek taziyede bulunurken, aynı zamanda hastanedeki yavrularımızı da ziyaret etmiştik. Maalesef onların içinde 2 tanesi ağır yaralıydı. Bugün 11 yaşındaki Almina Ağaoğlu yavrumuzun da öldüğünü, şehadete erdiğini büyük bir üzüntüyle öğrendik. Onlar cennete gittiler, sabiler, günahsızlar. Cenab-ı Hak cennetin en güzel köşesinde onları misafir etsin. Aileleri büyük acı yaşıyor, inşallah cennetinde de onları buluştursun diyoruz. Tabii biz Büyük Birlik Partisi olarak bu suça sürüklenen çocuklar, aileden kopan çocuklar, okuldan, aileden, gerçek hayattan kopup dijital bağımlılığın esiri olan çocuklar var. Maalesef bu çocukların psikolojileri bozuluyor." "Eskiden aile başına 3 çocuk düşerken bugün 1 buçuklara kadar düştü" Aile yapısı hakkında da konuşan ve Türkiye’de doğruganlık oranının yarı yarıya düştüğünü söyleyen Destici, "Kıymetli kardeşlerim, değerli hemşehrilerim; bakın, nüfus olarak aşağıya iniyoruz. Bundan 30 sene önce çocuk sayımız aile başı 3 iken, bugün 1 buçuğun altına inmiş. Dünya literatüründeki tanımıyla söylüyorum nesli en fazla tükenmekte olan ilk 5 milletin içindeyiz. Yani böyle giderse, hani 100 milyonu geçme hayalimiz vardı ya 50 milyonun altına düşeriz. O zaman ailemizi de kaybederiz, ülkemizi de kaybederiz, topraklarımızı da kaybederiz. Onun için aile yapımıza sahip çıkmalıyız. Çocuklarımızı mümkün olduğu kadar genç yaşta evlendirmeliyiz. Evliliklerini yaptıktan sonra çocuk sahibi olmaları noktasında açıktan teşvik etmeliyiz. Dezavantajlı kesimler, ekonomik olarak en büyük sıkıntıyı yaşayan kesimler, asgari ücretliler. Onun için diyoruz ki; mademki topyekün artıramıyorsunuz, ’bütçe sıkıntısı var’ diyorsunuz, o zaman Asgari Ücret Tespit Komisyonu gibi bir ’Asgari Hane Geçim Rakamı Tespit Komisyonu’ kurulsun" ifadelerini yer verdi. Mustafa Destici, program sonunda bugün hayatını kaybeden Eskişehirli gazeteci Ertuğrul Yılmaz için başsağlığı dileklerinde bulundu. Ayrıca Dectici, Eskişehirspor’a da başarılar diledi. Programa Genel Başkan Destici’nin yanı sıra, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ve birçok protokol üyesi katılım gösterdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan-Rutte görüşmesinin detayları belli oldu
22 Nisan 2026 Çarşamba - 15:11 Cumhurbaşkanı Erdoğan-Rutte görüşmesinin detayları belli oldu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti. Kabulde Ankara’da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi hazırlıkları, İttifak’ın gündemindeki başlıklar, bölgesel ve küresel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti. Yaklaşık 1 saat süren kabulde Ankara’da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi hazırlıkları, İttifak’ın gündemindeki başlıklar, bölgesel ve küresel konular ele alındı. İletişim Başkanlığı tarafından görüşmeye ilişkin yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi: "Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgemizdeki istikrarsız ortamın NATO müttefikleri arasındaki yardımlaşma ve dayanışmanın önemini bir kez daha gösterdiğini, Ankara Zirvesi’nde müttefikler arasındaki dayanışmayı pekiştirecek ve İttifak’ın krizlere karşı her daim hazırlıklılığını destekleyecek kararlar alınmasını beklediklerini ifade etti. Cumhurbaşkanımız, Türkiye’nin hava savunma sistemleri başta olmak üzere savunma sanayii alanında kapasitesini her geçen gün artırdığını, müttefik ülkelerle bu alanda iş birliğini daha da geliştirmeyi hedeflediğini belirtti. Cumhurbaşkanımız, Trans-Atlantik bağın muhafazasının vazgeçilmez önemde olduğunu, Türkiye olarak İttifak’ın Avrupa ayağının daha fazla sorumluluk üstlenmesini beklediğimizi, bu noktada Avrupa Birliği üyesi olmayan Avrupalı müttefiklerin Birliğin savunma girişimlerinden dışlanmasının amaca hizmet etmeyeceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin İran’a yönelik saldırılarla başlayan süreçte kendini barışın ve diplomasinin tarafında konumlandırdığını belirtti. Cumhurbaşkanımız görüşmede Türkiye olarak Ukrayna-Rusya Savaşı’nın da barışla neticelenmesi için devrede olduğumuzu, müzakerelerin yeniden canlandırılması ve liderler düzeyinde görüşmelere başlanabilmesi için gayret gösterdiğimizi ifade etti. Görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Genel Sekreter Rutte, NATO Ankara Zirvesi’nin hazırlıklarını kapsamlı bir şekilde değerlendirdiler."
