POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İran’a yönelik Netanyahu’nun kışkırtmaları ile başlayan Amerika-İsrail saldırılarından üzüntü ve endişe duyuyoruz" 28 Şubat 2026 Cumartesi - 21:31:30 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Komşumuz İran’a yönelik Netanyahu’nun kışkırtmaları ile başlayan Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz. İran’ın egemenliğini açıkça ihlal etme yanında dost ve kardeş İran halkının huzuruna kast eden saldırıları esefle karşılıyoruz. Aynı şekilde her ne sebeple olursa olsun körfezdeki kardeş ülkelerimize yönelik İran’ın füze ve dron saldırılarını kabul edilemez buluyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde AK Parti İl Teşkilatı İftar Programı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan programda yaptığı konuşmada, "Ramazan, hepinizin çok iyi bildiği gibi yardımlaşmanın, dayanışmanın ve hoşgörünün zirveye ulaştığı bir aydır. Belediyelerimiz, hayırseverlerimiz, sivil toplum örgütlerimiz bilhassa bu mübarek günlerde her zamankinden daha yoğun olarak yardımlaşma ve dayanışma faaliyetlerine ağırlık veriyor. AK Parti olarak biz de en tepeden mahalle temsilcimize kadar sahur ve iftar programlarında milletimizle beraber oluyoruz. Kimseyi ayırmadan, genç yaşlı demeden insanımızın derdiyle dertleniyor, muhabbetimizi güçlendiriyor, birlik ve beraberliğimizi perçinliyoruz. İstanbul teşkilatımızın da tam kadro sahada olduğunu, Ramazan-ı Şerif’i hakkını vererek idrak etme çabasında olduğunu memnuniyetle müşahede ediyorum. Teşkilatımızı yaptıkları güzel çalışmalardan, örnek faaliyetlerinden ötürü burada tebrik ediyor, her bir kardeşime teşekkür ediyorum" dedi. "Gazze başta olmak üzere Ramazan’ı buruk bir kalple karşılayan tüm kardeşlerimize dayanışma mesajlarımı gönderiyorum" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ramazan ayında 86 milyon vatandaşımızla kucaklaşırken, gönül ve kültür coğrafyamızdaki kardeşlerimizi de elbette unutmuyoruz. Ne yazık ki bir taraftan Pakistan, Afganistan bir taraftan işte son günlerdeki İran, Körfez arasındaki savaşlar unutulur gibi değil. Türkiye Diyanet Vakfımız, TİKA’mız, Kızılay’ımız, ülkemizin yüz akı olan insani yardım kuruluşlarımız tam bir seferberlik ruhuyla ihtiyaç sahiplerinin kapısını çalıyor, ülkemizin yardım elini mazlum ve mağdurlara ulaştırıyor. Gazze’de, Sudan’da, Somali’de, Arakan’da ve daha pek çok yerde milletimizin katkılarıyla kurulan iftar sofralarında hamdolsun Türkiye için dualar ediliyor. Gazze başta olmak üzere gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde Ramazan’ı buruk bir kalple karşılayan tüm kardeşlerimize milletim adına dayanışma mesajlarımı gönderiyorum. Çekilen bunca acının, yaşanan bunca zorluğun verilen bu kahramanca mücadelenin er ya da geç kalıcı zaferle taçlanacağına yürekten inanıyorum. Milletimizin her bir ferdinden, paylaşma ve dayanışma ayı olan Ramazan-ı Şerif’te mazlum ve mağdur kardeşlerini hem dualarında hem de yardım çalışmalarında unutmamalarını özellikle rica ediyorum" ifadeleri kullandı. "Netanyahu’nun kışkırtmaları ile başlayan Amerika-İsrail saldırılarından üzüntü ve endişe duyuyoruz" "Türkiye olarak bu mübarek günlerde bölgemizde ve İslam dünyasında huzur barış ve istikrar ortamının hakim olması çalışırken, komşumuz İran’a yönelik Netanyahu’nun kışkırtmaları ile başlayan Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uzun bir süredir anlaşmazlıkların diyalog yolu ile çözülmesi için çok ciddi emek verdik. Özellikle bu süre içerisinde sayın Trump ve sayın Pezeşkiyan’la telefonda görüşmeler yaptım. Bölgemizdeki başka ülkeler de aynı şekilde ellerinden geleni yaptı. Hem taraflar arasındaki güven bunalımı aşılamadı hem de İsrail’in süreci zehirleme çabaları devam ettiği için istenen netice alınamadı. İran’ın egemenliğini açıkça ihlal etme yanında dost ve kardeş İran halkının huzuruna kast eden sabahki saldırıları esefle karşılıyoruz. Aynı şekilde her ne sebeple olursa olsun körfezdeki kardeş ülkelerimize yönelik İran’ın füze ve dron saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz. Diplomasiye alan açılmazsa bölgemiz bir ateş çemberine sürüklenme riski ile karşı karşıyadır. Buna izin verilmemelidir. Savaşın daha da büyümemesi, bölgemizin daha büyük acılar yaşamaması için başta İslam dünyası olmak üzere tüm aktörlerin acilen harekete geçmesi gerekiyor. Biz Türkiye olarak ilk günden beri olduğu gibi sorunların suhulet ile çözülmesi noktasında üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz ve yapacağız. Tüm ilgili arkadaşlarımız muhatapları ile yoğun temas halindeler. Hudut güvenliğimiz ve hava sahamız açısından zaten bir sorunumuz yok. Ülkemizin ve milletimizin güvenliğini önceleyen bir politika ile inşallah bu hassas süreci başarıyla yöneteceğiz. Eş zamanlı olarak önce ateşkesin tesisi ardından müzakere masasına dönülmesi için diplomatik çabalarımızı hızlandıracağız. Devlet ve millet olarak bölgedeki tüm kardeş halkların yanında olmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "28 Şubat geride bir enkaz bırakmıştır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün Türk siyasi tarihinin kara günlerinden 28 Şubat müdahalesinin yıldönümü. 28 Şubat geride bir enkaz bırakmıştır. Yapılan hesaplamalar 28 Şubat müdahalesinin Türkiye’yi 381 milyar dolar zarara uğrattığını ortaya koyuyor. 28 Şubat, özellikle kadınların ve kız çocuklarının hayatında travmatik izler bıraktı. Üniversite kapılarındaki ikna odalarında başörtülü öğrencilere psikolojik şiddet uygulandı. Bu kardeşlerimiz okullara alınmadı. Binlercesi eğitimini yarım bırakmak zorunda kaldı. Katsayı uygulaması ve 8 yıllık kesintisiz eğitim dayatmasıyla İmam Hatip Okulları ve meslek liselerinin önü kesildi. Çok zor, sancılı bir dönem yaşadık. Partilerimizi kapatarak bize siyaset yapamazsınız dediler. Uyduruk yargı kararlarıyla bizi siyasetten tasfiye etmeye çalıştılar. Hatta çıktılar, utanmadan ‘muhtar bile olamazsınız’ dediler. Önümüze duvar ördüler, engel çıkardılar. Bizi engellemek, bizi millete hizmet yolundan alıkoymak için her türlü hukuksuzluğu sergilediler. Ama biz bunların hiçbirine boyun eğmedik. Karamsarlığa kapılmadık, ümitsizliğe düşmedik. Allah’a dayandık. Sabır, tahammül ve imanla bize, aziz milletimize ve siyasi görüşlerimize yönelik saldırıları tek tek bertaraf ettik" dedi. "Başörtüsüne yönelik keyfi uygulamalara ve anlamsız yasaklara son verdik" "28 Şubat döneminde işinden atılan veya istifaya zorlanan kardeşlerimizin haklarını kendilerine iade ettik" ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Başörtüsüne yönelik keyfi uygulamalara ve anlamsız yasaklara son verdik. 15 Temmuz sonrasında, 28 Şubat’a en büyük desteği veren FETÖ’yü de tasfiye ederek 28 Şubatçıların önünü açtığı, palazlandırdığı, daha sonra milletin başına musallat ettiği bir beladan milletimizi kurtardık. 29 sene önce ikna odalarına alınan başörtülü kızlarımız bugün mülkiyede, adliyede, askeriyede, iç ve dış siyasette, dünyada, kabinede yani devletin tüm kademelerinde hiçbir kısıtlama olmadan özgürce görev yapıyor. Evlatlarımız inançlarıyla, kariyerleriyle, dini hassasiyetleriyle okulları arasında bir tercihte bulunmak zorunda kalmıyor. Güvenlik kuvvetlerimiz, üniversitelerimiz, yargımız, iş dünyamız, sendikalarımız artık vakitlerini siyasete balans ayarı yapmak için değil, asli vazifelerini en güzel şekilde yerine getirmek için harcıyor. Allah’a hamdolsun, AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın kararlı, cesur, bir o kadar da akıllı ve sabırlı mücadelesi sayesinde işte bu noktalara geldik. Rabbim, bugünkü kazanımlarımızda, bugüne kadar elde ettiğimiz hak ve özgürlüklerde emeği, alın teri ve katkısı olan herkesten razı olsun diyorum" şeklinde konuştu. "Çocuklarımızın neşe içinde cıvıl cıvıl ilahiler okumasının neresi sorunlu?" Karanlık ve kasvetli dönemlerin bir daha gelmemek üzere geride kaldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin kaptan köşkünde bizler olduğumuz müddetçe Allah’ın izniyle eskiyi hortlatmaya kimsenin gücü yetmez ve yetmeyecektir. Şimdi nesli tükenmekte olan üç beş şuursuz çıkmış, yayınladıkları bildirilerle milletimizin fertleri arasına nifak sokmaya çalışıyor. Çocuklarımızın milli ve manevi değerleriyle erken yaşta tanışması, ruh ve medeniyet kökleriyle güçlü bağlar kurması bunların asabını bozuyor. Ana muhalefetin başındaki zat da kırk dereden kırk kova su getirerek akla ziyan argümanlarla bildiriyi yazan marjinallere lojistik destek veriyor. Millete ‘gerici azınlık’ diyen bu kibir kulelerine sahip çıkıyor. Dikkat edin, sürekli meydanlarda konuşuyor, mikrofonu elinden bırakmıyor. Ama beyefendi okullarda gönüllü Ramazan etkinlikleri düzenlenmesine niçin karşı çıktıklarının cevabını bir türlü veremiyor. Çocukların iftar sofralarında bir araya gelecek olmasının neresi yanlış? Yardımlaşma ve dayanışmayı artıracak faaliyetler düzenlenmesinin neresi hatalı? Çocuklarımızın Ramazan süslemesi yapmasının, neşe içinde cıvıl cıvıl ilahiler okumasının neresi sorunlu? Bunların hiçbirine makul, mantıklı ve hukuki bir cevabı yok. Ana muhalefetin başındaki zat kusura bakmasın. Biz doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz. Medeniyet mirasımızı, Cumhuriyetimizin kazanımlarını, milletimizin hak ve özgürlüklerini inşallah daha da zenginleştirerek yarınlara taşıyacağız" dedi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 21:02 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "İsrail ve ABD’nin İran’ı hedef alan saldırılarını ve İran’ın Körfez’deki başlattığı saldırıları kabul edilemez buluyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Diplomatik görüşmeler sürerken İsrail ve ABD’nin İran’ı hedef alan saldırılarını ve İran’ın Körfez’deki dost ve kardeş ülkelere yönelik başlattığı saldırıları kabul edilemez buluyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, İsrail ve ABD’nin İran’ı hedef alan İran’ın ise Körfez’deki ülkelere yönelik başlattığı saldırılara ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Yılmaz, "Diplomatik görüşmeler sürerken İsrail ve ABD’nin İran’ı hedef alan saldırılarını ve İran’ın Körfez’deki dost ve kardeş ülkelere yönelik başlattığı saldırıları kabul edilemez buluyoruz. Türkiye olarak, bölgesel ve küresel istikrarı tehdit eden çatışmaların ve insani yıkımların daha fazla yaşanmaması için muhataplarımızla an be an iletişim halindeyiz. Sorunların diplomasi ile çözüldüğü, istikrar içinde refahını artıran bir bölge için çaba sarf ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Tarafları en kısa sürede diplomasi masasına dönmeye, sorunları müzakere ederek aşmaya davet ediyoruz. Bu yönde atılacak adımlara, daha önce olduğu gibi bugün de yapıcı bir yaklaşımla katkı vermeye hazırız" ifadelerini kullandı.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 20:53 MHP Lideri Bahçeli: "ABD’nin İran’a beklenen saldırısı terör devleti İsrail tarafından yapıldı" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Pakistan ile Afganistan arasındaki savaştan sonra ABD’nin İran’a beklenen saldırısı maşa devlet, haydut devlet, barbar devlet, terör devleti İsrail tarafından yapıldı" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Programda konuşan Bahçeli, "Ülkü Ocakları, Türklük gurur ve şuurunun, İslam ahlak ve faziletinin eylem ve fikir membaı; Kızılelma ülküsüyle İ’la-yı Kelimetullah ruhunun erdem ve fazilet mektebidir. Bu mektep, ahlak ve edebin refakatinde, aklın ve gönlün refikliğinde kemale ermenin hevesinde olan serdengeçti yüreklerin, yani Ülkücü Türk gençliğinin hiç sönmeyecek meşalesidir" diye konuştu. "Bizim arifimiz de alimimiz de gıpta edilecek çokluktadır" Bahçeli, "Medeniyet ve millet mazimizin adeta toprak altına itilen cevherleri dikkatle tefrik ve tefsir edilip gün yüzüne çıkarıldığı takdirde görülür ki, bizim arifimiz de alimimiz de gıpta edilecek çokluktadır. 16’ıncı yüzyılda Batı toplumsal, siyasal, dini ve ideolojik çatışmaların göbeğinde bocalarken; Süleymaniye Külliyesi’nde kurulan tıp medresesinde matematik okutuluyor, insan fizyolojisiyle ilmin incelikleri öğretiliyordu. Kopernik’in, Batlamyus sistemiyle birlikte, o sisteme muvafık bir şekilde yerleşen Hıristiyan kainat görüşünü yıktığı anlatılır. Kepler’in gezegenlerin hareketleriyle ilgili kanunları bulduğu açıklanır. Ayrıca Galile’nin mutlak zamanın ölçülmesi ve düşmeye ait tecrübeleriyle Aristo fiziğini boşa düşürdüğünden bahsedilir. Batı’nın konuşup tartıştığı bütün konu başlıklarıyla ilgili çalışmaları hem usul hem de esas boyutundan asırlar evvel Türk-İslam filozofları basiret ve bilgelikle gerçekleştirmişlerdi" dedi. "Basiret; seçilmesi gereken şey ile sakınılması gereken şeyi belirler" Basiret kavramının seçilmesi gereken şey ile sakınılması gereken şeyi belirlediğini vurgulayan Bahçeli, "Basiret; seçilmesi gereken şey ile sakınılması gereken şeyi belirler. Cesaret olmadan basiretin açılacağı yer korkaklığın uçurumudur. Basiret olmadan cesaretin varacağı yer ise çılgınlığın ucudur. Bir fikir insanı, bir dava neferi, ilim ve hidayet yolcusu bir şahsın basiretle ve cesaretle eşzamanlı kuşanması elbet mecburidir. Günümüzde, bundan