Hak-İş Konfederasyonu Başkan Yardımcısı Kayabaşı: "İşçi arkadaşlarımız için mutlak iş güvencesini sağlayan sisteme geçilmesini öneriyoruz"
22 Nisan 2026 Çarşamba - 14:36 Hak-İş Konfederasyonu Başkan Yardımcısı Kayabaşı: "İşçi arkadaşlarımız için mutlak iş güvencesini sağlayan sisteme geçilmesini öneriyoruz" Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Kayabaşı, "İş güvencesiyle alakalı iş kanununda yer alan düzenlemelerin kapsamının genişletilmesini ve işçi arkadaşlarımıza tıpkı memurlarda olduğu gibi mutlak iş güvencesini sağlayan sisteme geçilmesini öneriyoruz" dedi. Hak-İş Konfederasyonu’nca 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü programları dolayısıyla Elazığ’da Cumhuriyet Meydanında gerçekleştirilen etkinlikte, Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Kayabaşı açıklamalarda bulundu. Elazığ’ın sanayisiyle üreten, ticaretiyle büyüyen, tarım ve hayvancılığıyla bereketi çoğaltan müstesna bir şehir olduğunu dile getiren Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Kayabaşı, "Eski ismiyle Mamüratül-Aziz yani izzetli, onurlu ve ihya edilmiş bir şehirden bugün tüm Türkiye’ye hep birlikte sesleneceğiz. Malumunuz 4857 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 2004 yılında iş güvencesiyle alakalı gelmiş olan yeni düzenlemeler ilk defa mevzuatımıza girdiği için çok iddialı görünmüyordu. 2004 yılından bugüne kadar geçmiş olan 22 yıllık dönem içerisinde Türk çalışma hayatı çok ciddi anlamda değişiklikler gösterdi. 4857 kanunu ile getirilmiş olan iş güvencesi yükümleri, maalesef 30’dan fazla çalışmış olan iş yerlerinde 6 aydan fazla çalışmış kıdemi olan işçi kardeşlerimizi sadece kendi kapsamına alıyor. Bu kapsamda bulunan iş yerleri yüzde 10 bile değil diyebiliriz. Dolayısıyla iş güvencesiyle alakalı iş kanununda yer alan düzenlemelerin kapsamının genişletilmesini ve işçi arkadaşlarımıza tıpkı memurlarda olduğu gibi mutlak iş güvencesini sağlayan sisteme geçilmesini öneriyoruz. Sendikaların 3 tane temel vazifesi var. Birincisi, işçinin iş güvencesini sağlamak. İkincisi işçinin ücret güvencesini sağlamak. Üçüncüsü ise işçinin iş yerinde uygulayacağı işiyle alakalı karşı karşıya kalacağı riskleri ortadan kaldırarak iş sağlığıyla ilgili tedbirler almaktır" diye konuştu. Kayabaşı, "İş güvencesinden kastımız, iş yerinde haklı ve haksız geçerli bir neden olmadan feshedilen işçi arkadaşlarımızın geri işine kavuşması için sendikalarımızın temel vazifelerinin bu olduğunu ifade ediyoruz. Bunun yanında ücretle alakalı ülkede gerçekleşmiş olan enflasyona karşı, işçinin ücrete bağlı mali ve sosyal haklarının toplu iş sözleşmeleriyle güvence altına alınmasını kapsıyor. Dolayısıyla iş güvencesiyle alakalı iş kanununda yer almış olan düzenlemelerin kapsamının arttırılmasını talep ediyoruz. Bunun yanında, bizim usulü bir önerimiz var. Maalesef parlamentoda kanun koyucu bir mevzuat değişikliğine gittiğinde henüz Resmi Gazete de yayınlanırken çıkmış olan bir düzenleme bir değişikliğe muhtaç bir şekilde çıkıyor. Çünkü teorik ile pratik arasında uyumu sağlayacak bir düzen söz konusu değil. İşçi kesimini ilgilendirmiş olan mevzuat değişikliklerinin çalışma komisyonu tarafından parlamentoya sunulmasını talep ediyoruz. İşçi kesimi olarak bizler, yaşadığımız sorunları dile getirelim. İşverenler de gelsin, bu konuda yaşayacakları sorunları dile getirsinler. Ancak çıkmış olan teorik mevzuatın pratikte arkadaşların yaşadığı sorunlara ilaç olması lazım. Dolayısıyla bizim şu an çıkmış işçilerle ilgili yasaların tamamı plan ve bütçe komisyonundan çıkıyor. Dolayısıyla bu anlamda uzmanlık gerektiren işlerle alakalı bizim talebimiz, çalışma ve aile komisyonu tarafından mevzuat değişikliklerinin yapılması yönündedir" cümlelerini kullandı. Sendika olarak bütün mağdur ve mazlumlara karşı sorumluluklarının olduğunu da aktaran Kayabaşı, "Filistin halkının yanında durmaya ve insani yardım faaliyetlerimizi de kesintisiz şekilde devam ettirmeye çalışıyoruz. Bu anlamda, bugüne kadar Cenab-ı Hakkın sabrı ismi şerifine hepimiz şahit olduk. Bundan sonra niyazımız o dur ki, Kahhar, Cebbar ve Müntekim ismi şeriflerinin hürmetine katil İsrail devletini helak etsin inşallah. Malumunuz yanı başımızda, Bir Ukrayna-Rusya, güney bölgemizde ise Amerika-İsrail ve İran arasında devam eden bir savaş var. Maalesef devam eden savaşın olumsuz etkilerinin tamamının orta göbeğindeyiz. Şükürler olsun ki cumhurbaşkanımızın liderliğinde milli güvenlik ile alakalı tedbirlerin devletimiz tarafından alınmış olduğunu görmekte bizleri ziyadesiyle memnun ediyor. Bu savaşın da bir an önce, sabit ücretliler olarak savaştan en çok olumsuz etkilenecek olan kesimi bizleriz. Savaşın da bir an önce son bulmasını diliyoruz. İsrail ve Amerika tarafından yapılmış olan saldırıları ve soykırımları en sert biçimle kınıyoruz. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplumu derhal kararlı ve somut adımlar atmaya çağırıyoruz. Bu coğrafyanın tekrar bir barış, huzur ve istikrar adası olması için Türkiye yüzyılının inşacıları olarak emek ve alın terimizi daha çok dökmeye hazır olduğumuzu da belirtiyoruz" ifadelerini kullandı.