mahrum kimi sözde aydınlar, merhum Cemil Meriç’in işaret ve ifade ettiği üzere, Batılı dostları alınmasınlar diye hazinelerini gizlemeye çalıştılar. Sonra bu hazinelerini unuttular. Müteakiben düşman putlarını takdis ettiler, hayranlıkla benimsediler. Ne olduysa ondan sonra oldu, velhasıl devin papağan olmasına hizmet ettiler" şeklinde konuştu. "Doğru davranış doğru fikrin momentidir" Doğru davranışının doğru fikrin momenti olduğunu ifade eden Bahçeli, "Halbuki dava irfanımızı yeniden fethettiğimizde, bugünümüzü düne bağlayacak köprüler inşa ettiğimizde göz kamaştıran fikir ve düşünce sıçramalarını, muazzam buluş ve eserleri görmemiz kaçınılmazdır. Yine Cemil Meriç’in dediği gibi, fikir adamı için namus abeste direniş değil, hakikate teslimiyettir. Bu teslimiyet asil ve soylu bir teslimiyettir. Aklın zirvesi hakikat, adaletin zirvesi hakkaniyettir. Bu zirvelere tırmanmak, bu zirvelerde dünyayı Türkçe okumak sizlerin en temel ülküsü olmalıdır. Mananın yerine geçen elfazı bir yana bırakarak, içi boş sloganları bir kenara koyarak şunu unutmayınız ki, ülkücünün ülküsünde erimesi yüksek hedeflere kilitlenmesiyle mümkündür. Doğru davranış doğru fikrin momentidir" ifadelerini kullandı. "Eşyanın tabiatı kurumların özüdür" "Bu iki doğru üzerinde düz bir çizgiyle hayat planını yapanlar; insanı baskı altında tutan her neviden boyunduruğa karşı çıkmaktan, peşin yargıların maskesini yırtmaktan asla çekinmeyeceklerdir" diyen Bahçeli, "Neyin doğru, neyin yanlış; neyin değerli, neyin değersiz olduğunu bilmeyen bir insanın doğru davranışta bulunması, doğru bir fikrin etrafında buluşması eşyanın tabiatına aykırıdır. Peki bu eşyanın tabiatı nedir? Bundan ne anlaşılmalıdır? Eşyanın tabiatı, insanın toplum, çevre ve doğayla olan ilişkileri içinde oluşmaktadır. Değer-olgu; ideal-realite birliği eşyanın tabiatını teşkil etmektedir. Hukuk, eşyanın tabiatından kaynaklanan zorunlu ilişkilerdir. Kısaca diyebiliriz ki, eşyanın tabiatı kurumların özüdür" dedi. "Güçsüz adalet aciz, adaletsiz güç zulümdür" MHP Lideri Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Dünyaya bakınız, beşeriyetin hal-i pürmelalini ve sıcak gelişmeleri yorumlayınız; eşyanın tabiatına mugayir ne varsa tedavülde olduğunu fark edeceksiniz. Bununla mündemiç cevabını aramak zorunda olduğumuz sorular da şunlardır: Adalet nerededir? Akıl nereye gitmiştir? Ahlaka ne olmuştur? ‘Eğer adalet yoksa’ diyor Kant, insanların yeryüzünde yaşıyor olmasının bir değeri kalmayacaktır. Gündüz vakti elimizde fener alarak adalet mi arayalım? Ahlakın ilke ve esaslarını mı soruşturalım? Güçsüz adalet aciz, adaletsiz güç zulümdür. Adalet ile gücü eklemlemek ise fikir, düşünce ve siyaset insanlarının hedefi olmalıdır. Bugünkü çağımızın en mühim açığı insani değer ve mirastaki hüsran verici zayıflık ve zedelenmedir. Bu nedenle çağa ve zamana müdahil olacak dirayet, cesaret ve hamiyete malik olmak lazımdır." "ABD’nin İran’a beklenen saldırısı terör devleti İsrail tarafından yapıldı" "Dünyanın karmakarışık siyasi ve jeopolitik ortamında bizi biz yapan, bizi tarihin ve kültürün derin köklerine bağlayan değerler mecmuuna sıkı sıkıya bağlanmaktan başka seçenek yoktur" ifadelerini kullanan Bahçeli, "Etrafımızda kuşlar uçması gerekirken füzeler uçuyor. İnsanlık bir savaştan diğerine, bir çatışmadan bir başkasına sürükleniyor. Felaket senaryoları kuvveden fiile yavaş yavaş çıkıyor. Soykırım derseniz, en korkuncu yaşanıyor. Gözyaşları derseniz, kanla karışık oluk oluk akıyor. Ölüm sırasını bekleyen çocuklar merhamet ve vicdanları kavuruyor. Sabaha çıkar mıyım diye düşünen mağdur ve savunmasız insanlar hepimizin ciğerini dağlıyor. Pakistan ile Afganistan arasındaki savaştan sonra ABD’nin İran’a beklenen saldırısı maşa devlet, haydut devlet, barbar devlet, terör devleti İsrail tarafından yapıldı." "Askeri operasyonların haksız olduğunu değerlendiriyorum" ABD-İsrail ortak yapımı saldırılara yönelik İran’ın misillemesinin farklı ülkelerdeki ABD üslerini hedef aldığını belirten Bahçeli, "Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi, Kuveyt, Bahreyn ve kısmen de Katar ateşin içinde kaldı. İran’la yürütülen müzakerelerin sonucu beklenmeden ABD-İsrail eşgüdümünde icra edilen askeri operasyonların haksız, hukuksuz ve yaygın tehditlere açık olduğunu değerlendiriyorum. Ortalık kan revan içindedir. Zincirleme savaşlar derhal durmalı, aklı selim öne çıkmalıdır. Barış varken savaşmak bölgesel ve küresel sistemi dinamitlemek demektir" diye konuştu. "Savaş değil barış hakim olmalıdır" Coğrafyada savaşın değil barışın hakim olması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Uyarıyorum; Tahran’ın, İsfahan’ın, Kum’un ve Kerec’in vurulması; sonuç olarak cevabi mahiyette karşılıkların verilmesi küresel bir savaşa doğru hızla dönüşebilecektir. Savaş değil barış hakim olmalıdır. Mübarek Ramazan ayında İslam beldelerinin karanlığa gömülmesi kabul edilemez bir durumdur. Merhameti kalmamış, empati duymayan, kendi çıkarlarına odaklanmış, masumları hedefine almış, öldürmeyi, yakmayı, yıkmayı, kırmayı olağan hale getirmiş sözde gelişmiş ülkeler ve bunların taşeronları inanıyorum ki iki cihanda da hesap vereceklerdir. İsrail Savunma Bakanı’nın, ‘önleyici saldırı’ başlattıklarını iddia etmesi, ABD Başkanı’nın ‘İran’a yönelik büyük bir operasyon başlattık’ açıklaması aynı aklın ürünü, aynı amacın üretimidir" dedi. "Türkiye’mizin barışçıl çağrıları milli güvenliğimizin muhafazası için her tedbirin alınmasıdır" Bahçeli, "Burada esas olarak Türkiye’mizin sağduyu ve soğukkanlı hareket ederek barışçıl çağrıları ısrarla taraflarla paylaşması, milli güvenliğimizin muhafazası için her tedbirin alınmasıdır. Ramazan ayının mehabet ve muhabbetini tahrip edenler insanlıktan nasibini almayan kirli odaklardır. Sizler sabırla, akılla, imanla, vatan ve millet sevgisinin coşkusuyla duruşunuzu koruyacaksınız. Üzerinde dumanların tüttüğü dünyada Türk milletinin ve Türkiye’mizin ümit şadırvanı olmayı sürdüreceksiniz" ifadelerini kullandı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay: "Birden fazla yangın uçağı kiralamaya hazırız"