NATO Genel Sekreteri Rutte: "Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var"
22 Nisan 2026 Çarşamba - 14:21 NATO Genel Sekreteri Rutte: "Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var" Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Mark Rutte, "Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var. Buna ihtiyacımız var, çünkü tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz. Bu da güvenliğimizi korumak için güçlü savunmalara ihtiyaç duyduğumuz anlamına geliyor" dedi. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’daki temasları kapsamında ASELSAN’ın Gölbaşı yerleşkesinde bulunan Gölbaşı Teknoloji Üssü Çelik Kubbe Etkinlik Merkezi’nde düzenlenen programa katıldı. Programa Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, yabancı misyon şefleri ve davetliler de iştirak etti. Beraberindeki heyetle yerleşkeyi gezen Rutte, mühendislerle bir araya geldikten sonra açıklamalarda bulundu. Mark Rutte, ziyaretinin temel amacının savunma sanayi üretimini hızlandırmak ve inovasyonu güçlendirmek olduğunu belirterek, Türkiye’deki şirketlerin üretim ile yenilikçiliği bir arada yürütmesinin NATO açısından öncelikli bir konu olduğunu vurguladı. Rutte, bu başlığın temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’nin de ana gündem maddeleri arasında yer alacağını ifade etti. "Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var" NATO Genel Sekreteri Rutte, açıklamasında şunları söyledi: "Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var. Buna ihtiyacımız var, çünkü tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz. Bu da güvenliğimizi korumak için güçlü savunmalara ihtiyaç duyduğumuz anlamına geliyor. En iyi kabiliyetlere sahip olmalıyız. En son teknolojileri kullanmalıyız. Bu nedenle en üretici ve en yenilikçi zihinlere ihtiyaç duyuyoruz. Bu yüzden burada olmanızdan ve gençler olarak savunma sanayinde çalışmayı seçmiş olmanızdan büyük mutluluk duyuyorum. Burada yaptığınız her şey Türkiye’nin güvenliğine katkı sağlıyor. Aynı zamanda Türkiye gibi çok değerli bir müttefikle birlikte tüm ittifakın güvenliğine de katkı sunuyor." "Türkiye son yıllarda savunma sanayiinde adeta bir devrim gerçekleştirdi" Türkiye’nin savunma sanayiinde gerçekleştirdiği çalışmalara değinen Rutte, "Türkiye son yıllarda savunma sanayiinde adeta bir devrim gerçekleştirdi. ASELSAN bu dönüşümün ön saflarında yer alıyor. Bu nedenle çalışmalarınıza devam edin, daha fazla ve daha hızlı üretin ve inovasyon yapın. Karşı karşıya olduğumuz tehditler büyük. Kuzey Kutbu’ndan Akdeniz’e, uzaydan deniz altına, füzelerden ve insansız hava araçlarından gelişmiş siber saldırılara kadar geniş bir tehdit yelpazesiyle karşı karşıyayız" ifadelerini kullandı. "NATO, Türkiye’yi ve tüm müttefikleri savunmak için gerekeni her zaman yapacaktır" Devam etmekte olan savaşlara değinen Rutte, "Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı sürüyor. Çin’in askeri modernizasyonu ve nükleer kapasite artışı devam ediyor. Son haftalarda NATO, İran’dan Türkiye’ye yönelen balistik füzeleri dört ayrı olayda başarıyla engelledi. NATO bu tür tehditlere karşı hazırdır ve Türkiye’yi ve tüm müttefikleri savunmak için gerekeni her zaman yapacaktır. Ancak bunu tek başımıza yapamayız" şeklinde konuştu. "Sizler, gençlerin ortak güvenliğimize nasıl katkı sunduğunun parlak bir örneğisiniz" Alaska’dan Ankara’ya kadar üretmeye, inovasyon yapmaya ve karşılıklı alım yapmaya devam edilmesi gerektiğini vurgulayan Rutte, "Yakın zamanda ASELSAN’ın Polonya’ya gelişmiş elektronik harp sistemleri sattığını biliyorsunuz. Arnavutluk ve Romanya’da faaliyetlere başladınız. Hırvat Donanması için bir gemiyi donattınız. Bu başarıları mümkün kılan genç mühendislere hitap etmekten memnuniyet duyuyorum. Gerçekten bu şirketin yaş ortalaması çok etkileyici. Açıkçası bu beni biraz yaşlı hissettiriyor. Uzun vadede üretimi artırmak istiyorsak daha fazla gencin savunma sanayiinde kariyer yapmayı seçmesi gerekiyor. Daha fazla şirketin bunu yapması ve gençlerin bu kariyer yolunu seçmesi gerekiyor. Bu nedenle hükümetlerin ve şirketlerin eğitime yatırım yapması şart. Sizler, gençlerin ortak güvenliğimize nasıl katkı sunduğunun parlak bir örneğisiniz" dedi. "Türk gençlerine, Türk mühendislerine verilen önem ve fırsatları yerinde görmüş oldu" Savunma sanayiinde kapasite artışını, çevik yönetim anlayışını ve üretim ile tedarik zincirine yönelik yeni yaklaşımları ASELSAN üzerinden Rutte’ye aktardıklarını belirten Görgün ise, "İki defa kendisiyle uzun uzun Türk savunma sanayiini paylaştığım toplantı olmuştu. Orada çok etkilenmişti. Oradaki verileri halihazırda çok hatırlıyor ve birçok konuşmasında da onları dile getirdi. Türk savunma sanayiinin gelişmişliğini anlattı. Türkiye ile birlikte çalışmanın bütün NATO müttefikleri için önemli olduğunu, NATO’nun faydasına olacağını dile getirdi. Temmuz ayındaki NATO Savunma Sanayi Endüstri Forumu’na ev sahipliği yapacağız. Onunla ilgili bilgilendirmeleri yaptık. Bununla beraber geçtiğimiz yıl NATO’nun farklı birimlerine Türkiye’de ev sahipliği yaptığımız programları ifade ettik. Memnuniyetini, ilgimizi ve Türkiye’nin katkısını önemli bulduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu liderlik, savunma sanayiine verdiği destek, Türk gençlerine, Türk mühendislerine verdiği önem ve fırsatları tekrar yerinde görmüş oldu. İyi bir toplantı oldu diye değerlendiriyorum" dedi. "Önemli olan envanterde tüketilen ekipmanın, mühimmatın yerine konulabilme hızının çevikliği" Görüşmede ASELSAN’ın yatırımlarına değinildiğini ve en son görüşmenin ardından savunma sanayiindeki gelişmelerin aktarıldığını ifade eden Görgün, "Dünya şunun farkında; envanterler çok çabuk tükeniyor sahada. Önemli olan envanterde tüketilen ekipmanın, mühimmatın yerine konulabilme hızının çevikliği ve daha hızlı olması. Bununla ilgili biz farklı sektörlerdeki gelişmeleri ve uygulamaları savunma sanayiine bir taraftan adapte etmeyi, bir taraftan da gelişmişlikleri özel sektörle koordine edilebilecek çalışmaları nasıl yönettiğimizi ifade ettik. Çelik Kubbe unsurlarının teslimi ve yatırımların adının konduğu ziyaretten bahsettik. Çok etkilendi. Özellikle hava savunma ve Çelik Kubbe alt sistemlerinin üretileceği tesislere ve Türkiye’nin bu alanda yaptığı yatırımı, ASELSAN’ın dünyadaki diğer bu anlamda hem yatırım hem de karşılaştırılabilir figürlerle dünyadaki sıralamalardaki yerini ve ilerleyişini ifade etti Ahmet Bey. Yüzde 40’lık büyüme, yatırımlardaki büyüme, bununla beraber teknolojik tercih edilme sebepleri, yapılan yatırımların sadece bir boyutuyla değil, temel ham madde ve onun işleyişinden son ürüne gelen süreçteki planlamayı açıkçası bir miktar bahsetti. Faydalı bir toplantı oldu" diye konuştu. Program, toplu hatıra fotoğrafı çekilmesi ile sona erdi.
Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık: "Rakamlar siyasi ayrımcılığı belgeliyor!"
22 Nisan 2026 Çarşamba - 14:08 Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık: "Rakamlar siyasi ayrımcılığı belgeliyor!" Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, CHP’li Mustafa Bozbey Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemine ait faaliyet raporundaki verileri masaya yatırarak ilçeye yönelik hizmet adaletsizliğine sert tepki gösterdi. Işık, faaliyet raporundaki rakamların, Gürsu halkına yönelik açık bir kaynak ayrımcılığını tescillediğini ifade etti. Asfalt yatırımlarında "üvey evlat" muamelesi CHP yönetimindeki Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin faaliyet raporunda yer alan; ilçelere sunduğu asfalt hizmetlerini karşılaştıran Başkan Mustafa Işık, Gürsu’ya ayrılan payın diğer ilçelerin çok gerisinde kaldığını vurguladı. Bazı belediyelere 60 bin ton, hatta bir ilçeye 479 bin ton asfalt yatırımı yapıldığını hatırlatan Işık, "Gürsu’ya reva görülen miktar ise sadece 6 bin tonla sınırlı kalmıştır. Bu uçurumun izahı yoktur" dedi. Yol malzemesi dağıtımında uçurum: 110 bin tona karşı 5 bin ton Benzer bir tablonun yol yapımında kullanılan ocak malzemesinde de yaşandığını dile getiren Işık, ilçeler arasındaki dağılımı belirterek Mustafakemalpaşa: 110 bin ton, Mudanya: 42 bin ton, Gürsu: 5 bin ton hani 17 ilçeye adil ve eşit hizmet götürülecekti? Büyükşehir’in kendi resmi raporu, ‘eşitlik’ söylemlerinin sadece kağıt üzerinde kaldığını ve siyasi bir ayrımcılık yapıldığını açıkça ortaya koymaktadır," dedi. "Hak ve adalet söylemleri Gürsu sınırında duruyor" Siyaset sahnesinde sürekli "Hak, hukuk ve adalet" vurgusu yapanların icraat noktasında Gürsu’yu görmezden geldiğini belirten Işık, eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü: "Hak bunun neresinde, adalet bunun neresinde? Gürsu halkının hakkını savunduğumuz her an karalama kampanyalarıyla susturulmaya çalışıldık. Ancak su sorununda da yangın felaketinde de olduğu gibi, zaman bizi bir kez daha haklı çıkarmıştır. Önceliklerinin siyasi polemik değil, Gürsu halkının hizmet alması olduğunu belirten Belediye Başkanı Mustafa Işık, açıklamasını kararlılık mesajıyla noktaladı: "Bizim derdimiz bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek; yani Gürsu’nun hakkını almaktır. Hemşehrilerimizin hukukunu ve alın terini her platformda sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "‘Uzun Süreli Bakım Sigortası’ sisteminin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları sürdürüyoruz"