17 Şubat 2026 Salı - 18:27 İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay: "Birden fazla yangın uçağı kiralamaya hazırız" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Kıyı Ege Belediyeler Birliği Kent Söyleşileri Programı’nda afetlere dirençli kent hedefiyle yapılan çalışmalara değindi. İzmir’de arazi tipi yangın söndürme araçlarını yakında teslim alacaklarını, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak birden fazla yangın uçağı kiralamaya da hazır olduklarını belirten Başkan Tugay, "Başka şeylerden feragat eder, kaynak ayırırız ama bunun için izin verilmesi lazım" dedi. Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde Kıyı Ege Belediyeler Birliği Kent Söyleşileri Programı düzenlendi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, ilçe belediye başkanlarının da katıldığı programda farklı il ve ilçe belediyeleri ile çeşitli sivil toplum kuruluşlarının arama kurtarma ekiplerine ait stantlar kuruldu. Başkan Tugay, stantları tek tek ziyaret ederek, arama kurtarma ekipmanları ve bu konuda yapılan çalışmalara ilişkin fikir alışverişinde bulundu. Program, ilçe belediye başkanları, akademisyenler, AKUT kurucusu Nasuh Mahruki ve gazeteci İsmail Küçükkaya’nın sunumlarıyla devam etti. Türkiye’de örnek model Programın açılış konuşmasını yapan Başkan Tugay, "İlk defa İzmir’de arazi tipi yangın söndürme araçlarını yakında teslim alıyoruz. Kendimiz kırsal alanda, yamaçlarda, ormanlık alanlardaki yangınlara müdahale edebilir hale geleceğiz. Genelde aşırı sıcak, kuru ve rüzgarlı havada elektrik hatlarından çıkan ve yayılan yangınların söndürülmesi ancak havadan müdahale ile mümkün. Yangının yayılmaması için de ormanlık alanlarda yangına dirençli ağaç plantasyonuna ihtiyaç var. Bunlar maalesef yetkimiz dışında. Eğer izin verilme ihtimali varsa İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak birden fazla yangın uçağı kiralamaya, yangınlarda bunları kullandırmaya hazırız. Nasıl Orman Bakanlığı kiralıyorsa biz de kiralayabiliriz. İzmir için bunu yaparız. Başka şeylerden feragat eder, kaynak ayırırız ama bunun için izin verilmesi lazım" diye konuştu. Köylere yangın tankeri dağıttıklarını söyleyen Tugay, "Vatandaşlarımız yakınlarında çıkan yangına erken müdahale ediyorlar ve pek çok yangını söndürüyorlar" dedi. "Depremler oluyor" Başkan Tugay, 30 Ekim’de İzmir’de yıkımlara neden olan depremi ve 6 Şubat depremini hatırlatarak "Acı deneyimleri olan bir ülkeyiz. Hem İzmir hem de Türkiye’nin büyük kısmı hareketli yer tabakasını üzerinde. Bunu ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım’ diyen herkes bilmeli. Deprem gerçeği ile birlikte yaşayan bir ülke olarak her şeyi buna göre düzenlememiz lazım" ifadelerini kullandı. Deprem master planı ve mikrobölgeleme çalışmaları devam ediyor Başkan Tugay, en öncelikli görevin riskli alanları, binaları saptamak olduğunu belirterek, "Biz şehrimizi afetler açısından dirençli, risklerin azaltıldığı, mümkünse tamamen ortadan kaldırıldığı bir kent haline getirmek için yoğun çaba gösteriyoruz" dedi. Deprem master planı çalışmaları hakkında da bilgi veren Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü: "İzmir’in bir proje kapsamında hazırlanmış sınırlı bir deprem master planı vardı ama şu anda iki üniversitemizle, dış paydaşlarla yoğun şekilde yeni bir plan yapıyoruz. Depremle ilgili riskleri ortaya koyacağımız ve deprem anında, sonrasında yapılacak her şeyi anlatacağımız bir plan çalışması bu. Öte yandan İzmir’de hem yapı stoku çalışmalarına, hem zemini incelediğimiz mikrobölgeleme çalışmasına devam ediyoruz." "İzmir’in tamamında mikrobölgeleme çalışmasını yapmayı planlıyoruz" Bornova’da mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlandığını dile getiren Başkan Tugay, "Şu anda Karşıyaka’da da mikrobölgeleme çalışması büyük ölçüde tamamlandı. Arkasından Bayraklı ve Konak’ta yapılacak ve diğer ilçelerde tamamlanacak. İzmir’in tamamında bu çalışmayı yapmayı planlıyoruz. Risk saptamaya yönelik bina tarama çalışması da aynı şekilde kent geneline yayılacak. Bornova ve Bayraklı’da tamamlandı, Karşıyaka’daki tarama devam ediyor" diye konuştu. "Toplumun bu talebi yüksek sesle dile getirmesine ihtiyacımız var" Riskli binaların dönüştürülmesi gerektiğinden söz eden Tugay, "Bunu hangi kaynakla yapacağız? Tüm vatandaşlardan vergi toplayan devlet buna kaynak ayırabilir mi? Dünya Bankası gibi kaynak ayırmaya hazır bazı kurumların kredilerini kullanırken ayrımcılık yapmama şansı var mıdır? Kentsel dönüşüm konusunda inanın çok çalışıyoruz. Bir noktaya geldiğimizde kaynak ihtiyacı olduğu ortaya çıkıyor. Kaynağı kendi imkanlarımızla sağlamaya çalışıyoruz, çalışırız ama sınırlı olacağı kesin. Toplumun bu talebi yüksek sesle dile getirmesine ihtiyacımız var. Bu haksızlığa kesinlikle ‘evet’ dememesine ihtiyacımız var. Deprem master planını sene sonuna kadar tamamlayacağımızı tekrar söylüyorum" dedi. "Türkiye’nin problemi" Şehirlerin altyapısının ani ve yoğun yağışlara hazırlıklı olmadığını da dile getiren Başkan Tugay, "Bu Türkiye’nin problemi. Türkiye’nin tamamında bu ölçüde yağışlara hazırlıklı altyapı oluşmamış. Pek çok noktada dere taşkınlarından kaynaklı su baskınları var. Dereler kapatılmış, görmezden gelinmiş ya da dar geçişli, kapalı dereler haline getirilmiş. Bazılarının yolları değiştirilmiş. Aşırı yağışta bu taşkınlar bu nedenle oluyor. ‘İklim krizi var’ diyorsanız aşırı yağışların her zaman olacağını unutmayalım. Dere yatağını da, şehrin altyapısını da ona göre yapacağız. Bazı yerleri yıkmamız, bazı binaları ortadan kaldırmamız, her şeyi olması gereken şekle getirmemiz gerekiyor. Bunu yapmazsak önümüzdeki yıllarda yeni problemler yaşayacağımız çok açık" diye konuştu. "Merkezi yönetim ve yerel yönetim iş birliğinin önemi çok büyük" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras da afetlerin günümüz dünyasının en büyük tehdidi olduğunu belirterek, "Afetler hayatın gerçeği. İklim değişikliğinin negatif etkilerini en çok hissettiğimiz yer Batı Anadolu kıyıları. Kuraklıkla, orman yangınlarıyla, zamansız ve yoğun yağışlarla oluşan su ve sel baskınlarıyla, depremlerle iç içe yaşıyoruz. Yerel yönetimlerin bu konuda kesinlikle aktif çalışması ve rol alması gerek. Merkezi yönetim ve yerel yönetim iş birliğinin önemi çok büyük. Siyasi ayrım gözetilmeden afete hazırlık durumlarında iş birliği ve koordinasyonun tesis edilmesi elzem. Depremde, selde, orman yangınlarında, kuraklıkta, gıda krizinde, su krizinde hiçbirimiz sorumluluktan kaçamayız. Bugünden hazırlanmak zorundayız. Depremlerden etkilenen en kırılgan grup engelliler, yaşlılar, kadınlar ve çocuklar. Oradaki eşitsizlikleri ortadan kaldırmalıyız. Buna toplamda ‘dirençli kent’ diyoruz. Dirençli kent derken de dirençli altyapı, dirençli kurum kapasitesi, afetlere dirençli belediyeyi söylüyoruz. Birlik olarak koordinasyonu sağlamak için çalışıyoruz" diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli ve Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki afetlere dirençli kentlere ilişkin sunum yaptı.