22 Nisan 2026 Çarşamba - 14:04 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "‘Uzun Süreli Bakım Sigortası’ sisteminin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları sürdürüyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Ülkemizin değişen demografik yapısına uyum sağlamak ve yaşlı nüfusumuz için bakım hizmetlerini güçlendirmek öncelikli hedeflerimiz arasındadır. ‘Uzun Süreli Bakım Sigortası’ sisteminin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları, sürdürüyoruz" dedi. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 2’nci Yaşlılık Şurası kapanış programı düzenlendi. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da katıldı. "Türkiye hızla yaşlanan bir nüfus yapısına sahip" Şuranın kapanışında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şurada ortaya çıkan sonuçları Nüfus Politikaları Kurulu başta olmak üzere birçok platformda değerlendireceklerini belirtti. Yılmaz, çocuk ve genç nüfus hızla azalırken yaşlı nüfusun artış gösterdiğini belirterek, "Türkiye, 2025 yılında yaşlı nüfus oranına göre 194 ülke arasında 75’inci sırada yer almaktadır. Ülkemizde yaşlı nüfus oranı 2000 yılında toplam nüfusumuzun yüzde 5,7’si iken, 2023 yılında ilk kez yüzde 10’un üzerine çıkarak ülkemizi çok yaşlı ülkeler kategorisine taşımıştır. Bu yüzde 10 kritik bir eşik. 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 10’u aştığında o ülke artık çok yaşlı ülke kategorisine girmiş oluyor. TÜİK tahminlerine göre demografik göstergelerdeki mevcut yapı devam ederse 2025 yılında bu oran yüzde 11,1’e çıkacak. 2030’da 13,5’e, 2100 yılında ise neredeyse nüfuzumuzun üçte birine ulaşmış olacak. Bu veriler Türkiye’nin hızla yaşlanan bir nüfus yapısına sahip olduğunu ve demografik bir dönüşümün eşiğinde olduğumuzu göstermektedir" diye konuştu. "En az bir yaşlı fert bulunan 7 milyondan fazla hanemiz var" 62 ilde yaşlı nüfus oranının yüzde 10’un üzerinde olduğunu aktaran Yılmaz, "Özellikle yaşlı nüfusun yüksek olduğu illerde yapacağımız çalışmalar, geleceğin Türkiye’sine de bizi daha gerçekçi bir şekilde hazırlayacaktır. En az bir yaşlı fert bulunan 7 milyondan fazla hanemiz var. Yaklaşık 2 milyonu tek başına yaşayan yaşlı fertlerden oluşuyor. Bu da çok dikkat etmemiz gereken, hakikaten üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir veri. Bu tablo bize sadece demografik bir değişimi değil, aynı zamanda yaşlılıkta yalnızlığın giderek büyüyen bir sosyal sorun haline geldiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı. "Yaşlılarımız bizim için bir yük değil, tam aksine bir değer" Kuşaklar arası etkileşimin ve diyaloğun önemine vurgu yapan Yılmaz, "Dijitalleşme, bağımlılıklar maalesef toplumda hepimizi derinden üzen hadiseler. Bütün bunlara baktığımızda büyüklerimizle, yaşlılarımızla yeni nesiller arasındaki diyaloğun güçlendirilmesinin her bakımdan çok kıymetli olduğunun ben altını çizmek istiyorum. Yaşlılarımız bizim için bir yük değil, tam aksine bir değer. Toplumun bir hafızası, yeni nesillere sadece kuru bilgiyi değil eski değerleri, eski bakış açısını, kadim birtakım insani erdemleri aktarmada yaşlılarımızın çok çok kıymetli bir rolü var. Maalesef bu zayıflamış durumda. Bunu mutlaka arttırmanın yollarını, yöntemlerini birlikte geliştirmemiz gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. "‘Uzun Süreli Bakım Sigortası’ sisteminin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları sürdürüyoruz" Çalışmalarını yaşlı vatandaşlarla birlikte yaptıklarını söyleyen Yılmaz, "Sizlerle istişare içinde bu politikaların yapılması çok önemli. Dolayısıyla yaşlılarımızı sadece korunması gereken bir kesim olarak değil, toplumsal gelişimimize yön verecek, güç verecek bir kesim olarak görüyoruz. Orta Vadeli Programımız (OVP) çerçevesinde ülkemizin değişen demografik yapısına uyum sağlamak ve yaşlı nüfusumuz için bakım hizmetlerini güçlendirmek öncelikli hedeflerimiz arasındadır. ‘Uzun Süreli Bakım Sigortası’ sisteminin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları sürdürüyoruz. Bunlar olgunlaştığında uygun bir zamanlamayla mutlaka gündeme gelecektir. Bu tür sigorta sistemleri hem yaşlılıkta insanımıza çok daha büyük bir güç verecektir hem de Türkiye’nin genel tasarruf oranını arttırarak finansal sistemini destekleyici olacaktır. Bu sistem sayesinde vatandaşlarımızın yaşlılık döneminde ister evlerinde, ister bakım merkezlerinde ihtiyaç duyacakları hemşirelik, bakım hizmeti ve