Tokatlı Ramazan pidesini ucuza yiyecek
17 Şubat 2026 Salı - 16:15 Tokatlı Ramazan pidesini ucuza yiyecek Tokat Belediyesi Ramazan ayında 350 gram yumurtalı susamlı pidesini 20 TL’den ve 250 gram ekmeği 7,5 TL’den Halk Ekmek büfelerinde satışa sunarak vatandaşlara uygun fiyatlı ve hijyenik ürün ulaştıracak. Tokat Belediyesi, Ramazan ayının bereketini ve paylaşma ruhunu sofralara taşımaya hazırlanıyor. Tokat Belediyesi Halk Ekmek tarafından üretilecek olan Ramazan pideleri ve günlük ekmekler, uygun fiyat politikasıyla vatandaşların hizmetine sunulacak. Üretken belediyecilik anlayışıyla hareket eden Tokat Belediyesi, sosyal belediyecilik uygulamalarını Ramazan ayında da güçlü şekilde sürdürüyor. Hem kaliteli hem de ekonomik ürünleri vatandaşla buluşturan Halk Ekmek büfeleri, bu yıl da iftar sofralarının vazgeçilmezi olacak. Bu kapsamda; 350 gram Yumurtalı Susamlı Ramazan Pidesi 20 TL, 250 gram Ekmek 7,5 TL olarak satışa sunulacak. Hijyenik şartlarda, gıda mühendislerinin kontrolünde üretilen pideler ve ekmekler, Tokat genelindeki Halk Ekmek satış büfelerinde vatandaşlara ulaştırılacak. Başkan Yazıcıoğlu: "Ramazan ayı; birliktir, berekettir, paylaşmaktır" Ramazan ayı dolayısıyla açıklamalarda bulunan Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu; "Ramazan; birliktir, berekettir, paylaşmaktır. Tokat Belediyesi olarak hemşerilerimizin sofralarına katkı sunmak, bu mübarek ayın huzurunu ve bereketini hep birlikte yaşamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Üretken belediyecilik anlayışımızla kaliteli ve uygun fiyatlı pidemizi ve ekmeğimizi vatandaşlarımızla buluşturuyoruz. Tokat’ımızda hiçbir sofranın eksik kalmaması için gayret etmeye devam edeceğiz" dedi.
Balıkesir’de Muhtarlık Koordinasyon birimi hayata geçirildi
17 Şubat 2026 Salı - 15:55 Balıkesir’de Muhtarlık Koordinasyon birimi hayata geçirildi Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Balıkesir’in her mahallesinden muhtarlarla tek tek ilgilenebilmek ve sorunlarına çözüm bulabilmek adına Muhtarlık Koordinasyon Birimini hayata geçirdi. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın "Adım atılmadık tek bir mahalle dahi bırakmayacağız" görüşünden yola çıkarak oluşturulan birimde çözüm üretilmedik herhangi bir sorun kalmayacak. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Ek Hizmet Binası’ndaki Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı’nın yanı sıra Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Ana Binanın giriş katında Muhtarlık Koordinasyon Birimi’ni hayata geçirdi. Başkan Ahmet Akın’ın isteği üzerine bütün ilçelerdeki mahalle muhtarlarının sorunlarına daha hızlı çözüm üretebilmek adına hayata geçirilen Muhtarlık Koordinasyon Birimi, hafta içi her gün mesai saatleri içinde faaliyette olacak. Geçtiğimiz günlerde hayata geçirilen Muhtarlık Koordinasyon Birimi, muhtarlar aracılığıyla vatandaşın sorunlarına en hızlı şekilde çözüm bulabilmek için Başkan Akın tarafından hayata geçirildi. Vatandaşların isteklerine anında çözüm bulabilmek, geri dönüş sağlayabilmek adına kurulan Muhtarlık Koordinasyon Birimi şimdiden yoğun ilgi görmeye başladı. Hafta içi her gün mesai saatlerinde faaliyet gösterecek olan birim, muhtarlar aracılığıyla mahallelerde çözülmedik sorun bırakmayacak.