tıbbi ekipman gibi desteklere daha kolay, güvenli ve sürdürülebilir şekilde eriştirmelerini sağlamayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "Yaşlılarımızın sosyal hayata katılımını arttırmayı ve kurumsal bakım ihtiyacını azaltmayı hedefliyoruz" Yılmaz, yaşlılara yönelik çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: "Yaşlı vatandaşlarımıza sunulan evde bakım yardımı ile gündüzlü bakım ve aktif yaşam merkezlerimiz sayesinde aile yapısını güçlendirmeyi, yaşlılarımızın sosyal hayata katılımını arttırmayı ve kurumsal bakım ihtiyacını azaltmayı hedefliyoruz. Yerel yönetimlerimizi de sürece dahil eden yaşlı destek programımızla evde bakım, psikososyal destek ve kültürel faaliyetleri yine bütünleşik bir yapıda ele alarak güçlü bir hizmet ağı oluşturmuş durumdayız. Yaşlı bireylerimizin toplumsal hayata aktif katılımını desteklemek amacıyla önemli projeler yürütüyoruz. ‘Torunum Olur musun’ projesiyle kuşaklar arası dayanışmayı güçlendiriyor, huzurevlerimizde düzenlediğimiz spor ve sosyal aktivitelerle yaşlılarımızın aktif yaşam sürmelerini ve toplumsal bağlarını güçlendirmelerini destekliyoruz. Dijitalleşmenin hayatın her alanına nüfuz ettiği bir dönemde yaşlı bireylerimizin bu sürecin dışında kalmaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz."
İçişleri Bakan Danışmanı Veteriner Hekim Ahmet Yavuz Karaca:
22 Nisan 2026 Çarşamba - 13:46 İçişleri Bakan Danışmanı Veteriner Hekim Ahmet Yavuz Karaca: İçişleri Bakan Danışmanı Veteriner Hekim Ahmet Yavuz Karaca, eski modelle 5 yıllık ortalama 260 bin kısırlaştırma oranına rağmen hayvan popülasyonunun kontrol altına alınamadığını ifade ederek, "Bunun üzerine kanun koyucu gazi Meclisimiz, sizler ’kısırlaştır-rehabilite et-yerinde muhafaza et’ modeline geçti. 5199 sayılı Kanun’un uygulamaları; taraf olduğumuz Avrupa Hayvan Hakları Sözleşmesi’nde de ilgili hükümler var" dedi. Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu toplandı. Toplantının başında AK Parti, CHP, DEM Parti ve İYİ Parti milletvekilleri arasında tartışma yaşandı. Tartışma sonrası İçişleri Bakan Danışmanı Veteriner Hekim Ahmet Yavuz Karaca, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklerin sahaya yansımalarına ilişkin milletvekillerine sunum yaptı. Karaca, AK Parti’nin 2014 yılında yaptığı değişiklikle ’yakala-kısırlaştır-bırak’ modelinin uygulanmaya başlandığını hatırlatarak, bu modelin insan, hayvan, çevre sağlığı açısından açık bir şekilde problemler oluşturduğunu söyledi. Karaca, "Bu model, eğer siz ilk yılda popülasyonun yüzde 70’ini kısırlaştırırsanız başarıya ulaşır. 5 yıllık ortalama 260 bin kısırlaştırma oranına rağmen bir yol alınamadı. Hayvan popülasyonu kontrol altına alınamadı. Bunun üzerine de kanun koyucu gazi Meclisimiz, sizler ’kısırlaştır-rehabilite et-yerinde muhafaza et’ modeline geçti. 5199 sayılı Kanun’un uygulamaları; taraf olduğumuz Avrupa Hayvan Hakları Sözleşmesi’nde de ilgili hükümler var" ifadelerini kullandı. Köpeklerden insanlara ve diğer canlılara 300 çeşit hastalık bulaşabileceğini belirten Karaca, "Bunlardan başlıcası kuduz. 2014’te kuduzla temas sayısı 197 bin 125. 2024’te bu sayı 500 binlere gelmiş. Bir kişi için minimum üç doz aşı yapılıyor. Bir doz aşının bedeli 10 dolar. Türkiye, maalesef ki dünyada kuduzda yüksek riskli ülkeler arasında. Yüksek riskli diyorum dikkatinizi çekeyim. Almanya’dan, Hollanda’dan veyahut da dünyanın herhangi bir yerinden bir turist kalkıp geldiğinde kuduz riskli ülkeye gittiğini kabul ve taahhüt ederek geliyor. Biz bunu İstanbul’da yaşadık. 2008 yılında Topkapı Sarayı’nın önünde bir turisti bir köpek ısırdı ve kuduz çıktı. İstanbul’da 1999 yılında 131 noktada kuduz vardı, şu anda kuduz vakası yok" şeklinde konuştu. Karaca, sahipsiz hayvanlarla ilgili birlikler kurulduğunu kaydederek, "51 ilimizde ya da mevcut bir birlik varsa onun tüzüğünü değiştirerek bunun üzerine hızlı bir şekilde aksiyon alıp 3 ay içerisinde bitirdik. Gördüğünüz gibi bunu deprem bölgesinde kullanımı tamamlanmış konteynerleri kullanarak yaptık" dedi. Karaca, hayvanların önce parazit tedavilerinin yapıldığını ve daha sonra aşılandığını kaydederek, "81 ilde 11 milyon 668 bin 67 metrekare alanda bakım ve doğal yaşam alanları bitirildi. 4 milyonluk alanda inşaat var. 9 milyon 750 bin metrekarelik alanda da proje var. 5199 sayılı Kanun ve yönetmelik küçük hayvanlar için 8, büyük hayvanlar için 10 metrekare yer önerse de şu an mevcut alanlarımızın ortalamasına baktığımızda bu alanlar 20-30, hatta bazı illerimizde 50’ye kadar çıkmaktadır. Batman’da var, Kahramanmaraş’ta var şu an" ifadelerini kullandı.