HİZMET-İŞ Sendikası Diyarbakır il temsilciliğine yeni atama
17 Şubat 2026 Salı - 15:42 HİZMET-İŞ Sendikası Diyarbakır il temsilciliğine yeni atama HİZMET-İŞ Sendikası Diyarbakır il temsilciliğine Ahmet Dinç atandı. Sendikanın Diyarbakır il binasında yapılan programa HİZMET-İŞ Sendikası Genel Sekreter Yardımcısı Zekeriya Koca da katıldı. Diyarbakır HİZMET-İŞ Sendikası il temsilciliğine Ahmet Dinç atandı. HİZMET-İŞ binasında yapılan törene HİZMET-İŞ Sendikası Genel Sekreter Yardımcısı Zekeriya Koca, HAK-İŞ Konfederasyonu Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Aküzüm, ÖZ GÜVEN-SEN İl Temsilcisi Hidayet Meşe ve HİZMET-İŞ Sendikası İl Temsilcisi Ahmet Dinç katıldı. Koca, burada yaptığı konuşmada, Türk sendikal hareketin duayenlerinden, emeğin evrensel gücü HAK-İŞ’in ve Türkiye’nin en büyük işçi sendikası HİZMET-İŞ’in Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın sevgi ve muhabbetlerini getirdiklerini söyledi. Koca, "HİZMET-İŞ Sendikası, HAK-İŞ Konfederasyonu ve HAK-İŞ’e bağlı sendikalar olarak bölgede, barış ve kardeşliğin tesis edilmesini, kan ve gözyaşının bitmesini istiyoruz. Bunun yanında bir şeyi daha istiyoruz. Yerel yönetimlerden haksız ve hukuksuz bir şekilde baskı ve dayatmalarla işten çıkarılan üyelerimizin işlerine iade edilmesini, kazanılmış haklarının tamamen ödenmesini bekliyoruz" dedi. Büyükşehir Belediyesi önünde kurulan eylem çadırında bugün itibarıyla, 599 gündür eylem yaptıklarını aktaran Koca, şu ifadeleri kullandı: "Sizlerin de çok yakından şahit olduğunuz gibi, 31 Mart 2024 yılı yerel seçimlerin arkasından Diyarbakır Büyükşehir ve ilçelerinde belediyeler siyasi olarak el değiştirdi. Hemen akabinde maalesef, HİZMET-İŞ Sendikamızın yetkili olduğu belediyelerdeki üyelerimiz, baskıyla zorla istifa ettirerek başka sendikalara geçmeye zorlandılar. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin hemen ardından Diyarbakır ve ilçe belediyelerinde bugün itibarıyla bin 31 arkadaşımız baskı ve zorla işten çıkarılmıştır. Bin 558 üyemiz sendikamızdan istifaya zorlanmış ve istifa ettirilmiştir. Yapılan baskılar karşısında üyelerimizin haklarını korumak için mücadele başlattık. 27 Haziran 2024 tarihinde Bağlar Belediyesi önüne direniş çadırımızı kurduk. Sur Belediyesi önünde ve devamında, Büyükşehir Belediyesi önünde kurduğumuz eylem çadırında bugün itibarıyla, 599 gündür eylem yapıyoruz. HAK-İŞ’in Diyarbakır İl Başkanlığını yürütmüş olan, sizlerin tanıdığı, bildiği ve güvendiği bir kardeşiniz, bugünden itibaren vira bismillah diyerek, sendikal mücadeleye devam edecektir. HİZMET-İŞ Sendikamızın Yönetim Kurulu Kararı ile Diyarbakır temsilcisi olarak Ahmet Dinç kardeşimizi görevlendirdik. HAK-İŞ’i bilen, HİZMET-İŞ’e gönül veren, sendikacılığı bilen, Diyarbakır ve bu bölgenin iyi bildiği ve sevdiği Ahmet Dinç kardeşimize, yeni görevinin hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. HİZMET-İŞ ve HAK-İŞ’in yanında olduğunu buradan ilan ediyorum. HAK-İŞ ve HİZMET-İŞ olarak, sendikal mücadelemizin merkezine, samimiyet, gayret ve vefayı koyduk." HAK-İŞ Konfederasyonu Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Aküzüm de Ahmet Dinç’e yeni görevinde başarılar diledi ve HAK-İŞ ile birlikte tüm bağlı sendikalara hizmet etmeye devam edeceklerini söyledi. Ahmet Dinç ise hep beraber mücadeleye devam edeceklerini aktardı. Konuşmaların ardından Zekeriya Koca, Ahmet Dinç’e çiçek takdiminde bulunup yeni görevinde başarılar diledi.
DEM Parti Grup toplantısı
17 Şubat 2026 Salı - 15:17 DEM Parti Grup toplantısı DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Biz artık palyatif değil, kalıcı çözümlere odaklanmalıyız. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek somut ve kalıcı adımları hayata geçirmeliyiz" dedi. Bakırhan partisinin grup toplantısında konuştu. Bakırhan, Orta Doğu 27 yıl önce bir kez daha kaosun merkezi haline getirilmek istendiğini söyleyerek, "Afganistan’dan Irak’a, oradan Libya’ya ve tüm Orta Doğu’ya uzanan kaos planının ilk adımlarından biri, Öcalan’a yapılan 15 Şubat uluslararası komplosuydu. 15 Şubat, bugün bile devlet aklı ve Türkiye siyaseti tarafından çözümlenmeyi bekleyen büyük bir komplodur. Bugüne kadar kaybedilen tam 27 yıl var. Sadece Kürtler değil, Türkler de kaybetti. Sonuç olarak Türkiye kaybetti. Oysa 27 yıldır İmralı Adası’nda bir çözüm iradesi var. Bu irade, 15 Şubat komplosunu 27 Şubat çağrısıyla boşa çıkarmıştır. Bu komplocu akıl, Rojava’ya saldırılarla devam ettirilmek istendi. Öcalan, bu sürece müdahale ederek Arap-Kürt savaşının önüne geçti ve 2. uluslararası komployu da boşa çıkardı. Şimdi biz de soruyoruz: 22 Ekim’de kendisine barış çağrısı yapıldı mı? Yapıldı. 27 Şubat çağrısıyla 52 yıllık çatışmalı ortamı tek seferde bitirdi mi? Bitirdi. Milyonlarca insan "siyasi irademdir" diyor mu? Diyor. Fikirleri sadece Kürtler tarafından değil; fikirleri tüm dünya tarafından yakından takip ediliyor mu? Ediliyor. Bu bir yılda Öcalan, süreci şiddet ve ayrışma zemininden demokratik siyaset ve toplumsal zemine geçirmiştir. Bu müzakere yeteneği ve gücü inkâr edilemez. Daha açık soralım: Öcalan daima çözüm merciiyken neden bilinçli bir biçimde sanki sorunun kaynağıymış gibi gösterilmeye çalışılıyor? Tarihin tanıklığı, onun çözüm adresi olduğunu gösteriyor. O zaman herkes tutarlı davranmalı, gereken ciddiyeti göstermeli ve rolünü oynaması önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Bu netlik hem sürecin başarısı hem de toplumsal huzur için vazgeçilmezdir. Kalıcı ve sürdürülebilir bir barış için Öcalan’ın statüsü ve çalışma şartları fiilî değil, resmî ve yasal bir düzenlemeyle belirlenmeli, güvence altına alınmalıdır. Çünkü fiilî düzenlemeler geçicidir, değişkendir ve her an geri alınabilir. Adı konulmamış, resmî zemini olmayan hiçbir düzenleme kalıcı barış için yeterli temel oluşturamaz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Liderler Zirvesi yapması teklifinde bulunan Bakırhan, "Dün heyetimiz İmralı’da Öcalan ile görüşme gerçekleştirdi. Öcalan, "Süreçte demokratik entegrasyon aşamasına geçiyoruz" diyerek çok tarihi bir tespitte bulunmuş. Diyor ki Öcalan: "Günü değil tarihi kurtarmaktan söz ediyoruz, bu da Kürtsüz olmaz". Biz de tam olarak bundan bahsediyoruz. Mesele bugün değil; tarihi kurtarmak, geleceği doğru temeller üzerine kurmaktır. Şimdi çok önemli bir çağrı yapmak istiyorum. 100 yıllık bir meseleyi tartışırken, bütün siyasi parti liderlerini bir zirvede beraber olmaya çağırıyoruz. Artık ayrımızı, gayrımızı bir tarafa bırakalım. Türkiye’nin iyiliği ve barışı için siyasi liderler olarak bir araya gelelim, çözümü konuşalım. Bu sebeple buradan açık bir çağrı yapıyoruz: Kürt meselesi başta olmak üzere Türkiye’nin temel ve köklü sorunlarını çözmek için Cumhurbaşkanı’nın ev sahipliğinde "Liderler Zirvesi" toplanmalıdır. Artık Kürt meselesinin çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi ertelenemez; önüne başka gündemler konamaz, gündelik siyasetin malzemesi yapılamaz"şeklinde konuştu. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor yazım sürecine değinen Bakırhan, "TBMM’de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu gerek yaptığı dinlemeler gerekse de İmralı Adası’nda Öcalan’la görüşme gerçekleştirmesiyle önemli çalışmalar yapmıştır. Komisyonun önünde şimdi çok önemli bir görev var. Somut bir yol haritası ve belirgin bir siyasi takvimi olan raporunu hazırlayıp Meclis’e sunmasının zamanı geldi. Süreç, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde oluşturulacak komisyonun çalışmaları ve Türkiye’nin temel toplumsal gerçekleri çerçevesinde ele alınmalıdır. Bu rapor, yeni tariflerle uğraşmamalı; sürecin gerekliliklerine odaklanmalıdır. Rapor tarihi korkulara, tabulara sıkıştırılmamalı; yeni bir perspektif içermelidir. Tarihi işler, yeni bir siyasi dille yapılır. Eski dille yeni Türkiye raporu çıkarılamaz. Eski zihniyetle Demokratik Türkiye inşa edilemez. Çok açık söyleyelim: Kırk yıldır bize vura vura söyletemediklerini, bugün bize gül atarak söyletemezler. Bu rapor Kürt meselesini terör parantezine almamalıdır. Meclis raporu ve buna dayalı olası düzenlemeler, meseleyi asimilasyon mantığıyla ele alır ve terör parantezine sıkıştırırsa demokratik çözüm yara alır. Sürecin istikameti, komisyon raporu ve çerçeve yasa temelinde kalıcı veya geçici çözüm yaklaşımlarıyla belirlenecektir. Biz artık palyatif değil, kalıcı çözümlere odaklanmalıyız. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek somut ve kalıcı adımları hayata geçirmeliyiz" dedi.
Bakan Kurum: "Biz lafla değil, eserle konuşuyoruz"
17 Şubat 2026 Salı - 15:07 Bakan Kurum: "Biz lafla değil, eserle konuşuyoruz" KONYA (İHA) – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Konya’da kura çekim töreninde yaptığı konuşmada lafla değil, eserle konuştuklarını belirterek, "Biz tartışmayla değil, projelerimizle yol alıyoruz. Dün nasıl milletimizin yanında olduysak, bugün de oradayız. Şehirlerimizi güvenli hale getirmekten, milletimizin refahını artırmaktan bir adım geri atmayacağız" dedi. Bakan Kurum, Konya’da "Ev sahibi Türkiye" projesi kapsamında inşa edilecek 15 bin 200 konut ve Konya Motorlu Küçük Sanayi Sitesi 3. Etap 568 Dükkan Kura Çekim Töreni’ne katıldı. Tören Selçuklu Kongre Merkezi’nde İstiklal Marşı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajının okunmasıyla başladı. Programda konuşan Bakan Murat Kurum, Konya’ya yeni eserler vermek için canla başla mücadele etmeye devam ettiklerini söyledi. "Konya’daki kira fiyatları hızla düşecek, konut satış fiyatları olabilecek en aşağı seviyeye inecek" Ev Sahibi Türkiye projesi kapsamında Konya’ya kazandırılacak 15 bin 200 yeni yuvanın kuralarını çekeceklerini belirten Kurum, "Akşehir’den Ereğli’ye, Seydişehir’den Karapınar’a kadar Konya’mızın her ilçesine toplam 15 bin 200 konut kazandırıyoruz. Kuracağımız mahalle konaklarıyla mahalle kültürünü yeniden canlandırıyoruz. Bu yuvalar tamamlandığında, sizler o yuvalara girdiğinizde; Konya’daki kira fiyatları hızla düşecek, konut satış fiyatları olabilecek en aşağı seviyeye inecek. Ve tecrübeyle biliyorum ki; Konya’da yeni bir yuvaya dair umudu olmayan tek bir hemşehrim kalmayacak. Tabii biz; bir yandan konutlarımızı yapıyor bir yandan o evlere girecek rızkın kazanılacağı iş yerleri inşa ediyoruz. 2019 yılında, Konya’mızda esnafımızla buluşmuş, dertleşmiş, geleceği konuşmuştuk. Eski Sanayi ve Karatay Sanayi’ne gitmiş, oradaki dükkanların durumunu dikkatle incelemiştik. Yeşil alanı olmayan, otoparkı olmayan, harap halde duran o siteleri Konya’mıza yakıştıramadık. Bulunduğu yerde trafiği sıkıştıran, çevre kirliliği barındıran o dükkanları kaldırıp yerine yeni sosyal alanlar, yeşil alanlar yapacağımıza, esnafımızı da yeni bir sanayi alanına taşıyacağımıza söz verdik. Elhamdülillah ahdimize sadık olduk. Ve işte Türkiye’de ilk kez ’Sıfır Atık’ konseptiyle tasarladığımız, otopark alanları, yeşil alanları, sosyal tesisleriyle Türkiye’nin en güzel, 2 bin 500 bağımsız bölümlü sanayi sitesini kurduk; bugün de 568 dükkanımızın kuralarını çekiyoruz. Esnafımız yeni dükkanlarına geçer geçmez de; Eski Sanayi bölgesinde hızlı şekilde yıkım ve temizleme çalışmalarına başlayacağız. Köhne yapıları ortadan kaldıracağız, bu alanı Konya’ya şanına, tarihine, doğasına yakışır bir görünüme kavuşturacağız. Hem eskiyi dönüştürüp hem de yeniyi tamamladığımızda; esnafımızın yüzünü güldürecek, Konya’nın üretim gücünü yeni bir safhaya taşıyacak, Konya’nın refah dolu geleceğine, bereket dolu istikbaline katkı sunacağız" dedi. "Biz tartışmayla değil, projelerimizle yol alıyoruz" Kurum, deprem bölgesinde 455 bin yuvayı teslim etmek için gece gündüz çalışırken, 500 bin sosyal konut seferberliğini başlatırken, birilerinin de tribünden konuşmayı tercih ettiğini söyledi. Bakan Kurum, "Onlar laf üretti, biz eser ürettik. Onlar algı operasyonları yaptı, biz şehirlerimizi kurduk. ’Bedava ev’ diye umut tacirliği yaptılar, tek bir çivi dahi çakmadılar. Yapılan her işi gölgelemeye çalıştılar. Bakın; İzmir Buca’da kanalizasyon için kazılan yollar aylarca onarılmıyor, mahalleli kendi imkanıyla parke taşı döşüyor. Yolunu yapamayan bir anlayış, çıkmış bize şehircilik dersi vermeye kalkıyor. Deprem bölgesinde de Özgür beyin büyük bir başarı gibi açıkladığı tablo ortada: 160 çöp konteyneri, 1 pikap, 2 minibüs, ne olduğunu onların da anlayamadığı bir cami temizleme aracı, bu vizyon, 455 bin konutu beğenmiyor. 200 bin işçinin alın terini, 2 yıldır verdiği emeği küçümsüyor. Günlerce ’Boş senet imzalatıyorlar, faizle ev verecekler’ diye yalan söyledi. Anlattık, anlattık; ısrarla yalanına devam etti. Cumhurbaşkanımız açıkladı, 11 ilimizde tüm afet konutları faizsiz, sabit fiyatla ödenecek. 18 yıl boyunca taksit, sabit 8 bin 750 lira olacak. Zaten ödemeler de 2 yıl sonra başlayacak. Yani 24 yıldır ne yaptıysak aynısını yaptık. Sen de yapsaydın. O kadar belediyen vardı, bir işin ucundan tutsaydın. Bak Konya laf üretmedi; yük aldı. Sadece Konya Büyükşehir Belediyemiz konteyner kentler kurdu, içme suyu hattı döşedi, binlerce metre kanalizasyon altyapısı yaptı. Habib-i Neccar Camii’nin restorasyonunu üstlendi. Gidin Hatay’a bir bakın. Bir Habib-i Neccar Camii’ne bakın, bir de CHP’nin yapımını üstlendiği Ulu Camii’ne. Konya Büyükşehir, Habibi Neccar’ın restorasyonunu yapmış bitirmiş, ibadete açmış. CHP’li Bursa Büyükşehir’in sorumluluğundaki Ulu Cami daha temelde. AK Parti ile CHP arasındaki fark budur. Onlar temelini bile atamadan biz anahtarları veririz; onlar çöp konteyneri sayarken, biz teslim ettiğimiz o yuvaya girer, o çayı içer, o duayı alırız. Eğer bu deprem CHP iktidarında olsaydı 11 ilimiz şu anda Ulu Camii gibi enkaz halindeydi. Onun için Özgür bey bize laf söyleyeceğine şapkasını önüne alacak bir düşünecek. Yapılanları karalayacağına, anahtarını alıp evine kavuşan vatandaşımızın mutluluğuna ortak olacak. Biz lafla değil, eserle konuşuyoruz. Biz tartışmayla değil, projelerimizle yol alıyoruz. Dün nasıl milletimizin yanında olduysak, bugün de oradayız. Şehirlerimizi güvenli hale getirmekten, milletimizin refahını artırmaktan bir adım geri atmayacağız" şeklinde konuştu. Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Levent Sungur ise, "Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde, Bakanımızın koordinasyonunda; 2019 yılında 50 bin, 2020 yılında 100 bin ve 2022 yılında 250 bin konut projeleri başlatılmış, yüz binlerce dar gelirli vatandaşımız güvenli ve nitelikli konutlara kavuşmuştur. Bu kapsamda Konya’mıza; 36 bin 714 konut, 212 tarım köy konutu, 3 bin 585 dükkan, 280 iş yeri, 33 cami ile eğitim ve sağlık başta olmak üzere pek çok eser kazandırılmış, güncel rakamla toplam 165 milyar liralık yatırım yapılmıştır" ifadelerini kullandı. "Tüm Konyalı hemşehrilerimize hayırlı uğurlu olsun" AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen de, "Bugün; her daim milletimizin yanında olan, 81 ilimizin tamamında milletimize yardım elini uzatan, derdiyle dertlenen, nerede bir afet varsa vakit kaybetmeden oraya koşan, deprem bölgesinde adeta bir şehircilik destanı yazan Bakanımız Murat Kurum’un teşrifleriyle çok özel bir ana şahitlik ediyoruz. Hep birlikte Yüzyılın Konut Projesiyle 81 ilimizin tamamında inşa edilecek 500 bin sosyal konut kapsamında Konya’mızdaki hak sahiplerini belirliyoruz. Ev Sahibi Türkiye sloganıyla 15 bin 200 konutumuzun kura çekimini gerçekleştiriyoruz. Şimdiden hak sahibi olacak tüm Konyalı hemşerilerimize hayırlı uğurlu olsun diyorum" dedi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da, "500 bin konut projesinin Konya etabında gerçekleştirilecek kura çekimi; şehrimiz adına çok kıymetli bir adımdır. Bu proje kapsamında inşa edilecek 15 bin 200 konut, aile sıcaklığının çatısı olacaktır. Ailelerimiz heyecanla bu anı bekliyor. Yeni Sanayi Sitemizin ilk etabının kura çekimi de esnaflarımızı mutlu edecek, yüzlerini güldürecek çok önemli bir gelişmedir. Bildiğiniz gibi, Eski Sanayi Sitesi ve Karatay Sanayi Sitesi, yıllar içinde artan ihtiyaçlar, değişen şehirleşme şartları ve yoğunluk sebebiyle artık hem esnafımızın faaliyetlerini hem de şehrimizin yoğunluğunu taşıyamayan bir noktaya gelmişti. Yaklaşık 1 milyon metrekarelik bölgede; sanayi ve ticaret alanları, yollar ve diğer kullanım alanlarıyla birlikte büyük bir dönüşüm ihtiyacı oluşmuştu. Bizler de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ve TOKİ ile işbirliği içinde bu konuda çok önemli bir dönüşüm başlattık. Bu dönüşümle, esnafımızın daha güvenli, daha verimli bir ortamda çalışmasını sağlamayı; aynı zamanda mevcut alanı da şehrimize yakışır şekilde planlamayı hedefledik. Yeni Sanayi Alanımız; Karatay ilçemizde yaklaşık 2 milyon 80 bin metrekarelik çok büyük bir planlama alanı üzerinde yükseldi. Bu alan; sadece dükkanların olduğu bir yer değil; camileri, resmi kurumları, sosyal tesisleri, eğitim ve spor alanları, otoparkları, ticaret birimleri ve güçlü altyapısıyla başlı başına bir şehir kompleksi olacak şekilde planlandı. Büyükşehir Belediyesi olarak olarak Yeni Sanayi Sitesi’nin olduğu bölgede sanayi için uzmanlaşmış bir itfaiye merkezi de inşa ettik. Hamdolsun 4 etap halinde ihale ettiğimiz Yeni Sanayi Sitesi Projesi’nde sona geldik. 568 dükkanın kura çekimini bugün gerçekleştirerek, bu sürecin ilk somut adımını atmış olacağız. 2 bin 690 dükkan ile 134 ticari alandan oluşan proje kapsamında, eski sanayi alanlarının taşınması sonrasında çevresel iyileştirme süreçlerini de başlatacağız. Süreçte emeği olan başta Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum olmak üzere, TOKİ Başkanımıza, esnaflarımıza ve emeği olan herkese gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından kura çekimi gerçekleştirildi. Programa; Bakan Murat Kurum, AK Parti Konya Milletvekilleri, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Personel Genel Müdürü Halil Erdoğan, TOKİ Başkanı Levent Sungur, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, protokol mensupları ve vatandaşlar katıldı.
Başkan Balaban esnafın sorunlarına çözüm üretmek için sahada
17 Şubat 2026 Salı - 13:59 Başkan Balaban esnafın sorunlarına çözüm üretmek için sahada Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Uncubozköy Kampüsü çevresindeki esnafı ziyaret ederek talep ve sorunları yerinde dinledi. Her zaman esnafın yanında olduklarını kaydeden Başkan Balaban, "Çözüm için çalışıyoruz" dedi. Semih Balaban, esnaf ve mahalle ziyaretlerini aralıksız sürdürüyor. Başkan Balaban, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Uncubozköy Kampüsü çevresinde faaliyet gösteren esnafı ziyaret ederek talep ve önerileri dinledi. Yunusemre Belediyesi Özel Kalem Müdürü Seyit Ali Özmen’in de eşlik ettiği programda iş yerlerini tek tek gezen Başkan Balaban, esnafla sohbet ederek bölgedeki sorunları yerinde tespit etti. Esnafın şehir ekonomisinin temel taşlarından biri olduğunu vurgulayan Başkan Balaban, "Seçildiğimiz günden beri halkımız ile iç içeyiz. Vatandaşlarımız ile buluşmayı sürdürüyoruz. Esnafımızın karşılaştığı sorunları yerinde görüyoruz. Belediye olarak çözüm odaklı bir anlayışla sorunların çözülmesi amacıyla çalışıyoruz. Yunusemre ilçesinde dayanışma ve ortak akıl ile çalışmalarda bulunacağız." ifadelerini kullandı. Ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getiren bölge esnafı ise Başkan Balaban’a teşekkür ederek, yapılan istişarelerin kendileri için önemli olduğunu belirtti. Yunusemre Belediyesi’nin saha ziyaretleri ve esnaf buluşmalarının önümüzdeki günlerde de devam edeceği öğrenildi.