Bakan Tekin: "23 Nisan, milletimizin istiklal mücadelesini anlamla taçlandırdığı bir gündür"
22 Nisan 2026 Çarşamba - 13:45 Bakan Tekin: "23 Nisan, milletimizin istiklal mücadelesini anlamla taçlandırdığı bir gündür" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "23 Nisan, milletimizin istiklal mücadelesini anlamla taçlandırdığı, egemenlik bilincini çocuklarımıza emanet ettiği ve dünya çocukları arasında dostluk ve kardeşlik köprülerinin kurulduğu müstesna bir gündür" dedi. Bakan Tekin, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Mesajında 23 Nisan’ın Türk milletinin istiklal mücadelesindeki en anlamlı günlerden birini olduğunu belirten Tekin, çocukları geleceğin teminatı olarak gördüklerini ifade etti. Geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına da değinen Bakan Tekin, bu saldırılar için gerekli adımların ivedilikle atılacağını belirtti. "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarımızda yaşanan menfur silahlı saldırılar, hepimizi derin bir üzüntüye sevk etmiştir" Okullara yönelik saldırıların ivedilikle aydınlatılacağını ifade eden Bakan Tekin, "Aziz milletimiz, değerli eğitim ailemiz, sevgili çocuklar. Yüce Meclisimizin açılışının 106’ncı yıl dönümünde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir sorumluluk bilinciyle idrak ediyoruz. Ancak bu yıl, kalbimizi derinden yaralayan hadiselerin gölgesinde bu anlamlı günü karşılıyoruz. 14 Nisan’da Şanlıurfa’da ve 15 Nisan’da Kahramanmaraş’taki okullarımızda yaşanan menfur silahlı saldırılar, hepimizi derin bir üzüntüye sevk etmiştir. Hayatını kaybeden evlatlarımıza ve fedakar öğretmenimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Aziz milletimiz müsterih olsun; çocuklarımızın güvenliği için gereken her adım atılacak, hiçbir ihmal alanı karşılıksız bırakılmayacak, hiçbir risk unsuru göz ardı edilmeyecektir. Bu acı hadiseler, eğitim ortamlarının güvenliğine dair sorumluluğumuzu her yönüyle yeniden değerlendirme ve daha güçlü tedbirler alma kararlılığımızı pekiştirmiştir. Bilimin rehberliğinde sağduyuyla ve kararlılıkla hareket ederek, evlatlarımız için daha güvenli eğitim ortamları tesis etmeyi en öncelikli vazifemiz olarak görüyoruz" dedi. "Devlet ve millet el ele, şefkat ve güven iklimini kuvvetlendirmek istiyoruz" Her türlü sosyal ve psikolojik sorunu Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve toplumla birlikte aşabileceklerinin altını çizen Tekin, "Bu süreç, evlatlarımızın dünyasına daha yakından bakmayı zaruri kılmaktadır. Her hadisenin merkezinde onların incinen kalbi, sessizce anlaşılmayı bekleyen iç dünyası yer alır. Çocuk; görülmek, duyulmak ve olduğu haliyle kabul görmek ister. Kalbine dokunulan her çocuk, hayata daha güçlü tutunur. Zamanın hızlanan ritmi, kalabalıkların ortasında büyüyen bir yalnızlığı da beraberinde getirmektedir. Modern zamanın hızla değişen yapısı yalnızca yetişkinleri değil, çocuklarımızı da derin bir yalnızlıkla karşı karşıya bırakmakta ve onları kalabalıklar içinde sessizleştiren, görünmez kılan bir iklim üretmektedir. Bu durum karşısında evlatlarımızın kendilerini yalnız hissetmediği, gönül coğrafyamızda sahici bağlar kurabildiği bir iklim inşa etmek hepimizin mesuliyetidir. Bencilliği ve şiddeti büyüten her türlü sosyal, psikolojik ve dijital zemini dönüştürerek devlet ve millet el ele, şefkat ve güven iklimini kuvvetlendirmek istiyoruz. Nitekim bu bağlamda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’yle işaret ettiğimiz ve müfredatın odağına yerleştirdiğimiz ’iyi insan’ idealinin tahkimi için son derece kararlıyız. Bu ideal; ahlaklı ve erdemli, milleti ve insanlık için iyi, doğru ve güzel olanı yapmayı içselleştirmiş; adalet, merhamet ve sorumluluk bilinciyle hem kendine hem çevresine hem de tüm insanlığa karşı duyarlı bir neslin inşasıdır" ifadelerine yer verdi. "23 Nisan, milletimizin istiklal mücadelesini anlamla taçlandırdığı bir gündür" 23 Nisan’ın sadece çocuklar için değil, Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "23 Nisan, milletimizin istiklal mücadelesini anlamla taçlandırdığı, egemenlik bilincini çocuklarımıza emanet ettiği ve dünya çocukları arasında dostluk ve kardeşlik köprülerinin kurulduğu müstesna bir gündür. Mustafa Kemal Atatürk’ün ’Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin asırlar süren arayışlarının özü ve onun bizzat kendisini idare etmek şuurunun canlı bir timsalidir’ sözü, milletimizin köklü istiklal davasının ve kendi kaderine sahip çıkma iradesinin en berrak ifadesidir. Yüce Meclisin açılışıyla birlikte egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu hakikati tarihe güçlü bir şekilde nakşedilmiş; derin bir medeniyet birikiminden beslenen bu irade, Türkiye Cumhuriyeti’nde sürekliliği olan bir diriliş ufkuna dönüşmüştür. Dünyanın hızla değiştiği bir çağda çocuklarımızın kendi kimliğini taşıyan, başkasını anlayabilen ve ortak değerler etrafında buluşabilen bireyler olarak yetişmesi, hayati bir sorumluluk taşımaktadır. Güçlü bir gelecek; değer gördüğünü bilen, sorumluluk alan ve insanlığa iyilikle dokunan nesillerin omuzlarında yükselecektir. Zamanın ruhunu okuyabilen, dünyaya söyleyecek sözü olan, milli şuur ve evrensel sorumluluk bilinci taşıyan nesiller yetiştirmek başlıca vazifemizdir. Türkiye Yüzyılı hedefi doğrultusunda düşünen, üreten, merhametiyle derinleşen, emeğiyle değer katan bireyler yetiştirme kararlılığımızı aynı istikametle sürdürüyoruz. Nitekim bu anlayış doğrultusunda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde ’Maarifin kalbinde çocuk’ temasını eğitim süreçlerimizin merkezinde yer alan yön verici bir anlayış olarak hayata geçiriyoruz. Nisan ayı boyunca 81 ilimizde öğrencilerimizin aktif katılımıyla gerçekleştirilecek etkinliklerle milli egemenlik bilincini güçlendiren, değerlerimizi görünür kılan ve çocuklarımızın söz aldığı, ürettiği ve deneyimlediği bir eğitim iklimi oluşturmayı hedefliyoruz. Ailelerin gönüllü katılımıyla zenginleşen bu süreçte çocuklarımızın hak temelli bir bakışla kendilerini ifade edebildiği, aidiyet duygusunu güçlendirdiği ve milli-manevi değerlerimizi hayatın içinde tecrübe ettiği bir ortak öğrenme zemini tesis ediyoruz." "Sizler bu ülkenin en kıymetli emanetisiniz" Çocuklara da seslenen Bakan Tekin, Bakanlık olarak her türlü zorlukta çocukların yanında olacaklarını belirterek, "Sizler bugünün umudu ve yarının en güçlü teminatısınız. Unutmayın, yalnız değilsiniz. İçinden geçtiğimiz bu zor günlerde bilmenizi isteriz ki sizlerin yanındayız. Bu ülkenin yarınları, sizin yüreğinizde taşıdığınız umutla, kudretle, iyilikle şekillenecek. Okullarınızda kendinizi emniyet içinde hissetmeniz, arkadaşlarınızla birlikte yarınlara güvenle bakmanız için gereken her adım büyük bir titizlikle atılmaktadır. Sizler bu ülkenin en kıymetli emanetisiniz. 23 Nisan’ın bizlere hatırlattığı en derin anlam da budur. Bu ülkenin geleceği sizlerin kalbinde, hayallerinde ve umutlarında şekillenir. Sizden isteğimiz; çalışmaktan, üretmekten, hayal kurmaktan vazgeçmemeniz, bize güvenmeniz ve iyiliği çoğaltmanızdır. Bu ülkenin her köşesinde sizin için atan bir yürek, sizin için sorumluluk taşıyan bir irade vardır; müsterih olun. Zamanımızı, emeğimizi ve bütün imkanlarımızı sizlerin daha güvenli, daha huzurlu ve daha güzel bir geleceğe ulaşmanız için seferber ediyoruz. Aziz hatırası önünde saygıyla eğildiğimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere kahraman ecdadımızı rahmet ve minnetle yad ediyoruz. Kahramanmaraş ili Onikişubat ilçesinde bulunan Ayser Çalık Ortaokulu’ndaki menfur saldırıda hayatını kaybeden sekiz evladımıza ve onları korumak için kendini siper eden kıymetli Ayla Öğretmen’imize Allah’tan rahmet diliyoruz. Onların hatırası, bu milletin kalbinde daima yaşayacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor, tüm çocuklarımızı sevgiyle kucaklıyorum" dedi.